{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/551 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1862<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03.11.2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/65 E. - 2021/233 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Faydalı Model ve Tasarıma Tecavüz Haksız Rek. Tazminat<br>BİRLEŞEN 2020/101 E.SAYILI DAVADA<br>DAVANIN KONUSU\t: Faydalı Model ve Tasarımın Hükümsüzlüğü<br>KARAR TARİHİ\t: 31.10.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 31.10.2024<br><br>İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 03.11.2021 tarih 2020/65 E. - 2021/233 K.<br> sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tASIL DAVA: Davacı vekili, davacının pvc ve alüminyum profiller için kapı ve pencere kolları ile bunların bağlantı aparatlarını ürettiğini, 2012/05916 tescil numaralı faydalı model ve 2017/01656 tescil numaralı tasarım sahibi olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının davacıya ait tescil konusu ürünler ile davalı tarafın satışını yaptığı ürünlerin iltibas içerisinde olduğunu, davalı tarafın satışını yaptığı ürünlerin birebir aynı olduğunu, davalının  haksız kazanç elde ettiğini, belirterek; davalının eylemlerinin davacının faydalı model ve tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, tecavüz ve rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, tespit edilen ürünlere el konulmasına,  imhasına, kararın ilanına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığında 5.000,00-TL maddi, 20.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, Bakırköy mahkemelerin yetkili olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, söz konusu faydalı modelin yenilik vasfı olmadığını, nihai kullanım niteliği bulunmadığını, davacının faydalı modeline konu ürünün çift yuvalı menteşe olduğunu, davalının çift yuvalı ve kulaklı menteşe üretmediği gibi ürettiği pimlerin de dıştan çakmalı olduğunu, davacının faydalı model belgesi aldığı ürünün tek farkının ürün kulakları olduğunu, her iki ürünün tek ortak özelliği menteşe olmaları olduğunu, uygulama deliklerinin konumları, gerek birbirleri ile bağlantı pimlerine yönelik uygulama yöntem ve yönleri, gerek tasarımları, gerek geometrik şekillerinin birbirinden bağımsız olduğunu, davalının ürününün, davacının dava konusu ürününden bağımsız, özgün olduğunu, davacı tarafın söz konusu tasarımın da yeni olmadığını,  tasarımın 1935 yılında Almanya'da kurulan PVC alüminyum aksesuarlarının öncülerinden olan ... isimli şirkete ait olup yıllardır kullanıldığını, söz konusu tasarım ayırt edicilikten yoksundur ve önemsiz ayrıntılar içerdiğini, davacının tasarımına konu ürün ile davalının ürünün birbirinden bağımsız olduğunu, teknik fonksiyonunun zorunlu kıldığı görünüm özellikleri dışında ortak bir özelliklerinin bulunmadığını, tazminat koşulların oluşmadığını, taleplerinin ayrıştırlması gerektiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tBİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili, davalı adına kayıtlı 2012/05916 no.lu faydalı model ve 2017/01656 no.lu tasarım tescilinin yeni olmadığı, faydalı modelin, yenilik araştırması bulunmayan dönemde alındığını, incelemesiz yöntemle yeni olmayan ürünü tescil ettirdiğini, davacının sınai hak belgelerinden haksız kazanç elde etmeye çalıştığı, dürüstlük kuralına aykırı olduğu, belirterek; 2012/05916 no.lu faydalı model ve 2017/01656 no.lu tasarım tescilinin ükümsüzlüğüne karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>\tCEVAP :  Davalı vekili, davalının sınai hak belgelerinin tescil sartlarına sahip olduğunu, davacı tarafın iddiasını herhangi bir delile dayandırmadığını, belirterek; belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı birleşen dosya davacısına ait  ürünü eşdeğer yol ile de dava konusu faydalı modelin kapsamında kalan bir ürün olmadığı, davalı birleşen dosya davacısına ait ürününün gerek aynen gerekse eşdeğer yol ile davacı birleşen dosya davalısına ait faydalı modelin kapsamında kalmadığı, davacı birleşen dosya davalısına ait  tasarım ile  davalı birleşen dosya davacısına ürünün görünüm özelliklerinin ayniyet derecesinde benzer olduğu, tasarımcının seçenek özgürlüğü göz önünde bulundurulduğunda fark olarak tespit edilen kademeli kısım bilgilenmiş kullanıcı özüyle tasarıma ayırt edicilik kazandırmadığı, davalı birleşen dosya davacısına ait ürünü davacıya ait tasarımın koruma kapsamında kaldığı, davalı birleşen dosya davacısı iddiasını faydalı modelin tarifnamesinde 2006/03849 no.lu faydalı modelden bahsedildiği ve tek farkın kulaklardan kaynaklanıdığı, bu farkın yenilik için yeterli olduğu,  2006 tarihli faydalı modelde kulaklar ve kulaklar üzerinde kulak delikleri unsurları yer almadığından dava konusu faydalı model ana istemindeki tüm özelliklerin 2006 tarihli faydalı modelde açıklanmadığı, dava konusu faydalı model ana istemi anılan belge karşısında yeni olduğu, ana istem yeni olduğu için bu isteme bağlı yazılmış bağımlı istemler de yeni olacağından dava konusu faydalı modelin tüm istemleri itibariyle 2006/03849 no.lu faydalı model <br>karşısında yeni olacağı, faydalı modele ilişkin hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı, ... adlı ürünün tasarımın yenilik özelliğini kırıdığını iddia etmiş ise de ... görseli ve dava konusu tasarım kıyaslandığında, bilgilenmiş kullanıcı gözü ile yapılan ayırt <br>edicilik değerlendirmesinde her iki modelin görünüm özellikleri ve genel izlenimleri arasında bariz derecede farklılıklar olduğu, genel izlenim itibariyle kıyaslanan <br>modellerin bilgilenmiş kullanıcı gözü ile bariz şekilde farklı modeller olduğu, davacı birleşen dosya davalısına ait tasarımların hükümsüzlük şartlarının bulunmadığı, davalı birleşen dosya davacısının tasarıma tecavüz  oluşturan eylemleri nedeni ile davacı birleşen dosya davalısının SMK.m.151/2-b uyarınca 12.816,15-TL yoksun kalınan kazancının olduğu, somut olayın koşulları ve sonuçları dikkate alınarak 7.500-TL manevi tazminatın takdir edilmesi gerektiği, belirtilerek; asıl davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın reddine, karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı asıl davada davalı birleşen davada davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ :Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili, asıl davada usulüne uygun şekilde arabuluculuğa başvurulmadığını, tazminat taleplerinin ayrıştırılmadığını, delillerin eksik toplandığını, bilirkişi raporuna itirazların karşılanmadığını, ıslah harcının eksik yatırıldığı, ihtiyati tedbire itirazların karşılanmadığını, tedbir kararının infazının hukuka aykırı olduğu, tedbirin kaldırılması gerektiğini, ılsaha dilekçesinde faydalı modele ilişkin bir talep bulunmadığından faydalı modele ilişkin tazminat taleplerinden feragat edildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, red edilen tazminat istemleri yönünden davalı lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, davalı aleyhine fazla vekalet ücretine hükmedildiğini, asıl davada tasarım yönünden teknik inceleme yapılmadığını, tasarıma konu ürünün sunulmadığını, yargılamaya konu tasarımların gerek açısal, gerek genişlik, gerek uzunluk, gerek gramaj, gerek tasarımsal yönleri ile birbirinden ttamamen birbirinden farklı olduğunu, raporda sadece TPK nezdinde yer alan ve sadece  görseller üzerinden değerlendirme yapıldığını, raporun hükme esas alınamayacağını, davaya konu tasarımlar arasındaki farkın bilgilenmiş kullanıcı yönünden değerlendirilmediğini, davacı ürününde montaj deliklerini kapatacak herhangi bir aparat bulunmamakla birlikte davalıya ait ürününde ise bu yönde kapak aparatı rapordaki tabir ile kademe bulunduğunu, bu husuun dahi ortalama bir tüketici yönünden de özellikle de dik açıdan bakıldığında da ciddi farklılıklar içermekte olduğunu, sadece görseller üzerinden, sektör bilirkişileri olmaksızın inceleme yapılamayacağını, davacının ürünü ile davalının ürününün benzer olmadığını, davalının tasarımının yenilik niteliği taşınmadığını,  davalının ürününün davacının sadece teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı görünüm özelliklerine sahip, yeni ve ayırt edici olmayan tasarımının koruma kapsamında kaldığının kabul edilemeyeceğini, hesap raporunda dava tarihine kadar hesap yapılması gerektiğini, birleşen davada ise  faydalı modelin hükümsüzlüğü açısından sadece faydalı modelin yeni olmadığına dair iddiaları  ispatlanamamış olduğundan bahisle eksik ve hatalı değerlendirme yapıldığını, hükümsüzlük davalarında resen araştırma yapılması gerektiğini, dava konusu faydalı modelin bağlantı birleştirme aparatında yenilik olarak incelemesiz şekilde tescil edildiğini, ürün yeni olarak kabul edilemeyeceği, yenilik unsurunun zamanda faydalı model korunması amacına uygun nitelikte bir küçük buluş vasfına sahip olmayı gerektidiğini,  davacı karşı davalının tasarımı yeni ve ayırt edici olmadığını, sektörel açıdan inceleme yapıldığında, karşı davalının tasarımının yeni olmadığı açıkça görüleceğini, davacının ürününün sektörde öncü şirketlerin dünyada tescil ettirmiş olduğu tasarımların ayırt edicilikten yoksun birebir kopyası olduğunu, faydalı model ve tasarım yönünden hükümsüzlük koşulların oluştuğunu, belirterek; kararın kaldırılması talep etmiştir.<br>\tAsıl davada davacı birleşen davada davalı vekili istinafa cevap dilekçesi ile istinaf başvurusunun reddini  talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE  :Dava, asıl dava faydalı model ve tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, tecavüz ve rekabetin durdurulması, önlenmesi ve maddi ile manevi tazminat birleşen davanın ise faydalı model ve tasarımın hüküsüzlüğü istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine,  karar verilmiştir.<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2. 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun geçici 1/2. maddesinde patentler ve faydalı modellerin hükümsüz kılınmasında başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümleri uygulanacağı düzenlenmiş olup hükümsüzlüğü istenen davalıya ait faydalı modellin tescil tarihi gözetildiğinde eldeki davada faydalı modelin hükümsüzlüğü yönünden 551 sayılı KHK hükümleri, diğer talepler yönünden ise 6769 sayılı SMK’nın geçici 1/1  ve SMK’nın 192. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan yeni SMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.<br>\t3.\tHukuk sistemimizde buluşlar, diğer bir ifade ile patent hakları, 551 sayılı KHK ( PatKHK ) gereğince patent veya faydalı model belgesi verilerek korunur. Öncelikle belirtilmelidir ki, 551 sayılı KHK'nin  154. Maddesi gereğince anılan KHK'nin 156. maddesi hükmüne göre yeni olan ve 10. madde anlamında sanayide uygulanabilen buluşlar faydalı model korumasından yararlanabilir ve faydalı model belgesinde patentten farklı olarak buluşun, buluş basamağını aşması da şart değildir. Açıklanan kapsamda verilen faydalı model belgesi, faydalı model hakkını kanıtlayan kamusal nitelikli bir belge olduğundan, 551 sayılı KHK’nin 164. maddesi gereğince patent sahibine tanınan koruma, faydalı model belgesi sahibine de aynen tanınır ve 166. maddesinde belirtildiği üzere faydalı model belgelerine ilişkin açık hüküm bulunmadığı ve faydalı model belgelerinin özelliği ile çelişmediği takdirde, patentler için öngörülen hükümler, faydalı model belgeleri için de uygulanır. (Yargıtay HGK'nun 21.03.2018 tarih ve 2017/11-94 E. - 2018/512 K. ) <br>\t4.\tKHK'nın 156. maddesine göre faydalı model belgesi başvurusuna konu olan buluş başvuru tarihinden önce, Türkiye içinde veya dünyada herkesin ulaşabileceği şekilde yazılı olarak veya bir başka yolla açıklanmış veya yöresel veya ülke çapında kullanılmış ise, yeni değildir. 156.maddede yeni olma kavramı, faydalı model belgesi başvurusuna konu olan buluş başvuru tarihinden önce, Türkiye içinde veya dünyada herkesin ulaşabileceği şekilde yazılı olarak veya bir başka yolla açıklanmamış veya yöresel veya ülke çapında kullanılmamış olma şeklinde tanımlanmıştır. 551 sayılı KHK'ya göre faydalı modelin tescil edilebilmesi için yeni ve sanayiye uygulanabilir olması gerekmekte olup faydalı model bu özellikleri taşımıyorsa hükümsüz kılınır. Burada aranan yenilik mutlak yeniliktir. Faydalı model için de geçerli olan aynı KHK'nın 83. maddesine göre patent başvurusu veya patentten doğan korumanın kapsamı istem veya istemler ile belirlenir. İstem veya istemler tarifname ve resimler esas alınarak yorumlanır. 551 sayılı KHK'nın 165/1-a maddesi uyarınca faydalı model belgesi konusunun, bu KHK'nın 154 üncü, 155 inci ve 156 ncı maddelerinde belirtilen, hükümlere aykırılığı ispat edilmişse hükümsüzlüğüne karar verilir.<br>\t5.\tFaydalı model hakkına tecavüz davaları ile hükümsüzlük istemine ilişkin davaların birlikte açılması durumunda yapılması gereken öncelikle faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü istemine ilişkin bir karar verilmesi gerekir. Faydalı Model Belgelerinin hükümsüzlüğü konusunda olaya uygulanacak mülga 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 165. maddesinde yer alan şeklindeki düzenleme ile aynı KHK'nın 142. maddesindeki  hükmüne atıfta bulunulmuştur. Buna göre, faydalı model başvurusunun kabul edilebilmesi için ortada teknik ilerleme anlamında buluş olması, söz konusu buluşun KHK’nın 156 ıncı maddesi anlamında yeni, KHK’nın 10. maddesi anlamında sanayiye uygulanabilir olması koşulu bulunmaktadır. Öte yandan bir buluş faydalı model belgesi verilerek korunmuş ise faydalı modelin yeni ve sanayiye uygulanabilir olmadığını ispat yükü bu iddiayı ileri süren tarafa aittir. KHK’nın 156. maddesi uyarınca, faydalı model belgesi başvurusuna konu olan buluş başvuru tarihinden önce, Türkiye içinde veya dünyada herkesin ulaşabileceği şekilde yazılı olarak veya bir başka yolla açıklanmış veya yöresel veya ülke çapında kullanılmış ise yeni olarak kabul edilemez. Yenilik incelemesinde, faydalı modele konu ürün itibariyle teknik ilerleme sağlanıp sağlanmadığına bakılması gerekir. Yine yenilik incelemesi yapılırken, patentlere özgü buluş incelemesi yapılamayacak bir başka anlatımla, buluş incelemesinde söz konusu olan problem / çözüm yöntemleri ile tekniğinde uzman kişinin kendisinin genel bilgisine göre böyle bir buluşu gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğine bakılamayıp faydalı model ile korunan küçük ve faydalı buluş niteliğindeki yenilikler olduğu gözetilecektir. Faydalı model belgesi ile sağlanan korumalar için patentler için zorunlu olan tekniğin bilinen durumunu aşma yani buluş basamağı koşulu da öngörülmediği dikkate alınıp, şayet küçük buluş ile herhangi bir üründe hayatı kolaylaştıran hız veya ucuzluk sağlayan her hangi bir teknik ilerleme bulunmakta ve daha önce o ürünle ilgili daha önce böyle bir kullanım şekli bulunmamakta ise o üründe sağlanan teknik ilerleme faydalı model belgesi verilerek korunabileceği dikkate alınarak KHK’nın165/1-b maddesinde yer alan düzenleme ile faydalı model başvuru belgesinde, başvuru belgesini inceleyen uzmanın ileri sürülen teknik soruna  başvuruya  konu  küçük  buluş  ile getirilen çözümün makul olduğuna ikna olmasını sağlayacak açıklıkta olması gerekmektedir.(Yargıtay 11. HD'nin 06.05.2024 tarih ve 2023/5917 E. - 2024/3596 K )<br>\t6.\t6769 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi gereğince somut olaya uygulanması gereken 551 sayılı KHK'nın 156. maddesinde faydalı model başvurusuna konu olan buluşun yenilik unsuru taşıması gerektiği açıklanmış olup, bilirkişiler bu madde kapsamında Türkiye içerisinde veya dünyada, herkesin ulaşabileceği şekilde yazılı veya başkaca bir yolla buluşun açıklanıp açıklanmadığını, yöresel veya ülke çapında kullanılmış olup olmadığını saptamakla görevlidirler. Bu şekilde bir araştırma neticesinde faydalı model belgesi başvurusuna konu buluşun yenilik unsuru olmadığını belirledikleri takdirde, somut dayanağı ile bu hususu  raporlarında belirtmelidirler. Mutlak yenilik unsuru, kamu düzeni ile ilgili olup, bu hususun araştırılıp saptanması için mahkemece bilirkişiye ayrıca görev verilmesi gerekmemektedir.(Yargıtay 11. HD'nin 03.06.2013 tarih ve  2012/8730 E. 2013/11541 K., 10.06.2024 tarih ve 2023/2586 E.- 2024/4875 K.)<br>\t7.\tEndüstriyel tasarım ise kavram olarak; bir ürün veya ürün parçasının görünümüdür. Korumanın kapsamı, ürünün görünüm özellikleriyle sınırlıdır. 554 Sayılı KHK’nin 6. (6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 56 ) vd. maddesi uyarınca, bir tasarımın tescil edilebilmesi için, tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik koşulu kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir. Tasarımın ayırt edicilik unsuru ise yeni olan bir tasarımı ortak özelliklerinin dışında ve bilgilenmiş kullanıcı gözüyle kıyaslanan diğer tasarımlardan farklı kılan ve böylece yeni olan bir tasarıma sağlanan hukuki korumanın da kapsamını belirleyen özelliktir. (Yargıtay 11. HDB'nın 05.03.2014 tarih ve  2013/11345 E - 2014/420 K.). <br>\t8. Aynı KHK'nın 43. (6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 56 ) vd gereğince yeni ve ayırt edici nitelikte olmaması, teknik fonksiyonun tasarım şekillendirmesi, tasarımın kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olması, tasarımın gerçek sahibinin başkası olması, sonradan kamuya açıklanmış olmakla birlikte, aynı veya benzer başka bir tasarımın başvuru (veya varsa rüçhan) tarihinin daha önce olması halerinde tasarımım hükümsüzlüğüne karar verilebilir. Tasarımın hükümsüzlüğü, istisnai haller dışında menfaati olan herkes tarafından istenebilir. Tasarımın hükümsüzlüğü davası, davanın açıldığı anda Tasarım Sicili'nde tasarım belgesi sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılır.<br>\t9.\tGerek mülga 554 sayılı KHK, gerekse 10.01.2017 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda, bir tasarım başvurusunun tescil edilebilmesi için; tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik ihtiva etmesi ve ayrıca önceki tasarım görsellerine göre ayrt edicilik özelliğinin bulunması koşulu getirilmiştir.  Küçük ayrıntılar yenilik incelemesinde dikkate alınmaz.<br>\t10.\tAyırt edicilik unsurunun tespitinde ise koruma talep edilen tasarımın bütününün önceki tasarımlara nazaran genel izlenim itibariyle farklı olduğu hissini uyandırması gerekir. Birden fazla tasarımın farklı unsurlarının birleştirilmesiyle elde edilen tasarımların ayırt edici olduğu söylenemez. Koruma telep edilen tasarım ürünün bütününe yönelik olabileceği gibi bir kısmına ilişkin de olabilir. Ürünün tamamı yönünden koruma talep edilmiş ise tasarımın tamamının tüm unsurları yönünden bilinen önceki tasarımlara nazaran ayırt edici nitelikte olması gerekir. Ayırt edicilik değerlendirmesinde markalardaki hedef tüketici kitlesinden farklı olarak “bilgilenmiş kullanıcı” kitlesinin görüşleri dikkate alınır. Bilgilenmiş kullanıcı o ürün grubunda uzman olan kişiler değil, ancak tasarıma konu ürünün kullanıcıları arasında bulunan ve genel kitleye nazaran ürünlerin dış görünüşüne değer veren yeteri kadar bilgi sahibi, titiz ve dikkatli kişilerdir. ( Yargıtay 11. HD'nin 08.03.2022 tarih ve  2020/7358 E . -  2022/1612 K. )<br>\t11.\t6769 sayılı SMK'nın 55.maddesi gereğince tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür. Tasarım tescili, sahibine üçüncü kişileri dışlayıcı mahiyette tekelci hak ve yetkiler sağlar. Bu kapsamda, SMK'nın 59. maddesi gereğince taklit tasarımlı ürünleri üretmek ve satmak eylemleri yanında, piyasaya sunmak ve icapta bulunmak eylemleri de tasarım hakkına tecavüz niteliğinde olup,  internet ortamında tasarıma tecavüz niteliğindeki malları satışa arz etmek ve ürünler üzerine fiyat koymak suretiyle icapta bulunması eylemlerinin de tecavüz niteliğinde olduğu kabul edilerek değerlendirme yapılmalıdır. ( Yargıyay 11. HD'nin 28.04.2021 tarih ve  2020/1211 E.  - 2021/4183 K.)<br>\t12.\t6769 sayılı SMK'nın 56/1. maddesi uyarınca tasarım, yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur. Aynı Kanun'un 56/6 ve 58/2. maddesi gereğince gerek ayırt edici niteliğin gerekse koruma kapsamının değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır. Bu nedenle, tasarım kıyaslamasında farklılıklardan çok ortak özelliklere ağırlık verilmesi ve bu tasarımların bilgilenmiş kullanıcı nezdinde yarattığı genel izlenimin dikkate alınması gereklidir.(Yargıtay 11. HD'nin 29.04.2021 tarih ve 2020/5960 E.  2021/4228 K )<br>\t13.\tTasarım değerlendirmesinde, tasarıma konu ürünün büyüklük/küçüklük, oran/orantı gibi unsurlar ile tek başına tasarımın uygulandığı ürün tipolojisi tasarımın yenilik ve ayırt ediciliğini etkilemeyecektir. Keza ürünün kullanıma ilişkin işlevsel kısımları da koruma kapsamının dışında tutulacaktır. Ayırt edicilik incelemesi yapılırken öncelikle her iki görselin de ortak yönlerinin tespiti, daha sonra farklı yönlerinin tespiti, son olarak da tasarımın bütününe göre, farklı yönlerin tasarımı önceki tasarımdan farklı kılmaya yetecek bir fikri emek ve çaba mahsulü olup olmadığı değerlendirilerek sonuca gidilmelidir.(Yargıtay 11. HD'nin 11.11.2019 tarih ve 2018/5632 E. -  2019/7020 K. )<br>\t14.\tMahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi,  raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Anılan bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır.<br>\t15. Hükme esas alınan bilirkişi raporu ile davacıya ait faydalı model belgesi ile korunan buluşun başta pvc pencere sistemleri olmak üzere ahşap, alüminyum, gibi her türlü kasa ve kanatların birbirine hareketli bağlantı ile bağlanmalarını ve açılıp kapanabilmelerini sağlayan bağlantı birleştirme aparatında yenilik ile ilgili olduğu, söz konusu faydalı modelin 9 istemden oluştuğu, bu istemlerden 1 nolu istemin buluşun en geniş kapsamıyla tanımlandığı ana istem, 2-9 nolu istemlerin ise bu ana isteme bağlı yazılmış bağımlı istemler olduğu, davalı ürünün gövde, gövde üzerinde pim yuvaları, sabitleme delikleri, kulaklar, kulaklar üzerinde kulak delikler, bağlantı pimleri ve kapak içeren bir bağlantı birleştirme aparatı olması halinde faydalı modelin koruma kapsamında kaldığından bahsedilebileceği, davalı ürününde kulaklar üzerinde bulunan kulak delikleri unsurunun yer almadığı, bu durumda faydalı modelin ana istemindeki tüm unsurların davalı ürününde olmadığı, davalı ürününün dava konusu faydalı modelin koruma kapsamında kalmadığı, dava konusu faydalı modelde kulaklar ve üzerindeki sabitleme delikleri sayesinde kasa ve kanatlara daha sağlam bağlantı yapılmakta ve kullanım sırasında menteşenin kayması önlendiği, davalı ürününde bu şekilde bir yapılanma olmadığı gibi bu sonucu sağlamaya yönelik bir başka yapılanmaya da yer verilmediği, davalı ürünü eşdeğer yol ile de dava konusu faydalı modelin kapsamında kalmadığı, faydalı modelin hükümsüzlüğü yönünden; faydalı modelin tarifnamesinde 2006/03849 nolu faydalı modelde kulaklar ve kulaklar üzerinde kulak delikleri unsurları yer almadığından dava konusu faydalı model ana istemindeki tüm özelliklerin 2006 tarihli faydalı modelde açıklanmadığı, bu durumda dava konusu faydalı model ana istemi anılan belge karşısında yeni olduğu, ana istem yeni olduğu için bu isteme bağlı yazılmış bağımlı istemlerin de yeni olacağından olacağından dava konusu faydalı modelin tüm istemleri itibariyle 2006/03849 nolu faydalı model karşısında yeni olduğu, davaya konu tasarımın ise kapı / pencere kolu ile ilgili olduğu, bu ürünlerin her türlü açık kapalı alanda kullanılan kapı ve pencerelerin açılıp kapanması için düzenlenen ekipmanlar olup ürünlerin üretim, satış ve kurulum işi ile uğraşan kişiler bilgilenmiş kullanıcı olabileceği, mevcut tasarımla ilgili örnekler göz önünde bulundurulduğunda genel anlamda tasarımcının geniş bir seçenek özgürlüğüne sahip olduğu, tasarımların genel görünüm özelliklerinin (kolun form ve iniş eğimi, kutu ile birleşim yerindeki kol kalınlığı, kutu formu vb) ayniyet derecesinde benzer olduğu, tasarımcının seçenek özgürlüğü göz önünde bulundurulduğunda fark olarak tespit edilen kademeli kısım bilgilenmiş kullanıcı gözüyle tasarıma ayırt edicilik kazandırmadığı, davalı ürünü davacıya ait tasarımın koruma kapsamında kaldığı,  tasarımın hükümsüzlük değerlendirmesinde tasarımın başvuru tarihi 09.03.2017 tarihinden önceki bir zamanda kamuya açıklanmış delillerin dikkate alınması gerektiği, ... firması'nın ... ürünün dava konusu tasarım başvuru tarihinden önce kamuya sunulmuş olduğunu, anılan ürünün tasarımın hükümsüzlük değerlendirmesinde dikkate alınması mümkün olduğu, ... görseli ve dava konusu tasarım kıyaslandığında bilgilenmiş kullanıcı gözü ile yapılan ayırt edicilik değerlendirmesinde her iki modelin görünüm özellikleri ve genel izlenimleri arasında bariz derecede farklılıklar olduğu, açma kapama kavisli kolunun tescilli tasarımda daha bir bombeli yapıda iken ... modelinde daha ince ve yassı olduğu, pencereye monte kısmı tescilli tasarım için daha oval hatlı ve alt kısımda boşluk göze çarparken ... modelinde köşeli ve bu kısımda boşluk olmadığı, genel izlenim itibariyle kıyaslanan modellerin bilgilenmiş kullanıcı gözü ile bariz şekilde farklı modeller olduğu sonuca ulaşılmış ise de; yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde faydalı model ve tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile  faydalı model ve tasarımın hükümülüğü  konusunda uzman, emtia ile ilgili alanda çalışan bilgi ve tecrübesi olan sektör bilirkişisi raporunun dosyaya kazandırılması gerekir. Sektör bilirkişisinin yer almadığı birikişi raporu bu hali ile hükme esas alınamaz. Mahkemece, alanında uzman bir sektör bilirkişisinin de içinde bulunduğu bilirkişi heyetinden davalı karşı davacının itirazlarını değerlendiren, denetime elverişli bir rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken tecavüz ve hükümsüzlüğünün tespiti konusunda yapılan inceleme ve araştırma yetersiz olup eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. ( Yargıtay 11. HD'nin  27.06.2024 tarih ve  2023/2295 E. -  2024/5320 K.)<br>\t16.\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından dosyanın  pvc kapı pencere sitemleri konularında uzman sektör bilirkişinin de bulunduğu fikiri mülkiyet alınanda uzman teknik bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulunda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde davacının faydalı model ve tasarımı ile davalının ürünleri arasında ayırt edicilik / benzerlik bulunup bulunmadığı,faydalı model ve tasarımın ayırt edicilik ve mutlak yenilik kriterini taşıyı taşımadığı  belirlenmesi için bilirkişi kurulundan tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak şekilde açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli rapor alınarak, anılan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme, karşılaştırma yapılmak suretiyle teknik inceleme eksikliği tamamlandıktan ve bu yöndeki itirazlar karşılandıktan sonra oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek asıl ve birleşen davada tarafların her bir talebini karşılayacak şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\t17.\tKabule göre de; Asıl davada davacı  adına tescilli faydalı model ve tasarıma dayanarak faydalı model ile tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, tecavüz ve rekabetin önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat birleşen dava davalı ise davacı adına tescilli faydalı model ve tasarımın hükümsüzlüğü tek bir dava içinde talep etmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davacıların davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini tek bir davada isteyebilmesi mümkün olup, bu duruma objektif dava birleşmesi denilmektedir. 6100 sayılı  HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.<br>\t18.\t04.06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hakimin görevidir. Talep sonucunun açık olmaması durumunda mahkeme, talep sonucunu 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen  hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında açıklattırmalıdır. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi hâkim açısından bir yetki olduğu kadar zorunlu olarak yapılması gereken bir görev olarak yorumlanmalıdır. Bu çerçevede; asıl davada davacı faydalı model ve tasarıma tecavüz nedeniyle 5.000,00-TL maddi, 20.000,00-TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş yargılama sırasında maddi tazminat yönünden davasını 12.816,15-TL olacak şekilde ıslah etmiş olup davacı dilekçesinde talep edilen bu taziminatın ne kadarlık kısmının faydalı model ne kadarlık kısmının tasarıma ilişkin olduğu açıklatırlıp tazminat talebi bu şekilde somutlaştırılarak sonuca göre varsa eksik ılsah harcının tamalatılması için davacı tarafa önel verilip sonucuna göre işlem yapılmadır.<br>\t19.\tYine, somut olayda asıl davada ve birleşen dava açılırken maktu başvuru ve maktu peşin ve asıl davada tazminat istemi yönünden nispi harç yatırdığı anlaşılmaktadır. Eldeki asıl davada davacının esasta maktu harca tabi üç, birleşen davada ise davacının iki davası bulunmaktadır. Nitekim faydalı model ile tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi gibi birleşen dava da faydalı model ve tasarım hükümsüzlüğü talepleri ayrı ayrı maktu harca tabidir. 492 sayılı Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini ve harcı yatırılmaması halinde de ne gibi bir mukteza tayin edileceğini 30. ve 32. maddelerinde hükme bağlamıştır. Bu çerçevede asıl davda ( talep sırası gözetilrek ) tasarım ve  haksız rekabete ilişkin talep, birleşen dava da tasarımın hükümsüzlüğü yönünden eksik maktu peşin harcın re'sen tamamlatılması için taraflara önel verilip sonucuna göre işlem yapılmadır. Bir başka ifade ile anılan talepler yönünden  eksik harcın Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca tamamlattırılmasından sonra her bir talep bakımından karar verilmesi gerekir.<br>\t20.\tMahkemece asıl davanın kısmen kabulü ile  tasarıma tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüz oluşturan ürünlere el konulmasına, ürünlerin imhasına, 12.816,15-TL maddi tazminatın 7.500-TL manevi tazminatın tahsiline fazlaya ilişkin taleplerin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Az yukarıda ifade edildiği üzere asıl ve birlen davacılar tarafından her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiştir. Bu durum karşısında, asıl ve birleşen davada kabu ve red edilen tecavüzün ve haksız rekabetin tespit ve men'i, maddi ve manevi tazminat istemlerinin her biri için hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmamasında da hukuki isabet görülmemiştir.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davalıların istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Asıl davada davalı birleşen davada davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 04.12.2020 tarih  2020/65 E. - 2021/233 K.sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,\t<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 31.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ddb71d5fc8fbf89a","SID":"bf4f6ea7aea7d46f"}}