{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İZMİR<br> 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ                                <br>ESAS NO\t: 2024/768 <br>KARAR NO\t: 2024/876<br>TALEP\t:Yargılamanın Yenilenmesi Talebi<br>TALEP TARİHİ\t: 27/09/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 24/10/2024<br>Davacı tarafından ibraz edilen yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesi uyarınca mahkememizde yapılan açık yargılama sonucunda tüm dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP: Davalı...17/09/2024 tarihli yargılamanın yenilemesi talepli dilekçesinde özetle; mahkememizce verilen kesin karar, başvurusunun üzerine Yargıtay 3. HD tarafından Kanun yararına bozulduğunu, mahkeme kararının oluşturduğu maddi ve haksız zararlarının tüm sonuçları ortada olduğunu, mahkememizde görülen davada, tarafları ve mahkemeleri de bağlayıcı olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği nin 35/ 5-b maddesine aykırı olarak 22.01.2015 tarihinde tarafınca ödenen güvence bedelleri güncellenip iddia edilen borçtan mahsup edilmeden doğrudan icra takibi yapıldığını ve sonrasında dava açıldığını, yönetmeliğin açık ve bağlayıcı hükmünün ihlal edildiği ayrıca bilirkişi raporu ile belirtildiği halde kararda davanın ret edilmesini gerektiren açık yönetmelik hükmünün göz ardı edildiğini, Dava şartı olan zorunlu arabulucu başvurusu dahi yapılmadığı halde yasal itirazına rağmen, karar verildiğini, Gerekçeli kararda bu açık hukuksuzluğun dava sürecinde Sayın Mahkeme tarafından bilindiğini ve bu konuda yorum yapıldığını, tüm yasal hükümlere göre haklı olduğunu ve Yargıtay 3. HD kanun yararına bozma kararı ile kararın yanlış olduğunun icra takibi ile talep edilen tutarları dahi misli ile aşan miktarda maddi zararlarının oluştuğunu, bu nedenle HMK 375. Madde gereğince Yargıtay 3. HD kanun yararına bozma kararına dayanarak yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP : Karşı taraf Davacı vekilinin, davalı ...'nun talep dilekçesine istinaden vermiş olduğu 05/10/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; mahkememizin... Karar sayılı dosyamızdan verilen ve kesinleşmiş olan hüküm bakımından Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin \"dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılmamış olması gerekçesi ile\" ve HMK md 363 uyarınca sonuca etkili olmamak üzere  kanun yararına bozma kararı verildiğini, davalı tarafın söz konusu bu kararı  delil göstererek kanun yararına bozma kararı ile hiç ilgisi olmayan  \" tarafları ve mahkemeleri de bağlayıcı olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği' nin 35/ 5-b maddesine aykırı olarak 22.01.2015 tarihinde tarafınca ödenen güvence bedelleri güncellenip iddia edilen borçtan mahsup edilmeden doğrudan icra takibi yapıldığını ve sonrasında dava açıldığını, yönetmeliğin açık ve bağlayıcı hükmüne ihlal edildiği gibi ayrıca bilirkişi raporu ile belirtildiği halde kararda davanın ret edilmesini gerektiren açık yönetmelik hükmünün göz ardı edildiğinin ifadeleri ile davanın esası hakkında iddialarda bulunmak sureti ile yargılamanın iadesini talep etmekte olduğu, davalı tarafın, kendisine sorulduğu halde, herhangi bir aşamada ve dahi başvurusunda uzlaşmak istediğine dair bir beyan ve talebinin olmadığını, ayrıca, söz konusu kanun yararına bozma kararında da kayıtlı olduğu üzere, HMK md. 363/2 \"(2) \"Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.\" hükmünde olduğunu, kanun yararına bozma kararlarının kesinlemiş nihai kararı ortadan kaldıramayacağını, HMK md. 373 yargılamanın iadesi sebeplerini sınırlı sayıda ve açık şekilde düzenlemiş olup, kesinleşmiş kararın kanun yararına bozulması bu sebepler arasında yer almamakta olduğunu, usuli eksikliklerin yargılamanın yenilenmesini gerektireceğine dair bir hüküm de bulunmamakta olduğunu, ne HMK'da ne de diğer kanunlarda dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılmamış olmaması yargılamanın iadesi sebebi olarak gösterilmediğini, davalının yargılamanın iadesi talebine konu ettiği iddiaların gerek yargılama, gerekse istinaf aşamalarında tartışılmış olduğunu, Yargıtay tarafından karara konu dahi edilmediğini,  davalı tarafın başvurusunun tamamen kötü niyetli ve yersiz olduğunu yasal dayanaktan da yoksun olmakla reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER VE GEREKÇE : <br>Talep, yargılamanın yenilenmesine ilişkindir.<br>6100 Sayılı Yasanın 375.maddesinde aynen : \"MADDE 375- (1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:<br>a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.<br>b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.<br>c)Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.<br>ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.<br>d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.<br>e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.<br>f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.<br>g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.<br>ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.<br>h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.<br>ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.<br>i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.<br>(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.<br>\" hükümleri mevcuttur.<br>Somut olayda mahkememizin ilk esası olan ...Esas sayılı dosyası üzerinden davacı... Elektrik... A.Ş tarafından davalı... aleyhine itirazın iptali talepli dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 13/07/2023 tarihli ...sayılı karar ile  davanın kısmen kabulüne ilişkin kesin olarak karar verildiği, davalı tarafça  22/07/2023 tarihli dilekçesi ile iş bu kararın istinaf edildiği, mahkememizin 24/07/2023 tarihli ek kararı ile ise mahkememiz hükmünün karar tarihi itibariyle istinaf sınırının altında kaldığından bahisle reddine ilişkin ek karar tesis edildiği, davalı tarafça bu kez iş bu ek kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi' nin ... Karar sayılı 20/09/2023 tarihli ilamı ile davalı tarafın ek karar yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kesin olarak karar verildiği, mahkememiz kararının bu haliyle 20/09/2023 tarihinde kesinleştiği, davalı tarafça bu kez Kanun Yararına Temyiz isteminde bulunulduğu ve Yargıtay ... Hukuk Dairesi' nin...Sayılı 11/03/2024 tarihli kararı ile Kanun Yararına Bozulmasına ilişkin karar verildiği görülmüş ise de; 6100 Sayılı Yasanın 363/2.maddesinde belirtildiği üzere temyiz talebinin Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, kararın kanun yararına bozulacağının vurgulandığı ancak bu bozma kararının hukuki sonuçları  ortadan kaldırmayacağının belirtildiği, dolayısıyla kanun yararına bozma kararının kesinlemiş mahkeme kararlarını ortadan kaldırmasının söz konusu olmadığı gibi yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden de biri olmadığı, dava şartı olan arabuluculuk başvurusunun yapılmamış olmasının ise az yukarıda belirtilen HMK' nın 375.maddelerinde gösterilmediği anlaşılmakla, koşulları oluşmayan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair aşağıdaki hükmün tesisi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:<br>1-Yargılamanın yenilenmesi isteminin REDDİNE,<br>2-Mahkememiz esasının bu şekilde kapatılmasına,<br>3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi maddesine göre 1.486,34 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>5- Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının taraflara iadesine,<br>Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/10/2024  <br><br> <br>Katip...<br> ¸e-imzalıdır<br> <br> <br>Hakim...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"df18b8abe4667d2e","SID":"1d31d45859d708f9"}}