{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/353 Esas<br>KARAR NO: 2024/1817<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/10/2022<br>NUMARASI: 2017/782 Esas, 2022/160 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarıma Tecavüzden Kaynaklanan<br>KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Bayan takım elbise, bluz, etek, pantolon, ceket, manto, kaban, pardesü üretimi yapmakta olduğunu, bu faaliyet alanı içerisinde ciddi yatırımlar yaparak yeni ve tamamen özgün tasarımlar oluşturduğunu, bu tasarımları adına tescil ettirdiğini, tescil ettirmiş olduğu taşarımları kıyafet modellerinde, ürünlerinde kullanan ve bu ürünleri pazarlayan bir firma olduğunu, müvekkili şirkete ait endüstriyel tasarım tescil başvurusu yapıları ürün hakkında tescil başvuru formları ve görsellerinin dava dosyası ekinde sunulduğunu, davalı tarafça vekili şirket adına tescilli ... olan çoklu endüstriyel tasarım tescil formunda gösterilen ürünlerden tasarım No:.. resim No:.. olan endüstriyel tasarımın yoğun olarak taklit edilip üretilerek satışa sunulduğunu, bu hususun Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/20 Değişik iş sayılı dosyasında bilirkişi marifetiyle tespit ettirildiğini, davalının, müvekkiline ait yeni ve özgün, aynı zamanda sektöründe belli pazar payına sahip tasarımlarından yararlanarak ticari çıkar sağlamak amacıyla hareket etliğini, endüstriyel tasarımların taklitlerini üreterek satışa sunduğunu, bu yolla daha fazla ticari kazanç elde etmeyi amaçladığını, taklit ürünlerin değişik iş dosyasında bilirkişi marifetiyle tespit ettirildiğini, alman raporda taklit ürün ile müvekkili adına. .. tescil numaralı tasarım No 2 resim No 1 olan tescilli modelin aynı denilecek kadar benzer olduğu kanaatine varıldığını, kaldı ki karşı tarafın bu durumu kabul ettiğini, beyanında taraflarınca ürünlerin satıldığını, bunları sosyal medyada görüp beğendiklerini, üründen 200 tane diktirip satışa sunduklarını, sattıktan sonra tescilli olduğunu öğrendiklerini, sonrasında bu ürünü üretip satmadıklarını belirttiğini, davalı tarafın her ne kadar beyanında 200 adet ürün ürettiğini söylese de daha fazla ürün ürettiğini, ilgili ürünleri piyasaya arz ettiğini, her iki tasarımda da temel görünümün birebir derecede aynı olduğunu, dolayısıyla bilinçli müşteri tercihinde, birebir aynı tasarım algısı ile iktibas oluşturacağı kanaatine varıldığını, dikkat edilmesi gereken diğer bir hususun ise bir üründen tek bir renk değil farklı renk ve farklı bedenlerde üretim yapıldığını, bu durumun sektör tarafından da bilindiğini, tekstil sektöründe firmaların bir üründen seriler halinde toplu üretim yaptıklarını, bu nedenle tazminat taleplerinin değerlendirilebilmesi için gerçek üretim ve satış rakamlarına ulaşılması gerektiğini, davalı firmaların fatura ve defterler de ürün kodu ve detayları olmayabileceğinden, gerçek satış rakamlarının tespit edilemeyebileceğini, burada sektör bilirkişi tarafından davalı yanın kapasite, kumaş alımı ve sair kriterlerden hareketle, gerçek üretim ve satış rakamlarına ulaşılması gerektiğini, aynı zamanda ticari defterlerin ve kayıtların incelenmesi gerektiğini, davalının hem müvekkiline ait tescilli tasarımı taklit ederek hem de bu ürünleri piyasaya sunarak SMK uyarınca tasarım hakkına tecavüz ettiğini ve halen tecavüze devam ettiğini davalının kusurlu olduğunu, davalının taklit ürünler üretilirken müvekkilinin süreçte yaptığı masrafları yapmadığını, ayrıca kalitesiz malzeme kullanarak masrafı en alt seviyede tuttuğunu bu ürünleri piyasaya değerinin çok altında fiyatlarla satışa sunarak haksız rekabet hükümlerini de ihlal ettiğini, ayrıca davalının dü kalitede ürünü piyasaya sunmasının, müvekkilinin itibarını da zedelediğini SMK m.151-2/a, TBK madde 50 TTK uyarınca 10.000 TL maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini, tecavüzün önlenmesini ve durdurulmasını talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili yargılama safahatinde davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: \"...Tüm dosya kapsamı sunulan rapor içerikleri izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde; dava konusu davacı adına tescilli ... nolu çoklu tasarımın dosya içerisine alınan ve raporlarda değerlendirilen Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2017/20 D. İş numaralı dosyasına sunulan talep tarihinden 1 gün önce yani 09/02/2017 tarihinde tescil başvurusunda bulunulduğu, bu başvurunun delil tespiti sonrası 09/05/2017 tarihinde bültende yayınlandığı, her ne kadar başvuru tarihinden itibaren tescile karar verilmiş ise de 3. Kişiler için bu tarihten itibaren hüküm ifade ettiği,  dolayısıyla davalının davaya konu kullanımlarının bülten tarihinden önce olduğu dikkate alındığında ürün satışına yönelik ikrarı olsa dahi tescilli tasarım tecavüzü olarak kabul edilemeyeceği ancak ve ancak tescilsiz koruma şartları kapsamında ele alınabileceği davacının tescilsiz tasarım korumasına yönelik talebin bulunmadığı gibi tescil başvuru tarihinden önce üretilip piyasaya sunulan tasarımlar yönünden tescil korumasına dayanamayacağı anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi gereği davacının tescilli tasarıma tecavüze dayalı sübut bulmayan davasının reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde;Davalının ikrarıyla, müvekkiline ait tasarımın, davalı tarafından taklit edildiği ve müvekkilinin tasarımına tecavüzün olduğu sabit olduğunu, bu durumun bilirkişi raporunda da tespit edildiğini,  mahkemenin de bu tespite dayandığını, Mahkemenin eksik inceleme ile \"tescilsiz tasarımın korunması talebi olmadığından\" bahisle davanın reddine karar verdiğini ancak davanın terditli açıldığını,  Sırasıyla; 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 151. Maddesinin 2. Fıkrasının a bendi uyarınca Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir, Türk Borçlar Kanununun 50. Maddesi gereğince davalının haksız fiilinden kaynaklı müvekkilin uğramış olduğu zarar, Türk Ticaret Kanununun 55. Maddesinde düzenlenen Haksız Rekabetten kaynaklı müvekkilin uğramış olduğu zarar talep edildiğini, Kabul anlamına gelmemek şartıyla;  tescilinin bültende yayınlandığı tarih esas alınıp, Üçüncü kişiler nezdinde bu tarihten sonra hüküm ifade ettiği düşünülse bile, kendi ikrarıyla müvekkilin tasarımlarını satışa arz ettiğini belirten davalının haksız fiilden ve haksız rekabetten dolayı müvekkili zarara uğrattığını sabit olup bu yönde de talepleri olduğunu, Davalının, müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz ettiğini, müvekkilinin tescilli endüstriyel tasarımlarını taklitlerini üreterek, bu taklit ürünleri piyasaya sunarak 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun aykırı davranıp müvekkil şirketin tasarım hakkına tecavüz ettiğini, davalının kusurlu olduğunu,  aynı sektörde faaliyet gösteren firmaların, uyuşmazlığa konu ürünleri 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun koruma kapsamı altındaki tescilli ürünler olduğunu bilmediğinden bahisle sorumluluktan kurtulamayacağını, doktrin görüşleri ve Yargıtay kararları destekler nitelikte olduğunu, Davalının haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiğini, TTK'nın haksız rekabet 56. maddesi ve devamı hükümlerine göre tazminat talepleri olduğunu, Davalının taklit ürünleri üretirken sair masraflar olmadan, kalitesiz malzeme kullanarak masrafi en alt seviyede tutarak piyasaya sunup ürünleri piyasanın çok altı fiyatlarla satışa sunmuş olmasından dolayı haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiğini, Ayrıca tasarımların davalı tarafça kötü kalitede kumaşlardan ve kötü kesim, dikim teknikleri ile taklit edilerek piyasada satılmasıının hem haksız rekabet yarattığını, hem de müvekkilinin itibarını zedelediğini, TTK Haksız Rekabet 56. Maddesi ve devamı hükümlere göre tazminat talep ettiklerini, mahkemenin iş bu talebi değerlendirmeden hüküm kurduğunu, Bilirkişi raporlarında da davalının müvekkiline ait tasarımların taklitlerini ürettiği ve satışa arz ettiği sabit olduğunu ve  zarar hesaplamaları  yapıldığını belirterek kararın kaldırılmasını  ve davanın kabulünü talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava endüstriyel tasarıma tecavüzün tespiti, meni refi ile maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. SMK 69/1maddesine göre; \"Tescilli tasarımların koruma süresi başvuru tarihinden itibaren beş yıldır\" SMK 81/2. Maddesine göre; \"Başvuru, 65 inci maddeye göre tescil edilerek yayımlandığı takdirde, tescil sahibi, tasarım hakkına yönelik olarak bu maddede sayılan tecavüzlerden dolayı hukuk davası açma hakkına sahiptir. Tecavüz eden, başvurudan ve kapsamından haberdar edilmişse başvurunun yayımlanmış olmasına bakılmaz. Tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna mahkeme tarafından hükmolunursa yayımdan önce de tecavüzün varlığı kabul edilir\". Delil tespit dosyasında davalı işyerinde tecavüzlü ürüne rastlanmamıştır. Davalı, keşifteki beyanında \"tespite konu ürünün kendisi tarafından satıldığını\" beyan etmiş ise de; delil tespiti, bültende ilan yapılmadan, tescil başvurusundan 5 gün sonra yapılmış olmakla satış tarihini ispat yükünün davacıda olduğu, davacı yanca sunulan fişteki işletme bilgileri ve adres ile davalı işletme bilgilerinin örtüşmediğinin raporda belirtildiği, keşif tarihinin 14/02/2017, tescil başvuru tarihinin 09/02/2017, bültende ilan tarihin 09/05/2017 olduğu, SMK 81/2 maddesi son cümlesi de dikkate alındığında tescilli tasarıma dayalı tecavüz iddiasının reddinin yerinde olduğu, davacının tasarım başvurusundan önce tasarıma konu ürünün satışını yaptığına dair somut bir delil olmadığı, raporda da tasarımın başvuru tarihinden önce piyasaya sunulduğuna dair delil olmadığına değinildiği, bu durumda haksız rekabete dayalı olarak da talepte bulunmayacağı, esasen davacının netice-i talebinde tescilli tasarımdan kaynaklanan haklara dayandığı, haksız rekabetin tespiti, meni, refi istemi bulunmadığı da dikkate alındığında davanın reddi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26ebe113ad2ff7d9","SID":"6b76190632b7cd6b"}}