{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/986 Esas <br>KARAR NO: 2024/1766 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>TARİHİ: 09/03/2022 <br>NUMARASI: 2020/8 Esas -  2022/106 Karar <br>DAVA: Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 07/11/2024 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tarafların 40.200 KG taze sera domatesinin Mersin limanından İsrail Hayfa limanına deniz yolu ile taşıması hususlarında anlaştıklarını, anlaşmaya göre müvekkilinin sözleşmenin tarafı olarak üzerine düşen akdi veyasal yükümlülüğü eksiksiz olarak yerine getirdiğini, 07.12.2018 günlü usulüne uygun düzenlenen e-faturada yazan tutarı davalıya ödediğini, domatesleri davalıya teslim etmeden 2 gün önce Tarım bakanlığı yetkililerinden gemiye yüklenecek ürünün taşımaya uygun olduğu onayını resmi makamlarca verilen \"Bitki Sağlık Sertifikası\" ile aldığını böylece gemiye yüklenecek domatesin yükleme öncesi sağlam olduğunun resmi belge ile sabit olduğunu, davalı gönderici firmanın 07.12.2018 günlü e-fatura içeriğinde domatesin yüklendiği geminin kalkış tarihinin 10.12.2018 günü olarak belirttiğini, önce ... adlıtaşıma firması ile anlaştığını ancak \"...\" işlemlerinde davacı müvekkilinden kaynaklanmayan nedenlerle sorun oluşunca bu gemiye mal yüklenemediğini bu hususun \"... Gümrük Müşavirliğinin\" 12.12.2018 günlü yazısı ile sabit olduğunu, davalının davacı müvekkilinin bilgisi olmaksızın \"...\" adlı taşma firması ile rüünün taşınması için anlaştığını. Ancak bu taşıma firması ile yapılan sözleşmenin tarihinin 13.12.2018 olduğunu, burada davalı gönderici firmanın tam kusuru olduğunu çünkü geminin Mersin Limanından çıkışının 5 gün sonra gerçekleşmesinin açık olarak görüldüğünü, bu gecikmenin domatesin çürüme seyrini arttırdığını, geminin limandan çıkışı için yerine getirilmesi gereken prosedüre göre gümrükten çıkış izni sağlayan \"...\" işlemlerinin ancak 14.12.2018 günü tamamlandığı için gemi 15.12.2018 günü yola çıkabildiğini, geminin ... limanına 17.12.2018 günü ulaştığını yani geminin davalı gönderrici firmanın kusuru nedeni ile 10 gün gecikme il hayfa limanına vardığını, bunun sebebinin geminin taraflar arası taşıma sözleşmesinde davalının bildirdiği günden 5 gün sonra limandan çıkmış olduğunu, müvekkilin domatesi anlaşmalarında belirlenen tarihte ve teslim prosedürüne uygun olarak bakanlık yetkililerinden alınma \"Bitki Sağlık Sertifikası\" ile malı teslime ve taşımaya uygun halde teslim ettiğini yasal yükümlülüğününü eksiksiz yerine getirdiğini, malı 17.12.2018 günü teslim alan alıcı firmanın çürümeyi görünce teslimden sonraki gün 18.12.2018 günü  bu çürümeyi Uzman Raporu ile tespit ettirdiğini, domatesin çürümesi nedeni ile alıcı malı almadığını, davalı taşıyıcı firmanın basiretli tacir ilkesinden uzaklaştığını ihmal ile kusurlu davranışları sonucu malı geç teslim etmesi nedeni ile domateslerin çürüdüğünü Hayfa Limanına ulaştığını, müvekkilinin maddi mağduriyete uğradığını, davalının ihmali neticesinin kusurlu eylemi ile müvekkilin vaki zararı arasında uygun illiyet bağı kurulduğunu, zarar ve kusurun varlığını 02.03.2019 günlü Uzman Raporunun tarafların tebliği sonucu öğrenmiş olduklarını, davalı taşıyanın taşıtan konumundaki müvekkilinin hiçbir yazılı onayını almadan başka gemilere yükü nakletmesinin TTK m.1150 anlamında yasa ihlali olduğunu, ürünün geç teslimi nedeni ile domateslerin çürümesi sonucu doğan müvekkilin maddi zararlardan davalının sorumlu olduğunun kuşkusuz olduğunu, Domatesin Hayfa limanına tesliminden sonra alınan Survey Raporu sonucuna göre toplam zararın 28.192,00 USD ve 72.466,69 NIS toplamı olduğunu dava değerinin ise bu toplam tutar üzerinden \"Fiili Ödeme Tarihindeki Kur\" üzerinden talep edilen Türk Lirasına çevrilerek hesaplandığını mahrum kalınan kar kaleminin talep hususunda fazlaya ilişkin her türlü talep hakkı saklı tutularak 10.000 TL talep ettiklerini, arabuluculuk görüşmelerinden olumlu bir sonuç alınamadığını, sayın mahkemeye başvurmak sureti ile işbu davanın açılmasının zorunluluğunun doğduğunu, izah edilen nedenlerle davalı taşıma firmasının sözleşmeye ve yasaya aykırı ihmali davranışı nedeni ile kusurundan doğan maddi zararın yoksun kalınan karın tahsili amacı ile fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile doğan zararın 295.385,10 TL ve yoksun kalınan kar için ise 10.000 TL olmak üzere toplam 302.385,10 TL maddi tazminatın zararın doğduğu 17.12.2018 gününden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsilini yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacının talepleri doğrultusunda taşıma sürecini organize ettiğini, ve armatörlerle davacı adına anlaştığını, davacının onayı doğrultusunda yükleri gemiye yüklediğini, fiili olarak taşıma işlemini müvekkil şirket tarafından gerçekleştirilmediğini, bu durumun davacının bilgisi dahilinde olduğunu, taşıma esnasında verilen zarar iddialarının muhattabının taşıma işleri organizatörü olan müvekkil şirket olmadığını fiili taşıyan olduğunu, müvekkilinin hakimiyetinde olan yüklere bir zarar meydana gelmiş olsa dahi yüklerin müvekkilin hakimiyetinde olmadığını, işbu taleplerin muhatabı müvekkil olmadığını, müvekkili yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin sorumlu olduğunun kabul anlamına gelmemek kaydıyla gecikmenin müvekkil şirket tarafından kaynaklandığı iddialarının hukuku aykırı olduğunu gecikmenin ... adlı taşıyıcının hava şartlarından dolayı limandan ayrılamamasından kaynaklandığını ve bu süreçte davacı her aşamadan mail yazışması ile haberdar edildiğini, davacıya bildirim yapıldığını davacının onayı sonrası yük davacının gümrükçüsü tarafından aktarıldığını, ... isimli taşıma şirketi belirlenen tarihte hava şartlarından dolayı Mısırdan hareket edemediğini,  davacıya deniz taşımalarında verilen sürelerin her zaman tahmini süre olduğunun aktarıldığını, 13.12.2018 tarihinde yola çıkacak yükün davacının gerekli evraklarının tamamlanamaması ve kendisine bildirilen \"Beyanname .... 06.12 17:00\" tarihinden sonra beyannamelerin erilmesi nedeniyle gemiye yüklenemediğini bu nedenle fiili taşıyıcı ve buna bağlı olarak gemi değişikliği yapıldığını, bu aşamaların davacının gümrükçüsü tarafından yürütüldüğünü, davacının onayı olmadan herhangi bildirim yapılmadan işlemlerin tamamlandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını,  bu durumun davacının gümrük müşaviri ... Ltd Şti tarafından beyanname ile sabit olduğunu, belirtilen nedenlerle limandaki hava şartları nedeni ile geminin yola devam edemediğini ,varış tarihinde davacı tarafından gerekli çıkış işlemlerinin süresinde tamamlanamaması nedeniyle yükün gemiye yüklenemediği ve bildirilen şekilde taşıyıcının değiştirilerek yükün ... isimli taşıyıcı firma ile taşındığını davacı bu süreçte iptal talebinde bulunmadığını bu kapsamda geminin mücbir sebeple limana gelmemesinden müvekkil şirketin herhangi kusurunun bulunmadığını sonrasında davacının işlemleri tamamlayamaması nedeniyle yük gemiye yüklenemediğinden gecikme yaşandığını devamında gecikmeden kaynaklanan bir zarar meydana gelmiş ise bu gecikmenin davacıdan kaynaklandığını bu nedenle iddia edilen zarara davacının katlanması gerektiğini,  kabul anlamına gelmemek kaydıyla eşyanın geç teslimi nedeniyle TTK 1185 uyarınca taraflarına herhangi bildirim yapılmadığını hasar tespiti de öngörülen sürede bildirilmediği için davacının buna bağlı talep hakkının ortadan kalktığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, TTK 1185 maddesi gereği 60 gün içerisinde gönderilen tarafından bildirim yapılması gerektiğinin düzenlendiğini ancak gönderilen tarafından müvekkil şirkete herhangi bildirim yapılmadığını müvekkil şirket söz konusu zarardan yaklaşık 4,5 ay sonra haberdar olduğunu, gönderilen süresi içerisinde herhangi bir bildirim yapmadığından tazminat talep hakkının düştüğünü, bu tarihten sonra yapılan bildirimlerin geçersiz olduğunu, davacının domatesteki çürümenin gönderilen tarafından uzman raporu ile tespit ettirildiğini, zararın ve kusurun varlığının 02.03.2019 tarihinde uzman raporunun tebliği ile haberdar olduğunu beyan ettiğini, davacı uzman raporundan önce malı iade almış olduğunu beyanları birbiriyle çeliştiğini, davacının zarardan Uzman raporunun tebliği tarihinden itibaren değil malın iade edildiği 18.12.2018 tarihinden haberdar olduğunu, müvekkil şirkete survey incelemesi ve raporu aşamasında da bildirimde bulunulmadığını,  dosya sunulan 02.03.2019 tarihli uzman raporunun tek taraflı olarak alındığını, müvekkil şirketi bağlar nitelikte olmadığını, hazırlanan survey raporunda hasarın hangi aşamada meydana geldiğinin somut olarak denetime açık şekilde belirlenmediğini, taşıma gecikmesinin davacının çıkış işlemleri tamamlayamaması nedeniyle kendi kusurundan kaynaklandığından alınan raporun ve rapora bağlı taleplerin kabulünün mümkün olmadığını, yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, emtiaların paketlenmesi, istiflenmesi ve tüm süreçleri davacı tarafından yürütüldüğünü, yük kapalı ve mühürlü konteynerlere alındığını ve yine kapalı ve mühürlü olarak alıcıya teslim edildiğini, hasarın taşımadan kaynaklanmadığını, taşıma konusu emtiaların satışı cıf satış ve teslim şekliyle yapıldığından talep ve dava hakları ancak alıcı/gönderilen  tarafından kullanılabileceğini, taşıtanın bu nedenle aktif husumet ehliyetinin olmadığını, davacının 5 günlük kısa sürede bozulacak yükleri var ise basiretli davranarak sözkonusu emtianın gönderilmesine muvafakat verilmemesi gerektiğini davacı onayı doğrultusunda yük yola çıktığından hasar varsa bile sorumlunun davacı olduğunu, sorumluluğu kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirketin sorumluğunun TTK m 1186/6 gereği navlun bedeliyle sınırlı olduğunu, davacının zararın varlığını ispat edemediğinden yoksun kalınan kar talebinin reddi gerektiğini, huzurdaki davanın ... A.ş. Ve ... A.ş'ye ihbar edilmesi gerektiğini, arz ve izah edilen nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddini kabul anlamına gelmemek kaydıyla TTK m 1186/6.uyarınca zarar var ise müvekkil şirketin en fazla navlun miktarıyla sorumlu olacağının dikkate alınarak fazlaya ilişkin talebin her halükarda reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 09/03/2022 tarih ve 2020/8 Esas - 2022/106 Karar  sayılı kararında; \"...Dava; taşıma süresindeki gecikme nedeniyle zayi olan mal bedeli ile kar kaybının tahsili istemine ilişkindir. Eşyanın satış esasının “...” olduğu dosyaya sunulu faturadan anlaşılmaktadır. CIF satım şekliyle yapılan satımda, yükleme ile birlikte eşyaya ilişkin hasara katlanma yükümlülüğü alıcıya aittir. Bununla birlikte taşıyandan tazminat talep edebilecek kişi eşyanın hasara veya zıyaa uğraması ya da geç teslim edilmesi sebebiyle zarara uğrayan, malvarlığında zarar oluşan yükle ilgilidir. Bu kişi yükleten, taşıtan veya gönderilen olabilir. Somut uyuşmazlıkta yapılan mali incelemede davacının dava konusu domates emtiası ile ilgili olarak dava dışı alıcı ... Ltd. adına düzenlemiş olduğu, 06.12.2018 tarihinde ... seri numaralı 28.192,00 USD (28.192,00 USD karşılığı 151 .419,23 TL) tutarlı faturayı 31.12.2018 tarihinde 27 yevmiye numarası ile  dönem zararı olarak ticari defterlerinde kayıt altına aldığı tespit edilmiştir. Saptanan bu duruma göre mal bedeli ödenmemiş olduğundan, eşyanın zıyaı sebebiyle malvarlığında zarar meydan gelen davacı taşıtanın, davada aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir.Davalı ... tarafından davacı .../ ... adına düzenlenen 07.12.2018 tarihli faturada dava konusu taşımanın navlun bedeli 3.100 Amerikan Doları olarak yansıtılmıştır. Faturada da taşımayı gerçekleştirecek gemi adı \"...\" olarak belirlenmiştir. Konişmento tarihi ve kalkış tarihi ise 10.12.2018 olarak belirtilmiştir. ... tarafından düzenlenen 10.12.2018 tarihli dekontta  ... tarafından davalı ...'a 3.100 Amerikan Doları navlun bedelinin ödendiği görülmektedir. ... tarafından düzenlenen ...'nde (...) dava konusu domates yükünün ... gemisi ile Mersin'den Hayfa'ya taşınması hususunda davalı ... ile anlaşıldığı belirtilmiştir.  ... Tarım Ürünleri tarafından 13.12.2018 tarihinde Mersin Gümrük Müdürlüğü'ne hitaben düzenlenen yazıda, dava konusu yükün aslında ... gemisi ile taşınmasının planlandığı halde geminin seferine ilişkin ... tarihinden dolayı yükün gemiye alınamadığı, bu nedenle YM Busan gemisi ile taşımanın gerçekleştirileceği belirtilmiş; yükün içeriğinde bir değişiklik bulunmadığı ve ... gemisi ile taşınması için başka konteynerlere aktarılmasının gerektiği ifade edilerek beyannamede gerekli düzeltmenin yapılması talep edilmiştir. Davalı ... her ne kadar taşıyan sıfatının bulunmadığını iddia etse de, eşyanın taşınmasına taşıma işleri komisyoncusu olarak dahil olmuş bulunsa da, TTK m. 921 gereğince taşıma bedelini tahsil eden davalının taşıyanın hak ve yükümlülüklerine tabi olduğu kabul edilmiştir. Buna göre dava konusu taşıma ilişkisinde davalı ...'un sorumluluğu TTK'nın taşıyanın sorumluluğuna dair hükümlerine göre değerlendirmelidir. Somut olayda, zararın taşıma süresindeki gecikme nedeniyle meydana geldiği ileri sürüldüğünden uyuşmazlığın taşımanın gecikmesine ilişkin hükümlere göre çözümlenmesi gerekmektedir. TTK m. 1178 hükmü gereğince taşıyan eşyanın hasara, zıyaa uğramasından veya geç teslim edilmesinden kaynaklanan zararlardan sorumludur. Eşyanın taşınmasında hangi hallerde gecikme olduğunun kabul edileceği ise hükmün 4. fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre, eşya, navlun sözleşmesinde belirlenen boşaltma limanında açıkça kararlaştırılmış olan süre veya açıkça kararlaştırılmış bir süre yoksa, olayın özelliklerine göre tedbirli bir taşıyandan eşyanın tesliminin makul olarak istenebileceği süre içinde teslim edilmediği takdirde teslimde gecikme olduğu varsayılır. Söz konusu gecikme tanımı dikkate alındığında somut olayda geç teslimin söz konusu olduğu kabul edilebilecektir. Dava konusu olayda geç teslimin sebebi taşımanın  kararlaştırılan tarihte başlayamamasıdır. Dosya kapsamından gecikme halinin söz konusu olduğu anlaşılmakla birlikte talep olunan zararın türü bakımından da değerlendirme yapılması gereklidir. Talep konusu zarar kalemlerinin ilki eşyanın geç teslim edilmiş olması nedeniyle zıyaa uğramasından diğeri ise kâr kaybından kaynaklanan zararlardır. TTK'nın taşıyanın sorumluluğuna dair sistemi içerisinde geç teslimin sebep olduğu saf gecikme zararları taşıyanın geç teslimden kaynaklanan sorumluluğu kapsamında değerlendirilmektedir. Eşyanın hasara veya zıyaa uğraması halindeyse bu hasar veya zıyaın sebebi gecikme olsa da, taşıyan eşyanın hasara/zıyaa uğramasından kaynaklanan sorumluluğu kapsamında sorumlu tutulmalıdır. Talep eşyanın geç teslim edilmiş olması sebebiyle kâr kaybına uğranması gibi saf bir gecikme zararı ise geç teslimden kaynaklanan sorumluluk  hükümlerine, eşyanın zayi olmasından kaynaklanan bir zarar ise yükün zıyaından kaynaklanan sorumluluk hükümlerine göre tabi olacaktır.  Taşıyanın yüke özen gösterme borcunun ihlalinden sorumluluğu bakımından TTK m. 1184 ve 1185'te inceleme ve bildirim yükümlülükleri düzenlenerek ispata ilişkin bazı sonuçlara yer verilmiştir. TTK m. 1184 gereğince eşyanın tesliminden önce taşıyan, kaptan veya gönderilen, eşyanın hâl ve durumunu, ölçü, sayı veya tartısını tespit ettirmek amacıyla onları mahkemeye veya yetkili diğer makamlara ya da bu husus için yetkili uzmanlara inceletebilir. Söz konusu resmi incelemenin yapılmamış olması halinde TTK m. 1185/f.1 uyarınca zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. TTK m. 1185/f.4 uyarınca eşyanın uğradığı hasar veya zıya ne incelenmiş ne de süresinde bildirim yapılmışsa taşıyan lehine iki karine ortaya çıkar. Bunlar taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiğidir. Taşıyandan tazminat talep eden yükle ilgili bu iki karinenin aksini ispatlayarak taşıyanı meydana gelen zarardan sorumlu tutabilir. Somut olayda domates yükünün zıyaa uğramış olduğuna dair varma limanında yapılan bir survey incelemesi olmasına rağmen teslim sırasında bir resmi inceleme yapıldığını veya eşyanın zıya'ının taşıyana ihbar edildiğini gösteren herhangi bir delil bulunmadığından, eşyanın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten zıyaa uğramış olduğuna dair davalı lehine karine doğmuş olmaktadır. Bu durumda tazminat talep eden davacının zararın meydana gelmesine taşıyan veya adamlarının kusurunun sebep olduğunu ve ayrıca taşıyanın bu kusurdan sorumlu olduğunu ispat etmesi aranacaktır. Bilirkişi  raporunda yapılan teknik değerlendirmede domates yükünde meydana gelen zıya hali ise davalının domates gibi taze ve narin bir gıda ürününü uzun süre yüklenmeden bekletilmiş olmasına bağlanmış; bu kadar süre malın bekletilmesinin ve oluşan gecikmenin domates ürünün kalitesinde azalmaya ve tespit edildiği şekilde bozulmaya yol açmasının doğal olduğu sonucuna varılmıştır. Bu teknik tespitler sonucunda dava konusu domates yükünün davalı tarafından üstlenilen sürede taşımasının gerçekleştirilememiş olması ve uzun süre yükletilmeden bekletilmiş olması sebebiyle zıyaa uğradığı kabul edilebilecektir. Davacı zıyaa ilişkin ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden zararın taşıyanın kusuru ile ve taşıyanın sorumlu olduğu bir sebeple ortaya çıktığını ispatlamalıdır. Buna göre davacının, ilk gemiye yüklemenin yapılamamış olmasının taşıyanın kusurundan kaynaklandığını, ilk gemi ile süre bakımından aynı veya eşyanın zıyaa uğramadan taşınabileceği başka bir gemiye yüklenmesini sağlayamamasında kusuru bulunduğunu ortaya koyması aranacaktır. Davacı vekilinin dosyaya sunduğu sorvey raporunda Mersin limanından Hayfa limanına gemi ile taşınan domates yükünün taşımanın sonunuda gemiden boşaltıldığında kötüleşmek suretiyle bozulduğu tespit edilmiştir. Domateslerin davalıya teslim edilmeden önce 5 Aralık 2018 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığından\" Bitki Sağlık Sertifikası\" raporu alındığı,  İhracat öncesi TC.Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının düzenlediği ..., ... nolu raporda, davacıya ait domateslerin yüklenme öncesi bitki zararlılarından ve böcek öldürücü kimyasallar olan pestisitlerden ari olduğu, domates bitkisinde olması muhtemel bakteri ve virüsleri içermediği, İsrail'e ihracata uygun oldukları belirtildiğinden, domateslerin taşınmak için davalıya teslim edildiğinde sağlıklı ve taze olduğu sonucuna varılmaktadır.Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda görevli Gıda mühendisi tarafından, yükteki bozulmanın taşıma süresindeki gecikmeye dayalı olduğu değerlendirilmiştir. Bu bakımdan taraflar  arasındaki uyuşmazlığın çözümü için yükün süresinde taşınıp taşınmadığı ve bir gecikme var ise bu gecikmede kimin kusurlu olduğu belirlenmelidir. Dosyaya sunulan elektronik posta yazışmalarında yer alan bilgilerden taraflar arasında yükün ... gemisi ile taşınması hususunda anlaşıldığı, 10.12.2018 tarihinin taşımanın başlayacağı tarih olarak belirlendiği ve bu tarihe göre somut taşıma süresi içinde taşımanın tamamlanarak teslimin gerçekleşeceğinin kararlaştırılmış olduğu anlaşılmaktadır. Ancak sonradan Davalı ... tarafından eşyanın yükleneceği gemi ile taşımanın başlayacağı tarihi değiştirilmiş, buna gerekçe olarak ilk kararlaştırlan geminin hava şartları sebebiyle yükleme limanına ulaşamamış olması ve ilk gemi için belirlenen beyanname ... tarihine davacı tarafça uyulmamış olması gerekçe gösterilmiştir. Kötü hava şartları sebebiyle ilk geminin Mısır'dan hareket edemediği konusunda dosyaya belge sunulmamış olsa da Aralık ayında hava muhalefetinin yaşanması anlaşılabilir bir durumdur. Davalı vekili, ilk gemi ile taşıma yapılamamasının ikinci nedeni olarak beyanname ... tarihinin geçirilmiş olmasını göstermektedir. ... tarafından  ...'a gönderilen 05/12/2018 tarihli (saat 10:47) gönderilen e-postada da,\"beyannameyi yarın akşam göndereceğinize dair verdiğiniz teyide istinaden 2x40 pcrf rezervasyonunuz işleme alınmıştır.\" mesajının iletilmiştir. Bu şekilde davalı tarafın 4.12.2018 tarihli elektronik postada en son beyanname ... tarihini 06.12.2018 olarak bildirdiği sabittir. Ancak dosyaya sunulan beyanname tarihinin 07.12.2018 olduğu görülmektedir. Eşyanın gümrük işlemlerinin davacıyı temsilen davacının gümrükçüsü tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Beyanname ... tarihinin 06.12.2018 olması bu tarihe kadar beyannamenin düzenlenmiş olmasını gerektirmektedir. 4.12.2018 tarihli elektronik postada bu husus davacı temsilcisine açıkça iletildiği halde, beyannamenin süresinde düzenlenmemiş olmasından dolayı planlanan ilk taşımanın gerçekleşemediği anlaşıldığından, taşımanın ilk gemi ile yapılamamasının  davacının beyanname ile ilgili yükümlülüğünü teyitleşilen sürede yerine getirmemesinden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır.  Tüm bu değerlendirmeler neticesinde; eşyanın varma limanında zıyaa uğramış olduğunun dosyada bulunan survey raporuyla sabit olduğu, davacı TTK'nın1185. Maddesinde düzenlenen ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden eşyanın zıyaa uğramasında taşıyanın kusurunun bulunduğunun ve taşıyanın bu kusurdan sorumlu olduğunun davacı tarafça ispatlanması gerektiği, dosya kapsamına göre; yükün ziyaa uğramasının nedeninin taşıma süresindeki gecikme olduğu, ... adına ...'a gönderilen 05/12/2018 tarihli gönderilen e-postada da\"beyannameyi yarın akşam göndereceğinize dair verdiğiniz teyide istinaden 2x40 pcrf rezervasyonunuz işleme alınmıştır.\" mesajının iletildiği, bu şekilde davalı taşıyanın gümrük beyannamesini en geç 6/12/2018 akşam saatine kadar gönderilmesi halinde ilk gemi ile taşımanın gerçekleşeceğini davacı yetkilisine bildirdiği, ancak dosyaya sunulan gümrük beyannamesinin tarihinin 07/12/2018 olduğu, böylelikle davacı tarafın kendilerine yapılan bildirime rağmen gümrük beyannamesini süresinde vermemesi nedeniyle ... gemisi ile yapılacak ilk taşımanın gerekleşemediği, planlanan ikinci geminin yükleme limanına geç gelmesinde taşıyanın kusurunun bulunduğunun ortaya konulamadığı, davacı zamanında beyanname düzenlemiş olsa idi yükün kararlaştırılan ilk gemi ile taşınmasının mümkün olduğu, ancak beyannamenin süresinde düzenlenmemiş olması nedeni ile rezervasyonun iptal edildiği, bu nedenle taşıma sonraki sefer ile gerçekleştiğinden yükün taşınmasında gecikme meydana geldiği, söz konusu gecikme ve buna bağlı zarardan dolayı TTK'nın 1178 ve devamı maddelerine göre taşıyana kusur yüklenemeyeceği kanaatine varıldığından, bu kanaat ışığında davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile,  'Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstinafa konu yerel mahkeme kararının gerekçesinde; eşyanın varma limanında ziyaa uğradığının dosyada bulunan Survey Raporu ile sabit olduğunun belirtilmesine rağmen, TTK m:1185 göre \"ihbar yükümlülüğü yerine getirilmediği\" için taşıyan kusurunun kanıtlanamadığının, ayrıca davacı müvekkilinin; bildirime rağmen Gümrük Beyannamesini süresinde vermemesi nedeni ile yükün; İhbar Olunan \"...\" gemisi ile ilk taşımanın geciktiği için dava konusu yükün bozulduğunu, davacının süresinde beyanname verseydi, yükün ilk gemi ile taşınmasının mümkün olacağını, bu yüzden davanın reddedildiğinin belirtildiğini, her iki gerekçenin de yasal dayanaktan yoksun olduğu için delillerin ve maddi meselenin takdirinde hataya düşülerek işbu İstinaf başvurusuna konu hüküm verildiğini, Öncelikle, \"eşyanın geç teslimi nedeni ile kendilerine bir bildirim yapmadığı ve hasar tesbitini de bildirmediği için zararı talep haklarımızın ortadan kalktığını\" iddia etse de, davalının dayandığının aynı yasa maddesinin 2. Fıkrasında düzenlenen istisna hükmüne göre, \"eşyanın incelenmesi, yetkili makam, ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa, bildirime gerek yoktur.\" açık ibaresi karşısında, yerel mahkemenin \"ihbar yükümünü yerine getirmediğimiz\" yönündeki gerekçesinin yasal dayanaktan yoksun olduğunun kuşkusuz olduğunu, Kaldı ki, davalının, karşı edimi kabul etmesine rağmen, kendi edimini yerine tam olarak yerine getirmediği halde, bakanlık onaylı \"Bitki Sağlık Sertifikası\" çerçevesinde prosedüre de uygun olarak iyi durumda teslim ettiğini, bunun kesin delillerle sabit olamasına rağmen, malın kendisine tesliminden itibaren sorumlu olacağını, \"teslimden itibaren hasarın alıcıya ait olduğu\" temel ilkesinin gereği olduğunu, dolayısı ile davalının bu savunmasını kabul anlamına gelmemek üzere, talimat verdiği veya anlaştığı gerçek veya tüzel kişilerin ihmalinden dolayı ayrı ayrı rücu hakkının doğmasının söz konusu olabileceğini, böylece davalının \"Pasif Husumet Yokluğu\" itirazının yersiz olduğunu,  TTK Deniz Ticaret Hukukunu düzenleyen kitabında yer alan \"Taşıyanın Sorumluluğu\" hükümlerine göre taşıyan; eşyanın geç tesliminden doğan zararlardan, söz konusu zararın, taşıyanın muhafazası altında iken meydana gelmesi kaydı ile sorumludur. somut olayda da, dava konusu ürünün, yüklemeye uygun ve iyi durumda taşıyana teslim edildiği, yetkili makamlardan alınma \"Bitki Sağlık Sertifikası\" ile sabit olduğunu, Yerel mahkemenin diğer red gerekçesi olan davacı müvekkilinin; bildirime rağmen Gümrük Beyannamesini süresinde vermemesine gelince, 06.12.2018 gününe mesai saati sonuna kadar Gümrük Beyannamesi verilmemesi gerekçesi, bu tarih dahil müteakip 7 Aralık ve 8 Aralık 2018 günlerinde, Mersin Limanından İsrail deki Hayfa limanına hiçbir geminin çıkış yapmamış olması nedeni ile zaten fiili yükleme ve çıkış yapılamayacağı nedeni ile bu gerekçenin; davanın sonucuna hiçbir katkısı yoktur denildiğini, madem yerel mahkeme bu gerekçeye dayalı olarak karar verdiyse, neden Müzekkere ile ard arda 3 gün içinde Mersin Limanından İsrail deki Hayfa limanına hangi geminin veya gemilerin çıkış yaptığını sormadığını,  bu durumda yerel mahkemenin eksik inceleme ile varsayıma dayalı hatalı bir karar verdiğini, davalı ... firması bile cevap dilekçesi ekinde 2 nolu ekli belgede, o tarihte bünyesinde sigortalı olan personelin yazdığı e-mail mesajinda, \"beyanname verilmesi kaydına bağlı olarak malın yükleneceği geminin 04.12.2018 günü Mersin Gümrük  Limanına geleceği bildirilmesine rağmen bu mesajda 10.12.2018 günü Mersin Gümrük Limanına geleceği belirtilmiş olduğu gibi, bu gemi daha da gecikerek 13.12.2018 günü Mersin Gümrük Limanına yanaştığını, davalının sunduğu bu delilin aynı zamanda kendi kusurunu kanıtlayan açık ikrar mahiyetinde kesin delil olduğunu, Aşamalarda da belirttikleri üzere, davalı tarafın savunmasında, taşımanın her aşamasından müvekkilinin haberdar ettiğini iddia etse de, taşınan emtianın artık müvekkili tarafından gümrük ve taşıma prosedürüne ve uygun olarak davalıya teslim edildiğini, teslim sonrası fiilen müvekkilinin artık hiçbir müdahalede bulunmasının söz konusu olmadığını, bu savunmasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, emtianın varış limanına ulaşması için gereken tedbiri alma yükümlüğünün davalıya ait olduğunu, davalının basiretli bir tacir gibi davranarak, ödemesini davacıdan eksiksiz aldığı taşıma işini emtianın zarar görmeden varış limanına ulaştırması için gereğini yerine getirmesi gerektiğini, Zaten dava konusu zararın oluşumuna kadar yani Mersin Limanında gümrük tesliminden Hayfa Limanına varışına kadar geçirdiği aşamalar aynen aşağıdaki gibi vuku bulunduğunu, salt bu inceleme bile davalı taşıyanın kusurunu ortaya koymaya yettiğini, Davalı gönderici firma, yukarıda yer verilen 07.12.2018 günlü E-Fatura içeriğinde, domatesin yüklendiği geminin kalkış tarihini 10.12.2018 günü olarak belirttiğini, önce ... adlı taşıma firması ile anlaşıldığını, ancak \"...\" işlemlerinde davacı müvekkilinden kaynaklanmayan nedenlerle sorun oluşunca bu gemiye mal yüklenemediğini, bu hususun \"... Gümrük Müşavirliğinin\" 12.12.2018 günlü yazısı ile sabit olduğunu, bu durum karşısında taşımadaki gecikme, davalının ihmalinden  kaynaklandığını, davalının da delil olarak kabul ettiği cevap dilekçesi içeriği ile anlaşıldığını ve  açıklamalarında yer verdikleri  \"... Gümrük Müşavirliğinin\" 12.12.2018 günlü yazısı ile sabit olduğunu, anılan yazıda ise davalının, \"...\" adlı taşıma firması ile ürünün taşınması için anlaştığını, ancak bu taşıma firması ile yapılan sözleşmenin tarihinin bile 13.12.2018 olduğunu, burada davalı gönderici firmanın tam kusuru olduğunu çünkü, geminin Mersin Limanından çıkışının bile tahmini çıkış tarihinden 5 gün sonra gerçekleşmesi ile açık olarak görüldüğünü, bu gecikmenin domatesin çürüme seyrini artırdığının kuşkusuz olduğunu,  geminin limandan çıkışı için yerine getirilmesi gereken prosedüre göre gümrükten çıkış izni sağlayan \"...\" işlemleri ancak 14.12.2018 günü tamamlandığı için gemi 15.12.2018 günü yola çıkabildiğini, Geminin, İsrail Hayfa Limanına 17.12.2018 günü ulaştığını, Yani gemi, davalı gönderici firmanın kusuru nedeni ile 10 gün gecikme ile Hayfa Limanına vardığını, bunun sebebinin yukarıda da açıkça belirttikleri gibi geminin, taraflar arası taşıma sözleşmesinde davalının bildirdiği günden 5 gün sonra limandan çıkması olduğunu, müvekkilinin, domatesi davalı ile anlaşmalarında belirlenen tarihte ve teslim prosedürüne uygun olarak, yani iyi durumda iken, bakanlık yetkililerinden alınma \"Bitki Sağlık Sertifikası\" ile yani malı teslime ve taşımaya uygun halde teslim etmiş böylece, akti ve yasal yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirdiğini, ancak malı aynı gün yani 17.12.2019 günü teslim alan alıcı firma, çürümeyi görünce, teslimden sonraki gün yani 18.12.2018 günü bu çürümeyi hemen \"Uzman Raporu\" (Survey Report) ile tesbit ettirdiğini, domatesin çürümesi nedeni ile alıcının malı almadığını,  İşte davalı taşıyıcı firmanın, \"basiretli tacir\" ilkesinden uzaklaşarak ihmal ile kusurlu davranışları sonucu malı geç teslim etmesi nedeni ile domateslerin çürümüş olarak Hayfa Limanına ulaştığını, çürümüş domatesin de doğal olarak hiç bir alanda ticari veya ekonomik bir yarar getirecek şekilde kullanılmayacağını, müvekkilinin maddi mağduriyete uğratıldığını çünkü hem domatesin nakliyesi için yaptığı masraflar boşa gittiğini, hem de elde edebileceği yüksek oranlı kardan yoksun kaldığını, eğer davalı gönderici firma, aralarındaki sözleşmeye ve ürün taşımasında uygulanan teknik icaplara uygun hareket ederek, domatesi zamanında taşıyıcı gemiye teslim etseydi, domates çürümeden limana ulaşmış olacağından, müvekkilinin böyle bir zarara uğramayacağını, dolayısı ile davalının ihmali neticesi kusurlu eylemi ile müvekkilinin vaki zararı arasında uygun illiyet bağı kurulduğunu, zararın ve kusurun varlığının ise 02.03.2019 günlü Uzman Raporunun taraflarına tebliği sonucu öğrenmiş bulunduklarını,Üstelik davalı taşıyanın, taşıtan konumundaki davacı müvekkilinin hiçbir yazılı onayını almadan başka gemilere yükü nakletmesinin de TTK m:1150 anlamında yasa ihlali olduğunu, yine aynı maddeye göre taşıyanın, bundan doğacak zarardan sorumlu olacağının da hükme bağlanmış olduğunu, 07.12.2018 günlü E-Fatura içeriğinde, yükün ... adlı taşıma firması ile anlaştığını, ancak davalı firma yetkilileri kendi ihmali neticesinde \"...\" diye adlandırılan, yükün limandan çıkış izni sağlayan işlemlerini geciktirdikleri için davacı  müvekkiline hiç bildirim yapmadan, onayını almadan \"...\" adlı taşıma firması ile anlaşarak yükü o gemiye aktarmakla TTK. 1150. Maddeye aykırı davrandığını, bu husus, \"... Gümrük Müşavirliğinin\" 12.12.2018 günlü yazısı ile sabit olduğunu, dolayısı ile ürünün davalı tarafından emtiayı varış yerine götürecek olan gemiye geç teslim edilmesi nedeni ile çürümesi sonucu doğan müvekkilinin maddi zarardan davalının sorumlu olduğunun kuşkusuz olduğunu, Domatesin Hayfa Limanına tesliminden hemen sonra alınan Survey Raporu sonucuna göre tesbit edilen domatesin çürüdüğünü ve bu çürüme nedeni ile doğan toplam zararın; 28.192,00.-USD (Amerikan Doları) ve 72.466,69.-NIS (İsrail Para Birimi) toplamı olduğunu, kesin ve yazılı delil ile taraflarınca 6100 sayılı yasaya ve usule uygun olarak kanıtladıklarını, Dava konusu malın varış yeri olan Hayfa Limanına geç ulaşmasından dolayı çürümesinin nedeni ile artı o malın ekonomik değeri ve tedavül kabiliyeti de kalmadığı için malın o hali ile taraflarına iade edilip edilmediği yönündeki tartışmanın, işbu davaya hiçbir katkısının ve etkisi bulunmadığını, davalının bu yöndeki beyanlarının hiç bir mahsup nedeni oluşturmadığını, çürüyen malın vasfı gereği artık ekonomik değerinin olmadığını, raporda da açıkça belirtilmiş olduğunu, davalının cevap dilekçesinde belirttiğinin aksine, zararın meydana geliş nedenine ilişkin olarak; yoksun kalınan kâra dair yapılacak bilirkişi incelemesi hakkı saklı kalmak kaydıyla, başkaca yeniden bir bilirkişi incelemesi yapılmasında hukuki yararın bulunmadığını, Davalı tarafın cevaplarında, \"kendi sorumluluklarının navlun bedeli ile sınırlı olduğunu\" iddia ettiğini, kusurlu tarafın; işbu davaya uygulanacak Ticaret Kanunun ayrılmaz bir parçası sayılan ve niteliğine uygun düştükçe uygulanabilirliği bulanan Borçlar Kanunu hükümlerine göre, \"...\" olarak mütalaa edileceğinden ve bu tür zarardan da, asıl zararın meydana gelmesinde kusuru ve ihmali bulunan davalının sorumlu olacağı anılan yasa gereği olduğunu, belirttikleri üzere davalı taşıyanın, taşıtan konumundaki davacı müvekkilinin hiçbir yazılı onayını almadan başka gemilere yükü nakletmesinin de TTK m:1150 anlamında yasa ihlali olduğunu, yine aynı maddeye göre taşıyanın, bundan doğacak tüm zarardan sorumlu olacağının da hükme bağlanmış olduğunu, refakat eden zararı talep etmeleri için taraflarına yasadan doğan bir hak tanındığını, Rapora ilişkin olarak: Taşıyanın yüke özen borcunu ihlal ettiğini, ortada bir taşıma sözleşmesi bulunduğunu, Davacı müvekkilinin tazminat davası açamaya yetkili olarak aktif dava ehliyetine sahip olduğu ve taşıma bedelini de tahsil eden davalının taşıyan sıfatı ile  pasif dava ehliyetine haiz olduğunu, taşıtan davacı müvekkilinin üzerine düşen kanuni yükümlülüklerini yerine getirdiğini, yükün taşıyan tarafından hasarsız teslim alındığını, ziya ve hasarın taşıyanın iş bu dava konusu yükü gönderilmek üzere taraflarından teslim aldığı tarih ile gönderilene teslim etme tarihi arasında taşıyan hakimiyetindeyken meydana geldiğini, Uğranılan doğrudan ve dolaylı zararlar ile müstakbel ve muhtemel zararların yanısıra mahrum kalınan kârların da talep hakkı olduğunu, ancak kazanç kayıplarının hesaplanmadığı  hususundaki eksikliğin giderilmesi gerektiğini, Uğranan zararlandan davalının sorumlu olduğu karinelerden yararlanamayacağını, karinelerin hali hazırda çürütülmüş olduğunu, zarar hesabında bakımından TTK’nın deniz ticaretine ve sorumluluğa mahsus hükümleri yanında TBk’nın akit dışı sorumlululuğu düzenleyen hükümlerinin de kıyas yoluyla uygulanması gerektiğini, Uğranılan ve dosya kapsamında açık olarak ortaya konan 28.192,00 USD ve 72, 466.00 NIS ve Navlun bedeli olan 3.100,00 USD para birimlerinde oluşan zararlarının fiili ödeme günü kurundan tazmininin gerektiğini, Zararın varlığının sabit ve fakat miktarın tam olarak ispatının mümkün olmayan kısımları bakımından ise TBK m. 50 hükmü gereği mahkemeninin hakkaniyete uygun bir miktar tazmianata daha takdir edebileceğini, yönündeki hukuki tesbitlere rağmen ve özellikle \"Yükün taşıyan tarafından hasarsız teslim alındığı, ziya ve hasarın taşıyanın iş bu dava konusu yükü gönderilmek üzere taraflarından teslim aldığı tarih ile gönderilene teslim etme tarihi arasında taşıyan hakimiyetindeyken meydana geldiği\" yönündeki hukuki saptamaya olduğunu, buna rağmen  hiçbir zarar ziyan tesbitinin yaptırılmadığını, bu yöndeki Ek Rapor taleplerinin de hiç bir somut gerekçe gösterilmeksizin son duruşmada reddedildiğini, hüküm kurmaya ve üst mahkeme denetimine uygun olmayan muallak bir rapor ile hüküm kurulduğunu, böylece, delillerin ve maddi meselenin takdirinde açıkça hataya düşülerek işbu istinaf başvurusuna konu usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme hükmünün kurulduğunu,İleri sürerek; Yukarıda sunulu nedenlerle ve istinaf mahkemesince re'sen gözetilecek nedenlerle; usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme hükmünün; davacı lehine kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava; taşıma süresindeki gecikme nedeniyle zayi olan mal bedeli ile kar kaybının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf; Sera domatesinin Mersin Limanı’nından İsrail Hayfa Limanı’na taşınması konusunda tarafların anlaştıklarını, gemi kalkış tarihinin 10.12.2018 ve taşıyanın ... olarak belirtildiğini, sonrasında onayları alınmaksızın taşıyıcının değiştirilerek ... ile anlaşıldığını bu nedenle yükün yola 15.12.2018 tarihinde çıkabildiğini ve varma limanına 17.12.2018 tarihinde ulaştığını, malı aynı gün 17/12/2018 tarihinde alan alıcı firmanın domateslerin çürük olduğunu görünce 18/12/2018 tarihinde uzmana başvurulması üzerine 02.03.2019 tarihli sörvey raporu alındığını, çürümenin gecikmeden kaynaklanması  nedeniyle zararlarının tazmin edilmesini talep ve dava etmişdir. Davalı taraf ise; Davacının talepleri doğrultusunda taşıma sürecini organize ettiğini ve armatörlerle davacı adına anlaştığını, davacının onayı doğrultusunda yükleri gemiye yüklediğini, fiili olarak taşıma işlemini gerçekleştirmediğini, taşıma esnasında verilen zarar iddialarının muhattabının fiili taşıyan olduğundan öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, İddia edilen gecikmenin davalının kusurundan değil, ... isimli taşıma şirketinin belirlenen tarihte hava şartlarından dolayı Mısır’dan hareket edememesinden kaynaklandığını, bu durumun davacıya bildirildiğini ve süreç hakkında da bilgilendirildiğini, davacıya deniz taşımalarında verilen sürelerin her zaman tahmini süre olduğunun aktarıldığını, 13.12.2018 tarihinde yola çıkacak yükün davacının gerekli evraklarının tamamlanamaması ve kendisine bildirilen \"Beyanname .... 06.12 17:00\" tarihinden sonra beyannamelerin verilmesi nedeniyle gemiye yüklenemediğini bu nedenle fiili taşıyıcı ve buna bağlı olarak gemi değişikliği yapıldığını, bu aşamaların davacının gümrükçüsü tarafından yürütüldüğünü, davacının onayı olmadan herhangi bildirim yapılmadan işlemlerin tamamlandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını,  bu durumun davacının gümrük müşaviri ... Gümrük Ltd Şti tarafından beyanname ile sabit olduğunu, belirtilen nedenlerle limandaki hava şartları nedeni ile geminin yola devam edemediğini,varış tarihinde davacı tarafından gerekli çıkış işlemlerinin süresinde tamamlanamaması nedeniyle yükün gemiye yüklenemediği ve bildirilen şekilde taşıyıcının değiştirilerek yükün ... isimli taşıyıcı firma ile taşındığını davacı bu süreçte iptal talebinde bulunmadığını bu kapsamda geminin mücbir sebeple limana gelmemesinden herhangi kusurunun bulunmadığını, sonrasında davacının işlemleri tamamlayamaması nedeniyle yük gemiye yüklenemediğinden gecikme yaşandığını devamında gecikmeden kaynaklanan bir zarar meydana gelmiş ise bu gecikmenin davacıdan kaynaklandığını bu nedenle iddia edilen zarara davacının katlanması gerektiğini,  kabul anlamına gelmemek kaydıyla eşyanın geç teslimi nedeniyle TTK 1185 uyarınca taraflarına herhangi bildirim yapılmadığını, hasar tespiti de öngörülen sürede bildirilmediği için davacının buna bağlı talep hakkının ortadan kalktığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nın 146. maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte dosya kapsamı birlikte değenlendirildiğinde ve ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin itirazları doğrultusunda ek rapor alınmadan eksik inceleme ile  karar verildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı tarafça, davaya konu taşımadan önce TC. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından alınan raporda; Davacıya ait domateslerin yüklenme öncesi bitki zararlılarından ve böcek öldürücü kimyasallar olan pestisitlerden ari olduğu, domates bitkisinde olması muhtemel bakteri ve virüsleri içermediği, sağlıklı ve taze domatesler olduğu, ayrıca İsrail'e ihracata uygun oldukları açık şekilde belirtilmiştir. Davacı tarafça ibraz edilen 03/02/2019 tarihli Survey Raporda ise, domates ürünlerinin bozulmuş, su salmış, yaralanmış, mekanik fiziksel hasar görmüş ve mikrobiyal açıdan bozulmuş, doku da yumuşamalar olduğu tüm partiler için tespit edilmiştir.  Mahkemece alınan bilirkişi raporunun gıda mühendisi tarafından yapılan teknik inceleme bölümünde;Taze meyve ve sebzelerin nakliye metodu, ürünün mesafesi, bozulma süresi ve değerine göre belirlenmekle birlikte genel olarak 12-13*C'de depolandığında 3-5 hafta, 0*C'de ise 1-2 hafta depolanabildiğini, Tarım Bakanlığından alınan raporun 5 Aralık 2018 tarihli olması domateslerin bu tarihten önce hasat edildiği anlamına geldiğini, dolayısıyla domatesler Hayfa limanına ulaşıp 18.12.2018'de karşı tarafça teslim alındığında muhtemelen raf ömürlerinin en az 2 haftalık kısmını gemiye yükleme, bekleme ve nakil sırasında geçirmiş olduklarını, dolayısıyla domateslerin belli bir olgunluğa erişmesi, dokularında yumuşama, ve kendilerini salmış olması her durumda kaçınılmaz olduğunu, ...  firması tarafından 2018/12/13 tarihinde verilen rezervasyon belgesinde domateslerin kapalı ortamda havalandırmalı olarak  +8 C ve % 25 nemde taşınacağının belirtildiğini, 'ta konteynerlerin iyi durumda olduklarının belirtilmesi ancak posada sıcaklığın + 9 C olarak tespit edilmesi, konteynerlerde domateslerin uygun durumda taşındığını, ancak domatesin yaşlanma, bozulma nedeniyle solunum hızının arttığı ve bu nedenle kızışma yaşanmış oluşabileceğini, bunun da sıcaklığın  +9 C'ye çıkmasına neden olduğunu düşündürdüğünü, tüm bu durum değerlendirildiğinde, domateslerin yüklendikten sonra, yaklaşık toplamda 10 günlük bir sürede Hayfa limanına ulaşmış olması, domatesi yükleyen davacı veya taşıma şirketi olan ... firmasında bir kusur olmadığını, davalının domates gibi taze ve narin bir gıda ürününün uzun süre yüklenmeden bekletilmiş olmasından ötürü bu hasara neden olduğunu düşündürdüğünü, bu kadar süre malın bekletilmesinin ve oluşan gecikmenin domates ürününün kalitesinde azalmaya ve tespit edildiği şekilde bozulmaya yol açmasının doğal olduğu belirtilmiştir. TTK'nın 1185.maddesine göre deniz taşıması sırasında meydana gelen yük hasarının, eşyanın teslimi sırasında, zıya hasar haricen belli değilse teslim tarihinden itibaren 3 gün içerisinde taşıyıcıya ihbar edilmesi gerektiği, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere; Somut olayda domates yükünün zıyaa uğramış olduğuna dair varma limanında yapılan bir survey incelemesi olmasına rağmen teslim sırasında bir resmi inceleme yapıldığını veya eşyanın zıya'ının taşıyana ihbar edildiğini gösteren herhangi bir delil bulunmadığından, eşyanın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten zıyaa uğramış olduğuna dair davalı lehine karine doğmuş olmaktadır. Bu durumda tazminat talep eden davacının zararın meydana gelmesine taşıyan veya adamlarının kusurunun sebep olduğunu ve ayrıca taşıyanın bu kusurdan sorumlu olduğunu ispat etmesi aranacaktır. Bilirkişi  raporunda yapılan teknik değerlendirmede domates yükünde meydana gelen zıya hali ise davalının domates gibi taze ve narin bir gıda ürününü uzun süre yüklenmeden bekletilmiş olmasına bağlanmış; bu kadar süre malın bekletilmesinin ve oluşan gecikmenin domates ürünün kalitesinde azalmaya ve tespit edildiği şekilde bozulmaya yol açmasının doğal olduğu sonucuna varılmıştır. Bu teknik tespitler sonucunda dava konusu domates yükünün davalı tarafından üstlenilen sürede taşımasının gerçekleştirilememiş olması ve uzun süre yükletilmeden bekletilmiş olması sebebiyle zıyaa uğradığı kabul edilebilecektir. Davacı zıyaa ilişkin ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden zararın taşıyanın kusuru ile ve taşıyanın sorumlu olduğu bir sebeple ortaya çıktığını ispatlamalıdır. Buna göre davacının, ilk gemiye yüklemenin yapılamamış olmasının taşıyanın kusurundan kaynaklandığını, ilk gemi ile süre bakımından aynı veya eşyanın zıyaa uğramadan taşınabileceği başka bir gemiye yüklenmesini sağlayamamasında kusuru bulunduğunu ortaya koyması aranacaktır. Dosyaya ibraz edilen  elektronik posta yazışmaları ve belgelere göre ; Dava konusu emtianın uzun süre yükletilmeden bekletilmesi sonucu oluşan söz konusu gecikme ve buna bağlı zarardan dolayı TTK'nın 1178 ve devamı maddelerine göre taşıyana kusur yüklenemeyeceği tespit edilmiştir. Davacı tarafça, hasarın, taşıyıcının sorumluluk sahasında iken ve taşıyıcının kusuru ile meydana geldiğinin ispatlanamadığı, buna göre ilk derece mahkemesince davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,  5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 07/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b77f23af0ffd461b","SID":"78b2d2e65f1b7e18"}}