{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1025 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1615<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t (...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>KATİP\t\t: ...   (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/530 Esas - 2022/616 Karar<br><br>DAVACI\t\t: ... (T.C. NO:...) -...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ...<br>DAVALI\t\t: ... (T.C. NO:...) -...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ...<br><br>DAVA TÜRÜ\t\t: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 22/12/2021<br>KARAR TARİHİ\t\t: 08/11/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 25/11/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı taraftan 17.07.2017 tanzim tarihli, 31.03.2020 vade tarihli, 10.000.000,00 USD bedelli bono nedeniyle alacaklı olduğunu, bunun üzerine 07.06.2021 tarihinde Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/83 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararına istinaden Kocaeli İcra Müdürlüğü 2021/93510 Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından süresi içerisinde imzaya ve borca itiraz edilmesi üzerine takip durdurulduğunu, imza itirazının kabul görmesi neticesinde alacak davası açma zarureti olduğunu, 07.06.2021 tarihinde kısmi olarak 5.780.711,24 USD bedel üzerinden icra takibi başlatıldığını ve borçlunun imza itirazı neticesinde takip durdurulduğunu, 15.12.2021 tarihli mahkeme kararın neticesinde imzanın borçluya ait olmadığı gerekçesiyle dava davacı aleyhine sonuçlandığını, davanın belirsiz ve kısmi olarak açılmasının sebebi ise davacının bono üzerinde yazan rakam dışında ... ile arasında herhangi bir yazılı ilişkisi bulunmadığı, bu nedenlerle davalarının kabulü ile ara karar tesis edilerek ihtiyati hacizlerin devamının karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; 2021/93510 esas sayılı dosyadaki imzanın davalıya ait olmadığının tespit edildiği, senedin davalıya ait olmayıp davalının bu davada taraf olmadığı, davacının alacaklarının başka kişilerden olduğu iddiasının icra mahkemesi ve ağır ceza mahkemesi dosyalarında verilen ifadelerde açık olduğu, bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiği, sahte senede ilişkin itirazların istinaf aşamasında olması nedeniyle derdestlik itirazın da bulundukları, esasa yönelik savunmalarında ise davanın haksız olduğu savunmaları ile davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... 1-Davanın HMK 114/1-H ve 115/2. Maddeleri uyarınca; hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; HMK'nın m.105-114 hükümlerine aykırı taleplerde bulunulmadığını, davacının hukuki yararının bulunduğuna ilişkin evvelce beyanlarda bulunduğunu, mahkemece bu hususlar gözetilmeden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi açıkça hatalı olduğunu, evvelce dava dilekçesi ile birlikte sunulan, alanında uzman olan Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan hukuki mütalaada raporunda da görüleceği üzere; senet metnindeki imzanın davalıya ait olduğuna dair tespitleri, senetteki imzanın davalı tarafından kasıtlı olarak bir kısmının değiştirilmeye çalışılarak atılan imza olduğu, literatürde de bunun \"disguised signature\" olarak bilindiği, sahteciliğin söz konusu olmadığı, daha önce yaptırılan diğer imza incelemelerindeki tespitlerin ise neden hatalı olduğuna dair açıklamaları ayrıntılı şekilde açıklandığını, bu hususların mahkemece verilen kararda göz ardı edilmesinin kabul edilemeyeceğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.<br>   DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2022 Tarih - 2022/530 Esas - 2022/616 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>DAVA; alacak istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelenmesinde; davacının, davalı taraftan 17/07/2017 tanzim tarihli, 31/03/2020 vade tarihli, 10.000.000,00 USD bedelli bono nedeniyle alacaklı olduğunu, bonoya dayalı olarak 07/06/2021 tarihinde Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/83 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararına istinaden Kocaeli İcra Dairesi'nin 2021/93510 Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığını, imzanın borçluya ait olmadığı gerekçesiyle davanın davacı aleyhine sonuçlandığından alacak davası açmak zorunda kaldığını belirterek, davacının,  davalıdan alacaklı olduğunun tespitine karar verilmesi için eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>6100 sayılı HMK'nın 106. maddesinde düzenlenen, tespit davası;  bir hakkın veya  bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi için açılan bir dava türüdür. Tespit davası eda davasının öncüsü durumunda olup, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, eda davası açılması mümkün olan hallerde davacının tespit davası açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının  bulunması şarttır. Hukuki yararın varlığının kabulü için ise, talepte bulunanın hakkının tehlike altında bulunması ve verilecek bu tespit kararının bu tehlikeyi bertaraf edici nitelikte bulunması gereklidir.<br>Tespit davaları bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının belirlenmesine yönelik açılan davalar olup, görülmekte olan veya açılacak bir davada iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek konular için bağımsız bir tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur. Eda davası sonunda verilen hüküm ile aynı zamanda dava konusu hukuki ilişkinin var olup olmadığı da tespit edilir ve ondan sonra bu tespite dayalı olarak eda hükmü kurulur. Yargıtay'ın kararlı uygulamalarına göre de eda davası açmak mümkün ise tespit davası açılamaz. Anılan kuralın geçerli olabilmesi için eda davası sonunda verilecek hükmün tespite ilişkin bölümü ile tespit davası sonunda alınacak tespit hükmü arasında meydana getirdikleri kesin hükmün etkisi bakımından hiçbir fark bulunmaması gerekir. Diğer bir söyleyişle tespit davası ile istenilen hukuki korunma , eda davası ile tamamen elde edilebilecek ise o zaman davacının ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. <br>Öte yandan, Yargıtay müstekar kararlarında tespit davalarının kısmi dava olarak açılmasının da mümkün olmadığı görüşü benimsenmiştir. Davacı ise davasını kısmi dava olarak açmıştır. Davacının bu yönü ile de dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. (Bkz Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/2989 E. 2019/798 K. Sayılı ilamı)<br>Eldeki davada; tüm dosya kapsamı gözetildiğinde, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı dava dilekçesinde açıkça alacaklı olduğunun tespitini talep etmiş bu alacağın tahsiline ilişkin bir istemde bulunmamıştır. Davacının tespit davası açmakta ve bu davayı kısmi olarak açmakta hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın da 6100 sayılı HMK 114 maddesinde belirtildiği üzere dava şartlarından oluşu ve yargılamanın her aşamasında resen değerlendirilebileceği gözetildiğinde, mahkemece; davacının  somut davada hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın dava şartlarından olduğu, bu nedenle de   davanın usulden reddine karar vermek gerektiği şeklindeki  gerekçeyle davanın reddine  karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf nedenlerinin bu nedenlerle reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,  <br>4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/11/2024<br>\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır. <br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"111abc33c171c77a","SID":"9983ebc0dcaceff6"}}