{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/228 <br>KARAR NO:2024/1573<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/11/2021<br>NUMARASI:2020/249 Esas - 2021/1273 Karar<br>DAVA:Haksız Rekabetin Tespiti, Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:04/11/2024<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından  istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin ... markasıyla döküm tencere ve tava imalatı ile satışı yaptığını, müşterilerden gelen talep üzerine müvekkili tarafından internet satış sayfasında dört adet defolu ham döküm tavanın satışa sunulduğunu, müvekkilinin satış ilanında \"Arkadaşlar çok soran oluyor diye, elimde kullanıma hazır, ancak yüzeydeki ufak tefek defodan dolayı satışa sunmadığım numune 4 adet tavayı %50 fiyatına satışa koyuyorum. fotoğrafları ekteki gibi, lütfen iyi inceleyip alınız.\" şeklindeki açıklamaya yer verdiğini, davalının defolu olduğu belirtilen ve yarı fiyatına satılan bu üründen 24.03.2018' tarihinde internet üzerinden bir adet satın aldığını, ürünü bu şekilde bilerek ve isteyerek satın almasına rağmen \"Ortada bir aldatmaca olduğunu düşünüyorum. Eğer burada tatmin edici bir cevap alamazsam bu durumu ilgili olduğunuz bütün platformlarda dile getireceğimi bilmenizi isterim.\" şikayetleriyle müvekkiline 28.07.2018 tarihinde e-posta gönderdiğini, müvekkilinin aynı gün isterse tavanın uhdesinde kalarak ücret iadesi yapabileceğini belirterek davalının e-postasına cevap verdiğini, ancak müvekkilinin bu cevabından sonra davalının  herhangi bir şekilde müvekkiline ulaşmadığını, talebinin ne olduğunu ve ücret iadesi için bir banka hesap numarası bildirmediğini, davalının \"...\" ... adresinde 11.08.2018 tarihinde \"...'dan ham döküm tava aldım (hayal kırıklığı içerir)\" başlıklı bir video yayınlayarak kötü niyetini  ve kastını gerçeğe aykırı beyanlarla internet yayınına taşıdığını, \"...\" kullanıcı adıyla yaptığı yorumların içinde müvekkilini sahtekar olarak nitelendirdiğini, kötü niyetli olarak müvekkilinin ticari itibarına zarar vererek müvekkili hakkında müşteriler nezdinde haksız bir tedirginlik ve şüpheye yol açtığını belirterek davalının haksız rekabetinin tespiti ve men’i ile 5.000-TL maddi ve 1.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>ISLAH:Davacı vekili 01/07/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 100.000-TL'ye yükseltmiştir.<br>CEVAP:Davalı; öğretmen olarak görev yaptığını, hiçbir firma ya da marka ile organik bağı bulunmadığını, davacının “Arkadaşlar çok soran oluyor diye elimde kullanıma hazır, ancak yüzeydeki ufak tefek defodan dolayı atışa sunmadığım numune 4 adet tavayı %50 fiyata satışa koyuyorum, fotoğrafları ekteki gibi, lütfen iyi inceleyip alınız” şeklindeki beyanının doğru olduğunu, fakat davaya konu videoda yukarıda bahsi geçen defolara dair hiçbir eleştiride bulunmadığını, “ortada bir aldatmaca olduğunu düşünüyorum, eğer burada tatmin edici bir cevap alamazsam bu durumu ilgili olduğunuz bütün platformlarda dile getireceğimi bilmenizi isterim” şeklindeki ifadesinde “aldatmaca” kelimesinin ürün defolu olduğu için söylenmediğini, satış ilanında ürünün sadece kozmetik olarak kusurlu olduğu vurgulanmasına rağmen ürünün ölçülerinde de kusur olduğu anlaşıldığı için söylendiğini, ürünün satış ilanında belirtilen özellikleri taşımadığını, davacının “tava sizde kalabilir, isterseniz para iadesi yapalım” beyanının doğru olduğunu, fakat karşılığının olmadığını, youtube adresinde yaptığı paylaşımlarda ürünün defosuyla ilgili hiçbir eleştiriye yer verilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece;  24.07.2018  tarihinde davacının davalıya sattığı tava ile ilgili \"...\" uzantılı “...’dan ham döküm tava aldım (hayal kırıklığı içerir)” başlıklı videoyu yayınladığı,  videoda ürünün ayıplı, defolu, numune ürün olduğuna dair herhangi bir açıklama yapmadan ürün hakkında olumsuz değerlendirmede bulunduğu ve sanki davacının tüm ürünleri bu vasıftaymış gibi bir izlenim bıraktığı, ayrıca tavanın “eti rezil ettiğini” de ifade ettiği, yine videosunda davacı için, iletişim adresinde bir isme rastlamadığını, kimle muhatap olduğunu dahi bilmediğini ifade ederek, videoyu izleyen ortalama bir kişide davacının güvensiz biri olduğu intibaını bıraktığı, davalının yaptığı yorumlarda davacı için “sahtekar” dediği, davalı ifadelerinin TTK 55/1-a bağlamında gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme olduğu, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, davacının dava konusu ettiği tazminat talebi ile ilgili somut verilere ulaşılamadığının belirtildiği, davalının haksız rekabette bulunduğunun tespit edilmesi karşısında, bilirkişi incelemesi ile davacı zararı tespit edilememiş olsa bile, davacının her halükarda maddi bir zarara uğradığının kabulünün gerektiği, dava konusu videonun izlenme sayısı, haksız fiil tarihi, davalıya satılan ürüne benzer nitelikte ürünlerden elde edilebilecek kar dikkate alınarak 3.000-TL maddi tazminat takdir edildiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, davaya konu videoda kullanılan ifadeler, davacının çektiği acı ve duyduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi hep birlikte değerlendirilerek davacının 1.000-TL manevi tazminat isteminin makul olduğu gerekçesiyle \"...\" ... adresinde yayınlanan video ile davalının gerçekleştirdiği eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının haksız rekabet teşkil eden bu eylemlerden menine, internet sitesinde yayınlanan videoya erişimin engellenmesine, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile taktiren 3.000-TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine, manevi tazminat isteminin kabulü ile 1.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; müvekkilinin youtube kanalında davacının ürünlerini kötülemediğini, sadece yaşadığı mağduriyeti paylaştığını, video yorumlarına verdiği cevapta davacının tüm ürünlerinin kusurlu olduğuna dair bir düşüncesi bulunmadığını beyan ettiğini, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, müvekkilinin üründeki defoyu bilerek satın aldığını, ancak videoda yayınlanan hususun üründeki defo ile ilgili olmadığını, videoda ürünün ilandaki ağırlığa sahip olmadığının vurgulandığını, müvekkilinin tavadaki çizik defosu ile ilgili bir eleştirisi olmadığını, \"... Bu ürünlerin içerisinde çeşitli model kalıplarından çıkan farklı tipte ve kalınlıkta ürünler mevcut. Standart ürün sayfasından kopyalama yaptığım için o bilgiler kalmış, onda haklısınız.\" şeklindeki e-posta cevabından da bu ayıbın davacı tarafça kabul edildiğinin görüldüğünü, söz konusu ürünün \"iade kabul edilmeyecektir.\" ifadesiyle satışa sunulmasına rağmen müvekkilime iade yapabileceğinin beyan edilmesi nedeniyle açıkça ayıbın varlığının kabul edildiğini, davacının bu beyanı samimi olmayıp müvekkiline para iadesi yapmadığını, müvekkilinin videoyu çekmeden önce durumu davacıya bildirmesinin iyi niyetini gösterdiğini, müvekkilinin videoda ürünü tartarak ağırlığının belirtilen miktarda olmadığını gösterdiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan ekran görüntülerinden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin davacının tüm ürünlerinin kötü olduğu algısını yaratacak bir eylemi bulunmadığını, bu hususu video yorumlarına verdiği cevapta açıkça ifade ettiğini, müvekkilinin videodaki açıklamalarının gerçeğe aykırı olmadığını, sübjektif değer yargıları içermediğini, gereksiz yere incitici olarak da kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin yayınladığı videoda haksız rekabet teşkil edecek hiçbir unsur bulunmazken, davacının kendi youtube kanalından ... adresi üzerinden, müvekkilime cevaben yayınladığını beyan ettiği videoda müvekkiline hakaretler ettiğini ve müvekkilinin yayınladığı video altına yazdığı haksız tahrik niteliğindeki yorumlara karşı müvekkilinin verdiği cevapların gereksiz yere incitici nitelikte değerlendirilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının satışlarında azalma olmadığı ve somut bir zararı olmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, maddi tazminat talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, tazminat tutarının fahiş olduğunu ve kusur oranlarının dikkate alınmadığını, davacının dökümcü baba mutfak isimli kendi youtube kanalı üzerinden, müvekkiline cevap olarak yayınladığı videoda müvekkilinin yayınladığı videoyu izlemeye davet ederek izlenme sayısını artırmaya çalıştığını, ayrıca yayınladığı videoda  müvekkiline ahlaksız, sinsi ve iftiracı gibi ithamlarda bulunduğunu, müvekkilinin sadece 9 abonesinin olduğunu, davacının videonun izlenme sayısını artırmaya çalıştığını,kararda 8 numaralı madde ile \"...Maddi tazminat davasının red edilen kısmı yönünden Avukatlık asgari ücret tarifesi 13/3 maddesine göre davacı vekili için hesaplanan 3.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine...\" denilmiş ise de kararda sehven \"davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" şeklinde yazıldığını, HMK'nın 304. maddesi uyarınca hükmün tashihi yoluna başvurulmuşsa da bu hususta karar verilmediğinden bu hususun düzeltilmesi gerektiğini, ayrıca reddedilen kısım için hükmedilen vekalet ücretininde hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava; haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile haksız rekabet nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK'nın 54 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde \"bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması\" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek \"rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır\" şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmesi şartı aranmamıştır.Failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması, sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır. Haksız rekabet sayılan bazı haller TTK'nın 55. maddesinde sayılmıştır. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesinde “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Madde kapsamında kötülemeden bahsedilebilmesi için; ortada başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama bulunması, nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir.Yanlış açıklama, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır.Gereksiz yere incitici beyan ise, içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise; açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte, gerçek dahi olsa açıklamalar gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen, açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama gereksiz yere incitici olmaktadır. Somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında, gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırının aşılması halinde açıklama, TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir. \"Bir açıklamanın yanlış olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, yanıltıcı olup olmadığı veya gereksiz yere incitici olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir\" (Yargıtay HGK'nın 2017/2475 esas, 2021/246 karar sayılı, 11.3.2021 tarihli emsal ilamı).Somut olayda; davacının, \"Arkadaşlar çok soran oluyor diye, elimde kullanıma hazır, ancak yüzeydeki ufak tefek defodan dolayı satışa Sunmadığım numune  4 adet tavayı %50 fiyatına satışa koyuyorum. fotoğrafları ekteki gibi, lütfen iyi inceleyip alınız.\" şeklinde açıklama ile satışı sunduğu tava, davalı tarafından 24.07.2018 tarihinde satın alınmış olup, davalı üründen memnuniyetsizliği ile ilgili \"...\" ... adresinde “...’dan ham döküm tava aldım (hayal kırıklığı içerir)” başlıklı videoyu yayınladığı hususunda ihtilaf yoktur.Davacı videodaki ifadelerin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı, davacıdan satın aldığı tavanın vadedilen ağırlıkta olmaması, ürünün amacına uygun kullanılamaması nedeniyle oluşan mağduriyetinin yansıtılması amacıyla davaya konu videoyu yayınladığını, maksatlı hareket etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı, tavayı defolu olduğunu bilerek almış, videoda bu hususu paylaşmamıştır. Ancak davalının videodaki memnuniyetsizliği ürünün yüzeyindeki defolarla ilgili olmayıp, ürünün vadedilen ağırlıkta olmamasından ötürü tavanın amacına uygun olarak kullanılamadığına ilişkindir. Bununla birlikte davalı; video içeriğinde \"eti rezil etti\", \"alaşımından da kuşkuluyum\" , \"ortada bir aldatmaca var\", \"alelade bir çelik tava kullanırım diyorsanız buyrun alın\" şeklinde söylemleri ile yine iletişim adresinde bir isme rastlamadığına, kimle muhatap olduğunu bilmediğine dair ifadelerde bulunduğu, videonun yorum kısmında davacı için \"sahtekar\" nitelemesi yaptığı dikkate alındığında davacının ticari faaliyetlerini ve ürünlerini kötüleyen bahsi geçen gereksiz yere incitici ifadelerin üçüncü kişilerde davacı hakkında olumsuz intiba oluşturacağı, davacının ticari itibarını sarsacağı açıktır. Bu açıklamaların ileri sürülen iddialar bakımından kötüleme niteliği taşıdığı, erişime tamamen açık olan uygulamada yayımlanması nedeniyle rekabet ortamını etkilemeye elverişli olduğu, açıklamanın ulaştığı kitlenin ortalama bir ferdi nezdinde küçük düşürücü nitelikte olduğu anlaşılmakla, mahkemece davalı tarafından yayınlanan videonun haksız rekabet teşkil ettiği ve davacının ticari itibarı ile kişilik haklarını zedeleyecek nitelikte olduğunun kabulü yerindedir.TBK'nın 58. maddesine göre hâkimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir (Yargıtay 11. HD'nin 2012/8581 E., 2014/726 K. sayılı ve 14/01/2014 tarihli ilamı). Talep olunan manevi tazminat 1.000-TL'den ibaret olup tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, kullanılan ifadeler, davacının manevi zararının boyutu dikkate alınarak takdir edilen manevi tazminat miktarı fahiş bulunmamıştır. Diğer yandan Türk hukuk sisteminde gerçek zarar ilkesi kabul edilmiş olup, gerçek zararını ispat edenin bu zararın tazminini talep edebileceği kural olarak benimsenmiş, ancak TBK'nın 50. maddesinde uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemediği takdirde, hakimin olayların olağan akışına ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceği düzenlenmiştir. Somut olayda da davalının haksız rekabet eylemi nedeniyle davacının uğradığı maddi zarar miktarının tespiti mümkün değildir. Bu itibarla dava konusu yazının niteliği, haksız rekabet eyleminin ağırlık derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet kuralları gözetilerek, takdir edilen maddi tazminat miktarı fahiş değildir.Bunun dışında AAÜT'nin 13/3 maddesinde mahkemece maddi tazminat talebinin reddine ilişkin kısım bakımdan davalı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin davacı lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlenmiş olup, davalı yararına ücret belirlenirken yürürlükte olan anılan tarife hükmünün uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, reddine karar verilen maddi tazminat talebi ile ilgili davalı yararına ücret takdir edilmesi gerekirken davacı lehine hükmedilmiş ise de bu hususun maddi hatadan kaynaklandığı açık olup mahkemesince her zaman düzeltilmesi mümkün  olduğundan maddi hata kaldırma sebebi yapılmamıştır.Açıklanan nedenlerle; istinaf sebepleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 80,70‬-TL harcın mahsubu ile kalan 346,90-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 04/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9b07b626baa8fedc","SID":"6840ccb7d2f17683"}}