{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1148 - 2024/1679<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1148<br>KARAR NO\t: 2024/1679<br>KARAR TARİHİ\t: 22/11/2024<br>KARARIN  YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>KATİP\t\t: ...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ASIL DAVA TARİHİ           : 24/10/2019<br>BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 02/11/2019<br>KARAR TARİHİ\t\t : 05/04/2024<br><br>NUMARASI\t\t : 2019/1034 Esas - 2024/300  Karar<br><br><br>DAVACI- KARŞI DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVALI-KARŞI DAVACI \t: VİG MAKİNA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - 0925071424000001 [25929-47095-75811] UETS<br>VEKİLLERİ\t:Av. ...<br>\tAv. ...<br><br>BİRLEŞEN GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN<br> 2019/1059 ESAS 2020/166 KARAR SAYILI DOSYASI <br><br>BİRLEŞEN DAVACI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>BİRLEŞEN DAVALI \t: VİG MAKİNA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - 0925071424000001 [25929-47095-75811] UETS<br>VEKİLLERİ\t:Av. ...<br>\tAv. ...<br><br>DAVA\t: Asıl ve birleşen dava; eser sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istem, karşı dava ise eserin geç ve ayıplı teslimi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi<br>HÜKÜM\t: Kararın kaldırılması gönderme<br>İSTİNAF  EDEN\t: Taraf vekilleri<br><br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen dava; eser sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemi, karşı dava ise eserin geç ve ayıplı teslimi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın ve karşı davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı taraf vekillerince istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA<br>Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle;  <br> 12.01.2015 tarihli \"Genel Amaçlı Robot Teklifi\" başlıklı teklif formu ile taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğunu, sözleşme gereği sürecin devam ettiğini ve gerekli malzemelerin davalı şirkete teslimi sağlandığını, müvekkili tarafından dava konusu icra takibine dayanak olan iki adet elektrik panosunun davalı şirket çalışanlarından...'ya imza karşılığında teslim edildiğini, ayrıca yine aynı fatura gereğince, Panasonic FZ-G1 model dokunmatik endüstriyel tabletlerin davalı şirket çalışanlarından ...'a imza karşılığında teslim edildiğini, teslim süreci sona erdikten sonra, devreye alma süreci başladığını, her iki panonun da sahip olduğu mekanik sistem ile çalıştırıldığını, takip konusu faturanın sadece 16.000,00-Euro'luk kısmının ödendiğini, bakiye kısmını ödenmediğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, akabinde davalı şirketin hiç bir gerekçe göstermeden müvekkilinin davalı şirkette yapmış olduğu işin tamamlamasını istemediklerini belirttiklerini, müvekkilinin alacaklı, davalının borçlu olduğu Gebze 4. İcra Dairesi'nin 2018/46887 takip numaralı dosyası ile başlattığını, takibe itiraz takibin durdurulmasına karar verildiğini, işbu davanın ödeme emrinde belirttikleri döviz kuru üzerinden ikame edildiğini ancak taleplerinin 8.914,23-EURO'nun aynen ödemesi olduğunu, belirterek Gebze 4. İcra Dairesi'nin 2018/46887 numaralı icra dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, davalı/borçlunun hüküm altına alınan alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere hesaplanacak icra inkar tazminatına hükmedilmesine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; <br>Müvekkili ile davalı şirket arasında 01.04.2013 tarihinde davalı şirketin Sivas Merkez - Tüdemsaş fabrikasına kurulacak olan kumlama hattının robotik otomasyonunun yapılması ve devreye alınması ve eğitimlerini kapsayan sözleşme imzalandığını, davalı şirketin, kurulum ve devreye alma işlemlerini sözleşme gereği tamamlayan müvekkili şirkete, Sivas ilinde bulunan bir robotun daha devreye alınması işinin yapılması için 17.04.2015 tarihinde fatura konusu hazır olan robotların devreye alınmasını ve gerekli tüm servis hizmetini vermeye başladığını, dava konusu takibin dayanağı olan faturanın davalı şirkete 23.04.2015 tarihinde kargo yoluyla gönderildiğini ve 24.04.2015 tarihinde ulaştığını, 8 gün içinde faturaya itiraz edilmediğini ve faturanın kesinleştiğini, fatura borcunun ödenmemesi nedeniyle Gebze 4. İcra Dairesi'nin 2019/40362 takip numaralı dosyası ile başlatmış oldukları icra takibinden gönderilen ödeme emrinin tebliğinin akabinde, davalı tarafından takibe, tüm borca, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize, ferilerine açıkça itiraz edilmesi nedeniyle icra dairesince takibin durdurulmasına karar verildiğini, bu nedenlerle itirazın iptaline, hüküm altına alınan alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere hesaplanacak icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili asıl davada cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle;<br>Müvekkilinin davacı/karşı davalıya karşı hiçbir borcu bulunmadığını, davacı/karşı davalının taraflar arasındaki sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimini “zamanında, eksiksiz ve sözleşmeye uygun” olarak yerine getirmediğini, davacı/karşı davalının sözleşmeye aykırı fiili sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, söz konusu zararlarımızın tazmini için işbu karşı davanın ikame edilmesi zorunluluğu hasıl olduğunu, davacı/karşı davalının ayıplı ifa sebebiyle müvekkili şirketin müşterileri nezdinde itibar kaybı yaşamasının yanında üretimin de aksadığını, bunun yanında davacı/davalının iddia ettiği gibi hiçbir gerekçe göstermeden başka bir firmaya yakınlık sebebiyle değil, projenin süresinde teslimi son derece önem arz ettiğinden, söz konusu iş dava dışı bir başka firmaya yaptırılmak zorunda kalındığını ve bu durumun ilave maliyete sebep olduğunu, söz konusu zarar kalemlerinin, bilirkişi marifetiyle ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bir inceleme neticesinde ortaya konulabileceğini, tüm bu sebeplerle, fazlaya ilişkin hakları ve manevi tazminat talebinde bulunma hakkı saklı kalmak kaydıyla, davacı/karşı davalı hakkında şimdilik dava tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte 1.000,00 TL (ıslahla 574,11 Euro) tutarında maddi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili birleşen davada cevap dilekçesinde özetle;<br>Davacı tarafından açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının taraflar arasındaki sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimini, “zamanında, eksiksiz ve sözleşmeye uygun” bir biçimde yerine getirmediği, söz konusu eksikliğin müvekkili şirketin üretimini aksattığı, ticari faaliyetin devamı adına müvekkilinin işi başkasına yaptırmak zorunda kaldığını, davacının yanlış seçimi ve yönlendirmesi ile tedarik ettiği bazı ekipmanı kullanamayacağını anladığını ve yeniden tedarik ettiğini, müvekkili şirketin davalı ile arasındaki sözleşmeye güvenerek yapmış olduğu masrafların yanında işi başkasına yaptırmak zorunda kalması nedeniyle de hayli masraf doğduğunu, müvekkili şirket tarafından, davacı tarafından düzenlenen faturaya TTK m.21/f.2 uyarınca 8 günlük yasal süresi içinde itirazda bulunulduğunu, müvekkili şirket hakkında icra inkar tazminatına hükmedilebilmesinin şartları oluşmadığını, izah edilen sebeplerle işbu haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile davacının uyuşmazlık konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere hesaplanacak olan kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, ayrıca aynı sebepten doğan mahkememizin 2019/1034 esas sayılı dosyası ile bu dosya arasında hukuki irtibat bulunması ve usul ekonomisi açısından bu iki davanın birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; \"Asıl dava yönünden; davanın kabulüne, davalı borçlunun Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/46887 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve  takibin devamına, hüküm altına alınan Euro cinsi asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda TC Merkez Bankasının 1 yıllık Euro cinsi ticari mevduata uyguladığı faiz oranında faiz işletilmesine, davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu edilen ve hüküm altına alınan 8.914,23.-Euro alacağın takip tarihindeki kur karşılığı olan 27.193,75.-TL'nin %20'si olan 5.438,75.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davacı alacaklının takip yapmakta kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine, asıl davadaki karşı dava yönünden; davanın kabulüne, 574,11.-EURO'nun dava tarihi olan 11.12.2019 tarihli TCMB Euro efektif satış bedeli üzerinden hesaplanan 3.701,80.-TL'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karşı dava için yatırılan harç yeterli olduğundan, bakiye harç hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden; davanın kısmen kabulüne, Davalı borçlunun Gebze (4.) İcra Müdürlüğü'nün 2019/40362 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 2.950,00.-TL asıl alacak yönünden iptaline ve  takibin bu meblağ üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu edilen ve hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si olan 590,00.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davacı alacaklının takip yapmakta kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine\" karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf isteminde bulunmuştur. <br><br>B. İstinaf  Sebepleri<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; <br>Yerel Mahkemece verilen kararın icra takibinde talep edilen alacak USD cinsinden belirtildiğini, icra takibine konu borcun ve icra inkar tazminatının da fiili ödeme tarihindeki güncel kur üzerinden ödenmesine karar verilerek düzeltilmesi gerektiğini, istinaf taleplerinin kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın müvekkili lehine düzeltilmesini talep etmiştir.<br><br>Davalı-Karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; <br>Müvekkili şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini ve durumun ispatlandığını, hükme esas alınan ek raporun mahkemece yanlış yorumlandığını bu nedenle asıl davaya yönelik kabul kararının hukuka aykırı olduğunu, asıl davanın kabulü halinde zarara uğramış olan müvekkilinin daha da zarara uğrayacağını bu nedenle kararın bozulması gerektiğini, Yerel Mahkemece verilen asıl davaya ilişkin kararın bozulmasına davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>Davalı-Karşı davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; <br>Davacı- karşı davalının istinaf başvurularına cevap vermediğini ancak asıl dava yönünden verilen kararın düzeltilmesi talebi ile haksız şekilde istinaf kanun yoluna başvurduğunu, davacı-karşı davalının istinaf başvuru dilekçesindeki iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacı- karşı davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, asıl ve birleşen dava; eser sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istem, karşı dava ise eserin geç ve ayıplı teslimi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. <br><br>2. İlgili Hukuk<br>6100 HMK, 6098 Sayılı TBK<br><br>3. Değerlendirme ve karar <br> Asıl ve birleşen dava; eser sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istem, karşı dava ise eserin geç ve ayıplı teslimi nedeniyle uğranılan menfi zararın tazmini istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.<br>İlk Derece Mahkemesince, asıl ve karşı davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>Davalı-karşı davacı vekilinin Birleşen 2019/1059 Esas sayılı davaya ilişkin istinaf başvurusunun incelemesinde;<br>Davalı tarafın HMK'nın \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341. maddesinin (2) no'lu bendinde \"miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin\" olduğu belirtilmiş, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı \"Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun\"un 41.maddesi ile de, \"maddede yer alan \"binbeşyüz\" ibaresi, \"üçbin\" şeklinde değiştirilmek\" suretiyle söz konusu kesinlik sınırı üçbin Türk Lirasına çıkarılmış ve her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir.<br>Öte yandan, 6763 sayılı Kanun’un 44. maddesi ile 6100 sayılı HMK’ya eklenen Ek madde 1/2 gereğince HMK'nun 341. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında (HMK 341/2 madde fıkrası Anayasa Mahkemesi’nin 24/2/2022 tarihli ve E.2021/34-K.2022/21 sayılı Kararı ile \"kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar\" yönünden iptal edilmiş olup somut davadaki uyuşmazlık bu kapsamda olmadığından),  hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı öngörülmüş olduğundan, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile yapılan parasal sınırlar, ancak söz konusu Kanun’un yürürlüğe girdiği 02.12.2016 tarihi ve sonrasında verilen ilk derece mahkemesine ait kararlar yönünden esas alınabilecektir.<br>Buna göre, ilk derece mahkemesine ait karar tarihi, 02.12.2016 tarihinden önce ise 1.500,00 TL, 02.12.2016 tarihi ve sonrasında ise (2017 takvim yılı başına kadar) 3.000,00 TL, 01.01.2017 sonrasında (2018 takvim yılı başına kadar) 3.110,00 TL, 01.01.2018 tarihi ve sonrasında (2019 takvim yılı başına kadar) 3.560 TL, 01.01.2019 tarihi ve sonrasında (2020 takvim yılı başına kadar) 4.400 TL ve 01.01.2020 tarihi ve sonrasında ise 5.390 TL (2021 takvim yılı başına kadar), 01.01.2021 tarihi ve sonrasında ise 5.880 TL (2022 takvim yılı başına kadar),  01.01.2022 tarihi ve sonrasında 8.000 TL (2023 takvim yılı başına kadar), 01.01.2023 tarihi ve sonrasında 17.830 TL, 01.01.2024 tarihi ve sonrasında 28.250 TL (2025 takvim yılı başına kadar) olarak  uygulanacaktır.<br>Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir ve kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Kesinlik sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını geçmeyen tarafın kanun yoluna başvurma hakkı yoktur. Kısaca kanun yoluna konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.<br>Somut olayda, davalı tarafın Birleşen 2019/1059 Esas sayılı davada,  yüklenici tarafından bakiye iş bedelinden kaynaklı fatura için iş sahibi aleyhine fatura alacağına istinaden Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/40362 Esas sayılı dosyasında 2.950,00-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrine iş sahibinin itiraz ettiği, iş bedeli alacağın tahsili için giriştiği ilamsız icra takiplere vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkâr tazminatı istemi için eldeki davayı açmıştır.  Davalının istinaf talebine konu Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/40362 Esas sayılı dosyasında; asıl alacak  2.950,00 TL, 1.566,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.516,93 TL'ye yöneliktir. Mahkemece, birleşen davanın kısmen kabulü ile Davalı borçlunun Gebze (4.) İcra Müdürlüğü'nün 2019/40362 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 2.950,00.-TL asıl alacak yönünden iptaline ve  takibin bu meblağ üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davalı tarafından istinaf edilen değerler hüküm tarihi itibariyle HMK'nın 341/2. maddesinde yazılı 2024 yılı kesinlik sınırı olan 28.250,00 TL'nin altındadır. İstinafa konu asıl alacakların miktarına göre hüküm tarihi itibariyle HMK'nın 341/2. maddesinde yazılı kesinlik sınırı 28.250,00 TL'nin altında olduğundan, ilk derece mahkemesi tarafından davacının birleşen dava yönünden istinaf kanun yolu başvurusunun kesin karara karşı yapılması sebebiyle 6100 sayılı HMK'nın 346.maddesine göre reddedilmesi gerektiği, ancak mahkemece bu yönde bir karar verilmediği, dosyanın bu hali ile Dairemize gönderildiği, kararın kesin olması halinde ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarih 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca parasal kesinlik sınırı nedeniyle temyiz edilemeyecek kararların temyizi halinde Yargıtay'ca temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi bu yolda Dairemizce de karar verilebileceği gözetildiğinde, kesinlik sınırının dikkate alınarak davalı-karşı davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf isteğinin kesin karara ilişkin olması sebebiyle bu yönden reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>Davalı-karşı davacı vekilinin asıl ve karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun incelemesinde;<br>Davacı-karşı dava davalısı yüklenici, davalı-karşı dava davacısı iş sahibidir.<br>Taraflar arasında imzalanan sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği açıktır.<br>Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Bir tanımlama yapmak gerekirse; yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluk borcu,  yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak, meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcudur. Bu gibi durumlarda eserde dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken niteliklerin yokluğu söz konusudur.<br>Dosyanın incelemesinde; Taraflar arasında 12.01.2015 tarihli genel amaçlı robot elektrik panosu imalatı ve devreye alınmasına dair  sözleşmesi akdedildiği, Sözleşmeye göre yüklenicinin iş sahibi için tasarlanacak ve üretilecek olan genel amaçlı robotların mekanik ekipmanlarının dışında kalan elektrik otomasyonuna ve devreye alma sürecini gerçekleştireceği, iki adet elektirik panosu oluşturulması işinin sözleşme bedelinin KDV hariç 21.000,00 Euro olarak, iki adet panonun devreye alınması sözleşme bedelinin KDV hariç 2.750,00 TL'nin olduğu, teslim süresinin ürünlerin tedariğinden itibaren 1,5 ay olduğu, elektrik panoların ücretinin siparişte 11.000,00 Euro peşin olarak, kalan 10.000,00 Euro'nun davalının sahasında devreye alma başlangıcında ve KDV fatura kesiminden itibaren 10 gün içinde ödeneceği kararlaştırıldığı, yüklenicinin iki adet elektrik panosunu davalıya 27.03.2015 tarihli irsaliye ile teslim ettiği, bu ürünlere karşılık yüklenicinin takip konusu 14.03.2015 tarihli, 316688 sayılı ve 24.780,00 Euro bedelli faturayı düzenlediği, iş sahibinin yükleniciye 21.01.2015 tarihinde 11.000,00 Euro ve 12.06.2015 tarihinde 5.000,00 Euro olmak üzere toplam 16.000,00 Euro ödeme yaptığı, iş sahibi tarafından yükleniciye çekilen Gebze 6. Noterliği'nin 30.04.2015 tarihli ve 23167 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile söz konusu elektrik panolarının süresinde teslim edilmediği, istenilen özelliklerde olmadığı ve tanıtım-uygulama yapılması şeklinde teslimin ise hiç sağlanmadığı belirtilerek ürünlerin anlaşmaya varılan nitelikte ve uygulamaya uygun şekilde teslimi için davacıya 3 gün süre verildiği ihtar edildiği, yüklenici tarafından iş sahibine çekilen Bursa 18. Noterliği'nin 06.05.2015 tarihli, 16011 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sahada devreye alma işleminin yapılmasına rağmen düzenlenen fatura bedelinin ödenmediğinden bahisle davalı-karşı davacıyı fatura bedelinin ödenmesi hususu ihtar edildiği uyuşmazlık konusu değildir.<br>Yüklenici genel amaçlı robot elektrik panosu imalatına ilişkin bakiye fatura alacağına ilişkin olarak 16.12.2020 tarihinde Bursa 4. İcra Müdürlüğü'nün 2015/8853 Esas sayılı dosyası ile 8.914,23-Euro üzerinden ilamsız icra takibi başlatmış, dosyanın yetki yönünden Gebze (4.) İcra Müdürlüğü'nün 2018/46887 Esas sayılı dosyasına gönderilmiş, bu dosyada ödeme emrine iş sahibinin takibe itirazı üzerine takibin durdurulduğu ve itirazın iptaline yönelik asıl davanın açıldığı, yine yüklenicinin devreye alma servis işlemine iş bedeli alacağına ilişkin Gebze (4.) İcra Müdürlüğü'nün 2019/40362 Esas sayılı dosyası ile 01.08.2019 tarihinde iş sahibi aleyhine fatura alacağına istinaden 2.950,00-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrine iş sahibinin itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın iptaline yönelik huzurdaki birleşen davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>Davaya konu olayda, genel amaçlı robot elektrik panosu imalatı ve devreye alınmasına dair  sözleşmenin iki adet elektrik panosu oluşturulması işinin sözleşme bedelinin KDV hariç 21.000,00 Euro, iki adet panonun devreye alınması sözleşme bedelinin KDV hariç 2.750,00 TL'nin olduğu, sözleşme kapsamında iş sahibi tarafından 16.000,00 Euro ödemede bulunulduğu, dolayısıyla iş bedelinin tamamının ödenmediği, yüklenici tarafından işin belirli bir seviyede terk edildiği, ayıplı ve eksik işin iş sahibi tarafından üçüncü kişilere tamamlatıldığı, yüklenici tarafından işin belirli bir seviyede terk edilerek, iş sahibi tarafından da eksik ve kalan işin üçüncü kişilere tamamlatılarak sözleşmeyi eylemli olarak fesh ettikleri anlaşılmaktadır. İş bedelinin tamamı ödenmeyen sözleşmelere dayalı ihtilâflarda, eksik iş bedeli talep edilemez. İş sahibinin eksik işlerin bedelini yükleniciden talep edilebilmesi için öncelikle iş bedelinin tümünü ödemiş olması halinde saptanan tüm eksik iş bedelinin ya da ödemesi gereken iş bedelinin mahsubu yapıldıktan sonra eksik işlerin giderim bedelinden kalan miktarın yükleniciden istenebilmesi olanaklıdır. Davacı iş sahibi tarafından iş bedelinin tümünü ödememiş olması durumunda, sözleşmenin götürü bedelli sözleşme olduğu dikkate alınarak, yüklenicinin haketmiş olduğu bedel ya da iş sahibinin fazla ödemesi olup olmadığının, davalının gerçekleştirdiği imalatın ayıp ve eksiklikler dikkate alınmak suretiyle gerçekleştirilen imalâtın işin bütününe göre fiziki oranı tespit edilip, bu oranın götürü bedelle uygulanarak ve yapılan ödemeyle karşılaştırılarak hesaplanması gerekmektedir.<br>Ayrıca, davacı iş sahibinin kalan işin başka bir yükleniciye tamamlattırılması halinde uğranılan zarar istemi yüklenici ile yapılan sözleşme fesihle sonuçlanmamış olsa idi uğranılmayacak zarar olup menfi zarar kapsamındadır. İş sahibi, sözleşmeyi haklı nedenle feshetmiş olması halinde yükleniciden menfi zararını isteyebilecektir. Davada iş sahibinin talep ettiği kalan işin başka bir yükleniciye tamamlattırılması halinde uğranılıp talep edilebilecek menfi zararın kaçırılan fırsat esasına göre hesaplanması gerektiği Yargıtay yerleşik içtihatlarında kabul edilmektedir. Bu yönteme göre de menfi zarar, sözleşmenin feshi halinde eksik bırakılıp yapılmayan imalâtın (kalan işin) yüklenici ile sözleşme yapılan tarihte işin yükleniciye değil ona en yakın fiyat veren başka bir yükleniciye verilmiş olması halinde ödenecek bedel (kaçırılan fırsat) ile fesih tarihinden itibaren kalan işin makul bir süre içinde başka bir yükleniciye tamamlatılması halinde mahalli piyasa rayiçleri ile ödenmesi gereken bedel arasındaki fark olarak hesaplanmalıdır.<br>Mahkemece,  asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermek için yeterli değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Sözleşme bedelinin tamamının ödenmediğinden davalı yüklenicinin hak edişi ve menfi zarar hesaplamasının belirlenme yöntemleri yukarıda açıklanan yöntemlere uygun değildir. <br>Bu durumda mahkemece yapılacak iş, iş sahibi tarafça yapılan veya dava dışı üçüncü kişilere yaptırılan eksik ve ayıplı işlerin tespit dosyası gözetilerek sözleşme konusu işlere ilişkin olup olmadığı belirlenmeli, iş sahibinin eksik bırakılan işleri yapılmasına ilişkin faturalarda belirtilen işleri yapıp yapmadığı, yapılmış ise faturalarla uyumlu olup olmadığı tespit edilmeli, taraflar arasındaki 12.01.2015 tarihli sözleşmedeki genel amaçlı robot elektrik panosu imalatı götürü bedelli belirlenmiş olduğu da gözetilerek dava konusu işin yapılıp yapılmadığı araştırılıp, genel amaçlı robot elektrik panosu imalatının yüklenicinin gerçekleştirdiği imalatın tespit dosyasındaki belirlemeler dikkate alınmak suretiyle ayıp ve eksiklikler dikkate alınmak suretiyle fiziki gerçekleşme oranını yüzde (%) olarak belirlenmeli, bu oranı, götürü bedele (21.000,00 EURO+KDV) ye uygulanması suretiyle iş bedelinin tespiti, taraflar arasındaki 12.01.2015 tarihli sözleşmede panonun devreye alınması işinin götürü bedelli belirlenmiş olduğu da gözetilerek dava konusu işin yapılıp yapılmadığı araştırılıp, panonun devreye alınması imalatının yüklenicinin gerçekleştirdiği imalatın  tespit dosyasındaki belirlemeler dikkate alınmak suretiyle ayıp ve eksiklikler dikkate alınmak suretiyle fiziki gerçekleşme oranını yüzde (%) olarak belirlenmeli, bu oranı, götürü bedele (27.500,00 TL+KDV) ye uygulanması suretiyle iş bedelinin tespiti, bu şekilde sözleşme kapsamındaki yüklenicinin her bir iş kalemi için hakediş bedeli ortaya konmalı, sözleşme kapsamında her bir iş için yapılan ödemeler belirlenen hakedişlerden ayrı ayrı düşürülmeli, bu şekilde iş sahibinin eksik veya fazla iş bedeli ödemesi olup olmadığı belirlenmeli, ayrıca iş sahibinin menfi zarar talebinin belirlenmesi için eksik bırakılıp yapılmayan imalâtın (kalan işin) yüklenici ile sözleşme yapılan tarihte işin yükleniciye değil ona en yakın fiyat veren başka bir yükleniciye verilmiş olması halinde ödenecek bedel (kaçırılan fırsat) ile fesih tarihinden itibaren kalan işin makul bir süre içinde başka bir yükleniciye tamamlatılması halinde mahalli piyasa rayiçleri ile ödenmesi gereken bedel arasındaki fark tespit edilmeli, belirtilen hususlarda davaya konu işin yapıldığı yerde gerektiğinde keşif de yapılmak suretiyle dosyaya rapor sunan bilirkişi heyetinden veya yeni bir bilirkişi kurulundan belirtilen hususları kapsayan gerekçeli ve denetime elverişli rapor veya ek rapor alınarak sonucuna göre tarafların kazanılmış hakları ve birleşen 2019/1059 Esas sayılı dava gözetilerek karar verilmesinden ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir.<br>V. KARAR<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı-karşı davacı vekilinin Birleşen 2019/1059 Esas sayılı davaya ilişkin istinaf başvurusunun usulden reddine, kaldırma sebebine göre davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davalı-karşı davacı vekilinin diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle bu aşamada diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, HMK nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için yerel mahkeme kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br> HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kaldırma sebebine göre bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Davalı-karşı davacı vekilinin Birleşen 2019/1059 Esas sayılı davaya ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341/2, 346 ve 352/1 maddeleri gereğince REDDİNE,<br>3-Davalı-karşı davacı vekilinin asıl ve karşı davaya ilişkin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KABULÜNE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/04/2024 tarih, 2019/1034 Esas - 2024/300 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>4-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için 6100 sayılı HMK.'nun 353-(1)-a-6 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>5-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde yatıran tarafa iadesine,<br>6-İstinaf talep eden taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>7-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>8-İstinaf kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK.nun 353/1-a.6 maddesi gereğince 22/11/2024 tarihinde KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.  <br><br><br>    \t\t                                                *\t                       <br>...<br> Başkan<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Üye<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Üye<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Katip<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e099c8f1139136b","SID":"0ba48e6d2a402b39"}}