{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/256 <br>KARAR NO:2024/1535<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:17/02/2022<br>NUMARASI:2021/273 Esas -  2022/155 Karar<br>DAVA:Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:24/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin 27/08/2021 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı ile şirket ana sözleşmesinin 10. maddesi ile tadil eden genel kurulun tescil ve ilanını talep ettiğini, müvekkili şirketin yasaya tamamen uygun biçimde almış olduğu genel kurul kararının tescil edilmeyerek reddedildiğini, davalının bir karışılıklık yaşayarak sehven tescil talebine yönelik kararı sanki alelade bir esas sözleşme değişikliği gibi değerlendirerek müvekkili şirketin esas sözleşmesinin 7. maddesindeki oybirliği şartı düzenlemesine rağmen genel kurulda bu nisaba uyulmadan karar alınmış olmasına dayandırıldığını, oysa ki geçerliliğinde hiçbir kuşku bulunmayacak açıklıktaki yasal hükümlerle kesin biçimde sabit olduğu üzere işbu genel kurul kararı bakımından ne oybirliği şartını içerir yasal düzenleme bulunduğunu, ne de işbu genel kurul bakımından esas sözleşmenin 7. maddesinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunduğunu, müvekkili şirketin tescil talebine konu 27/08/2021 tarihli kararın davalının 27/04/2020 tarih ve ... sayılı müvekkili şirketin esas sözleşmedeki yasaya aykırılığın giderilerek yasayla uyumlu hale getirilmesi talepli yazısı üzerine ve de zorunlu olarak alındığını, dolayısıyla ortada davalı müvekkilinin kendi insiyatifiyle değil, bizatihi sicil müdürlüğünün talebi üzerine gerçekleştirilmiş bir genel kurul kararı söz konusu olduğunu, bu kararı alalade bir sözleşme değişikliği olarak kabul etmenin mümkün olmadığını, sicil müdürlüğünün talebinin TTK'da düzenlenmiş olan yönetim kurulunun genel kurul tarafından seçilmesi gerektiği hususundaki kesin, münhasır yetkisini ortadan kaldıran, bu sebeple TTK'nun amir hükümlerine açıkça aykırı bir düzenleme olduğunu beyan ederek davalının 01/09/2021 tarih ve ... sayılı hukuka aykırı kararının kaldırılması ve neticeten 27/08/2021 tarihli olağanüstü genel kurulun tescil edilerek ilanını talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının 20/01/2020 tarih ve 27/01/2020 tarihli dilekçeli ile yaptığı tescil başvurusu ile ilgili T.C. Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğüne müdürlüklerinin 28/01/2020 tarihli yazısı ile görüş sorulduğunu, Bakanlığın 18/03/2020 tarihli yazısı ile cevap verildiğini, bu cevap üzerine müvekkilinin 27/04/2020 tarihli yazısı ile davacı şirketin ana sözleşmesinin 10. maddesinde yer alan tabii yönetim kurulu üyesi düzenlemesinin yönetim kurulu üyelerinin seçiminin genel kurulun devredilemez yetki ve görevleri arasında sayılması hükmüne aykırı olması nedeniyle esas sözleşme hükmünün kanuna uygun hale getirilmesi gerektiğinin davacı şirkete bildirildiğini, davacı şirketin 31/08/2021 tarih ve 2021-GD-4711 sayılı ile kayda alınan bila tarihli dilekçesi ile 27/08/2021 tarihinde yapılan erteleme olağanüstü genel kurul toplantısı kararlarını içeren ekli evrakın incelenerek tescil ve ilanını talep ettiğini, müvekkilinin gerekli incelemeleri yaptığını, 01/09/2021 tarih ve ... sayılı yazısı ile 27.08.2021 tarihinde yapılan erteleme olağanüstü genel kurul toplantısında esas sözleşme değişikliklerine ilişkin yapılacak genel kurul toplantıları için ağırlaştırılmış nisap arayan davacı şirket esas sözleşmedeki usule uygun olarak alınmayan kararın tescil edilmesi uygun olmadığının davacıya bildirildiğini, bu yazının Bakanlığın görüşüne, ilgili mevzuata ve hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin davacı şirketin kanuna ve kanunun atıf yaparak esas sözleşmenin ilgili hükümlerinin uygulanmasını zorunlu tuttuğu hususlara aykırı olarak aldığı kararları tescil edemeyeceğini bildirmekte haklı olduğunu, davacı şirketin kanaatlerince tüm hisse sahiplerini toplamak yerine daha kolay olduğunu düşündüğü için iş bu davayı açarak husumeti müvekkiline yönelttiğini, kabul anlamına gelmemekle ticaret sicil müdürlüklerinin kanun gereği zorunlu yasal hasım olması, dava konusu işlemlerin mevzuata ve hukuka uygun olması ve müvekkiline kusur atfedilemeyeceği nedenleriyle davanın kabulü halinde müvekkili kurumun yargılama giderlerinden sorumlu olmayacağını ve müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"davanın, davacı ...Ş. Tarafından  27/08/2021 tarihinde yapılan olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların tescil ve ilan edilmesi için Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne yapılan başvuru neticesinde, Ticaret Sicil Müdürlüğünce 01/09/2021 tarihli genel Kurul toplantısında alınan kararın, şirket ana sözleşmesinin 10. Maddesine aykırı olması sebebiyle tescil talebinin reddine karar verildiği, davacının talep ettiği tescil ve ilanın içeriğinin  şirket esas sözleşmede yer alan yönetim kurulu üyelerinin seçimini belirleyen maddenin yasayla uyumlu hale getirilmesine ilişkin olduğu, TTK.nın yürürlüğü ve uygulama şekli hakkında 6103 sayılı Kanunun 22/1 maddesi içeriğinde \" Anonim şirketler esas sözleşmelerini ve limited şirketler şirket sözleşmelerini, yürürlük tarihinden itibaren 12 ay içinde TTK.nın uyumlu hale getirirler. Bu süre içinde gerekli değişikliklerin yapılmaması halinde, esas sözleşmedeki ve şirket sözleşmesindeki düzenleme yerine TTK.nın ilgili hükümleri uygulanır..\" şeklinde düzenlemeye yer verilmişse de aynı yasanın 26/3.maddesi kapsamında \" Bir esas sözleşmede esas sözleşme değişikliklerine ilişkin olarak 6762 sayılı Kanunun 388.maddesindekinden daha ağır nisaplar nisaplar öngörülmüş olup da bunlar TTK.nın 421.nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen  nisaplardan ağırsa, bunların uygulanmasına devam olunabilir. Ağırlaştırılmış nisaplara dair esas sözleşmedeki veya herhangi bir 421.mad.göre hafifse 421.nci madde uygulanır\" şeklinde bir başka düzenlemeye yer vererek 6762 sayılı TTK döneminde esas sözleşmeler kapsamında yer verilen ağırlaştırılmış nisaplara ilişkin koruma getirdiğini, bu durumda, davaya konu uyuşmazlıkta, davacı şirket esas sözleşmesi kapsamında ağırlaştırılmış nisaba yer verildiği ve söz konusu nisabın esas sözleşmesinin değiştirilmesine ilişkin genel madde ile aşılamayacağı,  6102 sayılı TTK kapsamında 6762 sayılı TTK dönemindeki ağırlaştırılmış nisapların devam etmesinin mümkün olup sırf kanun değişikliğinin bu durumu ortadan kaldırmayacağı ve bu suretle davalı ticaret sicil müdürlüğü işleminde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı göz önüne alınarak davanın reddine , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davalı şirketin davalı Sicil nezdinde tescil talebine konu ettiği, esas sözleşmesindeki yasanın emredici hükümlerine aykırılığı gidermeye yönelik 27.08.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında almış olduğu \"yasayla uyumlu hale getirme kararı\" bizatihi davalı tarafın yazılı talebi üzerine alınmış olup dolayısı ile ortada davalı şirketin kendi insiyatifiyle değil, bizatihi sicil müdürlüğünün talebi üzerine gerçekleştirmiş olduğu zorunlu bir genel kurul kararı söz konusu olduğunu, bu kararı alalade bir sözleşme değişikliği olarak kabul etmenin mümkün olmadığını, sicil müdürlüğü tarafından 27.04.2020 tarih, ... sayılı yazı ile yasaya uyumlu hale getirilmesi talep edilen esas sözleşmesinin ilgili maddesi, TTK’da düzenlenmiş olan, yönetim kurulununun genel kurul tarafından seçilmesi gerektiği hususundaki kesin, münhasır yetkisini ortadan kaldıran TTK’nın amir hükümlerine açıkça aykırı bir düzenleme olduğunu, davalı şirketin,  yasayla uyumluluğu sağlamak için yaptığı genel kurulda aldığı kararın  “esas sözleşmenin 7. maddesi gereğince sözde oybirliği ile alınması gerektiği” şeklindeki davalı sicil müdürlüğünün ret gerekçesi ve yerel mahkemenin, Yargıtay'ın kararını gerekçe yaparak, 6103 sayılı yasa bakımından esas sözleşmedeki ağırlaştırılmış nisapların korunacağı tespitinin somut olay ile ilgisi bulunmamakta olup somut uyuşmazlık maalesef hataen farklı bir yasal hükme dayanılarak neticelendirildiğini, TTK'nın yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki kanunda esas sözleşmedeki -yasayla uyumlu hale getirme değişikliğinin- nasıl bir nisapla gerçekleştirilebileceğini açıkça belirlemiş olduğunu, esas sözleşmedeki hukuka aykırılık giderilmediği taktirde artık sözleşme hükümleri yerine TTK'nın ilgili hükümlerinin uygulanacağı; uyumlu hale getirmek için yapılacak genel kurullarda ise bu kanunun 20. maddesinin 2. fıkrasının uygulanacağının kesin biçimde sabit olduğunu, bu yasanın 20. Maddesinin 2. fıkrası hükmü net olup “amir hükümlere aykırılığın giderilerek esas sözleşmenin yasayla uyumlu hale getirilmesi” hallerinde hiçbir biçimde toplantı nisabının aranmayacağı; kararların mevcut oyların çoğunluğu ile alınabileceği açıkça kesin olarak düzenlendiğini, davalı Şirket, işbu davadaki tescil talebine konu 27.08.2021 tarihli olağanüstü genel kurulunda esas sözleşmesindeki amir hükümlerdeki aykırılığı gidererek, sözleşmesini yasayla uyumlu hale getirme kararını %66,6 oy gibi oldukça yüksek bir çokluğu ile dahi almış olup dolayısı ile alınan bu karar bakımından artık herhangi bir hukuka aykırılıktan bahsetmenin mümkün olmadığını, mahkemenin kararına hataen gerekçe yaptığı Yargıtay'ın ilgili kararı ile işbu dava bakımından ise son derece ciddi düzeyde farklılık bulunduğunu, bu davadaki belirlenmesi gereken esas hususun, 6102 sayılı yasa öncesinde yer alan ağırlaştırılmış nisabın uygulanıp uygulanmaması, yasanın değişikliği sonrasında bu düzenlemelerin geçerli olup olmadığı değil; 6102 sayılı yasa öncesinde şirketlerin esas esas sözleşmesinde yer alan amir hükme aykırılığın giderilmesine yönelik yapılacak genel kurullarda hangi nisabın uygulanacağı olup somut davada esas sözleşmede 6102 sayılı yasa öncesinden yer alan amir hükme aykırılığın giderilmesine yönelik yapılacak genel kurullarda hangi nisabın uygulanacağı temel hukuki sorun olup nitekim arz edildiği üzere, buna ilişkin olarak nasıl bir yol izleneceği hangi nisabın uygulanması gereği de 6103 sayılı yasada açıkça belirtildiğini, bu sebeple işbu davaya konu bakımından artık esas sözleşmede yer alan oybirliği şartının aranması gerektiğini iddia etmek yasanın açık ve net düzenlemesine tamamen aykırı olduğunu, somut yasal hükümler, ekte arz edilen kesin nitelikteki deliller ile sabit olduğu üzere, Davalı Sicil Müdürlüğünün amir hükümlere aykırılığın giderilerek esas sözleşmenin yasaya uygun hale getirilmesinin “Şirket esas sözleşmesinin 7. Maddesinde yer alan oybirliği ile değiştirilmesi” gerektiği yönündeki gerekçesinin hiçbir yasal dayanağının bulunmadığını, TTK'nın yürürlüğü ve uygulama şekli hakkında kanunda işbu davaya konu olan değişiklik durumunda nasıl bir nisabın geçerli olacağı özel olarak açıkça belirlenerek hiçbir biçimde toplantı nisabının aranmayacağı; kararların mevcut oyların çoğunluğu ile alınabileceği açıkça kesin olarak düzenlenmiş bu nedenle artık farklı bir yorumda veya uygulamada bulunmanın önünün kesin biçimde kapatılarak konunun açıklığa kavuşturulduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraz davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, istem konusuyla ilgili olarak ticaret siciline tescil koşulları bulunup bulunmadığı ve ticaret sicil müdürlüğünün ret kararının yerinde olup olmadığı noktasındadır.Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğünün 27/04/2020 tarih ve ... sayılı yazısı ile davacı ... Şirketinin esas sözleşmesinin 10. maddesinin Kanuna uygun hale getirilmesi istenmiş ve bunun üzerine yapılan şirketin 27/08/2021 tarihli olağanüstü genel kurulunda esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin teklif oy çokluğu ile kabul edilmiştir. Bu olağanüstü genel kurul kararının tescili için Çorlu Ticaret Sicili Müdürlüğüne yapılan başvuru Müdürlüğün 01/09/2021 tarih ve... sayılı kararı ile reddedilmiştir.Davacı tarafça, alınan genel kurul kararlarının mevzuata uygun olduğundan bahisle ticaret sicil müdürlüğü kararına itirazın kabulüne karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.TTK'nın 34/1. maddesinde ise, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde yine ilgililerin sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilecekleri düzenlenmiştir. Çorlu Ticaret Sicili Müdürlüğünün 01/09/2021 tarih ve ... sayılı kararı ile, ana sözleşme değişikliğinin, şirket ana sözleşmesinin 7. Maddesince belirlenen oy birliği şartına uygun olarak alınmadığı gerekçesi ile şirketin 27/08/2021 tarihli olağanüstü genel kurul kararının tescili ve ilanı istemi reddedilmiştir.Davacı şirketin 27/08/2021 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile, esas sözleşmenin yönetim kurulu seçimine ilişkin 10. Maddesi değiştirilerek ilk iki toplantıda oy birliğinin sağlanamaması halinde üçüncü toplantıda Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre yönetim kurulunun seçileceği düzenlemesi yapılmıştır.Davacı şirket 10/03/1989 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek limited şirket olarak kurulmuştur. 24/12/1998 tarihinde tescil edilen ana sözleşme ile davacı ... şirkete dönüşmüş ve ana sözleşmenin 12. maddesinde yönetim kurulunun ilk iki toplantıda oy birliğiyle belirlenememesi durumunda A, B, C, grubu hissedarlarından birer kişinin tabii yönetim kurulu üyesi olacağı düzenlenmiştir. Şirketin 27/03/2013 tarihli genel kurulunda söz konusu 12. madde, ana sözleşmenin 10. maddesinde düzenlenmiş ve yönetim kurulunun seçimine ilişkin hususlar aynen korunmuş ve sadece yönetim kurulu üyeliklerinde meydana gelecek boşalmalara ilişkin bir düzenleme ilave edilmiştir. Tescil istemine konu esas sözleşme değişikliği bu 10. maddeye ilişkin yapılan değişikliktir.Davacı şirket ana sözleşmesinin 10. maddesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'na aykırı olduğu ihtilaf konusu değildir.6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 22. maddesi, \"(1) Anonim şirketler esas sözleşmelerini ve limited şirketler şirket sözleşmelerini, yürürlük tarihinden itibaren oniki ay içinde Türk Ticaret Kanunuyla uyumlu hâle getirirler. Bu süre içinde gerekli değişikliklerin yapılmaması hâlinde, esas sözleşmedeki ve şirket sözleşmesindeki düzenleme yerine Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.(2) Esas sözleşme ve limited şirket sözleşmesini birinci fıkra uyarınca uyumlu hâle getirmek için yapılacak genel kurullara bu Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.(3) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu maddede öngörülen süreyi ancak bir yıla kadar uzatabilir.\" şeklinde düzenlenmiştir.Anılan Kanunun 20/2 maddesi ise, \"sermayenin Türk Ticaret Kanununda öngörülen tutara yükseltilmesi için yapılacak genel kurullarda toplantı nisabı aranmaz, kararlar toplantıda mevcut oyların çoğunluğu ile alınır ve şartları bulunsa bile 6762 sayılı Kanunun 389 uncu ve Türk Ticaret Kanununun 454 üncü maddeleri uygulanmaz. Bu fıkra hükümleri, bu Kanunun 26 ve 28 inci maddeleri uyarınca yapılacak esas sözleşme değişiklikleri için toplanacak genel kurullara da uygulanır.\" şeklindedir.6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 22. Maddesi ile, anonim şirketlerin esas sözleşmelerini Türk Ticaret Kanunuyla uyumlu hâle getirmeleri için yürürlük tarihinden itibaren oniki ay süre öngörülmüş ise de, bu süre düzenleyici süre olup, bu süreden sonra da  esas sözleşmenin Türk Ticaret Kanunuyla uyumlu hâle getirilmesi için esas sözleşme değişikliği yapılmasına bir engel bulunmamaktadır. Ancak, oniki aylık süre içinde esas sözleşme değişikliği yapılmaması durumunda şirket sözleşmesindeki düzenleme yerine Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri kendiliğinden uygulanacağı için 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 22. Maddesinin atfıyla uygulanacak olan 20/2. Maddesindeki imkandan sadece Türk Ticaret Kanunundaki  ilgili hükmün ana sözleşme hükmü haline getirilmesi halinde yararlanılabilir. Söz konusu ana sözleşme maddesinde, Türk Ticaret Kanununa aykırı kısımları aynen muhafaza edilerek bazı değişiklikler yapılması halinde dahi durum aynıdır. Somut olayda, her ne kadar ana sözleşmenin yönetim kurulunun belirlenmesine ilişkin 10. Maddesindeki tabii üyeliğe ilişkin kısmı Türk Ticaret Kanunuyla uyumlu hale getirmek için oniki ay içinde gerekli değişikliği yapmamış ve 2013 yılında bu maddede değişiklik yapmış olmasına rağmen tabii üyeliğe ilişkin kısmı değiştirmemiş ise de, 27/08/2021 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile, zaten hukuken uygulanacak olan Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre yönetim kurulunun seçileceği düzenlemesi ile esas sözleşme bu duruma uygun hale getirilmiş olup, bu değişikliğe ilişkin ana sözleşmenin 7. Maddesinde düzenlenen nisabın değil 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 22. maddesinin atfıyla uygulanacak olan 20/2. Maddesindeki nisapların uygulanması yeterlidir. Buna göre, davacı şirketin tescil istemine konu genel kurulunda toplantı nisabı aranmayacak olup, karar nisabı ise oy çokluğu ile sağlanmıştır. Bu halde davalı Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğünce 27/08/2021 tarihli olağanüstü genel kurul kararının tescil isteminin reddine karar verilmesi yerinde değildir. Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 39. maddesindeki, mahkeme dosya üzerinde yapacağı inceleme sonucunda tescilin gerekli bulunduğu sonucuna varırsa tescilin yapılmasını müdürlüğe emreder, şeklindeki düzenleme karşısında ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile dava konusu genel kurul kararının tesciline ve ilanına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince eldeki davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KABULÜNE,2-Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 01/09/2021 tarih ve ... sayılı red kararının Kaldırılması ile; davacı şirketin 27/08/2021 tarihli erteleme olağanüstü genel kurul kararının ticaret siciline TESCİLİNE ve ticaret sicil gazetesinde İLANINA, 3-Başlangıçta harç peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan peşin harç 59,30 TL, başvuru harcı 59,30 TL, posta ve tebligat gideri 67,10 TL olmak üzere toplam 185,7‬0 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya iadesine,7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat giderleri 214,00 TL olmak üzere toplam 434,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3055ac9bf60cb16","SID":"3c4f7b48119a1800"}}