{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/996 Esas <br>KARAR NO: 2024/1768 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 29/03/2022 <br>NUMARASI: 2021/1000 Esas - 2022/274 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 07/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirketin anlaşarak ... plakalı aracın 270.000,00 TL bedelle satışı konusunda mutabık kaldıklarını, araç sahibi davalı şirketin aracın üzerinde haciz olması sebebiyle haciz fek işlemlerinin yapılabilmesi için müvekkilden araç satış bedelinin yarısı olan 135.000,00 TL'yi göndermelerini istediğini, müvekkilinin ise bu teklifi kabul ettiğini,  30/07/2021 tarihinde bedelin yarısını davalının iban numarasına yatırdıklarını, davalının ödemeyi aldığını ancak haczin kaldırılması için işlemleri yapmadığını, daha sonra davalı tarafın kalan kısmı da müvekkilinden talep ittiğini, müvekkilinin ise haciz ekli olan aracın haczin kaldırılmadığından satış işleminin yapılamaması sebebi ile kalan bedeli ödemediğini ve önceden yapmış olduğu 135.000 TL'nin iade edilmesini istediğini, iade işlemini hemen yapmayan davalı şirketin 09/08/2021 tarihinde müvekkilinin iban hesabına aracın kapora iadesi açıklaması ile 125.000 TL iade yaptığını, eksik gelen iade tutarına istinaden müvekkilinin aradaki farkın ödenmesini istediğini,  ancak davalı tarafın herhangi bir ödeme yapmadığını buna ek olarak sonradan edindikleri bilgiye göre davalı tarafın henüz iade işlemini yapmadan önce 05/08/2021 tarihinde müvekkiline satılması planlanan aracı başka bir şirkete 350.000,00 TL'ye sattığını belirterek  eksik kalan iade tutarının alınmasına yönelik başlattıkları icra takibinede davalı tarafın haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı şirketin ... plakalı aracın davacının iddia ettiği 270.000 TL bedel ile değil 360.000 TL bedel ile satışı konusunda anlaştıklarını, anlaşılan zaman içinde davacı şirketin kararlaştırılan bedelin tamamının müvekkili şirkete ödenmediğini, müvekkili şirketin ise haklı olarak bedeli ödenmeyen aracın satışını yapmadığını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında en azından bedelin tamamının ödeneceğini gösterir bir ödeme yapılması için konuşulduğunu ve konuşmanın akabinde 135.000 TL'lik ödeme gerçekleştiğini, ancak taraflar olarak bu bedelin kapora olduğunu satış esnasında satış bedeli olan 270.000 TL'den düşüleceğini cayma durumunda ise bedel içinden 10.000 TL cayma bedeli alınacağının sözlü olarak anlaşıldığını, davacı tarafın \"araç üzerinde haciz olmasından dolayı fek işlemlerinin yapılabilmesi için davalı tarafın araç satış bedelini istediği\" iddiasının gerçeği yansıtmadığını, araç üzerinde o dönem böyle bir haczin söz konusu olmadığını, davacı şirketin bedelin yarısını kapora olarak gönderdiğini ancak kalan yarısını göndermekte geciktiğini, araç piyasasının hızla değişen bir piyasa olduğunu ve hızlı artış ve azalmaların meydana geldiğini, davacı tarafın uzun süre bekletmesinin müvekkilini zarara uğratacağını, müvekkilinin bekletildiği dönem aracı satın almak isteyen bir kaç alıcı varken sırf kapora alındığından dolayı müvekkili şirketin aracı satmadığını ve davacı tarafı beklediğini, ancak ödemenin yine de yapılmadığını, yaklaşık 1 hafta geçtikten sonra en son anda karşı tarafın ödemeyi yapmak istemediğini ve aracı satın almaktan vazgeçtiğini müvekkiline bildirtikten sonra zaten hali hazırda alıcısı olan hazır aracın 3. Kişiye satıldığını ve çok bekletilmeden yaklaşık 3 gün sonra cayma bedeli düşülerek kalan kapora miktarının davacı tarafa ödendiğini, davacı şirketin satış işlemi kaporanın ödenmesi ile aracı teslim aldığını, bakiyeyi ödeyemediği için vazgeçmesinden sonra aracı şirkete iade ettiği gün aracın ...Şti'ne satıldığını yine cayan davacı şirket yetkilisinin bilgisi dahilinde 10.000 TL kapora düşülerek kalan kaporanın iade edilidiğini belirterek, davanın reddini kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:  İlk Derece Mahkemesi 29/03/2022 tarih ve 2021/1000 Esas - 2022/274 Karar sayılı kararında; \".....Bu kapsamda, ödenen 135.000-TL'nin karine olarak bağlanma parası olduğu, sözleşmenin kurulmaması neticesinde bağlanma parasının tamamının iadesinin gerekmesi, davalının 10.000-TL'yi cayma parası olması nedeniyle iade etmediğini iddia ettiği, iade edilmeyen 10.000-TL'nin cayma parası olarak belirlendiği hususunun yazılı delille ispat edilememiş olması nedeniyle, davalının 10.000-TL bakiye bağlanma parasını iade etmesinin gerektiği değerlendirildiğinden, davanın kabulüne, alacağın belirlenebilir yani likit olması ve davalının davasında haksız çıkması nedeniyle aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. \"gerekçesi ile, ''Davanın KABULÜ ile, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine yürütülen icra takibine yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, asıl alacak miktarı olan 10.000,00 TL üzerinden TAKİBİN DEVAMINA, Devamına karar verilen alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, Davalı itirazında haksız çıktığından ve alacağın likit olması sebebiyle İCRA İNKAR TAZMİNATI TALEBİNİN KABULÜ ile 10.000,00 TL toplam alacağın % 20'si üzerinden hesaplanan 2.000,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ve davacı arasında, otomobil alım sözleşmesi kurulurken kapora adı altında 130.000 TL alındığını, ilgili paranın 10.000 TL'sinin sözlü olarak cayma parası olarak kararlaştırıldığını, İlk derece mahkemesinin  ilgili işin içeriği  ve teamülleri  hususunda hiçbir şekilde değerlendirme yapmadığını, salt kanun maddeleri üzerinden inceleme yapmış olmasının kanaatince eksik inceleme yapılmış olduğunu göstermekle birlikte bozma sebebi oluşturduğunu, İlk derece mahkemesince hüküm kurarken, ilgili borcun HMK 200. Maddede düzenlenen senetle ispat sınırına takıldığını ileri sürdüğünü, işin esasına veya mahiyetine ilişkin inceleme yapmamış olduğundan dolayı HMK 203'te düzenlenen  senetle ispatın istisnası olan ilgili işin senede bağlanmamasının teamül olarak yerleşik hale gelmesi halini göz ardı etmek suretiyle eksik inceleme yapıldığını,Gerekçeli kararda kapora adı altında alınan cayma parasının senetle ispatı hususundaki değerlendirmelerinde  özellikle senetle ispat sınırına takıldığının ileri sürülmesi ve bu hususta tanık dinletme taleplerinin reddedilmiş olması kanaatlerince doğru olmadığını, genel olarak bilindiği üzere araba alım satım işlemlerinde öncelikli olarak belli bir miktar para verildiğini ve bu parayla alakalı olarak bir sözleşme yapılmadığını, satım sözleşmesinin ise genel olarak tasarruf işlemi ile birlikte yapıldığından ilgili cayma parasını ilgili satış sözleşmesine dahil edilmediğini, bunun yerleşik bir teamül olarak bütün 2. El araba satan kişilerce de uygulandığını, Bu sebeple somut olayda senetle ispat kuralının uygulanmasının işin mahiyetine uygun düşmeyeceği gibi, aynı zamanda  HMK 203/2'teki istisnalardan olan \"işin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler,\" düzenlemesinin de yok sayılmak suretiyle eksik inceleme yapıldığını gösterdiğini, İlk derece mahkemesinin senetle ispat mecburiyeti olduğunu ileri sürerek bu hususta tanık ve sair delil gösterme haklarının engellemiş olduğunu, davanın konusunu oluşturan mevzubahis 10.000 TL'nin cayma parası olduğunun iddialarının ispatına engel olduğunu, Yukarıda da belirttikleri üzere senetle ispat mecburiyetinin ileri sürülmüş olması ile mezkur paranın  cayma parası olduğu iddialarının ispatı için delil ileri sürülmesine de engel olunduğunu, araba piyasasında kapora ve cayma parasının aynı anlamda kullanıldığının bilindiğini, hatta araba piyasasında dahi teamül olarak ilgili kaporanın cezai şart olarak anlaşıldığı hususunda adeta bir teamül de var olduğunun bilindiğini, buna karşılık bu hususun dahi mahiyeti itibariyle senetle ispatı mümkün olmayan ve beklenmeyeceğinden  evleviyetle  kabulü gerektiğini, İlgili hususla senetle ispat kuralına girdiğinin kabulü hem somut olay adaletine uymamakla birlikte aynı zamanda eksik inceleme yapılmak suretiyle hukuki dinlenilme hakkının da ihlal edilmiş olması itibariyle bozma sebebi teşkil edeceğini, Davacı para borcunun varlığını dava dilekçesinde \"yazılı bir şekilde\" ikrar ettiğini, 270.000 TL'lik bedel konusunda anlaşma yapıldığı hususunun bizzat davacı tarafından ikrar edilmiş olduğunu, bu borcun varlığı hususunda bir tartışma olmadığını, karşı taraf hakkında haciz bulunmayan bir araç için, \"araç alım bedeli\" adı altında olmayan haczin kaldırılması için para gönderdiğinin iddia edildiğini, bu paranın kapora olduğu hususunda da bir sorun olmadığını, asıl sorunun davacının ilgili parayı cayma parası mı yahut pey akçesi olduğu hususunda olduğunu, bu hususun da senetle ispatı gerekmeyen ve teamül olarak da cayma parası olarak anlaşılan bu paranın mahiyetinin ispatlanması hususunda delil gösterme haklarına engel olunmak suretiyle HMK 27'de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının da ihlal edildiğini, İleri sürerek;  usul ve yasaya aykırı kararın yeniden yapılacak yargılama neticesinde kaldırılarak davanın reddi yönünden hüküm kurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki harici araç satış sözleşmesi uyarınca  davalının devir borcunu yerine getirmediği gerekçesi ile kapora olarak ödenen ve iade edilmeyen bakiye bedelin tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı taraf, davalı şirket ile ... plakalı aracın 270.000 TL. bedelle satışı konusunda anlaştıklarını, araç sahibi davalı şirketin aracın üzerinde haciz olması sebebiyle, haciz fek işlemlerinin yapılabilmesi için araç satış bedelinin yarısı olan 135.000 TL. yi göndermelerini istediğini, bu teklifin kabul edilerek 30/07/2021 tarihinde davalı şirketin ... İban numaralı hesabına satış bedelinin yarısı olan 135.000,00 TLyi araç üzerindeki hacizlerin kaldırılması için ... araç alım bedeli olarak gönderildiğini, ödemeyi alan ancak haczin kaldırılması için işlemleri yapmayan davalı şirketin anlaşma yaptıkları araç satış bedelinin, kalan kısmını da talep ettiğini, araç üzerindeki haciz kaldırılmadığından satış işleminin yapılamaması sebebiyle kalan bedeli ödemeyip önceden yapmış olduğu 135.000,00 TLnin iade edilmesini istediğini, iade işlemini hemen yapmayan davalı şirketin 09/08/2021 tarihinde (10 gün sonra)  ... iban numaralı hesabına açıklamaya ... plakalı aracın kapora iadesi yazarak 125.000,00 TL iade yaptığını, eksik gelen iade tutarına istinaden aradaki farkın ödenmesini istediğini ancak davalı şirketin herhangi bir ödeme yapmadığını, buna ek olarak sonradan edinilen bilgiye göre davalı şirketin henüz iade işlemini yapmadan önce 05/08/2021 tarihinde satılması planlanan aracı başka bir şirkete 350.000,00 TL bedelle satışını yaptığını öğrendiğini, davalı tarafın her ne kadar iade edilen tutarı kapora olarak adlandırdıysa da satış bedelinin yarısı tutarındaki bir ödemenin kapora olabilmesinin mümkün olmadığını, ödenen 135.000,00 TLnin 125.000,00 TLsini iade ederek 10.000,00 TLyi kapora olarak sayıp kendine saklamasının da hukuki bir dayanağının olmadığını, ödenen satış bedelinin tamamını iade etmeyen davalı tarafın haklı sebebe dayanmadan zenginleştiğini ve bu haksız zenginleşmeyi  geri vermekle yükümlü olduğunu ileri sürerek davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf ise, ... plakalı aracın davacının iddia ettiği gibi 270.000 TL bedel ile değil 360.000TL bedel ile satışı konusunda anlaştıklarını, anlaşılan zaman dilimi içerisinde davacı şirketin kararlaştırılan bedelin tamamını ödemediğinden araç satışını davacı şirkete yapmadığını, davacı şirket ile aralarında en azından bedelin tamamının ödeneceğini gösterir bir ödeme yapılması için konuştuklarını ve konuşmanın akabinde 135.000 TL'lik ödeme gerçekleştiğini, tarafların bu bedelin kapora olduğu, satış esnasında satış bedeli olan 270.000 TL den düşüleceği, cayma durumunda ise bedel içinden 10.000 TL cayma bedeli alınacağının sözlü olarak anlaştıklarını, her ne kadar davacı şirketin ''araç üzerinde haciz olmasından dolayı fek işlemlerinin yapılabilmesi için araç satış bedelini istediğini iddia etse de bu durumun gerçeği yansıtmadığını, nitekim araç üzerinde ki haczin kaldırılması içinde alıcı tarafından 135.000TL'nin gönderilmesi de hayatın olağan akışına uygun olmadığını, araç üzerinde o dönem içinde böyle bir haczin olmadığını, davacı şirketin 30 Temmuzda bedelin yarısını kapora olarak gönderdiğini ancak kalan yarısını göndermekte geciktiğini, bedelin tamamı ödenmeden satışın gerçekleşmesini beklemenin imkânsız olduğunu, yaklaşık 1 hafta geçtikten sonra karşı tarafın ödemeyi yapmak istemediğini ve aracı satın almaktan vazgeçtiğini bildirdikten sonra zaten hali hazırda alıcısı hazır olan aracın 3. bir kişiye satıldığını ve çok bekletilmeden yaklaşık 3 gün sonra cayma bedeli düşülerek kalan kaporanın davacı şirkete ödendiğini, cayma parasına ilişkin hukuki düzenlemenin TBK md 178'de yapıldığını, davacı şirketin kaparonun ödenmesi ile aracı teslim aldığını, bakiyeyi ödeyemediği için vazgeçmesinden sonra aracı  davalı şirkete iade ettiği gün, araç ... Ticaret Ltd Şti’ye satıldığını, yine satıştan cayan davacı şirket yetkilisinin bilgisi  dâhilinde 10.000,00 TL kaparo düşülerek kalan kaparonın iade edildiğini, davacının iddia ettiği gibi araç üzerindeki hacizlerin kaldırılması için gönderilen bedel olmadığını, gönderilen dekontta bu yönde bir açıklama olmadığı gibi bu ayrıca hayatın olağan akışına da ters olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2918 Sayılı Kanunun 20/d Maddesinde; '' Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir.'' Hükmü düzenlenmiştir. Trafik siciline kayıtlı araçların mülkiyetinin devrini öngören her türlü sözleşmelerin geçerliliği, 2918 sayılı kanunun 20/d maddesi uyarınca resmi şekilde yapılmalarına bağlıdır. Burada sözü edilen resmi şekil, sözleşmenin noterde re'sen düzenleme şeklinde yapılmasıdır. Bu şekil şartı geçerlilik şartı olup, bu şekle uygun yapılmayan sözleşmeler baştan itibaren geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler ise taraflar için hak ve borç doğurmazlar. Taraflar sadece ve ancak birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak geri isteyebilirler. (HGK, E.2003/4-676-K.2003/639 sayılı kararında açıklandığı gibi) Somut olayda, ticari araç satımı olsa da, en nihayetinde araç satış sözleşmesinin, 2918 sayılı kanunun belirttiği şekilde yapılması gerektiği açıktır.( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi' nin  2017/1264 Esas - 2018/11620 Karar sayılı kararı) Somut olayda, dava konusu aracın davacı uhdesinde olmayıp davalı tarafça dava dışı 3. Kişiye noterde düzenlenen 05/08/2021 tarihli araç satış sözleşmesi ile devredildiği, davacı tarafından   araç alım bedeli olarak davalıya gönderilip iade edilmeyip davalı tarafça cayma bedeli olarak tahsil edilen 10.000,00 TL. bakiye bedelin iadesinin istenildiği, takibe konu edilen tutarın da bu olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında dava konusu ... plakalı ... markalı hususi otonun satış sözleşmesi noter dışında haricen sözlü olarak yapıldığından 2918 sayılı Kanunun 20/d maddesi uyarınca geçersizdir. Aksinin tanıkla ispatı mümkün değildir.  Geçersiz sözleşme uyarınca taraflar ancak birbirlerine verdiklerini 6098 Sayılı TBK 77 vd.  Maddelerinde düzenlenen  sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri isteyebileceklerdir. Bu nedenle geçerli olmayan bir akit dolayısıyla ödenmiş bulunan pey akçesinin (kapora) veya  cayma akçesinin geri verilmesi sebepsiz mal edilmeye ilişkin hükümler gereğince istenebilir. Eldeki  davada, geçersiz sözleşme nedeniyle ödenen paranın sebepsiz zenginleşme koşullarına göre tahsilinin talep edildiği görülmüştür. Açıklanan gerekçelerle mahkemece davanın kabulüne  yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin  istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683,10 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 170,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,33 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f390afe865a88c3","SID":"ec24d95384ea0c87"}}