{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/189 <br>KARAR NO: 2024/1642<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/07/2021<br>NUMARASI: 2015/1151 Esas - 2021/907 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili ve ailesinin ev satın almak üzere ... ünvanlı firmaya başvurduğunu, babası ... ile emlakçı arasında bir komisyon sözleşmesi imzalandığını, alınacak evin bedeli 258.000-TL olup müvekkili ve babasının ancak 190.000-TL ayarlayabildiğinden, emlak komisyoncusu ...'ın kalan bakiyeyi gayrimenkul malikine ödediğini ve tapu devri için de bir kısım masraf yaptığını, bu şekilde komisyoncu ...’a toplam 82.000-TL borçlanıldığını, bu bedele karşılık komisyoncu ... ile baba ... ve müvekkili ...'ın borçlu  olduğu 82.000-TL  bedelli iki ayrı senet düzenlendiğini, 82.000-TL ödendiğinde her iki senedin de iade edileceğinin belirtildiğini, verilen senetlerin komisyoncu  ile birlikte çalışan ...'in el yazısı ile hazırlandığını, komisyoncuya olan borcun ödendiğini, komisyoncunun senetler olduğunu belirterek verdiği zarfı kontrol etmeden aldıklarını, icra takibini öğrenince aradıklarında komisyoncunun verdiği zarfın bulunamadığını, senedin sonradan doladurularak İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takibe konulduğunu, müvekkili ile senet alacaklısı davalı arasında malen kaydı içeren senet verilmesini gerektiren bir ilişki bulunmadığını,senedin komisyoncuya verilen senet olduğunu belirterek, takibin iptaline, müvekkilinin alacaklısı ... borçlusu müvekkili olan 01.09.2015 düzenleme, 01.09.2015 vade tarihli ve 82.000-TL bedelli senet sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; dava dilekçesinde belirtilen hususların müvekkiliyle ilgisinin bulunmadığını, davacının senetteki imzaya itiraz etmediğini veya senedin tehdit ya da cebirle doldurulduğunu iddia etmediğini, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.    <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; ceza mahkemesinde yapılan yargılamada tarafların beyanları ve kesinleşmiş mahkeme kararı ile tespit edildiği üzere; davacının dava dışı ...'dan aldığı borç karşılığında tanzim ettiği senedin, borcun davacı tarafça ilgiliye ifa edildiği esnada senet aslı yerine sahtesinin davacıya teslim edildiği, senet aslının, dava dışı temel ilişkide asıl alacaklı ... senette lehtar gösterilmeksizin davalıya verildiği, lehtar kısmına davalının isminin yazıldığı, davalının senet arkasına imza atmak suretiyle senet aslını icra takibine konu ettiği, davalı ve dava dışı ...'ın hileli davranışı ve dolandırıcılık eylemi sübut bulmakla İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesince mahkumiyet kararı verildiği, ceza yargılamasında alınan taraf beyanlarından ve  mahkemece varılan tespitlerden, davalının senedi borç karşılığında aldığı, dava dışı asıl alacaklı ...'ın davalıdan borç aldığını kabul etmediği, senedin davalı eline bedelsiz geçtiği, esasen senet bedelinin davacı tarafça ödendiği, davalının elinde bulunan bedelsiz kalmış senedi kullandığı, senedin bedelsiz kaldığının anlaşıldığı, davalı ile dava dışı ...'ın eylem ve işbirliği içinde oldukları da yine ceza mahkemesinin kararı ile tespit edilmekle, her iki sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının senet dolayısıyla davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davalı taraf bedelsiz kalmış senede dayalı olarak takip yapmakta kötü niyetli bulunduğundan, takip tutarının %20'si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; dava konusu senet kambiyo senedi vasıflarını içermekte olup, dosya kapsamında alınan rapor ile de imzanın davacı borçluya ait olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin, dava dışı ...'ın eski çalışanı olduğunu, her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere senedin daire satımından kalan bakiye borç karşılığı ... tarafından alındığını, davacının senet bedelini ...'a ödediği konusunda delil sunmadığını, bu nedenle mahkemece ödeme yapıldığının kabulünün hatalı olduğunu, müvekkilinin uyuşmazlıkta iyi niyetli 3. kişi durumunda olup, dava konusu kambiyo senedini dava dışı ...'a verdiği ortaklık payı alacağına istinaden elde ettiğini, senet üzerindeki yazılar ve imza kendisine ait olmadığından senedin sahte olup olmadığını veya ne şekilde elde edildiğini bilecek durumda olmadığını, bu nedenle müvekkilinin kötü niyetli olduğunun kabulü mümkün olmayıp, icra takibinin iptalinin yanında kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, senedin iadesi sırasında dava dışı ...'ın sahte senet tanzim ederek, gerçek senet yerine bunu iade etmesi eyleminde müvekkilinin herhangi bir iştiraki bulunmadığını, bunun yanında tahkikat aşamasının tamamlandığı sözlü yargılamaya geçildiğinin müvekkiline tebliğ edilmediğini ,bu eksikliğin hukuki dinlenilme hakkının ihlali olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, davalı tarafından icra takibine konu edilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafından ev alımı sırasında emlak komisyoncusu olan dava dışı ...'dan borç alınarak karşılığında keşidecisi davacı, lehtar kısmı boş olan 01.09.2015 düzenleme ve ödeme tarihli 82.000-TL bedelli  bononun verildiği, ...'a olan borcun ödenmesi üzerine bu kişi tarafından bononun davacıya iade edildiği, ancak buna rağmen aynı bononun lehtar kısmına davalının adı soyadı yazılmak suretiyle bononun davalı tarafından 13.11.2015 tarihinde icra takibine konu edildiği ileri  sürülmüştür. Davalı ile bonoyu alacağı karşılığında aldığını beyan ettiği dava dışı ... aleyhine, İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/212 esas sayılı dosyasında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda; sanık ...'in katılan ...'dan aldığı bonoyu bedeli tahsil edilmesine rağmen sanık ...'ya verdiği, bu sanığın bonoyu takibe koyduğu, diğer sanığın eylemlerine iştirak ettiği, böylece her iki sanığın sahteliğini bilerek resmi belgeyi kullandıkları, senet üzerindeki imzanın katılana ait olmadığı, senedin sahte olarak üretilerek icra takibine konu edilmesi nedeniyle de dolandırıcılık suçunun oluştuğu gerekçesiyle, her iki sanığın isnat edilen suçlardan cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanık ... hakkında ise cezanın ertelenmesine; HAGB yönünden itiraz, ertelenen ceza yönünden ise istinaf yolu açık olmak üzere karar verildiği ve kararın istinaf ve itiraz edilmeksizin kesinleştiği görülmektedir. CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder. Bu nedenle somut olayda davalı hakkında açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün, TBK'nın 74. maddesi anlamında mahkumiyet hükmü ve maddi olguların belirlenmesi yönünden hukuk hakimini bağlayıcı olduğunun kabul edilemez. Ancak davacı tarafından ev alımı sırasında emlak komisyoncusu olan dava dışı ...'dan borç alınarak karşılığında keşidecisi kendisi, lehtar kısmı boş olan 01.09.2015 düzenleme ve ödeme tarihli 82.000-TL bedelli bir adet bono verilmiş olmasına rağmen, somut olayda birisi davalı tarafından icra takibine konu edilmiş olmak üzere ortada davacıya atfen keşideci imzası bulunan keşide ve ödeme tarihleri aynı iki ayrı bono bulunmaktadır. Bonolardan davalının icra takibine koyduğu ceza yargılamasına konu olan bono üzerinde soruşturma aşamasında yaptırılan imza incelemesinde, keşideci imzasının davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olup, işbu dava dosyasında bulunan ve ... tarafından davacıya iade edilmiş olan bono üzerinde yaptırılan imza incelemelerinde ise, keşideci imzasının davacının eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından icra takibine konu edilen bono örneği ile ... tarafından işbu dava dosyasına sunulan bono örneğinin karşılaştırılması sonucunda da; bonolar üzerinde bulunan keşideci imzaları ile yazıların çıplak gözle ayırt edilebilecek şekilde farklı olduğu görülmektedir. Bedelsizlik iddiası kişisel defi niteliğinde olup, düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik defini ileri sürebilir. Davalı tarafça, bononun ...'a mağaza açılışı için verilen borç para karşılığında kendisine ... tarafından verildiği ileri sürülmüşse de, dava dışı ... ceza yargılamasında alınan savunmalarında, senedi davalıya vermediğini, davalının kendisinin yanında işçi olarak çalıştığını, maddi sıkıntısı olmadığı için işçisinden para istemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ifade etmiştir. Davalının senedi devraldığı ...'ın yanında çalıştığı ve her ikisinin beyanlarının birbiriyle çeliştiği de dikkate alındığında, davalı ile dava dışı ...'ın birlikte hareket ederek davacının ...'a verdiği bononun benzerini üretip davacıya iade ettikleri, bedelsiz kalan diğer bonoyu ise davalının takibe koyduğu sonucuna varılmaktadır. Takip konusu bono üzerindeki keşideci imzasının da ceza soruşturmasında yaptırılan imza incelemesi sonucunda davacıya ait olmadığının tespit edilmiş olup, bu husus herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defi niteliğindedir. Bu durumda davacının takip ve dava konusu bono nedeniyle davalıya borcunun bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  İİK'nın 72/5 maddesi; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” şeklindedir. Hükme göre alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Somut olayda bonoda lehtar olan kişinin yanında çalışan davalı ile lehtarın birlikte hareket ederek, bedelsiz senedin aynısını üreterek davacıya iade ettikten sonra, davalının bedelsiz kalan bonoyu bilerek kabul edip takibe konu ettiği sabit olmakla, mahkemece kötü niyetli hareket ettiği kanıtlanan davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer yandan işbu dava basit yargılama usulüne tabi olup, HMK'nın 321/1 maddesinin de; \"Tahkikatın tamamlanmasından sonra mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve hükmünü tefhim eder. Taraflara beyanlarını bildirmek üzere ayrıca süre verilmez\" hükmünü haiz olduğu gözetildiğinde, davalı vekilinin sözlü yargılama için müvekkiline tebligat yapılmadığına yönelik istinaf nedeni de yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan  davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 5.601,42-TL istinaf karar harcından yatırılan 1.399,90-TL harcın mahsubu ile kalan 4.201,52‬‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan 91-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"efe602687d916efc","SID":"6451c29a9af4c03c"}}