{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/1040 Esas <br>KARAR NO: 2024/1771 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 25/02/2022<br>NUMARASI: 2021/119 Esas - 2022/195 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 07/11/2024 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı borçlu ... Anonim Şirketi ile davacı müvekkili ... Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi arasında ticari ilişki bulunmakta olup davacı müvekkilinin, davalı şirketin vermiş olduğu siparişleri tamamlayarak, davalıya teslim ettiğini, davalı tarafın müvekkiline hammaddeyi vermiş olup, müvekkilinin de davalının istediği yaklaşık 80 çeşit ürünü hazırlayıp, davalıya teslim ettiğini, tüm talep ve girişimlerine rağmen alacağını alamayan davacı müvekkili davalı hakkında Çerkezköy İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız takip yoluyla takip başlattığını, davalı ise bahse konu takibe kısmi itirazda bulunduğunu, borcun 246.068,71 TL lik kısmını kabul ettiğini, kalan bakiyeye, işlemiş faize ve tüm ferilerine ise itiraz ettiğini, bunun üzerine Çerkezköy İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin durduğunu, davalının davaya konu icra takibine kötü niyetle itiraz ettiğini, takibe konu faturalar davalı borçlu şirkete usulüne uygun olarak gönderilmiş olup, davalı şirketçe bugüne kadar itiraza uğramamış ve hatta davalı borçlu şirket KDV ve Kurumlar Vergisi indiriminden faydalanmak amacıyla BA/BS formlarına girerek bağlı bulunduğu Çerkezköy Vergi Dairesi'ne bildirimde bulunduğunu,  takibe konu tüm faturalar davalı tarafa tebliğ edilmiş olup, davacı müvekkiline tebliğ olan bir iade faturası da söz konusu olmadığını, yasal olarak arabuluculuğa başvuru zorunluluğu olduğundan müvekkilince tüm başvurular yapıldığını, fakat arabuluculuk aşamasında da davalı ile uzlaşma sağlanamadığını iddia ederek davalının Çerkezköy İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptali ile, takibin devamına, takip konusu alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı  şirketin takip tarihi itibari ile davacı şirkete yalnızca 246.068,71 TL tutarında borcu olduğu kabul edilerek, işbu tutar da ferileri ile birlikte icra dosyasına ödendiğini, davalının başkaca herhangi bir borcu bulunmamakla birlikte,  icra dosyasında kalan bakiyeye,  işlemiş faize ve tüm ferilerine müvekkilince itiraz edildiğini, davacının   fatura karşılığı mal teslim alınmamış faturaların bedellerini tahsil etmeye çalıştığını, icra takibine konu edilen 05.12.2019 düzenleme tarihli 25.120,67-TL bedelli faturaya müvekkili şirket kayıtlarında rastlanamadığını, söz konusu faturaya ilişkin müvekkili şirketçe alınmış mal ve hizmet bulunmadığını, ancak, söz konusu faturanın muhteviyatı taraflarına tebliğ edildiği takdirde işbu faturanın içeriğini ayrıca inceleyip detaylı itirazda bulunma hakkını saklı tuttuklarını,  icra takibine konu edilen faturaların düzenlenme tarihlerine bakıldığında takip tarihi itibari ile muaccel olmadığını,  savunarak davanın reddine, davacı aleyine %20'den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/02/2022 tarih ve  2021/119 Esas - 2022/195 Karar  sayılı kararında; \"...Davacı taraf, faturalara dayalı takip başlatmış, davalı tarafça yapılan kısmi itirazın iptali için iş bu dava açılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, faturalara dayalı ödemelerin davacı defterlerinde usulüne uygun kaydedilmediği, davalı defterlerinde ödemeye yönelik kayıtların bulunduğu yönünde bilirkişi raporunda değerlendirmede bulunulmuş, taraf vekillerince bu rapora itiraz edilmemiştir. Toplanan deliller ve taraflarca itiraz edilmemiş rapor birlikte değerlendirildiğinde, davacının kısmi itiraz istemine konu alacağının varlığını ispatlayamadığı, dava konusu alacağın likit olduğu kanaatine varılarak davanın reddine, dava konusu alacak yönünden kötü niyet tazminatı isteminin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE, %20 Kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada davacı ... Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili olduğunu, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/119 E. - 2022/195 K. Sayılı dosyasında verilen ''DAVANIN REDDİ ve %20 KÖTÜ NİYET TAZMİNATININ DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİ'' kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın kabulü gerektiğini, yasal süresi içerisinde ayrıntılı istinaf dilekçesini sunduklarını, dosya kapsamındaki tüm beyanlarının ve sunulan delilleri gereği haklı olduklarını, Davacı / alacaklı müvekkili ile davalı / borçlu ... ANONİM ŞİRKETİ arasında ( davalı tarafın da icra dairesine sunmuş olduğu 22.01.2020 tarihli Borca İtiraz Dilekçesinde açıkça ikrar ettiği üzere) ticari ilişki bulunduğunu, Müvekkiline davalı tarafça ham maddenin verildiğini, bunun üzerine müvekkilinin, anlaşılan yaklaşık 80 çeşit ürünü hazırlayıp davalıya teslim ettiğini, buna rağmen; davalı yandan alacağını alamadığını, bunun üzerine taraflarınca Çerkezköy İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı icra dosyası ile takip başlatma zorunluluğu doğduğunu, fakat tüm haklılıklarına rağmen davalı / borçlu tarafın iş bu takibin yalnız 246.068,71 TL'lik kısmını kabul ettiğini, bakiye kısım için ise kısmi itirazda bulunduğunu, davalı yanın bu haksız itirazı üzerine ise iş bu istinaf ettikleri dosya ile itirazın iptali davasının ikame edildiğini, Taraflarınca dosyaya ilgili tüm cari hesap ekstreleri, fatura ve sevk irsaliyeleri sunulduğunu, takibe konu faturaların davalı / borçlu şirkete usulüne uygun olarak gönderildiğini, davalı şirketçe de bu faturalara bugüne kadar herhangi bir itirazda bulunulmadığını, hatta kendilerince vergi indiriminden yararlanmak adına iş bu faturaların, Çerkezköy Vergi Dairesi'ne de bildirildiğini, bu hususun 2019/2020 yıllarına ait BA/BS formları gereği de sabit olduğunu, davalı tarafın icra dosyasına yapmış olduğu kısmi itirazındaki tek niyetin, borcun bir kısmından ve faiz ödemekten kurtulmak olduğunu, müvekkilini de bu bağlamda zarara uğrattığını, Açıklanan tüm sebeplerle ikame etmiş oldukları huzurdaki davada taraflarının haklı konumda olup davanın kabulüne ve davalı / borçlu aleyhine takip alacağının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davanın reddedilmesi yönündeki kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, iş bu hukuka aykırılığın beyanları ile gereğinin de detaylıca açıklanacağını, Dosya kapsamında sunmuş oldukları delillerinin (özellikle: davalı şirketin 2019 - 2020 yıllarına ilişkin alınan ba-bs formları) eksiksiz olarak incelenmiş olmadığını, gerekli ve yeterli incelemeden yoksun iş bu yanlış değerlendirme içeren hükmün taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, Dava konusu uyuşmazlığımız, temelde hukuki bir değerlendirmeyi zorunlu ve gerekli kılmakta olduğunu, mahkemece dosya kapsamında yer alan tüm delillerin değerlendirmesinin tek tek yapılmasının; iş bu delillere ilişkin tüm değerlendirmelere, gerekçelere ve bunların kurulan hükme etkisine dair açıklamalara da gerekçeli kararda açıkça yer verilmesi gerektiğini, buna rağmen, yerel mahkemenin, somut olaydaki uyuşmazlığın esası hakkında sadece ve sadece aldırılan tek bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiğini, bu kararın yerinde olmadığını, Bu doğrultuda dava dilekçesi dahil dosyada yer alan tüm beyanları incelendiğinde açıkça görüleceği üzere; alacaklarının kanıtlanması adına taraflarınca, davalı / borçlu şirketin KDV Kurumlar Vergisi indiriminden faydalanmak amacıyla bağlı bulunduğu Çerkezköy Vergi Dairesi'ne faturalar bağlamında bildirimde bulunduklarını beyanla, iş bu 2019/2020 yılına ait BA/BS formlarının müzekkere sonucu istenilmesinin talep edilmesine ve de akabinde iş bu formların, Hazine ve Maliye Bakanlığı - Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı Vergilendirme Müdürlüğü'nün ... Sayılı ve 11.11.2020 tarihli müzekkere cevabı ile dosya kapsamına alınmış olmasına rağmen bu formların incelemesin mahkeme tarafından asla yapılmadığını, Gerekçeli kararda yalnızca ''T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı Vergilendirme Müdürlüğünden davalı şirketin 2019 - 2020 yıllarına ilişkin BA-BS formları celp edilerek, dosyamız arasına alınmıştır.'' şeklindeki ifade ile raporların dosya kapsamına alındığının belirtilmesiyle yetinilmiş olunduğunu, bu formlar ne dosya kapsamındaki bilirkişi ne de hakim tarafından herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmadığını, bu eksikliğin dosya incelendiği takdirde görüleceğini, Delillerin incelenmesini ve dosyanın esası doğrultusunda değerlendirilmesi konusunda açıkça eksik olan ilk derece mahkemesinin iş bu istinaf ettikleri kararının taraflarınca  kabulünün asla mümkün olmadığını, Hükme esas alındığı belirtilen eksik inceleme içerir bilirkişi raporunda, tek başına hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, Raporun, yalnızca sunulan ticari defterler üzerinden düzenlendiğini, yukarıda bahsi geçen bs/ba formları (ve dosyada bulunan diğer belgeler) hakkında herhangi bir değerlendirme içermediğini, dolayısıyla iş bu formlardaki beyanlar ile ticari defterlerdeki kayıtların karşılaştırmasının dahi yapılmadığını, yanlış değerlendirme sonuçlarının içerir eksik bilirkişi raporunun salt hükme esas alınmasının bu bağlamda kabul edilemeyeceğini, Hakimin aldırılan bilirkişi raporu ile bağlı olmaması bağlamında, her ne kadar iş bu bilirkişi raporuna taraflarca itiraz edilmemiş olsa da gerekli incelemelerin dosya genelinde yapılıp gerekli görüldüğü takdirde hakim tarafından bir ek rapor veyahut ikinci bir raporun aldırılmasına karar vermesi gerektiğini, dosya kapsamında tek bir bilirkişi raporu aldırıldığını, tarafların bu rapora itiraz etmemesinin üzerine, verilen hükmün tek gerekçesinin iş bu bilirkişi raporu olduğunun göz önüne alındığında iş bu rapora her ne kadar taraflarınca itiraz edilmemiş olsa da rapor halihazırdaki haliyle tek başına hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, İlgili raporunun 4. Bendinde ''BİLİRKİŞİYE TEVDİ EDİLEN GÖREV'' başlıklı kısımda görevlendirmenin ara karar neticesinde ''Taraflarca sunulan ticari defter ve kayıtlar, icra dosyası ile dosyada mevcut diğer deliller değerlendirilerek, ticari defter ve kayıtların delil niteliğine haiz olup olmadığını, icra dosyasından taraflar arasındaki borç ve alacak durumu ile miktarının tespit edilmesi ile iddia ve savunmaları karşılayacak taraf ve yargı denetimine elverişli rapor tanzim edilmesine'' şeklindeki mahkeme istemi gereği yapılması gerektiğinin açıkça ifade edilmesine rağmen; yine bilirkişinin '' Mahkemenin kararı doğrultusunda incelemenin yapılması için davacı vekili tarafından, davacı şirketin ticari defterleri ile davalı şirket tarafından USB digital olarak sunulan Ticari Defter ve Belgeler üzerinden incelemeler yapılmıştır.'' şeklindeki ifadeleri ile incelemelerinin kapsamının ticari defterler üzerinden yapıldığını kendisinin de ifade ettiğini, rapor kapsamında da bu durumun sabit olduğunu, Mahkeme; tüm dosya kapsamında inceleme yapılması adına dosyayı ilgili bilirkişiye tevdi etmiş olmasına rağmen görülmektedir ki bilirkişi, yukarıda bahsini geçirdikleri ''T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı Vergilendirme Müdürlüğünden davalı şirketin 2019 - 2020 yıllarına ilişkin BA-BS formları'' nı değerlendirme dışı bıraktığını, davalı şirketin kayıtları ile iş bu formda yer almakta olan kayıtların karşılaştırmasının da yapılmadığını, bu bağlamda da ilgili raporun eksik incelemelere dayalı yanlış değerlendirme sonuçlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, ayrıca bilirkişinin taraflarına ait ticari defterlerin gerçeği yansıtmadığı yönündeki değerlendirmelerinin de hukuka aykırı olduğunu, Vakıf olunduğu üzere; hakim aldırılan bilirkişi raporu ile bağlı olmayıp, gerekçesini belirtmek suretiyle bilirkişi raporuna aykırı hüküm kurabileceğini, taraflarca her ne kadar iş bu rapora itiraz edilmemiş olsa da mahkemenin belirttikleri eksikliği görüp ek rapor ya da ikinci bir bilirkişi raporu aldırması gerekeceğini, Yanlış değerlendirme sonuçları içeren eksik bilirkişi raporunun salt hükme esas alınmasının bu bağlamda da kabul edilemeyeceğini, somut olayda kötü niyet tazminatının yasal ve içtihadi şartları oluşmamış olduğunu, aleyhlerine bu bağlamda hükmedilen kötü niyet tazminatının hukuka aykırı olduğunu, Yukarıdaki bentte taraflarınca uzunca izah edildiği üzere; davalarında haklı olmalarında ve iş bu davayı ikame etmekte herhangi bir kötü niyetlerinin asla bulunmaması üzerine; iş bu istinaf etme zorunluluğu doğduğunu, doğan RED kararı akabinde tarafları aleyhine hükmedilen %20 kötü niyet tazminatını içerir hükmün hukuka ve hakkaniyete aykırı bulunduğunu, taraflarının iş bu davayı ikame etmekte herhangi bir kötü niyeti bulunmadığını, Asla kabul manasına gelmemekle birlikte; mahkemenin davacı tarafı ''haksız'' bulması ihtimalinde dahi, aleyhlerine kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceğini, ilk derece mahkemesinin iş bu istinaf etme zorunlulukları doğan kararında belirtildiği üzere; (asla kabul manasına gelmemekle birlikte) taraflarınca kısmi itiraz istemine konu alacaklarının varlığını ispatlayamadıkları ihtimalinde dahi; 2004 Sayılı İcra Ve İflas Kanunu'nun ''İtirazın İptali'' başlıklı 67. Maddesi'deki; ''Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.'' şeklindeki 2. Fıkra bağlamında, “Kötüniyet tazminatı” olarak adlandırılagelen tazminat türü, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğinde olduğunu, Alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklının, İ.İ.K.nun 67. maddesi anlamında “haksız” ise de, kötüniyetli olarak kabul edilebilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasının hukuken olanağının olmadığını, alacaklının anılan iş bu kötüniyet tazminatına mahkum edilmesinin açıkça, takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlandığını, bu durumun tersinin kabulünün, hak arama özgürlüğünü düzenleyen Anayasa'nın 36. md.' nde yer almakta olan; ''Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.'' şeklindeki açık kanun hükmüne ve dolayısıyla hak arama özgürlüğüne de açıkça aykırı olacağını, Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususun, borçlu tarafından kanıtlanması gerektiğini, dolayısıyla davacı / alacaklının kötüniyetli olduğunu ispat külfeti davalı / borçluda olduğunu, Yargıtay kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere, davacının kötü niyetini kanıtlama yükümlülüğü kendisine ait olan davalının, bu yönde herhangi bir delil sunmadığını, dosya kapsamı ve somut olayın özellikleri göz önüne alındığında; davacı/alacaklının takibe konu alacağının varlığını usul hukuku kuralları çerçevesinde kanıtlayamadığını, ancak, icra takibine kötü niyetli olarak giriştiğini kabule elverişli herhangi bir delilin ise bulunmadığını, Müvekkilinin üzerine düşen kısmı yerine getirerek davalı yana anlaşılan 80 çeşit ürünü teslim etmesine rağmen iş bu ürünlerin karşılığı tüm uğraşlara rağmen alınamadığını ve taraflarınca icra takibine girişme zorunluluğu doğduğunu, akabinde ise karşı tarafın iş bu takibin bir kısmına itiraz ettiğini, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte; iş bu itiraz edilen kısma karşı yapılan itirazın iptali için ikame etmiş oldukları iş bu dosyasında ''haksız'' olduklarına karar verilse dahi, davayı açmakta kötü niyetli olduklarının asla kabul edilemez olduğunu,  dosyaya sunmuş oldukları -ve müzekker ile istenilen-  hesap ekstreleri, fatura ve sevk irsaliyeleri, BA/BS formları ile birlikte değerlendirildiğinde davalarında haklı olduklarının ortada olduğunu, Kötü niyetli oldukları iddiasında olan ve iş bu kötü niyetli oldukları iddiasının ispat yükünün kendisi üzerinde olan davalı / borçlu; bu bağlamda dosyaya herhangi bir delil de sunamamış olduğunu, iş bu iddiayı ispatlamaktan oldukça uzak olduklarıın, bunun yanında dosya kapsamı ve olayın özellikleri göz önüne alındığında; davacı /alacaklı müvekkilinin icra takibine kötü niyetli olarak giriştiğini kabule elverişli herhangi bir delilin de bulunmadığının açıkça ortada olduğunu, Mahkemenin tüm bu haklı beyanlarının aksine tarafları aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedildiğini, iş bu kötü niyet tazminatına hükmetme gerekçesini de asla kararda belirtmediğini, aksine iş bu istinaf etmekte oldukları 25/02/2022 tarihli gerekçeli kararda yalnızca ''... Davacının kısmi itiraz istemine konu alacağının varlığını ispatlayamadığı, ...'' şeklindeki ifadeyle yalnızca alacaklarının ispatlanamadığı için davanın reddine yönelik karar kurulduğu değerlendirilmesi yapıldığını, iş bu değerlendirme ise asla kabul anlamına gelmemekle birlikte en fazla ''haksız'' olarak değerlendirildikleri anlamına gelebileceğini, yukarıda açıklandığı üzere icra takibinde ve itirazın iptali davası ikamesinde, alacağın ispatlanamaması üzerine ''haksız'' olunduğu sonucuna varılsa bile bu durum tek başına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmeye olanak sağlamadığını, Gerekçeli kararda; ilgili ilk derece mahkemesinin, aleyhlerine kötü niyet tazminatına hükmedilirken hangi gerekçelere dayanıldığı da belirtilmemiş olduğunu, hukuki anlamda kararın gerekçeli olması gerektiği kuralına da aykırı hareket edildiğini, Mahkemenin, tüm bu hukuk çerçevesindeki beyanlarına ve Yargıtay içtihatlarına aykırı hareket ederek yeterli gerekçelendirmeden ve hukuka uygunluktan yoksun vermiş olduğu iş bu kararın taraflarınca kabulünün mümkün bulunmadığını, İleri sürerek; Yukarıda izah ettikleri ve ilk derece mahkemesince re'sen dikkate alınacak hususlar doğrultusunda usul ve yasaya aykırı Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde KALDIRILMASI ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, 90 adet fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davanın reddine,  karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davaya konu Çerkezköy İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 90 adet faturadan kaynaklı 280.711,18 TL. Asıl alacak, 7.603, 17 TL. İşlemiş faiz olmak üzere toplam: 288.314,35 TL. Alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu vekili 22/01/2020 tarihli itiraz dilekçesi ile;  alacaklı tarafa  toplam 246.068,71-TL borçlarının bulunduğunu, işbu icra takibinden kaynaklanan alacağın 246.068,71-TL'lik kısmını kabul ettiğini, kalan bakiye alacağın tamamına,  işlemiş faize ve tüm ferilerine itiraz ettiğini belirtip takibin 34.642,47 TL. Asıl alacak ve  7.603, 17 TL. İşlemiş faiz olmak üzere toplam:42.245,64 TL. Lik miktar yönünden durduğu, davalı borçlunun itiraz ettiği miktar yönünden itirazın kaldırılması ve takibin devamı talebi ile  34.642,47 TL. Asıl alacak üzerinden itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf dava dilekçesi ile; Davalı tarafın hammaddeyi verdiğini, davalının istediği yaklaşık 80 çeşit ürünü hazırlayıp, davalıya teslim ettiğini, bu hususun fatura ve sevk irsaliyelerinden de açıkça belli olduğunu, davalının kısmi itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep emiştir. Davalı taraf cevap dilekçesi ile, davacının takip tarihi itibariyle muaccel olmamış ve fatura karşılığı mal teslim alınmamış faturaların bedellerini tahsil etmeye çalıştığını, İcra takibine konu edilen 05.12.2019 düzenleme tarihli 25.120,67-TL bedelli faturaya  şirket kayıtlarında rastlanılmadığını, söz konusu faturaya ilişkin davalı şirketçe alınmış mal ve hizmet bulunmadığını, söz konusu faturanın muhteviyatı  tebliğ edildiği takdirde işbu faturanın içeriğini ayrıca inceleyip detaylı itirazda bulunma hakkını saklı tuttuğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı taraf cevaba cevap dilekçesi ile; Davalının cevap dilekçesinde bildirdiği 25.120,67 TL lik fatura cari hesap kayıtlarında ve dava dosyasında yer alan fatura görüntülerinden açıkça görüleceği üzere 16.12.2019 tarihli ve ... seri nolu ve 25.120,67 TL bedelli fatura olduğunu,  25.120,67 TL lik faturanın seri numarası sehven hatalı girildiğini beyan etmiştir. Mahkemece davalı tarafa ait BA/BS formları getirtilmek suretiyle dosya arasına konulduğu, tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı ve mahkemece, bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun davacı vekiline HMK.281 madde meşruatlı olarak e tebligat yolu ile 20/05/2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı vekilinin rapora karşı herhangi bir beyan ve itirazda bulunmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"bilirkişi raporuna itiraz\" başlıklı 281/1. maddesinde; \"Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler\" düzenlemesine yer verilmiştir. Usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde ise, karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. (Emsal  mahiyetinde Yargıtay 8. HD 2018/5522 Esas 2020/5316 Karar- Yargıtay 21 HD 2015/5210 Esas 2015/11321 Karar-  Yargıtay 11. HD 2013/10446 Esas 2014/3825 Karar- Yargıtay 17 HD 2019/4957 Esas 2020/3496 Karar- Yargıtay 3 HD 2015/14043 Esas 2016/8002 Karar) Davacı tarafça sunulan istinaf dilekçesinde, bilirkişi raporundaki tesbitlere ilişkin istinaf sebepleri ileri sürülmüş ise de, yargılama sırasında mahkemece alınan  bilirkişi  raporu davacı vekiline tebliğ edilmesine rağmen, davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyanda bulunulmadığından, bu durumda davacı vekilinin, bu rapor doğrultusunda hüküm yoluna gidildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir. Davalı tarafça, icra takibine dayanak faturalardan 05.12.2019 düzenleme tarihli 148343 nolu  25.120,67-TL bedelli faturaya itiraz edip bu faturanın tebliğ edilmediği gibi fatura içeriğininde teslim edilmediğini beyan ettiği, davacı taraf ise cevaba cevap dilekçesi ile;  Davalının cevap dilekçesinde bildirdiği 25.120,67 TL lik faturanın cari hesap kayıtlarında ve dava dosyasında yer alan fatura görüntülerinden açıkça görüleceği üzere 16.12.2019 tarihli ve ... seri nolu ve 25.120,67 TL bedelli fatura olduğunu,  25.120,67 TL lik faturanın seri numarası sehven hatalı yazıldığını beyan etmiş ise de davaya konu icra takibi incelendiğinde hem davalının itiraz ettiği  05.12.2019 düzenleme tarihli ... nolu  25.120,67-TL bedelli faturanın, hem de davacı tarafın doğrusunu bildirdiği 16.12.2019 tarihli ... seri nolu  25.120,67 TL bedelli faturanın takip konusu edildiği, davalı tarafın itiraz ettiği faturaya ilişkin delil ibraz edilmediği, bu durumda böyle bir faturanın olmayıp 16.12.2019 tarihli ... seri nolu  25.120,67 TL bedelli faturanın tarihinin değiştirilmek suretiyle iki kez yazıldığının anlaşıldığı, davalı tarafın itiraz ettiği  05.12.2019 düzenleme tarihli ... nolu  25.120,67-TL bedelli fatura dışında takip konusu diğer faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu tespitlere göre dosyaya getirtilen davalı tarafın BA/BS formlarının incelenmediğine yönelik davacı istinafının yerinde olmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunda;Davalının ticari defter ve kayıtlarının detaylı ve gerçeği yansıttığını,davalının Ticari Defterleri ile uyumlu cari hesap ekstresi üzerinde yapılan incelemeler sonucu davalının takip tarihi itibariyle davacıya 246.068,71 TL. Borçlu olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafından aleyhinde başlatılan takip talebine karşı defterlerinde görülen borç miktarı ve ferilerinin takip dosyasına ödendiğini ve davalının borcunun kalmadığının tespit edildiğini, davacının her ne kadar cari hesap ekstresi ve defterlerinde 280.711,18 TL olarak 2019 Yılı sonu alacağının kayıtlı olmasına rağmen tahsilat kayıtlarında tespit edilen usul ve esaslara uygun olmayan kayıt nedeni ile davacının defterlerinin delil niteliği taşımadığı ve davalının ticari defterleri ve kayıtlarının delil niteliği taşıdığı ve takip tutarının ödenmek sureti ile kapandığının tespit edildiğini, davacı tarafından Çerkezköy İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı dosyası ile 280.711,18 TL Asıl Alacak olarak takip başlatılmış ise de, tarafların Ticari Defter ve kayıtları üzerinde detaylı olarak yapılan inceleme sonucunda takibe esas olması gereken asıl alacak miktarının 246.068,71 TL olması gerektiğinin tespit edildiğini, davalı tarafın da kendisine tebliğ edilen Ödeme Emri üzerine 246.068,71 TL borcunu kabul edip icra müdürlüğü dosyasına 246.068,71 TL Asıl Alacak ve Ferileri ile birlikte Toplam 271.564,19 TL ödeme yapmak sureti ile borcunu ödediğini ve davalının itiraz ettiği ve dava konusu miktar yönünden davacının dava tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olmadığının belirtildiği, bilirkişi raporundaki bu tespitlere davacı tarafın itiraz etmeyip aksi yönde delil sunmadığı da gözetildiğinde, bu tespitler  davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. İlk Derece Mahkemesince sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında mahkemece, davanın reddine yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin aleyhlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığına yönelik istinaf sebebi incelendiğinde, Yargıtay 13. HD.'nin 03/04/2013 tarih ve 2012/26728 Esas - 2013/8605 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, İİK 67/2 maddesi, takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedileceğini hükme bağlamaktadır. Anılan kanun hükmü uyarınca alacaklı-davacı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için davacı alacaklı tarafından yapılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılması da şarttır. Dosya kapsamı itibariyle, davacının  davaya konu miktar yönünden takip yapmakta ve itirazın iptali davası açmakta haksız olduğu sabit ise de davacının kötüniyetli olduğunun kabul edilemeyeceği, dosya kapsamı itibariyle davacının kötü niyetinin ispatlanamamış olması karşısında, İİK 67/2 uyarınca kötü niyet tazminatı koşulların oluşmadığı anlaşılmakla; Mahkemece, davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde olmayıp davacı vekilinin  bu yönde ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin  istinaf başvurusunun  kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılarak dairemizce yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine yönelik yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/02/2022 tarih ve 2021/119 Esas - 2022/195 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacının ağır kusurlu ve kötü niyetli olduğu dosya kapsamı itibariyle tesbit edilemediğinden ve şartları oluşmadığından   davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:  3- Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 80,70 TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 591,61 TL harçtan mahsubu ile bakiye 510,91-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 5.496,37 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Adalet Bakanlığı bütçesinden Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 1.320,00 TL'nin 6325 sayılı H.U.A.K 18/A, 13. ve 14. maddeleri gereğince davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 8-Kullanılmayan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,  <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 10-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 11-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 64,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam: 284,7 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 12-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 13-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"481a66df7fba6400","SID":"0f4d89bea44fa1e9"}}