{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/817 <br>KARAR NO: 2024/1316<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/02/2021<br>NUMARASI: 2020/606 Esas -  2021/99 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 16/10/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı şirket arasında sektörel bazda iş birliği yapılmasının prensip olarak kararlaştırıldığını, bu iş birliğine yönelik olarak da 28/03/2013 tarihinde müvekkili tarafından davalı şirkete iş avansı olarak 10.000 USD banka havalesi yoluyla göndenderildiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında yapılması planlanan iş birliği ve ortak proje çalışmaları çeşitli sebeplerle gerçekleşemediğini, belli bir süre geçtikten sonra müvekkilinin şirketin hiç bir şekilde davalı şirket ile iş birliği yapamayacağının anlaşılması üzerinde davalı şirkete havale edilen iş avansı niteliğindeki dava konusu 10.000 USD'nin davalı şirketten talep ettiğini, davalı şirketin bu parayı iade etmediğini, bunun üzerine davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibi başlattıklarını, davalı şirketin borca itiraz ettiğini belirterek davalı şirketin İstanbul Anadolu ...Icra Müdürlüğünün ...  Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı ... Ltd. şirketinin Avustralya menşeili şirket olduğunu, şirketin ana faaliyet konusunun başta inşaat ve makine sektörü olmak üzere tüm sektörlerde kullanılabilecek makinelerin ve bu makinelerde kullanılan bilgisayar yazılım ve programlarını alımı, satımı, ithalatı, ihracatı ve pazarlamasını yapmak olduğu, müvekkil şirketin faaliyet konusunun  ise bina projelerine yönelik mühendislik ve danışmanlık faaliyetleri olduğu, Türkiye'de faaliyet göstermek isteyen davacı şirketin, dava dilekçesinde de beyan edildiği üzere proje, danışmanlık ve sektörel işbirliği hizmetleri almak için müvekkil şirket ile anlaştığını, davacı şirketin ...A.Ş'ne makine satışına aracılık yapıldığını, 670.000,00 USD bedelli makinanın peşinatı olarak gönderilen 66.500 USD ödemeden sonra verilen hizmetlere mahsuben dava konusu 10.000 USD gönderildiğini, verilen hizmetler ve havale bedeli karşılığı 21.447,68 TL' lik fatura kesildiğini, 3.271,68 KDV bedelinin halen ödenmediğini, davacı şirketin pazarlama ve tanıtım faaliyetleri yürütüldüğünü, onlarca şirketle ticari ilişkiye girmesini sağladığını, davalı şirkete her türlü teknik ve personel desteği de verildiğini ayrıca müvekkili şirkete ait onlarca ürün ve tasarımının da kullandığı akdi kabul eden davacının ancak akdi neden feshettiğini açıklayamadığını, 12.03.2013 tarihinde kurulmuş olan davacı şirket müdürünün aynı zamanda davalı şirketin 15.05.2013 tarihine kadar ortağı ve müdürü olduğunu, diğer ortağın alacağını talep etmesi üzerine, havale tarihinden 5 ay sonra takip, takipten 3 ay sonra huzurdaki davayı açtığını bu nedenle  davanın reddine  karar verilmesi talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece,  \"...Davacı cari hesaba dayalı olarak itirazın iptali davasına konu takip başlattığı, takip konusu 10.000 USDnin 26.03.2013'de davalı tarafa havale edildiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davacı tarafından bu tutarın avans olarak verildiği ve karşılığının davalı tarafça yerine getirilmediğinin iddia edildiği, davalı tarafça ise bu tutarın verilen hizmetler karşılığı ödeme olarak gönderildiğinin savunulduğu, davacı tarafça davalının kendilerine hizmet vermediği, tek hukuki  ilişkinin kira ilişkisi olduğunu ileri sürdüğü, Cezayir işinin yapıldığı ve buna dair faturanın davacı müdürüne teslim edildiğinin davalı tarafça ileri sürüldüğü, İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/103 değişik iş dosyası içeriğine göre davalının Cezayir fuarını tertip ettiğinin sabit olduğu, davacı ticari defterlerine dayanmış ise de ticari defterlerinde bu hususların bulunmasının iddiasının ispatına tek başına yeterli olmayacağı, davalının ticari defterlerinin incelenmesinin de tek başına fatura olgusunu, davalı alacağını ispata elverişli olmayabileceğinden defter incelemesi yapılmamış  diğer ispat araçları değerlendirilmiş, davalının ortağı olduğu beyan edilen kişinin davacının yanında çalışmaya başlaması  olayının avans olarak ödendiği beyan edilen sözleşme çerçevesinde fesih olgusunu haklı kılabilecek bir durum olmadığı, dosyaya celp edilen İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/103 değişik iş dosyası ve davacının  sebep bildirmeden ve usulüne uygun bildirimde bulunmadan anlaşmanın feshine yönelik iradesi gözetildiğinde hakkın kötüye kullanımını hukuk düzeninin korumayacağı genel kuralı nazara alınarak\" davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemenin davanın hukuki nitelendirilmesinde  ve tarafların ispat yükü hususunda hataya düştüğünü, mahkeme kararına bakıldığında bilirkişi raporlarında ortaya konulan değerlendirmelere hiçbir şekilde  değinilmediği ve bilirkişi raporlarında tespit edilen hususların Yerel Mahkeme kararında hukuki olarak çürütülmediği görüldüğünü, bu durumda ise Yerel Mahkemenin davanın reddine dair kararının tatmin edici bir gerekçesinin bulunmadığı,  buna karşılık \"işbu davanın hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu\" şeklinde genel ve soyut bir gerekçeyle davanın reddedildiğini, dolayısıyla Yerel Mahkeme, davanın hukuki nitelendirmesinde açıkça hataya düşmüş olup, bu nedenle hükmün gerekçesinde de hukuki ihtilafın çözümlenmesine dair somut değerlendirmeler yapılmadığı açıkça görülebildiğini,  öte yandan davalı taraf, her ne kadar müvekkil şirkete “proje ve danışmanlık hizmeti verdiği” iddiasında bulunmuşsa da, dava dosyasına sunulan belgelerden, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında iddia edildiği şekilde bir danışmanlık veya aracılık hizmeti verilmesi şeklinde bir akdi ilişkinin bulunmadığını ve bu meyanda davalı tarafın yerine getirdiği bir edimin bulunmadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davalı tarafın gerçekten davacı müvekkil  şirkete hizmet verdiği kabul edilse dahi, hangi sözleşmeye göre hangi hizmetleri hangi bedel karşılığında sunduğuna dair dosyada hiçbir somut bilgi bulunmadığını, bu husus davalı tarafın soyut iddiası olarak kalmış olup, davalı tarafın usulüne uygun müvekkil şirkete tebliğ edilmiş herhangi bir faturası veya alacak kaydı bulunmadığını, dolayısıyla davalı taraf üzerine düşen ispat yükünü yerine getiremediğini, bu nedenle  dava dosyasından ve bilirkişi raporlarından davalı tarafın, müvekkil şirketten  10.000 USD’yi aldığı, ancak buna karşılık herhangi bir hizmet ya da iş yapmadığı açıkça anlaşıldığından davalı tarafın haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan, avans olarak gönderildiği iddia olunan 10.000,00 USD'nin iadesi için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; davacı tarafından gönderilen ödemenin avans olarak mı yoksa verilen hizmetlerin karşılığı olarak mı yapıldığı, avans olarak gönderilmesi durumunda davacıya verilmiş bir hizmet olup olmadığı noktasındadır.Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini,  tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) ‘\"İspat yükü\" başlıklı 6 ncı maddesi uyarınca; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, \"İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.\" şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir.Somut olayda;  davaya konu 10.000 USD'nin 28.03.2013 tarihinde davalı tarafa havale edildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı yan, bu tutarın avans olarak verildiği ve karşılığında davalı tarafça yerine getirilmiş bir hizmet bulunmadığı iddiasına karşılık  davalı yan, taraflar arasında proje ve danışmanlık hizmeti verilmesi ve sektörel işbirliği hususunda anlaşma sağlandığı, davalı şirket tarafından verilen hizmetlerin karşılığında söz konusu ödemenin yapıldığını iddia ettiğine göre davalının, davaya konu 10.000,00 USD tutarında davacıya hizmet verdiğini ispatla mükelleftir. Davalı yan; anlaşma kapsamında davalı şirket tarafından, davacı şirketin Cezayir'de düzenlenen fuara katılımı sağlandığını, fuar organizasyonunun bütün proje, danışmanlık hizmetleri davalı şirket tarafından verildiğini, ancak davalı şirketin proje, danışmanlık ve sektörel işbirliği kapsamında verdiği hizmetler Cezayir'de fuar organizasyonu yapmakla sınırlı olmadığını, ekte sunulan e-posta yazışmalarında da görüldüğü üzere, Avusturalya menşeli davacı şirketin Türkiye'de yapılanması, temsil edilmesi, müşteri bulması ve müşteri ilişkilerini sürdürmesi, müşterilere satış sonrası teknik destekle ilgili bilgi verilmesi vb. hizmetler davalı şirket tarafından verildiğini, bu kapsamda davacı şirketin, ... Yapı. San. Tic. A.Ş'ne makine satışına aracılık ettiğini, ... Prefabrike şirketine satılan makinenin toplam bedeli 670.000,00 USD olup ... Prefabrike tarafından makine alım bedelinin peşinatı olarak gönderilen 66.500 USD ödemeden sonra davalı şirket tarafından verilen muhtelif hizmetlere karşılık ve mahsuben dava konusu 10.000 USD'nin gönderildiğini, tarafların ... şirketine yapılan makineyle ilgili olarak müvekkil şirkete % 20 ( 134.000 USD) aracılık bedeli verileceği konusunda anlaştıklarını, davalı şirket tarafından verilen hizmetler ve havale edilen 10.000,00 USD karşılığı olarak 18.176,00 TL + 3.271,68 TL KDV toplam 21.447,68 TL tutarında fatura kesildiğini, faturanın davacı şirket müdürü ...'a teslim edildiğini, davacı tarafından havale edilen 10.000 USD'nin sadece anaparayı karşıladığını iddia etmiştir.  Bu durumda davalı taraf, davacının, dava dışı ... şirketine yapmış olduğu makine satışınında aracılık hizmeti verdiğini, satışı yapılan makineyle ilgili olarak davalı şirkete satış bedelinin %20 oranında aracılık bedeli ödeneceğini ispata elverişli yasal delillerle ispatlaması gerekmektedir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, alınan 02/06/2015 tarihli kök raporda özetle ; \"  Davacı tarafın ibraz edilen ticari defterlerine göre, banka havalesi ile gönderdiği takip mesnedi 10.000 USD karşılığı davalıdan 18.176,00 TL tutarında alacaklı kaldığı tespit edildiği, davalı tarafın ibraz edilen ticari defterlerine göre, banka havalesi ile kendisine davacı tarafından gönderilen aleyhine takip mesnedi yapılan 10.000 USD. (18.176,00 TL) karşılığının davalıdan sadır olan tebliği tevsik edilmeyen 22.04.2014 tarihli ve ... nolu danışmanlık  bedelli faturasi ile (18.176,00 + 3.271,68) 21 447,68 TL olarak kapatıldığı görüldüğü,  Davacı şirketin 12.02.2013 tarihinden kurulduğu, davalı şirketle yapılacak işbirliği çerçevesinde 28.03.2013 tarihinde 10.000 USD banka havalesi ile 18.176,00 TL iş avansı gönderdiği (tarafların defterleri ile sabit olduğu üzere) ihtilafsız olup davacı şirketin, verdiği bu iş avansını işbirliğinin gerçekleşemeyeceği anlaşıldığından bahisle davalı şirket aleyhine 22.08.2013 tarihli yaptığı takiple geri iadesini istemesi, akdi fesih iradesini eylemli olarak kullandığına delatet ettiğini, bu nedenlerle davalı şirketin (davacı şirketin kuruluşundan önceki) 2012 yılına ait ibraz edilen belgelere dayanan savunmalarına itibar edilemeyeceği  gibi, akdin feshinin yazılı bildirilmediği yönündeki iddiasına da itibar edilemeyeceği, ayrıca alınan iş avansı karşılığı davalı şirketten sadır olan 22.04.2014 tarihli ve ... no.lu 21.447,68 TL bedelli tek taraflı defterine kayıtlı bulunan hizmet faturasının tebliği tevsik edilmediğinden davacı şirketi bağlayıcı olmadığı, bu nedenle sözlü iş akdini fesih iradesini eylemli olarak kullanan davacının, verildiği ihtilafsız olan 10.000 USD tutarındaki iş avansını, karşılığında danışmanlık hizmeti verdiğini ve fatura tebliğini tevsik edemeyen davalıdan 22.08.2013 tarihli yapılan takiple iadesini talep edebileceği\" yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir. Davalı vekilinin itirazları noktasında alınan 15/02/2016 tarihli ek raporda özetle ; \"TTK' nun 588'ci maddesi gereği, Davacı şirket 12.02.2013 tarihinde tescil edildiğinden, bu tarih itibariyle tüzel kişilik kazandığına göre, öncesinde şirket adına işlem yapanlar şahsen ve müteselsilen sorumlu olduğu, devamında kurulacak şirket adına mail mesajları ile taahhütte bulunulduğu belirgin olmamakla birlikte kabul edilse bile tescili izleyen üç aylık süre içinde şirket tarafından kabul edilme koşulu da tevsik edilmiş olmadığı, bu nedenlerle, tescil öncesine ait yapılan mail yazışmalarının ve işlemlerin davacı şirket tüzel kişiliğini bağlayıcı olmadığı, ayrıca tescil sonrasına ait yapılan mail yazışmalarının da ne tür hizmet verildiğini yansıtmadığı görüldüğü, zira bu maillerde davalı şirketin verdiği hizmet belli olmadığı gibi, kira ödemesi nedeni ile davacıya lojistik destek verildiğini de yansıtmadığı, tescil öncesine ait mail mesajının da davacı şirketi bağlayıcı olmadığı gibi, kuruluş sonrasında internet sitesinde yaklaşık 10 yıldır Türkiye'de faaliyet göstermekteyiz şeklindeki açıklamada tescil öncesini kapsadığından davacı şirketi bağlamadığı, başka bir davada, özetle, davalının ürettiği makine ve aksamlar kullanılarak yapılan yapıların inşaat işlerini davacının üstlendiği şeklindeki ifade ile taraflar arasında ticari ilişkinin kurulduğu zaten ihtilafsız olup ancak hizmetin verildiğini yansıtmadığı, bu nedenle davalı vekilinin itirazları hukuki mesnetten yoksun olduğu için kök raporumuzdaki görüşüşümüzün aynen geçerliliğini koruduğu\" bildirilmiştir. Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacının, dava dışı ... şirketine yapmış olduğu makine satışınında aracılık hizmeti verildiği, satışı yapılan makineyle ilgili olarak davalı şirkete satış bedelinin %20 oranında aracılık bedeli ödeneceği iddiasında bulunan davalı şirketin, dosya kapsamı itibariyle iddia olunun makine satışından kaynaklı aracılık hizmeti verildiğini, davaya konu  havale edilen 10.000,00 USD karşılığı olarak düzenlenen toplam 21.447,68 TL tutarındaki faturanın davacıya tebliğ edildiğini  ispata elverişli yasal delillerle kanıtlayamadığı gibi  söz konusu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı,  davacı tarafından havale edilen 10.000 USD'nin bedelsiz kaldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmiştir. İİK 67/2.maddesinde \"...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" hükmü yer almaktadır. Takip tutarı davacı tarafından havale edilen bedel olup alacak likit/belirlenebilir olduğundan davacı yarına icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. Yargıtay 15.Hukuk Dairesi 20.02.2019 tarih 2018/3143 E 2019/698 K sayılı,Yargıtay 13.Hukuk Dairesi 04.12.2019 tarih ve 2016/23646 E 2019/12123 K sayılı ilamlarında \"yabancı para veya yabancı paranın Türk Lirası karşılığının tahsili amacıyla açılan davalarda vekâlet ücreti, yabancı paranın dava açıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığına göre, ancak hüküm tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak takdir edileceği\" belirtilmiştir. Aynı şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.1993 tarih ve 1993/13-41 Esas 1995/145 Karar sayılı ilamı ile de \"yabancı para alacaklarında yabancı paranın dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuruna göre bulunacak TL karşılığı üzerinden ilam harcının alınacağı\"  benimsenmiştir. Gerek emsal Yargıtay kararları, gerek Hukuk Genel Kurulunun 1993/13-41 Esas 1993/145 Karar sayı ve 07.04.1993 tarihli kararında vurgulandığı ve gerekse Dairemizce de istikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre nisbi karar ve ilam harcı ile ve avukatlık ücreti hesaplanmıştır. Açıklanan tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1.b-2 bendi uyarınca İstanbul Anadolu 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/02/2021 tarihli ve 2020/606 Esas -  2021/99 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,1-Davanın KABULÜ ile, Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 10.000,00 USD üzerinden  3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarınca euro cinsinden 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle devamına, Hüküm altına alınan 10.000 USD'nin dava tarihindeki (03/12/2013) Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden (10.000 x 2.042 TL )  20.420‬,00 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 4.084‬,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (10.000 USD x dava tarihindeki kur 2.042 = 20.420,00 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 1.394,89 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 336,45 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.058,44‬ TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça sarfedilen 1.010‬,00‬ TL yargılama gideri ve 336,45 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4- Davalı tarafça sarfedilen 674,00 TL yargılama giderinin kendi üzerinde tutulmasına,5- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi  uyarınca  20.420,00 TL (kabul edilen 10.000 USD'nin dava tarihindeki kur karşılığı) vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine6-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine, <br>İstinaf İncelemesi Yönünden; 1-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL'nin ilk derece mahkemesince davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafça sarf edilen istinaf  başvuru ve karar harcı ile posta masrafı olmak üzere toplamda 275,9‬0 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1.a  maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.16/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e93e683cb603585","SID":"b9973aeba770f1bd"}}