{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/809 Esas<br>KARAR NO:2024/1775 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/02/2023<br>NUMARASI:2022/411 E.  -  2023/153 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:20/11/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından,  davacıların murisi ... aleyhine  ... sayılı dosyası ile 10.12.2011 tarih ve ... seri nolu 25.000,00 TL bedelli çeke istinaden 21.12.2011 tarihinde icra takibine geçildiğini, takip borçlusu ...'un 29.12.2011 tarihinde takip kesinleşmeden vefat ettiğini, ancak mirasçı sıfatıyla takip kendilerine yöneltilmiş bulunan davacılar ... ve ...'un Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/296 Esas, 2012/640 Karar sayılı, 02.04.2012 tarihli kararı, yine Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/75 Esas, 2017/746 Karar sayılı 17.04.2012 tarihli 11.06.2012 tarihinde kesinleşmiş kararı ile takip  borçlusu ...' un mirasını TMK'dan doğan hakları gereği reddettiklerini, davacıların mirası  ret haklarını kullanmış olup, reddi mirasın hukuki sonucu olarak murisin borçlarından dolayı sorumluluklarının bulunmadığını, mirasçılar hakkında kesinleşmiş reddi miras kararı olduğundan İİK'nun 53. maddesi uyarınca icra takibi yapılamayacağını, bu nedenle takip konusu kambiyo senedinden kaynaklanan alacak nedeniyle borçlu sıfatını haiz olmayan davacılara karşı takibe devam edilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek, takip tarihi itibariyle kesinleşmiş mirasın reddine ilişkin mahkeme kararları uyarınca yasal mirasçı ve külli halef sıfatları bulunmadığından davacıların TMK hükümleri uyarınca reddi miras nedeniyle ... sayılı icra takibine konu çek ve takip konusu 26.615,11 TL alacak nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; ilgili icra dosyasının davacıların murisi ... hakkında çeke dayalı alacak nedeni ile kambiyo senedine özgü yolla 21/12/2011 tarihinde açıldığını, daha sonra öğrenildiği üzere  davacıların murisi ...'un  29/12/2011 tarihinde, icra takibinden sonra vefat ettiğini, borçlunun 29/12/2011 tarihinde öldüğünün öğrenilmesi üzerine mirasçılardan olan davacılara ödeme emri gönderildiğini, ödeme emrinin 05/05/2012 tarihinde ...'a, 07/05/2012 tarihinde ...'a tebliğ edildiğini, davacıların 30/11/2015 tarihinde (ödeme emrinin tebliği ve icra takibinin kesinleşmesinden neredeyse 3,5 yıl sonra) İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/721 Esas sayılı dosyası ile  Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinde 2012 yılında mirası reddettikleri gerekçesi ile dava açtıklarını, açılan davanın borçluların mirasın reddi nedeniyle takibin iptaline yönelik taleplerinin, İİK nın 168/5.maddesi kapsamında borca itiraz olmakla, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 günlük sürede ileri sürülmesi gerektiği gerekçesi ile reddedildiğini, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davacıların bu kez huzurdaki davayı açtığını, Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/75 Esas, 2012/746 Karar sayılı, 17/04/2012 tarihli kararından da görüleceği üzere, mirasın reddi davasının hasımsız açıldığını, müvekkilinin bu davada taraf olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin bu davaya cevap ve itiraz hakkının doğmadığını, bu davaya ilişkin beyan ve itiraz haklarının saklı olduğunu, miras bırakanın alacaklısının  mirasçılarının şahsi veya tereke hakkında takip yapma hakkının bulunduğu tartışmasız olduğundan, mirasçılara yöneltilen takibin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacılar İİK'nun 53. maddesi gereğince icra takibi yapılamayacağını iddia etmiş iseler de, İİK'nun 53. maddesinin iş bu dosya ile ilgisinin olmadığını, ...'un 29/12/2011 tarihinde, icra takibinden sonra vefat ettiğini, borçlunun 29/12/2011 tarihinde öldüğünün öğrenilmesi üzerine mirasçılardan olan davacılara ödeme emri gönderildiğini, davacıların her türlü itirazlarını tebliğden itibaren 5 gün içinde yapmak zorunda olduklarından ve ödeme emrinin borçlulara tebliği üzerine yasal süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığından haklarında icra takibi kesinleşen borçlular aleyhine haciz vs. icra işlemlerin yapıldığını, davacılar kesinleşmiş mirasın reddi kararından bahsetmekte iseler de, müvekkilinin açısından kesin bir hüküm bulunmadığını, zira mirasın reddi davası hasımsız olarak açılmış olup, müvekkilinin bu davada taraf olmadığını, dava dilekçesinde davacıların mirası reddettiklerine ilişkin olarak sunulan Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/75 Esas, 2012/476 Karar sayılı,  17/04/2012 tarihli mirasın gerçek reddi kararının davacılardan yalnız ...'a ait olup, diğer davacı ...'un mirası reddettiğine ilişkin herhangi bir belgenin dava dilekçesinde, eklerinde yer almadığını, bu nedenle ... hakkındaki davanın reddinin gerektiğini, mirasın reddine ilişkin karar kesin hüküm teşkil etmediğinden davacı borçluların borçlu olmadıklarının tespitine ilişkin bu davada, davacı - borçluların mirasçılık sıfatının devam edip etmediği, dolayısıyla davacı - borçluların mirası kabul anlamına gelecek davranışlarda bulunup bulunmadığının, terekenin mallarını gizleyip gizlemediklerinin veya kendilerine mal edip etmediklerinin, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası red edip etmediklerinin araştırılması gerektiğini, terekenin sahiplenilmesi anlamına gelebilecek herhangi bir işlemin var olup olmadığı araştırılmadan, müvekkilinin taraf olmadığı mahkeme kararı gereğince icra takibinin iptalinin talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, takibe konu çekte, davacıların murisi ...'la birlikte .... Ltd. Şti.'nin de (keşideci) borçlu olduğunu, davacılardan ...'un bu şirketin ortağı ve yetkilisi olduğunu, ...'un ise şirketteki hissesini diğer ortak/muris ...'un ölümünden birkaç gün önce ...'a (davacı - oğlu) devrettiğini,  ...'un ise davacılardan ...'ın babası, ...'nın ise eşi olduğunu, nitekim davacıların müvekkiline olan borçları bilmelerine rağmen husumet yöneltilmeyecek şekilde açılmış mirasın reddi davası ve icra dosyası süreci vs. davacıların kötü niyeti ve alacağı sürüncemede bırakma amacını vs. ortaya koymakta olduğunu,  davacıların alacaklılara zarar vermek kastı ile muvazaalı işlemler yaptıklarını, amacın mirasın reddi olmadığını, izah edilen bu sebeplerle müvekkili lehine %20 den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesi gerektiğini, davacıların tazminat talep etmeye hakkı bulunmadığını, müvekkilinin takibe geçmekte haksız ve kötü niyetli olmadığını, müvekkilinin takibe konu çekte haklı ve meşru hamil olup alacaklı olduğunu, mevcut alacağını tahsil etme amacıyla takibe girişen alacaklının haksızlığından veya kötü niyetinden bahsedilemeyeceğini, davanın açılmasında müvekkiline atfedilen bir kusur bulunmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini, müvekkili davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden davanın kabulü halinde müvekkili aleyhine masraf ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI:İstanbul  4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/02/2023 tarihli 202/411 E. - 2023/153 K.  sayılı kararıyla; \"... Mirasın gerçek reddine ilişkin kararlar davalı taraf açısından kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte davalı tarafça TMK'nun 617 maddesi kapsamında reddin iptaline yönelik süresinde açılmış bir dava bulunmadığından, davalı vekilinin, davacıların mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığının tespiti ile tereke mallarını gizlediği veya kendisine mal edip etmediği, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası red edip etmedikleri konularında araştırma yapılmasına ilişkin talebi yerinde görülmeyerek davacıların mirasın reddine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları uyarınca yasal mirasçı ve külli halef sıfatları bulunmadığından  ... sayılı icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davalı tarafın kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından davacıların tazminat talebinin reddine...\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU:Davalı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davacıların miras bırakanlarının ölümü, mirası ret kararı almaları ve ödeme emrini tebliğ almalarından itibaren neredeyse 3,5 yıl sonra bu davayı açmalarının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, hak düşürücü sürelerin ve zamanaşımı süresinin dolduğunu, İİK’nun 53. maddesinin somut olaya uygulanamayacağını,İcra takibinin murisin ölümünden önce muris aleyhine yapıldığını, davacılar aleyhine doğrudan başlatılan bir icra takibinin bulunmadığını, Davacıların kendilerine gönderilen ödeme emrine yasal 5 günlük sürede itiraz etmediklerini,Nitekim İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/721 Esas sayılı davasında, aynı gerekçeyle davacıların davasının reddine karar verildiğini, Yerel mahkemenin gerekçesinde yer verdiği TMK’nun 617. maddesinin de somut olayın özelliklerine aykırı ve yanlış uygulandığını, bu maddenin mirasçıları kendi borçlarından dolayı kendi alacaklılarını zarara uğratmak kastı ile reddi halinde uygulanacağını, murisin alacaklıları yönünden düzenleme içermediğini,Mirasın reddi davalarının hasımsız olarak açıldığını, dolayısıyla davaya karşı cevap ve itiraz hakkının da doğmadığını, mirasın reddi davasında müvekkilinin taraf olmadığını, müvekkili açısından kesin hüküm bulunmadığını, hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan mirasın reddi davasında verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmeyeceğini,Davacıların mirası kabul anlamına gelen davranışlarının bulunup bulunmadığı ve tereke mallarını gizlediği ya da mal edip etmediğinin araştırılması gerektiği halde bu konularda araştırma yapılmadığını,Davacıların alacaklılara zarar vermek amacıyla muvazaalı işlemler yaptıklarını, amaçlarının mirasın reddi olmadığını,Mirasçılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın açılmasında müvekkiline atfedilen bir kusurun bulunmadığını beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>DELİLLER: ... sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı ... Şirketi tarafından .... Şti ile ... aleyhine, keşidecisi ... Şti. olan,10/12/2011 keşide tarihli 25.000,00 TL bedelli çekten kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığı, takip başlatıldıktan sonra  ...'un vefat ettiği, ...'un mirasçılarına davacı ... yönünden 05/05/2012 tarihinde ve davacı ...tarihinde ödeme emri tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Takibe dayanak çek örneği incelendiğinde; ... A.Ş.'nin ... Şubesi'ne ait ... seri numaralı, 10/12/2011 keşide tarihli, 25.000,00 TL bedelli çek olduğu, keşidecisinin .... Ltd. Şti., lehtarının  ... Şirketi oldukları, çekin arkasında sırasıyla ... Şirketi, ... ve ... Şirketi'nin cirolarının bulunduğu, 12/12/2011 tarihinde bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığının yazıldığı tespit edilmiştir.Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/296 E. - 2012/640 K. ile 2012/75  E. -  2017/746 K. sayılı ilamlarının incelenmesinde; ... ve ... tarafından açılan mirasın gerçek reddi davalarının kabulü ile reddin tesciline karar verildiği, davacı ... hakkındaki kararın 21/05/2012 tarihinde kesinleştiği, davacı  ... hakkındaki kararın 11/06/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>G E R E K Ç E:Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.Davacılar, takibin muris ...'un borcundan dolayı başlatıldığını, mirası reddetmiş olmaları nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığından bahisle menfi tespit isteminde bulunmuş; davalı taraf iddiaları kabul etmeyerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne  karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, mirasın reddi nedeniyle menfi tespit talebine ilişkin olup, davacı taraf ... sayılı sayılı takip dosyasına dayanak olan çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.Dosya içinde bulunan Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/75 Esas - 2012/746 Karar ve Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/296 Esas 2012/640 Karar sayılı dosyalarına göre davacılar, miras bırakanları olan ...'un mirasını reddetmişler, davalı tarafından mirasın reddi kararlarının iptali için dava açılmamıştır. Bu durumda davacıların murisi tarafından ciro edildiği iddia edilen 10/12/2011 keşide tarihli, 25.000,00 TL bedelli çekten dolayı davacıların sorumlulukları söz konusu olmayacağından, istinaf başvurusuna konu karar yerinde olup, aksi yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak;a)Davacılar avansından kullanıldığı anlaşılan; 101,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacılara verilmesine, b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 20/11/2024 tarihinde  oy birliği ile kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8d01223308e1e878","SID":"f4f209597f1aefb9"}}