{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>57. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1743 <br>KARAR NO: 2024/1923<br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/06/2022<br>NUMARASI: 2021/93 Esas, 2022/612 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ:19/11/2024<br>KARAR Taraflar arasındaki davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkil şirket ile davalı kurum arasında, Diyarbakır Hipodrumu'nun güvenlik hizmetinin sağlanması için 16/08/2018 tarihinde sözleşme imzalandığını, taraflar sözleşmenin süresini 18/09/2018 - 18/09/2019 tarihleri arasında belirlediklerini, sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren bir ay önce yazılı olarak sona ermesi haber verilmediği takdirde, sözleşmenin kendiliğinden bir yıl daha uzayacağını kararlaştırdıklarını, müvekkil şirket sözleşmeden doğan sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini, davalı kurumca kendilerine herhangi bir sona erme bildiri yapılmadığı için yeni sözleşme dönemi hazırlıklarını tamamladığını, personelleri ile sözleşme yenilediğini, çalışacak yeni güvenlik personellerine kıyafet yaptırdığı ve  ücreti ödendiğini, personelin iş yerine nakli için servis tuttuğunu ve  ücreti ödendiğini, iş sağlığı ve güvenlik firması ile anlaşıldığı ve ücreti ödendiğini, muhasebeci mali müşavir ile anlaştığını ve ücreti ödendiğini, davalı kurumun işin devam ettiği sürece uhdesinde tuttuğu banka teminat mektubu için banka komisyonu ödendiğini, tüm bu durumlara rağmen davalı taraf sözleşme yükümlülüklerine ve şartlarına aykırı olarak güvenlik hizmeti alımı için yeni bir ihale yaptığını ve söz konusu işi bir başka şirkete verdiğini, davalı tarafa müvekkil şirkete 02/10/2019 tarihinde Diyarbakır ... Noterliğinden ... yevmiye numaralı ihtarname ile iş akdinin haksız sebeple feshedilmesi halinde uğradığı zararları tazmini için hukuki yollara başvuracağını, davalı tarafça bu ihtara mali yolu ile cevap verildiği ancak hukuki ve mantıklı bir sebep gösteremediğini, bu sebeple fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile sözleşmenin haksız feshedilmesi nedeni ile şimdilik maddi zararların ( mahrum kalınan kar, SGK'dan sağlanan işçi prim desteği, sözleşme sebebi ile haksız ödenen işçilik alacakları, işin yapılması amacıyla alınan mal ve hizmet masrafları teminat mektubu, banka masrafları, teminat bedelleri, banka promosyon bedelleri) tazmini için 10.000-TL ve ticari itibarının zedelenmesi nedeni ile 30.000-TL manevi zarar ile 30.000-TL nakdi ve 76.000-TL banka teminat mektubu olmak üzere toplam 106.000-TL'lik teminatın da tedbiren mahkeme veznesinde tutulmasını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 05/05/2022 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Sözleşmenin haksız feshinden dolayı uğranılan kar kaybı alacağını 259.077,96 TL'na yükseltmekle birlikte, toplam taleplerini; Sözleşmenin haksız feshinden dolayı uğranılan 259.077,96 TL tutarındaki kar kaybının sözleşmenin fesih tarihinden işlenecek Ticari faizi ile birlikte davalı yandan alınarak müvekkile ödenmesine, Sözleşmenin haksız feshinden dolayı uğranılan SGK’dan sağlanan işçi prim desteği zararı, sözleşme sebebi ile haksız ödenen işçilik alacakları [işin yapılması amacıyla alınan mal ve hizmet masrafları ve işçi ücretleri], teminat mektubu banka masrafları, banka promosyon bedeli zararına binaen fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL maddi zararın sözleşmenin fesih tarihinden işlenecek Ticari faizi ile birlikte davalı yandan alınarak müvekkile ödenmesine, Sözleşmenin haksız feshedilmesi nedeni ile Müvekkilin ticari itibarının zedelenmesi sonucu 30.000 TL manevi zararın sözleşmenin fesih tarihinden işlenecek yasal faizi ile birlikte davalı yandan alınarak müvekkile ödenmesi, Davalı yana teslim edilen 30.000 TL nakdi ve 76.000 TL banka teminat mektubu olmak üzere toplam 106.000 TL'lik teminatın dava tarihiden işleyecek Ticari faizi ile birlikte davalı yandan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yetki itirazında bulunduğunu, davanın Bakırköy mahkemelerinde açılabilecek olup davanın uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkeme Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafla imzalanan sözleşme uyarınca müvekkilin sözleşmeyi her zaman neden belirtmeksizin, bildirimsiz olarak feshetme hakkı olup davacı tarafın proje sorumlusuna da 27/07/2019 tarihin de bilgi verildiğini, firmanın ihaleden haberdar olduğu dikkate alındığında ortada davacı tarafın iddia ettiği gibi bir haksız fesih olmadığını davacı tarafın iddialarının tümünün reddedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmamış olması nedeniyle usulden ve davanın esasına girildiğinde durumda manevi tazminat talebi dahil davanın tamamı yönünden esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2019/497 E 2020/215 K sayılı ilamında; 1- Mahkememizin yetkisiz olması nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve 2 haftalık süre içinde talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılacağına, (ihtarat yapılamadı)\" karar verildiği, ilamın tevzi sonucu yukarıda belirtilen mahkeme ve esasına kaydının yapılarak yargılamaya bu dosya üzerinden devam olunduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesince; \"Davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL nakit ile ... Bankası'nın 15/08/2018 tarihli 76.000,00 TL tutarlı teminat mektubu olmak üzere toplam 106.000,00 TL'lik teminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, teminat mektubunun davacıya iadesine, Fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine, Manevi tazminat talebinin reddine,\" karar verilmiş olup, bu karara karşı taraf vekillerince vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf ve davalı vekilinin istinafına karşı cevap dilekçesinde özetle; HMK'nın 31. Maddesinde \"Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir\" denilerek hakimin belirsiz kalan hususlarda davanın taraflarına taleplerini açıklattırmak üzere süre verilmesini gerektiğini ifade ettiğini, Hâkimin davayı aydınlatma ödevi olarak ifade edilen bu düzenleme ile doğru hüküm verebilmesi ve maddi gerçeğin bulunabilmesi amaçlandığını, düzenlemede her ne kadar “açıklama yaptırabilir” denilmişse de, bunun, hâkimin davayı aydınlatması için bir “ödev” olduğunu kabul etmek gerektiğini, d avayı aydınlatma ödevi sayesinde hâkim, iddia ve savunmanın doğru ve tam olarak anlaşılmasını sağlayacak ve bu şekilde doğru olmayan bir kararın verilmesini önleyeceğini, bu çerçevede ilk derece hakimi yargılamanın her aşamasında sunulabilecek delillerden olan ödeme makbuzu mahiyetindeki belgeyi taraflarından istemeden eksik ve hatalı hüküm kurduğunu, ilk derece hakimi kendisine kanunla yüklenen görevleri yerine getirmediğini, usul kanununa aykırı bir hüküm verdiğini, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçeli kararının hüküm kısmının ilk paragrafında \"Davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL nakit ile ... Bankası'nın 15/08/2018 tarihli 76.000,00 TL tutarlı teminat mektubu olmak üzere toplam 106.000,00 TL'lik teminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, teminat mektubunun davacıya iadesine,\" şeklinde hüm kurmuş olmakla birlikte, hükümde ifade edilen ... Bankası'nın 15/08/2018 tarihli 76.000,00TL tutarlı teminat mektubu kati ve süresiz teminat mektubu olup söz konusu teminat mektubu davalı tarafça paraya çevrildiğini, gerekçeli kararının bu kısmının icra kabiliyeti bulunmadığını, söz konusu ilke derece mahkemesinin gerekçeli kararının hüküm fıkrasındaki bu kısmın da \"... Bankası'nın 15/08/2018 tarihli 76.000,00 TL tutarlı teminat mektubu bedeli olan 76.000,00TL'nin davalının alınarak davacıya ödenmesine şeklinde düzeltimesini talep ettiklerini, müvekkilinin iyiniyetli ve basiretli bir tacir olarak hareket ettiğini, Medeni Kanunun 3. Maddesinde \"Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığı olduğunu, ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.\" diyerek dürüstlük kuralının çerçevesini çizdiğini, müvekkilinin iyiniyetli ve basiretli bir tacir olarak sözleşme gereğince uzayan sözleşmeye uygun olarak tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, ancak davalının dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde müvekkil şirkete bilgi vermeden sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, sözleşmede taraflardan birine tek taraflı sebep belirtmeksizin fesih hakkının tanınması hükmünün varlığı halinde dahi sözleşmenin iyiniyet kurallarına aykırı feshedilip edilmediğinin araştırılması gerektiği açıkça ifade edildiğini, yargılama safhasındaki tüm iddia ve delileri karşısında ilk derece mahkemesince sadece şekli olarak bir inceleme yapıldığını, çerçevesi kanunlarla çizilmiş olan iyiniyet ve dürüstlük kuralının davalıca yerine getirilip getirilmediği araştırılmadan hüküm kurulduğunu, ilk derece mahkemesinin kararı bu yönüyle hukuka, kanuna ve içtihatlara aykırı olduğundan kaldırılmasını talep ettiklerini, davalı tarafça sunulan ve taraflarına tebliğ edilen istinaf başvuru dilekçesi de hukuka, kanuna ve vicdana aykırı olmakla birlikte, taraflarının istinaf iddialarını da destekler mahiyette olduğunu, davalı tarafça sunulan istinaf dilekçesinde, kendilerince haksız olarak el konulan teminat bedellerinin, ilk derece mahkemesince tarafımıza ödenmesine karar verilmesine rağmen haksız ve mesnetsiz olarak elde etme çabası ifade edildiğini, davalı tarafın haksız istinaf dilekçesinde kendilerini bir iktisadi teşebbüs görmeme çabası oldukça gülünç olduğunu, davalı tarafa at yarışı müsabakaları ve bu müsabakalara bahis oynatarak gelir elde ettiğini, bundan öte bir işle iştigal etmediğini, bu yönüyle davalı tarafın amiyane tabirle \"teminatlara çökme\" amacı güden istinaf başvurusunu kabul etmediklerini belirterek, iddia ve savunmalarının daha sağlıklı sunabilmek için istinaf istemlerinin duruşmalı olarak kabulüne ve istinaf incelemesi neticeleninceye kadar kararın icrasının durdurulmasına, istinaf başvurularının kabulü ile; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin  15/06/2022 gün 2021/93 esas 2022/612 karar sayılı davanın kısmen reddi kararının kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının hüküm fıkrasındaki 1. Paragrafında yer alan \"... Bankası'nın 15/08/2018 tarihli 76.000,00TL tutarlı teminat mektubu bedeli olan 76.000,00TL olmak üzere toplam 106.000,00tl'lik teminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde düzeltilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı taraf, dava dilekçesinde müvekkili ile imzalanan sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddiasında bulunarak mahrum kalınan kar ve diğer bir kısım alacak talebinde bulunmuş ve ticari itibarın zedelendiği iddiası ile maddi- manevi tazminat talebinde bulunduğunu, yerel mahkemece taleplerin yerinde olarak reddettiğini, tazminat taleplerinin reddi yerinde ise de müvekkili tarafından gönderilen mailin dosyada bulunmadığı belirtilerek bildirimsiz fesih yapıldığı kabul edildiğini, özetle \"kesin teminatın, sözleşme süresinin sonunda işi sorunsuz olarak yapıldığının, firmanın sözleşmeden dolayı ...'ya ve istihdam ettiği personellere herhangi bir borcunun bulunmadığına ilişkin belgenin ibraz edilmesi ve SGK'dan alınacak ilişiksizlik belgesinin teslim edilmesine müteakip 7 iş günü içinde firmaya iade edileceği belirtildiğini, SGK'na yazılan müzekkere cevabında davacı işverenin 18/09/2018 - 17/09/2019 tarihleri arasında isimleri belirtilen sigortalıların bildirimlerinden kaynaklı tahakkuk eden tüm ödemelerinin yapıldığını, işverenin söz konusu işle ilgili prim borcunun bulunmadığını, Diyarbakır Hipodrom Müdürlüğü'ne ilişiksiz belgesinin gönderildiğinin tespit edildiğini, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında teminat mektubunun davacıya iadesi talebi yerinde görülerek nakit ve teminat mektubu ile alınan teminatların davacıya verilmesine,\" şeklinde karar verilmişse de ; sözleşmenin 2. maddesine bakıldığında herhangi bir yazılı bildirimden bahsedilmediğini, davacının 02.10.2019 tarihli ihtarnamesine cevaben Diyarbakır Hipodrom Müdürlüğü tarafından 09.10.2019 tarihinde yazılan, elden teslim edilmek istense de firma tarafından teslim alınmayan 311 sayılı yazıda, firma ile imzalanan sözleşmenin uzatılmayacağı 27.07.2019 tarihinde davacı firmanın personeli ve proje sorumlusu ...'e bildirildiği davacının dilekçesinde belirtildiğini, ilgili yazının firma tarafından teslim alınmaması üzerine firmanın e-posta adresi olarak iletmiş olduğu ...@hotmail.com adresine 10.10.2019 tarihinde gönderildiğini, aynı e-posta ile firmanın proje sorumlusu tarafından tanzim edilen firma personellerinin çalışmış oldukları Eylül ayına ait 17 günlük puantaj cetveli de gönderildiğini, davacı tarafın sözleşmenin yenilenmeyeceğinden haberdar olduğunu, davacının, sözleşmenin uzatılmayacağından haberdar olduğu halde çeşitli sözleşmeler imzaladığı ve bunlara ilişkin haksız taleplerinin olduğunu, mahkemece davacının yalnızca işçilerine prim borcu olup olmadığı ve SGK'dan alınan ilişiksizlik belgesine dayanılarak teminat mektubunun ve teminatın iadesine karar verilmişse de, davacının işçilerine işçilik alacakları nedeniyle borcu olmadığına dair belgeyi müvekkiline sunup sunmadığı incelenmeksizin teminat mektubunun iadesine ve dahası faizi ile iadesine karar verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için tüm borcun bittiği ve teminat-teminat mektubunun iadesine karar verilmesi yerinde kabul edilse de faizi ile karar verilmesi hatalı olduğunu, davacının işçilik alacakları yönünden borcu olmadığını gösterir belgelerin müvekkiline ibraz edilmeksizin teminatın ve  mektubunun iadesi sözleşmeye aykırı olduğunu, müvekkilinin sözleşmeye uygun hareket etmesi nedeniyle faiz işletilecek olması, hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin yasaya uygun hareket etmesi nedeniyle cezalandırılması anlamına geleceğini, davalı Müvekkilinin, 07/01/1953 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile kamu yararına hizmet veren dernek olarak kabul edildiğini, herhangi bir kâr amacı gütmediğini, Türkiye Varlık Fonu ile  yaptığı sözleşmelerle at yarışlarını düzenleme ve bahis kabul etme yetkisine sahip kamu yararına çalışan bir dernek statüsünde faaliyet gösterdiğini, hasılat bedelinin çok büyük bir bölümünü Devlete vergi olarak ödendiğini, müvekkilinin haksız bir şekilde ödeyeceği her tutarın, Devletin vergi gelirinden mahrum kalacağına belirterek, istinaf başvuru taleplerinin kabulüne, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2022 Tarihli, 2021/93 E. 2022/612 K. sayılı kararının kabul edilen kısım yönünden kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Değerlendirme: Dava,taraflar arasındaki güvenlik hizmeti sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tahsili ve teminat mektuplarının iadesi istemine ilişkindir. Hukuk Muhakeme Kanununun  341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. Maddesi gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak ve taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve davalı vekilinin istinaf dilekçesindeki istinaf sebepleriyle sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınmalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası; \"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. \" düzenlemesi mevcuttur. Öte yandan TTK'nun 16. Maddesinin 1. Fıkrasında \"Ticaret şirketleri ile amacına varmak için ticari işletme işleten vakıflar, dernekler, ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, İl Özel İdaresi, Belediye ve Köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.\" , 2. Fıkrasında \"Devlet, İl Özel İdaresi, Belediye ve Köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi ister doğrudan doğruya, ister kamu hukuk hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eli ile işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar.\" düzenlemesi yer almaktadır. T.C İçişleri Bakanlığı Sivil toplumla ilişkiler Genel Müdürlüğü internet sitesinde yayınlanan Kamu yararına çalışan dernekler listesinde, ... Derneğinin 34.039.062 kütük no ile listenin 317. Sırasında yer aldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle dava konusu uyuşmazlık her ne kadar hizmet alım sözleşmesine ilişkinse de taraflardan biri olan davalı ... Derneği At Yetiştiriciliği Ve Islahı İktisadi İşletmesi yukarıdaki açıklamalar gereğince tacir değildir. İş bu dava TTK m.4 gereğince mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığından davanın görülmesinde Asliye Ticaret Mahkemeleri değil genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda tarafların istinaf başvurularının esasına girilmeksizin usulden kabulü ile verilen kararın HMK m.353/1-a.3 gereğince kaldırılarak Dairemizce Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu yönünde karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne, HMK m. 353/1-a-3 uyarınca BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/06/2022 tarih, 2021/93 Esas, 2022/612 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ''nin GÖREVSİZLİĞİNE, 3.Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren, taraflarca 6100 s.HMK'nın 20.maddesine göre 2 haftalık kesin süre içinde ilk derece mahkemesine DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİ İÇİN müracaat edilmesi halinde, davanın esastan görülmesi için DOSYANIN görevli  BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflarca DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, ilk derece mahkemesince dosya esasa kaydedilerek 6100 s.HMK'nın 20.maddesi gereğince işlem yapılmasına ve karar verilmesine, 4.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı ve davalı lehine ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 5.Davacı ve davalının yatırmış olduğu istinaf karar harcının talep halinde kendilerine iadesine, 6.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 19/11/2024  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa08d999a89a02b3","SID":"4ba94c49865a9e29"}}