{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1213 <br>KARAR NO: 2024/1445<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/12/2022<br>NUMARASI: 2021/852 Esas - 2022/796 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkilinin Umman'da ikamet etmekte olup, ...'da faal bulunan ... şirketinin sahibi olduğunu, İngiltere ülke kodlu telefondan arandığını, arayan kişilerin kendisine \"İngiltere'de yatırım faaliyetleri yürüten bir Türk şirketi olduklarını, kendilerine yatırım amacı ile para göndermeleri halinde, bu miktarların iki üç katı gelir elde edeceklerini, bu yatırımların firmaya ait internet sitesinden takip edebileceklerini\" beyan ederek, müvekkili kendi internet sitelerine üye yaptıklarını, ödeme yapması için şüpheli  ... Hizm. San. Tic. Ltd. Şti. hesap numaralarını bildirdiklerini, müvekkilinin farklı tarihlerde bu şirket hesabına, kendi firmasına ait hesaplardan dolar olarak müteakip kereler toplamda 250.000 dolar ödeme yaptığını, kendisine açılan internet sitesinde yatırmış olduğu miktarları takip ettiğini, her gün internet sitesinde bulunan online hesapta bulunan miktarların katlanarak arttığını gördüğünü, akabinde müvekkilinin birikimlerini bu şirket hesabına yatırmaya devam ettiğini, tüm birikimini bu sisteme güvenerek yatırdığını, kendisine sanal olarak internet sitesinde açılan hesapta görünen miktarları geri almak istediğinde müvekkile bu ödemeyi şimdi alamayacağı eğer parayı şimdi geri almak istiyorsa 75.000 dolar daha ödeme yapması gerektiği söylendiğinde dolandırıldığını anladığını, müvekkilinin parasının ilk olarak 03/02/2021 tarihinde kendisine ait banka hesabından davalı/borçlu şirkete ait ....  Iban numaralı hesaba yatırmış olduğu 12.500 Amerikan Dolarının tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlattığını, takibe itiraz edildiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile, davalı aleyhinde takip çıkışının %20 sinde aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile;  usulüne uygun şekilde başlatılmış bir icra takibi olmadığından huzurda bulunan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini gerektiğini, ödeme emrinde takip konusu alacağın \"Türk Lirası\" karşılığının gösterilmediğini, davacı şirket tarafından teminat yatırılmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme ile yetki sözleşmesi yapılarak yabancı ülke hukuku ve mahkemeleri yetkili kılındığını, 01.11.2020 tarihli sözleşmenin 9. maddesi gereğince MÖHUK 47. Maddesi kapsamında İngiliz Hukuku'nun uygulancağı ve İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığını, davacı tarafından yapılan ödemelerin ticari iş kapsamında yapılmış olup davacının iddia ettiği hususların gerçeği yansıtmadığını, beyanların tamamen kurmaca ve hayal ürünü olup gerçeklerle bağdaşmadığını, davacıya verilen hizmet kapsamı; internet üzerinden çeşitli platformlarda \"..., ..., ..., ..., vs.\" kullanılmak üzere bakiye, oyun, ödeme kartları, Bulut Depolama Hizmeti, Google Kampanyalarına Katılım, Arama Motorları Optimizasyonu ve çeşitli hizmetlere aracılık ve tedariki olup, tüm bu hususlar taraflar arasında akdedilen sözleşmede yer aldığı gibi müvekkili şirket tarafından davacıya karşı tanzim edilen faturalardan da anlaşıldığını, keza teslim belgelerinden de işbu hizmetlerin ücret karşılığında teslim edildiği hususunun sabit olduğunu, dilekçe ekinde sundukları faturalar incelendiğinde görüleceği üzere, mal hizmet açıklamaları \"... €25 - ... €50 - ... €10\" şeklinde belirtilerek davacıya verilen hizmetler karşılığında işbu faturalar usulüne uygun şekilde tanzim edilmiş ve davacı tarafından faturalara karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davacı tarafından sunulan dekontlarda dahi işbu ödemelerin ticari iş ödemesi olduğunun açıkça göründüğünü, davacı tarafından sunulan dekontlarda, işbu ödemelerin ticari işe istinaden yapılan \"İş Ödemeleri\" olduğunun açıkça belirtilmiş olup, buradan da davacının iddialarının mesnetsiz ve gerçeklerle bağdaşmadığının açıkça ortada olduğunu belirterek, davanın reddi ile  davacının asıl alacak tutarının  20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \" ...hem takip talebinde hem de ödeme emrinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediği anlaşılmaktadır. Takip talebindeki ve ödeme emrindeki bu noksanlık kamu düzeni ve devletin hükümranlık hakları ile ilgili olup, süresiz şikayet nedeni olduğu gibi, mahkemece de, takibin her safhasında doğrudan doğruya göz önünde tutulmalıdır (Hukuk Genel Kurulu’nun 12.05.1999 tarih ve 99/12-271 Esas, 99/301 Karar sayılı kararı). Bu nedenle, İcra takibi usulüne uygun bir takip talebi ve ödeme emri ile başlatılmadığı\" gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;Yerel mahkeme hükmü yasa ve hukuka aykırı olduğunu, zira takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para cinsinden alacağın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası  cinsinden  talep edildiğini,  harcı ise takip tarihindeki kur üzerinden  hesaplanarak dosyaya yatırıldığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan haksız fiile dayalı ödenen bedellerin iadesi amacıyla  amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının, dayanak belge sunulmadan 12.500,00.USD asıl alacak, 601,03 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.101,03 USD alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, ancak alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğini ve buna göre  yabancı para alacağının TL karşılığı takip talebinde gösterilmediği, davalının  yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekili,  taraflar arasında akdedilen sözleşme ile yetki sözleşmesi yapılarak yabancı ülke hukuku ve mahkemeleri yetkili kılındığını, 01.11.2020 tarihli sözleşmenin 9. maddesi gereğince MÖHUK 47. Maddesi kapsamında İngiliz Hukuku'nun uygulancağı ve İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüştür.  MÖHUK 47. maddesine göre, yer itibari ile yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılması mümkündür. Yetki şartının geçerli olması için; uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması gerekmektedir. Davalı vekili MÖHUK 47. Maddesi uyarınca belirlenen yetki, kesin yetki olması ( HMK 114/1-ç) ve HMK 114/2 maddesinde düzenlenen özel dava şartından önce düzenlemesi nedeniyle öncelikle yetki itirazının değerlendirilmesi gerekmekte ise de taraflar arasındaki sözleşmenin 9.2 maddesinde İngiliz Mahkemeleri yetkili kılınmamış, \" herhangi bir anlaşmazlığın taraflar arasında dostane çözülememesi durumunda, anlaşmazlık, İngilizce bilen tek bir hakem tarafından ve İngilitere ve Galler kuralları ve yasalarına göre bağlayıcı tahkim yoluyla çözüleceği \" kararlaştırılmıştır. HMK 116/1-b maddesinde düzenlenen uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiğine ilişkin itiraz, ilk itiraz olması nedeniyle öncelikle dava şartlarının değerlendirilmesi gerekmetedir. TBK’nın “Ülke parası ile” başlıklı 99. maddesinde “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir.  Bu hüküm uyarınca, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde, alacaklının bu alacağını aynen, vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebileceği kabul edilmiştir. Ancak, İİK’nın 58/3. maddesi uyarınca, alacaklı tarafından yapılan icra takibinde alacağın yabancı para olması hâlinde, alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve Türk Lirası karşılığı yada harca esas Türk Lirası karşılığı  takip talebinde gösterilmesi gerekmektedir.  (Yargıtay 3. HD. 11/11/2021 tarih 2021/761 Esas 2021/11255 Karar, Yargıtay 12. HD. 30/10/2015 tarih 2015/19396 Esas 2015/29887 Karar,  Yargıtay 19. HD. 06/10/2011 tarih 2011/1648 Esas 2011/12074 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.) Bu husus HGK’nun 12/05/1999 tarih 99/12-271 E, 99/301 K. sayılı kararında, \"İİK’nun 58. maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, aynı zorunluluk İİK’nun 41. maddesi delaletiyle ilamlı takiplerde çıkartılacak olan icra emri için de geçerlidir. Anılan noksanlık kamu düzeni ile ilgili ve devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır\" şeklinde ifade edilmiştir. Somut olayda, takip talebi ve ödeme emrinde, yabancı para alacağının hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve TL karşılığı gösterilmediği gibi yabancı para alacağının harca esas Türk Lirası karşılığı da yazılmamıştır. Anılan yasa hükümlerinin emredici nitelikte olduğu, takip talebinde emredici yasa hükümlerine  uyulmadığı,  bu itibarla usulüne uygun başlatılmış bir takip olmaması nedeniyle HMK 114/2 maddesi uyarınca özel dava şartı yokluğundan davanın  usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvusunun  esastan reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcı ile  427,60 TL istinaf karar harcının hazineye GELİR KAYDINA,3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e881f4d505075a75","SID":"079e4edaa00bea18"}}