{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/923 Esas<br>KARAR NO: 2024/1385<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/10/2020<br>NUMARASI: 2018/388 Esas, 2020/486 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı bankaya ait ... için resepsiyonist hizmeti verdiğini, davalının 13/12/2017 tarihli fesihname ile sözleşmeyi feshetmesi üzerine müvekkilinin de hizmet kapsamında çalıştırdığı personelinin iş akdini feshettiğini, iş akdinin feshi nedeniyle personelin kıdem ve ihbar tazminatı alacağı doğduğunu, sözleşmenin 6.c maddesi uyarınca işçilik alacaklarının davalıya fatura edileceğini, ancak davalının; sözleşmenin 8.c maddesi gereği sözleşmeyi dilediği zaman tazminatsız fesih hakkı olduğu, sözleşmenin bu nedenle feshi durumunda herhangi bir hak ve tazminat talep edilemeyeceği gerekçesiyle 23.095,39 TL tutarındaki faturayı ödemediğini, sözleşmenin 8. maddesinin, sözleşmenin sona ermesinden kaynaklı müvekkilinin uğradığı zararı ve yoksun kalacağı kar gibi hak ve alacakları talep edemeyeceğine dair bir hüküm olduğunu, sözleşmenin 6.c maddesi uyarınca personelin işçilik alacaklarını davalıya fatura edebileceklerini, ancak davalının fatura alacağının tahsili için başlattıkları İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında yapılan takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında; taraflar arasındaki sözleşme gereği müvekkilinin danışmanlık hizmet bedelini ödemekle yükümlü olup, davacı personelinin işçilik alacaklarını ödeme sorumlulukları bulunmadığı, davacının istihdam ettiği personelin işçilik alacaklarını davacının ödemesi gerektiğini, sözleşmenin 6.c maddesinde, taraflar arasındaki hizmet ilişkisi sırasında davacı personelinin iş sözleşmesinin sona ermesi halinde personele ödenecek işçilik alacaklarının hizmet bedeline dahil olduğunun kararlaştırıldığını, bu hükmün taraflar arasındaki sözleşme sona erdikten sonra, davacının personeline ödeyeceği işçilik alacakları ile ilgisi olmadığını, sözleşmenin feshinden sonra sözleşme kapsamında çalıştırılan personelin başka yerde istihdam edilmesi ya da personelin iş akdinin feshedilmesinin tamamen davacının takdirinde olduğunu, girişim evinde istihdan edilen personelin davacı tarafından daha önce başka bir iş için istihdam edilip edilmediği ile personelin gerçekten iş sözleşmesi feshedilmişse daha sonra yeniden davacı tarafından istihdam edilip edilmediğinin tespiti gerektiğini, sözleşmenin 8.a maddesi uyarınca müvekkili bankanın 15 gün önceden bildirmek kaydıyla sebepsiz ve herhangi bir tazminat ödemeden sözleşmeyi sona erdirebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının 28/12/2017 tarih ve 23.095,39 TL tutarında fatura içeriğinde belirtilen ödemeleri, brüt olarak davalı işyerinde istihdam ettiği personele ödediği ve bu tutarı davalıya fatura edebileceği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile takibin 23.095,39 TL asıl alacak üzerinden devamına, alacağın % 20'si oranında 4.619,07 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar, yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak;  müvekkilinin ediminin davacı personelinin işçilik alacaklarını ödemek olmayıp, danışmanlık sözleşmesinin devamı süresince doğan danışmanlık hizmet bedellerini ödemek olduğunu, bu danışmanlık hizmet  bedellerinin de ödendiğini, oysa davada sözleşmenin feshinden sonra doğan alacağın istendiğini, müvekkilinin sözleşmeyi herhangi bir tazminat ödemeden fesih hakkı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra davacı personelinin başka yerde çalıştırmasının ya da iş sözleşmesinin feshedilmesinin davacının takdirinde olduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına da hükmedilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini  talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının  28/12/2017 tarih ve 23.095,39 TL tutarında fatura alacağının tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının yasal süresinde takibe itirazı üzerine hak düşürücü süre içinde takibe itirazın iptali için bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir. İstinafa konu edilen uyuşmazlık; takibe konu faturada belirtilen  davacının personeline yaptığı işçilik ödemelerine ilişkin miktarın, taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen hizmet bedeli kapsamında kalıp kalmadığı, ayrıca varsa alacağın likit olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda; davalının 13/12/2017 tarihli ihtarname ile tebliğden itibaren 15 gün sonra sonuç doğurmak üzere sözleşmeyi feshettiği, ihtarnamenin 15/12/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, hizmet kapsamında çalışan davacı personelinin 29/04/2013 tarihinde davalı işyerinde işe başladığı ve 31/12/2017 tarihinde işine son verildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti ve yemek ay gideri olarak personele brüt 19.232,80 TL ödediği, personelin aralık ayı ücreti ve KDV dahil davacının toplam 23.125,90 TL alacağı bulunduğu, ancak faturanın 23.095,39 TL olarak tanzim edildiğini belirtmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 01/04/2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, davacı personelinin 29/04/2013 tarihinde davalı işyerinde çalıştığı, davalının sözleşmeyi feshetmesi üzerine davacının da personelin iş akdini feshederek işçilik alacaklarını personele ödediği anlaşılmaktadır. Davacı, personele ödenen işçilik alacaklarının davalıya fatura edilebileceğine ileri sürerken, davalı ise sözleşmenin sona ermesinden sonra işçi alacaklarının kendilerine fatura edilemeyeceğini savunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmenin  6.c bendinin ilk iki cümlesi; \"FİRMA tarafından, resmi makamlarca belirlenen SGK, Yol ve her türlü yasal haklara yapılacak olan artış aylık kesilecek olan fatura tutarına ilave edilerek BANKA'YA yansıtılacaktır. Diğer Yasal Giderler olarak tanımlanan kıdem, ihbar, yıllık izin, hastalık ve idari ücretli izin provizyonu, resmi tatil fazla mesai ile ilgili maliyetler oluştukları dönemde faturalandırılacaktır\" hükmünü, 6.a bendi ise; \"İşbu Sözleşme'ye konu hizmetler Ek-1'de yer alan bedeller üzerinden ücretlendirilecektir. İşbu sözleşme bedeline KDV dahil değildir\" hükmünü düzenlemektedir. Sözleşmenin eki olan tabloda; kıdem, ihbar ve izin provizyonlarının doğduğunda ödeneceği, bu kalemlerin çalışma süresine göre değişiklik göstereceği için tabloya dahil edilmediği, gerçekleşmesi halinde faturaya ilave edileceği, personel yemek giderinin ise 200,00 TL olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme 01/04/2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, davacı personeli 29/04/2013 tarihinde davalı işyerinde işe başlamıştır. Sözleşmenin 15  gün ihbar öneli geçtikten sonra 30/12/2017 tarihinde feshi üzerine, davacı da personelin iş sözleşmesini 31/12/2017 tarihinde feshetmiştir. Davacının davalı işyerinde istihdam ettiği personelin hizmet süresinin tamamen davalı işsahibinin işyerinde ifa edildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 6.c bendi ve eki tablo dikkate alındığında, taraflar arasındaki danışmanlık hizmet sözleşmesi kapsamında çalışan davacı personelinin işçilik alacaklarının davalıya fatura edilmesi mümkündür. Sözleşme ve eki tabloda davacı personelinin kıdem, ihbar ve izin provizyonlarının doğduğunda faturaya ilave edileceği kararlaştırılmıştır. Bu nedenle davacının danışmanlık hizmet bedeli kapsamına, davalı işyerinde çalıştırdığı personelin çalışma ücretinin yanında, söz konusu personelin doğan ihbar, kıdem ve izin alacakları da dahil olduğundan, davalının bu kalemlerin hizmet bedeline dahil olmadığına dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan faturada gösterilen alacak likit ve belirlenebilir olduğundan, mahkemece alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/388 Esas, 2020/486  Karar ve  27/10/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.579,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.151,70 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"691408ae9f3266b0","SID":"1354fe9dba8558b6"}}