{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/318 <br>KARAR NO: 2024/1517<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflarca imzalanan 29.06.2022 tarihli iki tarafın yükümlülüklerinin doğduğu sözleşme gereğince, müvekkili şirket davalı şirketin sözleşmede belirtilen hesap numarasına gümrük ve  işlemlerinin yerine getirilmesi ve malların sorunsuz bir şekilde müvekkiline teslim edilebilmesi amacıyla 13.07.2022 tarihinde 34.740,00 USD'nı banka yoluyla gönderdiğini, davalı şirketin bunun üzerine müvekkili şirkete ... teslim yoluyla 19.07.2022 tarihinde 24.334,25 USD değerinde mal teslimini gerçekleştirdiğini, 10.405,80 USD değerindeki malı teslim etmediğini, davalı şirkete sözleşmede belirtilen eksik kalan malı teslim etmesi için mail yoluyla bildirildiğini, davalı şirkete Ankara ... Noterliği'nin 17/01/2023 tarih, ... yevmiye no.lu ihtarname ile sözleşmenin feshi ile eksik teslim edilmeyen mala karşılık ödenen tutarın iadesi ile ceza bedellerinin ödenmesinin talep edildiğini,  fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik eksik mal teslimine konu malın değeri olan 10.405,80 USD'nın ve tarafların imzaladıkları sözleşme kapsamında ödenmesi gereken cezai tazminat ve ceza miktarları için şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 500,00 USD'nın ve ana paraya uygulanacak 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usul yönünden reddinin gerektiğini, Uluslararası Tahkim Kuralları, Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunun ilgili maddelerinde ifade edildiği üzere taraflar arasında ihtilaf çıkması durumunda yetki anlaşması yapılmışsa ve kesin yetki kuralı yoksa tarafların belirlemiş oldukları mahkemede ihtilaf çözüme kavuşturulacağını, davada da kesin yetki kuralı bulunmadığını, uyuşmazlığın çözüm yerini Ukrayna mahkemeleri olarak belirlendiğini, davanın Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinde açılması sözleşmeye ayrılık teşkil ettiğini, davanın reddine karar verilmesini, davacı şirketin yurt dışında bulunması ve Türkiye'de herhangi bir şubesinin bulunmaması gerekçelerinden dolayı  yargılama giderlerini, avukatlık vekalet ücretini, müvekkilinin uğramış olduğu zararı karşılayacak kadar teminat bırakmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Dava ticari alım-satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmede Ukrayna Mahkemelerinin yetkili kılındığını belirterek yetki itirazında bulunmuştur. Taraflar arasında 29/06/2022 tarihinde imzalanan Malların Teslimine Dair Sözleşme'nin 4.1maddesi; ''Bu sözleşme ile ilgili olarak oraya çıkabilecek tüm ihtilaflar; Taraflar arasında müzakereler yoluyla veya Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Ticari Tahkim  Mahkemesinde, Ukrayna maddi ve usul hukukuna uygun olarak çözülecektir. Bu organın kararı kesindir. Anlaşmazlık çözüm dili Ukraynaca'dır.'' şeklindedir. Tacir olan taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşma yapmasının mümkün olup, olayda kamu düzenine ilişkin münhasır yetki de söz konusu değildir.  Sözleşmenin 4.1 maddesinde yer alan yetki sözleşmesinin borç ilişkisinden doğması, yabancılık unsuru taşıması, uyuşmazlığın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine ilişkin olmaması nedeniyle MÖHUK 47. maddesindeki aranan koşullar sağlanmaktadır. Tarafların tacir olduğu ilişki de  MÖHUK 47 madde koşullarına uygun bir yetki anlaşması TBK 27. madde kapsamında kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız bir sözleşme olarak değerlendirilememez. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile; 5718 sayılı MÖHUK 47. maddesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin 4.1. maddesi gereğince sözleşmeye dayalı davalarda Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Ticari Tahkim  Mahkemesi'nin münhasır yetkili olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının usule uygun bir şekilde yetki itirazında bulunulmadığını, genel yetki kuralları çerçevesinde ülkemizde bu davanın görülmesinin aynı zamanda davalı tarafın da yararına olduğunu, taraflar arasında yapılan yetki sözleşmesinin usul ve yasaya uygun bir çerçevede yapılmadığını, yetki sözleşmesi yapılırken sadece ülke isminin belirtilmesinin bile bu sözleşmeyi geçersiz kıldığını, bu tip sözleşmelerde açıkça ülke ismi dışında hangi şehrin kurum ve mahkemelerinin yetkili kılındığının tereddüte mahal vermeden belirtilmesinin gerektiğini, MÖHUK 31. maddesine dayanarak yapılmış bir yetki anlaşmasına rağmen davacının Türkiye'de normal olarak yetkili sayılan mahkemede dava açarsa davalının yetki itirazında bulunabileceğini, fakat bu itirazın kabul edilebilmesi için yetki anlaşmasının geçerli olmasının yani Prof. ...nun söz konusu yazısında belirttiği şartlara uygun olmasının gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı olarak yapılan avans ödemesinin ve cezai şartın tahsili davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, yetki sözleşmesi nedeniyle Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Taraflar arasında 29/06/2022 tarihinde mal teslimine ilişkin sözleşme imzalanmıştır. Davacı tarafça, sözleşme kapsamında avans olarak gönderilen tutar karşısında eksik mal teslimi yapılması nedeniyle bu bedelin iadesi ve cezai şartın tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşme'nin 4.1. maddesinde, bu sözleşme ile ilgili olarak oraya çıkabilecek tüm ihtilafların taraflar arasında müzakereler yoluyla veya Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Ticari Tahkim  Mahkemesinde, Ukrayna maddi ve usul hukukuna uygun olarak çözüleceği kararlaştırılmıştır.  New York Sözleşmesinin 2. ve 3. maddelerine göre taraflar, tahkim sözleşmesi yaptıkları bir konu hakkında dava açtıklarında Sözleşmeci Devlet mahkemesi, tahkim sözleşmesinin hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız olduğunu belirlemediği takdirde, taraflardan birinin tahkim itirazını kabul eder ve tarafları tahkime sevk eder. Bu kapsamda aynı usûlü benimseyen HMK 413 hükmü, New York Sözleşmesinin 2. ve 3. maddeleri ile uyumludur. 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu(MTK)'nun 4/3. Maddesine göre ise, Tahkim anlaşması, tarafların tahkim anlaşmasına uygulanmak üzere seçtiği hukuka veya böyle bir hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna uygun olduğu takdirde geçerlidir. MTK'nın 5/1. maddesine göre, Tahkim anlaşmasının konusunu oluşturan bir uyuşmazlıkta dava mahkemede açılmışsa; karşı taraf, tahkim itirazında bulunabilir. Tahkim itirazının ileri sürülmesi ve tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların çözülmesi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilk itirazlara ilişkin hükümlerine tâbidir. Tahkim itirazının kabulü halinde, mahkeme davayı usulden reddeder. Benzer şekilde HMK'nın 413/1. maddesi, \"Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder.\" şeklinde düzenlenmiştir. HMK'nın 116/1-b maddesi gereğince, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı ilk itiraz olarak düzenlenmiş olup, HMK'nın 117/1. maddesine göre de, ilk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez. Kural olarak tahkim yargısı istisnai nitelikte olup, bir uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümlenmesi için, öncelikle taraflar arasında tahkime elverişli olan belirli bir uyuşmazlığa ilişkin olarak geçerli bir irade açıklamasına dayanan yazılı şekilde yapılmış tahkim sözleşmesi bulunmalıdır. Geçerli bir irade açıklaması, tahkim sözleşmesinin kurucu unsurudur. Tahkim anlaşmasının geçerli olabilmesi için, tarafların tahkim iradelerinin, yazılı olarak yaptıkları sözleşmede karışıklığa yer vermeyecek şekilde açıkça belirtilmesi gerekir. Başka bir ifadeyle tahkim sözleşmesi veya şartının, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi yolundaki taraf iradesini tereddüte yol açmayacak şekilde içermesi gerekmektedir (Yargıtay 11. HD'nin, 26/09/2013 Tarih,  2012/18274 - 2013/16901 E-K sayılı Kararı). Somut olayda, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair sözleşmede, bu sözleşme ile ilgili olarak çıkabilecek tüm ihtilafların tahkim yoluyla çözülmesi kararlaştırılmış olup, davalı tarafça da cevap dilekçesiyle birlikte süresi içerisinde tahkim ilk itirazında bulunulmuştur. Taraflar arasında sözleşmeyle kararlaştırılan tahkim mercinin kendisini yetkisiz saydığı da iddia ve ispat edilmemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine ilişkin de değildir. Bu nedenle taraflar arasındaki tahkim anlaşmasının geçerli olduğu ve tahkim ilk itirazının usulüne uygun olarak süresinde yapıldığı nazara alındığında ilk derece mahkemesince tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3acb88f300baa037","SID":"c745d23b452758f0"}}