{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     <br>\t          T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ    <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t    E S A S T A N    R E D D İ)<br>ESAS NO\t: 2020/1177 <br>KARAR NO\t: 2024/1566<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...             ...        <br>ÜYE \t: ...\t                    ...<br>ÜYE \t: Doç. Dr. ...    ...<br>KATİP \t: ...                                   ...<br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t: Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t: 29.01.2020<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t: 2018/869 E., 2020/33 K.<br>DAVACILAR\t\t:<br>DAVALI <br>\t     \t<br>\tDavacılar vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>Davacı vekili, müvekkilinin davalı birliğin üyesi olduğunu, 2017 hesap yılı için genel kurulun 02.11.2018 tarihinde yapıldığını ve 4. gündem maddesi ile yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibrasının oylandığını, tutanağa geçmemiş olsa da ibra konusunda hukuka aykırı şekilde iki oylama yapıldığını, buna ilişkin olarak tanıkların dinlenmesini talep ettiklerini, genel kurula 10 üyenin katıldığını, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin oyları düşüldükten sonra 7 üyenin oylamaya katıldığını, yapılan ilk oylamada (3 kabul + 2 ret + 2 çekimser)=7 oy kullanıldığını ve ibra edilmediğini, bu aşamada genel kurulun (kooperatifin dağıtılacağı, kayyuma gidileceği vs) çeşitli söylemlerle yeni bir oylamaya zorlandığını, tekrar yapılan oylamada (4 kabul + 2 ret + 1 çekimser)=7 oy kullanıldı ve ibra edildi şeklinde tutanağa geçildiğini, yapılan oylama tekrarının Kooperatifler Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu, ibra kararının esas bakımından da hukuka aykırı olduğunu, kooperatife ait taşınmaz satışı hakkında üyelere haber verilmediğini, önceki genel kurul kararlarına göre üyelere bilgi verilmesinin zorunlu olduğunu, bahsi geçen satışın piyasa rayiçlerinin altında bir fiyatla yapıldığını,  hali hazırda üyelerine tahsis edilecek yeterli arsası bulunmayan davalının eldeki araziyi üçüncü kişiye satmasının hukuka aykırı olduğunu, bu usulsüzlükler nedeniyle ibra kararının iptali gerektiğini;  tüm bunlardan öte  hazirun listesinin  gerçeği yansıtmadığını, davalı birliğin her yıl genel kurul yapmadan önce üye kooperatiflerden o yıla ait son genel kurul toplantı tutanaklarını istediğini ve o tutanakta belirtilen üst birlik temsilcisinin ismini alarak hazirun listesini hazırladığını, davalı birliğin hazirun listesi incelendiğinde; SS ... Kooperatifinin üye olarak kabul edilerek üst birlik temsilcisi ...'ı hazirun listesine yazdığını, ancak bu kooperatifin 8 yıl önce ticaret sicilinden terkin edilmiş bir kooperatif olduğunu, ...'ın aslında mevcut olmayan bir kooperatif temsilcisi olarak hazirun listesine yazılmasının ana sözleşmeye aykırı olduğunu, ayrıca bu kişinin son üç yıldır davalı birliğin yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığını belirterek 02.11.2018 tarihli olağan genel kurulun 4 nolu maddesinin iptaline karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı vekili, davacı ... Konut Yapı Kooperatifinin toplantıya katıldığını ve çekimser oy kullandığını, ayrıca iptali istenen karara yönelik muhalefet şerhi koymadığını, bu nedenle davacının işbu davayı açamayacağını, ayrıca yetkili olmayan kişinin karara katıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, zira...'ın istifa ettiği için, ...'ın ise acil işleri nedeniyle oylamaya katılmadığını, Yönetim kurulu ile ilgili ibra kararında yönetim kurulu dışındaki 7 temsilcinin oy kullandığını ve 4 kabul, 2 ret, 1 çekimser oy verildiğini, denetim kurulunun ibra kararında ise denetim kurulu dışındaki 8 temsilcinin oy kullandığını ve 5 kabul, 2 ret, 1 çekimser oy kullanıldığını, ibra ile ilgili iki kez oylama yapıldığının doğru olduğunu, ibra etmemenin tasfiye halindeki kooperatifler açısından doğuracağı hukuki ve mali sonuçlarla ilgili olarak yapılan açıklamalar üzerine ilk oylamada çekimser oy kullanan temsilci ...'un çekimser oyunu geri aldığını, sonraki gündem maddesine geçilmeden ikinci oylama yapıldığını, ikinci kez oylama yapılmasına kimsenin karşı çıkmadığını, ikinci oylama yapılamayacağına ilişkin mevzuat hükmü bulunmadığını, baskı ve tehdit iddialarının doğru olmadığını, herkesin düşüncesini açıkladığını, muhalif kalanlarının muhalefet şerhini tutanağa yazdırdıklarını, genel kurulda konuşulan veya tartışılan her şeyin tutanağa geçirilmesinin zorunlu olmadığını,  birlik tarafından satışı gerçekleşen ... parsel (eski 11) ayılı taşınmazın mera vasıflı bir taşınmaz olup büyük bölümünün Maliye Hazinesi adına, bir bölümünün köylüler adına ve 147.481 m2'lik bölümünün ise birlik adına kayıtlı olduğunu, Toprak Koruma Kanunu uyarınca Polatlı'da tarım arazileri 160.000 m2 den küçük olamayacağından ifraz çalışması yapılış ve Maliye Hazinesi ile Birlik adına hisseli 160.000 m2 büyüklüğünde, tarla niteliğinde 289 ada 15 parselin oluşturulduğunu, yönetim kurulunun 03.07.2017 tarihli toplantısında Birlik hissesinin satışa sunulmasına karar verildiğini,  satış sürecinde üye kooperatiflerden talip çıkan olmayınca dava dışı ...'ya satışın yapıldığını, hazirun listesinin toplantından en az 1 ay önce hazırlanarak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne gündemle birlikte sunulduğunu, SS ... Konut Yapı Kooperatifi temsilcisinin hazirun listesinde gözükmesinin sebebinin adı geçenin istifa dilekçesi vermeden önce hazirun listesinin hazırlanarak il müdürlüğüne verilmiş olması olduğunu, kaldı ki adı geçenin hazirun listesinde imzası olmadığı gibi herhangi bir oy kullanmadığını, bu bakımdan adı geçen kişinin karara katılmasının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince \"...Kooperatifler kanununun 53. maddesine göre; iptal davasının toplantıyı kovalayan günden itibaren 1 ay içinde açılması gerekir. 02.11.2018 tarihli toplantıya ilişkin işbu dava 03.12.2018 tarihinde açılmış olmakla süresinde olduğu görülmüştür. Davaya konu toplantının kayıtıl 11 ortaktan 10'unun ve bakanlık temsilcisinin katılımı ile yapıldığı, davacı ortak temsilcilerinin de toplantıya iştirak ettikleri anlaşılmıştır. <br>Tasfiye halindeki kooperatiflerde; (ana sözleşmede özel bir nisap belirlenmemiş ise) genel kurul toplantılarında nisap aranmayacak, kararlar ise oy çokluğu ile alınabilecektir. Davalı kooperatif tasfiye halinde olup toplantı nisabı yönünden kanuna ve ana sözleşmeye aykırılık bulunmamaktadır. <br>Genel kurula katılan bir ortağın alınan kararın iptalini dava edebilmesi için, karşı oy kullanması ve muhalefetini tutanağa geçirmesi gerekmektedir. Davacı ... Konut Yapı Kooperatifi yönünden aranan bu şartlar gerçekleşmiş ise de toplantıya iştirak eden ... Konut Yapı Kooperatifi temsilcisi yönünden belirtilen koşulların gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Ancak dava dilekçesinde genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılıp oy kullandıkları da iddia edildiğinden ve bu iddia ile açılan davada toplantıya katılma ve muhalefet şerhi şartı aranmayacağından her ki davacının da dava haklarının olduğu kabul edilmiştir. <br>İki kez oylama yapılması<br>Dava dilekçesinde; tutanağa geçmemiş olsa da ibra konusunda hukuka aykırı şekilde iki oylama yapıldığını, tutanağa yansımamakla birlikte yapılan ilk oylamada (3 kabul + 2 ret + 2 çekimser)=7 oyla ibra etmeme kararı çıktığını, bu aşamada genel kurulun çeşitli söylemlerle yeni bir oylamaya zorlandığını ve iradesinin sakatlandığını, tekrar yapılan ve tutanağa yansıyan oylamada 4 kabul oyu ile ibra kararı alındığı belirtilmiştir. Yapılan ikinci oylamanın usule aykırı olduğu iddia edilmişse de; toplantı tutanağında ikinci oylamaya ilişkin olarak (davacı ortaklar dahil) her hangi bir itiraz dile getirilmemiştir. Toplantıya katılanların uygun bulması ve her hangi bir itirazın ileri sürülmemesi halinde oylamanın tekrarının mümkün olduğu ve bunda usule aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan ilk oylamadaki çekimser oyunu kabul olarak değiştirdiği öne sürülen ...'un temsilcisi olduğu kooperatif (... KYK) dahi dava açarak bu yönde bir itiraz dile getirmemiştir. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin bun yönelik iptal talebi yerinde değildir.<br>Karar nisabı<br>Dava dilekçesinde; oylamada karar nisabına uyulmadığı belirtilmiştir. Tasfiye halindeki kooperatifte kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır. Genel kurula 10 ortak iştirak ettiğinden oy çokluğu 6 kabul oyudur. Ancak yönetim ve denetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamayacaklarından, ibra oylamasında yönetim ve denetim kurulu üyelerinin nisapta nazara alınmaması gerekir. Somut olayda yönetim kurulunun ibrasına oy hakkına sahip 7 ortak katılmış olup  4 kabul oyu verildiğinden karar nisabına aykırı bir yön olmadığı, keza denetim kurulu ibrasına oy hakkına sahip 8 ortak katılmış olup 5 kabul oyu verildiğinden karar nisabına aykırı bir yön olmadığı tespit edilmiştir. <br>Dava dilekçesinde; hazirun listesinin  gerçeği yansıtmadığını, 8 yıl önce ticaret sicilinden terkin edilmiş olan SS ... Kooperatifinin üye olarak kabul edilerek toplantıya çağırıldığı iddiasına yer verilmiştir. Yapılan incelemede; adı geçen kooperatifin  07.06.2010 tarihinde tasfiye kapanışı yaparak sicilden terkin edildiği ancak  adı geçen kooperatifin toplantıya katılmadığı ve oy kullanmadığı anlaşılmıştır.  Bu kapsamda Genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılıp oy kullandıklarına dair başka bir delile rastlanmadığından davacı vekilinin buna ilişkin iptal talebi yerinde görülmemiştir. <br>Taşınmaz satışı <br>Dava dilekçesinde; davalı birliğe ait taşınmaz satışı hakkında üyelere haber verilmediğini, önceki genel kurul kararlarına göre üyelere bilgi verilmesinin zorunlu olduğunu, bahsi geçen satışın piyasa rayiçlerinin altında bir fiyatla yapıldığını,  hali hazırda üyelerine tahsis edilecek yeterli arsası bulunmayan davalının eldeki araziyi üçüncü kişiye satmasının hukuka aykırı olduğunu, bu usulsüzlükler nedeniyle ibra kararının iptali gerektiğini bildirmiştir. Konuya ilişkin alınan bilirkişi raporunda; taşınmaz satışına ilişkin olarak 19.11.2016 tarihli genel kurulda yönetim kuruluna arsa satışı için emlak beyan değerinin üç katından az olmamak üzere yetki verildiğini, Polatlı belediyesinden verilen rayiç bedel yazısında; kooperatife ait arazinin emlak beyan değerinin 206.695,20 TL olarak gösterildiğini, taşınmazın ise 02.08.2017 tarihinde 1.500.000 TL bedelle satılmış olduğunu, satıştan elde edilen gelirin yevmiye defterine kaydedildiği belirtilmiş olup yapılan satış işleminin kooperatifçe alınan 19.11.2016 tarihli genel kurul kararına uygun olduğu bu yönü ile ibra kararının sıhhatine etki eden bir durum olmadığı anlaşılmıştır.<br>Rapora itiraz<br>Davacı vekili her ne kadar 16.12.2019 tarihli itiraz dilekçesinde; bilançoların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususunun sadece arsa satışı yönünden incelenmemesi gerektiği, 8 yıl önce terkin edilmiş ... Konut Yapı Kooperatifi temsilcisine yönetim kurulu üyesi sıfatıyla gereksiz yere huzur hakkı ödenmesinin bilançonun gerçeğe uygun olmadığı sonucunu doğuracağı, bilirkişi raporunda bu yönde bir inceleme yapılmadığını belirtmişse de; dava dilekçesinde bu yönde bir iddiaya yer verilmediğinden raporda bu hususun irdelenmemesi olağan kabul edilmiştir. Davacı vekilinin bu iddiasına karşı davalı vekili, 29.01.2020 tarihli duruşmada, iddianın genişletilmesine muvafakat etmediklerini bildirmiştir.  Öte yandan açıkça genel kurulun bilgisine sunulmamış gizlenmiş hususlarda ibra hukuksal sonuç doğurmaz. Başka bir anlatımla yönetim ve denetim kurulunun işlemleri hukuka aykırı olsa dahi bu durum genel kurulun açıkça bilgisine sunulmadan alınan ibra hukuki açıdan geçerli bir ibra sonucunu doğurmayacağından davacı vekilinin bu yöndeki iptal talebinin yerinde olmayacağı sonucuna varılmıştır...\" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tİstinaf yasa yoluna başvuran davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle:<br>\tDavalı tarafça kabul edildiği üzere ibranın görüşülmesi esnasında 2 kez oylama yapıldığını, yapılan ilk oylamada yönetim kurulunun ibra edilmediğini, ancak bu hususun mahkemece göz ardı edildiğini, ikinci oylamanın tamamen baskı ve hile ile yapıldığını, iptali istenen genel kurula ilişkin tutanak incelendiğinde ikinci oylamadan bahsedilmediğini; genel kurul tutanağının gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini, davalı tarafın ikrarına rağmen mahkemenin bu hususu değerlendirmediğini, yapılan ilk oylamanın geçerli olduğu ve ikinci oylamanın hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığı kabul edilerek, bu itibarla yönetim kurulunun ibra edilmemiş sayılması gerekirken aksi görüş ile yapılan tespite ve değerlendirmeye katılma olanağının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için ikinci oylamanın geçerli olacağı düşünülse dahi yeterli çoğunluk bulunmadan yapılan ibra işleminin hukuka uygun olmayıp iptal edilmesi gerekirken aksi yönde karar tesis edilmesinin kabul edilemez olduğunu;<br>\t16.Haziran.2010 tarihli 7586 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilerek kütükten silinen ve 2010-2018 yılları arasında kesintisiz 8 yıldır mevcut olmayan SS.... konut yapı Kooperatifinin halen var gösterildiğinin ve temsilcisi...'ın da hazirunda yer aldığının genel kurul tutanağında sabit olduğunu, S.S.... Konut Yapı Kooperatifinin hukuken mevcut olmadığının müvekkili kooperatif temsilcilerince genel kurul günü toplantı girişinde öğrenildiğini, ...'a toplantı açılışı öncesi ve Hükümet Komiserinin huzurunda genel kurul tutanağında da 11 temsilci olduğu halde 10 imza olduğunun tescil edildiğini, genel kurula bu şekilde başlandığını ve 4. maddenin görüşülmesi sırasında bahsi geçen...'ın an itibariyle istifa ettiğini ve o nedenle hazirun cetveline imza atmadığını ve atmayacağını açıkladığını, yani genel kurul tarihine kadar sözde yönetici olarak bulunan...’a üst birlik hesabından aylık düzenli ödeme yapıldığını, yönetim kurulu üyeliği ve üst birlik üyeliği hukuken düşen birine aylık düzenli ödeme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin yapılan hukuka aykırılığı bilerek üyelerden gizlediklerini ve yıllar boyunca...’ın hukuka aykırı şekilde üst birlikten gelir elde etmesine göz yumduklarını;<br>\tDenetim kurulu üyelerinin de gerekli denetimleri yapmayarak yapılan hukuksuzluğa ortak olduklarını, sırf bu durumun dahi hukuka aykırı olarak ibra yapıldığını açıkça ortaya koyduğunu, bahsi geçen bu husustan dava dilekçelerinde de bahsedilmesine rağmen yerel mahkemece davalı tarafın muvafakat etmemesi nedeni ile bu konuda bir araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, üst birlik hesabından...’a yapılan aylık huzur hakkı ödemeleri ve yapılan yönetim harcamalarının... tarafından yapıldığının tespiti gerektiğini, düzenlenen bilançonun bu şekli ile gerçeği yansıtmadığını, bu bakımdan sadece arsa satışı yönünden bilançonun incelenmesi gerektiği yönündeki karara katılma olanağının bulunmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi kurulu raporunda; bilirkişi heyetinin arsa satışı ile ilgili uzmanlıklarının bulunmadığını ve bilirkişi heyetine emlakçı bilirkişinin dahil edilmesi gerektiği görüş ve kanaati ile rapor tanzim ettiklerini, bilirkişilerin emlakçı bilirkişinin heyete dahil edilmesini talep etmiş olmalarına rağmen uzmanlık alanları dışına çıkarak arsa satışı ile ilgili görüş ve kanaat bildirdiklerini, bu husustaki itirazlarının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtildiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında bu husustaki iddialarının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğinden bahsettiğini, dava dosyası kapsamında teknik inceleme gerektiren bir hususun varlığının açıkça bilirkişi raporu ile de sabitken yerel mahkemenin bu hususu göz ardı ederek uzmanlık gerektiren bir konuda karar tesis etmiş olmasının da hukuka uygun düşmediğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Dava, davalı kooperatifin 02.11.2018 tarihli genel kurulunda alınan 4 nolu kararın iptali istemine ilişkindir.<br>\tDosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. \t<br>HÜKÜM \t\t\t: <br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>\t1-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2018/869 E., 2020/33 K. sayılı dava dosyasında verdiği 29.01.2020 tarihli kararına yönelik davacılar vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE. <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına.<br>\t3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.<br>\t4-\tHMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına.\t<br>\t20.11.2024  tarihinde,  dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,\t\tHMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  20.11.2024<br><br>        Başkan ...                    Üye ...                Üye ...                Katip ...<br>    e-imza\t\t\t                      e-imza\t\t\t                 e-imza\t\t\t\t \t             e-imza<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fb50c3401c0ea9ac","SID":"d269397a00a7a664"}}