{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/334 <br>KARAR NO: 2024/1526<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/12/2023<br>NUMARASI: 2023/821 Esas -  2023/1101 Karar<br>DAVA: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı şirkete ait hamiline yazılı hisse senetlerinin maliki olduğunu, şirkete ortak olduğu dönemlerde hiçbir kar payı ödemesinin yapılmadığını, kar payı dağıtılması hakkının vazgeçilmez nitelikte olduğunu, TTK.nın 437. Maddesi uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkı doğrultusunda bilgi talep ettiğini, ilgili senetlerin bilgilerinin davalı ile paylaşıldığını, alacak miktarının hesaplanması için Yatırımcı Tanzim Merkezine başvuruda bulunulduğunu, senetler karşılığı ödenecek toplam tutarın 864,79-TL olduğunu, bildirilen bedelin cüzi olması ve hisse senetleri ile kar paylarının reel miktarını karşılamaması nedeniyle senetlerin gerçek değerinin ve hakettikleri kar paylarının hesaplanması ve davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın yatırımcı tazmin merkezine yöneltilmesi gerektiğini, hisse senetlerinin kaydileştirme işleminin bu tüzel kişilik tarafından yapıldığını, bu kapsamda kendilerinin kar payı veya hisse senedi bedeli adı altında bir ödeme yapmakla yükümlü olmadıklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, Davacının, Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) başvurarak dava konusu senetlerin bedellerinin ödenmesini talep ettiği, Yatırımcı Tazmin Merkezinin ise senetlere ilişkin tespit edilen bedeli ödemeyi taahhüt ettiği, bu kapsamda, senetlerin Yatırımcı Tazmin Merkezine devredilmiş senetler olduğu açıktır. Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4.maddesinin \"Kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından; ilgili mevzuat uyarınca satışı yapılmamış olanlar 8 inci maddede belirtilen esaslar çerçevesinde aynen, satışı yapılmış olanlar ise 9 uncu maddedeki esaslar çerçevesinde belirlenen satış tutarları dikkate alınarak, 10 uncu maddede belirtilen nemaları ile birlikte, YTM'ye başvuran hak sahiplerine EK-1'de yer alan taahhütname ve ibraname alınmak kaydıyla ödenir.\" şeklinde düzenlemesi ile YTM'ye devredilen senetlerin bedellerinin nemaları ile birlikte YTM tarafından ödeneceği hususu belirlenmiştir.  Bu kapsamda, davacının senet bedelleri ile kar payı ödemesinin gerçek değeri yansıtır nitelikte olmadığından bahisle bakiye alacağına ilişkin açtığı bu davanın senet bedellerini ve kar payını ödemekle yükümlü YTM'ye yöneltmesi gerektiği değerlendirilerek, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine\" , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının borsada işlem gören halka açık  ... Anonim Ortaklığının ortağı olup dava dilekçesinde açıkça bilgileri yazan hisse senedinin maliki olduğunu, davacının şirket ortağı olduğu dönemlerle ilgili hiçbir kar payı ödemesi almadığını, pay sahiplerinin kar paylarının dağıtılmasını talep etme hakkı olan temettü hakkının vazgeçilmez bir hak olduğunu, Yatırımcı Tazmin Merkezinin verilen cevabi yazıda belirtilen miktarın, taleplerini karşılayacak ve hisse senetleri ile kar paylarının reel miktarlarını karşılayacak düzeyde olmadığını, husumet yokluğunun hukuken kabul edilebilir olmadığını, bu davalarda SPK uzmanı bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak gerekli araştırma yapılıp sonucuna göre karar vermek gerekirken bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadan karar verildiğini  beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, kaydileştirilmemiş hisse senetlerinin bedelinin ödenmesi davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının pasif husumetinin bulunup bulunmadığı, noktasındadır.Davacı taraf, maliki olduğu davalı şirket hisse senedi ile ilgili olarak Yatırımcı Tazmin Merkezine başvurduklarını ancak teklif edilen tutarın hisse senetleri ve kar paylarının reel değerini karşılamadığı iddiasıyla gerçek değerinin ödenmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Sermaye Piyasası Kanunu(SPK)'nun 13/4. Maddesi, \"kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde teslimi zorunludur. Teslim edilen sermaye piyasası araçları kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise kaydileştirilme kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM(Yatırımcı Tazmin Merkezi)’ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı ayni haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır.\" şeklinde düzenlenmiştir.Ancak, ​Anayasa Mahkemesi'nin 12/11/2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22/10/2015 tarih ve E.2015/29, K.2015/95 sayılı kararıyla; itiraz konusu kuralın, kişilerin maliki oldukları menkul kıymetler üzerindeki mülkiyet hakkını sınırsız ve süresiz olarak ortadan kaldırması, sermaye piyasalarında alım satım yapacak kişilerin tam bir güvenceye sahip olarak yatırım yapabilmesine olanak tanımaması, kişilerin sahibi oldukları menkul değerler üzerinde rahat, kolay ve güvenli bir şekilde tasarrufta bulunmalarına imkân vermemesi ve aracı kuruluşların iş ve işlemlerinden doğacak zararları tazmine yönelik bir mekanizma öngörmüş olmasına rağmen sermaye piyasalarında işlem yapan kişilerin haklarının kaybı durumunda telafi edici herhangi bir yol veya tazmin mekanizması öngörmemesi nedeniyle kamu yararı ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil bir denge oluşturamadığından ölçülülük ilkesini ihlal ettiği, bu yönüyle, aracı kurumlarca katılma belgelerinin geri alımının yapılamayacağını, kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceğini, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağını ve son olarak teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağını öngören kuralın, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında adil ve makul bir denge gözetmemesi nedeniyle mülkiyet hakkına aykırı olduğu kanaatine varılarak 06/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPKn) md.13/f.4 hükmünde yer alan \"…ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM'ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı ayni haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar YTM'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır.\" düzenlemesinin Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.Anayasanın 153. Maddesinde, Kanun hükümlerinin, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı ve iptal kararlarının geriye yürümeyeceği düzenlenmiştir.  Buna karşın, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla derdest davalara da uygulanır. 28.11.2005 tarihinde Takasbank'ta Müşteri İsmine Saklama Sistemi'nde fiziken saklanmakta olan tüm hisse senetleri iptal edilerek, bu hesap kayıtları ... tarafından devralınarak pay senetleri artık sadece ...'da kayden hak sahibi bazında izlenmek suretiyle kaydi sisteme geçilmiştir. Bu tarihten sonra ... A.Ş.'de alım-satımı yapılacak pay senetlerinin takasına sadece kaydi pay senetleri kabul edilmektedir. Pay senetlerinin kaydileşme tarihinden sonra yapılan tüm bedelli ve bedelsiz sermaye artırımlarında artık fiziki senet basım ve teslimi yapılmamakta sadece kaydi pay ihracı söz konusu olmaktadır. Likit fonlar dışındaki yatırım fonlarının kaydi sisteme dahil edilmesi işlemleri 31.12.2005 tarihinde tamamlanmıştır. Bu halde kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları 31.12.2012 tarihi itibariyle YTM'ye intikal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra, 26/4/2016 tarih ve 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlarak yürürlüğe giren 14/4/2016 tarihli ve 6704 sayılı Kanunla SPKn'na eklenen \"Mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının hak sahiplerine yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esaslar\" Geçici Madde 10 ile, kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal etmiş olan sermaye piyasası araçlarının iadesi ile satışlarının yapılmış olması hâlinde bunların bedellerinin ödenmesi talebiyle yapılacak başvuruların ve başvuru üzerine hak sahiplerine YTM tarafından yapılacak ödemelerin usul ve esasları, hak sahiplerince teslim edilecek sermaye piyasası araçlarının iptal ve imha esasları ile ihraççıların bu başvurulara ilişkin yükümlülüklerinin Kurulca belirleneceği, şu kadar ki, YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından; ilgili mevzuat uyarınca satışı yapılmamış olanların aynen; satışı yapılmış olanların ise, Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde hesaplanacak satış tutarları üzerinden nakden ödeneceği düzenleme altına alınmıştır. 06/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesine dayanılarak çıkarılan ve 07 Eylül 2016 Tarih ve 29824 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 4/1. maddesinde, kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti YTM’ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından; ilgili mevzuat uyarınca satışı yapılmamış olanların 8 inci maddede belirtilen esaslar çerçevesinde aynen, satışı yapılmış olanların ise 9 uncu maddedeki esaslar çerçevesinde belirlenen satış tutarları dikkate alınarak, 10 uncu maddede belirtilen nemaları ile birlikte, YTM’ye başvuran hak sahiplerine EK-1’de yer alan taahhütname ve ibraname alınmak kaydıyla ödeneceği, 2. fıkrada ise ödeme için 5 inci maddede yer alan belgelerle birlikte YTM’ye başvurulmasının gerektiği düzenlenmiştir. 5 inci maddedeki düzenlemeye göre ise, Yönetmelik kapsamında ödeme talep eden hak sahipleri veya noter onaylı vekâletname ibraz eden vekili tarafından, bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden itibaren 10 yıl içinde iadeli taahhütlü posta yolu ile veya özel şirketler aracılığıyla imza karşılığı teslim suretiyle YTM’nin merkez adresine başvurulması zorunludur. Anılan bu düzenlemeler kapsamında dava konusu senetlerin, Yönetmelikte belirtilen alternatifli durumlara göre aynen veya nakden tazmini hususu YTM'nin sorumluluğundadır. Davacı tarafından dava açılmadan önce Yatırımcı Tazmin Merkezine başvurmuş olması ve ayrıca davalının cevabi ihtarnamesi ile Yatırımcı Tazmin Merkezinin davacının dilekçesine verdiği cevap birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu edilen hisselerin belirtilen süre içerisinde kaydileştirilmemiş olmaları nedeniyle Yatırımcı Tazmin Merkezine devredildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Yatırımcı Tazmin Merkezine devredilen hisse senetlerinin bedelinin davalı tarafından tazmin edilmesi mümkün değildir. Davacı tarafın bedel talebini Yatırımcı Tazmin Merkezine yöneltmesi gerekir. Hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmamaktadır. Dolayısıyla  davalıya husumet yöneltilemez. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"67a2a8c9a35dbc85","SID":"655be31b3f21b59e"}}