{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1206 Esas<br>KARAR NO: 2024/1325<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 02/10/2023<br>NUMARASI: 2023/247 Esas, 2023/603 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ: 14/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkiline Kapsamlı İşyeri Poliçesi ile sigortalı işyerine üst katta bulunan işyerinden sızan sular nedeniyle sigorta işyerinde hasar oluştuğunu, sigortalıya hasar tazminatı olarak 29.613,94 TL ödediklerini, hasarın, davalı işyerinde forkliftin yangın borusuna bağlı vanaya çarpması ve vananın patlamasından kaynaklandığını, bu nedenle davalının hasarda sorumlu olduğunu, sigortalıya ödenen hasar tazminatı ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.016,32 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatmışlarsa da davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, takip konusu miktarın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:  Davalı vekili cevabında; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, davada yetkili mahkemenin haksız fiilin meydana geldiği yer mahkemesi olan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, husumetin dava dışı bina maliklerine yöneltilmesi gerektiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin binada kiracı olup hasarda kusuru bulunmadığını, davacının sigortalının gerçek zarar bedelini talep edebileceğini, alacağın likit olmadığını savunarak davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalının süresinde yetki itirazında bulunduğu, dava dışı sigortalı ile davalı şirketin adresi ile haksız fiilin meydana geldiği yerin Esenyurt olduğu, bu nedenle davada Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalının yetki ilk itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine, kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; sigortalı işyerinin bulunduğu taşınmazda hasardan önce kat mülkiyeti kurulduğunu, bu nedenle uyuşmazlıkta Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde takibin yetkili icra dairesinde yapılmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarara sebep olduğu iddia edilen davalıdan rücuen tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesince davada Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davada görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Somut davada, davalı işyerinde bulunan forkliftin vanaya çarparak vananın patlaması nedeniyle sigortalı işyerine sızan suların hasara neden olduğunu ileri sürülmüştür. Bu durumda dava dilekçesindeki anlatıma ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının tazminat talebi haksız fiile dayanmaktadır. Bu nedenle davada Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin değil, Borçlar Kanunun haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, uyuşmazlıkta Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevi bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler ile davada Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gerektiğinden esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/247 Esas, 2023/603 Karar ve 02/10/2023 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davalı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddeleri gereğince kesin olmak üzere hakim ...ın karşı oyu ile oy çokluğuyla  karar verildi.14/11/2024<br>MUHALEFET ŞERHİ Davalının kiracı olarak faaliyet gösterdiği işyeri ile davacı tarafından sigortalanan işyerinin aynı binada yer aldığı görülmektedir. Bu itibarla Yargıtay 17. HD'nin 2014/24538 Esas, 2017/6908 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, zarar gören sigortalı taşınmaz ile zarara yol açtığı iddia olunan taşınmazın bulunduğu anataşınmazda kat mülkiyetinin kurulup kurulmadığı, görevli mahkemenin belirlenmesi bakımından önem kazanmaktadır. Zira, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 19. maddesinde, her kat malikinin anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde ise kat mülkiyetinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlığın değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesi'nde çözümleneceği öngörülmüştür. Görev kuralları, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken hususlardandır. Bu durumda mahkemece, anataşınmazda kat mülkiyeti kurulup kurulmadığının araştırılması suretiyle, kat mülkiyeti kurulu olduğunun saptanması halinde, davada Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gözetilerek, davanın HMK'nun 114/1-c maddesi gereği, görevsizlik nedeniyle HMK 115/2. maddesine göre dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi ve yetkili mahkeme ve sair hususların görevli mahkemece değerlendirilmesi gerekirken, yetkisizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı görüşünde olduğumdan karara muhalif kaldığımı bildiririm.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f6c47726f148099","SID":"c2ac1818a124dd23"}}