{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1555 <br>KARAR NO:2024/1536<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:16/03/2021<br>NUMARASI:2018/544 E. -  2021/137 K. <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı ....AŞ tarafından ... ünvanlı firmadan satın alınan ve  davacı tarafından ... nolu,  29.09.2015-03.11.2017 dönemli poliçe ile sigortalanmış olan ''...'' cinsi emtianın sigortalı alıcıya teslim edilmek üzere nakliyesinin, davalı taşıyan tarafından üstlenildiğini, sigortalanan emtianın, borçlu taşıyanın sorumluluğu altında iken hasarlandığını, işbu hasar sebebiyle davacının sigortalısına ... nolu ekspertiz raporu doğrultusunda 02.01.2018 tarihinde 4.214,80 USD hasar tazminatı ödediğini, yapılan  4.214,80 USD tutarlı tazminat ödemesinin davacının % 25 oranda sigortacı olması sebebiyle bu orana isabet eden tutar olduğunu, sigortalı şirkete dava dışı diğer hissedar sigorta şirketleriyle birlikte toplamda 16.859,20 USD hasar tazminatı ödendiğini, iş bu 4.214,80 USD tutarlı tazminat ödemesi sebebiyle davacının  TTK 1472.maddesi ve alacağın temliki hükümleri uyarınca halef olduğunu, sigortalı firmaya ödenen 4.214,80 USD tazminatın davalı taşıyandan tahsili amacıyla  ... sayılı dosyası ile  icra takibine girişildiğini,  ancak davalının borca itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davaya konu taşıma, iki ayrı taşıma araçları ile yapılmış multimodel bir taşıma olduğunu, multimodel taşımalara ilişkin uluslararası FİATA Kurallarına göre eşyanın ziya  veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat isteme dava hakkının  9  ay içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde  düşeceğini,  eşyanın varış tarihi 17/04/2017 olduğunu, takip tarihi itibariyle bu sürenin geçtiğini,  ekspertiz raporunda konşimentolarda hasar kaybına ilişkin hiçbir ihtirazi kayıt olmadığının açıkça belirtildiğini,  teslimden yaklaşık 6 ay sonra yapılan ekspertiz raporunun kesinlikle dikkate alınamayacağını, ekspertiz raporu içerisinde yer alan tespitlerin kendi içinde çelişkili olduğunu, ekspertiz raporunda da tespit edildiği üzere taşıyıcıya süresinde bildirim yapılmadığını, TTK ve uluslararası konvansiyonlarda hasar ve kısmi ziya açısından bildirim süreleri öngörüldüğünü, bu sürelere uyulmaması halinde taşıyıcı lehine eşyanın tam teslimine ilişkin karine kabul edildiğini, FİATA Kurallarının 12. maddesine göre, emtiadaki görünür kayıp ve hasarın derhal, görünmeyen hasar ve kayıplar içinse teslimatı takip eden altı (6) gün içinde taşıyıcıya ihbar zorunluluğu bulunduğunu,   yine TTK'nın 1185. maddesinde; deniz taşımalarında ziya ya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında; zıya veya hasar haricen belli değilse eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak 3 (üç) gün içinde gönderilmesi ve hasar ihbarnamesinde zıya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gerektiği, bu süreler içerisinde bildirim yapılmamışsa taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiğinin kabul edildiğini, ek olarak uluslararası karayolu ile eşya taşımaları bakımından CMR'nin 30.maddesinde gönderilenin eşyayı kontrol etmeden ya da hasar ve/veya ziyan açıkça görüldüğü hallerde teslim anında yahut açıkça tespit edilemeye hasar veya zıya halinde teslim anında itibaren 7 (yedi) gün geçmekle herhangi bir bildirim yapmazsa eşyanın taşıma senedine göre teslim alındığının kabul edildiğini, somut olayda davacının sigortalısı tarafın davalıya hiçbir hasar ihbarı yapmadığını, bu durumda gönderilenin eşyayı sağlam durumda teslim aldığı karinesinin geçerli olduğunu, davacının bu karinenin aksini somut deliller ile ispat etmesi gerektiğini, ancak davacı tarafından sunulan deliller incelendiğinde teslimden yaklaşık 6 ay sonra yapılan ve yukarıda belirtildiği gibi somut tespitler yerine tahmin ve yorumlar içeren ekspertiz raporunun bu karinenin eksini ispat edecek kuvvette bir delil olarak dikkate alınamayacağını, sınırlı sorumluluk hükümlerinin  dikkate alınması gerektiğini,  davaya konu taşıma çoklu (multimodel) bir taşıma olduğundan FİATA Kurallarına tabi olduğunu ve bu kurallarda her bir kilogram için 2 (iki) SDR ile sınırlı  sorumluluk olduğunu, TTK'nın 1186. maddesinde de aynı şekilde taşıyıcının sorumluluğunun hasara uğrayan eşyanın gayri safi ağırlığının her bir kilogramı için 2 (iki) SDR ile sınırlı olduğunu savunarak, davanın reddi ile %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava; davacı ... şirketine nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın davalının sorumluluğunda taşınması sırasında oluştuğu iddia edilen hasar nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan  rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yöneyik itirazın İİK nun 67.maddesi gereğince iptaline ilişkindir. Uyuşmazlığın; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, tarafların husumet ehliyetlerini haiz olup olmadıkları, geçerli bir sigorta sözleşmesi kapsamında ödemenin yapılıp yapılmadığı, usule uygun bir hasar ihbarının bulunup bulunmadığı, hasarın deniz taşıma esnasında ve davalının kusur ve sorumluluğu altında meydana gelip gelmediği ve buna göre varsa davacı alacağının miktarının tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. ...Davalı vekilince FIATA kuralları gereğince davanın 9 aylık hak düşürücü sürede açılmadığından bahisle itirazda bulunulmuşsa da; Taşıma İşleri Komisyonculuğu Hizmetleri İçin FIATA Örnek Kuralları (FIATA Model Rules for Freight Forwarding Services), Uluslararası Taşıma İşleri Komisyoncuları Birliği (International Federation of Freight Forwarders Associations) tarafından hazırlanan ve Kuralların 1.1. maddesi uyarınca ancak taraflarca sözleşme içeriğine dahil edilmesi halinde uygulanabilen kurallardır. Kuralların  20. maddesine göre ise, Kurallar ancak uluslararası antlaşmaların ya da ulusal hukukun emredici hükümlerine aykırı olmadığı takdirde ve ölçüde uygulanır. Dosyaya sunulan davaya konu  sözleşmede FIATA Örnek Kurallan'na atıf yapılmadığı gibi, yapılsa dahi hak düşürücü süreye ilişkin gerek TTK  1188 maddesi  gerekse CMR  32 maddesi hükümleri emredici nitelik taşıdığından 9 aylık hak düşümü süresi öngören bir kuralın uygulanmasının mümkün olmadığı kabul edilmiş ve davalının itirazı yerinde görülmemiştir.Dosyada bulunan ve dava dışı sigortalı ile davalı ... arasında akdedilmiş olan, tarafların kaşe vc imzalarını havi, 11/02/2016 tarihli, \"Nakliye vc İthalat Gümrük Operasyon Hizmetleri Sözleşmesi\"nin incelenmesinden, davalının dava konusu yükü müşterinin belirteceği limandan teslim alarak \"saha\" olarak tabir edilen, ...Tesisi'nin bulunduğu ... adresindeki nihai vanş yerine kadar deniz ve kara yolundan taşımayı üstlendiği  anlaşılmaktadır. Nitekim dosyada bulunan ve davalı ... tarafından dava dışı sigortalı ... adına düzenlenmiş olan ... numaralı taşıma ücreti faturasında da teslim yeri \"...., ... - ...\" olarak gösterilmiştir. Bu çerçevede davalı ..., dava konusu taşıma bakımından taşıyıcı sıfatını haiz olup taahhüt ettiği taşıma gerek deniz gerekse kara yolu ayaklarını içerdiğinden karma bir taşımadır. Kaldı ki davalı ..., 04/02/2019 tarihli cevap dilekçesinde \"işbu davaya konu taşımanın iki ayrı taşıma aracı ile yapılmış multimodal bir taşıma oIduğu\"nu beyan etmiş olup; dava konusu taşıma işini üstlenmediği, taşıyıcı sıfatını haiz olmadığı savunmasında bulunmamıştır. Bu çerçevede davalının dava konusu taşıma bakımından taşıyıcı sıfatını haiz olduğu ve dava konusu taşımanın hem deniz hem de karayolu ile taşımayı içeren karma bir taşıma sonucuna varılmıştır.Dosyada bulunan ve dava dışı sigortalı ile davalı ... arasında akdedilmiş olan, tarafların kaşe ve imzalarını havi, 11/02/2016 tarihli, \"Nakliye ve İthalat Gümrük Operasyon Hizmetleri Sözleşmesi\"; dosyada bulunan ve dava dışı satıcı ... Ltd. tarafından düzenlenmiş olan CIP kaydını havi 17/01/20I7 tarihli mal faturası; davalı ... tarafından dava dışı sigortalı ... adına düzenlenmiş olan ...numaralı taşıma ücreti faturası ve dosyada bulunan...numaralı, 29/09/2015 başlangıç, 03/11/2017 bitiş tarihli ... Poliçesi ile 02/01/2018 tarihli, ... makbuz numaralı EFT ödeme belgesinin incelenmesinden, dava dışı sigortalı ...'ın dava konusu yük üzerinde sigortalanabilir menfaati bulunduğu ve davacının, sigorta himayesi kapsamındaki rizikonun gerçekleşmesi sonucunda, geçerli bir sigorta sözleşmesine dayanarak ödemesi gereken sigorta tazminatını ödediği; dolayısıyla dava dış sigortalısının haklarına TTK  1472 maddesi uyarınca halef olduğu kabul edilmiştir. TTK  1185/1 maddesi  uyarınca \"zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yanlı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede zıya veya hasann neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gereklidir \" TTK  1185/2maddesinde eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek olmadığı hüküm altına alınmıştır.Dava dışı ... tarafından düzenlenen Eksik-Fazla-Hasarlı Malzeme Tutanağında yükün sahaya vanş tarihi 06/04/2017 olarak gösterilmiştir. Anılan tutanak 01/05/2017 tarihli olup taşıyıcının yahut bir temsilcisinin imzasını havi değildir Davadışı ...tarafından davalı ...'a hitaben yazılmış olan yazıda da yükün sahaya varış tarihi 06/04/2017 olarak gösterilmiştir. Anılan yazı 12/05/2017 tarihli olup taşıyana gönderildiğine dair bir belge ya da bilgi dosyaya sunulmamıştır Dosya içeriğinde hasarın TTK  1185/1 maddesine uygun şekilde taşıyana ihbar edildiğine yahut TTK 1185/2 maddesine uygun olarak tarafların katılımıyla mahkemece inceleme yapıldığına dair başkaca bir belge ya da bilgi bulunmamaktadır. TTK  1185/4 maddesi uyarınca \"eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirce, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir\". Düzenlemesi mevcuttur.Taşımanın karayolu ile gerçekleştirilen kısmı bakımından da CMR 30 maddesine uygun bir hasar ihbarı yapılmamış olduğundan, karayolu taşımasının sonunda yükün gönderilene taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim edildiği karine olarak kabul edilir .Dosyada bulunan ve yükün sahaya varış tarihinden iki ay kadar sonra evrak üzerinden yürütülen ekspertiz incdemesi neticesinde hazırlanan hasar ekspertiz raporunda \"hasarın büyük olasılıkla boşaltma ve aktarma sırasındaki ve/veya karayolu taşıması için kamyona yükleme esnasındaki dikkatsiz elleçlemeler neticesinde meydana geldiği; ancak konişmentoda bir ihtirazı kayıt bulunmaması karşısında ve boşaltma limanında bir tutanak tutulmamış olması nedeniyle zararın kara taşıması sırasında kötü yol koşulları ve/veya dikkatsiz sürüş nedeniyle oluşmuş olabileceği\" sonucuna varılmıştır. Ekspertiz raporunda varılan bu sonucun gerek zararın hangi aşamada meydana geldiği, gerekse taşıyana atfı mümkün bir kusur sonucunda oluşup oluşmadığı bakımından çeşitli belirsizlikler içerdiği anlaşılmaktadır.Dava konusu taşıma bakımından davalı ..., karayolu ayağı da dahil olmak üzere nihai varış yerine kadar taşımayı üstlendiğinden, zarar deniz yoluyla taşıma sırasında değil de karayolu taşıması sırasında meydana gelmiş olsa dahi, karayolu taşımasını gerçekleştirenler davalının yardımcı şahsı olup davalı bunların kusurlarından sorumludur. Bu bakımdan davalının sorumlu tutulup tutulamayacağının belirlenmesinde zararın taşımanın hangi safhasında meydana geldiğinin tespiti bir farklılık yaralmayacaktır. Buna karşılık zarann sebebinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Belirtildiği üzere dava konusu uyuşmazlıkta zarar süresinde ve usulüne uygun şekilde bildirilmiş olmadığından ispat yükü yer değiştirmiş olup, davacının dosyaya sunulan ekspertiz raporu ile söz konusu ispat külfetini yerine getirmiş sayılamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.Dosyada alınan bilirkişi raporunu düzenleyen uzman bilirkişi, \"dosyaya sunulan sörvey raporları gözetildiğinde hasarın yüklerin karayolu ile ... limanından proje ve teslim sahasının olduğu ...t'e nakliyesi sırasında kötü yol koşulları ve/veya kamyon sürücüsünün aracı dikkatsiz kullanması sonucu oluştuğu\" kanaatini bildirmiştir. Bilirkişilerce de zararın karayoluyla taşıma safhasında oluştuğu değerlendirilmekle birlikte, nasıl meydana geldiğinin ve taşıyıcıya atfı mümkün bir kusur sonucunda oluşup oluşmadığının ispatı külfeti davacı üzerindedir. Ancak hasarın davalıların kusuru nedeniyle ve sorumlulukları altında meydana geldiği dosyaya sunulan belgeler çerçevesinde ispat edilememiştir.Dolayısıyla davalı taşıyıcının dava konusu yük hasarından sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.Dosyaya sunulan bilirkişi raporlarındaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sözleşmenin özellikle 3.3 maddesi ile, TTK'nın 1185/1.maddesndeki ''hasarın, taşıyana süresinde yazılı olarak bildirilme'' şartı ve aynı maddenin 4.fıkrasındaki bu bildirim yapılmaz ise ''taşıyanın, eşyayı, taşıma senedinde yazılı olduğu şekilde teslim ettiği'' karinesi ortadan kaldırılarak, tam tersine eşyanın taşıma sorumluluğunu üstlenen taşıyana hasarsız olarak teslim edildiği karinesinin  getirildiğini, dolayısıyla bu karinenin tersinin ispat mükellefiyetinin davalı taşıyana yükletildiğini, davalı taşıyanın ise dava dışı sigortalı şirket ile akdettiği taşıma sözleşmesi icabı hasarsız olarak teslim aldığı sigortalı emtiada oluşan hasarın kendi kusuru ve sorumluluğu ile gerçekleşmediğini, hasar kendisinden kaynaklanmayan başka sebeplerden ileri geldiğini, kendisinin kusuru bulunmadığını ispat edememiş durumda olduğunu, sözleşmenin 9/son, 16/2 ve 17.maddelerine göre bir hasar halinde tazminat tutarının aynen ödeneceğine dair hükümler bulunduğunu, davalı taşıyanın tazmin sorumluluğunun  ... hesabı ile değil, malın değeri kadar olması gerektiğini, malın değerinin ise ekspertiz raporu ile belli  olduğunu,ekspertiz raporunda tespit edilen tutar kadar davalı taşıyanın tazminat ödemesi yaptığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında ödenen hasar bedelinin, davalı taşıyandan rücuen tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 4.214,80 USD asıl alacak, 69,20 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.284,00 USD alacak yönünden 03.04.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı,  takip dayanağı olarak 4.284,00 USD alacağın gösterildiği, ödeme emrinin 09.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 12.04.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Davaya konu taşıma ilişkisinde, dava dışı sigortalıya ait emtia önce deniz yoluyla ... limanından ... limanına, buradan deniz yoluyla İran'ın ... Limanı'na, buradan da kara yoluyla Türkmenistan'a taşınmasının taşıyıcı tarafından üstlenildiği,  davalının  dava dışı sigortalı ile aralarındaki 11.02.2016 tarihli nakliye ve  ithalat  gümrük operasyon hizmetleri sözleşmesi uyarınca akdî taşıyıcı sıfatıyla deniz ve kara taşıma işini bir bütün olarak üstlendiği, bu taşımanın alt taşıyıcılara yaptırılması halinde de akdî taşıyıcının sorumluluğunun devam edeceği, bu nedenle davalının husumet ehliyetinin bulunduğu, sigorta poliçesi kapsamında ödeme yaparak, sigortalının haklarına halef olan davacının da aktif dava ehliyetinin bulunduğu, emtianın  06.04.2017 tarihinde alıcıya teslim edildiği anlaşılmıştır.Dosyada bulunan konşimentoya göre emtianın deniz yoluyla taşınmasının davalı tarafından yapıldığı, varma ve aktarma limanında emtiada hasar tespit edilmediği, emtianın tesliminden sonra kara taşımasının yapılarak alıcısına 06.04.2017 tarihinde teslim edildiği anlaşılmıştır.Taşımaya ilişkin navlun bedeli davalı tarafından tahsil edilmekle, davalının akdî taşıyıcı olarak tüm taşıma sürecini üstlendiği, dolayısıyla taşıma sırasında meydana gelecek tüm zarardan, sorumluluk şartları kanıtlandığı takdirde, akdî taşıyıcı olan davalının sorumlu olduğu kabul edilmelidir.TTK'nın 1178. maddesinde, taşıyanın sorumluluğu düzenlenmiştir. Maddenin 1. fıkrasında, taşıyanın navlun sözleşmesinin ifasında özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetim ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlü olduğu, 2.fıkrasında, taşıyanın eşyanın ziya veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan ziya, hasar veya teslimde gecikmenin eşyanın taşıyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olmuş şartıyla sorumlu olduğu hususlarına yer verilmiştir. TTK'nın 1185. maddesinde ise bildirim başlığı ile ilk fıkrada, ziya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesinin şart olduğu, ziya veya hasarın haricen belli olmaması halinde bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak 3 gün içinde  gönderilmesinin yeterli olduğu, ihbarnamede ziya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gerektiği, 2.fıkrada, eşyanın incelenmesinin tarafların katılımı ile mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından  yapılmışsa bildirime gerek olmadığı, 4.fıkrada ise, eşyanın ziya veya hasarı bildirilmemiş, tespit ettirilmemişse taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinden yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir ziya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiğinin kabul olunacağı, bu karinenin aksinin ispat olunabileceği belirtilmiştir.Emtianın gemiye yüklenmesi sırasında gözle görülür bir hasar bulunmadığı ve konteynerlerin düzgün şekilde istiflenerek taşımanın bir kısmının ... Limanına taşındığı, 12.03.2017 tarihinde emtianın ... Limanından  gemi ile ...  Limanına taşındığı görülmüştür. Bilirkişi raporundaki tespitlere göre, gemiye yükleme ve boşaltma sırasında usulüne uygun şekilde yüklenip boşaltılması ve deniz taşımasının sona ermesinden son delil bulunmamaktadır.Emtianın deniz yoluyla nakliyesi sırasında kural olarak gemiye kadar taşınması yükletene aittir. Yükleme sırasında düzenlenen raporlarda  emtia ve ambalajda  her hangi bir hasar bulunmadığı belirlendiğinden, emtianın bu haliyle teslim edildiği açıktır.Tahliye limanında, teslim sırasında buna aykırı bir tutanak düzenlenmemesi nedeniyle deniz yoluyla yapılan taşıma sırasında emtiada herhangi bir hasar bulunmadığı, taşıyıcının TTK'nın 1185. maddesine göre emtiayı teslim aldığı şekliyle teslim ettiği anlaşılmıştır. Teslim anında emtianın çekincesiz olarak teslim alınması karşısında taşıyıcı lehine oluşan karinenin aksi davacı sigortacı tarafından usulüne uygun delillerle ispat edilmediğinden ilk derece mahkemesi kararında ve gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Deniz taşımasından sonra davalı taşıyıcının sorumluluğunda ... Limanından teslim alınan emtianın varış yerinde teslim edildiği, ancak süresinde hasara ilişkin bir tutanak düzenlenmediği ve bu hasarın taşıyıcıya bildirilmediği görülmüştür. Emtianın kara yoluyla taşınmasına uygulanacak olan CMR'nin 30. maddesi gereğince alıcı, taşımacı ile beraber durumlarını kontrol etmeden veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde yedi gün içinde durumu kendisine bildirmeden malı tesellüm ederse bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde aldığına kanıt oluşturur. Bu durumda, süresi içerisinde taşımadan kaynaklı bir hasarın bulunduğu tespit edilerek ihbar edilmemesi karşısında emtianın hasarsız şekilde alıcıya teslim edildiğinin kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Davacı vekili, taşıyıcı ile sigortalı arasında düzenlenen taşıma ve hizmet sözleşmesinin 3.3. maddesindeki hükmü TTK'nın 1185. maddesinde düzenlenen karineyi ortadan kaldırdığını ileri sürmektedir. Anılan madde de, \"Yüklenici, kargoyla ilgili her türlü sorunu ve/veya yüklenicinin tedarikçiden almış olduğu evraklardaki her türlü çelişkiyi, hatayı, muğlaklığı, uygunsuzluğu, müşteriye derhal yazılı olarak bildirecek olup, bunlarla ilgili işe başlamadan önce müşteriden yazılı yorum veya açıklama alacaktır.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Bu düzenleme,  TTK'nın 1185. maddesinde düzenlenen bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldıran nitelikte olmayıp, maddede muayene ve bildirim yükümlülüğünün taşıyana yüklendiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından davacı vekilinin istinaf bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.31.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"98cef6d53b13c79c","SID":"7ee1901731d74445"}}