{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1559 <br>KARAR NO:2024/1537<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/06/2021<br>NUMARASI:2019/907  E. - 2021/508 K. <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı,  davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan açık hesap dökümüne göre  21.968,59 TL'lik açık hesap alacağı bulunduğunu,  davalının bunun 18.710,00 TL'sini ödemediğini, ... sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini borçlunun borca ve yetkiye itiraz ettiğini, akabinde dosyanın yetkisizlikten ötürü Akhisar İcra Müdürlüğüne gönderildiğini,...sayılı dosyası ile davalıya ödeme emri gönderildiğini, davalının bu takibe de itiraz ettiğini, itirazında  3.258,59 TL tutarında borcunun olduğunu, 3.258,59 TL üzerindeki tutarın fazla olduğunu, fazla talep edilen ana alacağa, buna işlemiş ve işleyecek faize, icra masrafı ve ferilerine itiraz ederek 3.968,56 TL ödeme yaptığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile  %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Akhisar Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu,  davacı ile müvekkili davacı şirket arasında kazan alım-satım ilişkisinden kaynaklı ticari  ilişki bulunduğunu,  müvekkili davalıya ait cari hesap dökümüne bakıldığında davalının davacı şirkete bakiye borcunun  07/01/2019 tarihinde 3.258,59-TL olduğunu,   davalı tarafça  3.285,89-TL tutarındaki borcun kabul edilip ... sayılı takip dosyasında 3.258,89-TL'sı yönünden takibin  kesinleştiğini, davalının asıl alacak miktarı olarak 3.258,89-TL ve tahsil harcı, başvurma harcı, vekalet ücret miktarı, faiz ve masraflar dahil olmak üzere  toplam 3.968,56-TL'yi  ödediğini, davacının kötüniyetle takip başlattığını,  davacının  iddiasını ispatla mükellef olduğunu savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisinde yapılan kısmi ödeme dikkate alındığında davacının itiraz edilen kısma ait emtiayı teslim edip etmediği etmiş ise alacağının miktarı noktasında  uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.... sayılı  dosyasının incelenmesinde, Davacı tarafından davalı aleyhine 18.710,00TL TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce yapılan yargılamada ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapmak üzere bilirkişiden rapor alınmıştır.Davalı defterlerinin incelenmesine yönelik bilirkişi incelemesinde davacının 3.258,59 TL olan alacağının ödendiği ve borcun bulunmadığı tespit edilmiştir.Davacı şirketin incelenen 2016. 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerinin TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yapıldığı, bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu görülmüştür. Davalı taraf ticari defterlerinin, Akhisar 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2020/37 Talimat dosyası kapsamında düzenlenen rapor içeriğinde yapılan inceleme kapsamında sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu açıklanmıştır. Davalı şirket kayıtları ile davacı şirket kayıtlarının karşılaştırmalı incelemesinde; a. Tarafların 2016 yılı kayıtları: Davalı şirketin 2016 yılı kapanış kaydı 154.646,92-TL davacıdan alacaklı olduğu yönünde olup davacının aynı döneme ilişkin kaydın 154.597-TL olduğu, (-)49,92-TL farkı ile yaklaşık olarak davalı kaydını doğruladığı, tarafların 2017 yılı kayıtları: davalı şirketin 2017 yılı kapanış kayıtlarına göre davacının 8.081,41-TL borçlu olduğu şeklinde kayıt yapılmış olmasına karşın, aynı döneme ilişkin davacı şirket kayıtlarına göre davalı şirketten alacak tutarının 10.628,59-TL olduğu kaydının yapıldığı, bu dönemde davalı tarafından kaydedilen 18.760,01 -TL’lik fatura davacı kayıtlarında görülmemektedir. Yapılan incelemede, davacı tarafından faturanın alınmadığı, kabul edilmiş bir fatura ve buna ilişkin kayıt olmadığı, davalı tarafından davacıya hitaben borçlandırmanın yapıldığı, davacı şirkete teslimin yapıldığının ispatının gerektiği, gerek dava dosyası içerisinde ve gerekse davalı şirket ile ilgili düzenlenen bilirkişi raporu içeriğinde söz konusu fatura ile ilgili davacı tarafından kabul edildiğine ilişkin ispatlayıcı nitelikte bilgi ve belge sunulmadığı anlaşılmıştır.Alınan bilirkişi raporunda davacı şirketin cari hesap bakiyesi 21.968,59-TL tutarında alacaklı olduğu, icra takibini müteakip davalı tarafından 3.258,59-TL’si ana para kalan 709,97-TL'si icra takibi ve vekalet ücreti masrafı olmak üzere toplam 3.968,56-TL ödendiği, 3.258,59-TL ana para ödemesinin davacı şirketin alacaklı olduğu 21.968,59-TL’den mahsubu ile davacı şirketin takip tarihi itibariyle 18.710,00-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından kesilen 18.760,01 TL'lik fatura davacı defterlerinde kayıtlı değildir.Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da  imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin  kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra  iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra  itiraz ve iade etmiş olması) halinde  alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi  uyarınca alacağını ispatladığının  kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı ilamı) Somut olayda, davalı tarafından vade farkı olarak kaydedilen faturanın davalıya tebliğ edilmediği, aralarındaki satım sözleşmesi nedeniyle emtia teslimine ilişkin ihtilafın olmadığı, söz konusu faturanın tebliğ ve teslimine ilişkin davalı tarafından herhangi bir delil sunulmadığı, davacının bu faturayı kabul ettiğinin ispatlanamadığı, salt davalı ticari defter ve kayıtlarına da dayanılmadığı,  buna ilişkin ispat yükünün davalıda olduğu, yemin deliline de dayanılmadığı,  6100 Sayılı HMK’nın 190. maddesi ve 4721 Sayılı TMK’nın 6. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükellef olup, fatura tebliği ispatlanamamış olup davacı defterlerinin HMK'nun 222. Maddesi gereğince lehine delil niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek ve davalı itirazlarının ispat yükü nedeniyle reddedilerek davanın kabulüne dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca, likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.\"  gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının ... sayılı dosyasına vaki itirazının 18.710,00TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren  değişen oranlarda  avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, hükmedilen alacağın %20'si  oranındaki  3.740,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararının hiçbir araştırma yapılmadan sadece bilirkişi raporu esas alınarak eksik inceleme neticesinde verildiğini, davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu, taraflar arasında  arasında kazan alım-satım ilişkisinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğunu, davalının borcunun 07/01/2019 tarihinde 3.258,59-TL olduğunu, davalı tarafça  3.285,89-TL tutarındaki borcun kabul edilip ... sayılı takip dosyasında 3.258,89-TL'sı yönünden takibin  kesinleştiğini, davalının asıl alacak miktarı olarak 3.258,89-TL ve tahsil harcı, başvurma harcı, vekalet ücret miktarı, faiz ve masraflar dahil olmak üzere  toplam 3.968,56-TL'yi  ödediğini, taraf defterlerinin birbirleriyle çelişmesi nedeniyle diğerinin aleyhine delil olma özelliği bulunmadığını, alacağının varlığını ispat yükünün  davacıya ait olduğunu, davalının bu yönde bir ispat yükü bulunmadığını, tersine görüş içeren ve yerel mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi tarafından düzenlenmiş raporu bu yönden kabul etmediklerini,  bilirkişinin  davadaki ispat yükünün kime ait olduğuna dair bir görüş ifade etmeye mezun  olmadığını,  davacının mal alımına ilişkin düzenlenen faturaların içeriğinde yer alan ve geç ödeme halinde vade farkı ödemesine ilişkin içerik kabulüne dayalı olarak  davalının davacıya 04.04.2017 tarihli ve 15.898,31 TL olarak düzenlediği vade farkı faturasının  davacı yanca defterlerine kötüniyetle işlenmediğini,  bu faturanın davacıya kargo ile gönderildiğini,  faturanın teslim edildiğini,  davacının bu faturayı almadığını ispatlaması gerektiğini, vade farkı konusunda tarafların anlaşması olmasına rağmen  faturanın davacı defterlerine işlenmediğini, davacının defterlerine de işlenmiş bulunan tüm davalı faturalarında vade farkı uygulanacağının  belirtildiğini,  geçe ödemeden dolayı davalının bu alacağı hak ettiğini,   bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın  reddine  karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, ticari satım ilişkisine dayalı açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, ancak davalının cari hesap borcunun bulunduğunu ve borcunu ödemediğini ileri sürerek, ilamsız icra takibi başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır.Davalı vekili ise;  taraflar arasında kazan alım satım ilişkisi bulunduğunu, davalının davacıya  bakiye borcunun  07.012019 tarihinde 3.258,59-TL olduğunu, asıl alacak miktarı olarak 3.258,89-TL ve tahsil harcı, başvurma harcı, vekalet ücret miktarı, faiz ve masraflar dahil olmak üzere  toplam 3.968,56-TL'yi  ödediğini, davalının başka borcu bulunmadığını savunmuştur.Davacı tarafça ilk olarak ... sayılı dosyası ile 24.1.2018 tarihinde takip başlatılmış, davalının yetki itirazı üzerine  dosya Akhisar İcra Müdürlüğüne gönderilmiştir.Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 21.968,59 TL asıl alacak ve  303,25  TL işlemiş faiz olmak üzere toplam  21.968,59 TL  için icra takibi başlatıldığı,  takip dayanağı olarak  cari hesap alacağının  gösterildiği, ödeme emrinin 05.09.2019  tarihinde tebliğ edildiği,  davalı  tarafından  11.09.2019 tarihinde  verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında alım satım ilişkisinin bulunduğu ve malın teslimi noktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalının davacıya, davacının  iddia ettiği kadar borcu bulunup bulunmadığı noktasındadır. Somut olayda, davalı ticari ilişkiyi kabul etmiş ve malın teslim edilmediğine dair bir savunma ileri sürmemiş olup taraflar arasında açık hesap ilişkisi şeklinde yani borç ve alacakların karşılıklı olarak kayıt ve mahsup edilmesi ve bunların ödenerek, borcun takip edilmesini esas alan bir açık hesap şeklinde işleyen bir ilişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı, davacıya kendi kayıtlarına göre 3.258,59 TL borçlu olduğunu, bunun da icra masrafları ile birlikte davacıya 3.968,56 TL  olarak ödediğini ileri sürmektedir. Davacı taraf bu ödemeyi  mahsup ederek  dava değerini 18.710,00  göstererek eldeki davayı açmıştır.Mahkemece alınan  tarafların defterleri bilirkişi aracılığı ile incelenmiş olup alınan bilirkişi raporlarında;  tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahipleri lehine delil niteliğinde olduğu, davacı defterlerinde  takip tarihi itibariyle davacının 21.968,59 TL alacaklı iken davalının ödemesi ile 18.710,00 TL alacağı kaldığı, davalı yanca düzenlenen 18.760,01 TL'lik  faturanın davacı defterinde kayıtlı olmayıp davalı defterinde kayıtlı olduğu, davalı defterlerine göre davalının borcu bulunmadığı  tespit edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalının  3.258,59 TL borçlu olduğunu  davalının bu miktarı davacıya ödediğini, başka borcu olmadığını belirtmiş, daha sonra alınan bilirkişi raporlarında davalının düzenlediği  18.760,01 TL'lik  bir faturanın davacı defterinde kayıtlı olmayıp davalı defterinde kayıtlı olduğu tespit edilmiş, davalı vekili  bu kez sunduğu  28.05.2021 tarihli  bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, davalının davacıya 04.04.2017 tarihli ve 15.898,31 TL'lik  vade farkı faturası düzenlediğini, davacının bunu kötüniyetle defterine işlemediğini, taraflar arasında geç ödemeden kaynaklı  vade farkı ödenmesine ilişkin   anlaşma bulunduğunu, geç ödemeden dolayı davalının alacağı hak ettiğini ileri sürmüş, bu faturaya ilişkin olduğunu iddia ettiği tebliğ belgesi sunmuştur. Ancak bu  evrakta faturaya ilişkin bir bilgi bulunmadığı gibi bu faturanın davacı defterinde kayıtlı olmadığı görülmektedir. Buna göre davalı, davacıya borcu olmayıp alacağı bulunduğu iddiasını ispatlayamamıştır. Bu nedenle, aksi  yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 958,56‬ TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.31.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cdba9f5132ff74d1","SID":"cebd54883f067d9a"}}