{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: DENİZLİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 09/04/2021<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarardan Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 09/10/2024<br><br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya ait ... plakalı aracın 05/01/2014 tarihinde müvekkilinin içinde bulunduğu ... plakalı araca çarptığını, müvekkilinin ağır yaralandığını, yaralanma sebebiyle müvekkilinin yüzünde kalıcı izler meydana geldiğini, görme sorunu yaşadığını, kazadan sonra 13/09/2014 tarihine kadar çalışamadığını,  kaza sonrasında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, sigorta şirketi dışındaki davalıların zararı gidereceklerine ilişkin sözlü taahhütleri nedeniyle müvekkilinin şikayetçi olmadığını, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, kaza tespit tutanağında davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, müvekkilinin içinde bulunduğu araç sürücüsünün ise kusursuz olduğunun tespit edildiğini,  maddi tazminat açısından bilirkişi raporu ile tespit edilecek miktarın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi olan diğer davalı açısından teminat miktarı ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsilini, manevi tazminat açısından bilirkişi raporu ile tespit edilecek miktarın faizi ile birlikte davalı ... Şirketi ile ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalılar ... Şirketi ile ... vekili cevap dilekçesinde özetle;  kazanın 05/01/2014 tarihinde meydana geldiğini, iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davanın süresinde açılmadığını, müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını, talep edilen tazminat tutarının fahiş olduğunu, öncelikle davanın zamanaşımı sebebiyle reddini, müvekkilleri adına açılan maddi ve manevi tazminat davasının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ....'ye usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"... 6098 sayılı TBK'nın 54. maddesi gereğince cismani zarara uğrayan kişi tamamen veya kısmen çalışma gücü kaybından doğan zararını talep edebilir. TBK'nın  54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeniyle talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup, çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının tespiti gerekmektedir. Somut olayda davacının kaza nedeniyle sürekli nitelikte maluliyetinin oluşmadığı, ancak yüzünde sabit iz niteliğinde yara izi kaldığı, gözlerini randımanlı kullanması için önerilen gözlük-lens kullanması gerektiği, iyileşme süresinin ise kaza tarihinden itibaren 1,5 (birbuçuk) aya kadar uzayabileceği İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 26/04/2019 tarihli raporu ile tespit edilmiştir. 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır(TBK.m.50/1). Görüleceği üzere haksız fiil sorumluğundan bahsedilebilmesi için; a-fiil, b-hukuka aykırılık, c-illiyet bağı ve d-zarar unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yani davacının tazminata hak kazanabilmesi için bu dört unsurun birlikte gerçekleştiğini ispatlaması şarttır. Somut olayda meydana gelen kazada davacı sürücü ... ın %15  oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'ın ise %85 oranında kusurlu olduğu alınan ve benimsenen İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu ile anlaşılmıştır. Bu nedenle bilirkişi raporu ile tespit edilen maddi zararlardan kusur oranı nispetinde davalılar sorumlu tutulmuştur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ... E-... K sayılı ilamında da vurgulandığı üzere;\"Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali BK m.46/I’de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince “Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir”. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar BK m. 46/I’de “iktisaden mahrum kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zararlar” şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl ﬁili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler. Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle bazı kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Örneğin, vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin yüzünde sabit bir iz kalması bu kişilerin çalışma güçlerinde ﬁilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur (OĞUZMAN Kemal / ÖZ Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. B, İstanbul 2009, s. 562).\"Buna göre, somut olayda davacının garson olarak çalıştığı da göz önüne alındığında yüzünde meydana gelen sabit izin çalışma gücünde fiilen bir eksik meydana getirmese de davacının bu nedenle sıkıntı yaşayacağı, izin davacının ekonomik geleceğinin sarsılması sonucunu doğuracağı, işe kabul ve insanlarla sürekli iletişim içerisindeyken sıkıntı doğuracağı kanaatiyle davacının ekonomik geleceğinin sarsıldığı yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilmiş olup, bilirkişi tarafından hesaplanan maddi tazminat miktarı üzerinden maddi tazminata ilişkin istem kabul edilmiştir. Davacı ayrıca manevi tazminat talep etmiştir. 6098 Sayılı BK'nun 56 maddesi gereği \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.\" TBK'nun 56. Maddesi hükmüne göre Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayandan manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi , mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkca gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 18.03.2019 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı) Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkca ortadadır.(HGK 23.06.2004 , 13/291-370 ) Buna göre somut olayda; tarafların kusur oranları, meydana gelen zararın niteliği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve yukarıda açıklanan diğer unsurlar da göz önüne alınmak suretiyle\" gerekçeleriyle \"1.078,65 TL geçici iş göremezlik zararı, 45.086,83 TL ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zarar olmak üzere toplam 46.165,48 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu miktara davalı ... şirketi yönünden poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren, diğer davalılar ... ve ... Ltd. Şti.yönünden kaza tarihi olan 05/01/2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 15.000,00 TL manevi tazminatın 05/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar  davalılar ... ve ... Tic. Ltd. Şti.'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, \" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı,  davalı ... vekili ve davalılar ... Ltd. Şti. ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından %5 maluliyet oranı üzerinden yapılan hesaplamadaki tutarın davacının geçici ve kalıcı maluliyetine ilişkin zarar olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, ilk derece mahkemesinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin hüküm kurmasının yerinde olmadığını, “geçici iş göremezlik” tazminatının tedavi teminatı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, kusur indirimi yapılmadan hesap raporunun tam kabulünün yerinde olmadığını, davacının ıslah ettiği kısım için dava tarihinden faize hükmedilmesinin kabul edilemez olduğunu, ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz başlatılması gerektiğini bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen kararın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalılar ... Ltd. Şti. ve ... vekili  istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, davacı tarafın ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarara ilişkin talebinin bulunmadığını, mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmadan davanın tam kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, davacının ıslah ettiği kısım için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine  ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kaza tespit tutanağında emniyet kemeri ile ilgili bir tespit yapılmamasına göre mahkemece müterafik kusur indirimi uygulanmamasının yerinde olmasına, haksız fiil tarihinde alacağın muaccel olması sebebiyle faiz başlangıç tarihinin doğru uygulanmasına, vücut bütünlüğü ihlal edilen kişinin ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan uğraması muhtemel zararların TBK'nın 54. maddesinde \"ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar\" şeklinde ifade bulmasına göre mahkemece bu yönde hüküm kurulmasının yasaya uygun olmasına, sigorta şirketinin yerleşik Yargıtay uygulaması ile geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu bulunmasına, hükmedilen manevi tazminatın olayın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile davacıda bıraktığı hasar dikkate alındığında fahiş olmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalılar vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalılar ..., ... ve ... vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı  ... yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 4.178,21 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 729,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.449,21 TL istinaf karar harcının  davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalılar ... Ltd. Şti. ve ...  yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 4.178,21 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.044,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.133,65 TL istinaf karar harcının  davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>4-Davalıların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının ayrı ayrı kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>7-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle KESİN olarak karar verildi.10/10/2024<br><br>....</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"19c20c34008c249a","SID":"9fa0e33de61eb424"}}