{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ<br>  <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İncelenen Kararın<br>Mahkemesi\t: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>Tarihi: 09/05/2022<br>Birleşen Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası;<br>Davanın Türü: Eser Sözleşmesi (Alacak)<br>Karar Yazım T  : 31/10/2024<br><br>İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü;<br>I. DAVA VE BİRLEŞEN DAVA<br>Davacı vekili açtığı dava ile, tarafların 15/03/2016 tarihli kaba inşaat sözleşmesi ile ... ilçesi ... mahallesi ... ada ... parselde yapılacak villa inşaatlarının kaba işlerinin birim fiyat usulü ile yapımı konusunda anlaştıklarını, yine, 14/04/2016 tarihli ince işlerin yapımına ilişkin birim fiyat usulü sözleşme yaptıklarını, davalının kaba inşaatı yaptığını, ancak tam ve eksiksiz yapmadığını, ayıplı ve eksik olduğunu, yine davalının ince işleri eksik ve ayıplı yaptığını, işi 10/11/2016 tarihine kadar bitirmesi gerekirken bitiremediğini, bu nedenle gecikme cezası alacağının doğduğunu, davalının 14/04/2016 tarihli sözleşmeyi ifa etmediğini, eksik ve ayıplı işler bulunduğunu, bu nedenle davalının hak edişinin iade edildiğini, davalı tarafça sözleşmenin haksız olarak 09/01/2017 tarihinde feshedildiğini, davalının hak edişin iadesinden sonra gerekli düzeltmeleri yaparak yeniden rapor ibraz etmediğini, haksız olarak sözleşme feshedildiğinden 100.000 TL ceza-i şartın muaccel hale geldiğini, feshedilen sözleşmedeki yapılan işlerin ayıplı ve eksik olduğunu, davacının zarar gördüğünü, 68 adet villanın 55 adedinin yapım sözleşmesinin feshedildiğini, kalan 13 adet villanın yapımı için başka bir taşeron şirketle anlaştığını, yeni şirkete ödenen birim fiyatlarının daha fazla olduğunu, bu sebeple davacının kazanç kaybına uğradığını, 55 adet villanın kazancından mahrum kaldığını ileri sürerek 34.748,40 TL gecikme cezasının (ıslahla 109.355,98 TL) haksız fesih tarihi olan 09/01/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte, şimdilik 100.000 TL cayma bedelinin haksız fesih tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte, şimdilik 10.000 TL kazanç kaybının haksız fesih tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte, şimdilik 5.251,60 TL eksik ve ayıplı iş bedelinin haksız fesih tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesi ile, taraflar arasında 15/03/2016 tarihli kalıp kaba inşaat işleri yapımı ve 14/04/2016 tarihli ince işlerin yapımına ilişkin sözleşme düzenlendiğini, davacının edimi yerine getirdiğini, sözleşmede belirtilmeyen işleri de yaptığını, hak ediş raporunu düzenlediğini, ancak davalı tarafın raporları kabul etmediğini, sözleşme harici A tipi ve B tipi tuğla duvar yatık örüm işi (68 adet villa için), yüzme havuzu kalıp ve beton işleri, 68 adet villa bacası yapımı, 68 adet villa için rabis teli uygulama işi yapıldığını, çekilen ihtarnameler ile hak edişlerin ödenmesinin istenildiğini, haksız yere ödeme yapılmadığını, Antalya... Noterliğinin 13/01/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi haklı sebeple feshettiklerini, Antalya 1. Asliye Ticaret ve 2. Asliye Ticaret Mahkemelerince tespit yapıldığını, alacaklar ödenmediği için bankadan kredi çekmek zorunda kalındığını, kredi faizi ve komisyonların ödendiğini ileri sürerek 775.000 TL hak ediş alacağı (Islahla 831.697,31 TL), 10.000 TL kazanç kaybı ve 5.000 TL krediler için ödenen faiz, komisyon giderlerinin temerrüt tarihi olan 16/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevabında, davacı tarafla yapılan sözleşmelerin gereğinin yerine getirildiğini, fazla imalat yapıldığını, değişik iş tespit dosyasına göre 3.713.261,24 TL alacağın bulunduğunu, işin yapılarak hak ediş raporlarının düzenlendiğini, ancak davacının raporları kabul etmediğini, bahaneler ileri sürdüğünü, alacağın haksız olarak ödenmediğini, 13 Ocak 2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, fesihte haklı olduklarını, ceza-i şart talebinin koşullarının oluşmadığını, 14/04/2016 tarihli sözleşmeye göre işin süresinin 210 takvim günü olduğunu, işe başlama tarihinin şantiyeye ilk tuğlanın indiği tarih olduğunu, davacının bu yöndeki iddiasını ispat edemediğini, eseri teslim alırken gecikme cezasına dair ihtirazi kayıt ileri sürülmediğini, yine sözleşme feshedildiği için gecikme cezasının istenemeyeceğini, eksik iş ve gecikme sebebi ile herhangi bir ihtarda bulunulmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.<br>Birleşen dosyada davalı vekili cevabında, birim fiyat usulü sözleşmenin yapıldığını, kaba inşaat işinin ayıplı ve eksik yapıldığını, yine ince işlere ilişkin sözleşmenin ayıplı ve eksik olduğunu, 210 gün içinde işin bitirilmediğini, gecikme cezası alacağın muaccel hale geldiğini, 14/04/2016 tarihli ince işler sözleşmesinin haksız feshedildiğini, ince işlere ilişkin hak ediş raporunun iadesinden sonra gerekli düzeltmelerin yapılmadığını ve yeni bir raporun ibraz edilmediğini, tespit dosyalarına itiraz ettiklerini, haksız fesih sebebiyle kendilerinin zarara uğradığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk derece mahkemesi, asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi, belirlenen zaman ve yerde ifa edilmemesi yada sözleşmeden dönülebilmesi için sözleşmenin yanlarından birisinin diğer tarafa ceza olarak bir miktar para ödemesinin sözleşmede kararlaştırılması halinde kararlaştırılan paraya ceza koşulu denildiği, 6098 Sayılı TBK.'nun 179/2. Maddesinde ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifade edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı hakkında açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir denilmek suretiyle gecikme cezası düzenlendiği, bunun ifaya ekli gecikme cezası olduğu, dava konusu somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin 5. Maddesinde; \"gecikme cezası düzenlenmiş olup, yüklenicinin işin tesliminde geciktiği her takvim yılı karşılığı sözleşme bedelinin %0,05'i oranında gecikme cezası ödemeyi kabul ve taahhüt edeceği, gecikme 30 takvim gününü geçerse işveren işi feshetmeye veya işi cezalı olarak devam ettirmeye yetkilidir. Gecikme cezası işverenin işin gecikmesinden dolayı uğrayacağı zararları talep etme hakkına engel teşkil etmemektedir.\" şeklinde düzenlenlendiği, 14/04/2016 tarihli sözleşmeye göre sözleşme bedelinin 3.531.898,20 TL olduğu, sözleşme hükmüne göre tespit edilen günlük cezai şart tutarının 1.765,95 TL olduğu, buna göre 14/04/2016 sözleşme tarihine 5 gün ilavesi ile bulunan 19/04/2016 tarihinden başlamak üzere işin en geç 210 gün sonu olan 15/11/2016 tarihinde bitirilmesi gerektiği, buna göre de talep edilebilecek gecikme cezasının 13/01/2017 fesih ihbarının tebliğ tarihi olan 17/01/2017 tarihi itibariyle 63 gün karşılığı olmak üzere 111.254,85 TL olduğunun kabulü gerektiği, yine taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde; sözleşmenin imzasından sonra taraflardan birinin taahhüdünden keyfi olarak vazgeçmesi durumunda vazgeçen tarafın diğer tarafa 100.000,00 TL cezai şart ödemeyi kabul edeceği düzenlemesine yer verildiği, bu noktada feshin haklı olup olmadığının yüklenici tarafından ispatı gerekmekte olup dosya kapsamında yüklenicinin hak edişin düzenlendiğini ispat edemediği, dolayısıyla fesihte haklı olmadığı anlaşılmakla davacı iş sahibinin cayma bedelini talepte haklı olduğunun kabulünün gerektiği, davacı iş sahibinin kazanç kaybı talebine ilişkin olarak bu talep yönünden somut delil ibraz edilmediği, kazanç kaybı talebinin reddine karar vermek gerektiği, davacının eksik ve ayıplı iş bedelinin ödenmesi talebine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede ise, 15/03/2016 tarihli sözleşme için eksik bir iş bulunmadığı, 14/04/2016 tarihli sözleşme yönünden ise 3.531.898,20 TL'lik toplam iş bedeli ile 1.292.114,92 TL'lik fiili imalat bedeli nazara alındığında 2.239.783,28 TL'lik eksik iş bulunduğu, ancak yüklenicinin nihai hak edişi eksik işler dışlanarak fiilen tamamlanmış imalatlar üzerinden birim fiyatlarla hesap edildiğinden ve yapılan ödemeler toplam nihai hak ediş tutarını karşılamadığından işverenin eksik işler için talepte bulunamayacağının kabulünün gerektiği, Birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede: fesih tarihi itibariyle tamamlanmış iş durumuna göre fiilen gerçekleşmiş toplam imalat bedelinin 4.222.533,48 TL olduğu, ayıplı imalat sebebiyle yapılan 162.692, 27 TL'nin mahsubu ile nihai hak ediş tutarının 4.059.841,41 TL olduğu, bu nihai hak ediş tutarından yüklenicinin ticari defter ve kayıtlarına göre 1.069.032,14 TL'lik ödeme ile işverence yükleniciye devredilen villalar karşılığı 2.200.000,00 TL'nin mahsubu ile yüklenicinin bakiye 790.809,22 TL alacağının bulunduğu, ayrıca yüklenicinin sözleşme imalat kalemi olan rabiz tel uygulamasına yönelik KDV dahil 3.209,90 TL'lik alacağında ilavesi ile toplam 794.019,12 TL sözleşmenin feshi tarihi itibariyle iş sahibinden alacaklı olduğunun kabulünün gerektiği, birleşen dosyada yüklenicinin kazanç kaybı ve çekilen krediler nedeniyle fazla ödenen faiz giderine ilişkin menfi zarar talebi yönünden yapılan değerlendirmede Menfi zarar \"uygulanacağına ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin yerine getirilmemesi sonucu güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan, sözleşme yapılmasa idi uğranılmayacak olan zarardır.\" dosyada yüklenicinin talep ettiği menfi zararlarını hesaplamaya imkan verecek delilin ibraz edilmediği gerekçesiyle bu talebin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle (asıl dava yönünden) davanın kısmen kabulü ile; davacının gecikme cezası talebinin 111.254,85 TL gecikme cezasının 17/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, gecikme cezası yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının cayma bedeli talebinin kabulü ile; 100.000,00 TL cayma bedelinin 17/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kazanç kaybı tazminatına ve ayıplı, eksik ve sözleşmelere aykırı iş bedeline yönelik taleplerinin reddine, (birleşen dava yönünden) davanın kısmen kabulü ile; davacının ücret alacağı talebinin kısmen kabulü ile; 794.019,12 TL'nin 17/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ücret alacağına ilişkin fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının kazanç kaybı ve çekilen krediler nedeniyle fazladan ödenen faiz giderlerine ilişkin taleplerinin reddine karar vermiştir.<br>IV. İSTİNAF <br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen dava yönünden yüklenici ... Ltd. Şti. vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Diğer tarafın istinaf başvurusu bulunmamaktadır.<br>B. İstinaf Nedenleri<br>Asıl dosya davalısı ... Ltd. Şti. vekili, asıl davada feshin haklı sebeple yapıldığı, muaccel alacağın ödenmediği, bu nedenle ceza-i şart istenemeyeceği, yine eser teslim alınırken ceza-i şart istemine ilişkin ihtirazi kayıt ileri sürülmediği, fesih sebebi ile gecikme cezasının talep edilemeyeceği, cayma bedeli ve gecikme cezasının mahkemece kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğu, birleşen dosya yönünden çekilen krediler sebebi ile ödenen faiz giderleri ile kazanç kaybına ilişkin giderlerin talebinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğu gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. <br>C. Gerekçe <br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmelerinden kaynaklanmakta olup, asıl dosya davacısı/birleşen dosya davalısı asıl yüklenici/iş sahibi, asıl dosya davalısı/birleşen dosya davacısı alt yüklenicidir. <br>2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı<br>İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>3. Değerlendirme <br>3.1. Taraflar arasında 15/03/2016 tarihli kaba inşaat yapımına ilişkin sözleşme ile 14/04/2016 tarihli ince inşaat yapımına ilişkin sözleşme düzenlenmiştir. Her iki sözleşmede de iş bedelinin bir kısmı taşınmaz devri, bir kısmı ise m2 birim fiyatı üzerinden belirlenmiştir. Yüklenici şirketin diğer tarafa gönderdiği 13/01/2017 tarihli noter ihtarnamesiyle sözleşmeyi feshettiği anlaşılmaktadır.<br>3.2. Yüklenici şirket sözleşmeyi hak edişlerin ödenmemesi sebebiyle feshetmiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre hüküm altına alınan yüklenicinin hak ediş bedeli alacağı 794.019,12 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus taraflarca da istinaf konusu edilmemiştir. Mahkemece yüklenicinin hak ediş düzenlendiğini ispat edemediği gerekçesiyle fesihte haklı olmadığı gerekçesiyle sözleşmede kararlaştırılan 100.000 TL ceza-i şartın iş sahibi lehine hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut iş sahibi tarafından çekilen 04/01/2017 tarihli cevabi ihtarname içeriğine göre, yüklenicinin hak ediş düzenlemesi yaptığı, ancak iş sahibince bunun sözleşmeye uygun düzenlenmediği gerekçesiyle iade edildiği anlaşılmaktadır. Yüklenici tarafından çekilen 13/01/2017 tarihli fesih ihtarnamesinde hak edişlere uygun işlerin tamamlandığı da belirtilmiştir. İş sahibinin kendisi tarafından onaylanmış hak ediş bulunmadığı gerekçesine dayanması, ödenmemiş hak ediş alacağı bulunan yükleniciyi haksız duruma düşürmeyecektir. Başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşmeyi keyfi olarak feshettiğinin kabulü mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla sözleşmede taraflardan birinin keyfi olarak taahhüdünden vazgeçmesi durumunda ödemesi kararlaştırılan dönme cezasından da yüklenici şirketin sorumlu tutulması mümkün bulunmamaktadır. Bu sebeple asıl davada talep edilen 100.000 TL cayma bedelinin reddine karar verilmesi gerekirken bu talebin kabulü doğru olmamıştır.<br>3.3. Asıl davada hüküm altına alınan gecikme cezasının taraflar arasında yapılan ve yüklenici tarafından feshedilen 14/04/2016 tarihli sözleşmeye dayalı olarak verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu sözleşmenin 15/11/2016 tarihinde bitirilmesi gerektiği sözleşmenin 13/01/2017 tarihinde feshedildiği buna göre tebliğ tarihi olan 17/01/2017 tarihi itibariyle 63 gün karşılığı hesaplanan 111.254,85 TL'nin iş sahibi lehine hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Sözleşmede kararlaştırılan gecikme cezası TBK 179/2 maddesi üzerinden ifaya ekli ceza-i şarttır. Sözleşmenin feshi halinde sözleşmede kararlaştırılan gecikme cezasının ödenebilmesi için, sözleşmede fesih halinde de gecikme cezasının ödeneceğine dair açık hüküm bulunması gerekmektedir. Sözleşmede bu mahiyette bir düzenleme bulunmadığı gibi, yüklenicinin cezalı süre çalışması yaptığına dair bir iddia da bulunmamaktadır. Bununla birlikte dayanak 14/04/2016 tarihli sözleşmenin gayrimenkul devir borcunu içerdiğinden geçersiz olduğu hususu da dikkate alındığında geçersiz sözleşmede kararlaştırılan gecikme cezasının da geçersiz olduğunun kabulü gerekmektedir. Buna göre, asıl davada iş sahibinin talep ettiği gecikme cezasının reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü usul ve yasaya uygun düşmemektedir.<br>3.4. Birleşen davada sözleşmenin tarafı olan iş sahibi ... dışında ... Ticaretin de davalı olarak gösterildiği ve karar başlığında ikinci davalı olarak bunun ismine de yer verildiği anlaşılmaktadır. Birleşen davada davalı olarak yer verilen ... Ticaretin bir ünvan mı yoksa bir şirketin ismi mi olduğu anlaşılamamaktadır. Şayet, bir şirket  ise, usulünce taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Ünvan olması durumunda ise, tüzel kişiliği olmayacağından, davada taraf olarak yer alamaz. Bu husus açıklığa kavuşturularak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir.<br>3.5. Yukarıda açıklanan nedenlerle, yüklenici ... Ltd. Şti. vekilinin  istinaf talebinin kabulü ile HMK'nun 353/1-a/4 maddesi uyarınca, esası incelenmeden asıl ve birleşen dosyada verilen kararlarının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.<br>V. KARAR<br>1)Yerel mahkeme kararının esası incelenmeksizin tümüyle ORTADAN KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>2)Peşin alınan istinaf karar harçlarının isteği halinde ilk derece mahkemesince istinaf yoluna başvuran yüklenici ... Ltd. Şti.'ne iadesine, <br>3)Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 31/10/2024 tarihinde HMK'nun 362. maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi.\t<br>\t\t\t\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"63bae7908ad15617","SID":"8c5667ac83cdb5c9"}}