{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1690 <br>KARAR NO:2024/1543<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:08/12/2020<br>NUMARASI:2018/946 E. - 2020/755 K. <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar ... ve ... Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı borçlu  şirket  arasında genel kredi sözleşmesi ve ticari kart sözleşmesi imzalandığını, diğer davalılar ... ve ...'ün de  iş bu kredi sözleşmelerine müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, bu kapsamda davalı borçlulara kredi hesabı açıldığını, kredi kullandırıldığını,  davalıların sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesi üzerine kredi hesaplarının  kat edilerek  ticari ihtiyaç kredisi borcunun ödenmesinin ihtaren bildirildiğini, keşide edilen işbu ihtamameye rağmen davalı borçluların borçlarını ödemediğini,  bu sebeple alacağın tahsili için... sayılı dosyasıyla 45.091,12 TL asıl alacak olmak üzere toplam 48.406,15 TL borç için davalı borçlular hakkında ilamsız icra yoluyla takip yapıldığını,  davalıların borcun tamamına itiraz ettiğini,  takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek,  itirazın iptali ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle;  davalı borçluya taksitli kredi sözleşmesi kapsamında kredi verildiğin, borçlunun kredi borçlarını  ödemeyince hesabı kat edilerek, ihtarname gönderildiğini, hesap katı ve ihtarnamenin usule ve yasaya aykırı olduğunu, eşin rızasının geçerlilik şartı olup, kefalet sözleşmesinin rızanın olmaması halinde geçersiz olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/1302 Esas, 2016/7385 Karar sayılı kararının bu yönde olduğunu, kararda belirtildiği üzere işbu davadaki gibi eşin muvafakati olmadan imzalanan genel kredi sözleşmesi kefaletinin geçerli kabul edilmediğini,  işlemiş olan temerrüt faizine ve tüm fer'ilerine usule aykırı olarak yapılan ihtarnameden ötürü itiraz ettiklerini, davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususların yasal dayanaktan yoksun, somut delile dayanmayan iddialardan ibaret olduğunu, borç henüz muaccel olmadan takip başlatıldığını, bahse konu alacak dolayısıyla takip başlatılabilmesi için öncelikle hesap kat ihtarının yapılmış olması gerektiğini,  bu işlem gerçekleştirilmeden takibin başlatılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, mahkemenin aydınlatılması için ilgili kredi sözlemesinin ve usulsüz yapılan ihtarnamenin bilirkişi incelemesiyle analiz edilmesini talep ettiklerini savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, hukuki niteliği itibari ile ticari kredi kullanımına dayalı alacaktan  kaynaklanan icra takibine yapılan itirazın iptali davasına ilişkindir. ...sayılı dosyası getirtilerek dosyamız içine konmuştur. İcra takibi incelendiğinde, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiği borçluların  borca ve ferilerine itiraz ettikleri, hem icra takibine itirazın hem de iş bu itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı banka, davalı borçlu ... Şti'ne Genel Kredi Sözleşmesi ve ticari kart sözleşmesi kapsamında kredi kullandırıldığını, diğer davalıların ise  kredinin müteselsil kefili durumunda olduklarını, kredi geri ödemesinin yapılmaması nedeniyle davalılara noter aracılığıyla hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini ve ardından icra takibi başlattıklarını iddia etmiştir. Davalılar ... Şti'ne ve ...'e usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen dosyaya cevap vermedikleri görülmüştür. Davalı ... ise; yapılan hesap katı ve ihtarnamenin usule aykırı olduğunu, kefalet için eş rızasının geçerlilik şartı olduğunu, davaya konu sözleşmede eş rızasının bulunmadığını, temerrüt faizine ve tüm ferilere ilişkin de yapılan hesaplamanın usule aykırı olduğunu savunmuştur. Tarafların bildirmiş olduğu kayıt ve belgeler toplandıktan sonra bankacı bilirkişiden rapor aldırılmıştır. Dosyaya sunulan 28/10/2019 tarihli rapor ve tarafların itirazı üzerine aldırılan 09/03/2020 tarihli rapor uyarınca; davacı banka ile davalı borçlu  ... Ltd. Şti. arasında  Genel Kredi Sözleşmesi ve  ticari kart sözleşmesi bulunduğu, davalılar ... ve ...'ün ise bu sözleşmelerin müteselsil kefili durumunda oldukları, sözleşmenin 08/12/2015 tarihinde revize edilmiş olduğu ve kefillerin bu sözleşmede imzalarının bulunduğu, 11/04/2013 tarihinde Türk Borçlar Kanununun 584.maddesinde yapılan değişiklikle ticari krediler yönünden kefaletlerde eş rızasının aranmayacağı düzenlemesinin yapıldığı, buna göre davalılar ... ve ...'ün kefaletlerinde eş rızasına gerek olmadığı ve yapılan alacak hesabının sözleşmedeki kefalet limitleri içinde kaldığı, ödemelerin aksatılması nedeniyle asıl borçlu ve kefillere 20/07/2017 tarihinde noter aracılığı ile hesap kat ihtarnamesi  keşide edildiği, borcun ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından hesabın kat edilerek davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığı, takip tarihi itibariyle davacı bankanın 44.970,60 TL asıl alacak, 776,49-TL işlemiş toplam faiz, 38,82-TL toplam BSMV, 234,11 TL temerrüt faizi, 1,76 TL bunun gider vergisi, 32,14 TL masraf olmak üzere 46.064,92 TL TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı görülerek bu tespitlere göre davanın kısmen  kabulüne karar verilmiştir.\"  gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin  (44.970,60-TL asıl alacak, 776,49 TL işlemiş faiz, 38,82-TL gider vergisi, 235,11 TL temerrüt faizi, 11,76-TL bunun gider vergisi, 32,14-TL masraf olmak üzere) toplam 46.064,92-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren yıllık  %25,20 oranında faiz ve %5 oranında gider vergisi uygulanmasına, alacak likit ve  itiraz haksız olduğundan alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen alınıp davacı tarafa verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar ... ve...Ltd. Şti.vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... ve ...Tic.Ltd. Şti.vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı/borçluya, taksitli kredi sözleşmesine istinaden kredi verildiğini,  davalının imzalamış olduğu sözleşmeden dolayı verilen kredi borçlarını ödemeyince hesabının kat edilerek, ihtarname gönderildiğini,  hesap katı ve ihtarnamenin  usule ve yasaya aykırı olduğunu, eşin rızasının geçerlilik şartı olup, kefalet sözleşmesinin rızanın olmaması halinde geçersiz olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/1302 Esas, 2016/7385 Karar sayılı kararının bu yönde olduğunu, kararda belirtildiği üzere işbu davadaki gibi eşin muvafakati olmadan imzalanan genel kredi sözleşmesi kefaletinin geçerli kabul edilmediğini, işlemiş olan temerrüt faizine ve tüm fer'ilerine usule aykırı olarak yapılan ihtarnameden ötürü itiraz ettiklerini,  davacının sunmuş olduğu dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususların yasal dayanaktan yoksun, somut delile dayanmayan iddialardan ibaret olduğunu, söz konusu borcun henüz muaccel olmadan takibin başlatıldığını, bahse konu alacak dolayısıyla takip başlatılabilmesi için öncelikle hesap kat ihtarının yapılmış olması gerektiğini, bu işlem gerçekleştirilmeden takibin başlatılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bu duruma rağmen davanın kabul edilerek likit olmamasına rağmen icra inkar tazminatına mahkum edilmesinin kanuna ve içtihatlara aykırı bir durum  olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca,  kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının asıl borçlu ve müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili taleplerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ... ve ....Ltd.Şti.vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalılar aleyhine  45.091,12 TL asıl alacak, 2.891,45 TL TL işlemiş faiz, 144,57 gecikme faizinin %5 TL gider vergisi, 235,11 TL temerrüt faizi, 11,76 TL temerrüt faizinin %5 gider vergisi ve 32,14 TL masraf toplamı olmak üzere toplam 48.406,15 TL alacak yönünden 08.08.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalılar  tarafından  borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar, davalı müteselsil kefil ... ve davalı asıl borçlu şirket tarafından istinaf edilmiştir.TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Dosya kapsamının incelenmesinden;  asıl borçlu davalı şirket ile davacı arasında 08.12.2015 tarihli  ve 1.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi ile 08.12.2015 tarihli  ticari kart sözleşmesi yapıldığı, ticari kart sözleşmesine ayrı bir kefalet sözleşmesi ile davalı ...'ün  200.000 TL limitle müteselsil kefil olduğu, genel kredi sözleşmesi ne ise yine ayrı bir kefalet sözleşmesi ile müteselsil kefil olduğu,  sözleşmenin el yazısıyla, miktar belirtilerek imzalandığı, buna göre TBK'nın  583/1 maddesine göre davalı ...'ün  müteselsil kefaletinin geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Davalı ...'ün, 08.12.2015 olan sözleşme tarihinde ticaret sicil kayıtlarına göre asıl borçlu  şirket ... Ltd.Şti.'nin aynı zamanda ortağıdır. Bu durumda TBK'nın 584/3 maddesi uyarınca  eş rızası aranmamakta olup bu nedenle davalı vekilinin eş rızası bulunmadığından kefaletin geçersiz olduğu yönündeki  istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dava konusu genel kredi  sözleşmesi ve ticari kart sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçlu şirketin kullandığı  taksitli kredinin taksitlerinin geri ödeme süresi içinde ödenmemesi üzerine davacı tarafından 20.07.2017 tarihi itibariyle kredi hesabının kat edildiği, kat ihtarı ile alacağın muaccel hale geldiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi asıl borçlu - kefil ayırmadan tebliğ evrakları olmadığından  kat tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi hesaplamıştır. Her ne kadar kat ihtarının tebliğ evrakları dosya kapsamında bulunmamakta ise de, bilirkişi tarafından da belirtildiği üzere  sözleşmede ayrı bir temerrüt faiz oranı kararlaştırılmadığı, temerrüt dönemi için de akdi faiz işletildiği anlaşıldığından, tebliğ evraklarının bulunmaması sonuca etkili görülmemiştir. Bu sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup davalılar ... ve ... Ltd.Şti.vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalılar  ... ve ... Ltd.Şti.  vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b 1 maddesi uyarınca, davalılar  ... ve ... San. Ve Tic.Ltd.Şti.vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalılar ... ve ....Şti.vekilince yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 2.360,02 TL istinaf karar harcının davalılar ... ve ....Şti'nden tahsili ile  Hazineye gelir kaydına,3-Davalılar ... ve ....Şti. tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.31.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8d79583e31e6377b","SID":"c7e5747a19839a9c"}}