{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br> ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ<br>  <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İncelenen Kararın<br>Mahkemesi\t: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>Tarihi: 07/12/2020<br>Davanın Türü: Asıl dava ve karşı dava - İtirazın İptali (Eser Sözleşmesi) (Asıl dava Antalya 4. İcra... Esas / Karşı dava Antalya 11. İcra ... )<br>Karar Yazım T 05/11/2024<br><br>İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü;<br>I. DAVA<br>Davacı vekili açtığı dava ile, taraflar arasında Güneş Enerjisi Santralleri (GES) ile ilgili olarak, ayrıntıları belirtilen işlerin davacı yüklenici tarafından proje başına 22.500 Euro'dan toplam 495.000 Euro iş bedeli karşılığında yapılması hususunda sözleşme imzalandığını, iş bedeline KDV'nin ilave edileceğini, davacının sözleşme gereği tüm yükümlülüklerini yerine getirerek düzenlediği faturayı davalı tarafa teslim ettiğini, davalı firma muhasebe şefi tarafından cari teyidin mail ortamında yapıldığını, davalının bu faturayı ticari defterlerine işlediğini ve süresi içerisinde itirazda bulunmadığını, bakiye iş bedelinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalı borçlunun hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli şekilde itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>II. CEVAP VE KARŞI DAVA<br>Davalı vekili cevabı ve açtığı karşı dava ile, enerji yatırım şirketi olan davalının ... İli ... İlçesinde çağrı mektubu almış 22 adet projeyi satın aldığını, bu projelerin hayata geçirilebilmesi için bir ... firması olan davacı şirketle çalıştıklarını, taraflar arasındaki tek hukuki ilişkinin 26/05/2015 tarihli sözleşme olmadığını, davacının 10 adet santralin saha uygulama ve montajını da kısmen yaptığını, davanın tarafları ve dava dışı Alman bir ihracat firması arasında yapılan sözleşmeler doğrultusunda, santral için gerekli malzemenin ihracatçı firma tarafından tedarik edileceğini ve davacı şirketin de ihracatçı firmanın alt yüklenicisi konumunda uygulama ve montaj işlerini yapacağını, davalı şirketin montaj ve malzeme bedelini ihracatçı şirkete ödeyeceğini, davacının sözleşmelerden kaynaklanan edim yükümlülüklerini de santrallerin kurulumu için yüklendiği taahhütlerini de gereği gibi yerine getirmediğini, sözleşmeye aykırı olarak yapmadığı işler, hatalı ve eksik işler nedeni ile davalıyı yüklü miktarda zarara uğrattığını, bu işlerin davalı tarafından başka firmalara yeniden yaptırıldığını ve bu firmalara bedellerinin ödendiğini, davacının, davalı şirketin eski yönetim kurulu üyesi ve diğer dava dışı kişilerle iş birliği halinde davalı şirketten haksız menfaat elde etmek üzere bir yapılanmanın içinde yer aldığını ve kasten davalı şirketin zarar görmesine sebep olduğunu, bu hususta şikayetleri üzerine devam eden bir ceza soruşturması bulunduğunu, davacı şirketin davalı şirketten talep edebileceği hiçbir alacağı bulunmayıp, aksine borcunun bulunduğunu belirterek, aleyhlerine açılan davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiş olup, karşı dava yönünden ise, açıklanan nedenlerle zarara uğrayan karşı davacı şirketin 01/10/2017 tarihine kadar tespit edilebilen zararlarının bir kısmının tazmininin davalı şirketten talep edildiğini ve düzenlenen faturaya dayalı alacak için başlattıkları icra takibine karşı davalı borçlunun haksız şekilde itiraz ettiğini belirterek, karşı davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Karşı davalı vekili karşı davaya cevabında, karşı davalı tarafından, karşı davacıya hiçbir santral kurulum ve hiçbir imalat sözleşmesi yapılmadığından, husumet itirazlarının olduğunu, karşı davalının sözleşme ile kurulum hizmeti verdiği firmanın dava dışı ... Firması olduğunu ve bu firmanın karşı davacıyla sözleşme imzaladığını, dava dışı firmayla kendi arasındaki sözleşme uyarınca karşı davalının işlerini teslim ettiğini, ücretini aldığını ve ibralaştığını, dava dışı firmanın bir ayıp ihbarının olmadığını ve santrallerin çalıştığını, karşı davacının santral kurulumları konusunda muhatabının dava dışı ... Firması olduğunu, bu firma ile karşı davacı arasında iş tesliminin imzalandığını ve ibralaşıldığını, bu sebeple dava dışı firmaya karşı, karşı davacının dava açmadığını ve ayıp ihbarında bulunmadığını, açıklanan nedenlerle karşı davalıdan bedel talebinde bulunulmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk derece mahkemesi, her iki tarafın da ticari defter ve belgelerini inceleme için ibraz ettikleri, her ikisinin ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulduğu, taraflar arasında ticari ilişkinin defterlerde takip edildiğinin ve davacı/ karşı davalının başlattığı icra takip tarihi itibariyle kayıtların bir biri ile uyumlu olduğu, takip tarihi itibariyle davacı/ karşı davalının defterlerinde bakiye 61.853,61 Euro alacaklı olduğu, davalı/ karşı davacı tarafından takip tarihinden sonra düzenlenen 64.238,88 Euro bedelli faturanın defterlerinde kayıtlı olmadığı, yapılan işin eser sözleşmesi olması nedeniyle TBK'nın 470 vd. maddelerindeki hükümlerin uygulanması gerektiği, eser sözleşmelerinde, iş sahibinin borcunun iş bedelini ödemek (TBK'nın 479/1.md.),  yüklenicinin borcunun ise, eseri iş sahibinin amacına uygun, haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmekten (TBK'nın 471/1) ibaret olduğu,  eser sözleşmesinde ayıba dair hükümlerin TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlendiği, TBK'nın 474/1. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip, varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerektiği, -tacirler arasında olsa dahi eser sözleşmesinde ayıp ihbarının yapılmasının herhangi bir şekle tâbi olmadığı, ihbarın hukuki işlem değil, hukuki işlem benzeri bir fiil olduğundan TBK’nın 474. ve 477. maddelerinde belirtilen sürelerde yapılıp yapılmadığı hususunun tanık dahil her türlü delille kanıtlanabileceği, TBK 477'ye göre, eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra yüklenicinin her türlü sorumluluktan kurtulacağı, ancak kasten gizlenen veya usulüne uygun göz geçirme ile fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğunun devam edeceği, iş sahibi gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılacağı, ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibinin bunu gecikmeksizin yükleniciye bildirmesi gerektiği, aksi halde eseri kabul etmiş sayılacağının kanun koyucu tarafından belirlendiği, bu düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davalı karşı davacı, davacı karşı davalının 2016 yılı Ağustos ayında, yükümlendiği tüm işleri yarım bırakarak işten el çektiğini belirttiği, (karşı dava talepli cevap dilekçesinde, tedaş projelerinin teknik ve fen kurallarına uygun hazırlanmaması nedeniyle tadilat onay proje bedellerinin ödeme tarihleri 15/07/2016 olmasına rağmen) dolayısıyla gizli ayıpların varlığını bu tarihte öğrendiğinin kabulü gerekeceği, bu tarihten itibaren 6098 Sayılı TBK'nın 477/3. maddesi gereğince derhal davacı/ karşı davalıya ihbarda bulunması gerekirken, davacı/ karşı davalının bakiye iş bedelini talep etmesi üzerine gizli ayıbı öğrenmesinden itibaren yaklaşık üç aydan fazla süre geçtikten sonra 02/12/2016 tarihli cevabi ihtarnamesi ile bildirdiği, bu halde davalı/ karşı davacı gizli ayıpları öğrenmesine rağmen, derhal davacı/ karşı davalıya ihbarda bulunmadığından eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılması gerektiği, bedelin likit olduğu, bedel konusunda bir ihtilaf olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile, davalının Antalya 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında asıl alacağa yaptığı itirazın iptali ile, takibin 241.339,79 TL asıl alacak üzerinden devamına, 241.339,79 TL asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın reddine, şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermiştir. <br>IV. İSTİNAF <br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl ve karşı davada verilen kararlara karşı süresi içinde davalı/ karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>B. İstinaf Nedenleri<br>Davalı / karşı davacı vekili, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmeler ve davacı / karşı davalı tarafın bu sözleşmelere dayalı yükümlülüklerinin eksik ve hatalı şekilde değerlendirildiği, ortada iki sözleşmenin mevcut olduğu, 26/05/2015 tarihli ilk sözleşmenin davacı / karşı davalının yüklendiği teknik ve idari takip işlerine ilişkin olup, 10/03/2016 tarihli ikinci sözleşme ile yükümlenilen işlerin ise sahada yapılan imalat (kurulum) işleri olduğu, davacı / karşı davalının saha işlerini bırakıp gitmesinin ilk sözleşme yönünden herhangi bir belirlemeye esas alınamayacağı, diğer yandan yüklenicinin ikinci sözleşme ile yüklendiği sahadaki kurulum işlerini bırakıp gitmesinin gizli ayıpların öğrenildiği bir tarih olarak değil, yüklenicinin temerrüde düştüğü tarih olarak belirlenmesi gerektiği, 2016 yılının Kasım ayı sonunda öğrenilmiş olan projeye aykırılık durumunun her iki sözleşme konusu işlerin hatalı yapıldığını ortaya çıkardığı, bu bağlamda ayıp ihbarının zamanında yapıldığı, ikinci sözleşme yönünden ise, ayıp değil, temerrüt ve sözleşmeye aykırılık hükümlerinin uygulanması gerektiği, teslimi yapılmayan işler için ayıp hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığı gibi, bu işlerin kabul edilmiş sayılmasının da mümkün bulunmadığı, delilleri toplanmadan ve bir kısım delilleri incelenmeden hüküm kurulduğu, ceza soruşturması dosyasının incelenmediği ve akıbetinin beklenmediği, şirketlerinin eski genel müdürü ... davanın ihbarı taleplerinin dikkate alınmadığı, davacı/ karşı davalı şirketin 10/03/2016 tarihli sözleşme ile yapmayı taahhüt ettiği ve bedelini aldığı işleri yapmayarak karşı davacı şirkete verdiği zararı tazmin etmekle yükümlü olduğu, karşı davanın neden reddedildiğine dair bir gerekçe açıklanmadığı gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. <br>C. Gerekçe <br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Asıl dava ve karşı dava, İcra İflas Kanununun 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Davalar bir yıllık hak düşüm süresi içerisinde açılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı/ karşı davalı yüklenici, davalı / karşı davacı ise iş sahibidir.<br>2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı<br>İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>3. Değerlendirme <br>3.1. Taraflar arasında, iş sahibi şirketin izinlerini aldığı ... İlindeki 22 adet GES ile ilgili olarak, sözleşmenin ikinci maddesinde sekiz başlık halinde belirtilen, haritaların, plankatolerin, projelerin hazırlanması, bir kısım hazırlık ve idari işlerin vb. işlerin yüklenici şirket tarafından 495.000 Euro iş bedeli karşılığında yapılması hakkında, 26/05/2015 tarihli eser sözleşmesinin imzalandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. <br>3.2. İş sahibi şirket, 26/05/2015 tarihli sözleşme dışında, yüklenicinin 10 adet santralin saha uygulaması ve montajı işlerinin yapılmasını da üstlendiğini, santral için gerekli malzemeleri tedarik eden dava dışı Alman uyruklu bir ihracat firması ile davanın tarafları arasındaki sözleşmeler gereğince, yüklenici şirketin, dava dışı ihracat firmasının alt yüklenicisi konumunda santrallerin uygulama ve montaj işlerini yapacağını, ayrıca davanın tarafları arasındaki 10/03/2016 tarihli sözleşme ile montaj işlemi yapma konusunda iş sahibine karşı taahhütte bulunduğunu ileri sürmektedir. Yine, iş sahibi şirket tarafından, yüklenici şirketin her iki sözleşmedeki edimlerini eksik ve ayıplı olarak ifa ettiği, 2016 yılı Ağustos ayından sonra işleri yarım bırakarak gittiği, bu işlerin başka firmalara yaptırılmak ve tamamlattırılmak zorunda kalındığı, santrallerin 2017 yılının muhtelif aylarında çalışır duruma getirilerek, devreye alındığı iddia edilmekte ve savunulmaktadır. <br>3.3. Yüklenici şirket ise, iş sahibi şirketle aralarında santral kurulumu ve imalat hususunda sözleşme bulunmadığını, iş sahibi şirketle dava dışı Alman uyruklu ... Firması arasında santral kurulumu için sözleşme imzalandığını, yüklenici şirketin, dava dışı bu firma ile arasındaki sözleşme gereğince, alt yüklenici olarak işleri tamamlayarak teslim ettiğini ve dava dışı firma ile ibralaştıklarını, santrallerin çalışır durumda olduğunu ve işle ilgili herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını ileri sürmekte ve savunmaktadır. <br>3.4.Eser sözleşmesi fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça, sözleşme imzalandıktan sonra, sözleşme kapsamında yapılan işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilir. Bu karinenin aksinin yazılı delillerle ispatlanması gerekir. Somut olayda, taraflarca 26/05/2015 tarihli sözleşmenin feshedildiği ileri sürülmemiştir. Taraf vekillerinin beyanları ve dava konusu işle ilgili olarak düzenlenen geçici kabul tutanakları dikkate alındığında, işin tamamlandığı ve 2017 yılı içerisinde santrallerin faaliyete geçtiği anlaşılmaktadır. İş sahibi tarafından, yüklenicinin yarım bıraktığı ileri sürülen işlerin başka firmalara yaptırıldığı ve tamamlattırıldığı ileri sürülmüş ise de, bu konuda delil tespiti yaptırıldığına dair bir delil sunulmamıştır. Belirtilen karine gereği tamamlanan işi yüklenicinin yaptığı, iş sahibinin ise karinenin aksini yazılı delillerle ispatlayamadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Zira, iş sahibi tarafın, 26/05/2015 tarihli sözleşmeye konu işlere ilişkin olarak, işin başka firmalara yaptırıldığı iddiasına dair fatura ve ödeme belgeleri karinenin aksini ispata elverişli bulunmamaktadır. <br>3.5. Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde, serbest muhasebeci/mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 29/04/2019 tarihli bilirkişi raporu ile, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, yüklenicinin ticari defter kayıtlarına göre, başlattığı icra takip tarihi olan 18/04/2017 tarihi itibariyle iş sahibinden 314.706,42 TL alacaklı olduğunun görüldüğü, iş sahibinin ticari defter kayıtlarına göre ise, takip tarihi olan 18/04/2017 tarihi itibariyle 61.853,61 Euro borçlu olduğunun görüldüğü, iş sahibinin takip tarihinden sonra düzenlediği 64.238,88 Euro bedelli faturanın yüklenicinin kayıtlarında olmadığı bildirilmiştir. Yüklenici tarafından, iş sahibi aleyhine Antalya 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinde, 61.853,45 Euro'nun kur karşılığı olan 241.239,79 TL alacağın tahsili talep edilmiş olup, takip talebinin ekinde belirtilen tutarı içeren cari hesap ekstresi, iş sahibi şirketin muhasebe yetkilisi olduğu belirtilen ... tarafından gönderildiği ileri sürülen cari hesap mutabakat mesajı ve ihtarname suretleri sunulmuştur. İş sahibinin söz konusu faturalara itiraz ettiği ve iade ettiğine dair dosyaya delil sunulmamıştır. Dolayısıyla, tarafların birbiriyle uyumlu ticari defter kayıtlarına göre, asıl davaya konu icra takip tarihi itibariyle yüklenici şirketin iş sahibi şirketten 61.853,45 Euro tutarında alacağının mevcut olduğu hususunun ispatlandığı sonucuna ulaşılmaktadır.<br>3.6. Taraflar arasındaki 26/05/2015 tarihli sözleşmede, 10 adet GES projesi ile ilgili malzeme temini ve montaj işlerinin yüklenici tarafça yapılması kararlaştırılmamıştır. Davalı / karşı davacı iş sahibi vekilinin sunduğu cevap / karşı dava dilekçesinde, karşı davalı yüklenici şirketin 10 adet santralin saha uygulaması ve montajı işini dava dışı ihracatçı firmanın alt yüklenicisi olarak yapacağı, iş sahibi şirketin montaj ve malzeme bedelini ihracatçı şirkete ödeyeceği açıkça belirtilmiştir. Davanın tarafları arasında imzalanan ve mevcut sözleşmeye ilave olarak hazırlandığı belirtilen 10/03/2016 tarihli \"Sözleşme Açıklama Tutanağı\" başlıklı belgede, arazi tesviyesi ve yol yapımı için gerekli ilave maliyetin yükleniciye ödeneceği belirtilmiş ise de, 10 adet santralin montaj işleri ile ilgili iş bedelinin iş sahibi tarafından yükleniciye ödenmesi ve iş bedelinin miktarı hususlarında bir düzenleme yer almadığından, 10 adet santralin malzeme temini ve montajı hususunda davanın tarafları arasında sözleşme ilişkisi kurulduğunun kabulü mümkün değildir. Dolayısıyla, belirtilen iş yönünden dava dışı firmanın alt yüklenicisi konumunda olan yüklenici şirket, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince dava dışı firmaya karşı sorumlu olup, davacı iş sahibi ile santral kurulum ve montaj işi nedeniyle alacak - borç ilişkisi, ayrıca eksik ve ayıplı imalattan sorumluluğu hukuken söz konusu olamayacaktır. <br>3.7. İş sahibi şirket tarafından, yüklenici şirkete noter aracılığıyla keşide edilen 02/12/2016 tarihli cevabi ihtarname ile, 26/05/2015 tarihli sözleşmeye ilişkin olarak süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu kabul edilse dahi, projenin sahaya uygun olmadığına yönelik ayıplı imalatlarla ilgili olarak, dosyada mevcut 19/10/2015 tarihli \"tutanaktır\" başlıklı belge ve 10/03/2016 tarihli \"sözleşme açıklama tutanağı\" başlıklı belge içeriklerinden, proje revizesini gerektiren durum ve sonuçları hususunda yüklenicinin iş sahibini bilgilendirdiği ve yüklenicinin bu durumdan sorumluluğunun olmayacağının açıkça belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, sözleşme konusu işe ilişkin santrallerin çalışır durumda olduğunun da taraflarca kabul edilmesi gözetilerek, yapılan işlerin niteliği, miktarı ve bedeli yönünden mahallinde keşif yapılmasına ve teknik bilirkişi incelemesi yaptırılmasına lüzum ve gerek bulunmamaktadır. <br>3.8. İtirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır. İş sahibi şirket tarafından yüklenici şirket aleyhine başlatılan ve karşı davanın konusu olan Antalya 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında takibin dayanağı olarak takip talebi ekinde, tek sayfadan ibaret muavin defter sureti sunulmuştur. Bu muavin defter suretinde, \"... A.Ş. / Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle\" açıklamasını içeren 01/10/2017 tarihli ve 64.238,88 Euro tutarlı fatura kaydı yer almaktadır. Önceki bentlerde yapılan açıklamalar dikkate alındığında, karşı davalının ticari defterine kayıtlı olmayan ve iş sahibi aleyhine başlatılan takip tarihinden sonra düzenlenen faturaya konu alacağın mevcudiyetinin, karşı davalı iş sahibi tarafından usulünce ispatlanamadığı sonucuna ulaşılmaktadır. <br>3.9. İş sahibi şirket tarafından, iş sahibi şirketin eski genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olduğu belirtilen ... ile yüklenici şirketi fiilen idare ettiği belirtilen ... , birlikte hareket etmek suretiyle suç teşkil eden eylemleri neticesinde iş sahibi şirketin zarara uğramasına yol açtıkları ileri sürülmüştür. İş sahibi şirketçe, adı geçen şüpheliler hakkında dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma eylemlerinden dolayı şikayette bulunulması sonucu başlatılan ceza soruşturmasının neticelenmesinin beklenilmesi gerektiği hususu istinaf sebebi yapılmıştır. Ceza soruşturma dosyası içeriği de dikkate alındığında, şüphelilere isnat olunan eylemlerin sübutu ve mahkumiyetlerine karar verilmesi halinde dahi, bu kişilerin şahsi sorumluluklarının gündeme gelme ihtimalinin olması ve ceza soruşturması sonucunun tarafların alacak - borç durumuna etki etmesinin söz konusu olmaması nedeniyle, mahkemece ceza soruşturmasının sonuçlanmasının beklenilmemesinde bir isabetsizlik olmayıp, belirtilen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>3.10. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin istinaf incelemesine konu kararında, dosyadaki mevcut delillere göre yaptığı değerlendirmeye ve takdire göre, mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı yapılan istinaf incelemesi sonucu anlaşılmakla, davalı / karşı davacı vekilinin asıl dava ve karşı davada verilen kararlara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>V. KARAR<br>1)Davalı / karşı davacı vekilinin hem asıl ve hem karşı davaya yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2)Asıl dava bakımından alınması gerekli 16.485,92 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 4.121,48 TL harcın mahsubuyla bakiye 12.364,44 TL harç ile karşı dava bakımından alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubuyla bakiye 368,30 TL harcın toplamı olan 12.732,74 TL harcın davalı / karşı davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>3)Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 05/11/2024 tarihinde HMK'nun 362. maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>...<br> <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4e72d10718102ed8","SID":"29fe5d50e3208a01"}}