{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/709 Esas <br>KARAR NO:2024/1762 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/12/2021<br>NUMARASI:2019/964 Esas -  2021/966 Karar<br>DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ:07/11/2024 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalılar arasında 06.06.2015 tarihinde ... A.Ş'nin kayıtlı sermayesinin tümünü temsil eden 10.000.000 adet payın devralınması konusunda bir Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi imzalandığını, davalıların kendi iş, işlem ve eylemleri nedeniyle sözleşmenin imza tarihinden önce ortaya çıkan ve sözleşmedeki kapanış tarihinden sonra sonuçlanarak şirketin ödemek zorunda kaldığı tutarlara istinaden müvekkillerinin çeşitli tarihlerde ve tutarlarda tazmin ettiklerini ve bazı durumlarda da doğrudan şirket yerine kendilerinin ödeme yaptıklarını, davalıların bu yükümlülüklerini yerine getirmemeye başladıklarını, müvekkillerinin davalılara yönelttiği uyarılarının ve taleplerin sonuçsuz kaldığını, davalıların haksız ve mesnetsiz cevaplarla yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçındığını, müvekkillerine ödemekle yükümlü oldukları vergi ve bağlantılı (ceza, faiz vs.) tutarları ödemeyi de haksız bir şekilde reddettiklerini, davalıların müvekkillerinin tazmin etmekten imtina ettiği konuların iki başlık altında toplandığını, bunların Sözleşme'deki Kapanış Tarihinden Sonra Biten Yasal Süreçlere Dair Tutarlar ve Sözleşme'deki Kapanış Tarihinden Sonra Şirket'in Ödediği Vergi (Ceza, Faiz vs.) tutarları olduğunu, davalılara hisse devriyle ilgili yapılması gereken ödemelerin 28.09.2015 tarihinde tamamlandığını, kapanış tarihinin 28.09.2015 olduğunu, Sözleşme'nin 11.1. maddesi uyarınca, davalıların kapanış tarihi 28.09.2015'den önce ortaya çıkmış/ başlamış ve kapanış tarihinden sonra karara bağlanarak Şirket'in ödemelerini yapmak zorunda kaldığı çeşitli tutarları müvekkillerine veya doğrudan ilgili mercie ödemiş olduklarını, tazmin edilen tutarların toplamının 74.390,42.-TL olduğunu, davalıların yükümlülüklerini bu şekilde ifa etmesinin dava tarafları arasında bu konuda bir ihtilaf olmadığını teyit ettiğini, sözleşme m. 11.1/c uyarınca, amme alacaklarına ilişkin tazminat ödeme yükümlülükleri hariç tutulduğunda davalıların müvekkillerine sözleşmeden doğan tazminat ödeme yükümlülüklerinin toplamının 2.500.000 TL'yi aşmayacağını, henüz bu eşik değerine ulaşılmamışken, ortada hiçbir sebep olmamasına ve davalılar tarafından da hiçbir sebep ileri sürülmemesine rağmen davalıların yükümlülüklerini ifa etmemeye başladığını, dava tarihi itibariyle, davalıların müvekkillerine tazmin etmekle yükümlü olduğu  toplam tutarın faiz hariç 254.155,10 TL olduğunu, Sözleşme'nin 11.1. maddesinin (b) bendi uyarınca, \"Kapanış Tarihinden önceki döneme ilişkin tüm vergi, resim, harç ve sigorta primleri ile vergi cezaları, faizler ve masrafların\" davalıların müvekkillerine karşı tazminat yükümlülüğü kapsamında olduğunu, davalıların müvekkillerine tazmin etmesi gereken 860.967,74.-TL'yi bugüne kadar tüm uyarı ve ihtarlara rağmen ödemediğini, bu işlemlerin 20.05.2015-25.06.2018 tarihleri arasındaki muhtelif işlemler olduğunu, davalıların müvekkilleri tarafından ödenen vergi ve sair tutarları tazmin etmemelerinin sebebi olarak, Sözleşme Ek-E'ye eklenen Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 20.05.2015 tarihli ve ... sayılı yazısı sayesinde, \"ödeme emrine konu olan vergi borcuna dair iş ve işlemlerin müvekkillerine açık bir şekilde ifşa edilmiş olduğundan bahisle, davalıların müvekkillerine karşı hiçbir sorumluluğu bulunmadığı” hususuna dayandıklarını ve bu nedenle bugüne kadar müvekkillerine tazmin etmediğini, fakat sözleşmenin eki olan Ek-E'de ifşa mektubunun bulunmadığını, ifşa mektubunun şirket hisselerinin alım satımı kapsamında yurtdışında da “...\" adı altında uygulamada yerleşik olan, Türk Hukuku açısından taraflar arasındaki sözleşmenin ve somut olayın şartlarına göre bir sorumsuzluk anlaşması, sulh sözleşmesi veya ibra niteliğinde bir belge olduğunu, hisse alım satım sözleşmesi kapsamında hisselerini satanların \"Satıcının beyan ve taahhütleri\" ile sözleşmeye konu olan işletmenin sahip olduğu ileri sürülen niteliklerinin gerçekten var olduğunu hisseleri alanlara taahhüt ettiğini, ifşa mektubunun ise, hisselerini satan kişilerin ileriye dönük olarak, sorumluluklarını sınırlandırıp kendilerini koruyabilmeleri için kendi beyan ve taahhütlerinin istisnalarını alıcılara açıkladıkları bir belge niteliğinde olduğunu, ifşa mektubunun hisse alım satım sözleşmesinin imza tarihinden önce mevcut olan veya ileride gerçekleşeceği kesin, sonucu ve etkisi belirli olan konuları içerdiğini, sorumluluk tutarı ve sınırı belirlenebilecek durumda bir konu olmadan \"şu mevzudan dolayı ileride çıkabilecek her türlü karardan dolayı ne kadar risk çıkarsa hepsi alıcının sorumluluğundadır\" şeklinde bir ifşanın geçerli olmayacağını, hiçbir alıcının ucu bucağı belli olmayan ve ölçülemeyen bir riske onay vermesinin beklenemeyeceğini, bunun ticaretin ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ifşa mektubunda satıcıların beyan ve taahhütlerinin istisnası olarak belirtilen hususların hisseleri alacak kişilefin risk değerlendirmesi yapabilmesine elverişli olacak şekilde ve netlikle, somut ve ölçülebilir şekilde açıklanması gerektiğini, bu şekilde hisseleri alacak kişiler mantıklı ve hakkaniyetli bir şekilde bir değerlendirme yapabileceklerini ve ifşa mektubundaki istisnaları kabul ettiklerinde taraflar arasında somut olayın şartlarına göre bir sorumsuzluk anlaşması veya sulh sözleşmesinin meydana geleceğini, ifşa mektubunun hisselerini satan kişilerin hisse alım satım sözleşmesindeki hangi beyan ve taahhütlerine istinaden, hangi istisnaların söz konusu olduğunu, hisse alım satım sözleşmesindeki ilgili beyan ve taahhüt maddelerine doğrudan atıfta bulunarak açıkladığını, açıklanan bu şartların hukukun ve mantığın gereği olduğunu, bu nedenle Türkiye'de ve dünya genelinde yerleşik olarak uygulandığını, hisseleri alanlar için sonradan oluşacak yükümlülüğün ne olduğu ve nasıl halledileceğinin ifşa Mektubu'nda belli olduğunu, alıcıların bu bilgilere istinaden kabul beyanında bulunduğunu, davaya konu Sözleşme'de açıklanan bu şartların hiçbiri bulunmadığını, belirtilen kriterlere uygun bir ifşa mektubu olması bir yana, ortada bir ifşa mektubu olmadığını, bu durumun tam da Sözleşme'nin davalıların müvekkillerine karşı sorumluluğunu düzenleyen 11.1(a) maddesinin ifade ettiği durum olduğunu,  Şirket'in  Kapanış  Tarihi'nden önceki dönemdeki faaliyetlerinden kaynaklanan ve 5.1 ve 5.2 maddeleri kapsamında Alıcılar'a doğru ve eksiksiz olarak beyan edilmemiş olan hususlardan kaynaklanabilecek ve Resmi Makam'ın kararı ile kesinleşmiş olan doğrudan zarar, ziyan, masraf ve yükümlülükler'in davalılar tarafından tazmin edilmesi gerektiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak ve gerektiğinde sonradan ıslah haklarını kullanmak kaydıyla; ilk olarak müvekkillerinin zararlarının kısmen 20.000 TL için tazmin edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmistir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların alacak talebinin hiçbir mesnedi bulunmadığını, taraflar arasında gerçekleşen ... A.Ş. hisselerine ilişkin devir sözleşmesinde; müvekkillerinin  “Satıcı” davacıların ise \"Alıcı\" konumunda olduğunu, 06.06.2015 Tarihli Hisse Alım ve 4 Satım Sözleşmesinin 5.1. maddesinde \"Satıcılar ile ilgili Beyan ve Tekeffüller”in, 11. maddesinde ise “Satıcının Tazminat Yükümlülüğü”nün düzenlenmiş olduğunu, sözleşmenin; 5.1. Maddesinin 2. paragrafında; \"Alıcılar, Satıcıların beyan ve tekeffüllerinin Ek E'de yer alan 06.06.2015 Tarihli ifşa mektubunun ve Ek-D'de yer alan Özel İnceleme Raporu'nun içeriğine tabi olduğunu ve Satıcıların ifşa Mektubu ve Özel İnceleme Raporunda yer alan hususlara ilişkin olarak herhangi bir sorumluluğunun olmayacağını gayrikabili rücu kabul ve beyan ettikleri\" hususunun açıkça hükme bağlandığını, 11.2. Maddesinde; “Aşağıda belirtilen her nevi kayıp, yükümlülük veya gider (“Zararların”) hiçbir şekilde satıcılar tarafından tazmin edilmeyeceği\" nin açıkça hükme bağlandığını, sözleşmenin 11.2 maddesinin alt başlığında belirtilen 11.2.2. maddesinde ise; \"Talebin tutarına bakılmaksızın, basiretli bir alıcının neticelerini değerlendirmesine imkan verecek bir tarzda olmuk üzere kapanıştan önce İfşa Mektubu kapsamında liste halinde veya Özel İnceleme Raporu kapsamında Alıcılar'a ifşa edilmiş olan husus, konu, hal veya koşullar ile ilgili zararların\" satıcılar tarafından tazmin edilmeyeceğinin açıkça düzenlendiğini, sözleşmenin E Ekinde yer alan İfşa Mektubu'na göre; mektubun 3. maddesinde; \"İşbu İfşa Mektubu'nun Sözleşme'de belirtilen beyan ve tekeffüllerle ilgili istisnalar veya açıklamaları içerdiği” hususunun belirtildiğini, İfşa Mektubu'nun 2. sayfasının \"o\" başlıklı ilk paragrafında ise, satıcının tekeffüllerinin istisnaları arasında ifşa Mektubu\"nun 5 No'lu ekinde yer alan: \"İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Kağıthane Uygulama Genel Müdürlüğü tarafından Geçici ve Kurumlar Vergisine ilişkin Şirket'e gönderilmiş olan 20.05.2015 tarihli ve ... sayılı Resmi Yazısı” nın gösterildiğini, İfşa Mektubu'nun Ek-5'inde yer alan dava konusu vergi borcuna ilişkin iş ve işlemlerin kapsamını gösteren ve vergi risklerinin tespitine imkan sağlayan 20.05.2015 Tarihli Vergi Dairesi yazısının Alıcılara açık bir şekilde ifşa edilmiş olduğunu, Sözleşme hükümleri (5.1. 11.2 ve 11.2.2 maddeleri) kapsamında, davalıların, alıcılara karşı hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, diğer taraftan satıcıların hiçbir sorumluluğu olmadığını tespit eden sözleşme hükümleri hiç mevcut olmasaydı dahi dava konusu somut olayda satıcıların sorumluluğuna gidilmesinin yine de mümkün olmayacağını, Sözleşmenin 11.24 maddesinde; \"Alıcıların veya yöneticilerinin, çalışanlarının, temsilcilerinin, danışmanlarının veya acentelerinin kusurundan, ihmalinden, kasıtlı edimlerinden veya dikkatsiz veya kasıtlı ihmallerinden ötürü ortaya çıkmış olan Zararlarda\" da satıcının hiçbir sorumluluğunun olmadığının açıkça belirtildiğini, dava konusu olayda uyuşmazlık konusu vergi borcuna ilişkin tarhiyat sonrası uzlaşma ve dava haklarının alıcıların çalışanlarının ihmal ve kusurları nedeniyle engellenmiş olduğunu, alıcıların basiretli bir tacirden beklenmeyecek şekilde borca ilişkin gerekli itiraz prosedürünü takip etmediğini, bunun neticesinde de ... açısından önemli ölçüde hak kaybına sebebiyet verildiğini, belirtilen nedenlerle taraflar arasındaki Sözleşmenin 5.1., 11.2., 11.2.2 ve 11.2.4 maddeleri ile İfşa Mektubu gereğince, dava konusu vergi borcundan dolayı satıcıların hiçbir sorumluluğunun olmadığının sabit olduğunu, davacı şirkete Beyoğlu ... Noterliğinden gönderilen 04 Şubat 2019 Tarih, ... yevmiye no'lu İhtarname ile gerekli açıklamanın zaten yapıldığını, davacılara gönderilen Beyoğlu ... Noterliğinin 04 Şubat 2019 Tarihli İhtarnamesinin TBK'nın 97. maddesi gereğince \"Ödemezlik Def”i niteliğinde olduğunu, davacı tarafın —ihtarnamelerde belirtilen edimini yerine getirmeden, müvekkillerini ifaya zorlayamayacağını, mevcut durum karşısında; davacı tarafın 254.155.10 TL ye yönelik tazmin talebinin “ödemezlik def'i” nedeniyle yasal dayanaktan yoksun olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/12/2021 tarih ve 2019/964 Esas - 2021/966 Karar sayılı kararında;\".....Hisse devir ve garanti sözleşmeleri tüm taraflar arasında yapıldığı ve tüm davacı ve davalıların olayda hasım olduğu görüldüğünden, hüküm tüm taraflar hakkında kurulmuştur. Bu konuda taraflar arasında bir çekişme de bulunmamaktadır.Davacı tarafın dava dilekçesinde faiz talep etmediği, ıslah edilen miktar için ıslahla ticari faiz talep ettiği görülmekle, mahkememizce kabul edilen 253.027,02TL için ıslah tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan faiz türü olan avans faiziyle birlikte davanın kabulüne, geri kalan kısım yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,'' Davacının davasının KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİ İLE; Davanın 253.027,02 TL yönünden KABULÜNE, bu miktarın ıslah tarihi olan 21/05/2021 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile davalılardan müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, geri kalan kısım yönünden talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalıların yerine müvekkili tarafından ödenen vergi cezasının davalıların sorumluluğunda olduğunu,Sözleşme'nin Satıcının Tazmin Yükümlülüğü başlıklı 11.1. maddesinin (b) bendi uyarınca, \"Kapanış Tarihi'nden önceki döneme ilişkin tüm vergi, resim, harç ve sigorta primleri ile vergi cezaları, faizler ve masraflar\" Davalıların müvekkillere karşı tazminat yükümlülüğü kapsamında olduğunu,Davalıların, müvekkiller tarafından ödenen vergi ve sair tutarları tazmin etmemelerinin sebebi olarak, Sözleşme Ek-E'ye eklenen Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 20.05.2015 tarihli ve 10354 sayılı yazısı sayesinde, \"ödeme emrine konu olan vergi borcuna dair iş ve işlemlerin Müvekkillere açık bir şekilde ifşa edilmiş olduğundan bahisle, Davalıların Müvekkillere karşı hiçbir sorumluluğu bulunmadığı\"na dayandığını ve bu nedenle müvekkilleri tazmin etmediğini, .. A.Ş. hisselerinin Müvekkillere devredildiği ve Müvekkillerin ... A.Ş. adına haklara ve yetkilere sahip olduğu tarih 28.09.2015, dava konusu vergi alacağını doğuran süreci başlatan Zincirlikuyu Vergi Dairesi'nin yazısının tarihi ise Davalılar'ın ... A.Ş.'ye sahip olduğu 20.05.2015 olduğunu,Zincirlikuyu Vergi Dairesi'nin 20.05.2015 tarihli yazısında, Davalılar'a 2012-2013-2014 yıllarına dair uyarıda bulunulduğunu ve gerekli düzeltme işlemlerinin yapılması için 15 gün süre verildiğini, Ancak Davalıların, bütün yetki ve sorumluluğun kendilerinde olduğu tarihte, Zincirlikuyu Vergi Dairesi'nin yazısının gerekliliklerini yerine getirmediğini, vergi cezasının doğmasına kasıtlı davranışları ile sebep olduğunu ve 06.06.2015 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi'nin imzalanmasından önce de Müvekkillere \"Davalıların bu yazının gereğini yerine getirmediklerine dair\" hiçbir bildirimde bulunmadığını, nitekim, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı dosyasında da böyle bir bildirimde bulunulduğuna dair hiçbir delilin de davalılar tarafından sunulmadığını, Bir hisse alım satım sözleşmesi kapsamında hisselerini satanlar, “Satıcının beyan ve taahhütleri” ile; sözleşmeye konu olan işletmenin sahip olduğu ileri sürülen niteliklerin ve olguların gerçekten var olduğunu hisseleri alanlara taahhüt eder.İfşa mektubu ise, hisselerini satan kişilerin ileriye dönük olarak, sorumluluklarını sınırlandırıp kendilerini koruyabilmeleri için kendi beyan ve taahhütlerinin istisnalarını alıcılara açıkladıkları belge olduğunu, İfşa mektubunun işlevini yerine getirebilmesi için ilgili istisnaların detaylı ve spesifik bir şekilde açıklanması gerektiğini, dolayısıyla, hisseleri alacak kişilerin ifşa mektubundaki istisnaları okuduklarında risk değerlendirmesi yapabilmesi ve somut olayı ölçebilmesinin gerekli olduğunu,Dava dosyasında yer alan ifşa mektubu incelendiğinde,Davalıların Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 20.05.2015 tarihli yazısına ilişkin olarak alınan aksiyonlara veya bir aksiyon alınmamış olduğuna ve bu durumda güncel ve somut olarak  gerçekleşmiş olan risklere ilişkin açıklamalar bulunmadığını, bu nedenle, davalıların yazının varlığını belirtmiş olarak sorumluluklarının sonlandığını iddia etmelerinin mesnetsiz olduğunu,Özel İnceleme raporu içeriğinde, Şirket uygulamasının mali incelemede cezai yaptırıma maruz kalacağı durumunun belirtilmiş olması ileriye dönük bir riskin açıklanması olduğunu, belirtilen risk Şirketin uygulamasının ileride risk oluşturabileceğini açıklamakta olup, gerçekleşmiş somut bir olaya ilişkin olmadığını, olası bir inceleme halinde Şirketin uygulaması nedeniyle cezai yaptırımla karşı karşıya kalabileceğini belirttiğini, İfşa mektubunda yer alan Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 20.05.2015 tarihli yazısı ve bunun sonucunda Davalılar tarafından hiçbir aksiyon alınmadığını ve bunun Müvekkillere bildirilmemiş olmasının, riskin somut ve güncel bir şekilde gerçekleşmesi ve tüm bu detaylar ile ifşa mektubunda belirtilmesi gerektiğini,Bu sebeple, ortada geçerli bir ifşa mektubu bulunmadığını, Dava dosyasında yer alan Bilirkişi Heyeti ek raporunda Davalıların işlem yaptığı bilgisinin Müvekkillere sunulmamış olmasını kusur olarak kabul ettiğini, Nitekim bu doğrultuda da sorumlulukları doğacağına kanaat getirdiğini,Ağır ihmal, hukuka aykırı sonucu meydana getiren fiil işlenirken, böyle bir fiil işleyen kişinin şartlarına sahip herkesin göstereceği dikkat ve özeni göstermediğini, davalıların da tam olarak, Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 20.05.2015 tarihli yazısına dair herhangi bir iş ve işlşem yapılıp yapılmadığını ve buna istinaden gerçekleşen bir risk oluşup oluşmadığını kasıtlı bir şekilde Müvekkillerden saklayarak ağır ihmalleri ile zararın oluşmasına sebebiyet verdiklerini,Bu bilgiler ışığında Davalılar'ın sorumsuzlukları için dayandıkları İfşa Mektubu'nu TBK m.115 yönünden de sakatladığını,Özetle Zincirlikuyu Vergi Dairesi'nin yazısının tarihinde müvekkillerin şirket adına hak ve yetkilere sahip olmadığını, davalılar'ın dayanmakta olduğu ifşa mektubu gerektiği şekilde hazırlanmadığını ve Zincirlikuyu Vergi Dairesi'nin yazısına ilişkin riskleri ve alınan aksiyonları içermediğini, dolayısıyla ortada geçerli bir ifşa mektubu bulunmadığını, özel inceleme raporunda  risklerin belirtilmiş olması ifşa mektubunda bu hususun belirtilmemesi sonucunu çıkarmadığını, öte yandan raporda yer alan riskler geleceğe dönük riskler olup Zincirlikuyu Vergi Dairesi'nin yazısı ifşa edilmesi gereken somut bir risk haline geldiğini, bu sebeple riskin ifşa edildiğinin kabulünün mümkün olmadığını beyanla, davalıların istinaf başvurusunun reddine, istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.12.2021 T., 2019/964 E., 2021/966 K. sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini, vekalet  ücreti ile masrafların karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>DAVALILAR VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;kısmen kabul edilen 253.027,02 TL alacağın varlığına yönelik davalı tarafın herhangi bir itirazı mevcut olmayıp, davalılarca sadece ödemezlik def'inde bulunulduğunu, yerel mahkemece ödemezlik def'inin yerinde olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerekirken, bu konuda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın zaten ihtilaf konusu olmayan 253.027,02 TL alacağın varlığı bakımından gerekçe oluşturulması ve kısmen kabul hükmü kurulmasının, savunmaya açıkça aykırı, hatalı ve usulsüz olduğunu,Davacı taraf huzurdaki davada; Sözleşmenin kapanışından sonra biten yasal süreçlere ilişkin olarak ödediği 253.027,02 TL'yi, satıcının tazmin yükümlülüğü başlıklı 11.1 maddesi uyarınca davalıdan talep ettiğini, Davacı taraf huzurdaki davanın açılmasından önce davalıya gönderdiği 28.01.2019 Tarih, 014 50 Sayılı İhtarname ile, işbu bedelin ödenmesini ihlaren bildirdiğini, 03.12.2019 Tarihli davaya cevap dilekçesinde de; 28.01.2019 Tarihli davacı İhtarnamesine cevaben gönderilen 04 Şubat 2019 Tarih, 02816 yevmiye nolu davalı İhtarnamesi ile;“Beyoğlu ... Noterliğinin 02 Kasım 2018 Tarih 17617 Sayılı ve 12 Ekim 2018 Tarih ve 16719 Sayılı İhtarnamelerimizin gereğinin yerine getirilmediği, Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi ile Hisse Rehin Sözleşmesi gereğince temerrüde düşüldüğünün tespit edildiği” bildirildiğini ve aynı İhtarnamenin devamında; “Mevcut durum karşısında; Giderlerin ödenmesi talebine dayanak gösterdiğiniz Sözleşmelerin gereği olan yükümlülüklerinizi yerine getirmeden, aynı Sözleşmelere dayalı olarak alacak talebinde bulunmanızın tümüyle usulsüz ve mesnetsiz” olduğunun belirtildiğini, 04.02.2019 Tarihli davalı İhtarnamesinde zikredilen 12.10.2018 Tarih, 16719 Sayılı İhtarnamede de; Davacı tarafa, Hisse Alım ve Satış Sözleşmesinin 10.5, 10.1 ve Hisse Rehin Sözleşmesinin 6.3 maddesi gereğince 15 günlük süre verilerek; “a-Tüm Alıcıların; Ek-A ve Ek-B” de listelenen Yasal Tahsilatı Devam Eden Alacaklar ve Mevcut Alacakların tahsilatı tamamlanmadan, kendilerine devredilen hisseler üzerinde devir dahil hiçbir kısıtlama yapmayacaklarını, aksi takdirde, Ek-A ve Ek-B'de listelenen Yasal Tahsilatı Devam Eden Alacaklar ve Mevcut Alacakların toplam bedelinden kendilerinin şahsen sorumlu ve bu bedeli satıcılara ödemekle yükümlü olacaklarını garanti eden bir Taahhütnameyi Noterde düzenleyerek satıcılara teslim etmeleri,b-Ek-A ve Ek-B'de listelenen Yasal Tahsilatı Devam Eden Alacaklar ve Mevcut Alacakların tahsilinin etkin bir şekilde sağlanması, henüz açılmamış icra dosyalarının açılması amacını teminen, Av. T... (T.C. ... Baro No:...) ve yanında sigortalı çalışan avukatlara bahse konu alacakların takip ve tahsili ile sınırlı olarak vekaletname çıkartılması,c-İsimleri bildirilen avukatlara, açılmış ve açılacak olan İcra takip dosyalarındaki vekillik hizmetlerinin devredilmesi sağlanarak, avukatların işbu icra takip dosyalarına yönelik tüm giderlerinin karşılanması, hak kazanacakları ücretlerin ödenmesi ve Satıcılar tarafından değiştirilmediği sürece, ... A.Ş.'nin avukatları değiştirmeyeceği ve/veya görevine son vermeyeceği konularında Taahhütname verilmesi, gerektiğini,Belirtilen şartların, işbu İhtarnamenin tebliğinden itibaren 15 gün içinde eksiksiz olarak yerine getirilmesini, bundan kaçınmanız halinde, Rehin Sözleşmesinin 4. maddesinde düzenlenen temerrüt hükümlerinin uygulanacağını ve Rehinli Hisselere yönelik yasal işlemlere başlanacağı” İhtar edildiğini, Davacı tarafın, kendisine verilen 15 günlük sürede ve sonrasında 12.10.2018 Tarihli davalı İhtarnamesinin gereğini yerine getirmediği, bunun üzerine davacı tarafa 02.11.2018 Tarih, 17617 Sayılı İhtarname gönderilerek, “temerrüde düştüğü”nün bildirildiğini,Yukarıda tarih ve yevmiye numaraları belirtilen davalı İhtarnameleri kapsamında; Davacılara gönderilen Beyoğlu ... Noterliğinin 04 Şubat 2019 Tarihli İhtarnamesi, TBK'nun 97. Maddesi gereğince “Ödemezlik Def'i” niteliğinde olup, davacı tarafın, İhtarnamelerde kendisinden talep edilen edimlerini yerine getirmeden, davalıları ifaya zorlayamayacağından dolayı, huzurdaki davada da 253.027,02 TL alacak talebi bakımından Ödemezlik Def'inde bulunulduğunu,09.06.2020 Tarihli Bilirkişi Heyeti Ön Raporunun 36. sayfasının 3. maddesinde; “Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde; Beyoğlu ... Noterliğinin 04.02.2019 tarihli ihtarnamesi ile TBK m. 97 gereğince ödemezlik def'inde bulunduklarını ileri sürdüğünden, davacıların temerrüde düşüp düşmediklerinin, sözleşmeye uygun ifada bulunup bulunmadıklarının ve ödemezlik defi koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilebilmesi için, ihtarname içeriğinde anılan Beyoğlu ... Noterliğinin 02.11.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 12.10.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde bahsedilen iş ve işlemlerin dayanak belgeleriyle birlikte davalı yanca ortaya konması gerektiği” belirtilmiş, bunun üzerine Ön Raporda belirtilen eksikliği ikmalen 02.10.2020 Tarihli dilekçenin düzenlenerek, savunmalarının dayanağı olan belgeler ibraz edildiğini,Ön Raporda belirtilen belgelerin ibrazından sonra Ödemezlik Def'i konusunda değerlendirme yapılacağı Bilirkişi Heyetince açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, daha sonra hazırlanan 18.01.2021 ve 09.12.2021 Tarihli Raporlarda konunun hukuki değerlendirme niteliğinde ve Mahkemenin takdirinde olmasından dolayı Ödemezlik Def'i bakımından hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, keza Yerel Mahkemece de bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmadığını,Belirtilen nedenlerle; Davacı tarafa gönderilen İhtarnameler içeriğindeki talepler nedeniyle davacı tarafın temerrüde düşüp-düşmediği, Ödemezlik Def'inin yerinde olup-olmadığı yönlerinden Yerel Mahkemece hukuki tavsif ve değerlendirme yapılarak bir sonuca varılması gerekirken, işbu haklı savunmamız yönünden hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın taraflar arasında varlığı zaten ihtilaf konusu olmayan 253.027,02 TL alacak yönünden hatalı gerekçe belirtmek suretiyle kısmen kabul hükmü kurulmasının, davalı savunması ile dosya kapsamına açıkça aykırı ve usulsüz olduğunu beyanla, yerel mahkemenin hatalı gerekçeye dayalı kısmen kabul hükmünün kaldırılmasına, def'i nedeniyle 253.027,02 TL alacak talebinin de reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında 06/06/2015 tarihinde imzalanan hisse alım ve satım sözleşmesinden kaynaklı sözleşme kapsamında ödenmeyen alacakların tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne,  karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı taraf; Davalılar ile arasında 06.06.2015 tarihinde ... A.Ş'nin kayıtlı sermayesinin tümünü temsil eden 10.000.000 adet payın devralınması konusunda bir Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi imzalandığını, 06.06.2015 Tarihli Hisse Alım ve Satım Sözleşmesinin Satıcının Tazmin Yükümlülüğü başlıklı 11.1. maddesi uyarınca, Kapanış Tarihi'nden önceki döneme ilişkin tüm vergi, resim, harç ve sigorta primleri ile vergi cezaları, faizler ve masraflar ile Sözleşmenin kapanışından sonra biten yasal süreçlere ilişkin olarak ödediği çeşitli tutarların davalılardan tahsilini talep etmiştir.Davalı taraf ise; Taraflar arasında gerçekleşen ... A.Ş. hisselerine ilişkin devir sözleşmesinde; Davalılar “Satıcı” davacılar ise “Alıcı” konumunda olduğunu, taraflar arasındaki 06.06.2015 Tarihli Hisse Alım ve Satım Sözleşmesinin 5.1, 11.2, 11.2.2 ve 11.2.4 maddeleri ile İfşa Mektubu gereğince, dava konusu vergi borcundan dolayı Satıcıların hiçbir sorumluluğunun olmadığını, davacı tarafın 254.155,10 TL tazmin talebi yönünden:  Davacılara gönderilen Beyoğlu ... Noterliğinin 04 Şubat 2019 Tarihli İhtarnamesinin, TBK’nun 97. maddesi gereğince “Ödemezlik Def’i” niteliğinde olup, davacı tarafın İhtarnamelerde belirtilen edimini yerine getirmeden, davalıları ifaya zorlayamayacağının açık olduğunu, mevcut durum karşısında; Davacı tarafın 254.155,10 TL.’ye yönelik tazmin talebinin “Ödemezlik Def’i” nedeniyle yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde; Davalılar cevap dilekçesi ile;davacılara gönderilen Beyoğlu ... Noterliğinin 04 Şubat 2019 Tarihli İhtarnamesinin, TBK’nun 97. maddesi gereğince “Ödemezlik Def’i” niteliğinde olup, davacı tarafın ihtarnamelerde belirtilen edimini yerine getirmeden, davalıları ifaya zorlayamayacağının açık olduğunu, mevcut durum karşısında; Davacı tarafın 254.155,10 TL.’ye yönelik tazmin talebinin “Ödemezlik Def’i” nedeniyle yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği halde mahkemece  kısmen kabul edilen 253.027,02 TL alacağa ilişkin davalıların ödemezlik def'inin tartışılıp değerlendirilmediği ve davalılar vekili tarafından bu durumun istinaf dilekçesinde istinaf sebebi olarak ileri sürüldüğü görülmüştür.HMK' nın 297/2 maddesine göre mahkemenin tarafların taleplerinin her biri hakkında karar vereceği düzenlenmiş olup, yine 297/1-c. fıkrasına göre gerekçe yazılması zorunlu bulunmaktadır. HMK' nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır.Bu nedenle mahkemece, davalıların ibraz ettiği ihtarnameler, sözleşme hükümleri de incelenmek suretiyle davalıların cevap dilekçesinde ileri sürdüğü, davalı tarafın Beyoğlu ... Noterliğinden davacı tarafa gönderdiği 04 Şubat 2019 Tarihli İhtarnamenin, TBK’nun 97. maddesi gereğince “Ödemezlik Def’i” niteliğinde olup olmadığı ve davacı tarafın 254.155,10 TL.'lik Alacak talebinin yerinde olup olmadığının tartışılıp değerlendirilmek suretiyle  karar verilmesi gerekmektedir.Mahkemenin kabulüne göre inceleme yapıldığında ise; Davacı tarafın dava dilekçesinde faiz talebinin olmadığı, ıslah dilekçesi ile faiz talep edildiği, mahkemece ıslah edilen miktar yönünden faize hükmedilmiş ise de, ıslah dilekçesi ile faiz talep edilip edilmeyeceğine dair gerekçe yazılmaması yerinde görülmemiştir.HMK.nun (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği  davacılar vekilinin istinaf sebepleri incelenmemiştir.Sonuç itibariyle, davacılar vekilinin istinaf sebepleri ile davalılar vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalıların istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2021 tarih ve 2019/964 Esas - 2021/966 Karar sayılı kararının HMK'nın 297 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davacıların istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar ve davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep eden davacılar ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde taraflara iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/11/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f17264b22e2b74f7","SID":"0b750e3e60a2566f"}}