{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1501 <br>KARAR NO: 2024/1507<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/07/2021<br>NUMARASI: 2019/121 E. -  2021/624 K. <br>DAVANIN KONUSU: Çekin istirdadı<br>Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ticari faaliyeti kapsamında ...'dan, keşidecisi ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olan, ... Bankası AŞ Ağrı Şubesine ait, 30.04.2018 düzenleme tarihli, 50.000 TL bedelli ve ... numaralı çeki aldığını, ödeme gününden önce çekin zayi olması nedeniyle İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/298 Esas sayılı dosyanda iptal davası açıldığını, mahkemece teminat karşılığı ödeme yasağı kararı verildiğini, davalı şirketin çeki bankaya ibraz ederek, müvekkili ve diğer cirantalar aleyhine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığını, müvekkili ile davalı ve çekte yer alan diğer cirantalar arasında ticari ilişki bulunmadığını, davalının iktisabında ağır kusurlu olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin dava konusu çekin haklı hamil olduğunun tespiti ile çekin istirdadına, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında çek bedelinin alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  davanın yetkisiz mahkemece açıldığını, çekin temel ilişkiden soyut bir borç doğurduğunu, çekin rızası dışında davacının elinden çıkarak zayi olduğunun ve müvekkilinin iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğunun kanıtlanması gerektiğini, keşidecinin borcunu ikrar ederek çek borcunu ödemek istemesi nedeniyle ihtiyati tedbir kararlarının geri alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/697-1174 EK sayılı ilamıyla yetkisizlik kararı vererek dosya mahkememize gönderilmiştir. Davacının ... nolu 50.000 TL lik çekin  zayii iddiası ile İstanbul Anadolu 3.ATM 2018/298 esas  sayılı dosyası ile çek iptali davası açmış, davalının söz konusu çeki bankaya ibraz ettiği anlaşılmakla iş bu istirdat davası açılmış olup; TTK’nin 792. maddesi, 'Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen  bir çek  söz konusu  olup da  hamil  hakkını  790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.' hükmünü haiz olup, davacı, zikredilen madde gereği üzerine düşün ispat külfetini yerine getirmesi halinde çek bedelinin istirdadını çeki kötüniyetle veya ağır kusurlarıyla iktisap etmiş olan hamilden talep edebilecektir. Davacı yan zayii iddiası üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/118005 sayılı dosya ile  başlatılan soruşturmada takipsizlik kararı verildiği , davacı kayıtlarında çek ile ilgili kayda rastlanmadığı, davalı yan verilen kesin süreye rağmen defter ve belgelerini  incelemeye sunmadığı bu hali ile davacının anılan madde uyarınca davalının çeki  kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğunu ispatlayamadığı...\"  gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava konusu çekin ticari ilişki kapsamında alındığını, müvekkilinin işletmesinin kapanması sırasında makinelerinin bir kısmının ..'a satılarak karşılığında  dava konusu çekin de bulunduğu beş adet çek alındığını, müvekkilinin dava konusu 50.000,00 TL bedelli çekin yetkili hamili olduğunu ve  satıma ilişkin faturanın mahkemeye sunulduğunu, anılan çekin 2018 Şubat ayı sonunda cirolanarak ...'a olan borcun ödenmesi için hazırlandığını, ancak çekin bulunamaması nedeniyle ödemenin yapılamadığını ve istirdat davası açıldığını, Tanık olarak dinlenen ...'ın da çek ile ödeme yapılacağını, ancak davacının çeki bulamaması nedeniyle ödeme yapamadığını beyan ettiğini, müvekkilinin kendisinden sonraki ciranta olan ... isimli firma ile ticari ilişkisinin bulunmadığını, çekin ne şekilde bu firmaya geçtiğinin anlaşılamadığını, ciroda belirtilen firmanın bulunmadığının dosya kapsamındaki yazılardan anlaşıldığını, çekin bu şekilde iktisabının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, cevap dilekçesinde ileri sürülen hiç bir hususun kanıtlanmadığını, çekin usulüne uygun şekilde iktisap edildiğinin kanıtlanamadığını, talebe rağmen ticari defterlerin sunulmadığını, ticari uyuşmazlıklarda ticari defterin kesin delil olduğunu çeke ilişkin ödeme yasağı bulunmasına rağmen kötü niyetle takibe konu edildiğini, çekin usulüne uygun şekilde iktisap edildiğinin davalı tarafından kanıtlanması gerektiğini, yapılan suç duyurusu üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/118005 sayılı dosyanda takipsizlik kararı verildiğini, emek sarf etmeyen ve son duruşmada dosyaya vekalet sunan davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 792. maddesi gereğince çek istirdadı talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, keşidecisi...Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti. olan ... Bankası AŞ Ağrı Şubesine ait 30.04.2018 düzenlenme tarihli ... çek numaralı ve 50.000 TL bedelli çekin, makine satışı karşılığında ...'dan alındığını, müvekkilinin çeki ciro ederek ticari borçları için ...'a verileceği sırada zayi olduğunu, çekin iptali için açılan davada ödemeden men kararı verildiğini, müvekkilinin sonraki cirantalarla ticari ilişkisinin bulunmadığını, bu rağmen çekin takibe konu edildiğini belirterek, davalının iktisabında ağır kusurlu ve kötü niyetli olduğunu belirterek istirdat davası açmıştır. Davalı vekili, mahkemenin yetkisine itiraz etmiş, esasa ilişkin olarak da müvekkilinin yetkili hamil olduğunu, davacının meşru hamil olduğunu ve çekin rızası dışında elinden çıktığını kanıtlaması gerektiğini, ayrıca müvekkilinin iktisabında kötü niyetli veya kusurlu olduğunun da davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini savunmuştur. Davanın açıldığı İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesince yetkisizlik kararı verilerek dosya yetkili mahkemeye gönderilmiştir. İstinaf başvuru dilekçesinden anlaşıldığı üzere, davacının şikayeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/118005 Soruşturma sayılı dosyasında KYOK verildiği anlaşılmıştır. Dava konusu çekin incelenmesinde, keşidecinin ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. olduğu, ... Bankası A.Ş., Ağrı Şubesine ait 30.05.2015 düzenleme tarihli, 50.000,00 TL bedelli, ... çek nolu çekin ... emrine düzenlendiği, lehtar cirosundan sonraki ilk cironun davacıya ait olduğu, davacının cirosundan sonra ... ..., sonrasında ..., .... Mal. Ltd. Şti. ve ... cirolarının bulunduğu, çekin son cirodan sonra davalı ...A.Ş. tarafından ibraz edildiği, İstanbul Anadolu 3. ATM'nin ödeme yasağı kararı nedeniyle ödenmediği görülmüştür. Çekin cirolarının düzgün ve birbirini takip ettiği anlaşılmaktadır. Davacının cirosu beyaz ciro olup, bu ciro ile sonraki cirantanın çeki iktisap ettiği görülmüştür. Birbirini takip eden düzgün cirolarla çeki iktisap eden davacının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından çeki takibe konu ettiği anlaşılmıştır. Dava, çeki ibraz edene yöneltilmiştir. Çekin istirdadı davası, çeki ağır kusurlu veya kötü niyetle iktisap eden hamile karşı açılabilir. Dosya kapsamındaki açıklamalardan çekin lehdar olan davacı tarafından ciro edildiği, beyaz ciro ile sonraki cirantanın iktisabının bulunuğu ve çekteki ciro silsilesinde bir kopukluk bulunmamaktadır.  TTK'nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanuni düzenleme bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde  TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. Aynı Kanunun 790.maddesinde ise \"Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır\" düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı). Bu bilgilere göre davacı, dava konusu edilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Çeklerin zayi olmasından sonra, davacının suç duyurusunda bulunduğu, ancak takipsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır. Bu davada ispat yükü HMK'nın 190. maddesine göre davacıya aittir. Bu davada, davacı çekin yetkili hamil olduğunu ve rızası dışında elinden çıktığını ispat edeceği gibi, davalının da iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğunu kanıtlamalıdır. Davalının cevap vermiş olması ve ispat yükünün kendisinde olmamasına rağmen, karşı ispat bakımından bir takım beyanlarda bulunmuş olması HMK'nın 191. maddesine uygun olup, ispat yükünün davalı tarafından üstlenildiği kabul edilemez. Bu nedenle davalının ticari defterlerini ibraz etmemesine bir sonuç yüklenemez. Diğer yandan davalının çeki ciro ederek borcuna karşın dava dışı ...'a verileceği sırada çekin zayi olduğunun belirlendiğini, tanık olarak dinlenen ...'ın da benzer beyanlarda bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 04.11.2019 tarihli oturumda dinlenen tanık ...'ın beyanı, davalının iktisabında ağır kusurlu ve kötü niyetli olduğuna işaret etmemektedir. Davacının cirosunun beyaz ciro olması nedeniyle sonraki cirantanın iktisabının korunması gerektiği gibi, araya giren cirolar dikkate alındığında, çekteki hakkın birbirini takip eden cirolardan anlaşılması karşısında, davalının çek cirantaları arasındaki ticari ilişkileri tahkik ederek çeki iktisap etmesi beklenemez.  TTK'nın 792.maddesine göre; \"Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister  ciro yoluyla devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790.maddesine göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru  bulunduğu takdirde o çek geri vermekle hükümlüdür.\" düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 790. maddesine göre, iktisap anında ciro silsilesinde görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Çeki iktisap edene bunun dışında daha fazla yükümlülük yükleyen bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır. HMK'nın 226/1-c maddesine göre, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olmaz. Çekin çalınması veya usulsüz bir işlemle iktisap edilmesi bu madde kapsamında bulunduğundan yemine konu edilemez. Son ciro beyaz ciro olduğundan, çeki başka kişilerden de alan kişinin iktisabı TTK'nın 682 ve devamı maddelerine göre korunması gerekmektedir. Dosyaya vekalet ibraz eden davalı vekilinin hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca vekalet ücretine hak kazanması nedeniyle, davacı vekilinin yenide görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 24.10.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c8bd14278880af1d","SID":"e93e0db7035b0b18"}}