{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2126 - 2024/1282<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/2126 <br>KARAR NO\t: 2024/1282<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/790 Esas 2022/360 Karar<br><br>DAVACILAR\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 24/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 22/11/2024<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili, 23.08.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda tek taraflı meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacıların kızı ...’ın vefat ettiğini, desteğin ölümü nedeniyle davacıların mağdur olduğunu, dava dışı sürücünün asli ve tam kusurlu olup yolcu konumundaki müteveffanın kusuru bulunmadığını, taleplerinde tüm dekleştirme nedenleri dikkate alındığını ve sigortalının tam kusuruna dayanılmadığını, davalı sigorta şirketine yapılan başvurudan ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 18.10.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında talebini davacı ... için 68.735,71 TL; davacı ... için 60.012,79 TL olarak artırmıştır.<br>\tDavalı vekili,  davacının kusura ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu, kusur oranlarının tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, kaza sırasında alkollü olan sürücü aracında kaza sırasında emniyet kemeri takılı olmaksızın seyahat eden müteveffanın müterafik kusuru nedeniyle en az % 40 oranında indirim yapılması gerektiğini, tazminat hesaplamasının Genel Şartlar’da belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılmasını, müteveffanın gelirinin asgari ücret üzerinden yapılmasını, kaza nedeniyle davacıların peşin sermaye değerli gelir elde edip etmediğinin araştırılması gerektiğini, davacının faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu, yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, trafik kazası sonucunda desteğin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, ceza soruşturmasında alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik Dairesi raporu uyarınca kazanın araç sürücüsünün ıslak zeminde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda oluştuğu, araç sürücüsünün alkol almasına bağlı olarak kazanın meydana geldiğine dair dosyada bir tespit bulunmadığı, müteveffanın zararın artmasına neden olacak şekilde müterafik kusurunun tespit edilemediği, davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde zarardan sorumlu olduğu, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 01.02.2022 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile ... için 68.735,71-TL ve  ... için 60.012,79-TL destekten yoksun kalma tazminatının 18.10.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (davalının poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) davalıdan tahsili ile davacılara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili ile katılma yoluyla davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, davanın kabulüne ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, müteveffanın yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün alkollü olduğunun tespit edildiğini, ayrıca müteveffanın emniyet kemeri kullanmadığını ve tazminattan indirim yapılması gerektiğini, hükme esas alınan raporda sendika tarafından bildirilen gelire göre hesaplama yapılmasını kabul etmediklerini, ayrıca hesaplanan tazminattan teminat limitleri nazara alınarak garameten paylaştırma yapılması gerektiğini,\tAnayasa Mahkemesi iptal kararının davada uygulanmasının mümkün olmadığını, hesaplanının Genel Şartlar uyarınca TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, progresif rant yönteminin kullanılmasının gerçek zarar ilkesine aykırı olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için müteveffanın desteğinin kanıtlanması gerektiğini, düzenli ve eylemli yardımın varlığı gerektiğini, kaza ile ilgili ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, müteveffanın başka hak sahipleri bulunduğu, poliçe teminat limitlerinin gözetilmediğini ve pay oranılarının hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>\tDavacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan 02.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda maddi hata yapıldığını, dava dışı eşin işleyecek gelir toplamının hatalı yazıldığını, bu hatanın tazminat tutarları ve garameten paylaştırma oranlarının da yanlış hesaplanmasına yol açtığını, maddi hatanın giderilmesi için ve yeniden rapor alınması için hükmün kaldırılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda payların belirlenmesinde hata yapıldığını, davacı ...’nin destekten çıktıktan sonra payının tamamının sadece ...’ye ayrılması gerekirken bir kısmı dava dışı eşe aktarıldığını, bu hatanın tazminat tutarlarının ve garameten paylaştırma oranlarında yanlış hesaplanmasına yol açtığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDavacılar vekili, 23.08.2021 tarihinde dava dışı sürücü idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile seyir halinde iken tek taraflı meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacıların kızı ...’ın vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 01.03.2022 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili ile katılma yoluyla davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>\t\t6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. Maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.<br>\tDestekten yoksun kalanların destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş ve çocukları ile anne ve babasına ayıracağı varsayılmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir. <br>\tDestekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır. <br>\tSomut olayda, 23.01.2021 tarihinde meydana gelen kazada vefat eden ...'ın sağlığında evli ve 1 çocuklu olduğu, davacıların müteveffanın anne ve babası olduğu, mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, müteveffanın 24.07.1983 olan doğum tarihinin 08.08.1983 olarak yazıldığı, destek payları gösterilirken dava dışı çocuk ...'ın olay tarihinde 17 yaşında olup Yargıtay Kararlarına göre erkek çocukların 18 yaşına kadar destek görecekleri varsayıldığından destek ihtiyacı süresinin 14.02.2022 tarihine kadar olacağının kabul edildiğinin belirtildiği, çocuğun destek ihtiyacı sona ermesinden sonra davacı baba İlyas'ın destek ihtiyacı süresi sonuna kadar gelirinin % 32 payını eşine ayıracağı, anne ve babasına ise ayrı ayrı %14'er pay ayrılacağı, davacı anne ...'nin destek ihtiyacı süresi sonuna kadar gelirinden % 40 payını eşine ayıracağı, anne ...'ye %20 oranında pay ayıracağı, anne ...'nin destek ihtiyacının sonar ermesinden eş ...'in destek ihtiyacı süresi sonuna kadar gelirinden % 50 payı eşine ayıracağı varsayılarak hesaplama yapıldığının belirtildiği,  ancak destek paylarının Yargıtay uygulamalarına uygun olarak belirlenmediği ve tazminat hesabının tüm hak sahipleri yönünden denetimi kabil şekilde gösterilmediği anlaşılmıştır. <br>\tDestekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır. Yargıtay'ın kabul görmüş pay esasına göre çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin % 50 ve eşin % 50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş ve çocuklar ile anne - babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, anne ve babaya 1’er pay ayrılarak, böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile anne ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir. Anne ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, anne ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır. <br>\tYargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yükseköğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yükseköğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.<br>\tBu durumda  yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca ...'ın vefatı nedeniyle destekten yararlanacakların ve destek paylarının açıkça gösterilmesi, evli ve 1 çocuklu olarak vefat eden ...'ın Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde belirlenecek destek payları uyarınca destekten yararlanacakların tümü yönünden hesaplama yapılarak uzman bilirkişiden gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli rapor alınması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetirilerek karar verilmiş olması doğru değildir.<br>\tDavalı vekili ve davacılar vekilinin vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davalı vekili ve davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 24/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7abc89e11db81641","SID":"4b9a2148c3d2ee63"}}