{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/643 <br>KARAR NO: 2024/1438<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/03/2022<br>NUMARASI: 2022/29 Esas - 2022/267 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))<br>KARAR TARİHİ: 06/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığını İzafeten ... tarafından Malatya Defterdarlık Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından ... sırasına kayıtlı 68.000,00 TL alacağın sıra cetveline kaydı için davalı iflas idaresine başvurulmuş ise de iflas idaresinin bu alacağın tamamının yetkisiz alacak kaydı olması nedeniyle talebin reddine karar verilmiş olması nedeniyle, reddedilen alacaklarının (reddedilen diğer alacaklarla birlikte) sıra cetveline kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı iflas idaresi vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafından iş bu davayı hak düşürücü süre içinde açılmamış ise dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafından dava konusu edilen alacak kayıt taleplerinden büyük bir kısmının ilk sıra cetveline kaydı yapılan alacak kayıtları ile mükerrer olması sebebiyle haklı ve hukuka uygun olarak reddedildiğini, bir kısım alacak kayıt taleplerinin ise alacağın mevcut olmaması nedeniyle haklı ve hukuka uygun olarak reddedildiğini, kamu alacaklarının iflas idaresi tarafından reddine karar verilemeyeceği yönünde bir kanun maddesi bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI  Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda iş bu davaya konu teminat mektubunu alma hakkı ... AŞ'de olduğundan aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; dava dosyasına sunulan ve yerel mahkemenin hükme esas olmak üzere dikkate aldığı bilirkişi raporu eksik incelemeye dayalı olarak oluşturulduğunu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davamızın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, yönetim ve denetimi Fona intikal eden, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107/son maddesi gereğince faaliyet izni kaldırılarak ardından iflasına karar verilen müflis bankadan olan alacak talebinin, iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi istemine ilişkindir. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. M). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. İflas Müdürlüğü'nün cevabı yazısına göre Malatya Valiliği Deftardarlık KHK İşlemleri İl Bürosunca ... kayıt numarası ile toplam 68.000,00 TL alacağın iflas masasına kaydını talep ettiği, iflas idaresince İİK 219. Maddesi uyarınca alacak kayık başvurularının alacaklı tarafından yapılması gerektiği gerekçesiyle alacak kayıt talebinin reddine karar verildiği, müflis masasınca tanzim edilen ek sıra cetveli 08/11/2020 tarihinde ... Gazetesi'nde ve 13/11/2020 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ayrı ayrı yayınlandığı, masraf yatırıldığından alacaklının alacağına ilişkin iflas idaresince verilen red kararı alacaklı  Malatya Valiliği Deftardarlık KHK İşlemleri İl Bürosu'na 18/11/2020 tarihinde tebliğ edildiği, 15 günlük yasal süre içerisinde huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmakla işin esasına geçilmiştir. Hükme esas alınan mali müşavir bilirkişi ...'nin 02/03/2012 tarihli raporda özetle;  davacının, dava konusu ettiği 20/07/2016 tarih ve 2016/99064 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında alınan tedbirler doğrultusunda kapatılarak varlıkları hazineye intikal eden ve merkezi Malatya'da bulunan ... AŞ'nin müflis ... Bankası'ndan almış olduğu 20/06/2014 tarih, ... seri nolu ve 8.000,00 TL ve 15/01/2014 tarih, ... seri nolu ve 60.000,00 TL miktarlı kesin teminat mektuplarını ... AŞ'ye verildiği, söz konusu teminat mektuplarının alacaklısının ... A.Ş. olduğu dolayısıyla davacının bu mektuplardan kaynaklanan alacağı talep hakkı olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Somut olayda; davacı hazine tarafından alacağa dayanak yapılan müflis banka  tarafından düzenlenen 60.000,00 TL değerindeki 15/02/2014 tarih ve 8.000,00 TL değerindeki 20/06/2014 tarihli kesin teminat mektuplarının,  20/07/2016 tarih ve 2016/99064 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında alınan tedbirler doğrultusunda kapatılarak varlıkları hazineye intikal eden ... Tic. A.Ş.'nin dava dışı ... A.Ş. ile yapmış olduğu doğalgaz kullanım sözleşmesi kapsamında dava dışı ... A.Ş.'nin alacağını garanti altına almak amacıyla düzenlendiği, söz konusu teminat mektuplarından kaynaklanan bir alacak var ise talep etme hakkı  dava dışı ... A.Ş.'ne ait olduğundan davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak mahkemece davacının aktif husumeti olmadığı açıklandıktan sonra hüküm kısmında davanın usulden reddine karar verildiği için  taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve sıfat kavramları üzerinde durulması gerekmektedir. Taraf ehliyeti hukuki ilişkinin sujesi olabilme ehliyetidir. 6100 sayılı HMK'nın 50. maddesinde \"Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.\" şeklinde açıklanmıştır. Davada taraf ehliyetinden maksat bir davada davacı veya davalı olarak yer alabilme ehliyetidir. Bu kavram medeni hukuktaki hak ehliyetinin, medeni usul hukuku alanındaki uzantısını oluşturur (Tanrıver, S., Medeni Usul Hukuku, C.I, 2016, S.485). Kişinin taraf ehliyetinin bulunması, taraf olarak yer aldığı davasını yürütebilmesi için tek başına yeterli değildir; kişinin dava ehliyetine de sahip olması gerekir (Erişir, E., Medeni Usul Hukukunda Taraf Ehliyeti, 2007, S.57).  Dava ehliyeti ise bir kişinin bizzat yada tayin edeceği temsilcisi aracılığı ile dava açabilmesi, davayla ilgili usul işlemleri yapabilmesi ve kendisine karşı dava açılması halinde hakkını koruyucu beyanlarda bulunabilme yani savunma yapabilme ehliyeti olarak tanımlanabilir ve HMK'nın 51. maddesinde \"Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre medeni hakları kullanma ehliyetine yani fiil ehliyetine sahip olanlar dava ehliyetine de sahiptirler. Dava takip yetkisi HMK'nın 53. maddesinde \"Dava takip yetkisi, talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisidir. Bu yetki, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edilir.\" denilerek açıklanmıştır. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kimseler taraf ve dava ehliyetine sahip olsalar bile, kendileri adına ve kendilerine karşı açılan davayı yürütebilmeleri ve esası hakkında hüküm alabilmeleri için dava konusu edilen talep bakımından dava takip yetkisine de sahip olmaları gereklidir. Taraf ve dava ehliyeti tarafların kişilikleriyle ilgili olmasına rağmen dava takip yetkisi dava konusuna ilişkindir (Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku, 15. Bası, 2017, C.I, S.593). Sıfat davanın esasına yani maddi hukuka ilişkin bir kavram olup, dava konusu talep bakımından kimin hak sahibi, kimin yükümlü olduğunu ifade eder. Davada davacı ve davalı olarak yer almakla taraf olarak gösterilenlerin maddi hukuk bakımından gerçekten bu niteliği taşıyıp taşımamaları tümüyle birbirinden farklı kavramlardır. Sıfat, tarafın bir özelliği olmadığı gibi usule ilişkin bir kavram da değildir. Aksine sıfat, davanın taraflarının ihtilaflı maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olup olmadığı ile ilgilidir (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.I, s.607). Sıfat, nihai karar verildiğinde, davanın haklı veya haksız olduğunu ifade eder. Dava takip yetkisi ve sıfatın davadaki durumunu belirtmek bakımından, davanın yürütülmesi ve karara ulaşmasındaki sürecin dava takip yetkisini, bu sürecin sonunda maddi hukuka yönelik sonucun ise sıfatı karşıladığı söylenebilir (Pekcanıtez Usul, s.612). Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Mesela, bir alacak davasında davacı olma sıfatı, o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davacının davacı (alacaklı) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir.(Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, Cilt.I, s.332). Taraf sıfatı dava şartı değildir. Çünkü sıfat, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin, bir maddi hukuk sorunudur. Sıfat yokluğu, bir def'i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hakim kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden gözetir (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, s.333, 334). Yapılan açıklamalar uyarınca öncelikle, sıfat yokluğu usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan, mahkemece  davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı ise de sonuca etkisi bulunmadığından yapılan yanlışlıklı işaret etmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacıların aktif husumeti  bulunmadığından sonuç itibariyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik  görülmediğinden  davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı ... harçtan muaf olduğundan bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9df79c15c15220ba","SID":"36aa9cd2879a7e9a"}}