{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2024/1266 <br>KARAR NO: 2024/1137<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/02/2024<br>NUMARASI: 2023/193 Esas, 2024/158 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 22/10/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı yüklenici ... Ltd. Şti. ile davalı ... Yapı Kooperatifi arasında 17.08.1995 tarih ve ... yevmiye no.lu kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme uyarınca İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmaz üzerinde sözleşmede yazılı inşaatın başlatıldığını ve bitirildiğini, daha sonra, taraflar arasında 24.09.2008 tarih ve ... yevmiye no.lu gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmenin bundan önceki sözleşmelerin yerine kaim olduğunu, 1, 2, 3, 4 no.lu bağımsız bölümlerin dava dışı yükleniciye bırakıldığını, söz konusu sözleşme ile tarafların, aralarındaki sorunları sulhen hallettiklerini, dava dışı yüklenicinin daha sonra, kendisine düşen bağımsız bölümleri 28.05.1998 tarihli ve protokol başlıklı bir sözleşme ile davacı ...'e haricen sattığını, yazılı şekilde düzenlenen haricen satış sözleşmesinin, satıcı yüklenicinin iş sahibinden olan alacağının temliki (devri) hükmünde olduğunu, bu durumda, dava dışı yüklenicinin davalıdan olan 1, 2, 3, 4 no.lu bağımsız bölümlere ilişkin alacağının, davacıya geçtiğini,  davacının da bunlardan 2 ve 3 no.lu bağımsız bölümleri dava dışı ... isimli bir şahsa yine haricen sattığını, ...'ın, davalıdan, bu bağımsız bölümlerin tapularını aldığını, bu konularda taraflar arasında anlaşmazlık da olmadığını, (Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/175 E. Sayılı dosya muhteviyatı), müvekkilinin, dava dışı yüklenicinin alacağına temlik suretiyle halefi olduğundan, halef sıfatıyla alacaklı olduğu ve kendisine verilmesi gerekli 1 ve 4 no.lu bağımsız bölümler  için davalıya karşı tapu iptali ve tescil davası açtığını, ancak, adli hata ile, bu davanın isabetsiz gerekçelere dayandırılarak reddedildiğini, red kararının derecattan geçerek kesinleştiğini, böylece, dava dışı yüklenicinin başlayıp tamamladığı inşaatın, mülkiyetinin davalıya ait arsanın bütünleyici parçası olduğunu, ama yüklenicinin ve dolayısıyla onun halefi olan müvekkilinin anılan haklarını teslim etmediklerinden davalının sebepsiz zenginleştiğini, davalının yukarıda anılan 24.09.2008 tarihli son sözleşmeye göre haklı olmadığı halde, yüklenicinin halefi olan müvekkilinden güçlendirme vesair isimler altında para istediğini, ilgili tapuların ancak bu talebin kabulü şartı ile verileceğini beyan ettiğini. oysa, müvekkilinin selefi olan dava dışı yüklenicinin, eldeki belgeler ve verilen bilgilere göre, inşaatı, davalının verdiği avan projeye uygun olarak yaptığını, 2008 tarihli sözleşme ile de inşaattan sorumlu olmayacağını tescil ettirdiğini, davalının, müvekkilinden güçlendirme vesair bedeli istemesinin 1995 tarihli ilk sözleşmeye de aykırı olduğunu, buna rağmen, müvekkilinin, ihtilafın uzamamasını temin için, güçlendirme bedelini ödemeyi iyi niyetle ve çaresizlik içinde kabul etttiğini, alacaklarından güçlendirme bahanesi altında istenen miktarın mahsubu ile alacağının ödenmesi talebinde bulunduğunu, bu konuda davalıya ihtarname gönderdiğini, (Bakırköy ... Noterliği'nin 17.12.2021 tarih ve ... Yevmiye no.lu ihtarnamesi), davalının ise davacının ikame ettiği tapu iptali ve tescil davasına karşı Bakırköy 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunduğu cevap dilekçesinde, güçlendirme bedeli ve sair tamir ve düzeltme masraflarının ödenmesi halinde 1 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin tapularını devretmeye hazır olduklarını beyan ettiğini, (Bakırköy 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/490 esasında kayıtlı dosyasına sunulan 10.04.2014 tarihli davaya cevap dilekçesi, madde 22) yukarıda anılan ihtarnameye, ihtarnamede verilen süre içinde cevap vermeyen ve talebi yerine getirmeyen davalının, aradan geçen uzun zaman zarfında da olumlu bir tavır sergilemediğini, sebepsiz zenginleşmesini sürdürmeyi tercih ettiğini, davalının, bu konuda alacaklı temerrüdüne düştüğünü, davaya konu 1 ve 4 no.lu bağımsız bölümlerin piyasa rayiç bedellerinin bilirkişi marifetiyle ve rapor tarihi itibarıyla tespiti sonucu müvekkilinin, davalıdan olan alacağının belirlenmesine, Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 19.07.2018 tarih v 2015/538 E. 2018/318 K. sayılı kararı ile belirlenen 2.415.758,74 TL tutarındaki güçlendirme bedelinin müvekkilinin belirlenen sebepsiz zenginleşme alacağından mahsubuna ve geriye kalan bakiyenin sebepsiz zenginleşme tarihiden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı  definde bulunduklarını, tapuların alınması tarihinden  itibaren de 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının tapu iptal ve tescil için 09/12/2013 tarihinde açtığı Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/175 esas sayılı davanın dava tarihinde 2 yıllık zamanaşımı süresinin başladığını ve bu zaman aşımı süresinin de dolduğunu, sebepsiz zenginleşme davalarında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, dava konusunun üye ile kooperatif arasında olmadığını, davacının da tacir olmadığını, davalının ikametgahının bulunduğu yere göre Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının müvekkiline karşı açtığı tapu iptal ve tescil davasının reddedildiğini, iş bu davanın muhatabı olmadıklarını, davacının iş bu davadaki muhatabının yüklenici firma olan iflas halindeki ... İnşaat firması olduğunu, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, yine davacının sunduğu temlik sözleşmesinin ilgili maddesine göre tapular devredilmezse davacının tüm zararının yüklenici tarafından karşılayacağının hüküm altına alındığını, davacının tapu iptal davası açtığını, reddine karar verildiği ve kesinleştiğini, davacının oluşan bir zararı varsa sözleşmesinin tarafı olan yükleniciden talep etmesi gerektiğini, aynı konuda kesinleşmiş hüküm bulunduğunu, hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacının iş bu davanın konusu ile aynı gayrimenkuller için (1 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin tapu ile ve tescili) Bakırköy 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/175 E. Sayılı dosya ile dava açtığını, ve davasının red edilerek, Yargıtay denetiminde de geçerek kesinleştiğini, kesinleşen karara göre 1 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin tapu iptal taleplerinin red edildiğini, davacının bu sefer bu dava ile tapuları değil paralarını istediğini, yani davalarının konusunun aynı olduğunu, kesinleşmiş mahkeme kararı varken iş bu davanın açılmasının mümkün olmadığını, kesinleşmiş bir konuda tekrar dava açılamayacağını, yüklenicinin binayı proje ve imar mevzuatına aykırı inşa ettiğinin, edimini yerine getirmediğinin mahkeme kararları ile sabit olduğunu, edimini yerine getirmeyen yüklenicinin alacak talep edemeyeceği gibi gerçekte davacıya yapılmış  usule uygun bir temlik ve bu temlik karşılığı ödenen bir para da olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; davacı her ne kadar dava dışı ... İnşaat şirketinden temlik alınan İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmazdaki 1 ve 4 no.lu bağımsız bölümlerin piyasa rayiç bedellerinin bilirkişi marifetiyle ve rapor tarihi itibarıyla tespiti sonucu davacının davalıdan olan alacağının belirlenmesi, Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 19.07.2018 tarih ve 2015/538 E. 2018/318 K. sayılı kararı ile belirlenen 2.415.758,74 TL tutarındaki güçlendirme bedelinin davacının sebepsiz zenginleşme alacağından mahsubu ile geriye kalan bakiyenin sebepsiz zenginleşme tarihiden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş ise de; Büyükçekmece 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/35 esasına kayıtlı olarak davalıya karşı açılan el atmanın önlenmesi davasında bina iskanının alınmadığı, binanın projesi ve imar mevzuatına aykırı inşa edildiği, davacı tarafın iskan alınmayan bir binayı kullanamayacağı, davacının hak sahibi olduğunu gösterir resmi şekilde yapılmış bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin de dosyaya sunulmadığı, davacı ile müteahhit arasında resmi olmayan sözleşmelerin sadece tarafları bağlayacağı kanaati ile davanın reddine dair verilen kararın, Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 17/04/2018 tarih, 2015/5540 Esas, 2018/2850 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, eser sözleşmelerinde yüklenicinin ediminin, eseri sözleşme ve imar mevzuatına uygun olarak yapmak olduğu, yüklenici dava dışı ... İnşaat Ltd,Şti tarafından edimlerin ifa edilmediği, yapının imar mevzuatına aykırı olduğu, 25/01/2012 tarihinde Büyükçekmece Belediyesi'nce onaylatılan güçlendirme projesine göre davalı tarafından güçlendirildiği hususunun Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/318 Esas, 2018/318 karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edilerek güçlendirme bedeli 2.415.758,74 TL'nin dava dışı ... İnşaat iflas masasına kaydına karar verildiği, kararın kesinleşmiş olduğu, davacının, davaya konu bağımsız bölümler ile ilgili olarak, daha önce açmış olduğu Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/175 esas sayılı dosyasından verilmiş olan kesinleşmiş kararında, \"...yüklenici arsa sahibine karşı öncelikli edimini yerine getirmemiş olduğunun ,...\" tespit edildiği, celp edilen dosyalardan anlaşıldığı üzere yapının imar mevzuatına aykırı olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararı ve davaya konu yapıya ilişkin açılan davalarda aldırılan bilirkişi raporlarında tespit edildiği, yapının riskli olduğu, yıkım tehlikesinin bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle davalı tarafından güçlendirme yapıldığı, bu halde edimlerini ifa etmeyen dava dışı yükleniciden temlik alındığı iddiası ile açılan davada yüklenici firmanın edimini arsa sahibi olan davalıya karşı yerine getirmesi gerektiği, temlik alan 3. Kişinin arsa sahibi davalıyı ifaya zorlamasının mümkün olmadığı, açılan iş bu davada davalının kusurlu ve davacıya karşı sorumlu olmadığı, davacının davalıya karşı alacak davası açmakta, hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile; HMK 114/1-h, 115/1-2 maddeleri gereğince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiş karara karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesi ile: mahkemenin, başka mahkemelerde görülen davalara ilişkin bilirkişi raporları ile yetindiğini, bu denli önemli olan huzurdaki ihtilâf için bilirkişi incelemesi bile yaptırmadığını, dava konusu 1 ve 4 no.lu bağımsız bölümlerin resmî izin alınarak güçlendirildiğinin davalı beyanlarından ve dosya içeriğinden anlaşıldığını, dava konusu taşınmazların güçlendirilmesi ile, onların kullanılma veya kiraya verilme özelliğini kazandığını, öte yandan, resmî izinle güçlendirilen bir binanın imara uygun hale getirilme yeterliliğine sahip olacağının da açık olduğunu, mahkemenin, bilirkişi heyeti oluşturup bu hususlarda yerinde inceleme yaptırma yoluna gitmesi gerekirken bunu yapmadığını, davalı savunmasında geçen \"hukuki yarar yokluğu\" yanlışını, aynen tekrarla hükme gerekçe yaptığını, red gerekçesinde, bir yandan resmi bir satış vaadinin bulunmadığının söz konusu edildiğini, diğer yandan da alacağın temlikine ilişkin kitabi bilgilere yer verilmekle yetinildiğini, bilindiği üzere, haricen yazılı şekilde yapılan satışın alacağın temliki niteliğinde olduğuna dair birçok Yargıtay kararı bulunmasına ve esasen dosyadan alacağın davacı müvekkiline temlik edildiği net bir şekilde anlaşılmış olmasına rağmen istinafa konu kararın gerekçesinin son derece âfâkî olduğunu,  hukukî yarar yokluğundan söz edebilmesi için dava konusu binalarının kamu tarafından âcilen yıkılmış olması gerektiğini, oysa, tam tersine, kamunun, bu yapıların güçlendirilmesine izin verdiği ve iyileştirmenin sağlandığını, kaldı ki, inşaatın, davalının verdiği projeye, yani onun talimatına uygun yapıldığını, daha sonra da 24.09.2008 tarih ve ... yevmiye no.lu gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılıı inşaat sözleşmesi düzenlenerek hem 1, 2, 3, 4 no.lu bağımsız bölümlerin yükleniciye verildiğini, hem de tarafların, aralarındaki sorunu sulhen çözümlediklerini, müvekkilinin, işte bu sorunsuz bağımsız bölümleri, alacağın temliki yolu ile aldığını, mahkemenin ise, bütün bu hususları değerlendirmeye almadığını, diğer bir deyişle, anılan ikinci sözleşme ile her türlü pürüzün ve anlaşmazlıkların sulhen halledildikten sonra, davalının, hâlâ, yapılardan hiç yarar sağlayamayacağını öne sürmesinin, hakkın kötüye kullanılmasından öte, hakkı olmayan taleplerde bulunmasının TMK.2 ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğunu, davalının, güçlendirme bedelinin kendilerine ödenmesi halinde davaya konu taşınmazların tapularının verileceğini de bildirdiğini, nitekim, müvekkilinin 2 ve 3 no.lu bağımsız bölümleri sattığı dava dışı ... isimli şahsa, davalı tarafından tapuların verildiğini, bunun da, davalının, müvekkilinin alacağın temliki yolu ile 1, 2, 3, 4  no.lu taşınmazlar bakımından alacak hakkı sahibi olduğunu kabul ettiğini gösterdiğini, davalının, güçlendirme bedelinin ödenmesi halinde müvekkiline de tapuların verileceği iradesini de belirtiğini, gerçekten, bu hususun davalı tarafça verilen cevap dilekçesinde dolaylı olarak ifade edildiğini, anılan iradenin yüklenici kastedilerek beyan edildiği ileri sürülmüşse de bunun bir nevi \"tevilli ikrar\" olduğunu, esasen, bu talebin yüklenicinin halefi olan müvekkil için de geçerli olduğunu, bundan başka, davalının, tarafları aynı olan Bakırköy 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/490 esasında kayıtlı dosyaya sunduğu 10.04.2014 tarihli cevap dilekçesinin 22. maddesinde güçlendirme bedeli ve sair tamir ve düzeltme masraflarının ödenmesi halinde 1 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin tapularını müvekkiline devretmeye hazır olduklarını beyan ettiğini, bu beyanın da açık bir ikrar niteliğinde olduğunu, müvekkilinin, 2008 tarihli sözleşmedeki sulh olgusuna rağmen güçlendirme bedelini iyiniyetle yine de ödemeyi kabul ettiğini davalıya bildirdiğini, bütün bunlardan başka, davaya konu 1 ve 4 no.lu bağımsız bölümler de dahil olmak üzere binanın tamamı için iskân belgesinin alındığını, öte yandan, davalının iskân alınmış olan bu bağımsız bölümlere \"...\" firmasına kiraya verdiğinin de öğrenildiğini, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü Yapı Kontrol Bürosu'nun 13.02.2012 tarihli, davaya konu binanın \"ruhsat ve eklerine uygun olarak inşa edildiği\" ni bildiren ve keza taşınmaza \"yeniden ruhsat verileceğine\" dair olan raporunu da burada vurgulanması gerektiğini, görüldüğü üzere, binanın işe yaramaz olmadığı, ruhsatlı olarak yapıldığı, o tarihte %85 oranında tamamlanan bina için yeniden ruhsat verileceğinin ilgili belediye tarafından rapora bağlandığı, bütün bu gerçeklik ortada iken, mahkemenin, davacının \"hukukî yararı yoktur\" gerekçesinin yerinde olmadığını, ayrıca, mahkemenin nisbi vekâlet ücretine hükmettiğini,  oysa yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, mahkemenin dava şartının yokluğu sebebiyle verdiği ret kararına uyumlu biçimde, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 maddesi uyarınca ve bu maddede açıklanan \"hesaplanan nispi vekalet ücretinin maktu vekalet ücretini geçemeyeceği\" kuralını da gözeterek sonuçta \"maktu vekalet ücretine\" hükmetmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı yükleniciden alacağı devraldığını ileri süren 3. Kişi, davalı ise arsa sahibidir.Davacı vekili, dava dışı yüklenici ile davalı arasında KKİS imzalandığını, yüklenicinin edimini yerine getirdiğini, sözleşme ile davalının, yükleniciye 1, 2, 3 ve 4 nolu bağımsız bölümleri vermeyi kabul ettiğini, dava dışı yüklenicinin sözleşmeyle kendisine verilmesi kararlaştırılan 1, 2, 3 ve 4 nolu bağımsız bölümleri müvekkiline haricen sattığını, müvekkilinin bu bağımsız bölümlerden 2 ve 3 nolu bağımsız bölümü yine haricen dava dışı 3. Kişiye sattığını, 3. Kişinin aldığı bu bağımsız bölümleri adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin alacağın temliki suretiyle dava dışı yüklenicinin halefi olduğunu, iş bu bağımsız bölümlerin davalı adına olan tapularının iptali ile müvekkili adına tescili için açtıkları davanın haksız reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, böylece söz konusu bağımsız bölümlerin davalıya kaldığını, davalının yüklenicinin haklarını vermeyerek sebepsiz zenginleştiğini belirterek sözleşme ile yükleniciye verilmesi kararlaştırılan bağımsız bölümlerin rayiç değerinin tespiti ile bu bedelden güçlendirme masraflarının düşülerek kalan bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre müvekkiline verilmesini talep etmiş, mahkemece hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.Dava dosyası içine getirtilen gerek taraflar arasında, gerekse dava dışı yüklenici ile davalı arasında görülerek sonuçlandırılmış ve kesinleşmiş mahkeme kararları ile bu kararların dayanağı bilirkişi raporlarına göre dava dışı yüklenici ile davalı arasında KKİS imzalandığı, dava dışı yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği, binanın ruhsatsız kaçak olarak yapıldığının sabit olduğu anlaşımıştır.KKİS'de yüklenicinin edimi, yapımını üstlendiği binayı imar mevzuatına, sözleşmeye uygun olarak yaparak arsa sahibine teslim etmektir. Yüklenicinin KKİS gereğince iş bedeline hak kazanabilmesi için edimini yerine getirmiş olması gerekir.Davalı arsa sahibi ile dava dışı yüklenici arasında imzalanan KKİS kesinleşmiş mahkeme kararları ile geçmişe etkili olarak feshedilmiştir. Sözleşmeye göre yükleniciye verilmesi kararlaştırılan 1 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin harici satış sözleşmesi ile davacıya temlik edildiği iddiası ile söz konusu dava açılmış olup, KKİS mahkeme kararı ile geçmişe etkili feshedildiğinden yüklenicinin dava konusu bağımsız bölümleri hak etmediği anlaşılmakla alacağı temlik aldığını iddia eden davacıda bağımsız bölümlerin tapusunu talep edemeyeceği gibi bunların bedellerini de sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre de talep edemez. İlk derece mahkemesince bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenle mahkeme kararı gerekçe yönünden hatalı olduğundan kararın kaldırılmasına ve gerekçenin düzeltilerek yeniden davanın esasatan reddine karar verilmesi gerekmiş, buna göre vekalet ücreti yeni karara göre değerlendirileceğinden davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebebi inceleme konusu yapılmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin gerekçeye yönelik olarak kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın esastan reddine, dava esastan reddedildiğinden ve istinafa gelenin sıfatına ve dairemizce verilen karara göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek AAÜT 13. Maddesine  göre davalı yararına ilk derece mahkemesince verilen kararda belirtilen vekalet ücretine hükmedilmesine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davacı  vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/02/2024 tarih ve 2023/193 Esas, 2024/158 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- Davanın REDDİNE,<br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin ve tamamlama olarak yatırılan 17.679,9‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.251,4‬0  TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 141.100,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, 5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 272,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.441,40 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 22/10/2024  tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"82b0a4b98d532e13","SID":"598081586a163273"}}