{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1562 <br>KARAR NO: 2024/1530<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/07/2024<br>NUMARASI: 2024/135 Esas -  2024/756 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/81085 soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, hazırlanan iddianameyi takiben İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edilen dosyada yapılan yargılama kapsamında davacı hakkında 21/02/2020 tarihinde mahkumiyet kararı verildiğini, istinaf edilen dosyada eksik incelemeyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 27. Ceza Dairesi tarafından düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, davacı müvekkil ...nın 20/11/2022 tarihinde vefat ettiğini, bu doğrultuda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/01/2023 tarih, 2021/134275 sayılı tebliğnamesinde, sanığın karar tarihinden sonra öldüğünün anlaşıldığından ölüm nedeniyle hakkında düşme kararı verilmesinde zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına kararı verildiği, davacıların murisinin vefatından sonra Büyükçekmece ... Noterliğinin 09/12/2022 tarih, ... yevmiye nolu mirasçılık belgesi alındığını, Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 10/11/2023 tarihli ihtarnamesi ile söz konusu durumun şirketlere bildirildiğini, ihtar ve ihbar edilen ihtarnamenin tebliğ olmasına rağmen şirketlerce işlemin yerine getirilmediğini belirterek, davacıların mirasçılık payları oranında hisselerinin şirket pay defterine işlenmesine, davalı şirketin 2022 yılı bilanço suretinin davacı tarafa bildirilmesin, pay defterine işlenen nisap oranı üzerinden geçmiş dönem kar paylarının hesaplanmasını, reeskont faizi ile birlikte davacılara ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar murisinin, davalı şirket hissedarlarından olduğunu, 20/11/2022 tarihinde vefat ettiğini, ancak murisin hisselerine el konulduğunu ve müsadere edildiğini, davacıların taleplerine ilişkin kayyım heyeti tarafından alınan herhangi bir karar olmadığını iş bu sebeple dava şartının oluşmadığını, bu sebeple davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın görevsiz mahkemede ikame edildiğini, davalının şirkete TMSF tarafından kayyım atandığını, taraflarca husumet konusu olmadığını, şirketin yönetiminin genel kurul yetkilerine haiz olmadığını, murisin vefatı sebebiyle ceza davasının düşürülmesine karar verilmesinden dolayı, suça konu şirket hisselerine ilişkin verilen müsadere kararının ortadan kaldırılması gerektiğine ilişkin iddiaların hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları içeriğine göre; davacıların murisi olan ...'nin davalı şirket ortağı olduğu, İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli, 2017/353 D.iş sayılı kararı ile 647 sayılı KHK'nın 19. Maddesi kapsamında davalı şirkete TMSF tarafından kayyım atandığı, davacıların murisi olan ... hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/40 Esas, 2020/53 Karar sayılı ilamıyla mahkumiyet ve şirket hissesi üzerinde müsadere kararı verildiği, karar temyiz aşamasındayken murisin öldüğü, ceza yargılamasının halen devam ettiği anlaşılmakla davacıların şirket hissedarı olduklarının tespiti bakımından Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olan herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, kaldı ki yukarıda anılı hüküm gereği TTK'nın 494/4. maddesi uyarınca mirasa dayalı pay geçişlerinin derhal geçeceğinin düzenlendiği, şirket tarafından satın alma teklif edilerek ancak devre onayı reddetme hakkının bulunduğu, davalı şirket tarafından davacıların mirasçılığına veya pay sahipliklerine ilişkin itirazda bulunulmadığı, uyuşmazlığın ceza mahkemesince şirket yönetimine TMSF'nin kayyım olarak atanmasının ve müsadereye ilişkin kararın henüz kesinleşmemesinden kaynaklandığı, ayrıca kar payı dağıtılması kararının münhasıran anonim şirket genel kuruluna ait olduğu buna ilişkin bir karar alınmadan mahkemeden tüm geçmiş dönem kar paylarının dağıtılmasının da talep edilemeyeceği, davacıların bu aşamada; ceza dosyası kesinleşmeden ve kar payı dağıtılmasına ilişkin genel kurul kararı olmaksızın dava açmalarında hukuki yararları bulunmadığından davanın usulden reddine ve davalı yararına maktu vekalet ücretine (emsal olarak Yargıtay 11. HD. 10/04/2023, 2021/7762 Esas, 2023/2193 Karar sayılı ilamı), ...\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müsadere mümkün olmayan hisselerin davacılara intikalinin gerçekleşmesi kanuni zorunluluk olduğunu, davacıların resmi olarak mirasçı sıfatları olduğunu, ve ortaklıktan doğan haklarını kullanabilmesi için deftere kaydın zorunlu olduğunu, bu durum aynı zamanda 3. kişilere karşı hak sahipliğini belgelediği gibi davacıların şirkete karşı haklarını kullanması içinde önemli olduğunu, zira; davacıların mirasçılık payları oranında hisselerinin şirket pay defterine işlenmesi ve  veraset intikal vergisinin tayin ve ödenmesi için 2022 yılı bilanço suretinin taraflarına bildirilmesi gerektiğini, pay defterine işlenen nisap oranı üzerinden geçmiş dönem kar paylarının hesaplanarak ayrı ayrı davacıların hesaplarına ödenmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, anonim şirket ortağı olduğunun tespiti ve kar payının ödenmesi davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacıların hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacıların murisi ...'nın ortağı olduğu davalı şirkete İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli ve 2017/353 D.iş sayılı kararı ile 647 sayılı KHK'nın 19. Maddesi kapsamında TMSF kayyım olarak atanmış, ayrıca davacıların murisi ... hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/40 Esas, 2020/53 Karar sayılı ilamıyla mahkumiyet ve şirket hissesi üzerinde müsadere kararı verilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin  16.09.2021 tarihli ve 2020/871 Esas, 2021/1072  sayılı Kararı ile karar düzeltilerek İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacıların murisi ... ceza mahkemesi kararının temyizi aşamasında 19/11/2022 tarihinde ölmüştür. Davacı tarafça, miras payları oranında hisselerinin pay defterine kaydına ve geçmiş dönem kar payının ödenmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davacıların murisi ...'nın şirket ortağı olduğuna ilişkin bir belge veya kayıt dosyada bulunmamakla birlikte, davalı vekilinin ...'nın şirket ortağı olduğu yönündeki beyanlarına göre inceleme yapılmıştır. Türk Ticaret Kanunu’nun payların bölünememesi başlıklı 477. maddesinde, “Pay şirkete karşı bölünemez. Bir payın birden fazla sahibi bulunduğu takdirde, bunlar şirkete karşı haklarını ancak ortak bir temsilci aracılığıyla kullanabilirler. Böyle bir temsilci atamadıkları takdirde, şirketçe söz konusu payın maliklerinden birine yapılacak tebligat tümü hakkında geçerli olur. Genel kurul, sermaye tutarı aynı kalmak şartıyla, esas sözleşmeyi değiştirmek suretiyle, payları, asgari itibarî değer hükmüne uyarak, itibarî değerleri daha küçük olan paylara bölmek veya payları itibarî değerleri daha yüksek olan paylar hâlinde birleştirmek yetkisine haizdir. Şu kadar ki, payların birleştirilebilmesi için her pay sahibinin bu işleme onay vermesi gerekir.” hükmü bulunmaktadır. Aynı Kanunun 494/2. maddesinde de “Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer.” hükmünü içermektedir. Davacıların murisi ...'nın payı miras olarak intikal etmiş olmakla birlikte, davacılara geçen paylar elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, mirasçılar adına kaydedilebilmesi için müşterek mülkiyete dönüşmesi gerekir.  Bunun için ise TTK 477. maddesi uyarınca mirasçılar arasında taksime ilişkin anlaşma bulunmalıdır(Yargıtay\t11. Hukuk Dairesi'nin 02/11/2022 tarih ve 2021/3662 E. - 2022/7682 K. Sayılı kararı).  davacıların murisi ...'nın hisseleri müsadere edilmiş olup, müsadere kararının geçerli olduğu sürece bu payların müşterek mülkiyete dönüşmesi mümkün değildir. Zaten gelinen süreçte Uyaptan yapılan incelemeye göre Yargıtay 3 CD.'nin 19.07.2024 tarih ve 2023/6208 E. - 2024/9383 K. Sayılı kararı ile, (...) örgütün amaç ve faaliyetlerine özgülenip örgüte tahsis edildiği kabul edilerek, 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca tamamının müsaderesine ve iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir. Davacıların murisine ait iken müsaderesine karar verilen şirket hisselerinin müşterek mülkiyete dönüşmesi mümkün olmadığından davacıların şirket ortağı olarak pay defterine kaydedilmelerine ilişkin eldeki davayı açmakta hukuki yararları bulunmamaktadır. 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19/11. Maddesi, \"Fonun, yönetim organı yetkilerini ya da yönetim organı yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerini haiz kayyım olarak görevlendirildiği şirketlerde ana sözleşmelerine bağlı olmaksızın, kayyım atanmasından önceki dönem bilanço ve kâr/zarar hesaplarını tasdik ile bu dönemlerde görev yapan yönetim/müdürler kurullarını ibra etmek anlamına gelmemek kaydıyla, bu maddenin dokuzuncu fıkrası çerçevesinde, şirketlere kayyım atanan faaliyet dönemini izleyen dönemden başlamak üzere kısmen ya da tamamen kâr dağıtımına karar verilebilir. Dağıtımına karar verilen kâr; milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında mahkûmiyet kararı bulunmayan hissedarlara payları oranında ödenir. Soruşturma veya kovuşturması devam edenlerin hissesine isabet edecek kâr payı; kovuşturmaya yer olmadığına, beraate, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine ilişkin kararın kesinleşmesine kadar ödenmeyerek Fon hesaplarında tutulur. Hakkında soruşturma, kovuşturma bulunmama veya müsadere kararı verilmemiş olma koşulu, borsada işlem gören hisseler bakımından aranmaz. Kâr dağıtımı kararı ilişkili olduğu faaliyet dönemi mali verilerinin ve tablolarının tasdiki anlamına gelmez. Dağıtıma ilişkin hususlar Fon Kurulu tarafından belirlenir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Anılan düzenleme ile TMSF'nin kararı ile kar payı dağıtılabileceği düzenlenmiştir. Ancak, dağıtımına karar verilen kârın hissedara ödenebilmesi için milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında mahkûmiyet kararı bulunmaması gerekir.  Soruşturma veya kovuşturması devam edenlerin ise hissesine isabet edecek kâr payı; kovuşturmaya yer olmadığına, beraate, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine ilişkin kararın kesinleşmesine kadar ödenmeyerek Fon hesaplarında tutulacaktır. Davacıların murisi 19/11/2022 tarihinde ölmüş ise de eldeki davanın açıldığı tarihte ceza mahkemesince verilmiş bir düşme kararı bulunmamaktadır. Davacıların murisi hakkındaki ceza davası hakkında beraate, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine ilişkin bir karar bulunmadığından bu aşamada davacıların kar payının dağıtılmasını talep etmeleri mümkün değildir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"86d38d5c3cb62ed3","SID":"6331f811824f0832"}}