{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/496 <br>KARAR NO: 2024/1768<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/11/2021<br>NUMARASI: 2020/228 E. - 2021/756 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı şirket arasında 24.01.2018 tarihinde Faktoring Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin ... bank’a ait ... seri numaralı 29.06.2018 keşide tarihli ve keşidecisi ... A.Ş. olan 50.000,00 Euro tutarlı çeki, ... seri numaralı 17.01.2018 tarihli 241.900,00 TL tutarındaki faturanın temliki karşılığında ödeme aracı olarak davalı ... Şirketine devir ve temlik ettiğini, davalı faktoring şirketinin 24.01.2018 tarihinde müvekkilin ... bank ... numaralı hesabına 50.000,00 Euro’yu 1 Euro=4,52 TL’den olmak üzere 226.000,00 TL’ye çevirerek işlem süresi boyunca işlemesi gereken faizi de düştükten sonra 205.819,53 TL olarak gönderdiğini, faturanın TL ödeme aracı çekin ise Euro çeki olduğunu, çekin vade tarihi olan 29.06.2018 tarihinde ise TCMB döviz alış 1 Euro=5,3092 TL olduğunu ve 265.460,00 TL’ye denk geldiğini, aradaki 265.460,00 – 226.000,00 = 39.460,00 TL’lik farkın müvekkile iade edilmediğini, müvekkilin döviz artışından kaynaklı kur farkının iadesini talep ettiğini, henüz doğup doğmayacağı belli olmayan bir haktan feragat ettiğine dair 24.01.2018 tarihinde Faktoring Sözleşmesi imzalanırken müvekkilinden taahhüt başlığı altında vazgeçme beyanını içerir yazı alındığına dair bilgi verdiklerini ve iade yapmadıklarını, doğmamış haktan feragat edilemeyeceğini, kaldı ki davalının kur farkından dolayı haksız kazanç elde ettiğini ve vergilendirmediğini, davalı şirkete alacağın tahsili için takip başlatıldığını, 31.07.2018 tarihinde kur farkı faturası düzenleyerek müvekkile gönderdiklerini, ancak müvekkilin faturayı kabul etmediğini, müvekkil tarafından temlik edilen alacağın fatura alacağı kadar olduğunu, taahhütnamede kur farkından dolayı ödeme çıkması halinde müvekkilin faktoring şirketine aradaki fark kadar ödeme yapacağının yazılı olduğunu, sözleşmede müvekkilin kur farkı talep edemeyeceğine ilişkin açık hüküm bulunmadığını, davalının haksız itirazının iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında 24.01.2018 tarihinde çerçeve sözleşme niteliğinde olan Faktoring Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davacının vadeli alacaklarını alacak bildirim formu doldurarak müvekkil şirkete devredeceğini, böylelikle vadeli alacaklarının vade tarihini beklemeden nakde çevirerek kendisine nakit finansmanı sağlayacağını, davacının 17.01.2018 tarihinde dava dışı ... İnşaat Taah. Turz. San. Tic. A.Ş.’ye kesilen ... numaralı ve 241.900,00 TL tutarlı fatura düzenlediğini, bu alacağa karşılık ... Şirketince ciro edilen ...bank’a ait 29.06.2018 tarihli ... seri numaralı 50.000,00 Euro tutarlı çeki aldıklarını, davacının çekin vade gününü beklemeden işletmesine nakit finansmanı sağlamak ve alacağın tahsil edilmeme riskinden kurtulmak amacıyla üçüncü kişiden olan 241.900,00 TL alacağını müvekkil şirkete faktoring sözleşmesi kapsamında temlik ettiğini, bu işlem karşılığında müvekkilin davacıya 205.819,53 TL ödeme yaptığını, alacağını devreden davacının gerek taraflar arasında imzalanan Faktoring Sözleşmesi gerekse 6098 sayılı kanunun 190. maddesi gereğince ödeme aracı olarak 50.000,00 Euro bedelli çeki müvekkile teslim ettiğini, tevdi edilen döviz çekinin işlem tarihindeki kur ile vade tarihindeki kur arasında oluşacak farklar için herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağına ilişkin 24.01.2018 tarihli taahhütname imzalandığını, faktoring sözleşmesinin ilgili hükümleri ile 24.01.2018 tarihli taahhütnamenin TMK 23. maddesi gereğince geçersiz olduğu yönündeki iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, faktoring işlemi kapsamında davacının alacağını devralan müvekkil şirketin tahsil sırasında lehine oluşan kur farkını iktisap etme hak ve yetkisine sahip olduğunu, faktoring işleminin müşteri alacaklarının faktoring şirketi tarafından bedeli peşin ödenmek suretiyle satın alınması olduğunu, ilgili çekin müvekkile temlik edilen alacağın ödeme aracı olduğunu, davacı şirketin fakirleşmediği gibi müvekkil şirketin de sebepsiz zenginleşmediğini, davacı şirketin basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, kur farkı faturasının düzenlenme nedeninin elde edilen kur farkının BSMV’sinin müşteri tarafından ödenmesi için davacıya düzenlendiğini, bu hususun sözleşmenin 26. maddesinde yazılı olduğunu, davacı şirketin alacağın temliki ile birlikte müvekkile tevdi ettiği çek üzerindeki alacağına bağlı tüm haklarını ve tahsil yetkisini müvekkile devrettiğini, işbu haksız davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"..Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı ve davalı arasında faktoring sözleşmesi imzalandığı, davacının bu sözleşme kapsamında davalıya 50.000 Euroluk çek verdiği, çek bedelinin davalı tarafından tahsil edildiği, davacının kur artışı nedeniyle kur farkından dolayı davalıdan alacaklı olduğunu belirterek eldeki davayı açtığı, faktoring sözleşmesinin II.26. maddesindemüşterinin kur farkı nedeni ile meydana gelebilecek zararlar dahil kur farkı gibi nedenlerle faktörden talep hakkının bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından imzalanan 24.01.2018 tarihli taahhütname ile de davacının kur farkından dolayı herhangi bir alacak talep etmeyeceğini kabul ettiği gözetilerek davacının imzaladığı faktoring sözleşmesi ve taahhütname ile kur farkı talep etmeyeceğini kabul ettiği ve davacının temlik suretiyle devrettiği çek nedeniyle herhangi bir talep hakkının bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiş, davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, davanın REDDİNE, davalının kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine,\" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel Mahkemece  \"doğmamış haktan feragat edilemeyeceği\" ilkesine aykırı olarak müvekkiline imzalatılan sözleşme ve taahhütname başlıklı belge hükümlerinin geçerli olup olamayacağı noktasında herhangi bir inceleme yapılmadığını, davalı faktoring şirketi tarafından müvekkili şirket yetkilisine imzalatılan Faktoring sözleşmesi şartları esas alınarak inceleme yapıldığını,  hükme esas alınan ve Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/166 Talimat dosyasından alınan Mali Müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda sadece davalı yanın İnternet sitesinde yer alan sözleşme koşulları incelenmek suretiyle herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunamayacağı sonuç ve kanaatine ulaşıldığını, Davalı Faktoring şirketine, müvekkil tarafından dava dışı ...İnş. Taah. Tur. San. Tic. A.Ş’ye kesilen 17/01/2018 Tarihli ve 241.900,00 TL bedelli fatura karşılığı olan alacak temlik edildiğini,  temlik edilen iş bu fatura bedelinin ödeme aracı olarak ise 50.000,00 EURO bedelli çek faktoring şirketine ödeme aracı olarak tevdii edildiğini, müvekkili şirketin devrettiği alacak TL cinsinden, ödeme aracı olarak davalı şirkete verilen çek ise EURO cinsinden olduğunu, Davalı faktoring firmasınca müvekkiline sağlanan finansmanın ise  yine TL cinsinden olduğunu, Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmede müvekkilinin kur farkı talep edemeyeceğine ilişkin açık hüküm bulunmadığını, faktoring sözleşmesinin imzadan evvel inceleme imkânı tanındığı ve müvekkiline bir nüshasının verildiği iddia edilmekte olduğunu, ancak gerçek olmadığını, Müvekkilinin kendisi tarafından imzalanan taahhütname başlıklı metinden dahi  kur farkı talebinde bulunması üzerine haberdar olduğunu, Davalı şirket tarafından temlik alınan faturanın ödeme aracı olarak tevdii edilen çekin tahsil olunması halinde fatura bedeli ile çek bedeli arasında oluşan farkın yasal kesintiler yapıldıktan (faiz, komisyon, vergi) müvekkiline iade edilmesi gerekirken, iade edilmeyerek davalının uhdesinde kalmasının haksız kazanç sağladığının ve sebepsiz zenginleştiğinin açık ispatı olduğunu,  Davalı şirket hakkında yasal işlem başlatılması akabinde davalı şirket tarafından 31/07/2018 tarihinde kur farkı faturası e-fatura olarak kesilerek  müvekkiline mesaj ile gönderildiğini, fatura müvekkili tarafından kabul edilmeyerek iade edildiğini, haklı olduklarının kabul edildiğini,-alınan bilirkişi raporunun davalı faktoring şirketinin internet sitesinde yer alan sözleşmesi üzerinden yapıldığını, Davalı yan tarafından sunulan cevap dilekçesi incelenseydi davalının ekinde sunduğu sözleşmenin her sayfasında müvekkilinin imzasının bulunmadığı hususunun tespit olacağını, bunun dahi taraflar arasındaki sözleşmenin aslında müvekkiline verilmediği ve okutmadan imzalatıldığını açıkça gösterdiğini,  Bilirkişi tarafından dava dosyasına ibraz edilen sözleşme yerine İnternet'te yer alan sözleşmenin incelenmek suretiyle bir sonuç ve kanaat raporu düzenlendiğini  ve bu raporun hükme esas alındığını, Müvekkili şirketin 14 sayfadan ibaret sözleşmenin sadece son sayfasına imza attığını,  Müvekkiline sözleşmenin bir örneği dahi verilmediğini, \"okudum kabul ediyorum\" şekinde açık iradesi olmayan müvekkilinin sözleşmede belirtilen hususları bildiği, okuduğu ve kabul ettiği yönündeki iradesinin sakatlandığını, Müvekkili tarafından devredilen alacağın miktarının 241.900,00 TL olduğunu, temlik miktarı olan alacak net ve açık olup çek tahsil edildiğinde bu rakam davalı şirket tarafından alınarak kalan ödemenin müvekkile iadesi yapılması gerektiğini,  olmayan bir alacağın temliki temellük edeni alacaklı kılmayacağını,  müvekkili tarafından temlik edilen alacak miktarının  fatura alacağı kadar olduğunu, fatura miktarını aşan herhangi bir alacak davalı Faktoring şirketine devredilmediğini, henüz doğup doğmayacağı bile belli olmayan bir alacak hakkını müvekkilinin devretmesinin mümkün olmadığını, bu alacak hakkından da feragat etmesinin “doğmamış haktan feragat olmaz” ilkesi uyarınca mümkün olmadığını,  kur farkı TL cinsinden alacak temilk edildiğinde bu temlik işleminin  yan edimi olmadığını, müvekkilinden hem kesinti yapıp hem de ödeme aracı çekin vadesindeki kur farkının faktoring şirketince tahsil edilmesinin faktoring şirketinin açıkça sebepsiz zenginleştiğini ortaya koyduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  -kararın kötü niyet tazminatının reddine yönelik kısmı usul ve yasaya aykırı olduğunu, vadeli alacağını müvekkili şirkete satarak, alacağın tahsil edilememe riskinden kurtulan ve ayrıca müvekkili şirketten aldığı ödemeyle kendisine nakit finansman sağlayan davacı şirketin işbu davasının açıkça kötü niyetli olup haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu, Davacı tarafın takipte kötü niyetli olduğu açıkça ortada olup mahkemenin %20 oranında icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, -Davacı tarafın istinaf başvuru dilekçesinde iddialarını  değiştirmiş ve genişletmiş olduğunu,  dava dilekçesinin hiçbir bölümünde müvekkiline sözleşmeyi inceleme imkanı tanınmadığı, sözleşme örneğinin müvekkiline verilmediği, imzanın eksik olduğu yönünde bir iddiası bulunmadığını, HMK Madde 357 uyarınca İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddiaların istinaf sürecinde de ileri sürülemeyeceğini, muvafakatlerinin olmadığını, gerek taraflar arasında imzalanan faktoring sözleşmesi, gerek davacı şirket imza ve kaşesini taşıyan 24/01/2018 tarihli taahhütname ve gerekse TBK’nun alacağın temlikine ilişkin hükümleri uyarınca davacı tarafın oluşan kur farkı üzerinde bir hakkı bulunmadığını,  Davacının faktoring sözleşmesi kapsamında kendisine yapılan ön ödemenin/finansmanın karşılığında ... bank Akdeniz Ticari Merkez ... Antalya Şubesine ait 29.06.2018 tarihli ... seri numaralı 50.000 EURO tutarlı çeki ödeme aracı olarak müvekkili şirkete temlik ettiğini,  TBK’nun 189. Maddesine göre çek üzerindeki tüm haklarını da müvekkiline devrettiğini, davacı taraf kendisine kur farkı faturası düzenlenmesinin sebebini anlayamamış ise de kur farkı faturası elde edilen kur farkının BSMV (Banka Sigorta Muamele Vergisi)’sinin müşteri tarafından ödenmesi için davacıya düzenlendiğini, bu durum hem faktoring sözleşmesinin II-Faktoring Hizmetlerinin İşleyişine İlişkin Genel Hükümler başlıklı bölümünün 26. maddesinin açık hükme hem de ödeme araçları tevdi bordrosunda “...tahsilat esnasında olası kur artışlarında oluşabilecek kur farkı gelirine ait ... A.Ş. hesaplarına göndereceğimizi kabul ve beyan ederiz”. yer alan düzenlemeye uygun olduğunu, Davacı şirket ile davalı müvekkili şirket arasında sözleşme serbestisi kapsamında ve yasal mevzuata uygun olarak 24.01.2018 tarihli faktoring sözleşmesi imzalandığını, ayrıca davacı şirket tarafından ödeme vasıtası olarak döviz cinsinden çek tevdii edilmiş olması sebebiyle kur farkı talep etmeyeceği yönünde taahhütname de verildiğini, bahsi geçen 24.01.2018 tarihli taahhütname başlıklı belgenin yanı sıra yine 24.01.2018 tarihli faktoring sözleşmesinin 26. Maddesinde de şirketin kur farkı talebinde bulunamayacağının da açıkça hükme bağlandığını,  24.01.2018 tarihli faktoring sözleşmesinin tüm hükümlerinin, davacı şirketle sonuca etkili olarak müzakere edilmesini müteakip imzalandığını, davacı şirkete, sözleşmenin her bir maddesinin anlaşılır bir dille izahını içeren yazılı bir belge de verildiğini, Davacı şirkete verilen taslak sözleşme metni üzerinden etkili bir müzakere süreci yapıldığını ve nihayetinde 24.01.2018 tarihli faktoring sözleşmesi ve taahhütname başlıklı belge imzalandığını, sözleşmenin ilgili hükmünün ve taahhütname başlıklı belgenin “doğmayan haktan feragat olmaz” ilkesi gerekçe gösterilerek etkisiz hale getirilmesinin de mümkün olmadığını, devralan müvekkili şirketin, tahsil sırasında lehine oluşan kur farkını iktisap edebilme hak ve yetkisi, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 189. ve 190. Maddeleri ile kendisine tanınan yasal bir imkan olduğunu, ilgili alacak müvekkili şirkete devredilmemiş olsa idi vade tarihi ile borcun doğum tarihi arasında alacaklı lehine oluşan kur farkı tutarı borçlu şirkete iade edilmeyecektiyse yani alacaklının, lehine oluşan kur farkını iktisap etme hak ve yetkisi mevcut ise alacağın yeni maliki olan temellük edenin de lehine kur farkı oluşması halinde bunu iktisap etme hak ve yetkisi olduğunu, alacağını müvekkili şirkete devreden (vadeli alacağını müvekkiline satan) davacı şirket, bu işlemle vade tarihini (29.06.2018) beklemeksizin 24.01.2018 tarihinde müvekkili şirketten 205.819,53 TL ödeme tahsil ettiğini, alacağın vadesi geldiğinde tahsil edilememesi riskini de üstlenerek davacı şirkete 205.819,53 TL ödeme yapan müvekkili şirketin vade tarihinde yapmış olduğu tahsilat nedeniyle davacı şirketin zarara uğradığının da söylenemeyeceğini,  alacağı temlik alan davalı müvekkili şirketin, eski alacaklı davacı şirket yerine geçtiği, alacağa bağlı tüm feri hakları da devraldığını, davacının istinaf talebinin reddi ve  taleplerinin kabulü ile müvekkili lehine %20 oranının kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava,  faktoring sözleşmesi kapsamında kur farkından kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan takip nedenli itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında, 24.01.2018 tarihli faktoring sözleşmesinin imzalandığı, Davacının, dava dışı ... İnşaat Taah. Turz. San. Tic. A.Ş.’ce ciro edilen ...’a ait 29.06.2018 tarihli ... seri numaralı 50.000,00 Euro tutarlı çekin, 241.900,00 TL alacağa karşılık, davalı şirkete faktoring sözleşmesi kapsamında temlik edildiği, bu işlem karşılığında davalının davacıya 205.819,53 TL ödeme yaptığı anlaşılmıştır. Davacı vekili,  29.06.2018 tarihli ... seri numaralı 50.000 EURO tutarlı çek karşılığında faktoring şirketinin vadeden önce finansman sağlaması konusunda sözleşme düzenlendiğini, davalının sözleşme konusu edilen çekin ödeme tarihlerindeki kur üzerinden TL karşılığını şirkete ödediğini, ancak  alınan ve verilen arasında faktoring lehine 39.460,00 TL’lik fark oluştuğunu,  hizmet bedeli alınmış olmasına rağmen kur farkından kaynaklı farkın ödemediğini belirtilerek; kur farkından kaynaklı 39.460,00 TL’lik alacağın  tahsiline karar verilmesini  talep etmiştir. Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/166 Talimat dosyasından alınan Mali Müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre; Davacı şirketin, 24.01.2018 tarihinde aralarındaki sözleşmeye dayalı olarak yani faktör işleminden gerekli tahsilat yapıldıktan sonra kalan tutar olan 205.819,53 TL’lik havale yapıldığı, ancak 24.01.2018 tarihli EURO kurunun 4,625158 TL olduğu ve 226.000,00 TL’ye denk geldiği, oysaki davalı şirketin çekin vade günü olan 29.06.2018 tarihinde EURO kurunun yükselmesi nedeniyle 265.460,00 TL olarak çeki tahsil ettiği, bu sebeple 39.460,00 TL sebepsiz zenginleştiği, 31.07.2018 tarihinde kur farkı faturası düzenleyerek kendilerine gönderdikleri, ayrıca temlik edilen alacağın fatura alacağı kadar olduğu, taahhütnamede kur farkından dolayı ödeme çıkması halinde müvekkilin faktoring şirketine aradaki fark kadar ödeme yapacağının yazılı olduğu fakat sözleşmede müvekkilin kur farkı talep edemeyeceğine ilişkin açık hüküm bulunmadığını iddia ettiği, davalı şirketin, tevdi edilen döviz çekinin işlem tarihindeki kur ile vade tarihindeki kur arasında oluşacak farklar için herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağına ilişkin 24.01.2018 tarihli taahhütname imzalandığı, faktoring işlemi kapsamında davacının alacağını devraldıkları ve tahsil sırasında lehe oluşan kur farkını iktisap etme hak ve yetkisine sahip oldukları, faktoring işleminin müşteri alacaklarının faktoring şirketi tarafından bedeli peşin ödenmek suretiyle satın alınması olduğu, ilgili çekin temlik edilen alacağın ödeme aracı olduğu, davacı şirketin fakirleşmediği gibi kendilerinin de sebepsiz zenginleşmediği, kur farkı faturasının davacıya düzenlenme nedeninin ise elde edilen kur farkının BSMV’sinin müşteri tarafından ödenmesi için olduğu, bu hususun sözleşmenin 26. maddesinde yazılı olduğu, davacı şirketin alacağın temliki ile birlikte tevdi ettiği çek üzerindeki alacağına bağlı tüm haklarını ve tahsil yetkisini devrettiğini beyan ettiği, davalı şirketin internet sitesinde, sözleşme, taahhütname ve müşteri kabul beyanına ulaşılabildiği, sözleşmenin II.3. maddesine göre, davalı şirketin sözleşme hükümleri uyarınca devir aldığı alacakları ve ödeme vasıtalarını üçüncü kişilere devir hakkına sahip olduğu gibi bu alacaklar ve ödeme vasıtaları üzerinde her türlü tasarruf yetkisine sahip olduğu, sözleşmenin II.26. maddesine göre, döviz cinsinden tahsil olunan finansmanın, işlem tarihinde müşteri ile mutabık kalınan ve ödeme talimatında yazılı kur üzerinden Türk Lirası’na çevrilerek kullandırdığı, finansman ve ferilerinin geri ödenmesi sırasında geri ödeme tarihindeki TCMB Döviz alış kurunun esas alınacağı, bu suretle kısmen veya tamamen geri ödeme sırasında oluşabilecek anapara kur farkları ve BSMV’nin müşteriden tahsil olunacağı, müşterinin dövize endeksli ödemeler ile faiz ve ferilerinin tahsilatında kur farkı nedeni ile meydana gelebilecek zararlar dâhil, kur farkı, BSMV, komisyon, vs. gibi nedenlerle faktörden talep hakkının bulunmadığı, ön ödeme talimatında 205.819,53 TL’lik ödemenin işlem kuru 4,62515800 yazılarak sabitlendiği ve davacının Dövize endeksli dönülebilir faktoring işleminde, tahsilat esnasında olası kur artışlarında oluşabilecek kur farkı gelirine ait ... A.Ş. hesaplarına göndereceklerini kabul ve taahhüt ettikleri, taahhütnameye göre, döviz cinsinden bir alacağın temlik konusu yapılarak finansman sağlanması veya temlik edilen bir alacak için ödeme aracı olarak döviz cinsinden kambiyo senedinin tevdi edildiği hallerde, taraflarca kabul edilmiş olan işlem tarihindeki kur ile gerek anaparanın gerekse faiz ve ferilerinin geri ödemesi sırasında vade tarihindeki kur arasında oluşacak farklar için herhangi bir hak ve alacak talep etmeyecekleri, Müşteri Kabul Beyanına göre, davalının internet sayfasında ayrıca yer alan, faktoring sözleşmesi, ekleri ile genel işlem şartlarına, faktoring hizmetlerinin işleyişine ait hükümler ile açıklamaların kendilerince sözleşme görüşmeleri sırasında alındığı, anılan sözleşmede yer alan genel işlem şartları, anlamları, aleyhe doğurabileceği sonuçların ayrıntıları ile incelendiği ve değerlendirildiği, ayrıca taslak metin olarak aldıkları faktoring sözleşmesi üzerinde yorumlarını bildirdiklerini ve bu yorumların nihai metin dahilinde yer aldığını, Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 4.3. maddesine göre, müşterilerden fatura tutarı ile kambiyo senedi veya diğer senet tutarı arasında, yukarı yuvarlanmak suretiyle oluşan küçük farklar ile yabancı para cinsi ödeme araçlarının ödeme gününde oluşan kur farkları için ilave fatura alınmayacağı, davacının temlik ettiği vadeli alacağının karşılığında ihtiyacı tarihinde nakde kavuştuğu ve o tarihte ön ödeme talimatıyla kurun sabitlendiği, sözleşmenin ayrılmaz parçası olan taahhütname ile kur farkının herhangi bir hak ve alacak talep edemeyeceklerinin taraflarca kararlaştırıldığı, sözleşme ve eklerinin genel işlem koşullu olmadığı, ilgili çekin bir ödeme aracı olduğu ve davacının çek vadesindeki kur artışından dolayı alacak talebinde bulunamayacağı, zira anlık nakit ihtiyacını karşıladığı ve sonra davalı şirkete devir ettiği alacağıyla ilgili hak ve alacak talep etme hakkı kalmadığını raporunda bildirmiştir. Davacı istinaf istemine ilişkin olarak; Taraflar arasında24.01.2018 tarihli faktoring sözleşmesi ve taahhütname başlıklı belge tanzim edildiği, sözleşmenin 26. Maddesinde \" FAKTOR, MÜŞTERİ'ye serbestçe sağlayabileceği ön ödemeleri (finansmanı), temellük ettiği alacak ya da belirlediği işlem hacimleri cinsinden kullandırmak mecburiyetinde değildir. FAKTOR dilediği takdirde tayin olunan para cinsini serbestçe değiştirebilir. Türk Lirası ön ödemeleri herhangi bir döviz cinsine, döviz ön ödemelerini Türk Lirasına serbestçe dönüştürebilir veya Türk Lirası işlem hacimlerini dövize endeksli olarak uygulayabilir. FAKTOR bu hakkı kullandırılmış finansman (ön ödemeler) için de mevcut olup, hakkın kullanılması halinde ve her keresinde hesaplarda gerekli değişiklikler yapılır. Bu halde döviz cinsinden tahsil olunan finansman, işlem tarihinde müşteri ile mutabık kalınan ve ödeme talimatında yazılı kur üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek kullandırılır. Finansman ve ferilerinin geri ödenmesi sırasında, geri ödeme tarihindeki TCMB Döviz alış kuru esas alınır. Bu suretle ve/veya kısmen veya tamamen geri ödeme sırasında oluşabilecek anapara kur farkları ve BSMV MÜŞTERİ'den tahsil olunur. MÜŞTERİ dövize endeksli ödemeler ile faiz ve ferilerinin tahsilatında kur farkı nedeni ile meydana gelebilecek zararlar dâhil, kur farkı, BSMV, komisyon, vs. gibi nedenlerle FAKTOR'den bir talep hakkının bulunmadığını kabul ve beyan ile bu konudaki her türlü taleplerinden peşinen ve gayrikabilirücu feragat etmektedir\" düzenlemesinin bulunduğu aynı tarihli taahhütnamede de benzer düzenlemenin yer aldığı görülmektedir. 6361 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası ''Faktoring şirketi kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal ve hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez'' hükmünü içermektedir. Yasa metninden de anlaşılacağı üzere, faktoring şirketinin, faktoring işlemi ile devraldığı alacak, alacağın temliki hükümlerine tabidir. Nitekim, faktoring işlemlerinde alacağın temliki hükümlerinin uygulandığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.11.2010 tarih, 2010/19-488 E., 2010/557 K. sayılı kararında da açıkça belirtilmiştir. Temlik, alacağın ona bağlı bütün (yan ve öncelik) hakları ile birlikte devralana geçmesini sağlar. Somut olayda , taraflar arasında  düzenlenen dövize endeksli  faktoring sözleşmesi ile davacı tarafından 50.000,00 Euro tutarlı kaynaklı alacakların davalıya temlik edildiği, temlik edilen  çekle ilgili davacının talimat ve talebi doğrultusunda belirlediği kur üzerinden hesaplanan karşılığın davacıya ödendiği, döviz cinsinden bedel içeren çekin tahsil edileceği tarihte  kurun yükselmesi halinde farkın davacıya ödeneceğine dair sözleşmede bir hüküm bulunmadığı, aksine davacının davalı aleyhine risk kapsamında oluşacak  kur farkından sorumlu olacağını kabul ve taahhüt edildiği, davalı faktoring şirketinin sözleşmeden kaynaklanan ediminin  davacıya ödenmiş olduğu, sonradan kur farkı talep edilemeyeceği,   döviz cinsinden çeki temlik alan davalının çek nedeniyle alacağının döviz cinsinden olduğu bu nedenle tahsil tarihindeki kur farkı nedeniyle sebepsiz zenginleşmesinden söz edilemeyeceği, davacının eldeki davayı sözleşme hükümlerine dayalı bir ihlal bulunmadığı, vadesi gelen çeklerin tahsil tarihinde oluşan kur farkına dayalı talepte bulunulduğundan, sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulmayacağı, faktoring sözleşmesi alacağın temliki hükmünde olduğundan davacının talep hakkının da bulunmadığı,  davacının dava ve  takip konusu alacağın tahsilini talep etmekte haklı olmadığı, davacının istinaf isteminin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Davalı istinaf istemine ilişkin olarak; Davacı takibinde haksız olmakla birlikte kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından davalı vekilinin kötüniyet tazminatı isteminin de reddi gerektiği anlaşılmakla davalının istinaf isteminin reddinin gerektiği anlaşılmıştır. Davacı  ve davalı  vekillerinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2021 tarih ve 2020/228 E., 2021/756 K. sayılı kararına karşı taraf vekilleri  tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"622dbe695ad879a1","SID":"7c27029a9558823a"}}