{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/497 Esas<br>KARAR NO: 2024/1727<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/09/2021<br>NUMARASI: 2019/128 E. - 2021/190 K.<br>DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü, Sicilden Terkin <br>- BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1. FSSHM 2019/378 ESAS SAYILI DOSYASI -<br>DAVANIN KONUSU: Maddi - Manevi Tazminat<br>- BİRLEŞEN BAKIRKÖY 2. FSHHM 2021/486 ESAS SAYILI DOSYASI -<br>DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü, Sicilden Terkin <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>ASIL DAVA Asıl davacı ... TEKSTİL SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ. vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket yetkilisi ...'un, 2001 yılında dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin %50 hisse ile ortağı olduğunu, bu sırada davalı ...'un bu şirkette personel olarak istihdam edildiğini, bilahare ortağı ve babası olan dava dışı ...'un, aynı zamanda oğlu olan davalı ...'un şirkete ortak olmaktaki ısrar ve baskılarına dayanamayarak, kendi hissesinin %80'inini davalıya devrettiğini, müvekkili ile davalı bir süre faaliyet göstermişlerse de, ticari düşüncelerinin uyuşmadığı gibi, davalının gerek müvekkiline, gerek çalışanlara ve gerekse müşterilere karşı uygunsuz davranışları nedeniyle müvekkilinin şirketten ayrılmaya karar verdiğini, müvekkili ...'un bu düşüncesini ve bundan böyle ... adı altında bir firma kurarak kendi nam ve hesabına faaliyet göstereceğini ve ürünlerini “...” markasıyla pazarlayacağını, aynı zamanda kardeşi olan şirket ortağı ... ile paylaştığını, bu kararın ifası bağlamında 2017 Temmuz ayında ... Konfeksiyon'dan fiilen ayrılarak, 17.08.2017 tarihinde ... şirketini kurduğunu, 18.08.2017 tarihinde “...” markalı faturaları bastırdığını, 26.08.2017 tarihinde ... Konfeksiyon şirketindeki hisselerinin tamamını davalıya devretmek suretiyle şirket ortaklığını sonlandırdığını, 19.09.2017 tarihinde ilk faturasını kestiğini, ancak hal böyle iken davalının, 20.09.2017 tarihinde, yani müvekkilinin faaliyete geçtikten sonra hisselerini devrettiğini ve müvekkili “...” markasını kullanmaya başladıktan sonra davalının marka için müracaatta bulunduğunu, ürünlerini “...” markası ile pazarlamayı düşünen müvekkilinin, logoların hazırlanması için merkezi Almanya'da bulunan bir ajans ile irtibata geçtiğini, akabinde Çin'den deneme amaçlı olarak üzerinde “...” logosu olan 1.000 paket çatal iğne sipariş ederek, yaklaşık 200 paket ürünü pazarladığını, davalının müvekkilinin ... şirketini kuracağını ve ürünlerinde “...” markasını kullanacağını henüz bu şirket kurulmadan önce bildiğini, buna karşı herhangi bir itirazda bulunmadığını, ancak şirket kurulduktan 33 gün sonra müvekkilinin kullanacağını ve hatta fiilen kullandığını bile bile ve müvekkilinden gizli olarak “...” markasının tescili için başvuruda bulunarak, markanın kendisi adına tescilini sağladığını, davalının o güne kadar hiçbir surette kullanmadığı bir markayı sırf müvekkilinin kullanımını engellemek amacıyla kendisi adına kötü niyetle tescil ettirdiğini, bununla da kalmayıp müvekkili aleyhine maddi ve manevi tazminat davası da açtığını iddia ederek,\" davalı adına tescil gören patentin iptali ile, ... patentini müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir. Ancak ön inceleme duruşmasında talebini, \"dava konusu ... nolu ... ibareli markanın gerçek hak sahipleri yönünden hükümsüzlüğüne, olmadığı takdirde müvekkiline devrine karar verilsin\" şeklinde düzeltmiş, Mahkemece bu beyan esas alınarak uyuşmazlık tespit edilip tahkikat yürütülmüştür. <br>CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait ... Konfeksiyon'un 01.05.1998 tarihinde kurulduğunu, davacıya ait şirketin ise 17.08.2017 tarihinde kurulduğunu, tarafların ... Konfeksiyon'da belli bir süre ortaklıkları olduğunu, daha sonra davacının 16.11.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan genel kurul kararıyla ortaklıktan ayrıldığını, davacının şirketten ayrılmasının en erken genel kurul ve noter onay tarihi olan 22.09.2017 tarihinde sonuç doğurmaya başlayabileceğini, bunların davacının 2017 Temmuz ayında şirketten ayrıldığı yönündeki iddiasını çürüttüğünü, davacı şirketten ayrılmadan yaklaşık 2 ay önce müvekkilinin 20.09.2017 tarihinde “...” markasının tescili için başvuruda bulunduğunu, bu sırada davacının halen ... Konfeksiyon'un ortağı olduğunu, dolayısıyla markayı ilk bulan ve kullananın davacı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının müvekkilinin marka tescil başvurusundan bir gün önce kullanmaya başladığını iddia ettiği marka hakkında gerçek hak sahipliği iddiasının kabul edilemeyeceğini, ayrıca davacının müvekkili adına kayıtlı “...” markasını haksız olarak kullandığının öğrenilmesi üzerine, Mahkememizin  2018/374 Değişik İş sayılı dosyasında delil tespiti talebinde bulunduklarını, alınan bilirkişi raporunda söz konusu hukuksuz kullanımın tespit edildiğini, “...” markasının müvekkiline ait 20 yıllık ... Konfeksiyon'un unvanındaki ... ibaresinin kısaltması olduğunu, müvekkilinin marka tescilini almadan çok daha öncede kullandığını ve bu durumu ortak olduğu sürece davacının da bildiğini, müvekkilinin dava konusu markayı ticari hayatta aktif olarak kullandığını ve kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR UKUK MAHKEMESİ'NİN  2019/378 ESAS SAYILI DOSYASI Davacı ... vekili dava dilekçesi ile, \"...\" ve \"... +Şekil\" markalarının müvekkili adına tescilli olduğunu, söz konusu markalara ait ürünlerin her türlü üretimi, dağıtımı, kullanımı ve bunların ithalat, ihracat ve pazarlanması konularında müvekkilinin Türkiye çapında yetkili olduğunu, ancak üretme ve piyasaya sunma hakkı müvekkiline ait olan marka ve sınıflardaki taklit ürünlerin davalı tarafça satışı yapılmak suretiyle müvekkilinin markasının ihlal edildiğini ve bu durumun müvekkili haklarına tecavüz teşkil ettiğini ve maddi ve manevi zararlara uğrattığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 04/05/2021 tarihli dilekçesi ile, birleşen davadaki maddi tazminat talebini 15.869,03 TL'ye artıRARAK ıslah tmiştir.<br>CEVAP Davalı ... SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ. cevap dilekçesi ile, davacının halihazırda ortağı olduğu davalı firmanın faturalarını kullanmaya başladıktan bir gün sonra ve kendisinin ürünlerini \"...\" markası ile piyasaya süreceğini bile bile \"...\" markasının tescili için başvuru yaptığını, davacının o güne kadar hiçbir surette kullanmadığı bir markayı sırf kendisinin kullanımını engellemek amacıyla kendi adına tescil ettirdiğini ve kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2021/486 ESAS SAYILI DOSYASI Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının TPMK nezdinde tescilli bulunan kötüniyet ile tescil müracaatına konu edilmiş olan ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; BİRLEŞEN BAKIRKÖY 2.FIKRI VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI'NIN 2021/486 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; davacının davasının derdestlik dava şartı nedeniyle usulden reddine,<br>ASIL DOSYA YÖNÜNDEN; Davacının davasının hükümsüzlük yönünden kabulüne, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, BİRLEŞEN  BAKIRKÖY 1.FIKRI VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI'NIN 2019/378 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; Davacının davasının reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davacı  ...  TEKSTİL SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ. vekili istinaf dilekçesinde; birleşen Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/486 Esas sayılı dosyasının ikame edilmesindeki asıl amacın, asıl davanın dava dilekçesinin netice-i talep kısmında var olan maddi hatanın ( ön inceleme duruşması ile giderilmiş olmasına karşın ) davanın esasını etkilemesi ve müvekkilinin hak kaybına uğramasının önüne geçebilmek olduğunu beyan ederek, derdestlik nedeniyle usûlden redde dair kararın, istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; Mahkeme kararını yazarken dosyadaki delillerin tartışmadığını, iddiaların değerlendirilmediğini, kararın gerekçesiz olduğunu, Davacı tarafın, müvekkilin marka tescil başvurusu yapmasından bir gün önce fatura kestiği düşünülse dahi bu durumun, davacıyı gerçek hak sahibi yapmaya yeterli olmayacağını, zira marka hukukumuzda ve 6769 Sayılı Kanun'da \"tescil ilkesi\" ve \"tescilde öncelik ilkesinin\" geçerli olduğunu, Öncelik hakkının oluşabilmesi için markanın, hukuken korunması gereken bir değer kazanmış olması gerektiğini, bu durumun ise markanın minimum bir tanınmışlık düzeyine ulaşması; sektörde, müşteri çevrelerinde, piyasada bilinir hale gelmiş olması ile mümkün olacağını, bir kimsenin bir markayı salt ilk defa kullanmaya başlaması ile o marka üzerinde önceye dayalı hak sahibi olduğunu kabul etmenin mümkün olmayacağını, Bilirkişi raporunda hukuki değerlendirme yapılmış olmasının usûle aykırı olduğunu, Davacının \"kötü niyetli tescile\" dair iddiasını destekler nitelikte bir bilgi veya belgenin dosyada yer almadığı hususunun,  bilirkişi raporunda dahi kabul edildiğini, tanık beyanlarının da kendi savunma ve iddialarını desteklediğini, Davacının kötü niyetli tescil iddiasının yersiz olduğunu, davacı şirket yetkilisinin, müvekkilinin marka başvurusu yaptığı tarihte müvekkiline ait şirketin ortağı olduğunu, huzurdaki davada kötü niyetli davranan tek kişinin davacının kendisi olduğunu,  zira ekte sunmuş oldukları ticaret sicil gazetesi ilanı incelendiğinde görüleceği üzere, davacı şirket yetkilisi ...'un, davaya konu markanın tescil başvurusunun yapıldığı 20.09.2017 tarihinde müvekkiline ait ... KONFEKSİYON İNŞAAT VE TAŞIMACILIK SAN. TİC. LTD. ŞTİ.'nin ortağı olduğunu, Davacının babası olan ...'un beyanlarının esas alınmayacağını, davacı ile aynı menfaat birliği içerisinde hareket ettiklerini, Davacı tarafın, iddialarını ve savunmalarını genişletebilmek ve dosyaya süresinde sunmamış olduğu birtakım belgeleri dava dilekçesi ekinde yeniden sunup, Mahkemece değerlendirilmeye alınmasını sağlama amacıyla, aynı davadan bir kere daha açtığını ve birleştirme talep ettiğini, dosyaya sunulmaya çalışılan bu belgelerin; tarihsiz, gerçekliği teyit edilemeyecek, kes-kopyala-yapıştır yöntemi ile her zaman herkesçe düzenlenebilecek nitelikte  olup esasen bu evrakların huzurdaki davada delil değeri de bulunmadığını,<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava ve birleşen Bakırköy 2.Fıkri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/486 esas sayılı dosyasının, davalı adına kayıtlı 2017 83216 tescil no.lu 20.09.2017 başvuru tarihli “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne yönelik olduğu, birleşen Bakırköy 1.Fıkri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/378 esas sayılı dosyasının ise, marka hakkına tecavüzün tespiti ile maddi ve manevi tazminata ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Asıl davada davacı her ne kadar Bakırköy 2.Fıkri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/486 esas sayılı dosyasında ''davanın derdestlik nedeniyle reddine'' dair verilen kararı istinaf etmiş ise de; Asıl dava ve birleşen Bakırköy 2.Fıkri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/486 esas sayılı dosyasının, davalı adına kayıtlı ... tescil no.lu 20.09.2017 başvuru tarihli “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne yönelik olduğu, bu nedenle derdestlik dava koşulu nedeniyle birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir hata bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. TPMK kayıtlarına göre; asıl davada hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil no.lu 20.09.2017 başvuru tarihli “...” ibareli markanın 25, 26 ve 35. sınıfta yer alan mal ve hizmetleri kapsayacak şekilde davalı adına tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Marka hukukumuzda, tescilde öncelik ve teklik ilkesi benimsenmiş ve asıl dosyada davalı yanca söz konusu ilkenin somut olayda uygulanması gerektiği ileri sürülmüş ise de; gerçek  hak sahipliğinin bu ilkenin bir istisnasını oluşturduğu, asıl davada davacı tarafından hem gerçek hak sahipliği hem de kötüniyetli tescil iddiasında bulunulduğuna göre, öncelikle bu iddiaların değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Dosyaya sunulan delillere, nüfus kayıtlarına, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmalara, bilirkişi raporunda yapılan tespitlere göre; taraflardan davacı ... şirketinin ortağı ... ve davalı ...'un kardeş oldukları, önce babaları dava dışı ... ve ...'un 01.05.1998 tarihinde kurulan, 06.05.1998 tarih ve 4534 sayılı TTSG'nin 402 vd. sayfalarında ilan edilen ... Konfeksiyon şirketinde pay sahibi oldukları, daha sonra davalı beyanına göre davalı ...'un dava dışı (babası) ...'un bahse konu şirketteki hisselerinin %80'ini iktisap ederek ortaklığa katıldığı, ... ve davacı ...'un bir süre dava dışı ... Konfeksiyon şirketinde pay sahibi oldukları, davacı tarafın beyanına göre şirket ortağı ... ve dava dışı (babası) ...'un dava dışı şirketteki paylarının tamamını 21.09.2017 tarihinde davalı ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldıkları, davalı beyanına göre ise, ...'un 16.11.2017 tarihli TTSG'de yayınlanan genel kurul kararıyla ortaklıktan ayrıldığı, davacının şirketten ayrılmasının en erken genel kurul ve noter onay tarihi olan 22.09.2017 tarihinde sonuç doğurmaya başlayabileceği, davacı şirketin tek ortağı ... olacak şekilde 17.08.2017 tarihinde şirket ana sözleşmesinin ticaret siciline tescil ettirildiği, keyfiyetin (kuruluşun) 23.08.2017 tarih ve 9395 sayılı TTSG'nin 641 vd. savfalarında ilan edildiği, davacı tarafın, dava konusu markanın başvuru tarihinden önce bir Alman firmasına “...” ibareli logo ve tabela çalışmaları yaptırdığı, logoyu hazırlayan kimse ile 16.08.2017 ve 19.09.2017 tarihli Whatsapp yazışmalarını yaptığı, davacının 05.09.2017 tarihinde “...” markasını taşıyan irsaliyeli fatura çalışmalarına başladığı, davacı ... Group şirketinin irsaliyeli fatura bastırdığı, basımı yapılan belgenin veriliş tarihinin 18.09.2017 olduğu, bundan bir gün sonra (19.09.2017) davacı şirketin, ... Bebe/... adına “...” ibaresini vurgulayıcı unsur olarak içeren “...” markasını taşıyan 19.656 TL bedelli konusu dantel, güpür ve fisto olan irsaliyeli faturayı düzenlediği, akabinde 20.09.2017 tarihinde .../... adına 691,20 TL bedelli saten kurdela konulu, 20.09.2017 tarihinde ... Bebe/... adına 15.120 TL bedelli güpür ve saten biye konulu, 20.09.2017 tarihinde .../... adına 7.560 TL bedelli saten biye konulu irsaliyeli faturaların düzenlendiği, davalı ...'un dava konusu “... + şekil” markasını tescil ettirmek için 20.09.2017 tarihinde TPMK'ya başvuruda bulunduğu ve başvurunun sonuçlanarak markanın davalı adına tescil edildiği, davacı şirket beyanına göre, yetkilisi ...'un ticari faaliyetlerini “...” markası ile sürdüreceğini ve ... (davacı) şirketini kuracağını kardeşi davalı ...'a şifahen bildirdiği, dava konusu markanın davalı tarafından aktif olarak kullanıldığı gösterilerek, markanın basılı olduğu bir adet karton çengelli iğne kutusu fotoğrafının delil olarak sunulduğu, markanın başvuru tarihinden önceki tarihli kullanımına ilişkin olarak herhangi bir delilin ise dosyada mevcut olmadığı,  davalı markasının başvuru tarihi olan 20.09.2017'den bir gün önce davacı şirketin söz konusu markayı kullandığı anlaşılmıştır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla benimsendiği üzere, marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde, marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu işaret üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde, o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınır. Ancak somut olayda, yukarıda yapılan tespitler ışığında, asıl davada davacı şirketin, dava konusu markayı yoğun ve sıkı kullandığına, piyasada maruf hale getirdiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı, davalının tescil başvurusundan kısa bir süre önce fatura düzenlenmiş olmasının gerçek hak sahipliği bakımından yeterli olmayacağı, bu nedenle aksi yöndeki bilirkişi değerlendirmelerinin ve Mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Kötüniyetli tescil iddiasına ilişkin değerlendirmelere gelince; ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, taraflardan davacı ... şirketinin ortağı ... ve davalı ...'un kardeş oldukları, babaları dava dışı ... ve ...'un 01.05.1998 tarihinde kurulan ... Konfeksiyon şirketinde pay sahibi oldukları, dava dışı (babası) ...'un dava dışı şirketteki paylarının tamamını 21.09.2017 tarihinde asıl davada davalı ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığı, yani tarafların dava dışı ... Konfeksiyon şirketinde 2017 yılına kadar ortak olarak devam ettikleri, tanıklardan ..., ..., ... ve ...'un beyanına göre, tarafların  ... Konfeksiyon şirketinde ortak oldukları dönemde dava konusu markayı kullandıkları, kaldı ki asıl davalının aşamalarda ileri sürdüğü savunmalara göre, \"...\" markasının 20 yıllık ...  San. Tic Ltd. Şti.' nin ismindeki ... ibaresinin kısaltması olduğu, tanık beyanları ve asıl davalının kabulü dikkate alındığında  asıl davada davalının, daha önce asıl davanın davacısı ile ortak olduğu firmada kullandıklarını bildiği markayı kendi adına tescil ettirmesinin TMK'nın 2.maddesi uyarınca dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, bu nedenle kötüniyetli tescile dayalı olarak marka hükümsüzlüğüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekili tarafından Bakırköy 2.Fıkri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/486 esas sayılı dosyasında verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile usuli kazanılmış haklar saklı tutularak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Asıl davada davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,2- Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 23/09/2021 tarih, 2019/128 E., 2021/190 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,Bu kapsamda düzeltilmiş gerekçe ile; 3- Asıl Dava Yönünden;-Davacının davasının hükümsüzlük yönünden kabulüne, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,-Birleşen Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesı'nın 2021/486 Esas Sayılı Dosyası Yönünden;-Davacının davasının derdestlik dava şartı nedeniyle usulden reddine,-Birleşen Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/378 Esas Sayılı Dosyası Yönünden;Davacının davasının reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; A-Asıl Dosya Yönünden; A-a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu  ile 383,2‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, A-b-Davacı tarafından yapılan 88,80 TL dava ilk masrafı, 309,90 TL tebligat-tezkere masrafı ve 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.309,90 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, A-c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, B-Birleşen Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesı'nın 2021/486 Esas Sayılı Dosyası Yönünden; B-a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu  ile 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, B-b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına B-c- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, C-Birleşen Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/378 Esas Sayılı Dosyası Yönünden; C-a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 102,47 TL ve 254 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 356,50 TL'nin mahsubu  ile 71,1‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, C-b- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret  Tarifesine göre reddedilen maddi tazminat talebi yönünden 15.869,03 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, C-c- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret  Tarifesine göre reddedilen manevi tazminat talebi yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, C-d-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden asıl davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken birleşen Bakırköy 2. FSHHM 2021/486 Esas sayılı dosya yönünden 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın asıl davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  5/c-İstinaf yargılaması için asıl davalı tarafından yapılan 441,40 TL istinaf yoluna başvurma harcının asıl davacıdan tahsiliyle asıl davalıya verilmesine,5/ç-İstinaf yargılaması için asıl davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"32b65abc1a914432","SID":"663dfcc95b9cb2e3"}}