{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/770 <br>KARAR NO: 2024/1890<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/11/2021<br>NUMARASI: 2019/707 E. - 2021/769 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline karşı başlatılan icra takibine, takip dayanağı senede, takip dayanağı senetteki imzaya, takip konusu borca, faize ve borcun tüm ferilerine karşı itiraz ettiklerini beyan ederek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitime, takibin dava sonuna kadar teminatsız olarak durdurulmasına, takibin müvekkili yönünden iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkilinin alacağını almaya mani olmak için açılan işbu haksız ve mesnetsiz davanın açıldığını, davacı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından davalı olarak gösterilmeyen borçlu ...'in de dahili davalı olarak davaya katılması gerektiğini, olmadığı takdirde davanın kendisine ihbarına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulü ile davacının İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası ve tüm ferileri ile takip konusu bono yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, şartları sabit görülmediğinden davacının davalıdan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; İstanbul ... İcra Müd. ... E sayılı dosyada ödeme emri borçlulara usulüne uygun tebliğ edilerek takbin kesinleştirildiğini, borçlu ...'in İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1550 D. İş sayılı ihtiyati haciz kararına itiraz ettiğini ve dosyada alınan beyanında senet üzerine kefil olarak kızı ...'in ismini ve farklı bir T.C. Kimlik numarasını yazarak imzaladığını söylediğini ve akabinde yapılan şikayet üzerine İstanbul 4. Asliye Ceza mahkemesinin 2017/474 Es sayılı dosyası ile resmi belgede sahtecilik suçundan 08.02.2018 günlü kararı ile mahkumiyetine hükmedildiğini, davacının bütün bunlara rağmen babasını davalı olarak göstermemesinin aslında aralarında irtibat olduğunun da net bir göstergesi olduğunu ve borçlu ...'in de davalı olarak gösterilmesi gerektiğini, işbu itibarla davanın ...'e ihbar edilmesi veya dahili davalı olarak gösterilmesi gerekmekte iken yerel mahkemece bu yöndeki taleplerinin karşılanmadığını ve eksik inceleme sonucu usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, davacı senetlerin verildiği dönemde öğrenci olduğundan  ve bu süreçte araba alma imkanı söz konusu olamayacağından dava dışı borçlu ...'in borçlulardan kurtulmak için mal varlığını davacı kızı üzerinden yaptığının aşikar olduğunu ve davacının bu dönemde dava dışı babası ile aynı evde ve onun himayesinde yaşamını devam ettirdiğinden  bu durumun davacı ve babasının birlikte hareket ettiğini gösterdiğini, Davanın zamanaşımına uğramış olmasından dolayı reddi yönünde karar verilmesi gerektiğini, derdest olan işbu davanın kesinleşen icra takip dosyasına süresinde itiraz edilmemesi üzerine menfi tespit davası açmak suretiyle davacı /borçlunun borçlu olmadığının tespiti amacıyla açıldığını ve bir yıllık dava zamanaşımının dolduğunu, Davalının bono üzerindeki imzaların kime ait olduğunu denetlemekle yükümlü olmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmştir.<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davaları için genel bir zamanaşımının düzenlenmediği, bu kapsamda, hukuki yararının bulunduğunu ispat eden borçlunun, bu davayı her zaman açabileceği, her ne kadar davalı yanca, eldeki davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı ileri sürülmüş ise de, bu sürenin istirdat davalarında uygulanan hak düşürücü süre olduğu, somut olaya uygulanamayacağı, eldeki davanın genel zamanaşımı süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşıldığından, aksi yöndeki istinaf başvuru nedeni yerinde görülmemiştir. Dava konusu senet incelendiğinde; 19.03.2015 tanzim, 30.04.2015 ödeme tarihli, 50.000,00 TL bedelli, keşidecisi dava dışı ..., lehdarı davalı ... olan, davacının senet ön yüzünde aval veren olarak yer aldığı senet olduğu, senede dayanılarak, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1550 D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alındığı, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra dosyasına karşı davacının borcunun olmadığı iddiası ile eldeki menfi tespit davasını açtığı görülmüştür. Davacı ismine atfen atılı bulunan senetteki imzayı inkâr etmiştir. Adli Tıp Kurumunun 14.06.2021 tarihli raporunda, inceleme konusu senette kefil bölümünde en altta atılı basit tersimli imza ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'in eli ürünü olmadığının tespit edildiği, senetteki imzanın davacıya ait olduğunu ispat yükü altında olan davalının, ispat yükünü yerine getiremediği anlaşıldığından, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf sebeplerine göre, başvurunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2021 tarih ve 2019/707 E., 2021/769 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.624,80 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 906,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.718,59‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2cf72d19083693c5","SID":"6c68708cc4b92ce4"}}