{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1517 <br>KARAR NO: 2024/1895<br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 28.08.2024<br>NUMARASI: 2024/180 E. <br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP Talep eden vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kadın giyim sektöründe çok saygın bir firma olduğunu, müvekkilinin kendine ait mağazalarda, instagram sayfasında ve internet sitesinde kadın giyime ilişkin satış yaptığını ve çok yüksek takipçi sayısıyla büyük bir kitleye hitap ettiğini, müvekkilinin tescilli olan ... markası ile özellikle tesettür kadın giyim tarzında tasarım elbiseler ürettiğini ve satışa sunduğunu, işbu davaya da konu olan tasarımların, müvekkili şirket markasının tasarımı olan tulum elbisesi olduğunu, davaya konu tasarımı Türkiye'de ilk kez kamuya müvekkili şirketin sunduğunu, Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında davacı müvekkilinin tescilsiz tasarımının koruma altında olduğunu, müvekkiline ait tescilli markanın haksız ve hukuka aykırı şekilde davalı tarafça kullanıldığının tespit edildiğini, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/194 değişik iş dosyası ve Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/191 değişik iş sayılı dosyası ile taraflarınca tespit davası açıldığını, davalı şirketlerin kötüniyetli olduklarını, açıklanan nedenlerle, davalı tarafın müvekkiline ait tescilli markayı taklit ederek açıkça tecavüz ve haksız rekabete neden olan fiilleri nedeniyle davalı hakkında tedbir kararı verilmesine, bu kapsamda; davalı tarafın açıkça tecavüz ve haksız rekabete neden olan fiillerinin durdurulmasına, davalı tarafa herhangi bir tebligat yapılmaksızın, üretilen ve satışa sürülen taklit ürünler ile her türlü etiket, ambalaj ve emtianın Türkiye sınırları içinde ya da gümrük, serbest bölge ya da limanlarda bulundukları her yerde ihtiyaten el konulmasına, yeddiemine teslim edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, 28.08.2024 tarihli ara karar ile; talep konusu tedbirin yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat şartının oluşmadığı gerekçeleriyle talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Talep eden vekili istinaf dilekçesinde; tasarımlar tescilsiz olsa dahi tespit dosyaları, tespit dosyalarında alınan bilirkişi raporları, müvekkilinin ürünü ilk satışa sunduğu tarihi gösterir belgeler, kayıtlar ve diğer delillerin dava dilekçesi ekinde ibraz edildiğini, Davalı tarafın dava neticeleninceye kadar geçecek olan süre zarfında müvekkilinin tescilli markasına ait tasarımı üretmeye, satmaya ve pazarlamaya devam edeceğini, Karşı tarafın, delil tespiti dosyalarında da ürünlerin satışını yaptığını kabul etmediğini, ancak dava dilekçesi ekinde sunulan faturalardan anlaşılacağı üzere; gizli ve hileli şekilde iki firma birleşerek müvekkilinin tasarımı olan tulumu sattığını ve söz konusu tulumun hala yerel mahkemeye ibraz edilmek üzere tutulduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Talep; İlk Derece Mahkemesince 28.08.2024 tarihli ara karar ile verilen ''ihtiyati tedbir talebinin reddine'' dair ara kararın istinaf yoluyla incelenmesinden ibarettir. Talep eden, davaya konu tulum elbiseyi, Türkiye'de ilk kez kamuya kendilerinin sunduğunu, sınai mülkiyet kanunu kapsamında tescilsiz tasarımın koruma altında olduğunu, karşı yanca üretimi ve  satışı gerçekleştirilen tulumun, müvekkiline ait olan  \"...\" ile ayırt edilemeyecek benzer hatta aynısı olduğunu iddia etmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. HMK’nın 389/1. maddesinde, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu, somut olayda eldeki delillere göre, yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmemiş olduğu, talebin yargılamayı gerektirdiği, ilk derece mahkemesince tedbirin reddine yönelik olarak verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış olmakla, talep eden tarafça ileri sürülen istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında ve gerekçede hata edilmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından talep eden vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28.08.2024 tarih ve 2024/180 E. sayılı kararına karşı talep eden davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/11/2024\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9cb7c026e436a60c","SID":"a225880bee469a1a"}}