{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO:2021/751 <br>KARAR NO:2024/1024<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:08/12/2020<br>NUMARASI:2016/375 Esas, 2020/695 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:12/11/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; asıl ve karşı davada eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kısmen kabulü, karşı davanın reddine  dair  verilen karara karşı davacı- karşı davalı  vekili  tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle;  davacının Pendik Aydos'da bulunan taşınmazın tadilat ve dekorasyonu işini davalı firmaya verdiğini, aralarında 22/04/2015 tarihinde Mimarlık Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen davalı firmanın yüklendiği işleri eksik ve sözleşmeye aykırı olarak yaptığını, sözleşme süresi içerisinde verilen işi tamamlamadığını, hafriyatın kamyonlarla atılması gerekirken bahçeye atıldığını, gerek soğuk hava deposu olarak yapılan bölümün ve gerekse müştemilat olarak adlandırılan bölümün proje ölçülerinden küçük yapıldığını, müştemilat temelinde 35 cm beton olacağı kararlaştırılmış ise de radye temel zemin betonun 20-22 cm olarak yapıldığını, istinat duvarlarının toprak tarafına gelen yerlerin drenaj ve yalıtımlarının yapılması gerekirken yapılmadığını, (Membran + İzo Levhalar + 8 CM tuğla örümü + izolayon örtüsü) işleminde 8 cm tuğlanın örülmediğini, hem ısı yalıtımı sağlanamaması, hem de uygulanan membranın delinmesi ve zedelenmesine yol açacak durumun ortaya çıktığını, binanın su izolasyonu tam olmadığından duvarlardan su sızıntısı olabileceğini, ısı izolasyonunun eksik olduğunu, su tesisatı işlemi adı altında düzenlenen işlemlerin eksik yapıldığını, tüm bu eksikliklerin İstanbul Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, raporda yapılan işlerin tamamlanma oranının %9 olduğu ve bunun toplam bedelinin  31.950,00 TL olarak hesaplandığını,  T.B.K'nun 125. maddesi uyarınca, sözleşmenin taraflarından birinin, sözleşme koşulları yönünden temerrüde düşmesi halinde, temerrüde düşen taraf hakkında akdin feshinin istenebileceğini, sözleşmeye göre, sözleşme süresinin 120 gün olduğunu, 22/08/2015 tarihinde sözleşme konusu gayrimenkulün tamamlanıp teslim edilmesi gerektiğini, davalının sözleşmede üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu müvekkilinin kira alacağından mahrum  kaldığını, ihtarnamenin davalıya 31/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen ödemenin yapılmadığını, sözleşmenin Kartal .... Noterliğinin 25/12/2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile feshedildiğinden davacı tarafından ödenen 60.000,00 TL nin ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile iadesine, enkaz kaldırma bedelinin ödenmesine, müvekkilinin kira kaybı için şimdilik 15.000,00 TL'nin avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde özetle;  davalının işi sözleşmeye uygun olarak ifa ettiğini, ancak davacının sözleşmede belirlenen tarihlerde edimlerini ifa etmediğini ve ödemelerini yapmadığını, böylece temerrüde düştüğünü, davacının sözleşmede kararlaştırılan 10/05/2015 tarihli 30.000 TL ve 25/05/2015 tarihli 60.000 TL'lik ödemeleri yapmadığı gibi davalı şirkete 02/06/2015 tarihinde işten el çektirdiğini, davacının tek taraflı ve haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını,  davacının tüm zarardan ve ödenmeyen ücretlerden sorumlu olduğunu, davacı tarafa ihtarname keşide edilmesine rağmen davalının hizmet bedellerinin ve ücretlerinin ödenmediğini, davacının isteği doğrultusunda (örnek villa göstererek) müştemilatın kaldırım altı dahil edilerek projelendirildiğini, ancak kaldırımın altından tüm sitenin elektrik, su, fiber kablolar, telefon vs. tesisatlarının geçmesi nedeniyle kaldırımın altının yaklaşık 80 cm  kullanılamamış olduğunu, soğuk hava deposunun (kiler) projede bina giriş merdiven altında olmasının istendiğini, bina giriş merdiveninin ana binaya bağlantısının olmadığı ve daha fazla harf edildiği taktirde çökme ihtimali doğduğundan kiler bölümünün elverdiği büyüklükte yapıldığını, müştemilatın Radya temel betonu 2 kere atıldığını, buna ilişkin  tanıkları olduğunu, ilk atılan radya betonu taahhüt edildiği gibi 30-32 cm olduğunu ve müştemilat yükseklik kodlarını ev sahipleri dahil yerinde bizzat renkli kalemlerle çizilerek karar verildiğini, alınan bu kararlar doğrultusunda radya temel betonu döküldüğünü, değişiklik yapılan tüm hususların davacı tarafın bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığını, sözleşmede üstlenilen işler teknik şartlara uygun olarak müvekkili tarafından ifa edildiğini, ayıplı ve eksik imalat iddiasının bu nedenle haksız ve dayanaksız olduğunu, İstanbul Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna ve ihtarnameye itiraz edildiğini, davalının yokluğunda yapılan keşfi, hazırlanan bilirkişi raporunu ve ihtarnameyi kabul etmediklerini, davacı taraf sözleşmeyi haksız olarak fesih ettiğinden, ödemelerde temerrüde düştüğünden ve davalı kusursuz olduğundan kira bedeli talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.Davalı vekili karşı dava dilekçesi ile; sözleşmenin 14. maddesinde “İşin muhatapça durdurulması veya feshi halinde Mimarlar Odasının verdiği Mimarlık Hizmet Şartnamesi ve En Az Bedel Tarifesi’nin hükümlerine göre fesih edilir” hükmü olduğunu, buna göre davalı şirketin mimarlık hizmet ve proje bedeli olarak KDV hariç 25.000 TL alacağı söz konusu olduğunu, davacı sözleşmeyi haksız olarak tek taraflı fesih ettiğinden davalıya bu bedeli ödemesi gerektiğini, davalının radya temel betonu işini iki kez yaptığını, ilk atılan betonun davacı tarafın isteği ile kırıldığını, yeniden beton atıldığını, bu nedenle beton kırma ve yeniden beton atma ek işi bedeli olarak alacağının mevcut olduğunu, davacı tarafın işin KDV'sini ödemediğini, açıklanan nedenlerle davalının davacıdan alacakları mevcut olup, belirli olmayan bu alacaktan fazlaya ve sair haklara ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik belirsiz alacak olarak 5.000 TL nın dava tarihinden itibaren yasal ticari avans faizi ile birlikte davacıdan tahsilini  talep ve dava etmiştir. Davacı vekili karşı dava dilekçesine cevap dilekçesi ile; davalı- karşı davacı firmanın işleri eksik ve sözleşmeye aykırı olarak yaptığını, sözleşme süresi içerisinde verilen işi tamamlamadığını, davalının işi sözleşmeye uygun olarak ifa ettiği iddiasının hem gerçeğe aykırı hem de diğer iddiaları ile çeliştiğini, davalı tarafından müştemilat imalatında sözleşmeye uyulmadığını, gerek soğuk hava deposu olarak yapılan bölüm; gerekse müştemilat olarak adlandırılan bölümün proje ölçülerinden küçük yapıldığını, davalının imalat esnasında ölçü ve m² ler değişiklik gösterebileceği şeklindeki maddeden bahsedildiğini, davalının işi yapmamasından kaynaklanan değişikliklerin bu madde kapsamında gösterilmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını, kaldı ki fotoğrafları bilgilendirme ve muvafakat yazısı olarak belirtilen delillerde davacı şirket yetkilisinin onayı veya muvafakatinin söz konusu olmadığını, davalının tek başına yaptığı bildirimlerin davacı açısından bağlayıcı olmadığını, davalının inşa esnasında yaptığı değişikliklerin yapının niteliğini, bu değişikliklerin mecburi olmadığını, davalı imkansızlık nedeniyle müştemilat ve kilerin sözleşmeye uygun yapılmadığını ileri sürmüş ise de, 24 numaralı villa ile müvekkilinin villasının tamamen aynı şartlarda olup ondaki alanların daha geniş yapıldığını, yazılı sözleşmedeki değişikliklerin ancak yazılı şekilde gerçekleşeceğini, davalının karşı davada talep ettiği bedelin tamamen kendi kusurundan kaynaklandığını, ayıplı ve eksik imalattan dolayı davalı sözleşmeye aykırı hareket ettiğinden karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece 08/12/2020  tarihli  karar ile, \"taraflar arasında davacının İstanbul Pendik Aydos'da bulunan taşınmazının tadilat ve dekorasyonu için 22/04/2015 tarihinde Mimarlık Hizmet Sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu, asıl dava bakımından davacının yüklenicinin edimini eksik ve ayıplı ifa etmesi üzerine sözleşmeyi feshettiğini ve davalıya ödediği bedelin iadesini talep ettiği, karşı dava bakımından davalı-karşı davacı, taşınmaz sahibi davacı-karşı davalının sözleşmeyi haksız feshetmesi üzerine mimarlık proje bedelini talep ettiğinin anlaşıldığı, davacı-karşı davalı iş sahibinin davalı-karşı davacıya ödemiş olduğu kısmi sözleşme bedelinin iadesini talep ettiği, TBK'nın 475. maddesi uyarınca eserdeki ayıp nedeniyle iş sahibinin sözleşmeden dönme, bedelden indirim isteme, eserin ücretsiz onarılmasını isteme ve genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı bulunduğu, ancak TBK'nın 475/1 hükmü uyarınca kullanabileceği seçimlik hakları arasında ödenen eser bedelinin iadesinin talep hakkı şeklinde bir hakkın bulunmadığı, ancak zararı varsa  zararın tazminini talep edebileceği, davacının davalıdan talep edebileceği bir alacağının olup olmadığı ve sözleşme kapsamında yüklendiği işi ayıpsız ve eksiksiz ifa edip etmediği, eksik ve ayıplı ifa olması halinde bunların tespiti için keşif yapılmış, tarafların tanıkları keşif mahallinde dinlenmiş ve bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporuna taraf vekillerinin itiraz etmesi ve yeni bir heyetten rapor alınması talebinde bulunmaları üzerine mahkememizce yeni bir heyetten rapor alınmıştır. Mahkememizce her iki heyetten alınan raporda ve davacı tarafça değişik iş dosyasında alınan bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere; davacının İstanbul Pendik Aydos'da bulunan taşınmazının tadilat ve dekorasyonunun 120 gün +7 iş günü opsiyon süresinde, 355.000,00 TL bedel ile yapımının taahhüt edildiği, davacının davalıya 60.000,00 TL ödeme yaptığı, taraflar arasındaki sözleşme ekinde yer alan icmalde yapılacak iş kalemleri yazılarak 355.000,00 TL iş bedelinin bulunduğu, ancak icmalde metraj ve birim fiyatlarının yazılmadığı, davalı tarafından yapılan yapılara ilişkin ruhsat alınmadığı, yapıların kaçak olduğu, bahçeye yapılan müştemilatın 14.00 m2 küçük olduğu, müştemilat tabanındaki radye temelin 10 cm eksik yapılmış olduğu, soğuk hava deposunun küçük yapıldığı, istinat duvarlarının toprak tarafına drenaj ve su yalıtımı yapılmadığı, hafriyatın bahçeye gelişi güzel serilmiş olduğu, davalı-karşı davacının yaptığı işlerin tamamlanma oranının %9 olduğu, dolayısıyla davalının yaptığı işe göre hak edişinin 355.000,00TL x 0,09=31.950,00 TL olduğu, davacının davalıya yaptığı ödemeden 60.000,00-31.950,00= 28.050,00 TL kısmını geri isteyebileceği, asıl davada davacının enkaz kaldırma ve kira kaybı da talep ettiği, enkaz kaldırma bedelinin davalı tarafça eksik yapılan işler içinde değerlendirildiği ve alacağından mahsup edildiği, davacının kira kaybına yönelik talebini ispata yönelik bir delil sunmadığı, bu yöndeki talebini ispatlayamadığı anlaşıldığından  asıl davanın kısmen kabulü ile 28.050,00 TL alacağın davalının ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü 31/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karşı dava yönünden; davalı karşı davacı \"İşin muhatapça durdurulması veya feshi halinde Mimarlar Odasının verdiği Mimarlık Hizmet Şartnamesi ve En Az Bedel Tarifesi’nin hükümlerine göre fesih edilir” hükmü uyarınca müvekkili şirketin mimarlık hizmet ve proje bedeli olarak KDV hariç 25.000 TL alacağı söz konusu olduğunu beyan ederek proje bedeli talep etmiş, 22/04/2015 tarihli sözleşmede tadilat ve dekorasyon projesi dışında doğabilecek resmi projelerin teklif harici olduğunun belirtildiği, ancak dosyada onaylı bir proje ve ruhsat bulunmadığı, yapılan yapının kaçak yapı niteliğinde olduğu, dosyadaki çizimlerde herhangi bir ölçü bulunmadığı, taahhüt konusu işin mevcut binada tadilat ve dekorasyon yapılması işi olduğu, davalı karşı davacının proje bedeline hak kazanamayacağı anlaşıldığından, karşı davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\" şeklindeki gerekçesi ile; Asıl davanın kısmen kabulüne, 28.050,00 TL 'nin 31/12/2015 olan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.Davacı- Karşı davalı  vekili istinaf dilekçesi ile, davacı tarafından ödenmiş bedelin iadesinin gerektiğini,  fakat mahkeme tarafından kısmen iade kararı verildiğini,  6098 sayılı TBK'nın 475. Maddesine göre; Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibinin; 1)Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme, 2)Eseri alıkoyup ayıp oranında bedel indirimi isteme.\" haklarından birini kullanabileceğini, Mahkeme tarafından tesis edilen kararda ise  anlaşılmaz bir şekilde 'TBK 475/1 hükmü uyarınca kullanabileceği seçimlik hakları arasında ödenen eser bedelinin iadesinin talep hakkı şeklinde bir hakkın bulunmadığı, ancak zararı varsa zararın tazminini talep edebileceği ifade edilmiş olup bu kanaati hukuken kabul edilebilir olmadığını, dönme iradesinin sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldıran bozucu yenilik doğuran bir hak olduğunu, dönme beyanının karşı tarafa iletilmesi üzerine ortada geçerli bir sözleşmenin kalmadığından, tarafların karşılıklı edimlerini iade etmeleri gerektiğini, Yargıtay 15. HD'nin vermiş olduğu bir kararda \"İş sahibinin seçimlik hakkını düzenleyen 6098 Sayılı TBK'nın 475/1. maddesinde eser kabule icbar edilemeyecek şekilde ayıplı olur ise sözleşmeden dönme ve bedel iadesi talep edilebilecektir \" denildiğini, davacıya  teslim edilen işin, TBK 475 anlamında 'kabule icbar edilemeyecek' nitelikte olduğunu, tüm bilirkişi rapolarında, davalının taahhüt edilen işin yalnızca %9'u yaptığı, bahçeye yapılan müştemilatın projede belirtilenden tam 14 m2 küçük yapıldığı, müştemilatın beton temeli, projede belirtilenden 15 cm ince yapıldığı,  projede kaldırılması taahhüt edilen hafriyatın bahçeye gelişi güzel bırakıldığının tespit edildiği,   sözleşmeden dönme hakkının asli şartının, eserin kabulünün beklenemezliği olduğunu, davalı tarafından  teslim edilen işin kabul edilemez  olduğu, sözleşmeden dönme hakkının kullanımındaki tek sınırın yine TBK 475'te ifade edilen \"Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz\" sınırı olduğunu, dava konusu işin sökülüp kaldırılmasının aşırı zarar doğurmayacağını, zira kaldırılması talep edilen kısım, toplam işin %9'luk kısmına tekabül ettiğini,  tahkikatın hiçbir aşamasında  bilirkişiler tarafından teslim edilen işin 'kabule icbar edilemezliği'nin değerlendirilmediğini,  mahkeme tarafından da bu konuda bir aydınlatma faaliyetine girişilmediğini,Halbuki Yargıtay 15. HD 2019/3083 E., 2020/2116  sayılı kararında  dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, eser hakkında yalnızca 'ayıplıdır' tespitinin yapılmasının hatalı olduğu; buna karşın eserin 'kabule icbar edilemezliği'nin de irdelenmesi gerektiğinin ifade edildiğini,  eksik ve ayıplı ifa dolayısıyla kira kaybı alacağı talep etmelerine rağmen  taleplerinin mahkemece  haksız bir şekilde reddedildiğini,  ilgili villanın aylık 2.200,00- TL'lik bir emsal kira ücretine sahip olduğu tespiti yapıldığını, dava tarihinden bu yana ilgili villa üzerinde hiçbir girişimde bulunulmadığını, davalı taraftan talep edilen harfiyat kaldırma bedelinin, sözleşmede taahüt edilen harfiyat kaldırma bedeline ilave bir bedel olduğunu, zira talep konusu harfiyatın, davalı tarafın hatalı işlemi dolayısıyla meydana geldiğini, tüm bilirkişi rapolarında, davalı tarafın müştemilat temelini hatalı bir şekilde attığı; dolayısıyla ilk temelin kırılıp ikinci kez temel atıldığı hususunun tespit edildiğini,  talep ettikleri harfiyat bedellerinin, bu hatalı uygulama dolayısıyla sözleşmesel taahhüt dışında bu taahhüde ekstra olarak çıkmış harfiyat atma işine dair olduğunu, bilirkişilerin bu konudaki  itirazlarına, \"davalı tarafından gerçekleştirilen harfiyat kaldırma işinin de asıl işin bir parçası olduğu, bu kısım ne kadar eksik yapıldı ise, işin tamamlanma oranının da o denli eksik tespit edildiği, bu itibarla hesapta bir hata bulunmadığı\" şeklinde cevapladıklarını, halbuki taleplerinin davalının hatalı uygulaması dolayısıyla doğan sözleşme-dışı  borç olduğunu, davacının  Müvekkil işbu harfiyatın kaldırılması için kendi cebinden ekstra masraf yaptığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen  eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Taraflar  arasında 22/04/2015 tarihinde Mimarlık Hizmet Sözleşmesi  akdedilmiştir.Davacı-karşı davalı iş sahibi,  davalı yüklenicinin edimini gereği gibi ve süresinde yerine getirmediğinden bahisle ödediği  60.000,00 TL yi ve kira kaybı ile hafriyat atım giderini talep etmiş, davalı-karşı davacı yüklenici ise  edimini  sözleşmeye uygun yerine getirdiğini, davacı yanın sözleşme ile kararlaştırılan zamanlarda yapması gereken ödemeleri yapmadığını ve kendisini  02/06/2025 tarihinde işten el çektirdiğini, haksız  fesih nedeni ile sözleşmenin 14. Maddesine göre Mimarlar Odası tarifesine göre ödemesi gereken mimarlık hizmet ve proje bedelini talep etmiş, mahkemece asıl  davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.Dosyanın incelenmesinde; mahkemece doysa kapsamına ve denetime elverişli bilirkişi raporuna dayalı olarak; yukarıdaki gerekçe ile  yazılı şekilde karar verilmesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/12/2020 tarih ve 2016/375 Esas, 2020/695 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı- karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacı karşı davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı- karşı davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"efe24ffd590998fb","SID":"ed1c0d6570d358b4"}}