{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/707 Esas<br>KARAR NO\t:2024/1688 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t:2014/959 Esas - 2020/985 Karar<br>TARİHİ:01/12/2020<br>DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:31/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ:18/11/2024                                                            <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin 31/10/2012 tarihinde  ... şase numaralı ... plaka numaralı .... marka ve ... model aracı 182.900-TL  bedelle satın aldığını, aracın 3  ay önce motor ve alt takım arızası ile kasada çatlak sebebiyle servise götürüldüğü, servisten kendilerine kasadaki çatlağın kaynak ve boya ile giderilebileceği söylenmesi üzerine aracın garanti süresi içinde olduğundan bunun kendilerince kabul edilmediği, araçtaki kırık ve çatlakların giderek fazlalaştığı, araçta ayrıca tavan kısmının kırık, kalorifer tesisatının bozuk, alt takımının bozuk olduğu, lastiklerin normalden fazla yıprandığı, bolan bilyalarının arızalı, motor kısmında ses ve arıza olduğu, iç aksesuarın döküldüğü, bagaj kapaklarının çalışmamakta olduğu, rampada çekişinin düşük olduğu, yapılan tamirat ve kontrollere rağmen sorunların çözülmediği, davalı tarafa yapılan aracın değiştirilmesi talebinin de davalı tarafın aracın bakım ve tamiratlarının  yapılabileceği gerekçesiyle red edildiği belirtilerek, aracın gizli ayıplı olması nedeniyle aynı model ve özelliklere haiz bir araçla  değiştirilmesi veya bedelinin ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı talebi bakımından bakiye harcın tamamlatılması gerektiği, aracın dava tarihi itibariyle iki yıldır kullanılan bir araç olduğu, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, Davacının gizli ayıplı olarak iddia ettiği hususların üretim hatası değil, kullanım kaynaklı ve ömürlü malzeme olarak bilinen ve belirli  bir kullanımdan sonra değişme gereken parçalar olduğu, 270.000 km ve  2  yıllık kullanımında aracın şase ve karoser kısımlarında yetkili servise bildirilmiş  herhangi bir çatlak şikayetinin ,  kalorifer arızasının, motor ve çekiş arızasının,  lastik yıpranmasının  olmadığı , ayrıca tavan kısmında meydana gelmiş olan çatlağın bölgesel bir çatlak olduğu ve  270.000  km de olan bu araçta çatlağın oluşumuna neden olabilecek birçok kullanım kaynaklı etken olduğu belirterek davanın reddini, masraf ve vekalet ücretinin davacı yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete karşı açılan iş bu dava ile davacı satın almış olduğu araçla üretim hatası olduğundan bahisle aracın yenisi ile  değiştirilesi veya bedelinin ödenmesi talebinde bulunmakta olduğu, davacının bizzat dilekçesindeki  beyanında aracın fatura değeri 182.900-TL olarak belirlendiği, ancak  davanın harca esas  değeri 50.000-TL olarak gösterildiği, bu bakımından davanın esasına girilmeden önce HMK gereği 182.900-TL üzerinden bakiye dava harcının tamamlanması gerektiği,  aksi halde davanın red edilmesi gerektiği, davacının  aracını 2  yıllık bir süredir  ve en az 270.000 km  kullandığı, dava dilekçesinde arıza olarak bildirilen ve istem konusu yapılan hususlar ise üretim hatası veya gizli ayıp olmayıp kullanıcı hatası kaynaklı veya belli bir kullanım süresine sahip ve belli km'lerde gelişmesi gereken parçaların davacı ihmali ile değişmemesi kaynaklı  durumunda olduğu, davacı kendisine keşide edilen ihtarnameye rağmen aracı tamir için getirmeyerek garanti süresinin dolmasına kısa süre kaldığında iş bu davayı açarak iyi niteli olmadığını gösterdiği, bu sebeple davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 01/12/2020 tarih ve 2014/959 Esas - 2020/985 Karar sayılı kararında;\"Dava; Hukuki niteliği itibariyle, davacının davalı  ... Ltd. Şti den satın aldığı diğer davalının ise üreticisi olduğu aracın kasasında çatlak bulunması ve gizli ayıp olan bu kusurdan dolayı aracın sürekli arıza vermesi nedeniyle mümkünse aynı cins model araç ile değiştirilmesi mümkün değilse bedelinin tahsiline ilişkindir.Mahkememizin 03.04.2015 tarihli Celse 2 nolu ara kararı ile 182.900-Tl üzerinden eksik yatırlan harcın ikmaline karar verilmiş, davacı tarafça da mahkeme ara kararı ile belirlenen eksik harç yatırılmıştır.Kars N. Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak yerinde keşif ve inceleme yapılması suretiyle oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi Heyetince düzenlenen Raporda; Dava konusu araç üzerinde teknik ve fiziki incelemeler neticesi, araçta süreklilik arz ettiği belirtilen tavan kısmının kırık olması, kalorifer tesisatının bozuk olması, alt takımın arızalı olması, lastiklerin sürekli aşınması, volan dişlisinin aşınması, motor kısmından gelen ses ve iç aksesuarların dökülmesi gibi şikâyetlerin kullanım koşulları ve aracın sefer yapmış olduğu Erzurum-Kars yolunun fiziki şartları da göz önünde bulundurularak değerlendirildiği, araçta yapılan incelemeler sonucunda aracın klima tesisatında sıkıntıya rastlanmadığı, kalorifer sisteminin yeteri performansı göstermediği ve garanti kapsamında tamir edilmesi gerektiği, aracın alt takımında herhangi bir soruna rastlanmadığı ve davacının alt takımı tamir ettirdiğini ifade ettiği,Volan dişlisinin esas görevi aracın ilk hareketini sağlamak olduğu, aracın ilk çalışma anında bir soruna rastlanmadığı, ayrıca volan dişlisi volan kasnağına sıkı geçirilen parça olduğu ve motor çalışırken hiçbir yere değmediği için ses yapmayacağı, motordan gelen seslerin birçok şeye bağlı olabiliceği, davacı motordan gelen sesler hakkında volan dişlisinin arızalandığına dair servise yapmış olduğu herhangi bir arıza kaydının olmadığı, aracın içinde yapılan incelemelerde iç aksesuarda dökülmeye rastlanmadığını, aracın ön iki lastiğinde de lokal aşınmalar tespit edildiğini, bu durumun aracın toe ve kamber açısından kaynaklanıyor olabileceği, belirtilen açılar fabrikalar tarafından üretim aşamasında aracın karakteristiğine göre ve yol tutuşunu artıracak şekilde ayarlandığı, belirtilen şikâyetlerin giderilebilir olup gizli ayıp olarak değerlendirilemeyeceğini,araçta şikâyet konusu olan çatlakların yorulma çatlağı olarak nitelendirildiğini,  yorulma çatlakları tasarım için sakıncalı görülen gerilmelerden daha düşük gerilme değerlerinde de oluşabileceği ve zamanla büyüyeceğini, araçta oluşan çatlağın ucunda plastik deformasyon bölgesi diye tabir edilen mat bir bölge olduğu, bu mat bölgeden, çatlağın yorulma çatlağı olduğu ve ilerleme yönünün aşağıdan yukarıya doğru olduğunun anlaşıldığı, araçta çatlağın döşeme altından başlamış ve ok ile gösterildiği üzere aşağıdan yukarıya doğru ilerlemiş olduğu, eğer bu çatlak dıştan bir bölgeden başlamış olsaydı kullanıma bağlı oluştuğunun düşünülebileceğini, fakat çatlağın döşeme altından başlamış ve dışarıya doğru hareket etmiş olduğunu,  bu başlangıç çatlağının oluşabilmesi için sistemin herhangi bir başlangıç kusurunun (porozite, boşluk, çentik vb. )olması gerektiğini, çatlak kullanıcı müdahalesinin olamayacağı döşemenin altında bir bölgede başladığından dolayı bu kusurun üretimden ya da montajdan oluştuğunu, bu tür çatlaklar kontrol altına alınabileceği. eğer kontrol altına alınmazsa, zamana bağlı olarak yavaş da olsa ilerleyeceği, sonuç olarak, kullanıcı müdahalesinin olmadığı bir yerden başlamış olması göz önüne alındığında, bu çatlağın başlangıç itibariyle ya üretimden ya da montajdan kaynaklanmış olup ve zamanla ilerlemiş olduğunu, bu durumun bir gizli ayıp olarak nitelendirilebileceği, şeklinde görüş bildirilmiştir.Bilirkişi raporuna  yapılan itirazların değerlendirilmesi ile ek rapor alınması yolna gidilmiştir.Bilirkişi Ek Raporunda; Dava konusu aracın dava açıldığı tarihte kilometresinin 270.000 civarında olduğu, bu kilometre ve modeldeki aracın dava açıldığı tarihdeki piyasa değeri 135.000 TL civarında olduğu, 21/11/2016 tarihinde yapılan keşifte aracın şuan da 575.505 kilometrede olduğu, amortisman ve yıpranma paylan da dikkate alındığı taktirde değerinin 120.000 TL civarında olduğu, araçta söz konusu olan çatlak ile ilgili olarak teknik olarak gözle muayene yapılmasının yeterli olduğu, bu tür çatlaklar ile ilgili olarak herhangi bir metalografık çalışma yapılmasına gerek olmadığı ve önceki raporda belirtildiği üzere çatlak ucunda plastik deformasyona uğramış bölgeyi ve çatlağın ilerleme yönünü görmenin yeterli olacağı, bu mat bölgede bir nevi eneıji birikimi söz konusu olduğu, çatlağın enerji birikiminin olduğu yöne ilerlediği,  karoser kısırımda oluştuğu göz önüne alınınca başlangıç olarak bir hatanın ya da kusurun olması gerekliliğinden de yola çıkarak bir gizli ayıp olduğunu, aracın servise getirilmesi durumunda araçta oluşan çatlağın kontrol altına alınabileceği, fakat giderilemeyeceğini, kontrol altına dahi alınsa çatlağın başlangıcındaki hatanın başka bir çatlak oluşturmayacağının garantisi olmadığı, bu çatlağın, ucunda çatlak ilerlemesini engellemek amacıyla daha kusurlu bir bölge oluşturularak kontrol altına alınabileceği fakat giderilemeyeceği, bu çatlağın hâlihazırda imalat esnasında kaynaklanan bir çentiğin sonucu olduğu, yani kusurlu malzemenin kullanılmaması gerektiği, aracın misliyle değiştirilmesi gerektiği şeklinde mütalaada bulunulmuştur. İtirazlar doğrultusunda aynı bilirkişi heyetinden alınan ikinci ek raporda da aynı yönde görüş verilmiştir. Alınan 03.12.2018 tarihli  Raporda; Krasördeki hatanın üretim esaslı olduğu ve kozmetik olarak giderilebileceği, söz konusu hatanın Garanti şartlarının 13. Maddesi gereğince giderilmesi gerektiği, kozmetik tamir bedelinin 3.500-TL olacağı şeklinde görüş bildirilmiştir.Mahkememizce oluşturulan ikinci bir bilirkişi heyetinden  rapor alınmasına karar verilmiş ve 29.03.2018 tarihli Bilirkişi Raporu alınmıştır. Bilirkişi Raporunda; Araçta meydana gelen maddi vakıa ve hasarların büyük oranda kullanım şartlarına bağlı olduğu, yalnızca araç dışı tavan kısmındaki çatlakların oluşumunun kök nedeninin üretim kaynaklı mı ,kullanıcı hatası  sonucumu oluştuğunun belirlenmesinin mevcut şartlarda mümkün olmadığı, karoserdeki çatlakların gizli ayıp olarak nitelendirilemeyeceği, karoserideki çatlakların onarımının  mümkün olduğu, karoserideki çatlakların onarımının yaklaşık bedelinin 2.500-TL+KDV mertebesinde olacağı, şeklinde raporunu sunmuştur.Davacı vekilinin  03/01/2019  tarihli   itiraz dilekçesi dikkate alınarak ek rapor hazırlanmasına karar verilmiştir. Bilirkişi ek raporunda, kök raporunda yer alan görüşte  bir değişiklik olmadığı, şeklinde raporunu sunmuştur.Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi kök  ve ek raporları birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında uyuşmazlık konusu davacının davalı ....Şti.den  31/10/2012 tarihinde 182.900-TL  bedelle satın aldığı diğer davalının da üreticisi olduğu,  .. şase numaralı ... plaka numaralı ... marka ve ...model aracın üretimden kaynaklı kusur ve ayıplarının bulunduğu iddiasına dayalı olarak misli ile değiştirilmesine ilişkindir Dosya kapsamında görevlendirilen bilirkişiler tarafından yapılan tespitte;  dava konusu araç üzerinde teknik ve fiziki incelemeler neticesi, araçta süreklilik arz ettiği belirtilen tavan kısmının kırık olması, kalorifer tesisatının bozuk olması, alt takımın arızalı olması, lastiklerin sürekli aşınması, volan dişlisinin aşınması, motor kısmından gelen ses ve iç aksesuarların dökülmesi gibi şikâyetlerin kullanım koşulları ve aracın sefer yapmış olduğu Erzurum-Kars yolunun fiziki şartları da göz önünde bulundurularak değerlendirildiği, araçta yapılan incelemeler sonucunda aracın klima tesisatında sıkıntıya rastlanmadığı, kalorifer sisteminin yeteri performansı göstermediği ve garanti kapsamında tamir edilmesi gerektiği, aracın alt takımında herhangi bir soruna rastlanmadığı ve davacının alt takımı tamir ettirdiğini ifade ettiği,  Volan dişlisinin esas görevi aracın ilk hareketini sağlamak olduğu, aracın ilk çalışma anında bir soruna rastlanmadığı, ayrıca volan dişlisi volan kasnağına sıkı geçirilen parça olduğu ve motor çalışırken hiçbir yere değmediği için ses yapmayacağı, motordan gelen seslerin birçok şeye bağlı olabiliceği, davacı motordan gelen sesler hakkında volan dişlisinin arızalandığına dair servise yapmış olduğu herhangi bir arıza kaydının olmadığı, aracın içinde yapılan incelemelerde iç aksesuarda dökülmeye rastlanmadığını, aracın ön iki lastiğinde de lokal aşınmalar tespit edildiğini, bu durumun aracın toe ve kamber açısından kaynaklanıyor olabileceği, belirtilen açılar fabrikalar tarafından üretim aşamasında aracın karakteristiğine göre ve yol tutuşunu artıracak şekilde ayarlandığı, belirtilen şikâyetlerin giderilebilir olup gizli ayıp olarak değerlendirilemeyeceğini, tespit edilmiştir.Talimat yolu ile alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında karoserdeki çatlağın gizli ayıp niteliğinde olduğu, buna bağlı olarak misli ile değiştirilmesi ya da garanti kapsamında tamirinin gerektiği belirtilmekle birlikte Mahkemece görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından yapılan tespitte; aracın karoserünün tüm yükü taşıyan ana iskelet yapısı olduğu, ancak davaya konu araçtaki çatlakların karosere  montajlanmış  yani sonradan bağlanmış ve yük taşıması beklenmeyen, estetik amaçlı  parçada olduğu, bu bakımdan araçtan beklenen faydayı ortadan kaldıran bir parça olmadığı, gizli ayıp tanımına girmediği değerlendirilmiştir. Mahkememizce de bilirkişi heyetinin bu tespiti yerinde görülmüştür.Davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların gizli ayıp tanımına girmediği, söz konusu arızaların üretim kaynaklı olduğunun davacı tarafça ortaya konulamadığı, yapılan bilirkişi tespitleri ile de bu arıza ve kusurların üretim kaynaklı olduğunun saptanamadığı, karosere bağlı olan ve estetik amaçlı araca monte edilen parçada çatlak oluştuğu tespit edilmiş ise de bunun da kullanıma bağlı olarak mı yoksa üretim kaynaklı bir hatadan mı ileri geldiği belirlenememiştir.Davacı talebi, dava konusu araçta üretim kaynaklı hata ve kusurlar bulunduğu gerekçesi ile  misli ile değiştirilmesi yönelik bulunmaktadır.Davacı taraf buna ilişkin somut bir veri ve tespit ortaya koyamamıştır. Belirtilen sebeplerle davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili adına açmış oldukları davalı firmaca müvekkiline satılan aracın gizli ayıplı olması nedeniyle aynı model ve özelliklere haiz bir araçla  değiştirilmesi veya bedelinin ödenmesi talepli davanın yapılan yargılaması neticesinde ''Davacı taraf buna ilişkin somut bir veri ve tespit ortaya koyamamıştır. Belirtilen sebeplerle davacının ispatlanamayan davasının reddine'' şeklinde karar verildiğini,Mahkemenin bu red gerekçesinin doğru olmadığını, bu nedenle istinaf başvurusunda bulunduklarını,Yargılama sırasında yapmış oldukları beyan ve açıklamaların hükme esas alınan raporu veren bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, bu rapora yaptıkları itirazların da dikkate alınmadığını,Dava konusu aracın başında yapılan keşifte delillerin bizzat değerlendiren ve delillere temas eden ilk bilirkişi raporunun davacının bu iddialarını doğrulamakta olduğunu,Burada alınan raporlar arasındaki bu çelişkinin giderilmediğini, bu haliyle aracı bizzat gören ilk bilirkişinin hazırladığı rapora itibar edilmesi gerekirken, eksik inceleme ve kanaat ile verilen sonraki bilirkişi raporuna itibar edilerek verilen hükmün de maalesef eksik ve hatalı bir hüküm oluşturduğunu,Yargılama sırasında bu itirazlarını ayrıntılı olarak sunduklarını, aracın tavanının döşeme ve dış tavandaki ve karoserdeki çatlakları tamamen üretim hatasından olduğunu, satıcının üretici ve satıcı firmaların ağır kusurunun olduğunu, normal şartlarda dava konusu araca benzer mahiyette olan herhangi bir aracın tavanının döşemesinin karoser kısmında çatlaklar oluşmadığını, aracın tavanının döşeme ve karoser kısmında çatlakların oluşmasının araçtan beklenen hukuksal ve niteliksel yararlara tamamen aykırılık teşkil ettiğini, bu durumlarda var olan ayıbın gizli ayıp olduğunu ve üretici firma ve satıcının ağır kusurlu olduğunu da açıkça gösterdiğini, Bilirkişi Raporunun da açıkça ifade ettikleri üzere tamamen bilimsel gerçeklikten yoksun olduğunu; gizli ayıbın şartlarını, kanunun aradığı şartlara göre değil kendi kişisel kanaatlerine göre belirlediklerini,Tüm bu nedenlerle 29/03/2018 Tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna ve bu raporu tekrar etmekle yetinen 27/01/2020 tarihli ek rapora itiraz etme zorunluluğu doğduğunu,Tekrar ettikleri itirazlar doğrultusunda  yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması,Bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde ise;  dosya üzerinden kanaat bildiren bu son raporları hazırlayan bilirkişilere nazaran, talimat mahkemesi kanalı ile dava konusu aracı keşifte bizzat görüp inceleyen ve buna göre teknik kanaatlerini bildiren ve bu nedenle üstün tutulması gereken bilirkişilerin raporuna itibar edilmesi gerektiğini, ''dava konusu araçtaki şikayete konu çatlakların kullanıcı müdahalesinden olamayacağını, bir bölge olan döşeme altından başladığından bu kusurun üretim veya montaj sırasında oluştuğunu ve zamanla ilerlediği için; araçtaki bu ayıbın gizli ayıp olarak nitelendirilmesi gerektiğini ve bu nedenle de aracın misli ile değiştirilmesi gerektiği'' yönünde davanın kabulü cihetinde hüküm kurulmasını,Tüm bu açıklamalar ışığında verilen bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulma zorunluluğu oluştuğunu, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/959 esas, 2020/985 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,Yapmış oldukları itirazlar doğrultusunda davanın KABULÜNE,Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesi talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı ... i A.Ş.'nin üreticisi olduğu, davacı ile diğer davalı .... LTD. ŞTİ. arasında akdedilen araç satış sözleşmesi kapsamında davacıya satılıp teslim edilen aracın gizli ayıplı olduğu iddiası ile aracın ayıpsız misli ile değişimine, bunun mümkün olmaması halinde bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, davalı ...  A.Ş.'nin üreticisi, diğer davalının satıcısı olduğu dava konusu aracın 31/10/2012 tarihinde sıfır km olarak satın alındığını, aracın dava tarihinden üç ay önce garanti süresi içerisinde motorunda sorun çıkması, alt takımlarında arıza olması ve kasada çatlaklık olması sebebiyle servise götürüldüğünü, kasada çatlak olması sebebiyle kaynak yapılacağının davacıya söylendiğini, ancak aracın garanti süresi içerisinde olması sebebiyle davacı tarafından kabul edilmediğini, aracın tavan kısmının kırık, kalorifer tesisatının ve alt takımının bozuk olması, lastiklerin sürekli normalden fazla yıpranması, volant bilyasının arızalı olması, motor kısmından ses ve arıza, iç aksesuarda arıza olması, bagaj kapaklarının çalışmaması ve rampada çekişin düşmesi sebebiyle aracın gizli arızalı olduğu iddiası ile aracın  ayıpsız misli ile değişimine, bunun mümkün olmaması halinde bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir.Davalılar vekilleri, dava konusu araçta üretimden kaynaklı bir hata ve gizli ayıp bulunmadığını, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, iki yıldır kullanılan araca ilişkin iddia edildiği gibi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.Taraflar arasında istinafa gelen temel uyuşmazlık; dava konusu araçtaki çatlakların üretimden kaynaklı mı yoksa kullanımdan kaynaklı mı ayıp olduğu, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olup olmadığı, söz konusu ayıbın üretimden kaynaklı olması halinde aracın misli ile değişim talebi veya bedelinin tahsili taleplerinin hakkaniyete uygun olup olmadığı hususlarına ilişkindindir.Mahkemece uyuşmazlık konusu hususların tespiti amacıyla talimat Mahkemesi aracılığıyla araç üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, talimat Mahkemesi aracılığı ile alınan ilk bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında özetle; araçta şikâyet konusu olan çatlakların yorulma çatlağı olarak nitelendirildiği, yorulma çatlakları tasarım için sakıncalı görülen gerilmelerden daha düşük gerilme değerlerinde de oluşabileceğini ve zamanla büyüdüğü, araçta plastik deformasyon bölgesi diye tabir edilen mat bir bölge mevcut olduğu, bu mat bölgeden, çatlağın yorulma çatlağı olduğu ve ilerleme yönünün aşağıdan yukarıya doğru olduğu anlaşıldığı, araçta şekillerden de görüleceği üzere çatlağın döşeme altından başladığı ve ok ile gösterildiği üzere aşağıdan yukarıya doğru ilerlediği, eğer bu çatlak dıştan bir bölgeden başlamış olsaydı kullanıma bağlı oluştuğunun düşünülebileceği, fakat çatlağın döşeme altından başladığı ve dışarıya doğru hareket ettiğini, bu başlangıç çatlağının oluşabilmesi için sistemin herhangi bir başlangıç kusurunun (porozite, boşluk, çentik vb. J)olması gerektiğini, çatlak kullanıcı müdahalesinin olamayacağı döşemenin altında bir bölgede başladığından dolayı bu kusurun üretimden ya da montajdan oluştuğunun anlaşıldığı, bu durum bir gizli ayıp olarak nitelendirilebileceği, çatlağın durdurulabileceği ve gizlenebileceği, ancak yok edilemeyeceği, aracın karoser kısmında oluşan söz konusu ayıbın iş bütünlüğünü bozduğu, misli ile değişim talebinin yerinde olduğunu tespit etmiştir.Davalı tarafından bilirkişi raporuna itiraz etmesi üzerine Mahkemece farklı bir bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmış, ikinci bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında özetle; dava konusu araçtaki çatlakların aracın çok önemli bir parçası olan karoserde meydana gelmediği, çatlakların oluştuğu parçanın karosere montajlanmış yani sonradan bağlanmış ve yük taşıması beklenmeyen bir parça olup, daha çok estetik amaçlı bir parça olduğu, bu yüzden söz konusu parçanın araçtan beklenen faydaları ortadan kaldiran veya önemli ölçüde ortadan kaldıran bir parça olmadığından gizli ayıp tanımına girmediği, söz konusu çatlakların üretim sırasındaki yanlış kürleme, montaj sırasındaki dengesiz bağlantı gibi imalat hatalarından kaynaklanabileceği gibi kullanımı sırasındaki yol şartlarından kaynaklanan aşırı titreşim, dış ortamdaki aşırı sıcaklık değişimleri (çok karlı durumlardaki eksi sıcaklıklardan, güneşli havadaki yüksek sıcaklıklara), dışarıdan etkiyecek yük ve gelecek darbe gibi etkenlerle de oluşma ihtimali olan bir parça olduğu, çatlakların onarımının mümkün olduğu ve onarım bedelinin 2.500,00 TL+ KDV olduğu tespit edilmiştir.Dosya içeriğinde bulunan araçtaki çatlaklara ilişkin fotoğraflar incelendiğinde, dava konusu araçtaki çatlakların aracın teslimi sırasında bulunduğu davacı tarafından iddia edilmediğinden ve kullanımından sonra ortaya çıktığı anlaşıldığından açık ayıp niteliğinde olmayıp, kullanımla ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olup,Mahkemece aksinin kabulü isabetli olmamıştır. Bu sebeple somut uyuşmazlıkta TTK'nın 23/1-c maddesi atfı ile 223/2 maddesi hükmü uygulanacaktır. Bu hüküm uyarınca alıcı sonradan ortaya çıkan ayıbı hemen satıcıya bildirmekle yükümlüdür.Dava konusu aracın dosyada bulunan servis kayıtları incelendiğinde davacı tarafından aracın 24/12/2013 tarihinde aracın tavanındaki çatlak sebebiyle servise götürüldüğü ve fotoğraflarının alınarak fabrikaya iletildiğinin şerh düşüldüğü, davacının bu şekilde davalılara ayıp ihbarında bulunduğu anlaşılmış, yetkili servis tarafından davacıya 03/01/2014 tarihinde gönderilen davet yazısında söz konusu şikayeti ile ilgili aracın incelenmesi ve sonucuna göre işlem yapılması için davet edildiği, ancak davacının davete icabet etmediği anlaşılmıştır. Dosya arasında bulunan araçtaki çatlaklara ilişkin fotoğraf incelendiğinde çatlakların ikinci bilirkişi kök ve ek raporunda belirtildiği gibi aracın karoserinde meydana gelmediği, çatlakların oluştuğu parçanın karosere montajlanmış yani sonradan bağlanmış parçada olduğu görülmüştür.Bilirkişi heyeti tarafından söz konusu parçadaki çatlağın üretimden mi kullanımdan mı kaynaklandığı hususu tespit edilememiş, davacı tarafından çatlağın üretimden kaynaklandığı kesin bir şekilde ortaya konulamamıştır. Ayrıca söz konusu çatlağın üretimden kaynaklandığı kabul edilse dahi, aracın bu parçasının araçtan beklenen faydaları ortadan kaldiran veya önemli ölçüde ortadan kaldıran bir parça olmadığı ve cüzi bir miktar ile onarımının mümkün olduğunun tespit edilmesi ve  aracın dava açıldığı tarihteki km yüksekliği ile daha sonraki bilirkişi incelemelerinde ulaştığı yüksek km dikkate alındığında davacının aracını sorunsuz bir şekilde kullandığı ve söz konusu çatlağın araçtan beklenen faydayı ortadan kaldırmadığının anlaşılması karşısında araç değişim talebi veya bedelinin tahsili talebi hakkaniyete uygun değildir. Bu hususlar dikkate alınmak ve Mahkemece ikinci bilirkişi heyeti kök ve ek raporuna itibar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 31/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b921d859450f851c","SID":"bab3087edb3541ca"}}