{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1053 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1619<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t (...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>KATİP\t\t: ...   (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/173 Esas - 2023/52 Karar<br><br>DAVACI\t\t: ... - ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ...<br>DAVALI\t\t: ... - ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ...<br>DAVA TÜRÜ\t\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 21/03/2022<br>KARAR TARİHİ\t\t: 08/11/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 22/11/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından Kocaeli İcra Dairesi'nin 2021/125233 Esas sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine icra müdürlüğü tarafından 19/10/2021 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, söz konusu karar ve borçlu tarafın itiraz dilekçesin tarafına tebliğ edildiğini, 1 yıllık süre içerisinde davayı ikame ettiklerini, davalı tarafın icra müdürlüğüne yapmış oldukları itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı ile davacı arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturalara konu borcun davalı tarafından ödenmesi gerekirken bu güne kadar alacaklı olan davacıya herhangi bir ödemenin yapılmadığını, yapılan işin toplam bedelinin 252.637,66 TL olduğunu ancak davalı şirket tarafından 100.000 TL'lik çek verildiğini ve davacı tarafından bu çek bedelinin tahsil edildiğini, akabinde davacının ısrarı üzerine 20.000,00 TL ise nakit olarak ödendiğini ancak geriye kalan miktar olan 132.637,66 TL'nin ise halen ödenmediğini, davalı şirket ile harici yollarla görüşüldüğünü, ödemelerin yapılmasının istendiğini ancak sürekli olarak davacıyı oyalandırdığını, ancak sözlü olarak taahhüt ettikleri sürelerde hiçbir şekilde borçlarını ödemeye yönelik bir adım atılmadığını, bunun üzerine Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/125233 Esas sayılı icra dosyasıyla faturaya dayalı genel haciz yoluyla icra takibinin yapıldığını, davalı şirket tarafından vekilleri vasıtasıyla 18/10/2021 tarihinde ödeme emrine, borcun tamamına, faize, faiz oranına ve alacağın tüm ferilerine itiraz edildiğini, itiraz üzerine icra müdürlüğü tatafından 19/10/2021 tarihinde icra takip işlemlerinin durdurulduğunu, davalı şirketin icra takip dosyasına sunduğu faturalardan dolayı borçlu bulunduğunu, diğer taraftan davalı şirketin malvarlığını elden çıkarmaya yönelik işlemler yaptığı konusunda çok sayıda duyum alındığını, davalı tarafça miktar bakımından kanunen karine olarak borçlu olması fatura bedelinin ödendiğinin ya da bedelsiz olarak düzenlendiğinin ispat yükünün davalı tarafta olması ancak bu yönde bir belge sunmadığı gibi bir iddiası dahi olmaması ve malvarlığını kaçırmaya yönelik işlemleri birlikte göz önüne alındığında ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, Kocaeli İcra Müdürlüğü 2021/125233 Esas sayılı dosyasındaki itirazın 123.637,66 TL yönünden iptaline, takibin 132.637,66 TL yönünden devamına, davalılar haksız ve kötü niyetli olarak yaptıkları itiraz  nedeniyle davaya esas değer olan 132.637,66 TL'nin %20 sinden az olmamak züere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, borç fatura alacağı olduğu için davalı şirketinin taşınır ve taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslarda ki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalının 1996 yılından beri faaliyet gösterdiğini, davalının genel olarak ulusal ve yerel çapta ihalelere katıldığını ve katıldığı ihaleler kapsamında almış olduğu işleri tamamladığını, yine benzer bir şekildeki iş nedeniyle davalı ile davacı yan arasında ticari ilişkinin başladığını, davacı yanın ikame ettiği icra takibinde de davada da haksız olduğunu, zira davacı yanın davalıdan hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, davacının hak etmiş olduğu tüm alacağın eksiksiz şekilde kendilerine ödendiğini, tanzim ve taraflarına tebliğ olunan başkaca bir faturanın bulunmadığını, tanzim ve tebliğ olunmayan faturalar yönünden davalının herhangi bir muaccel borcundan bahsetmenin mümkün olmayacağından bu hususun da kabulünün mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... 1-Davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİNE, <br>2-Davalının Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/125233  Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 132.332,04 TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek avans faizi ile birlikte devamına, <br>3-Alacak likit olduğundan İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca 132.332,04 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatına davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,<br>4-Fazlaya yönelik talebin reddine ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama aşamasında alınan 15/11/2022 tarihli bilirkişi raporu usul ve yasaya aykırı olmakla hükme esas alınamayacak nitelikte olduğunu, davacı yanın iddiasını ispat eder nitelikte bir rapor bulunmadığı gibi eksik ve hatalı incelemeye dayandığını, iade faturaları, ödeme belgeleri ışığında davacı yan bu delillere karşılık bir delil sunmadığı gibi ürünleri davalı şirkete teslim ettiğine dair de başkaca bir belge yahut evrak dosya mündericatına dahil edilmediğini, bu doğrultuda sayın mahkemece belge delillerinin talep edilmesi yahut keşif yapılarak mahalde tespit yapılması gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulmasının hatalı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davacı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.<br>   DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2023 Tarih -  2022/173 Esas - 2023/52 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>DAVA; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davacının, faturadan kaynaklanan alacağının tahsili için Kocaeli İcra Dairesi'nin 2021/125233 E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya arasına alınan Kocaeli İcra Dairesi'nin 2021/125233 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından 132.637,66 TL iş bedeli alacağı üzerinden ilamsız takip yapıldığı, ödeme emrine karşı davalı borçlunun süresinde itiraz ettiği ve davacının davasını kanunda belirtilen bir yıllık süre içerisinde usule uygun olarak açtığı anlaşılmıştır. <br>Davacı tarafça, 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.<br>Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.<br>Dosya arasına alınan 26/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı taraf ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutulduğu, noter açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süre içinde yapıldığı, davalı tarafın ticari defterlerinin elektronik ortamdan tutulduğu, davacının kayıtlarına göre takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 132.358,48.TL alacağı olduğu, 07.10.2021 tarih ve ... seri numaralı davalı Ayyıldız Gayrimenkulun düzenlemiş “yemek bedeli yansıtma ft” sını defterine kayıt ettikten sonra alacağın 129.669.85.TL ye düştüğü, davalı taraf kayıtlarına göre takip tarihi itibari ile davalının davacıya borcunun olmadığı, tarafların BA/BS bildirimlerinden her iki tarafın 9 adet belge ile kdv hariç 186.320.00. TL tutarında belge alıp verdikleri bildirimleri birbirleri ile uyumlu olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın davacı tarafından düzenlenen faturalardan 16/08/2021 tarih 6504 seri numaralı ve KDV dahil tutarı 305.62 TL  olan fatura ile 15/09/2021 tarih GIB2021000000085 seri numaralı ve KDV dahil tutarı 20.001.00 TL olan “yemek bedeli yansıtma faturaların davalı tarafından kayıtlara alınmadığı ve davalı tarafından düzenlenen 11.10.2021 tarih G1B2021000000011 seri numaralı ve KDV dahil tutarı 109.364,76 TL tutarındaki iade e-Arşiv faturası davacı tarafından kayıtlara alınmamasından kaynaklandığı, bu üç faturanın toplamı 129.671.38 TL olup davacı talebi ile eşleşmekte olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.<br> TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>    (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;<br>“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.<br>28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.<br>\"..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi  ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.<br> Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak  düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret    Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu  ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri  (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur.\"  (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı)<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br>Eldeki davada; davacı taraf, davalı ile arasındaki ticari ilişki çerçevesinde faturaya dayalı olarak  davalının takip tarihi itibari ile 132.637,66 TL asıl alacağının bulunduğunu, davalının borcunu ödememesi nedeni ile alacağın tahsili için  Kocaeli İcra Dairesi'nin 2021/125233 Esas sayılı takip dosyası ile başlatılan takibe itiraz edildiğini beyanla dava açmış, davalı, davacının düzenlendiği faturalar nedeniyle ödeme yapıldığı veya iade faturası düzenlendiğini, borcun bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Eldeki davada, tüm dosya kapsamının incelenmesi  neticesinde;  icra dosyası ve bilirkişi raporu kapsamında davacının davalı hakkında yürüttüğü icra takibinin haklı nedene dayandığı, tarafların tacir olmaları hasebiyle ticari defter ve kayıtlarını, cari hesaplarını gerçeğe uygun ve tam olarak tutmaları gerektiği, davacının ticari defter ve kayıtları, bildirim formları ile davalının BA bildirim formu kapsamında hazırlanan  bilirkişi raporuna göre davacı tarafından düzenlenen 305,62 TL ve 20.001,00 TL bedelli faturaların davalı tarafından kayıtlara alınmadığı, davalı tarafından düzenlenen 109.364,76 TL bedelli yansıtma faturasının  da davacı tarafından kayıtlarına alınmadığı ve ihtilafın bu üç faturadan kaynaklandığı belirlenmiş olup, davalının savunmalarında ödeme definde bulunmasına rağmen talep konusu faturaların ödendiğine ilişkin yazılı delil sunulmaması nedeniyle davacı kayıtlarının delil niteliğini kazanması, davacının ihtilaflı faturalardan 305,62 TL bedelli faturanın tebliğ edildiğini kanıtlayamaması ve bu fatura yönünden yemin deliline dayanmayacaklarını bildirmesi, 20.001,00 TL bedelli faturanın davalı şirkete mail yoluyla tebliğ edildiğinin anlaşılması, beyannamelerde bildirilen rakamların yapılan işten düşük olarak gösterilmesi nedeniyle ihtilafın giderimine fayda sağlamayacak ise de örtüşmeleri itibariyle anlam ifade etmesi, davalının ise iade faturasının tebliğine ilişkin yazılı delil sunmaması nedeniyle davacının başlatılan takip nedeniyle 305,62 TL bedelli fatura haricinde haklı olduğu sabit görülerek davanın kısmen kabulü ile  132.332,04 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına ve alacağın likit olması dolayısıyla davalının icra inkar tazminatına mahkemece hükmedilmiş olmasında   herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, kararın dosya kapsamına, Yargıtay içtihatlarına ve dairemiz uygulamalarına uygun  olduğu, davalının istinaf istemlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 9.039,60 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 2.260,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.779,60 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/11/2024\t\t\t\t<br><br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır. <br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c5ef532ca2c92234","SID":"6fae13f84bc10c27"}}