{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/2672 <br>KARAR NO: 2024/1768<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 13/09/2023<br>NUMARASI: 2022/545 Esas - 2023/673 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların oğlu ...'ın 22/08/2014 tarihinde motosikletiyle Pendik Sahil yolundan Kartal yönüne gitmek isterken, trafik ışıklarında ... plakalı aracın çarpması sonucu vefat ettiğini, düzenlenen kaza tespit tutanağında davacıların oğlu ...'ın yer işaretlemeleri ve cihazlarla belirtilen ve gösterilen hususlara uymayarak 2918 sayılı Kanunun 47/1-c maddesine aykırı davrandığından dolayı kusurlu bulunduğunu, kazayla ilgili İstanbul Anadolu 53. Asliye Ceza Mahkemesi'nde  2014/741 Esas sayılı davanın açıldığını, davacıların oğlunun sahibi olduğu ... plakalı motosikletin ZMMS sigortası olmadığını, davacıların evlatlarının vefatından dolayı, 3. kişi olarak oğullarının desteğinden yoksun kaldıklarını, ...nın söz konusu zarardan sorumlu olduğunu, davacılara ölen oğullarının baktığını ve vefatı neticesinde desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek  davacı ... için 500,00 TL, davacı ... için 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davacılar  vekili  ıslah dilekçesi ile dava değerini davacı ... için 22.064,38 TL, davacı ... için 29.285,26 TL olmak üzere toplam 50.349,64 TL'ye çıkarmıştır.  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava sonucunda davalı kurum aleyhine hüküm kurulup tazminat ödenmesi halinde, davalı kurumun ödeyeceği tazminatın mevzuat gereği, söz konusu sigorta yaptırılmamış aracın maliki ve sürücüsü konumunda olan müteveffanın varisi davacılara  rücu edeceğinden, davacıların aynı zamanda borçlu konumuna geleceğini, somut olayda alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmiş olacağını, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, yapılacak incelemede yetiştirme giderleri de dahil tüm denkleştirme sebeplerinin nazara alınması gerektiğini, dava tarihinden itibaren ve yasal faiz işletilebileceğini belirterek  davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davacılar vekilinin  09/12/2017 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda; Davanın kabulü ile; davacı ... için 22.064,38 TL, davacı ... için 29.285,26 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi tarihi olan 12/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...ndan alınarak davacılara verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı  vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece istinaf kararına aykırı karar verildiğini,  tazminat hesabı yapılırken % 75 kusur oranı üzerinden değil % 100 oran üzerinden tazminat hesabı yapılması, tazminat hesaplanmasında  hüküm tarihine en yakın tarihteki asgari ücretin dikkate alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığının ortaya konulmadığını, müteveffanın vefatına kendi kusuru ile neden olması nedeniyle müvekkili ...nın tazminat ödemeye mahkum edilemeyeceğini, davacıya söz konusu zarar nedeniyle SGK tarafından yapılan ödemelerin araştırılması gerektiğini, çünkü bu ödemeler için SGK tarafından müvekkili kuruma rücu edileceğini, kaza tarihindeki mevzuat gereği CSO 1980 tablolarının kullanılması ve 1.8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, müteveffanın davaya konu trafik kazasının meydana geldiği seyahat esnasında koruyucu kask ve elbise kullanmadığını, bu yönüyle tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, Yargıtay kararları ışığında (Yargıtay 10. HD. 2003/5726 E. 2003/6258 K), müvekkili kurum aleyhine ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından; 22/08/2014 günü saat 19.00 sıralarında dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile seyir halinde iken trafik ışıklarını geçtiğinde, istikametine göre sağ tarafından kaldırımda bulunan bisiklet yolundan gelip sahil yolu ışıklarından sağa doğrultu değiştirme manevrasıyla geçmek isteyen maktul ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin arka sol kısımlarına çarpması ile meydana gelen trafik kazasında motosiklet sürücüsü olan desteğin vefat ettiği, bu vefat nedeni ile davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 23/06/2022 tarih, 2020/1491 Esas ve  2022/1359 Karar sayılı kararı ile \"...Somut olayda davaya konu trafik kazası 22/08/2014 tarihinde gerçekleşmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 92. maddesinde değişiklik yapan 6704 sayılı Kanun 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.  Dolayısıyla, kaza tarihi genel şartlar ve kanun değişikliğinden öncedir. Bu durumda kazanın meydana geldiği tarihe göre 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Genel Şartlar'da yapılan değişikliklerin somut olaya uygulanması da mümkün bulunmadığından, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin, HGK kararlarıyla da örtüşen içtihatlarında da vurgulandığı üzere, davacıların murisin kullandığı araç işleteninin mirasçısı olarak değil, destek alacaklısı 3. kişi olarak sürücünün ve işletenin kusuruyla sorumlu tutulmadan talepte bulunabilecekleri sonucuna varıldığından, davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Kabule göre de; ehliyetsiz araç kullanma hali sürüş kusurlarından olmadığı, bilirkişi raporunun dosyadaki bilgi ve belgelere uygun, gerekçeli ve denetlenebilir olduğu kanaatine varıldığından kusur raporuna; müteveffanın sosyal ekonomik durumunun araştırılması için yazılan müzekkere yanıtının gelmiş olmasına göre müteveffanın sosyal durumunun araştırılmamış olduğuna; Davacılar vekilinin 06/12/2017 tarihli oturumda asgari ücretle yapılan bilirkişi hesaplamasına bir itirazının olmadığı ve her ne kadar yazılı itirazlarında ücrete ilişkin araştırma yapılmasını istemiş ise de bu araştırmadan vazgeçtiğini beyan etmiş olması sonucu davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak nedeni ile  destek ...'ın gelirine; Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşmiş Trafik kazası sonucu ölen çocuk ölmeseydi ana ve babaya bakması muhtemeldir. Uygulamada çocuğun 18 yaşına gelmesi ile birlikte gelir elde edeceği ana ve babasına destek olacağı varsayılmaktadır. Ancak ileriki yaşlarda çocuğun büyüyerek evleneceği ve en az iki çocuğunun olacağı, gelirinin bir kısmını ana ve babasına da ayıracağı yönündeki içtihatları  (2019/2559 E. ve 2020/2414 K. sayılı kararı) doğrultusunda desteğin bekar ve çocuksuz olmasına göre iki çocuğu olacağı varsayılarak yapılan hesaplamada usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından  hesaplama yöntemine ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Ne var ki  desteğin  kullandığı motosikletin ZMMS poliçesi bulunmaması nedeniyle  dava açıldığı halde davalı ...nın sorumluğunun belirlenmesi için dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın  ZMMS bulunup bulunmadığı  araştırılmış ancak destek ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin kaza tarihini kapsar ZMMS poliçesinin bulunup bulunmadığı  araştırılmaksızın karar verilmiş olması eksik incelemeye dayalı olmuştur.\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda destek ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin kaza tarihini kapsar ZMMS poliçesinin bulunup bulunmadığı  araştırılmış ve aracın tescil kayıtları istenmiştir. Kazaya karışan ... plakalı motosikletin kaza tarihinde trafik sigortası bulunmadığı anlaşıldığından davalı ... aleyhine  dava açılabileceği sonucuna varılmıştır. 2918 sayılı  Karayolları Trafik Kanununa göre açılan tazminat  davalarının temyiz taleplerini inceleyen Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  güncel 13.02.2023  tarih,  2021/10033 E. ve  2023/1688 K. sayılı kararında \"... Somut olayda da; davacıların desteği, kusuru sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu vefat etmiş; davacılar destekten yoksun kalan sıfatıyla, zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek, destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat isteminde bulunmuştur. Davacıların üçüncü kişi konumunda olduğu, işleten (veya sürücü) yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı da yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır. Davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel  ve  yargısal  içtihatlarda  kabul  edildiği  üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin ve sürücünün desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü  kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan davacı da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı sigorta şirketi zararın tamamından sorumlu olacağından, davacı davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecektir. (YHGK., 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas - 411 karar; YHGK., 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas, 2012/92 karar; YHGK., 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 esas, 2013/74 karar). Eldeki dosyada, sigorta şirketine karşı açılan davada İlk Derece Mahkemesince her ne kadar davacıların desteği kendi kusuruyla kazaya ve ölüme sebebiyet verdiğinden, davacıların davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunamayacakları gerekçesiyle davanın  reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.Davaya konu kaza 24.08.2010 tarihinde  meydana gelmiş olup, bu tarihte yürürlükte olan ve yukarıda açıklanan Yasa ve Genel Şartlar hükümleri ve konuya ilişkin Yargıtayın yerleşiklik kazanan içtihatlarına göre; davacıların talebinin trafik sigortası teminatı kapsamında kaldığı gözetilerek, davacıların  davalıdan destek tazminatı talep etme hakkı bulunduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.\" yönünde karar verilerek uyuşmazlığın çözümünde poliçe tarihindeki yasal mevzuat ile ZMMS Genel Şartlarına göre değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanmıştır. (Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.02.2023 tarih, 2021/10040  E. ve 2023/2123 K., 23.02.2023 tarih,  2022/16941 E.- 2023/2335 K., 20/04/2022 tarih,  2021/15379 E.- 2022/7547 K., 08/02/2022 tarih, 2021/13342 E.- 2022/1821 K.,  20.09.2022 tarih, 2022/5153  E. - 2022/10663 K. Sayılı kararları) Yukarıya aktarılan güncel Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  içtihatlarına göre  somut  uyuşmazlıkta, ZMSS poliçesi bulunmayan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası 22/08/2014 tarihinde gerçekleşmiş ve trafik sigortası bulunmayan aracın işleteni vefat etmiştir.  Bu halde davalının sorumluluğu 12.08.2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile yasal mevzuat ve Yargıtay içtihatlarına göre belirlenecektir. 01.06.2015 tarihli yeni ZMSS Genel Şartları'nın yürürlüğünden önce meydana gelen trafik kazalarındaki ölümler bakımından, HGK'nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nın 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere davacılar, 3. kişi sıfatı ile yansıma yolu ile oluşan destekten yoksun kalma zararlarını talep edebilecektir. Davacılar  talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacıların ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacılara yansıtılamayacak ve desteğin kusuru onun desteğinden yoksun kalan davacıları  etkilemeyecektir. Bu durum karşısında; Davacılar,  zarar gören 3. kişi sıfatına dayanan zarar giderim talebi nedeniyle, desteğin kazadaki kusuru ile müterafarik kusurunun davacılara yansıtılamayacağı, kazaya karışan desteğin sürücüsü olduğu aracın ZMSS poliçesi bulunmadığından davalı Güvence Hesabı zarardan sorumlu olduğundan bu yöne değinen istinaf talebi yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı istinaf talep eden davacılar vekilinin müteveffanın ücretine ilişkin istinaf talebinin \"06/12/2017 tarihli oturumda asgari ücretle yapılan bilirkişi hesaplamasına bir itirazının olmadığı ve her ne kadar yazılı itirazlarımızda ücrete ilişkin araştırma yapılmasını istemiş ise de bu araştırmadan vazgeçtiğini beyan etmiş olması sonucu davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak nedeni ile  destek ...'ın gelirine ilişkin istinaf başvurusunun reddine\" karar verilmesi ile tazminat miktarı bakımından davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan, kaldırma kararından önceki rapor tarihi verileriyle hesaplanan tazminata karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin maddi tazminatın güncel asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğine; Aynı şekilde  kaldırma kararı öncesinde alınan bilirkişi raporunda desteğin %75 kusuru esas alınarak tazminat belirlendiği halde davacılar vekilinin bilirkişi raporuna bu bakımdan itiraz etmediği gibi %75 kusur oranı üzerinden belirlenen tazminat miktarlarına göre talep artırım dilekçesi verdiği anlaşıldığından bilirkişi raporunda ki hesaplamada esas alınan kusur oranı bakımından davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan, hesaplamanın %100 kusur oranına göre yapılması gerektiğine ilişkin istinaf nedeni de  yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince  davacılar için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplamasının yapılması gerekmekteyse de  davalı  vekilinin hükme esas alınan  16/10/2017 tarihli aktüerya bilirkişi  raporuna karşı vermiş olduğu itiraz dilekçesinde açıkça hesaplama yöntemine dair \" PMF Tabloları ve %10 artırım-iskonto tekniği kullanılamayacağı, 1.8 teknik faiz uygulanması gerektiği\" yönünde itirazı bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi gereğince davacılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi  HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Mahkemece zaten hükmedilen tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verildiğinden faizin türüne ve başlangıç tarihine ilişkin, olay trafik kazası olup iş kazası olmadığından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasına ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle;  davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacılar vekili ile davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2- Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3- Alınması gereken 3.507,69 TL harçtan peşin alınan 876,92‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 2.630,77‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d545cfdf9ee60a7d","SID":"567e0705c71e1667"}}