{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/629 <br>KARAR NO:2024/1816<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:28/01/2021<br>NUMARASI:2015/236 E. - 2021/34 K.<br>DAVA:Markaya Tecavüzün Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 1. FSHHM 2017/771 ESAS SAYILI DOSYASINDA <br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>ASIL DAVA:Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin her türlü mobilya yapım ve satımı ile her türlü ahşap eşya ve kaplama işiyle uğraştığını, şahsa özel tasarım mobilya ve el yapımı ahşap işleri anlamında kalitesi ile özellikle bu alanda butik çalışan ve aranan markalardan birisi haline geldiğini, davalı şirketin de Türkiye' de ... ismi ile halk tarafından çokça bilinen bir isim olduğunu, davalı tarafından müvekkiline ait '' ...'' markasının ahşap görünümlü seramik karo serisinin reklamları, internet sitesi, tanıtım ve afişlerinde kullanıma başladıklarını, ... markası ile davalı şirket bünyesinde piyasaya sunulan ürünlerin müvekkilinin çalışma alanıyla örtüştüğünü ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davalı şirketin ekonomik gücü sebebiyle müvekkilinin yeni müşteri kazanmak için en önemli gelir kaynağı olan internet arama motorlarından 2 ve 3. Sayfalara gerilediğini, hatta müvekkili müşteri çevresinde de müvekkilinin de seramik ürettiğine dair karışıklıklar yaşandığını, davalı şirket tarafından müvekkiline ait marka hakkında tecavüz edildiği hususunun ihtarname ile bildirildiğini, davalı şirket tarafından cevabi ihtarnamede her türlü kullanımın sonlandırıldığına ilişkin ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin gönderilmesinin üzerinden 2 ay geçmiş olmasına rağmen davalı tarafça tecavüzün devam ettiğini, başta ..... alan adı olmak üzere her türlü yayın, satış ve ilanın devam ettiğini, müvekkilinin marka hakkına yapılan tecavüzün müvekkilinin müşteri ağına ulaşmasına engel olarak maddi ve manevi olarak zarara uğrattığını, açıklanan nedenlerle davalı tarafından kullanıma devam edilen müvekkiline ait markayla aynı markanın web sitesinden çıkartılmasına, mümkün olmadığı takdirde; web sitelerine erişimin engellenmesine, davalının müvekkiline ait markayı haksız kullandığının tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, müvekkiline ait '' ...'' markasının izinsiz kullanımının dava sonunda tamamen durdurulmasına, ''...'' ibaresi içeren her türlü reklam, afiş, ambalajın ve bu ibareyi içeren her türlü araç gerecin imhasına, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın ihtar tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek banka faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece; davacı vekilinin taraf değişikliği talebinin kabulü ile ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin dosyaya taraf olarak eklenmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. <br>CEVAP:Asıl davada davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 1980’li yıllardan seramikten yer ve duvar  karoları  üreten Türkiye’de ve dünyada kendisine yer etmiş, saygın, marka sahibi bir şirket olduğunu, mahkemenin müvekkil şirket ile diğer davalı ....A.Ş ile organik bağı olması nedeniyle taraf değişikliği talebinin kabulüne ilişkin 31/10/2016 tarihli kararına husumet itirazlarının bulunması nedeniyle itiraz ettiklerini, her iki şirketin de birbirinden farklı tüzel kişilikleri olan şirketler olduklarını, yöneticileri, genel müdürleri ve üretim yerlerinin farklı olduğunu ve farklı yerlerde bulunduklarını, bu sebeple birbirleri arasında herhangi bir organik bağın mevcut olmadığını, müvekkili şirketin davacının kendisine ait olduğunu ifade ettiği \"...\" markasını kullanmadığını, müvekkili şirkete bu hususla ilgili olarak herhangi bir ihtar gelmediğini, müvekkili şirketin bu durumdan işbu dava dilekçesinin kendisine tebliği ile haberdar olduğunu, dava konusu markanın, yurt dışında davacının tescil tarihinden çok daha önce başka kişiler ve şirketler adına tescil edilmiş bir marka olduğunu, bunun  haricinde davacı şirketin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ve ihlalin gerçekleştiğini iddia ettiği internet sitesindeki oluşumlar ve fotoğraflar müvekkili şirket ile ilgili olmadığını, bu nedenle davacının dava dilekçesinde iddia ettiği gibi kazanç kaybına neden olabilecek nitelikte müvekkili şirketin bir ihlali ve davacının marka hakkına yapılan ısrarlı bir tecavüz söz konusu olmadığını bu nedenle açılan davanın reddidne karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Asıl davada davalı ... A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1950'li yıllardan beri banyo malzemeleri üreten Türkiye'de ve Dünya'da kendisine yer etmiş saygın marka sahibi bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin seramikten ürettiği bazı ürünlerin tanıtımında çok bilinen bir isim olması nedeniyle marka olarak değilde tanıtım ismi olarak '' ... '' ismini kullandığını, ancak bu ismin bir marka olduğu ve davacıya ait olduğunun müvekkili tarafından bilinmediğini, davacı tarafça müvekkiline noter aracılığı ile ihtarname keşide edilerek markanın kendilerine ait olduğunu ve kullanımların durdurulmasını talep ettiğini, cevabi ihtarname ile müvekkili tarafından davacıya markanın kullanım dışı kalması için gerekli işlemlerin başlatıldığına dair beyanda bulunulduğunu, konuyla ilgili müvekkili tarafından derhal eyleme geçilerek markaya konu olan her türlü ürün, ambalaj, evrak, reklam panosu, tabela ve ve benzeri reklam vasıtaları yönünden her türlü kullanımının sona erdirilmesi için gerekli çalışmaları başlattığını, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği internet sitesindeki oluşumları ve fotoğrafları kabul etmediklerini, çünkü müvekkili tarafından tüm ihlallerin kaldırıldığını, davacının marka hakkına yapılan ısrarlı bir tecavüzün söz konusu olmadığını, davacı şirketin ürettiği ürünlerin hammaddesinin ahşap müvekkilinin ürettiği ürünlerin hammaddesinin ise seramik olması nedeniyle davacının iddia ettiği gibi haksız rekabetin varlığından söz edilemeyeceğini, ayrıca davacı şirketin müşteri kitlesinde kafa karışıklığı yaratacak ve bu nedenle davacı tarafı büyük zarara uğratacak bir ihlalin söz konusu olmadığını, davacı tarafın internet sitesinin incelenmesinde '' ... '' markası ile ilgili herhangi bir ibarete rastlanmadığını, bu nedenle arama motorlarında bu ibarenin yazılması halinde kendisine ulaşılmasının zorlaştığı iddialarının da gerçek dışı olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA:Birleşen davada davacı ... A.Ş. vekili dava dilekçesinde; davalının ikrar iddialarını kabul etmediklerini, çekilen ihtarın asıl dava davalısı olan ... çekilmiş olduğunu ve cevabın da ... tarafından gönderildiğini, ... ile ...'nın ayrı tüzelkişilikler olduğunu, beyanların müvekkilini bağlamadığını, asıl davada alınan raporda müvekkili şirketin  davaya konu markayı davalı tescilinden önce kullandığının tespit edildiğini, davalının mail silsilesine dayalı kullanım iddiasının dinlenilemeyeceğini, markasal kullanımın kendilerinden sonra olduğunu, bahse konu marka ile yapmış olduğu satışların davalı satışlarından yüksek olduğunu, alınan raporda davaya konu markanın toplum nezdinde tanınmasını sağlayan ve markayı yaratanın müvekkili şirket olduğunu, gerçek hak sahibinin de müvekkili şirket olduğunu, bu durumun asıl davaya sunulan rapor ile sabit olduğunu, davaya konu markada yer alan işaretin tescil öncesi müvekkili tarafından kullanılarak ayırt edici hale getirildiğini, davaya konu markanın SMK 4 ve 5 maddelerinde düzenlenen tescil şartlarının oluşmadığını, SMK 25 de düzenlenen hükümsüzlük şartlarının oluştuğu belirtmiş, birleşen dosya davalısı adına  \"...\" ibareli ... nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Birleşen davada davalı .... Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekili şirketin dava Konusu ... markasını 2012 yılından beri kullandığını, markanın tescil işlemleri için 2012 yılı içerisinde  ... adlı firma ile anlaşarak logo çalışmalarına başladığını, davalı şirket ile markayı birlikte kullanan grup şirketlerinden .... A.Ş. müvekkili şirket tarafından gönderilen ihtarnameye verilen cevapta müvekkil markasına yapılan ihlalin kabul edildiğini ve markanın  kullanılmayacağının belirtildiğini, kesin delil teşkil eden ikrarın söz konusu olduğunu, verilen cevabi ihtarnamenin üzerinden iki ayı aşkın zaman geçtikten sonra dahi ... sitesi ve diğer internet sitelerinde yapılan araştırmalarda müvekkil markasının kullanıldığının tespiti üzerine  İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2015/236 E sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat ile markaya vaki tecavüzün önlenmesi amaçlı dava açıldığını, davalı tarafın iş bu dosyaya sunmuş olduğu cevap dilekçesinde de ihlalin açıkça kabul edildiğini, anılan dosyada alınan bilirkişi raporunda da davalı tarafın internet sitesi kullanımlarına son vermediğinin belirtildiğini, davacı şirketin anlatılan süreçlerden sonra üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra kötü niyetli ve tazminatan kurtulmak amaçlı olarak eldeki davayı açtığını, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği gibi ... ibaresine ayırdedici özellik kazandırmadığını, bu nedenle hükümsüzlük davası açamayacağını, davacının asıl markasının '...' olup ... ibaresine kendileri için bir aidiyet ve ayırdedicilik kazandırmadıklarının açık olduğunu, basiretli bir tacir bir ibareyi marka olarak kullanmak amacında ise öncelikle bunu tescil etmesinin bir zorunluluk olduğunu, açıklanan nedenlerle haksız  mesnetsiz ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; Asıl davada; davacının açmış olduğu markaya tecavüzün tespiti, durdurulması önlenmesi, ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat davalarının reddine,Birleşen dava yönünden; davacının hükümsüzlüğe yönelik açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile; TPMK nezdinde davalı adına '' ... + şekil '' ibare ile ... no ile tescilli markanın; 20.sınıfta kalan '' yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Ahşap veya sentetik malzemelerden mamul hırdavat (nalburiye) mobilya bağlantıları, açma kapama tertibatları, tahta, mum, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları '' emtiaları ile 35. Sınıfta yer alan '' Müşterilerin malları elverişlli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ahşap veya sentetik malzemelerden mamul hırdavat (nalburiye) eşyası, yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar, ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, ahşap veya sentetik malzemeden mamul mobilya bağlantıları, açma kapama tertibatları, tahta, mum, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamda katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilen ayrıntıları belirtilen hizmetler yönünden ) '' kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden bu mal ve hizmetler yönünden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davacı birleşen davalı .... Şti. istinaf dilekçesinde;Bilirkişi raporunun 17. Sayfasında; ''Kaldı ki dava dosyası içerisinde davacı yanın, ... ibareli markasının davalı yan tarafından kullanıldığının tespit edilmesi üzerine, iş bu kullanıma son verilmesi hususunda gönderilen ihtarnameye davalı yan olumlu cevap vererek kullanıma son vereceğini belirtmiştir. Ancak dava dosyasından da görüleceği üzere davalı yan aradan geçen zaman dilimi içerisinde söz konusu markanın internet kullanımına son vermemiştir. Bu nedenlerle davalı yan kullanımının davacı adına tescilli 18.2.2013 14460 no ile tescilli ... ibareli markanın sağladığı hakları ihlal etmektedir. '' görüş ve kanaati bildirildiğini,... Şirketi'ne ait yazılı ikrar dikkate alınmadığını, adı geçen davalının bilirkişi raporuna itirazında, noter cevabı ihtarnamesinde davacının hak sahipliğini kabul ettiğini, ikrarda bulunduğunu,Esas davada davalı ... şirketinin (birleşen davada davacı) kendilerinin de itirazı bulunmadığı üzere grup şirketler olduğunu, öyle ki ... Şirketi' nin dosyaya delil olarak sunduğu ... ve bağlantılı internet sitesi alan adlarının sahibi de, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere ... A.Ş olduğunu, dolayısıyla ... Yapı şirketi tarafından yapılan bu ikrarın ... şirketini de bağlamadığının düşünülemeyeceğini, her iki şirketin de yetkililerinin aynı olduğunu,Birleşen davada davacı şirketin esas davada sunmuş olduğu cevap dilekçesindeki ikrara hiç değinilmediğini, birleşen davada eskiye dayanan kullanım iddiasıyla markanın hükümsüzlüğünü talep eden vitra karo şirketinin, esas davada vermiş olduğu 23.12.2016 tarihli cevap dilekçesinde müvekkiline ait \"...\" markasını hiçbir şekilde kullanmadığını ısrarla iddia ettiğini,Müvekkilinin uzun süredir \"...\" markasını ürünlerinde kullandığı ve ayırt edici özellik kazandırdığını, SMK'nın 25/4.maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilemeyeceğini,Müvekkilinin \"...\" markasını 18.02.2013 tarihinden itibaren adına tescil ettirdiğini, bu tarihten önce de 12.02.2013 tarihli fatura ve 13.11.2012 tarihli markaya ilişkin görsel çalışmalar olduğunu, ancak müvekkilinin kullanım tarihinin tescil tarihinden başlatılarak 2013 olarak değerlendirildiğini, ancak mahkemece hukuka uygun delil olarak kabul edilemeyeceği yukarıda açıklanan 4 adet fatura ve bir kaç internet sitesi haberi üzerinden ... şirketinin kullanımının eskiye dayandığı şeklinde tespitte bulunulduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl dava marka hakkına tecavüzün tespiti ile men ve ref'i, maddi ve manevi tazminat istemlerine dayalı olup, birleşen dava ise; markanın hükümsüzlüğüne yöneliktir. TPMK kayıtlarının incelenmesinde; dava konusu ... tescil numaralı, 07/03/2014 tescil tarihli, '' ... '' ibareli markanın 20. sınıf ve 35. sınıf emtia ve hizmet sınıflarında ... Şti. Adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.Asıl davacı her ne kadar, markanın tescilinden önce kullanımlarının bulunduğunu, bu kullanımların davalıya göre eskiye dayandığını, hükümsüzlükten önce markanın kullanım yoluyla ayırt edici hale getirildiğini ileri sürmüş ise de; tescilde öncelik ve teklik ilkesi uyarınca, marka sahibinin, kendisine yöneltilen hükümsüzlük davasında, önceye dayalı kullanımı bir savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği anlaşıldığından, aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Diğer yandan birleşen davada 01.12.2017 tarihli delil listesi ek 4'te  ibraz edilen delillerin, önce UYAP sistemi üzerinden, daha sonra fiziki olarak dosyaya sunulduğu, sonradan delil sunulduğuna yönelik iddiaların yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Birleşen davacının önceye dayalı kullanıma dayandığı somut olayda; delil olarak  dosyaya sunmuş olduğu 24.08.2012, 22.11.2012, 15.11.2012, 15.11.2012 tarihli dört adet faturada, ... ibaresinin ürün adı olarak yer aldığı,  her ne kadar istinaf başvurusunda ve dosyaya sunulan 31.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda, 4 adet fatura dikkate alınarak kullanımın yeterli düzeyde olmadığı ileri sürülmüş ise de, bu rapor sonrası birleşen dava davacısı tarafından dosyaya 23.11.2018 tarihli dilekçe ekinde sunulan deliller neticesinde düzenlenen 02.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda; 23.11.2017 tarihli “medya takip dosyası” başlıklı dosya içeriğinde; şehir hayatının hızına uygun banyolar içerikli haberde 01.11.2012 tarihli inşaat dünyası haber içeriğinde ... ibaresinin bir kez geçtiği, 01.11.2012 tarihli maison francaise dergisi haber içeriğinde bir kez geçtiği, 01.11.2012 tarihli Yapı dergisi haber içeriğinde bir kez geçtiği, 01.10.2012 tarihli Yapı Malzeme dergisi haber içeriğinde bir kez geçtiği, 01.04.2012 tarihli maison francaise Banyo Mutfak dergisi haber içeriğinde bir kez geçtiği, 2013 tarihli ... katalog/dergisinde 43. sayfada ... başlığının bulunduğu ahşap parke görünümlü seramik karosu ... olarak bahsi geçtiği,... ürün katalogu 2013 ürün katalogunda ... seramik karosu olarak yer aldığı, 2013 unicere fuarında ... collection olarak yer aldığı, Ocak 2013 tarihli sektör haberlerinde ibarenin geçtiğinin tespit edildiği, ayrıca... A.Ş. nin ... ürün adıyla 2012 ve 2013 yıllarında satış yaptığı, 2012 yılı 636.432,93.TL, 2013 yılı 4.068.666,54.TL olarak satışa konu ürün futuralarının hesaplandığı, diğer ürünlere oranla % 0,59 oranında ... markalı ürün satışı olduğunun önceki bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği anlaşılmıştır.Söz konusu bu kullanımların markasal nitelikte yoğun olarak kullanıldığı ve markanın tescilinden önce bilinir hale geldiğinin son heyet raporuyla da saptandığı görülmektedir.Taraflar arasındaki esas davada kullanımların farklı alanlarda olduğuna yönelik iddialar mevcut olup, hak sahipliğinin tespiti yönünden önceki kullanım açısından da markanın sınıf değerlendirmesinin yapılması gereklidir. Zira birleşen dava davacısı, 2012 yılından itibaren ... ibaresini seramik ürünlerinde (banyo ürünleri) kullanmış ve bu kullanımı aynı ürünlerde devam etmiştir. Tescilli marka ise “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar” emtiası ağırlıklı olmak üzere markayı 20. ve 35. sınıfta tescil ettirmiştir.Bilirkişi raporlarda da tespit olunduğu üzere, gerek ... A.Ş.nin önceki kullanımları gerekse ... A.Ş.ye yönelik tecavüz iddialarına konu ürünlerin, ... (ahşapstili) kelimesinin ifadesinden anlaşılacağı üzere gerçekte ahşap olmamakla birlikte ahşap görünüm veren seramik ürünleri olduğu, eş deyişle yine “ahşap” hammaddesine bir atıf yapıldığı ve tüketicinin bu sebeple bu ürüne yöneltilmek istendiği, ürünlerin görünümü tüketicinin uzaktan ahşap algılamasının dahi mümkün olduğunun bilirkişilerce tespit edildiği, tüketicinin sırf bu sebeple bu ibareli ürünleri tercih etmesi ihtimali bulunduğu, diğer ifadeyle tüketicinin algısında uyanan husus “ahşap” (wood) olduğundan seramik ürünleri de olsa köken olarak ahşap malzemeleri algı oluşturduğu için 20. sınıfla seramik ürünlerinin birbirlerini etkilediği anlaşılmıştır.Bu kapsamda; birleşen hükümsüzlük davasının gerçek hak sahipliği sübut bulan ve kararda belirtilen mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, markaya tecavüze dayalı asıl dava yönünden ise davalı kullanımlarının gerçek hak sahibi olduğu ispatlanan mal ve hizmetler yönünden olduğu, hükümsüzlüğe ilişkin birleşen davanın bu mallar yönünden kısmen kabul olunduğu ve hükümsüzlüğün baştan itibaren sonuç doğuracağı dikkate alınarak sübut bulmayan asıl davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından asıl davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/01/2021 tarih ve 2015/236 E., 2021/34 K. sayılı kararına karşı asıl davacı birleşen davalı .... Şti. vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın asıl davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a96f6d36870e0a15","SID":"58ff9e0d1aec3ee2"}}