{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/1048 <br>KARAR NO:2024/1857<br>İCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:14/03/2024<br>NUMARASI:2023/689 E. - 2024/216 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillinin uzun yıllardır  Almanya' da çalışmakta ve yaşamakta olduğunu, elde ettiği kazanımları ile Türkiye ' de  gayrimenkul yatırımı yaptığını, maddi durumu iyi olması nedeni ile öz kardeşi olan davalının  oturması için Bağcılar ilçesinde bir daire almış ve yine bu davalının çocuklarına ait tüm eğitim giderlerinin karşılandığını, müvekkili belli bir süre sonra Türkiye ' ye dönmüş ve  Yalova ilinde bulunan yaklaşık 4.500 m2 büyüklüğündeki arsasını satmaya karar verdiğini, müvekkilinin bu kararından davalı ve davalının çocukları haberdar olduğunu, müvekkilinin bahsi geçen arsanın satılması için o bölgede emlak işi yapan ... isimli şahıs ile anlaştıklarını, devamında  internet üzerinden söz konusu dairenin satışı için ilan verildiğini, davalı ve  iki oğlunun, internet üzerindeki satıştan haberleri olduğu için müvekkiline  ve emlakçı ... isimli şahısa tuzak kurduklarını, davalı ve davalının çocukları  mafya ile anlaşarak müşteri gibi hareket ettiğini ve emlakçı ... ile telefon görüşmesi yaparak söz konusu arsayı almak için görüşme yapacaklarmış gibi müvekkilini  ve emlakçı ... isimli şahsı Pendik Kaynarca' da bir yere davet ettiklerini, müvekkili ve emlakçı ... ' ın 23 Aralık 2016 Cuma günü birlikte müşteri zannettikleri  mafyanın kendilerini davet ettiği yere gittiklerini,  Kaynarca' da bulunan '...' isimli marketin yanında bulunan binaya girdiklerinde, kendilerini mafyanın karşıladığını, önce  emlakçı ...'u dışarı çıkartarak müvekkili ile özel konuşacaklarını, daha sonrasında müvekkilini içeri süreklediklerini, müvekkilinin mafya ile anlaşan davalı kardeşi ve kardeşinin çocuklarının da içeri girdiklerini, müvekkilinin maruz kaldığı yağma  fiilinden sonra hastaneye ve oradan da Kaynarca Polis Karakolu' na gidip şikayetçi olduğunu, polislerin müvekkilini de yanlarına alarak müvekkilinin doktor kardeşi  ...'in kaynarcadaki evine gittiklerini, ...'in, polislere ve müvekkiline yalvararak bu konunun kapatılmasını, aile içinde halledeceğini, avukata sorduğunu ve cezasının 36 yıl ile başladığını, imzalatılan senetleri ...'den alıp iade edeceğini belirttiğini, müvekkilinin ise  İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı' na kayıtlı 2016/183078 Soruşturma sayılı dosyası üzerinden şikayette bulunduğu,  İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi' ne kayıtlı 2020/102 Esas sayılı dava dosyası üzerinden davalının da içerisinde bulunduğu sanıklar hakkında kamu davası yürütüldüğünü ancak sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini, müvekkilinin maruz kaldığı  yağma eyleminden sonra senetler henüz icra takibine konulmadan önce vekili aracılığıyla İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne kayıtlı 2016/1483 Esas sayılı dava dosyasından senetlerin iptalleri için davası açıldığını, ilk derece mahkemesinin de vekilin beyanı üzerine davayı feragat sebebiyle reddettiğini, bu karara karşı kanun yollarına başvuru yapılmadığını  ve ilk derece mahkemesinde kesinleştiğini, bu aşamada  İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne kayıtlı 2017/25 Esas sayılı dava dosyasında devam ettiğini,  İstanbul Anadolu 4 Asliye Ticaret Mahkemesi' nin, 2017/25 Esas sayılı dava dosyasının derdestlik gerekçesiyle reddedildiğini, derdestliğe gerekçe gösterilen dosyanın ise, 2016/1483 Esas sayılı dava dosyası olduğunu, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' ne kayıtlı 2017/25 Esas sayılı dava dosyasından verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunduklarını,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi' nin  2019/1134 Esas sayılı dosyası üzerinden istinaf başvurularının değerlendirildiğini ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırıldığını ve feragat nedeniyle davanın reddi gerektiğini, taraflarınca bu sefer İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi' nin kararına karşı Temyiz kanun yoluna başvurulduğunu, temyiz başvurusunu kabul eden  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin, 2020/5047 Esas sayılı dosya üzerinden yaptığı incelemede, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğunu ve derdestlikten dolayı davanın reddedilmesi kararının yerinde olduğunu belirttiğini ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararının kaldırıldığını, Yargıtay' ın bozma kararı üzerine dosyanın tekrar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi' ne geldiğini, Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 2021/1473 Esas sayılı dosya üzerinden verdiği karar ile Yargıtay' ın bozma kararına uyduğunu ve kararın kesinleştiğini, davaya konu senetlerin davalı tarafça icra takibine konulduğunu, davalının  1.500,000 TL ve 500.000 TL meblağlı senetleri ... sayılı dosyası üzerinden icra takibine koyduğunu, yine 250.000 TL ve 250.000 TL olan iki farklı senedi de ...Sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu yapıldığını, anılan takip dosyalarından  ... sayılı takip dosyasında 2 adet senet icra takibine dayanak yapıldığını, bu iki senedin dava konusunu oluşturduğunu, söz konusu dosyanın halen derdest olup Yargıtay aşamasında olduğunu, ilk derece mahkemesinin senetleri müvekkiline zorla imzalatıldığını kabul ettiğini, İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi' nin 2020/102 Esas sayılı dava dosyası içerisinde bulunan HTS kayıtları ve kamera kayıtlarının içeriği incelendiğinde; 23.12.2016 günü saat 14.21:51 de müvekkilinin  beyanında geçen ve ismini ..., ... ve ... olarak bildiği şahsın kamera açısına girdiğini ve bu şahısların bahsi geçen ofise girdiğini, daha sonra 14.22.06 da da müvekkili ile yanındaki ... isimli emlakçının kamera açısına girdiğini, daha sonrasında da 14:27:35 te ise davalı ... ve çocukları .... ile ...'in kamera açısına girerek bahsi geçen ofise girdikleri tespitinin yapıldığını, kamera kaydından açıkça  anlaşıldığı üzere, ceza dosyası kapsamındaki sanıklar ile müvekkilinin aynı dakikalar içerisinde bahsi geçen ofise girdiklerini, suça konu olayın gerçekleştiğini ve ofisin bulunduğu yer İstanbul Anadolu Yakası'nda bulunan Pendik ilçesinin olduğunu, davalı-sanık ... ile çocukları ... ve ... ise İstanbul Avrupa Yakası'nda bulunan Bahçelievler ilçesinde ikamet ettiklerini, davalı ... ve çocukları... ile .. ceza yargılamasındaki ifadelerinde, tesadüfen ... ile bahsi geçen kahvehanede karşılaştıklarını belirtseler de bu ifadelerin tamamen  uydurma ve hayatın olağan akışına aykırı ifadeler olduğunu, müvekkilinin 74 yaşında ve çeşitli hastalıkları bulunan bir şahıs olduğunu, tanık...' ı arayan birisinin satılık villaya talip olduğunu belirtip onları Pendik'te bilmedikleri bir kahvehaneye davet ettiğini, bu kahvehanenin sahibi ve işleteninin ... olduğunu, ...'ların Türkiye' deki  önemli ve güçlü bir mafya grubu olduğunu, müvekkiline zorla senetler üzerine imza attırıldığını,  İstanbul Anadolu 6.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17.12.2020 tarihli gerekçeli kararı incelendiğinde, aslında mahkeme tarafından da bir tehdit sonucunda söz konusu senetlerin katılandan zorla alındığı kabul edildiğini, ancak  tehditin yoğun olmadığı gerekçesi ile sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini, mahkemenin bu değerlendirmesinin somut olay ve müvekkilinin kişisel durumu göz önünde bulundurulmadan yapıldığı için hukuka uygun bir değerlendirme olmadığını, müvekkiline uygulanan tehdit müvekkilinin kişisel durumu ve somut olayın özellikleri  (74 yaşında olması ve çeşitli hastalıklarının bulunması, kendisini tehdit eden sayısının 5 kişi olması, olayın geçtiği yerin sahibi ve işletenin Türkiye'nin önemli bir mafya gurubu ... ailesinden birisine ait olması, müvekkilimin başına silah dayanmış olması vb) değerlendirildiğinde yoğun bir tehdit olduğunu,  İlk derece mahkemesi olan İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi, beraat kararının gerekçesinde, tehdit boyutuna varmayacak derecede bir tartışma neticesinde katılanın söz konusu senetleri imzalayıp sanıklara verdiğinin ifade edildiğini, mahkemenin bu gerekçesinin kesinlikle yerinde olmayıp mafya ile organize olup insanlardan zorla senet alınması fiillerini meşrulaştıracağını, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne kayıtlı 2016/1483 Esas sayılı dava dosyasının 25.10.2017 tarihli duruşmasında, davacının kendilerinden önceki vekilinin duruşmada şu beyanda bulunduğunu, söz konusu beyan incelendiğinde vekilin açıkça diğer davalılarının devam edeceğini belirtip feragate bir kayıt koyduğunu, somut olayda ikinci derdest bir davanın devam ederken davadan feragat etmelerinin mümkün olmadığını ifade ederek ihtiyati tedbir kararı verilerek ... ve ...sayılı icra takip dosyalarının tedbiren durdurulmasını, ...sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine, ... sayılı icra takip dosyasındaki 250.000 bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini, davalının kötü niyetli olmasından dolayı %20 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında .... (yeni esas ...) dosyası ve  .... Sayılı yönünden borçlu olunmadığının tespitini talep etmiş ve harç ödeyerek işbu haksız davayı ikame ettiklerini, ... dosyasındaki ve  .... (yeni esas ...) dosyasındaki senetlerin ana para toplamı 2.500.000,00 TL (ikibuçukmilyontürklirası) olup davacı tarafın harç ödemek suretiyle dava açtığı dikkate alındığında yatırılan harcın eksik olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesi huzurunda görülen davalarda dava şartı zorunlu arabuluculuk faaliyetinin dava açılmadan önce yerine getirilmesinin kanunun emredici hükmü olduğunu, işbu haksız dava açılmadan evvel dava şartı arabuluculuk faaliyeti yerine getirilmediğini, bu yönüyle de davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde  İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/1483 E. Sayılı dosyası ile yine İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2017/25 E. Sayılı dosyalarında görülen davaların işbu dava ile bir ilgisi olmadığı izlenimi vererek mahkemeyi yanıltmaya çalıştıklarını, davalının hakkını istemesi üzerine davalı ...'in yıllar önce parasını ödeyerek satın aldığı ama davacı adına kayıtlı olan Bağcılardaki evini ... İle damadı ...'na satış göstererek Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2016/867 E. Dosyası ile 12.10.2016 tarihinde tahliye  davası açıldığını,  tarafların 23.12.2016 tarihinde kendi aralarında sözleşme akdedildiğini, davacının anlaşma gereğince Bağcılar'da davalının ikamet ettiği daireyi, ... Merkezi'nin 3. Katını Yalova'da bulunan 4300 metrekare arsayı devretmeyi, ek olarak 250.000 TL nakit ödemeyi, ekte bulunan senetlerin bu sözleşmeye istinaden düzenlendiğini kabul ederek imzaladığını, davacının sözleşme eki olan senetlerin (4 adet) sözleşmede yer alan 500.000 TL bedelli senedi Yalova'da bulunan 4300 metrekare arsa için, 1.500.000 TL  bedelli senedi .... katı için, 250.000 TL bedelli senedi Bağcılar'daki ev için  250.000 TL bedelli senedin, sözleşmede belirtilen nakit ödeme için olduğunu belirterek imzaladığını, davacı sonrasında varılan anlaşma gereğince devirleri gerçekleştirmediği gibi senet bedellerini ödememek için ise senetlerin mafya zoruyla alındığı iftirasında bulunmuş senetlerin iptila ve borçlu olunmadığının tespiti talebiyle haksız ve hukuksuz davalar ikame ettiğini, davacı tarafın ilk olarak  İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/1483 E. Sayılı dosyasında az evvel ifade edilen ve bu davaya da konu olan 4 (dört) adet senedin iptali ve hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve borçlu olunmadığının tespiti istemli olarak dava açtığını, fakat davacı tarafın sonrasında duruşmada davadan feragat ettiklerini, bu doğrultuda mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, davacı tarafın ikinci olarak  İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2017/25 E. Sayılı dosyasında yine 4 (dört) senedin iptali ve hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve borçlu olunmadığının tespiti istemli olarak dava açtığını, bu davada mahkemenin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin 2016/1483 E. Sayılı dosyasını celp ettiğini ve huzurdaki (2017/25 E.) sayılı dosya ile feragat nedeniyle reddedilen 2016/1483 E. Sayılı dosyanın tarafları, sebepleri, konusu aynı olduğunu fakat feragat nedeniyle reddedilen dava kesinleştirilmediğinden davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verdiğini, bu kararın  istinaf kanun yoluna taşındığını ve İstanbul BAM 16. HD.' nin 2019/1134 E. - 2019/2174 k. Sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak tarafları, konusu, dayanılan maddi vakıalar ve varılmak istenen gaye birebir aynı olan İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/1483 E. Sayılı dosyasından davacı tarafın feragat ettiğini, bu nedenle derdestlik değil feragatin kesin hüküm etkisi dikkate alınarak davanın kesin hüküm nedeniyle reddi karar verilmesi gerektiğini ifade ettiğini yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verdiğini, kararın davacı tarafça temyiz edildiğini,  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 2020/5047 E. - 2021/4240 K. Sayılı  29.04.2021 tarihli ilamı ile  İstanbul BAM 16. HD. 2019/1134 E. - 2019/2174 k. Sayılı ilamının kaldırıldığını,\"....İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1483 esas sayılı dava dosyasında senet iptali şeklinde açılan ve eldeki temyize konu dava ile tarafları, konusu ve hukuki sebebi aynı olan dava, hasımlı olarak açıldığından menfi tespit davası olarak değerlendirilmelidir. Eldeki temyize konu davanın açıldığı tarih itibariyle İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1483 esas sayılı dava dosyası derdesttir. Zira anılan dava dosyasında 25.10.2017 tarihli duruşmada davacı vekili, feragat beyanında bulunmuş, bu beyana istinaden mahkemece feragat nedeniyle red kararı verilmiştir. Dava şartlarının dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerekir. Hal böyle olunca eldeki temyize konu dava tarihi itibariyle verilmiş bir red kararı bulunmadığından İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekirken...\"gerekçeleriyle feragat beyanından önce dava açıldığından ilke önce derdestliğin nazara alınmasını işaret ederek İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/25 E. Sayılı dosyasının derdestlikten dolayı reddine karar verilmesi gerektiğini ifade ettiğini, İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi' nin Yargıtay'ın yukarıdaki bozması sonrasında dosyaya yeni esas verdiğini,  İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi' nin yeni esas olan 2021/1473 E. Yönünden Yargıtay bozmasına uyduğunu, 20/10/2021 tarihli 2021/1779 K. Sayılı ilamı ile İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/25 E. Sayılı dosyasının derdestlikten dolayı reddine karar verdiğini, bu kararın süresi içerisinde temyiz edilmediğinden kesinleştiğini, müvekkilinin  sözleşme gereğince davacı ... tarafından 4 adet senet teslim ettiğini, sözleşme ve senetlerin dilekçe ekinde sunulduğunu, bu dört senet dışında müvekkiline teslim edilen başkaca senedin olmadığını, bu senetlerden 2 tanesinin  .... (yeni esas ...) dosyasında diğer 2 tanesinin ise ... Sayılında icra takibine konu  edildiğini, davacı tarafın verilen tüm senetler yönünden açtığı  senet iptali ve borçlu bulunmadığının tespiti istemli davadan feragat ettiklerini fakat davacı tarafın bu durumu mahkemeden gizlemek için gerçek dışı beyanda bulunduğunu, davacı tarafın sözleşmeyle sabit olan  4 adet senedin iptali ve menfi tespit talepli olarak açtığı İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1483 E. Sayılı dosyasından feragat ettiğini yine aynı senetlere ilişkin senedin iptali ve menfi tespit talepli olarak açtığı ikinci dava ise derdestlikten reddedildiğini,  davacı tarafın aynı senetlere ilişkin aradan 5 yıl geçtikten sonra İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2021/283 E. Sayılı dosyasında yine menfi tespit talepli dava açtığını, davacı tarafın  İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/283 E. Sayılı dosyasında da yine bu davadaki gibi .... Dosyasındaki 2 adet senet yönünden borçlu olunmadığının tespitini istediğini,  İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2021/283 E. Sayılı dosyasına sunulan cevap dilekçesinde daha önceden açılan aynı nitelikteki davada davacı yanın feragat beyanında bulunduğu da dahil olmak üzere tüm itirazlarını sunduklarını, bu yargılamanın halen devam ettiğini, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2021/283 E. Sayılı dosyasında da vekil olan ve huzurdaki davada vekil sıfatıyla bulunan davacı vekili ...' ın; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/283 E. Sayılı dosyasının 21/09/2021 tarihli imzalı ön inceleme duruşmasında beyanda bulunduğunu, huzurdaki davada davacıya vekil olarak temsil eden kişinin  Avukat ... olduğunu,  davanın netice-i talebinde ise ... sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile ... sayılı icra takip dosyasındaki 250.000 bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespitinin istendiğini, mafya zoruyla senet alındığı iddiasının gerçek dışı olup ceza davasında davalı dahil tüm sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verildiğini, beraat kararlarının istinaf tarafından da onandığını, dosyanın Yargıtay incelemesinde olduğunu, davacının Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada senetlerdeki imzaların kendisine ait olduğunu ikrar ettiğini, davacı tarafından müvekkili ile aralarında herhangi bir ticari ya da alacak verecek ilişkisinin bulunmadığı beyanının asılsız olduğunu, devam eden icra takiplerini sekteye uğratmak için istenen ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinin gerektiğini beyan ederek davanın usulden reddine, davacı tarafça haksız ve hukuksuz bir şekilde huzurdaki dava ikame edildiğinden davanın esastan reddine, asılsız iddialarla icra takibi sekteye uğratılmak istendiğinden takipte kesinleşen miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere lehlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEME KARARI;İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarihli 2022/490 E-2023/460 K  sayılı kararıyla; işbu davaya konu senetler yönünden açılan menfi tespit davalarından İstanbul Anadolu 4. ATM’nin 2016/1483 esas sayılı dosyasında feragat nedeniyle verilen ret kararı ve aynı mahkemenin 2017/25 esas sayılı dosyasında kesinleşen derdestlik kararları sebepleriyle iş bu davanın kesin hüküm nedeniyle reddine...\" gerekçeleriyle davanın kesin hüküm nedeniyle  reddine  karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu, Dairemizin,  2023/1525 Esas, 2023/1249 Karar ve 26/10/2023 tarihli ilamı ile; \"Davacı tarafça İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/1483 esas sayılı dosyasında açılan davanın tarafları, dava sebebi ve konusunun, bu dava ile aynı olduğu  konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın 2016/1483 Esas sayılı dosyada verilen ve kesinleşen feragat nedeniyle red kararının bu dava yönünden kesin hüküm teşkil edip etmeyeceğinin tespitinden kaynaklandığı, 6100 Sayılı HMK 311. Madde de \"Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. İrade bozukluğu hallerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.\" hükmünün düzenlendiği, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1483 esas sayılı dosyanın duruşmasında, aslında hasımsız olarak maktu harçla açılan senet iptali davası açmak istedikleri, mahkemenin 2017/25 Esas sayılı dosyasında aynı senetlerden dolayı nispi harç ödeyerek menfi tespit davası açıldığını, o davanın yürüyeceğini, bu davadan feragat ettiklerini beyan ettiğini, hakkın özünden feragat etmediğinin ileri sürüldüğü, davacı vekilinin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/1483 esas sayılı dosyasının 25/10/2017 tarihli duruşmasındaki beyanından, aynı mahkemenin 2017/25 Esas sayılı dosyasında devam eden menfi tespit davası üzerinden yargılamaya devam etmek iradesinin bulunduğu, davacılar vekilinin davadan feragat beyanının gerçek iradesini yansıtmadığı, iradesinin haktan feragat değil, mükerrer açılan 2016/1483 Esas sayılı davanın takipsiz bırakılması yönünde olduğu, mahkemece davacılar vekilinin gerçek iradesi değerlendirilmeksizin ve derdestlik dava şartı nedeniyle usulden red kararının nihai kararlardan bulunmadığından taraflar yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde kesin hüküm bulunduğundan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğu\" gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın  yargılamaya devam edilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>MAHKEME KARARI; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2024 tarihli 2023/689 E-2024/216 K  sayılı kararıyla; \"Somut olayda; 1 yıllık hak düşürücü süre, korkutmanın etkisinin kalktığı tarihten itibaren başlayacaktır. Bu halde korkunun etkisinin geçtiği tarihin tespiti elzemdir. Davacının ceza dosyasında C. Savcılığı'na şikayet  tarihinin 27.12.2016 tarihi olduğu, aynı maddi olgularla İstanbul Anadolu  4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  2016/1483 Esas sayılı dosyasında açtığı davanın tarihinin 28/12/2016, İstanbul Anadolu  4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin  2017/25 Esas sayılı dava dosyasında açtığı  dava tarihinin  06/01/2017 olduğu, mahkememize açılan iş bu davanın tarihinin ise 12/08/2022 tarihi olduğu, davacının İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerinde açtığı hukuk davalarından dahi 5,5 yıl sonra iş bu davanın açıldığı, bu haliyle, aradan geçen uzun süreden sonra, korkunun etkisinin geçmediğinin kabulünün hayatın olağan akışıyla da bağdaşmayacağı\" gerekçesiyle; Davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine, karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU;Davacı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/102 Esas sayılı dosyasından verilen beraat kararlarının Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 07/03/2023 tarih 2022/11507 Esas-2023/9125 Karar sayılı kararıyla bozularak sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, bozma kararının dosyaya sunulduğunu, mahkemenin gerekçesinde beraat kararına atıf yapmasının hatalı olduğunu.-Mahkemece davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığına karar verilmişse de, İİK 72. Madde de, menfi tespit davaları için hak düşürücü süre öngörülmediğini, TBK 39. Madde de bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığının bildirilmesi ve korkutma ile sözleşme yapan tarafın 1 yıl içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmesi şartının arandığını, bunun için menfi tespit yada başka bir dava açma şartı aranmadığını, müvekkilinin 27/12/2016 tarihinde İstanbul Anadolu C. Başsavcılığına şikayet dilekçesi vererek senetlerin kendisinden yağma suretiyle alındığını belirttiğini, 28/12/2016 tarihinde İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2016/1483 Esas sayılı dosyada senetlerin iptalini talep ettiğini, 06/01/2017 tarihinde  İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2017/25 Esas sayılı dosyada senetlerden dolayı borçlu bulunmadığının tespitini talep ettiğini, mahkemenin bu davaları görmezden gelerek 1 yıl içerisinde sözleşmeyle bağlı olunmadığının bildirilmediği gerekçesiyle davanın reddinin hatalı olduğunu.-TBK 39. Maddesinde ki bildirimin dava yoluyla yapılmasının zorunlu olmadığını, alacaklıya ulaşacak bildirimin yeterli görüldüğünü (Yargıtay 19. HD 14/04/1992 tarihli 1998/1309, 11/07/2012 Tarih, 2012/6338 Esas- 2012/11554 Karar sayalı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/11/1990 tarihli 9495/7574 )-Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İstinaf başvurusuna konu, irade sakatlığına dayalı menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesince davanın korkutmanın etkisinin kalktığı, savcılığa şikayet tarihi olan 27/12/2016 tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından bahisle  davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin, irade sakatlığının savcılığa şikayet edilerek ve İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılarak ileri sürüldüğünü, TBK 39. Madde de herhangi bir şekilden ve dava açmaktan bahsedilmediğini, sözleşme ile bağlı bulunmadığının karşı tarafa ulaşacak bir beyanla yapılmasının gerektiğini, şikayet dilekçesi ve önceki davalar ile de bu beyanın ulaştırıldığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dosya kapsamında bulunan mahkeme karar ve istinaf mahkemesi ilam örneklerinden; davacının davalıya karşı 28/12/2016 tarihinde İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1483 Esas sayılı dosyasında ; \"mafya eliyle cebir ve silahlı tehditle zorla imzalattırılan senetlerin ve taşınmaz satışına ilişkin belgelerin iptali\" talebiyle dava açtığı, duruşmada mahkemenin 2017/25 Esas sayılı dosyasında da aynı senetlerden dolayı menfi tespit davası açtıklarını, bu davadan feragat ettiklerini beyan etmesi üzerine, mahkemenin 25/10/2017 tarihli 2017/1092 K sayılı  kararıyla davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, Dairemizce mahkemeye yazılan müzekkere cevabından, kararın taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmadığından 23/06/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacının davalıya karşı 06/01/2017 tarihinde İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/25 Esas sayılı dosyasında, 17/10/2018 tarihli 2018/980 Karar sayılı karar ile davanın mahkemenin 2016/1483 Esas sayılı dosyasında derdest olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verildiği, İstanbul 16. Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından bozulması üzerine bozmaya uyularak verilen Dairenin 20/10/2021 tarihli 2021/1473 Esas-2021/1779 Karar sayılı kararıyla; davanın daha önce açılıp halen görülmesi nedeniyle HMK 114/1-ı ve 115. Madde gereğince usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Dosyaya ibraz edilen Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 07/03/2023 tarihli 2022/11507 Esas-2023/9125 Karar sayılı kararıyla; sanıklar ..., ..., ..., ...hakkında ilk derece mahkemesince nitelikli yağma suçundan açılan ceza davasında beraat kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi' nin 2021/266 Esas-2021/1340 Karar sayılı kararının, sanıklar   ..., ..., ...'in 5237 Sayılı Kanun'un 106/2-c bendi gereğince \"hukuki alacağı tahsil etmek amacı ile birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit suçundan\" mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.\"İrade bozukluğunun giderilmesi\" başlıklı, 6098 Sayılı TBK' nın 39. Maddesinde;\"Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.\"  denilmektedir.İstinaf başvurusuna konu davada uyuşmazlık, davacı tarafça Savcılığa yapılan şikayet ile İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davaların 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde irade beyanının karşı tarafa ulaştığının kabulünü sağlayıp sağlamayacağı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece savcılığa başvuru yapıldığı tarihte korkutmanın etkisinin kalktığı ve bu tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Yasal düzenlemede \"... korkutmanın ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirme. Veya verdiği şeyi geri isteme..\" şartı arandığından, yenilik doğrucu haklardan olan bu irade beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla sözleşme ile bağlı bulunmadığının bildirildiğini kabul etmek gerektiğinden (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/04/2024 tarihli 2022/6036 Esas- 2024/2908 Karar sayılı kararı) mahkemece davacının menfi tespit davasını süresinde açtığının kabulü ile, uyuşmazlığın esasına girerek dosya kapsamındaki tüm deliller değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, davanın hak düşürücü sürede açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davacı vekilinin  istinaf başvurusunun KABULÜNE2-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2024 tarihli 2023/689 E-2024/216 K  sayılı kararının  6100 Sayılı HMK 353/1-a-4-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemizin kararında işaret edilen hususlarda yargılamaya devam edilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde yatırana iadesine,5-6100 Sayılı HMK'nun 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine YER OLMADIĞINA, 6-6100 Sayılı HMK' nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-4-6. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan  inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-g. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2da50951be9d71b3","SID":"32b9254d0c54d3f6"}}