{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/05/2023<br>NUMARASI\t\t:  Esas -  Karar <br><br>İSTİNAF EDEN DAVACILAR<br>KARŞI DAVALILAR\t: 1- <br>\t: 2-<br>\t: 3- <br>\t: 4- <br>\t: 5- <br>VEKİLİ\t: Av. <br><br>DAVALI-KARŞI DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br><br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t: Menfi Tespit ve Tazminat <br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 08/10/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 10/10/2024<br>Davacılar-karşı davalılar tarafından, davalı-karşı davacı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit ve tazminat davasında 05/05/2023 tarihinde tesis edilen karara karşı,  davacılar-karşı davalıların  istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi; <br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... Av Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti. unvanı ile 1988 yılında kurulmuş bir şirket olduğunu, zaman içerisinde yapılan değişikliklerle bugünkü unvanını alarak Beyşehir Ticaret Sicilinde halen kayıtlı olduğunu, 30/07/2019 tarihli genel kurul toplantısında davalılardan ....' ün ortaklığını sona erdiğini, aynı genel kurulda ....' ün hisselerinin davacılardan ..., ....,... ve ...' a devredildiğini, hisse paylarının ....' e nakden ve peşinen ödendiğini, ....' e borçlarının kalmadığını, aradan zaman geçmesinden sonra ....' ün devirden pişmanlık duyarak davacı şirket aleyhine hareket ettiğini, davacı şirkete zarar vermeye kalktığını, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde .... Esas sayılı dosyası ile davanın mevcut olduğunu, bu dosyada alınan raporda ....' ün davacı şirket ve şahıslara ticareten zarar verdiğinin ortaya çıktığını, bunun akabinde de ....' ün müvekkillerine 4 adet sözde sahte bono ile borçları olduğunu ifade ettiğini, hatta bono suretlerini gönderdiğini ve dava konusu olan bu toplam 883.000,00 USD bedelli bonoların 31/07/2021 tarihinde ödenmesini istediğini, sözde sahte 4 adet bononun fotokopilerinin incelenmesinde; 30/07/2019 tanzim, 31/07/2021 vade tarihli olduğunu, bedellerinin 220.750,00 USD olduğunu, lehtarının davalı ...., keşidecisinin ise müvekkili gerçek kişilerden birisinin adı soyadı ve imzası, avalist/kefil kısmında müvekkilinin şirketi kaşesinin şirket kaşesinden bağımsız daha aşağı kısımlarda imzaların bulunduğunun gözlemlendiğini, davalı .... ile müvekkillerinin arasının haksız rekabetten dolayı bozuk olduğundan bono asıllarını müvekkillerinin göremediğini, sözde bonoların pay devir tarihi olan 30/07/2019 tarihi itibariyle yaklaşık değerlerinin 4.940.000,00 TL civarında olduğunu, bugün itibariyle ise 4 bononun yaklaşık değerinin 7.647.221,00 TL civarında olduğunu, özellikle ekonomik krizin hüküm sürdüğü 2018 yılından bu yana, tamamı 4.500.000,00 TL sermayeli bir şirketin %50 oranındaki payının bu kadar para etmesinin akıl alacak iş olmadığını, netice olarak müvekkillerinin davalı .... tarafından üretilen sahte sözleşme ve bonoları nedeniyle haciz ve cebri icra tehdidi altında olduklarını, ....' ün dava süresinde haksız rekabetini rahat bir şekilde sürdürmeyi hedeflediğini, arabuluculuk süreci devam ederken müvekkili şirkete Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ödeme emri ve takip dayanağı belge olarak bir adet sözde bono fotokopisi geldiğini, takibi diğer davalı ... müvekkili şirkete karşı başlattığını, takip konusu 1 adet bonoda; 30/07/2019 tanzim tarihi, 30/06/2021 vade tarihi, 38.674,00 USD bedel, lehtarı davalı ...., keşidecisi müvekkili şirket ve şirketin kaşesi, şirket unvanında ve kaşesinden bağımsız daha sağ tarafta imzaların olduğunun gözüktüğünü, davalıların kötü niyetli olduğunu, mahkememizin davaya bakmaya görevli olduğunu, sözde bonoların tamamında Konya Mahkemelerinin yetkili olduğunun yazılı olduğunu, yine sözde bonolardan birinin de Konya .. İcra Müdürlüğünde 2... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğinden davaya bakmaya Konya Mahkemelerinin yetkili olduğunu, 30/07/2019 tarihinde yapılan şirket pay devrinden dolayı müvekkillerinin davalı ....' e bir borçlarının bulunmadığını, yine icra takibine konu bonodan dolayı müvekkillerinin davalılara bir borcunun bulunmadığını, yine icra takibine konu olmayan 4 adet bonodan dolayı da müvekkillerinin davalı ....' e bir borcunun bulunmadığını, müvekkillerinin ....' e vermiş olduğu imzalı belge, sözleşme, bono, senet vs. nin bulunmadığını, böyle belgeler var ise baştan sona sahte olduğunu, bonolar ve belgelerdeki imzaların tamamen sahte olduğunu, diğer dava nedenleri saklı kalmak üzere 30/07/2019 yapılan şirket pay devrinden ve davalıların varsa sunacağı belge ve bonolardan dolayı müvekkillerinin sorumluluğuna gidilmesi halinde davalı ....' ün sözünü ettikleri haksız rekabet yasaklarına aykırı hareketleri nedeniyle müvekkillerine karşı sorumlu ve borçlu olduğunu, müvekkillerinin haksız rekabetten kaynaklanan alacakları, davalı ....' ün varsa sunacağı bonoların bedelleri toplamını fazlasıyla karşılayacak miktarda olduğunu, bu hususun ve zarar miktarının dava dışı davalı ....' ün şirketlerinin ticari kayıtlarının bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, bu husus dahi miktar yönünden davalarını belirsiz kıldığını, davalı ....' ün tazminat sorumluluğu gereği tazminat alacaklarını, bonolara karşı takas mahsup ettiklerini, takas mahsup nedeniyle tüm müvekkilleri yönünden şirket pay devrinden ve bonolardan dolayı müvekkillerinin tamamının davalı ....' e borçlu olmadıklarının tespitine ve bonoların iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, TTK gereğince şirketlerin kendi paylarını satın ve devir alması hukuken yasak ve geçersiz olduğundan böyle bir devir halinin yasal olarak yok hükmünde ve mutlak butlanla batıl olduğundan ve zaten müvekkili şirket ile davalı eski ortak .... hakkında hiçbir hukuki ve akdi ilişki olmadığından müvekkili şirket yönünden dava konusu 5 adet bono yönünden bedelsizlik def' inde bulunduklarını, şirket ile borç ilişkisi olabilmesi için şirket genel kurulundan yetki ve izin alınmasının şart olduğunu, şirket ile yönetici arasında hukuken borç ilişkisi kurulmasının yasak olduğunu, aksinin ancak genel kurul kararı ile olabileceğini, bu nedenlerle ... A.Ş. yönünden şirket pay devrinden ve 5 adet bonodan dolayı müvekkili şirketin davalılara borçlu olmadığının tespitine ve bonoların iptallerine karar verilmesini talep ve dava ettiklerini, davalıların dayandığı ve sunacağı bonolar incelendiğinde şirket kaşesi üzerinde herhangi bir imzanın bulunmadığının görüleceğini, kaşe dışında açıkta imzaların olduğunu, bu nedenle açıktaki imzaların şirketi bağlamayacağını, açığa atılan imzaların temsilcinin bizzat kendisini bağlayacağını, ticari şirketin şirket ortakları tarafından borç altına sokulamayacağını, yapılacak yargılama sonunda ister takas-mahsuba karar verilsin isterse takas-mahsuba gerek kalmaksızın karar verilsin her iki durumda da haksız rekabet hükümleri gereğince davalı .... tarafından verilen zararın tamamının tazminat olarak davalı ....' ten tahsilini istemek zorunda kalacaklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı ....' ten tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, HMK 334. maddesindeki adli yardımdan yararlanacaklar arasında şirketler sayılmamış ise de Yerleşik Yargıtay kararları gereğince şirketin de iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödemeyecek durumda olmaları halinde adli yardımdan yaralandırıldıklarını, bu nedenlerle tüm müvekkilleri yönünden dava harçlarından, yargılama giderlerinden ve öngürülürse ihtiyati tedbir teminatlarından muaf tutulmalarına ilişkin adli yardım kararı verilmesini talep ettiklerini, sahtecilik ürünü sözleşme/belge ve bonolar nedeniyle cebri icra tehdidi altında olan müvekkilleri hakkında tedbir kararı verilmemesi halinde adaletin gecikmesi sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından şüphe olmadığından henüz takibe konu olmayan bonolar hakkında icra takibine konu edilmemeleri yönünde, şayet bunlar icra takibine konu edilmişlerse ve ileride edilirse bu bonolarla ilgili icra takibi veya takipleri hakkında ve Konya... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibi hakkında icra takiplerinin olduğu yerde durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerinden bahisle öncelikli olarak tüm müvekkilleri yönünden adli yardım kararı verilmesini, yine tüm müvekkilleri yönünden teminatsız olarak dava konusu 4 adet bono hakkında icra takibine konu edilmelerinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, şayet bu 4 bono icra takibine konu edilmişlerse ve ileride edilirlerse bu bonolarla ilgili icra takibi veya takipleri hakkında icra takiplerinin olduğu yerde durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkili ... Metal Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş. yönünden teminatsız olarak davalı ....' un 38.674,00 USD miktarlı bonoyu icra takibine konu ettiği Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibi hakkında icra takibinin olduğu yerde durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, neticeten 30/07/2019 tarihli şirket pay devrinden dolayı tüm müvekkillerinin davalı ....' e karşı borçlu olmadıklarının tespitine, davalı ...' un Konya .. İcra Müdürlüğünün ....Esas sayılı dosyasında icra takibine konu ettiği 38.674,00 USD miktarlı bonodan dolayı müvekkilinin ... Metal Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş.' nin davalılara borçlu olmadığının tespitine, icra takibine konu olmayan 220.750,00 USD bedelli keşidecisi müvekkili ... olarak gözüken 1 adet bonodan dolayı adı geçen müvekkilinin davalı ....' e borçlu olmadığının tespitine, icra takibine konu olmayan 220.750,00 USD bedelli keşidecisi müvekkili ... olarak gözüken 1 adet bonodan dolayı adı geçen müvekkilinin davalı ....' e borçlu olmadığının tespitine, icra takibine konu olmayan 220.750,00 USD bedelli keşidecisi müvekkili .... olarak gözüken 1 adet bonodan dolayı adı geçen müvekkilinin davalı ....' e borçlu olmadığının tespitine, müvekkili ... Metal Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş. yönünden fazlaya ilişkin tüm haklarının saklı kalmak kaydıyla gerekirse takas ve mahsuptan sonra artan kısımlar nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL haksız rekabet tazminatının dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalı ....' ten alınarak müvekkili şirkete ödenmesine, yine fazlaya ilişkin tüm haklarının saklı kalmak üzere davalılardan %20 oranında az olmamak üzere hesaplanacak kötüniyet tazminatlarına mahkumiyetlerine ve tazminatlarının müvekkiline ödenmesine, yapılmış ve yapılacak her türlü harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin sorumlulukları oranında davalılardan alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı .... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2011 tarihinde kurulan ... Metal Teknolojileri Sanayi Ticaret Ltd. Şti. Beyşehir Şubesine 2015 tarihinde %20 sermaye koyarak ... Met. Tek. A.Ş'ye ortak olduğunu, akabinde başka bir ortak olan ......'nin %30 hissesini de satın alarak ... Met. Tek. San. Tic. A.Ş.'ye %50 ortak olduğunu, 30/07/2019 tarihine kadar ortaklıklarının devam ettiğini, müvekkilinin İzmir ilinde ikamet etmesi davacıların yerleşim yeri ve şirket merkezinin Beyşehir/KONYA olması sebebiyle işleri pek takip edemediğini, ortaklık kurulduktan sonra ortaklar arasında sıkıntılar baş gösterdiğini, bu nedenle ortaklığın giderilmesi yoluna gidilmek durumunda kalındığını, müvekkilinin ortaklıktan ayrılma talebi ve davacıların bundan kaçınmak istemesiyle noter ihtarları neticesinde olağan genel kurul toplanma çağrısına bağlı olarak genel kurul yapılabildiğini ve ortaklığın sonlandırıldığını, dava konu uyuşmazlığa neden olan taraflar arasında yapılan sözleşmeler ile senetler gerçek ve yetkili kişilerce bizzat imzalandığından dolayı yetkisizlik ve görevsizlik itirazında bulunulmadığını, davacılar vekili tarafından 13/07/2021 tarihli dava dilekçesi ile davaların yığılması müessesesi kullanılarak; bir çok talebi içinde barındıran haksız ve kötü niyetli olarak zaman kazanmak adına iş bu davanın açıldığını, davacıların dava dilekçesinde beyan ettikleri hususların gerçeği yansıtmadığını, dava dilekçesinde müvekkiline yönelik somut bir eylem gösterilmeksizin, müvekkilinin haksız rekabet kurallarına aykırı hareket ettiğini beyan edildiğini, davacılar tarafından haksız rekabet hususuyla ilgili müvekkili aleyhine mahkememize belge sunulması veya müvekkili tarafından gerçekleştirildiğine iddia edilebilecek somut bir eyleme yönelik beyanda bulunulması halinde taraflarınca bu hususa ilişkin olarak ayrıca beyanda bulunacaklarını, bu hususa ilişkin beyan haklarını saklı tuttuklarını, davacılardan tüzel kişilik olan ... A.Ş. yönünden tazminat talebinde bulunulmuş ise de tüzel kişilik açısından ne tür bir zarara uğranıldığını göstermesi bakımından maddi veya manevi tazminat talebi ayrımına gidilmediğini, söz konusu ayrım yapılmaksızın sadece tazminat talep edilebilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacıların müvekkile verdiği zararlardan dolayı müvekkil zorunlu olarak ortaklıktan ayrılmak durumunda kaldığını, müvekkilinin tüm birikimini anılan şirkete yatırdığını, davacıların kâr dağıtımı ve ödeme yapmayarak müvekkilini mali açıdan çıkmaza soktuklarını, bundan ötürü mali olarak çok fazla yıpranan müvekkiline ortaklığın sonlandırılmasını istemekten başka çıkar yol kalmadığını, müvekkili ....; kendi kurduğu... Silah Tic. Ltd. Şti'yi, davacıların müvekkili mali açıdan zor duruma sokması sebebiyle 24/12/2017 tarihinde Kayınbiraderi ...'a satmak zorunda kaldığını, müvekkilinin kurmuş olduğu... Tic. Ltd. Şti. ile davacılar arasında numune, örnek ve mal/malzeme tedariğinde bulunduklarını, müvekkilinin... Ltd. Şti.' nin sahibi olduğu dönem içinde gerekli lisans evrakları ve faaliyet izinleri ile farklı modellerde tüfek ürettiğini, üretime konu tüfekler ortağı bulunduğu davacı ... A.Ş. ile ortak ürünler olmadığını, ortak ürün olmadığı gibi benzer ürün bile olmadığını, müvekkili... Ltd. Şti'nin sahibi olduğu dönemde 3'üncü kişilere satış yapmadığını, müvekkilinin haksız rekabet yasağını kesinlikle ihlal etmediğini, aksine davacıların tasarımı... Silah San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait olan av tüfeğini izinsiz üretip sattıklarını, bununla ilgili İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde Tespit, Men, Ref ve Tazminat konularında dava açıldığını ve sözü geçen davanın halen derdest olduğunu, ...nolu av tüfeği başlıklı tasarımcısı ......... ile 07/04/2017 tarihinde tasarım devir sözleşmesi yapılarak... Silah San. Tic. Ltd. Şti. adına devir işlemi yapıldığını, ......... tarafından kötü niyetli olarak aynı tasarımın Faydalı Model Lisansı alındığından kötü niyetli olarak alınan... tescil numaralı faydalı modelin hükümsüzlüğü için  ...Silah San. Tic. Ltd. Şti. tarafından dava açıldığını, davaya bakan İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/10/2019 tarihli, E... ve K. .... sayılı karar ile .... sayılı faydalı modelin hükümsüzlüğüne karar verildiğini, dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, fakat iş bu davanın davacısı ... Metal Teknolojileri San. Tic. ve A.Ş., tasarım tescili olmamasına rağmen kötü niyetli olarak tasarımı... Silah San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait olan tüfeği üretmeye ve satmaya devam ettiğini, bunun engellenmesi adına... Silah San. Tic. Ltd. Şirketi tarafından davacı şirkete karşı İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesinde tespit, men, ref ve  tazminat konulu davanın açıldığını, esasen bu davalardan rahatsız olmaları nedeniyle davacılar, müvekkilinin haksız rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini iddia ettiklerini, müvekkili açısından haksız rekabetin bulunduğuna ilişkin iddiayı kabul manasına gelmemekle birlikte taraflar arasında yapılan protokolün tarihi 30/07/2019 olup, bu tarih baz alındığında dahi haksız rekabet için zaman aşımı süresinin çoktan tamamlandığının aşikâr olduğunu, bu hususun mahkememizce dikkate alınmasını talep ettiklerini, davacılar vekilinin bahsetmiş olduğu şekilde müvekkilinin haksız rekabete neden olacak bir ticaret yapmadığını, ayrıca İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin E.... K.... sayılı kararına konu davanın ve İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyalarının davacılarının... Silah San. Tic. Ltd. Şti. olduğunu, müvekkilin 24/12/2017 tarihinde... Silah Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'ni ...'a, ....'da 12/10/2020 tarihinde ....'ye şirket tüzel kişiliği devrettiğini, açılan davalar ile müvekkilinin ilgisinin bulunmadığını, tekrar belirtmek gerekirse açılan davaların, tasarımı şirket tüzel kişiliğine ait olan Bulpup model tüfeklerin davacı şirket tarafından üretiminin tespiti, durdurulması, refi ve tazminat konusu olup, davaların müvekkili ile bir illiyet bağının bulunmadığını, çünkü müvekkilinin anılan şirketi devrettiğini ve hukuken irtibatının koptuğunu, bu yönüyle kabul manasına gelmemek kaydıyla  müvekkili tarafından haksız rekabet yapılmış olsa bile 2 yıllık gibi bir süre içinde yapıldığı ve... Silah San. Tic. Ltd. Şirketinin bu zaman zarfında satış yapıp yapmadığının tespitinin gerektiğini, müvekkilin hisse devri protokolüne ve senetlerin üzerine ciro edilemeyeceğine yani takas yapılamayacağına dair şerh düşüldüğünü, 4 adet senette de takas edilemez şerhinin bulunduğunu, davacıların sahtecilik iddiasının kabul edilmediği takdirde haksız rekabetten kaynaklı alacağın takas mahsup yapılması anılan bu 4 senet için hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin pay devrinden dolayı hiçbir zaman pişmanlık duymadığını, hisse devri protokolünün davanın açıldığı tarihten yaklaşık 2 yıl önce yapılmasına rağmen  müvekkilinin şirketteki hisselerinin karşılığını halen alamadığını, dolayısıyla müvekkilinin mağduriyetinin halihazırda devam ettiğini, 30/07/2019 tarihli Hisse Devri Protokolü gereği düzenlenen senetler 2 tip olarak tanzim edildiğini, bunlardan 1'inci tipi müvekkili davalının, şirketten alacaklı durumda olduğu alacaklar için (Kâr Dağılımı) düzenlenmiş ve herhangi bir şarta bağlanmamış 12 adet senetten ibaret olduğunu, yine anılan protokole göre 2'nci tip senetler (4 adet senet) ise müvekkilinin şirket hissesinin devrine yönelik olduğunu, 2'nci tip senetlerin miktarları oldukça yüksek olduğu için davacılar tarafından anılan protokole ve senetlerin üzerlerine, bu senetlerin başkasına ciro edilemeyeceğine dair açık bir şekilde şerh konulduğunu, müvekkilinin hisse devri protokolüne göre oluşturulan bu iki tip senetlerden 1.tipi teşkil eden 12 adet  senedi kendi ticari hayatını sürdürmek adına değişim aracı olarak kullandığını, protokole göre bunda bir sakınca ve engel de bulunmadığını, müvekkilin hisse devri için alınan 4 senet ise ciro edilemez şartı, protokole tarafların herhangi bir baskı altında kalmaksızın kendi hür iradeleri ile şerh edildiğini, davaya konu bu 4 adet senet halihazırda müvekkilinde olup ıslak imzalı asıl suretleri bilirkişi kriminal incelenmesi yapılmak üzere mahkememize sunulacağını, ödeme tarihleri 4 senet'de de 31/07/2021 tarihi olarak belirtildiğini, yani dava dilekçesinde belirtilen tüm devir bedellerinin peşinen tahsil edildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, anılan protokol incelendiğinde gerek madde içeriklerinde gerekse sözleşmenin özünde bedelin peşinen ödendiğine dair bir ibarenin olmadığının görüleceğini, peşin ödemenin de zaten söz konusu olmadığını, müvekkilinin iyi niyet çerçevesinde devire dair peşin para almadığını, davacıların üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemeleri üzerine müvekkilinin Menderes 2. Noterliği aracılığıyla ihtarname gönderdiğini, davacılar vekilinin dava dilekçesinde bahsettiği 4 adet bononun gerçek olduğunu, sahte veya herhangi bir şekilde üretilmiş senetler olmadığını, zira söz konusu senetler, 7/24 kamera kaydının alındığı bir ortamda şirketi temsile yetkili kişi tarafından imza edildiğini, ... Metal Tek. San. Tic. A.Ş.'nin 2018 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı; 05/07/2019 tarihinde Cuma günü saat 11:00'da .... Mahallesi ... sokak No:2B Beyşehir/KONYA yani davacı tüzel kişilik fabrika adresinde yapıldığını, söz konusu olağan genel kurul, Konya Valiliği Konya Ticaret İl Müdürlüğünün 04/07//2019 tarih ve ... sayılı yazısı ile görevlendirilen Bakanlık Temsilcisi ....'ın gözetiminde görüşmeye açıldığını, bakanlık temsilcisi tarafından kimlik kontrolleri yapılarak ilgili toplantı açılmış ve usul ve esasa uygun toplantı düzenlenmiş tutanak altına alınarak sonuçlandırıldığını, olağan genel kurul toplantısında münferiden şirketi temsile yetkili kişilerin belirlendiğini, anılan toplantıda müvekkili ....'ün %50 hissesine karşılılık gelen 883.000 USD tutarının en geç 1 ay içinde hazırlanarak protokol ile imza altına alınıp devredileceği anılan toplantının 8'inci maddesinde hüküm altına alındığını, yine 30/07/2019 tarihli hisse devri protokolünün de,  davacılardan ... A.Ş'nin adresi olan .... Mahallesi ... Sk. No:.. Beyşehir/KONYA adresinde yapıldığını, anılan tüzel kişiliğin tam tesis güvenliğine sahip silah fabrikası olduğunu, söz konusu fabrikanın 7/24 kamera ile çalışma alanları ve toplantı salonları Savunma Bakanlığı Tesis Güvenliği birimi tarafından izlenmekte ve kayıt altına alındığını, dolayısıyla davacı tüzel kişilikten toplantının yapıldığı 30/07/2019 tarih ve toplantı saatinin başlangıcı olan 10:00'dan gece 00:00'a kadar olan kamera kayıtları istenildiği takdirde anılan bonolara kimlerin imza attıkları açıkça görüleceğini, ayrıca hisse devri protokolü için yapılan toplantıya davacılardan; ..., ...., .... ve ..., ... A.Ş çalışanı .... ile ... .... Çalışanı ..., ... A.Ş. Mali Müşaviri .... ..., ... Silah Ltd. Şti. muhasebe sorumlusu .... ile davalı müvekkili ....  ve eşi ......' ün katıldığını, dolayısıyla anılan protokol ve senetlerin kimler tarafından imza edildiklerine bu kişiler bizzat tanık olduklarını, bunun yanında anılan toplantıya bizzat davacı tüzel kişiliğin avukatı ...' nın da katıldığını, bu nedenle toplantıya katılan ve isimlerini belirtilen kişilerin HMK 232 ve 228'inci maddeleri uyarınca mahkememize davet edilmesi ve  huzurda yeminli tanık beyanlarının alınmasını da talep ettiklerini, söz konusu imzalarla ilgili olarak uzman bilirkişi tarafından hazırlanan 05/09/2021 tarihli raporda, 4 adet senetteki imzanın şirket yetkilisi ...'a ait olduğu hususunun saptandığını, söz konusu bilirkişi raporunun dilekçeleri ekinde mahkememize sunduklarını, protokol ve bonolar üzerindeki imzaların yetkili kişilerce atıldığını, anılan protokolün birer aslının davacı yanlarda da bulunduğunu, anılan protokol metninin ham ve son halleri davacılarda bulunduğunu, protokolün oluşturulma sürecine ilişkin olarak protokolde yapılan değişiklikler ile bu değişikliklere ilişkin taraflar arasında mutabakata varıldığını gösteren protokolün taslak ve nihai hallerine ilişkin yapılan tüm yazışmaların ekte sunulduğunu, mahkememizce gerek görüldüğünde uzman bir bilirkişi heyeti tarafından şirketin değerinin tespitinin yapılmasını talep ettiklerini, davacıların süre kazanmak ve/veya borçtan kurtulmak adına kötü niyetli olarak bu davayı açtıklarını, senetlerden 11 adedinin hiçbir itiraz olmaksızın ödendiğini, 12. senet ile miktarları büyük olan hisse devrine ilişkin 4 adet bononun ödeme günü yaklaşınca davacıların itiraz etmeleri akıllarına geldiğini, davacılar zaman kazanma gayesiyle işbu davayı açtıklarını, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne yönelik karara yaptıkları itirazları hakkında mahkeme aksi kanaatte olunsa, müvekkilin alacağının tahsilinde bu beklemeden kaynaklı zararlarının da teminatı olması adına davacılardan mutlak surette 4 adet senedin karşılığı teminat göstermelerini talep ettiklerini, huzurdaki dava kötü niyetli olarak borçtan kurtulmak/ertelemek adına açıldığından kötü niyet tazminatı talep ettiklerini,  davacıların basiretli bir tacir gibi hareket etmediklerini ve protokol hükümlerini ihlal ettiklerini, mahkememize açılmış olan dava nedeni ile müvekkilinin ekte sunulan sözleşme gereğince avukat vekalet ücreti ödemek zorunda kaldığını, haksız olarak açılan davadan müvekkilinin avukata ödediği 10.000,00 TL vekalet ücretinin maddi tazminat olarak karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca dava konusu 4 adet bono üzerinde yaptırılan inceleme için bilirkişi ödenen 3.500,00 TL nin de maddi tazminat olarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca müvekkilinin uğradığı elem ve ızdıraptan kaynaklı manevi zararın bir nebze olarak karşılanması için 5.000,00 TL manevi tazminatın müvekkiline ödenmesini talep ettiklerini, ihtiyati tedbir kararına yönelik itiraz dilekçelerini aynen tekrar ettiklerini, kötü niyet tazminatı, haksız rekabetin tespiti ile vekalet ücreti ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.500,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminat yönünden müvekkilinin 2 yıldır alacağını alamadığından ve davacılar tarafından borç yüküne sokulduğundan maddi durumu iyi olmaması sebebiyle haksız ve kötü niyetli açılan iş bu dava sebebiyle de harç ödemek zorunda olacağından belirttikleri dava konularında ve miktarlarında, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 336.maddesi uyarınca müvekkilinin adli yardımdan yararlandırılmasına karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle karşı davalarının kabulüne, adli yardım taleplerinin kabulüne, ihtiyati tedbire itiraz dilekçelerinin ekinde gösterilen tanıklarının yeminli beyanları alınmak üzere mahkemeye davetinin yapılmasına, Konya Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasının uyap üzerinden eklenmesine, Seydişehir Arabuluculuk Bürosunun 2.... sayılı arabuluculuk dosyasının uyap üzerinden eklenmesine, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .... Esas ve ...Karar sayılı Dosyası uyap üzerinden iş bu dosyaya eklenmesine, Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığının.... Soruşturma numaralı ve .... Esas numaralı dosyası uyap üzerinden iş bu dosyaya eklenmesine, Beyşehir ..Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden iş bu dosyaya eklenmesine, kötü niyetli olarak açılmış bulunan iş bu davada davacıların tüm taleplerinin ve davanın reddine,  davacılar/karşı davalıların açmış olduğu dava kötü niyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere aleyhlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davacılar aleyhine yukarıda açıklanan hususlardan dolayı toplam 13.500,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, ...-... Store adlı şahıs firmasının haksız rekabet yasağını ihlal ettiği hususunun tespitinin yapılmasına,  fazlaya ilişkin haklarının ve gerçek zararlarının tespiti halinde zarar miktarınca davayı ıslah edebilme imkanlarının saklı kalması kaydıyla, ... Store adlı şahıs firmasının haksız rekabet yasağını ihlal ettiğinin tespitine bağlı olarak, müvekkilin bu olaydan ötürü uğramış olduğu gerçek zararının tespiti ve müvekkilin uğramış olduğu zararların anılan firmadan tazminine karar verilmesine, açılmış olan iş bu davanın haksız ve kötü niyetli olduğundan ileride doğacak zararlarının tazmini açısından %15'den az olmamak üzere ve senet miktarları olan 883.000,00 USD karşılığı üzerinden davacılardan teminat istenmesine, davacılar tek dava dilekçesi ile birlikte birden fazla asli talep ileri sürdüğünden ve bu minvalde somut olayda davaların yığılması müessesesi söz konusu olduğundan, menfi tespit, ihtiyati tedbir, belirsiz/kısmi dava, haksız rekabetten dolayı takas-mahsup defi isteminin yanı sıra tazminat istemlerini de kapsayacak şekilde, davacıların tüm istemlerinin reddine karar verilmesini ve buna bağlı olarak, davalı/karşı davacı müvekkil lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine ve yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... tarafından davaya cevap verilmediği görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davacılar vekilince 30/07/2019 tarihli hisse devir sözleşmesindeki imzalar ile davaya konu edilen 5 adet bonodaki imzaların sahteliği ileri sürüldüğünden, mahkememizce bu iddialara yönelik deliller toplanarak ve davacıların imza örnekleri alınarak İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesine müzekkere yazılarak rapor düzenlenmesi talep edilmiş; İstanbul Adli Tıp Kurum Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 25/07/2022 tarihli raporda; davaya konu edilen hisse devir protokolündeki imzaların ve davaya konu edilen 4 adet her biri 220.750,00 USD bedelli senetlerdeki imzaların davacı gerçek şahısların eli ürünü olduğu, davaya ve Konya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu bir adet 38.674,00 USD bedelli senetteki imzanın da davacı şirketin 30/07/2019 tarihinde münferiden yetkilisi olan ...' un eli ürünü olduğunun tespit edildiği, yine İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şube Müdürlüğünce düzenlenen 05/09/2022 tarihli rapora göre Hisse Devir Protokolü, toplantı tutanağı ve senetlerdeki imzaların başka bir kağıttan aktırıldıklarına dair herhangi bir bulgu saptanmadığı, incelemeye konu belge ve senetlerde yer alan imza ve yazıların yaş tayinine ilişkin herhangi bir yöntem bulunmadığından, imza ve yazıların hangilerinin önce hangilerinin sonra oluşturulduğunun tespit edilmesinin mümkün olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. <br>Davacılar vekilince davacı şirket ile davalı/karşı davacı .... arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı, TTK hükümleri gereğince şirketlerin kendi paylarını temellük edemeyecekleri ileri sürülmüş ise de; davaya konu senetlerden sadece 38.674,00 USD bedelli senette davacı şirketin münferiden borçlu olarak gözüktüğü, dosyaya ibraz edilen hisse devir protokolünde senedin hisse devri için davalı ....' e verildiği belirtilmediği gibi senetteki imzanın keşide tarihinde şirketin tek yetkilisi ... tarafından imzalanmış olması ve hisse devir protokolünün 6.2 maddesinde davacı şirketin borçlarına karşılık olarak davaya konu edilen 38.674,00 USD lik senet de dahil olmak üzere 12 adet senedin davalı ....' e verildiğinin yazılı olması karşısında, söz konusu bu senet yönünden bedelsizlik iddialarına itibar edilmemiştir. <br>Davacılar vekilince dava konusu edilen her biri 220.750,00 USD bedelli 4 adet senet yönünden de davacı şirket yönünden bedelsizlik iddia edilmiş ise de; bu 4 adet senette davacı kaşesinin kefil kısmına atıldığı, kefalet yönünden taraflar arasında temel borç ilişkisinin bulunmasının aranmayacağı, TBK hükümleri gereğince yasaya uygun kefalet sözleşmesi bulunduğu anlaşıldığından bu itirazın da reddi gerekmiştir. <br>Davacılar vekilince senetlerdeki borçlu ve keşideci imzalarının şirket kaşesi üzerine atılmadığı ileri sürülerek davaya konu tüm senetlerden dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; mevcut BAM ve Yargıtay uygulamalarına göre senetlerde kaşe üzerine imza zorunluluğu bulunmaması karşısında senetlerdeki imzaların o tarihteki davacı şirketin münferit yetkilisi ... tarafından senetteki bir imzanın davacı şirket adına diğer imzanın da avalist olarak kendi adına attığının kabulü gerekmiştir. \"Senedin, keşideci bölümünde, şirket temsilcisinin elinden çıkmış iki imzanın bulunması halinde ve imzalayanın şirket temsilcisi olması durumunda, imzalardan şirket kaşesi üzerine atılan şirket adına, açığa atılan diğer imzanın da imza sahibinin şahsı adına atılmış olduğunun kabulü zorunludur. HER İKİ İMZANIN KAŞE DIŞINDA OLMASI HALİNDE de birisinin şirket adına, diğerinin de aval olarak atıldığının kabulü gerekir. Zira senetteki borçtan sorumlu olmak için, keşidecinin tek imzası yeterli olup;; birden fazla imza atmasına gerek bulunmamaktadır.\" (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 03/05/2018 tarih 2016/31230 Esas 2018/4145 Karar sayılı ilamı )<br>Davacılar vekilince hisse devir bedelinin davalı/karşı davacı ....' e peşinen ve nakden ödendiği ileri sürülmüş ise de; sahteliği  İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şube Müdürlüğünce düzenlenen 2 adet raporla ispatlanamayan HİSSE DEVİR PROTOKOLÜNÜN 4.3 maddesinde devir bedeli olarak davaya konu edilen 4 adet senedin verileceği açıkça düzenlenmiş olduğundan bu itirazlarında ispatlanamadığının kabulü gerekmiştir. <br>Karşı davada davalı/karşı davacı .... vekili tarafından açılan bu dava nedeniyle davalı/karşı davacı ....' ün sözleşme gereğince ödemek zorunda kaldığı vekalet ücreti olan 10.000,00 TL nin tahsili talep edilmiş olup; buna dair avukatlık ücret sözleşmesi sunulmuştur. HMK 329. maddesinde; \"Kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamına veya bir kısmını ödemeye mahkum edebilir\" hükmü mevcut olup; karşı davacı .... hakkında açılan bu dava mahkememizce haksız ve kötüniyetli olarak açıldığı kanaatine varıldığından karşı davacının bu talebinin kabulü gerekmiştir. <br>Davalı/karşı davacı .... vekilince bu dava açıldıktan sonra dosyaya delil olması açısından özel bilirkişi raporu alındığı ileri sürülerek, özel bilirkişi raporu ücreti olan 3.500,00 TL nin davacılardan tahsili talep edilmiş ise de; HMK ve Yargıtay içtihatları ile özel bilirkişi ücretlerinin davada talep edilebileceği yönünde herhangi bir düzenleme ve içtihat bulunmadığı ancak HMK 400 ve devamı maddeleri gereğince mahkeme kanalı ile yaptırılan tespit ve tespite ilişkin giderlerin yargılama giderleri olarak talep edilebileceğinden bu maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalı/Karşı davacı .... tarafından ayrıca manevi tazminat talep edilmiş ise de; dosya kapsamı ile manevi tazminat talepleri ispatlanamadığından bu talebin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davacılar vekilince takas-mahsup talebinde bulunulmuş ise de; davanın niteliği ve sonucu nazara alınarak davada TBK 139 ve 100. maddesinde düzenlenen takas-mahsup koşullarının mevcut olmadığı kanaatine varıldığından bu talebin de reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle dosyada toplanan tüm deliller, alınan bilirkişi raporları ile davacıların sahtecilik iddialarını ve bedelsizlik iddialarını ispatlayamadıkları kanaatine varılarak, ana davada davacılar vekilinin her iki davalı yönünden tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine, ayrıca davacının davasının haksız ve kötü niyetli olduğu, alınan ihtiyati tedbir kararları ile davalı alacaklıların alacaklarının tahsilini geciktirdikleri kanaatine varıldığından, davalı .... vekilinin tazminat talebinin kabulü ile İİK 72/4 maddesi gereğince %20 oranında hesaplanan tazminatın davacılardan tahsili ile adı geçen davalıya verilmesine, davalı/karşı davacı ....' ün maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne manevi tazminat talebinin ise reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir....\" gerekçesiyle<br>A-Ana dava yönünden; \tdavacıların her iki davalı aleyhine açtığı davasının ve tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine, davacı tarafın takas mahsup taleplerinin reddine, mahkemece verilen tüm ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına ve bu hususta Konya .. İcra Müdürlüğünün .... E., ... E., ... E. ve Konya .. İcra Müdürlüğünün.... E. ve ... E. Sayılı takip dosyalarına ayrı ayrı müzekkere yazılmasına,    davalı .... vekilinin tazminat talebinin kabulü ile; Konya .. İcra Müdürlüğünün ... E., ... E. ve Konya.. İcra Müdürlüğünün ... E. ve ... E. Sayılı takip dosyalarına konu 4 adet senet bedeli olan 883.000,00 USD nin takip tarihindeki kuru üzerinden TL karşılığı olan 16.406.051,70 TL üzerinden %20 oranından hesaplanan 3.281.210,34 TL tazminatın davacı şirketin sorumluluğu tazminatın tamamından, davacı gerçek şahısların her birinin sorumluluğu 820.302,58 TL olmak kayıt ve şartıyla davacılardan tahsili ile davalı/karşı davacı ....' e verilmesine. <br>B-Karşı dava yönünden; karşı davacı ....' ün maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 10.000,00 TL maddi tazminatın HMK 329. maddesi gereğince davacı/karşı davalılardan tahsili ile adı geçen davalı/karşı davacı ....' e verilmesine,  karşı davacı ....' ün sair maddi tazminat talepleri ile manevi tazminat talebinin reddine  karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar-karşı davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin eski ortağı ve yöneticisi ....'ün rekabet yasağına aykırı hareketleri nedeniyle uğranılan zararların takas-mahsubu ve tazmini talep ve davaları hakkında ilk derece mahkemesince 22/03/2023 tarihli duruşmada \"1-Ana davada davalı şirketin davalı .... yönünden açtığı haksız rekabetten kaynaklı tazminat davası ile karşı davada davalı .... vekilince davalı ... hakkında açılan rekabetin tespiti ve tazminat davalarının dosyamızdan tefriki ile mahkememizin ayrı bir heyet esasına kaydına ve tefrik edilen dosya yönünden yapılacak tensiple duruşma gününün belirlenerek taraf vekillerine tebliğine. 2-Ana davanın menfi tespit ve karşı davada açılan maddi ve manevi tazminata özgülendiğinin tespitine.\" denilerek ve gerekçeli kararda da \"Davacılar vekilince takas-mahsup talebinde bulunulmuş ise de; davanın niteliği ve sonucu nazara alınarak davada TBK 139 ve 100. maddesinde düzenlenen takas-mahsup koşullarının mevcut olmadığı kanaatine varıldığından bu talebin de reddine karar vermek gerekmiştir.\" denilerek gerek yargılama sırasında ve gerekse yargılama sonunda davacı tarafın takas mahsup taleplerinin reddine denilmiş ise de işbu ara kararın ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,  takas mahsup talep edilen hususların neden tefrik edildiğinin gerekçesi olmadığı gibi takas mahsup taleplerinin hem de ihsası rey olacak şekilde yargılama sırasında neden reddedildiğinin (ihsası reyi ortadan kaldıracak şekilde) hukuki bir gerekçesi bulunmadığını, davalı-karşı davacı ....'ün dayandığı 30.07.2019 tarihli hisse devri protokolü ile davalıların dayandığı dava konusu 5 adet bonodaki imzaların sahteliğine yönelik olarak Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinden temin edilen 25.07.2022 ve 05.09.2022 tarihli raporlara yapılan itirazlar nazara alınmadan ve Yargıtay HGK ve özel dairelerinin pek çok kararında da belirtildiği gibi sahtecilik incelemeleri yönünden Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi son merci olmadığından ve başka kurum veya bilirkişilerden yeniden rapor alınmadan tek raporla yetinilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ... A.Ş. şirketi ile davalı/karşı davacı .... arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığına ve TTK'nun açık ve emredici hükümleri gereğince şirketlerin kendi paylarını temellük edemeyecekleri ilişkin itirazlarının ilk derece mahkemesince hukuki olarak değerlendirilmediğini, dava tarihi itibariyle henüz icra takibine konu olmayan ve davalı/karşı davacı .... uhdesindeki her biri 220.750,00 USD bedelli 4 adet bono ve diğer davalı uhdesindeki takip konusu diğer bono (toplam 5 bono) yönünden müvekkili ... A.Ş.'nin sorumluluğunu gerektirir bir temel ilişki olmadığından ve bu husus davalıların da kabulünde olduğundan, ....'ün şirket genel kurulundan aldığı bir yetki ve izin kararı olmadığından, şirket ile yönetici arasında hukuken borç ilişkisi kurulması yasak olduğundan  bedelsizlik ve bonoların keşidecilerinin davacı gerçek kişiler olup şirket kaşesinin bonoların kefil veya keşideci kısmındaki şirket kaşesinin üzerinde imza olmaması, açıktaki imzaların kaşe ile ilgisinin olmaması ile ilgili itirazlarının  ilk derece mahkemesince kefalet yönünden taraflar arasında temel borç ilişkisinin bulunmasının aranmayacağı, TBK hükümleri gereğince yasaya uygun kefalet sözleşmesi bulunduğundan bahsedilmesini anlayamadıklarını, müvekkili şirket şeklen bonoların avalisti kabul edilse bile; şirket adına imza atan yönetici ile .... kötü niyetli olarak birlikte hareket ederek bile bile müvekkili şirketi ve ortaklarını zarara uğratmak için bonoya avalist olarak şirket yöneticisinin imzasını aldıklarını, malum olduğu üzere avalin, borçlunun ve bir o kadar da lehine aval verilenin menfaatine olduğunu, gerçek kişi müvekkillerinin hisse devir bedelinin davalı/karşı davacı ....'e peşinen ve nakden ödendiği ile ilgili itirazlarının ilk derece mahkemesince 30.07.2019 tarihli hisse devri protokolünde bonoların adının geçtiğinden bahsedilerek reddedilmiş ise de Adli Tıp Kurumunun sahtecilik yönünden son merci olmayıp, esaslı itirazları doğrultusunda yeniden sahtecilik incelemesi yaptırılmaması nedeniyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf kararı ile kaldırılması gerektiğini, davalı-karşı  davacı ....'ün vekil ile asil arasındaki vekalet ücreti sözleşmesi gereğince ödemek zorunda kaldığı 10.000,00 TL vekalet ücretinin HMK 329. maddesi gereğince müvekkillerinden tahsiline karar verilmesinin hak arama özgürlüğüne ve anayasal dava hakkına aykırı olduğunu, müvekkillerinin neden kötü niyetli oldukları hakkında hiçbir somut gerekçe ve neden bulunmadığını, ilk derece mahkemesince davalı .... vekilinin tazminat talebinin kabulü ile İİK 72/4 maddesi gereğince %20 oranında hesaplanan tazminatın davacılardan tahsili ile adı geçen davalıya verilmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine döviz içeren menfi tespit davalarında harç, vekalet ücreti, icra tazminatlarına vs. esas alınacak matrah; takip varsa takip tarihindeki kur üzerinden, takip yoksa dava tarihindeki kur üzerinden belirleneceğini, bunlara aykırı olacak şekilde fahiş miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle yerel mahkeme kararında  5 adet bonodan dolayı menfi tespit davasının  ve takas mahsup taleplerinin reddine, alacağın %20 karşılığına isabet eden 3.281.210,34 TL kötü niyet tazminatının ve 317.821,58 TL vekâlet ücretinin müvekkillerinden alınarak davalı/karşı davacı ....'e ödenmesine, davalı/karşı davacı ....'ün 10.000,00 TL'lık vekalet ücretinden kaynaklanan maddi tazminat talebinin kabulüne, 3.500,00 TL'lık özel bilirkişi (uzman görüşü) ücreti ve 5.000,00 TL'lik manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin kararın aleyhlerine olan kısımlarının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; dava konusu senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespiti, karşı dava ise vekalet ücreti alacağı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 25/11/2021 tarih .... Esas  .... Karar sayılı ilamında \"....Dava, iki adet bono nedeniyle davacı şirketin borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava konusu senetlerin, davalı ... tarafından davalı .... lehine düzenlendiği tarihte davalı ....'nin asıl borçlu, keşidecinin yetkilisi olduğu şirketin avalist olarak gösterildiği, son hamilin ise davalı ... olduğu bonolardır. Davalı ..., aval ve keşide tarihinde şirketi temsile yetkili ise de, kendisinin keşideci olduğu bonolarda, davacı şirketi avalist olarak göstermesi, davacı şirket yönünden temsil yetkisinin kötüye kullanılması olup, bu nedenle aval işlemi geçersiz olmakla, davacı şirketin dava konusu bonolardan dolayı borçlu olmadığı anlaşılmaktadır.<br>Temsilcinin izinsiz olarak yaptığı işlem sakat bir işlemdir. Bu işlem temsil olunanı bağlamaz. Özenli bir temsilci, iyiniyet ve sadakat borcu gereği, temsil ettiği şirketin çıkarına aykırı olarak bir işlem yaparsa bu işlem kural olarak temsil görevinin dışında kalır ( Doç. Dr. ... Ulusoy, Anonim Şirketlerde Şirketle İşlem Yapma Yasağı ve Çifte Temsil, Ankara, 2005, S: 67-78-228 ).  Bu nedenle mahkemece, davalı .... ve davalı ...'a yönelik davaların, davalı keşidecinin, dava konusu bonoları, şirket yetkilisi olduğu dönemde keşide etmesi ve şirket adına attığı aval imzasının, TTK 626. ve 629. maddeleri çerçevesinde müdürün şirkete özen ve bağlılık yükümlülüğü ile bağdaşmayacak şekilde yetkinin kötüye kullanılması üzerinde durulup, temsilciye verilmiş bir iznin olup olmadığı hususu da değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır....\" hususunun belirtildiği (aynı doğrultuda 20/04/2021 tarih  2020/5995 Esas  2021/3833 Karar sayılı ilamı), <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/04/2022 tarih 2017/(23)6-873 Esas 2022/605 Karar sayılı ilamında \"....12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “takas” ve “mahsup” kavramlarının açıklanmasında fayda vardır. <br>13.  Hemen belirtmek gerekir ki; takas ve mahsup farklı iki hukukî kurumdur. Sık sık birlikte ve aynı anlamda kullanılmaları yaygın ise de bu durum sadece benzer olmalarından kaynaklanmaktadır. İki kurumu ayrı ayrı ele almak gerekir. <br>14.  Hukukumuzda takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlemdir. Böylece takas ifa masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafı da borcunu ifa ve alacağını tahsil etmiş durumuna getirir.<br> 15.  Somut olayda uygulanması gereken ve dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 118. Maddesinde; “İki şahıs karşılıklı bir miktar meblağı veya yekdiğerine mümasil başka malları birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki taraftan her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Alacaklardan biri, münazaalı olsa bile takas dermeyan olunabilir. Müruru zamana uğramış bir alacak, takas dermeyan edebileceği zamanda müruru zaman ile sakıt olmuş değil ise onun da takası dermeyan olunabilir” hükmü ile takasın şartları düzenlenmiştir. <br>16.  Aynı düzenlemenin karşılığı olarak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. maddesinde ise; “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir” şeklinde kanun maddesi aynen korunmuştur. <br>17.  Öte yandan Türk Hukuk Lûgatında takas için “İki kişi karşılıklı olarak bir miktar ya da özdeş (aynı cinsten) diğer edimleri birbirlerine borçlu iseler her iki taraf muaccel (istenebilir) olan borçlarından ya da alacaklarından vazgeçerek sözleşmeyi sona erdirebilirler” ( Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1052) denilerek Kanun maddesi ile aynı doğrultuda tanımlama yapılmıştır. <br>18.  Yapılan bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Takas bildiriminde bulunan kimse karşı tarafa borçlu bulunmalı, aynı zamanda karşı taraftan alacaklı olmalıdır. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins (nevi) veya özdeş edimlerin takası mümkündür.  <br>19. Özdeşliğin, TBK’nın 143. maddesindeki “Borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirdiği anda” mevcut olması gerekir. Karşılıklı alacaklardaki özdeşlik, cins ve nitelik bakımından aranır. Yoksa miktar bakımından bir özdeşlik söz konusu değildir. Çünkü, TBK’nın 143. maddesinin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi, takasla, her iki borç, takas edilebilecekleri anda, daha az olan borç tutarınca sona erer. Aynen ifa borcu, sonradan tazminat borcuna dönüşmüşse, diğer tarafın borcu da para borcu ise, özdeşlik gerçekleşmiş olduğundan takas yapılabilir. Özdeşlik koşulu, alacakların kaynağının da aynı olmasını gerektirmez. Bu bakımdan sözleşmeden doğan bir alacağın, karşı tarafın haksız fiilden doğan tazminat alacağı ile takası mümkündür (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1,3. Baskı, Temmuz 2013, s. 920-925). Başka bir ifadeyle alacakların aynı cinsten olması, borçlanılan edimlerin ifada birbirlerinin yerine geçebilecek nitelikte olması anlamına gelmektedir. <br>20.  Takas için aranan üçüncü koşul kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olmasıdır. Dördüncü koşul ise, tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir. Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vadeden yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez (Uygur, s. 925). <br>21.  Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin taraflar alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def'î de diğer def'îler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. <br>22. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Aksi hâlde takastan kurtulmak isteyen borçlu hemen bir ihtilaf çıkartarak amacına ulaşabilir. Öte yandan ihtilaflı alacağın takas edilebilir olduğunu söylemekle de takasın ortaya konulması ile ihtilafın alacaklı lehine hâlledilmiş olduğu anlamı çıkmamalıdır. Sonuçta hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’î talebini red veya kabul edecektir (Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli, 2019/(22)9-267 E.,  2021/1463 K. sayılı kararı). <br>23. Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin,  bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ,  bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir (MK. m. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece, alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi.: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013). <br>24.  Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re’sen nazara alınır (Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarih 2017/15-496 E., 2021/208 K. sayılı kararı). <br>25.  Sonuç itibariyle takas ve mahsup farklı kavramlardır. Takasta karşılıklı aynı cins muaccel alacak ve borç söz konusu olduğu hâlde, mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Mahsupta mahsup hakkına sahip olan taraf bu hakkını karşı taraf alacağını kendisinden istemedikçe ileri süremez (Uygur, s. 940).  <br>26. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı kooperatifçe aidat alacağı ve gecikme faizinin ödenmediği iddiası ile davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı ile icra inkâr tazminatının tahsili istemiyle açılan eldeki davada, davalı şirketin takibe itiraz dilekçesi ile süresi içinde dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde davacıya borçlu değil, aksine davacıdan alacaklı olduğunu savunarak takas def’inde bulunduğu görülmektedir. <br>27. Davalının takas alacağına konu  Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. sırasında kayıtlı ve bozmadan sonra ... E. numarasını alarak derdest olan asıl davada davacı kooperatifin, davalı şirket ile düzenledikleri eser sözleşmesi uyarınca fazla ödeme yapıldığından bahisle davalı tarafından aleyhine başlatılan ve itiraz edilmeksizin kesinleşen takip dayanağı senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, bu dava ile birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı davasında ise yüklenici şirketin yaptığı imalatlar karşılığında ödenmeyen alacağının bulunduğunu ileri sürerek kooperatif aleyhine alacağın tahsili için dava açtığı, mahkemece yapılan yargılama sonucu iş sahibi kooperatifin menfi tespit istemli asıl davasının reddine, birleşen alacak davasının ise kısmen kabulüne karar verildiği, asıl davada davacı/birleşen davada davalı olan kooperatifin temyiz istemi üzerine davanın kanun yolu denetiminde ve derdest olduğu anlaşılmaktadır...\" hususunun belirtildiği, <br> Davacı ... Metal Teknolojileri San.Tic.A.Ş'nin  takas alacağına konu ettiği davalı ....'e karşı açtığı  haksız rekabetten kaynaklı  tazminat  davasının ve karşı davacının bu dosyanın davacısı ...  hakkında açtığı rekabetin tespiti ve tazminat davasının  bu dosyadan tefrik edilerek Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  ... Esas sayılı dosyasına kaydedildiği, bu dosyada  14/06/2023 tarihinde ilk derece mahkemesince verilen kararın dairemizin 08/07/2024 tarih  ... Esas  .... Karar sayılı ilamı ile  HMK'nın 353/1.a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, belirtilen eksikliklerin ikmalinden sonra delillerin esastan değerlendirilip hüküm tesis etmek üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Uyaptan yapılan sorgulamada dosyanın  kaldırma kararımız sonrasında ... esasını aldığı ve yargılamasının devam ettiği, bu dosyanın sonucuna göre  karar verilmesi gerekirken davacıların  takas talebinin reddine karar verilmesi, ayrıca davadan sonra Konya ..İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konulan senette keşidecinin  ... olduğu, avalistin ise ... Metal Teknolojileri San.Tic.A.Ş olduğu, bononun tanzim tarihi olan 30/07/2019 tarihinde ...' un avalist şirketin yetkilisi olduğu, bu nedenle bu bonodan dolayı şirketin sorumlu olup olmadığı tartışılmadan karar verilmesi  usul ve yasaya uygun olmadığından  davacılar-karşı davalıların asıl dosyaya yönelik istinaf başvuru taleplerinin  kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde değerlendirme yapılmak ve sonucunda karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacılar-karşı davalıların karşı davaya yönelik istinaf başvuru taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığı sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-Davacılar-karşı davalıların asıl dosyaya yönelik istinaf başvuru taleplerinin KABULÜ ile; Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/05/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Kaldırma sebebine göre davacılar-karşı davalıların karşı davaya yönelik istinaf başvuru taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>3-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf başvurusunda bulunan davacılar-karşı davalılar tarafından ayrı ayrı yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacılar-karşı davalılara iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>6-İstinaf başvurusunda bulunan davacılar-karşı davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/10/2024 tarihinde oybirliği ile  HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br>e-imzalıdır <br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Katip <br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f8967324cc14144","SID":"68a1fba1efcc0699"}}