{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1687 <br>KARAR NO: 2024/1662<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/07/2024<br>NUMARASI: 2023/87 Esas - 2024/524 Karar <br>DAVA: Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi <br>Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespit ve önlenmesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin kamu kurumu niteliğindeki meslek odası olarak üyelerinin haklarını korumakla yükümlü olduğunu, davalı şirketin ''...'' ve ''...'' uygulaması ile yasa dışı taşımacılık yaparak, taksici esnafı yönünden haksız rekabet yapması nedeniyle bu eylemlerinin tespiti ve önlenmesi gerektiğini, ... (Tek Araçla Gidelim) uygulamasında, taksici olmayan ve toplu taşıma aracı kullanım belgesi olmayan kişilerin, araçlarını ticari amaçla kullanıldığını ve ... uygulaması aracılığı ile sürücü-yolcu eşleşmesi yapılarak ücret karşılığında taşıma yapıldığını, uygulamada güzergahın yolcu tarafından belirlendiğini, sürücünün de kabul etmesi halinde uygulama tarafından sürücü ve yolcunun bir araya getirilerek, mesafeye göre değişen bir yolculuk başlatıldığını, ... uygulamada ayrıca izin ve ruhsatı bulunmayan elektrikli motosikletlerin de kullanıldığını, araçların izin ve ruhsatının bulunmadığının 22.04.2022 tarihli İBB yazı cevabından anlaşıldığını, İBB tarafından kullanılmasına izin verilmeyen motosikletlerin ... uygulaması üzerinden yolculuk hizmetinde kullanıldığını, şirket yetkilisinin uygulamayı tanımlarken hatır taşıması olduğunu açıklamasının yapılan iş ile uyumsuz olduğunu, bu uygulama üzerinden yolculuğunu,  anlık  talep üzerine ve yolcunun belirlediği güzergahta bir ücret karşılığı ve ticari nitelikte yapılması nedeniyle esasında taksicilik hizmeti bulunduğunu, İstanbul ilindeki taksicilik faaliyetinin Bakanlar Kurulunun 86/10553 sayılı kararı ile münhasıran taksi ruhsatı sahiplerine ait olduğunu ve bu taşıma türünde ancak ruhsat alınarak taşımacılık yapılabildiğini, davalı şirketçe, ücrete karışılmadığının belirtilmesine rağmen, güzergah seçildiğinde ekranda ücretin de görüldüğünü, belirlenin ücretin de taksi hizmetine göre daha az olması nedeniyle taksici esnafı ile haksız rekabete girişildiğini, ekranda görülen bu ücretin sürücü veya yolcu tarafından azaltılması veya artırılmasının sonuca etkisinin bulunmadığını, İstanbul ilinde toplu taşıma aracı kullanım belgesi ve taksi ruhsatı olmayan kişilerin bu şekilde ücretli yolcu taşıyamayacağını, uygulama ile vergisiz ve kaçak korsan taksicilik hizmeti verildiğini, hatır taşıması savunmasının yapılan iş ile uyumsuz olduğunu, 2918 sayılı Kanun'un 87. maddesinde tanımlanan hatır taşımasının karşılıksız olduğunu, oysa uygulamada daha araç çağrılırken ücretin bilindiğini ve taksi ile yapılacak yolculuktan daha az bir fiyat verildiğini, bu uygulama üzerinden yapılan taşımaların usulsüz olması nedeniyle emniyetçe tesit edildiğinde araçların trafikten men edildiğini, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesine İlişkin Kanun'un 1. Maddesine göre de elektronik ticarette haksız ticari uygulamalardan kaçınılması gerektiğini, davalının bizzat araç başında olmadan da teknolojik gelişmeleri kullanarak haksız rekabet oluşturabilecek eylemler yaptığını, 2918 sayılı Kanun'un ek 2/3. maddesinde, araçların tescil amacı dışında kullanılamayacağının ve izinsiz yolcu taşınması halinde ceza verileceğinin düzenlendiğini, 5217 sayılı Kanun'un 7/ı-p maddesinde, büyükşehir belediyelerinin toplu taşıma işlemlerini denetleme ve taksiler ile diğer araçlara ruhsat verme ile görevlendirildiğini,  bu kapsamda ruhsat alınmadan taksicilik yapılarak yolcu taşınmasının yasaklı olduğunu, belediyenin ilgili birimince taksilerde güvenlik amacıyla bir çok önlem alınmasına rağmen, korsan şekilde işletilen taksilerde bu güvenlik önlemleri alınmadığından kamu güvenliğinin tehlikeye girdiğini,  davalının internet sitesinde ticari ve korsan taksicilik yapıldığına ve istenildiği zaman taksi hizmeti verileceğine ilişkin bir çok ilan bulunduğunu, ilanlardaki taşımacılığın taksi taşımacılığı ile aynı olduğunu, sadece taşımanın ticari taksiler yerine özel araçlarla yapılarak haksız rekabet oluşturulduğunu, şehir içi yolcu taşıma yetkisinin münhasıran taksi ve dolmuş esnafında olduğunu, bunun dışındaki araçlarla yolcu taşımacılığına izin veren bir düzenleme bulunmadığını, davalının sicil kaydında scooter araçların alım satımı ve kiralanması, ulaşım konusunda bilgisayar yazılımları üretilmesi iş konusu olarak seçilmesine rağmen, fiili olarak yapılan taşımacılık işinin özünü oluşturduğunu, ... uygulaması ile ruhsatsız araçlarla ücret karşılığı yolcu taşımacılığı yapıldığını, uygulamanın tanıtımda ise ücret alınmadığı belirten davalının haksız rekabet oluşturduğunu, uygulamada taşımacılık için ehliyet dışında hiç bir ruhsat aranmadığını, benzer şekilde taşıma yapan ... şirketinin savunmalarının kabul edilmeyerek haksız rekabet yaptığının tespitine karar verildiğini, uygulamanın, uygulama marketlerinden kolaylıkla indirilebildiğini, araç sahiplerinin taşıma ruhsatı olmadan sisteme girebildiklerini, daha önce benzer şekilde taşıma yapan Scotty şirketi yetkililerinin haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle İstanbul Anadolu 63. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/1744 E.,2022/985  K. sayılı ilamı ile cezalandırıldıklarını, uygulamanın tanıtım videolarında ve açıklamalar kısmında dahi araçta tek seyahat eden sürücü ile yolcunun bir araya gelmesi şeklinde tanımlanmakta ve uygulama tarafından tavsiye edilen ücretin sürücü tarafından yolcudan tahsil edilmesi ile yapıldığı, şirketin tahsilata aracılık etmekte olup tanıtım amaçlı kendisine pay almaması da uygulamanın korsan faaliyetini desteklemesi ve artırması neticesini değiştirmediğini ileri sürerek, davalılar tarafından https://www...tech/ internet sitesi/mobil internet sitesi ve ''...'' isimli mobil uygulama üzerinden ''...'' ve ''...'' isimli hizmetin sunulmasının haksız rekabet oluşturduğu tespiti ile önlenmesine, ''...'' ve ''...'' isimli hizmetin internet ve mobil uygulama dahil her türlü mecra üzerinden sunulmasının engellenmesine, haksız rekabetin men'ine, kararın kesinleşmesine kadar geçerli olmak üzere, haksız rekabetin durdurulması için https://www...tech/ internet sitesi/mobil internet sitesi ve ''...'' isimli mobil uygulama üzerinden sunulmakta olan '...'' ve ''... isimli hizmete erişimin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin 2018 yılında faaliyette başladığını, ... mobil uygulaması üzerinden şehir içi mobilite ihtiyacının karşılanması için elektrikli scooter, elektrikli mopet, elektrikli mobiletler kiralandığını, ayrıca güzergah paylaşımına olanak tanıyan ... uygulamasının işletildiğini, tüketicilerin uygulama mağazalarındaki uygulamayı indirdikten sonra uygulamaya üye olabildiklerini, ... tarafından sunulan mobil uygulamanın ücretsiz olduğunu, tek araçla gidenin anlamına gelen uygulamanın güzergah paylaşımına imkan veren çevreci ve sosyal bir dayanışma platformu olduğunu, ... ve sürücüler arasındaki ilişkilerin düzenleyen kullanıcı sözleşmesinin 2.maddesinde uygulamanın kar veya ticari amaçla kullanılmayacağının düzenlendiğini, araçları paylaşanların kar ve kazanç amacıyla ilave faaliyetlerde bulunamayacağı ve ...'nın yolculuklara güzergah paylaşım tutarına, varış yeri ve zamanına müdahale etmeyeceğinin düzenlendiğini, sözleşmenin 1.1.maddesinde de araç paylaşım miktarının paylaşan sürücü tarafından özgürce belirlendiğini, müvekkilinin “...” adlı bir hizmeti bulunmadığını, omalan motosiklet uygulamasına yönelik talebin sadece İBB'nin 2022 tarihli bir yazısına dayandırdığını, yazının muhteviyatının davacının talebinden uzak olduğunu, farklı anlamdaki bir yazıya dayanılarak olmayan bir hizmete ilişkin ileri sürülen talebin reddi gerektiğini, sürücüsüz şekilde .../ ...kiralanmasının tüm ülkede yapıldığını, bu hizmetin davacının faaliyeti ile benzememesi nedeniyle haksız rekabet oluşturmayacağını, kamu bilgisine açık bir hizmetin sunulmayan başlandıktan 20 ay sonra hukuka aykırılığının iddia edilmesi MTK'nın 2. maddesine aykırı olduğunu, ... uygulaması vasıtasıyla gerçekleşen e-moped, e-mobilet kiralama işinin İstanbul dışında da yürütüldüğünü ve İstanbul'da ki taksicilerin bir kısmını temsil eden davacının bu hizmetin tüm Türkiye'de men'ini istemesinin kötüniyetli olduğu açık olduğunu, “...” yönüyle sunulan beyanlarda cevapları, “taşımacılık” fiilinin kimin tarafından yapıldığına ilişkin davacı açıklamalarının çelişkili olduğunu, bazı kısımlarda sürücülerin, bazı kısımlarda da müvekkilinin taşımacı olduğunun belirtilerek yanlış kişiye husumet yönetildiğini, müvekkilinin taşımacılık yapmadığının dava dilekçesindeki bir kısım açıklamalar ile kabul edildiğini, dava dilekçesinde esas olan müvekkilinin yasa dışı taşımacılığın gerçekleşmesini sağlayan uygulamaya sahip olmakla itham edildiğini, müvekkilinin faaliyetlerinin korsan ve yasa dışı olarak nitelendirildiğini, bu yönüyle dava dilekçesindeki husumete ilişkin iddiaların çelişkili olduğunu, bireylerin özel araçlarıyla ticari olmayan taşıma yapmalarının yasaklanmadığını, aksine 4925 sayılı Karayolları Taşıma Kanunu'nun 2.maddesinde özel otomobillerle ve bunların römorklarıyla yapılan taşımaların kanun kapsamı dışında tutulduğunu, Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin Kapsam başlıklı 2/2.maddesinde de özel otomobillerle yapılan taşımaların ticari olmayan taşıma olarak adlandırıldığını, bu tür faaliyetlerin herhangi bir izne veya onaya bağlanmadığını, yasada aranan şartın otomobille taşıma yapılması ve taşımanın ticari nitelikte olmaması olduğunu, müvekkilinin sadece mevzuatın izin verdiği, bireylerin ticari olmayan şekilde kendi otomobilleri ile ticari olmayan güzergah paylaşımını yapmalarına imkan sağladığını, kanunu cevaz verdiği ve ruhsata bağlanmayan bir faaliyetin yapılmasına olanak sağlayan uygulamanın TTK'nın 55.maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturmayacağını, dava dilekçesinde çok sayıda yasa hükmüne atıfta bulunularak karmaşa oluşturulduğunu, oysa uygulama kullanıcılarının kendi bireysel araçları ile ticari olmayan bir faaliyet yürüttükleri halde 4925 sayılı Kanun'da izin verilen “özel otomobillerle” veya “iki, üç ve dört tekerlekli motosikletlerle” yapılan ve “ticari olmayan” taşımaların yasaklanmasının hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde bu hükme değinilmediğini, her türlü taşımanın ruhsat kapsamında değerlendirilmesinin doğru olmadığını, ticari olan veya olmayan taşıma ayrımı yapılarak, yapılan işin ruhsat veya izne bağlı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini anayasa mahkemesinin Karayolları Trafik Kanununun ek 2.maddesine ilişkin anayasaya aykırılık sorununa ilişkin iptal başvurusu görüşülürken belediye sınırları dahilinde sistematik ve düzenli olarak yapılan yolcu taşıma faaliyetlerini ticari faaliyet olarak değerlendirildiğini, Anayasa Mahkemesinin açıkça vurguladığı bir özgürlük alanındaki faaliyetin yapmaya yarayan uygulamanın hukuka aykırı değerlendirilemeyeceğini,  müvekkilinin yasa ile serbest bırakılan özel araç ile ticari olmayan taşıma faaliyetini de düzenleyerek kullanıcı sözleşmeleri ile “Ticari Faaliyette Bulunmama Yükümlülüğü” getirdiğini, bu durumda ... uygulamasının varlığının hukuka aykırılığından söz edilemeyeceğini, ... uygulaması ile taşımacılık yapmadığını, ... ile yolculuk paylaşımından istifade eden kişi arasında bir taşımacılık sözleşmesi bulunmadığını, dava dilekçesinde bu kanaati oluşturmak için ...'nın ödemelere aracılık ettiği gibi, maddi gerçeğe ve  kullanıcı sözleşmesi hükümlerine aykırı beyanlarda bulunulduğunu, elektronik ticaret alanında “yer sağlayıcı” olan ...'nın, ... uygulamasını kullanan sürücülerin uygulamayı ticari amaçla mı kullandıkları yoksa ticari olmayan amaçlarla mı kullandıkları hususunu denetlemekle yükümlü olmadığını, kullanıcı sözleşmelerinde ödemeye ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yapıldığını ve bu düzenlemeler  kapsamında müvekkilinin ücrete tahsiline ve belirlenmesine aracılık etmediğini, gerçek dışı beyanlarla müvekkilinin taşımacılık yaptığını iddia edildiğini, ... uygulaması ile taşımacılık yapıldığı iddiasının İBB'nin ticari taksi ve dolmuş yönergesine aykırı olduğunu, ... uygulaması ile güzergah paylaşan kişilerin de taşımacılık yapmadığını, gececi ve kar amacı gütmeyen bu faaliyetin ticari bir faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin yapmış olduğu işlemlerle ... uygulaması arasında bir benzerlik bulunmadığını, özel araçla yapılan ticari olmayan taşımada müvekkilinin hakimiyeti bulunmadığını, gelir elde etmeyen müvekkilinin sadece sürücü ile yolcuları bir araya getirdiğini ve hiçbir gelir elde etmediğini savunarak,  davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince davacının ihtiyati tedbir başvurusu üzerinden tarafların görüşleri alınarak 06.03.2023 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve https://www...tech./... internet sitesi ve ''...'' isimli mobil uygulama üzerinden sunulmakta olan ''...'' ve ''...''e  yönelik erişimin engellenmesine, karar  verilmiştir. Bu karara yönelik istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 20.06.2023 tarih ve 2023/1092 - 1132 Esas Karar sayılı  ilamı ile mevcut aşama itibariyle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği ve taraflar arasındaki ilişkinin delilleri ile birlikte değerlendirilerek, davalının yapmış olduğu faaliyetin ticari bir taşıma olup olmadığı, davalının faaliyetinin simsarlık faaliyeti olup olmadığı, yapılan faaliyetin türüne göre ortada haksız rekabet oluşturan bir durum bulunup bulunmadığının yaklaşık ispat ölçüsünden kanıtlanmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu aşamadan sonra ilk derece mahkemesince yargılama yapılmış davalı  tarafından şehir içi taşıma konusunda uzmanlardan oluşan uzman görüşü sunulmuş, mahkemece oluşturulan bilirkişi kurulundan rapor ve ek rapor alınarak karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... toplanan deliler ışığında somut olay bir bütün olarak değerlendirildiğinde; , Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelini davalı tarafın geliştirdiği ... adlı bilişim uygulaması kullanılarak yapılan yolcu taşımacılığının davacı oda mensupları aleyhine  haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasındadır. Dava dosyasında bulunan, ... reklam çıktıları, ... araç sürücülerine,  korsan taşımacılık nedini düzenlenen idari para cezalarıyla ilgili ... sürücülerinin sosyal medya paylaşımları, cevap dilekçesindeki davalı anlatımlar ile  uygulamanın kullanım  sürecine ilişkin bilgi ve görseller, ... Sürücü Kullanım Sözleşmesi, bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında, ... uygulaması üzerinden, sürekli olarak İstanbul içinde bir yerden bir yere ücret karşılığı yolcu taşınmasının yapıldığı uyuşmazlık dışıdır. Yukarıda da izah edildiği üzere şehir içi yolcu taşımacılığı Kamu hizmeti niteliği bulunan taşımacılık türü olup, taşımacılığın nasıl ve kimler tarafından yapılacağı yasal ve idari düzenlemeler ile belirlenmiştir. Taksi hizmetlerinin sunulması ve  yerine getirilmesi de kamu düzeninden görülerek plaka tahdidi yapılmış, plaka sahibi olmaya hak kazanmış ve bu hakka dayanılarak izin verilen kişilerin haricindeki kimselerin taksi taşımacılığı yapmaları yasaklanmıştır. Bir başka anlatımla, şehir içinde otomobille ücretli yolcu taşıma hakkı münhasıran taksi plakası olan ve ruhsat almış araçlara ait olup, bunların dışındaki araçların yapmış oldukları ücretli yolcu taşıma faaliyeti  kanun emredici hükümlerine aykırıdır. Sadece  tahdit  edilmiş  plakalara verilen ruhsat ile faaliyet gösteren araçlar, taksi  faaliyetinde bulunabilme ve bu plakalı araçların dışındaki araçların şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyeti yasaklanmış olmasına rağmen dosyadaki ... Sürücü Kullanım Sözleşmesi, ... uygulamasına ilişkin görseller  ile diğer bilgi ve belgelerden de anlaşıldığı üzere, davalının, dava konusu edilen ... uygulaması üzerinden, araç sürücüleri ve rota paylaşanlar olarak tanımladığı şehir içi yolculuk yapmak isteyen kişileri bir araya getirdiği,  simsarlık  sözleşmesi kurarak korsan taşımacılığı işinin yapılmasına aracılık sağladığı, daha sonrasında araç sahipleri ile yolcuların ... uygulaması üzerinden buluşarak  korsan  yolcu taşımacılığının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Davalı şirketin,  özel araç sahipleri ile 'rota paylaşan' olarak tanımladığı şehir içi yolculuk yapan kişiler  arasında, taşıma sözleşmesinin kurulmasına imkân hazırlayan ve kurulmasına aracılık eden ... Sürücü Kullanım Sözleşmesi, sözleşme özgürlüğünü sınırlayan kanunun emredici hükümlerine ve  kamu düzenine aykırılık taşıdığından kesin  hükümsüzlük yaptırımına tabi olup, yapılan taşıma faaliyetleri de yasa dışı faaliyetlerdir. Davalı taraf  söz konusu bilişim uygulamasını geliştirdiğini ve bu uygulama üzerinden  'araç paylaşan' olarak tanımladığı araç sahipleri ile 'rota paylaşan' olarak tanımladığı yolcuları buluşturarak taşımacılık yapıldığını kabul etmekte ancak taşıma sözleşmesinin tarafı olmadığını ileri sürmektedir. Her ne kadar davalı taraf,  ... uygulaması üzerinden yapılan taşıma nedeni ile ücret almadığını ve taşımanın tarafı olmadığını ve sözleşme ilişkisi kurduğu kişilerin yaptıkları  taşımanın arızi ve hatır taşıması kapsamında kaldığını ileri sürmüş ise de,  dosya içeriğinde mevcut görsellerden de anlaşıldığı üzere, taraflarca kararlaştırılan güzergah için ... uygulamasının tutar önerdiği, taraflar önerilen tutarda anlaşamazlar ise ilgili uygulama üzerinden tutarda artırma veya azaltma yapılarak taraflarca tutarın kararlaştırabildiği görüldüğünden yapılan taşımanın ücret karşılığı yapılan bir taşıma olduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda davalı şirketin, taşıma işleminin tarafları olan araç sahipleri ile yolcular arasındaki hukuki ilişkisi ve konumu incelendiğinde, davalı taraf ile araç sürücüleri ve yolcular arasında, Borçlar Kanununda tanımlanan Simsarlık sözleşmesi ilişkisi kurulduğu  görülmüş, söz konusu sözleşmenin unsurları incelendiğinde en önemli unsurunun, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlenmesi, bunun karşılığında da ücrete hak kazanması  olarak tanımlanmıştır. Davalının sözleşme ile üstlendiği söz konusu faaliyet ücret karşılığı yapılan faaliyettir . Davalı şirketin, ... uygulaması üzerinden  araç sahipleri ve yolcularla sözleşme yaparak hem  araç sahibi hem da yolculara belli yükümlülükler yüklediği, yapılacak yolcu taşıma işinde, aracın yaşı, şoförün sabıka kaydı sunması, öz çekim yaparak resmini sisteme yüklemesi gibi yükümlülüklür getirdiği, söz konusu yükümlülüklere  uymayan sürücüye bilişim uygulamasını kapatarak sistemin dışına attığı görülmüş olup ilgili yükümlülükler dikkate alındığında, yapılan taşıma işinde, davalı şirketin bir araya getirdiği araç sürücüleri ile yolcuların buluşmasında ve taşıma sözleşmesinin kurulmasında mutlak hakimiyet sahibi olduğu  ve taşıma sözleşmesinin tarafı konumunda bulunduğu da kuşkusuzdur. Dolayısı ile davalı şirketin, ... uygulama üzerinden, simsarlık sözlemesi kurduğu araç sahipleri ile 'rota paylaşan' olarak tanımladığı  yolculardan ücret almaması, yapılan taşıma faaliyetini davalı taraf yönünden hatır taşıması haline getirmez. Kaldı ki davalı tarafın kişiliği incelendiğinde, davalının, tüzel kişi olduğu ve tüzel kişi türlerinden ise bir amaca özgüllenmiş mal toplululuklarından olan şirket tüzel kişiliğine sahip olduğu ve şirket türlerinden ise Anonim Şirketi olduğu görülmüştür. Medeni Kanundaki tüzel kişilerle ilgili düzenlemeye göre  tüzel kişiler ancak bir amaç için kurulabileceği anlaşılmaktadır. Nitekim Türk Ticaret Kanunun Anonim Şirketler bölümündeki hükümler incelendiğinde Anonim Şirketlerin kanunen yasaklanmamış her türlü ekonomik amaç ve konular için kurulabileceğini öngörmüştür. Diğer taraftan ticaret kanunun Anonim Şirketleri Tacir kabul etmiş, taciri de bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi olarak tanımlayan hükümden öncede ticari işletmeyi de, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak kabul etmiştir. Bir başka anlatımla Anonim şirketler tacir olup ancak gelir elde etme amacı ile faaliyet gösterebilirler ve yasal karine gereğince de  yaptıkları her iş ticari iş olarak kabul edilir. Söz Konusu yasal  Karineler gözetildiğinde   davalı tarafın ... uygulaması faaliyetinden yararlanarak üçüncü kişi taraflara aracılık ettiği taşıma işinden  ücret almadığına yönelik savunması dikkate alınamayacaktır. Ayrıca davalının şimdilik ücret veya komisyon almaması ileride ücret istemesine engel teşkil etmeyecektir.  Diğer taraftan bilirkişi raporundaki bilişim uzmanın tespitleri incelendiğinde,  davalı şirketin,  özel araç sahipleri ile rota paylaşan adı verilen yolcuları ... uygulaması aracılığı ile bir araya getirerek, her geçen gün  artan ve belli yekün sayıyı aşan şekilde  taşıma faaliyetine aracılık ettiği, davalı tarafından aracılık edilen  taşıma  faaliyetlerinin çoğalma hızı ve sayısı, sisteme giren araç ve yolcu sayıları dikkate alındığında   söz konusu faaliyetin arizi nitelikten çıkarak  büyük bir iş koluna ve  organizasyonuna dönüştüğü, söz konusu iş ağının büyüklüğü ve taşıma hacmi gözetildiğinde,  bu haliyle, ...  adlı bilişim uygulaması aracılığı ile yapılan taşımların  arızi nitelikte ve  hatır taşımacılığı olarak kabul edilmesinin imkanı bulunmadığı kuşkusuzdur. Haksız rekabet nedeni ile mensuplarının ekonomik çıkarlarını koruyabilmek adına, Kanunun koyucu, davacı odaya, Haksız rekabetin tespiti, men'i ile durdurma ve ortadan kaldırma davası hakkı tanımaktadır. Somut olayda da davacı taraf açmış olduğu davada,  haksız rekabet yapıldığının tespitini ve haksız rekabet fiilinin men'ini istemektedir. Söz konusu davaların açılabilmesi için, hukuka aykırı bir eylemin bulunması ve söz konusu eylemin hak sahibinin hakkına zarar veya zarar tehlikesi vermesi ile eylemle zarar tehlikesi arasında illiyet bağının bulunması yeterli olup haksız rekabet eden tarafın kusurlu olması aranmadığı gibi hak sahibininde doğmuş bir  zararı aranmaz. Haksız rekabet, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile yapılan ticari uygulamalardır. Haksız rekabetin oluşması için, rekabeti etkileyen bir davranış olması, söz konusu davranışın dürüstlük kuralına aykırı veya aldatıcı olması, davranışın rekabet ortamını bozması, dürüstlük kuralına aykırı veya aldatıcı davranışın katılanlar aleyhine zarar tehlikesi doğurması ve haksiz rekabet sayılan fiille zarar veya zarar tehlikesi arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere  şehir içi yolcu taşımacılığını  münhasıran,  yasal ve idari düzenlemeler çerçevesinde ruhsat alan ve yolcu taşıma tekili bulunan tahdit edilmiş plakalı araçlara verilmiş bir hak olup, diğer araçların yolcu taşımaları yasaklanmış olmasına rağmen, yolcu taşıması yasak olan araçlara ... uygulaması  üzerinden   aracılık yaparak yasa dışı taşımacılık yaptırması olayı,  hiç kuşkusuz dürüstlük kuralına aykırı ve  aldatıcı olup, davalı şirketin sübut bulan bu eylemi ile davalı oda mensuplarının rekabet ortamını bozarak rekabet hakkını ihlal ettiği böylelikle  haksız rekabet fiilini işlediği anlaşılmaktadır.Maddi bir hakka dayanarak açılan davada, haklılığını ileri süren tarafın dayandığı maddi vakaları ispat etmesi gerekmektedir. İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları çekişmeli vakıalar olup  herkesçe bilinen vakıalarla çekişmesiz vaklar ispat edilmiş sayılır. Haksız fiillerde kusurun ve zararın ispat yükü zarara uğrayan tarafın üzerindedir. Haksız fiiller Hukuksal vaka olup her türlü delille ispat edilebileceğinden delil sınırlaması bulunmamaktadır.  Her ne kadar ispat yükü ve ispat araçları kanunlarla belirtilmiş ise de, ispat yükü araçlarına ilişkin  kuralının istisnaları da ön görülmüş olup en önemli istisnalarının başında kanuni ve adi karineler oluşturmaktadır. Adi karinelerin en başında gelenlerinden biri de Hayatın Olağan Akışı karinesidir. Yukarıda açıklandığı üzere davalı tarafın ... uygulaması ile  yasa dışı taşımacılık  olayına  dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde aracılık ederek kanunlara aykırı davrandığından kusurlu hareket ettiği kuşku götürmez iken , diğer taraftan davacı oda mensuplarının münhasır pazarı olan taksi taşımacılığı pazarına, yetkisiz insanların girip kanunsuz olarak yolcu taşımaları, davacı tarafın pazar payının çalınacağı ve zarar edecekleri hayatın olağan akışı gereği olup, ... uygulaması nedeni ile davacı oda mensuplarının zarara uğradığı, dolayısıyla dava konusu edilen ... uygulamasının, özel araç sahipleri ile rota paylaşanlar olarak adlandırılan kişileri buluşturarak yasa dışı taşımacılığının yapılmasına ve haksız rekabetin  oluşmasına  imkan sağlayan sanal  bir pazar yerine dönüştüğü anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabulü  ile davalı  tarafindan sunulmakta olan  ... uygulaması hizmetinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, ... uygulaması üzerinden yapılan haksız rekabetin men'ine , ... Uygulamasının, motosiklet kiralama faaliyetinden ibaret olduğu, söz konusu faaliyetin yolcu taşımacılığı içermediği anlaşıldığı...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı  tarafindan sunulmakta olan ... hizmetinin haksız  rekabet oluşturduğunun tespitine, davalı tarafindan ... uygulaması üzerinden yapılan haksız rekabetin men'ine, ... Uygulamasına yönelik istemin reddine, davalının hizmeti sunduğu https://www...tech/ internet sitesi/mobil internet sitesi ve ''...'' isimli mobil uygulama üzerinden sunulmakta olan ''...''a yönelik haksız rekabet kararında belirtilen hükmün uygulamasının dışındaki ticari iş ve faaliyetlerine engel olmayacak ve infazı sağlayacak şekilde erişimin engellenmesine, bu hususta  Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına, mahkemece verilen kararın kesinleşmeden infazı mümkün olduğundan tedbir talebinin reddine, dosyada 05.07.2023 tarihinde verilen  gizlilik kararının kaldırılmasına, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükmün infaz edilemediğini, haksız rekabetin tespiti, meni ve erişimin engellenmesine ilişkin davada mahkemece bir kısım taleplerin kabulüne karar verildiğini, kararda ,,,  uygulamasına erişimin engellenmesine karar verilirken, \",,,\" isimli mobil uygulama üzerinden sunulmakta olan \",,,\"a yönelik haksız rekabet kararında belirtilen hükmün uygulamasının dışındaki ticari iş ve faaliyetlerine engel olmayacak şekilde infazının sağlanması için erişimin engellenmesine karar verildiğini, ancak hükümde yer alan haksız rekabet kararında belirtilen hükmün uygulamasının dışındaki ticari iş ve faaliyetlerine engel olmayacak şekilde infazının sağlayacak şekilde ifadesi hükmün infazına engel olduğunu, Erişim Sağlayıcıları Birliğinin yazısından da kararın infaz edilemediğinin anlaşılacağını, gelinen aşamada hüküm tesis edilmesine, erişim engeli kararı verilmesine rağmen, hükümde yer alan hatalı açıklamalar neticesinde tesis edilen hükmün uygulanamadığını, hükmün teknolojik nedenlerle infaz edilemediğini, karara rağmen hem ... hem de  uygulamasının hem de karardan sonra uygulamaya eklenen ... uygulaması bulunduğunu, engellenmesine karar verilen uygulama ... adlı uygulama olmakla beraber söz konusu uygulamanın tek bir aplikasyon üzerinden hizmete sunulduğundan Erişim Sağlayıcıları Birliğinin hükmü infaz edemediğini,  Erişim Sağlayıcıları Birliğinden gelen yazı cevabında yer alan, “yalnızca haksız rekabet oluşturan faaliyetlerin ayrıştırılarak kararın gereğinin içerik/yer sağlayıcı olan davalı tarafça yerine getirilmesi gerekmekte olup” şeklinde açıklamadan kaynaklanan bu hususun giderilmesi gerektiğini, ayrıştırma işleminin mahkemece yapılmamasının adil yargılama hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, ulusal üstü yargı kararlarındaki açıklığı rağmen ilk derece mahkemesi kararının mevcut hali ile uygulanabilir olmadığını, bu nedenle kararın 1/b bendinde yer alan hükmün kaldırılması ile hükmün uygulanmasının teminen “Davalı tarafından hizmetinin sunulduğu https: //www...tech/ internet sitesi/mobil internet sitesi ve \"...\" isimli mobil uygulamaya erişimin engellenmesine, bu hususta Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına,” şeklinde yeniden hüküm tesisi gerektiğini,  uygulamanın tümüyle haksız rekabet oluşturduğunu, ...nın uygulamada ... adlı otomobiller haricinde elektrikli motorsikletlerde de kullanıldığını, bu elektrikli motosikletlerin izin ve ruhsatı olmadığının da 22.04.2022 tarihli İBB yazısından anlaşılacağını, bu yazı ile anılan motosikletlerin kullanımına izin verilmediğinin belirtilmesine karşın bunların birden fazla kişi tarafından kiralanarak şehir içinde yolcu taşımacılığı yaptığını, dolayısıyla ... uygulaması yönünden geçerli olan haksız rekabet sebepleri motosiklet uygulaması için de uygulanması gerektiğini, davalı yetkilisinin uygulamayı tanımlarken hatır taşıması olduğunu, oysa fiili durum ile açıklamanın uyumsuz olduğunu, hatır taşımacılığının karşılıksız yapıldığını, davalı şirketin kar elde etme amaçlı kurulan ticari şirket olması nedeniyle, gerçekleştirdiği her girişim ve harcama veya edindiği her malvarlığı değerinin şirket açısından ticari iş niteliğinde olduğunu, gelir elde edilmemesinin tek başına ticari iş niteliğini ortadan kaldırmayacağını, bir çok mecrada reklam amaçlı \"...\" şeklinde  ilan verilmesi ile uygulamanın taksiye alternatif olduğunun kabul edildiğini, sürücüler ile yolcular arasındaki anlaşmaya müdahil olunmadığına ilişkin savunmanın yersiz olduğunu, sürücü ve yolcunun gerçekleştirdiği korsan taşımacılık eyleminin yapılabilmesi için uygulama geliştirildiğini ve bu şekilde yapılan her taşımanın korsan taşımacılık olduğunu, esasında ticari taksilerin tarifelerinin ... tarafından idari kararla belirlenmesine ve idari işleme tabi, tahditli plaka kapsamındaki taksilere karşı, hususi otomobille davalının belirlediği en düşük ücrete göre taşımacılık yapan ... uygulamasının ve sürücülerinin haksız rekabet olduğunu Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un EK 1.maddesinde, \"Elektronik Ticarette haksız ticari uygulamalarda bulunulmaz. Elektronik ticari aracı hizmet sağlayıcının ticari faaliyetlerini önemli ölçüde bozan, makul karar verme yeteneğini azaltan veya belirli bir karar alamaya zorlayarak normal şartlarda taraf olmayacağı bir ticari ilişkinin tarafı olmasına sebep olan uygulamaların haksız olduğu kabul edilir.\" düzenlemesine yer verildiğini ve buna göre bizzat araç başında olmasa da teknolojinin gelişmesi ile bu alanda meydana gelen yenilikleri kullanarak elektronik ticaret aracılığı ile haksız rekabet gerçekleştirilmesinin mümkün olduğunu, kararın infazının kabil olmaması nedeniyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulü ile ihtiyati tedbir kararı ile yapılan faaliyetin önlenmesine, karar  verilmesini istemiştir.Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 2022 yılı Eylül ayında, kişilerin kendi özel otomobilleriyle yaptığı yolculukları ticari olmayan amaçlarla paylaşabilecekleri bir uygulama olan ... uygulamasını hayata soktuğunu, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 2. maddesi ve Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin 2/3(a) maddesinde, “özel otomobilleriyle yapılan ve ticari olmayan taşımaları” hususunun ticari taşıma kapsamı dışında bırakıldığını, ... sürücü sözleşmelerinde de yasaya paralel olarak uygulamanın ticari amaçlarla kullanılamayacağının 2.2. maddesinde yazıldığını, Davanın ispat edilemediğini, basit usule tabi davada yasa dışı taşımacılık faaliyeli yürüten davalı şirketin haksız rekabetinin  tespiti ile men'i ve hukuka aykırı eylemlerinin durdurulması ile ihtiyati tedbir istendiğini, dava dilekçesinde müvekkilinin taşımacılık faaliyeti sürdürdüğü, tahsilata aracılık ettiği, ... uygulamasının taksici olmayan kişilerce ticari amaçla kullanıldığını, belediyeden izin ve ruhsatı olmaksızın, yetkisiz kişiler tarafından ücret karşılığında yolcu taşımacılığı yapıldığını, ruhsatsız araçlar ile ücret karşılığı yolcu taşımacılığı yapıldığını, haksız rekabelin özünü oluşturan uygulama ile İstanbul ilinde korsan taşımacılığın teşvik edildiğini, benzer şekilde hizmet veren ... ve ... şirketleri hakkında alınan kararlar ile bu şirketlerin haksız rekabet yaptıklarının tespit edildiğini, şehir içi yolcu taşımacılığının belirli şartların yerine gelirlmesi şartına bağlandığını ve şartları taşımayan kişilerin bu hizmetleri vermesinin haksız rekabet oluşturulduğunu, bir yandan uygulama ile taşımacılık yapıldığı iddia edilirken bir yandan sürücü ile yolcuların bir araya getirildiğinden söz edildiğini, davanın kabul edilebilmesi ...'nın bizzat taşımacılık yaptığının, uygulamanın ticari amaçla kullanıldığı, sürücüler tarafından yapıldığı ileri sürülen ticari taşımalardan dolayı müvekkilinin sorumluluğunun  ortaya konulması gerektiğini, dosyada bu hususların aydınlatılmadığını, ihtiyati tedbir ile ilgili değerlendirme yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 20.6.2023 tarih ve 2023/1092 -1132 E.K. sayılı kararında bu hususların belirlendiğini, Mahkemece atanan bilirkişilerin, ...'nın bizzat taşımacılık yapmadığını ve uygulamanın ticari amaçla kullanılmadığının belirlediklerini, rapor içeriğinde haksız rekabet oluşmadığının belirlendiğini, raporda müvekkilinin ... uygulamasıüzerinden komisyon ve sair gelir elde etmediğinin ve tahsilata aracılık etmediğinin belirlendiğini, bu nedenle komisyonculuk veya taşımaya aracılık ilişkisi bulunmadığının açıklığa kavuştuğunu, ücret ödemesi bulunmadığından  simsarlık sözleşmesi unsurlarının da oluşmadığını,Bilirkişi raporunda ... uygulaması ile sağlanan yolculuk paylaşımı hizmetinde ...'nın belirleyici olmadığı, yolcu ile sürücü buluştuktan sonra sürecin ... uygulamasından bağımsız ilerlediğinin belirlendiğini, ticari taşımacılık yapmadığı tespit  edilen ...'nın ticari taşımaya aracılık da etmediğinin belirlenmesi nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ...'e ilişkin iddialar yönüyle tespit edilen hususlarının aynısının ... için geçerli olmasına rağmen bir uygulama hakkında ret kararı verilirken, diğerinin haksız rekabet olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, uygulamadan gelir elde edilmemesine rağmen sürücülerin yaptığı taşımanın arızi ve hatır taşıması kapsamında kalmadığına ilişkin tespitin hatalı olduğunu,  ücret alınmamasına rağmen tacir olan şirketin ancak gelir elde etme amacı ile faaliyet gösterebileceği karinesinden hareketle uygulamadan yararlanan kişilerden ücret almadığına yönelik savunmanın raporun sonuç kısınında dikkate alınmayarak, raporun içeriği ile sonucu arasında çelişki oluşturulduğunu, gerekçeli kararda sözü edilen hayatın olağan akışı karinesine ilişkin değerlendirmenin dosya içeriği ile örtüşmediğini, davacının TTK'nın 56.maddesi kapsamında üyelerinin haklarını korumak için talepte bulunmasına rağmen, uygulamanın ülke genelinde engellenmesi sonucunu doğuracak şekilde dava açılmasında aktif dava ehliyetinin değerlendirilmesi gerektiğini, kararda değinilen Bakanlar Kurulu Kararının 3. maddesi gereğince \"şoförlük mesleğini geçim kaynağı olarak seçmiş olmak\", “şoförlük mesleğini sürekli olarak icra ettiğini beyan etmiş olmak” ve \"ilgili meslek odasına, ilgili meslek odasının bulunmadığı yerlerde ise şoförler odasına üye olmak” şartlarının taşınması halinde taşıma yapılacağının düzenlendiğini, mahkemece İBB'ye İstanbul'daki taksiler ile ilgili 31.05.2024 tarihli müzekkere cevabının beklenmeden karar verildiğini, oysa İBB tarafından karardan sonra 07.08.2024 tarihli yazı ile İstanbul'da kayıtlı 20.039 taksi plakası olduğu, bunların sadece 5.109 adetinde taksi plakası sahibinin şöför olarak kayıtlı olduğunun belirtildiğini, yazıda davacını 7.386 adet üyesi olduğunun ifade edildiğini, hukuka aykırı şekilde izin alınan taksiden kaç tanesinin davacının üyesi olduğunun değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece talep edilen düzenlemelerin İstanbul iline ilişkin olduğunu ve başka illeri ilgilendirmemesine rağmen ...'ın tüm Türkiye'de haksız rekabet yarattığına hükmedilerek hataya düşüldüğünü, Mahkemece, haksız rekabetin varlığını göstermek için, ...'nın “izin ve ruhsat alınmadan yolcu taşıması yasak araçlara ... üzerinden aracılık yaparak taşımacılık yaptırdığı” savını kabul ettiğini, ancak uygulamanın kullanıcı koşullarına göre “kişilerin kendi şahsi otomobilleriyle ticari olmayan amaçlarla yolculuk paylaşımlarının\" niçin izin ve ruhsata tabi bir faaliyet olduğunun izah edilmediğini, “ortada yasak bir faaliyet olup olmadığı\" hususunun değerlendirilmediğini, bu hususta mevzuat boşluğu bulunmasına rağmen hatalı sonuca vardığını, gerekçeli kararda kullanıcı sözleşmesinin 2. maddesinde belirtilen ve uygulamanın kar veya başka bir ticari amaçla kullanılamayacağına ilişkin tespitin dikkate alınamadığını, müvekkilinin yolculuklara, güzergah paylaşım tutarına, varış yerlerine veya zamanlamalara müdahale etmediğini, bu şekildeki bir faaliyetin ruhsata tabi olup olmadığının belirlendikten sonra haksız rekabete ilişkin hükümlerin değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin ruhsatla yapılması gereken bir faaliyeti yasa dışı yapılmasına aracılık ettiğinin iddia edildiğini, ancak mahkemece 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nu incelemeden karar verildiğini, uygulama sözleşmesine ve anılan yasaya göre ticari taşıma niteliğinde olmayan bu faaliyetin haksız rekabet oluşturmadığını, Antalya 2. İdare Mahkemesinin  ... uygulaması ile yolculuk paylaşımı yapan bir kullanıcıya 2918 sayılı Kanun kapsamında düzenlenene cezayı iptal etmesinin de bu hususu doğruladığını ve kararda ticari amaçla taşımanın bulunmadığı durumlarda belediyeden izin ve ruhsata tabi bir faaliyetin de olmadığına işaret edildiğini, bilirkişilerin bu konularda değerlendirme yapmadıklarını, esasen haksız rekabetin varlığına delalet eden davranış tespitinin (izin ve ruhsata tabi bir faaliyetin izin ve ruhsat alınmaksızın yürütüldüğü savı) ilişkin tespitin hatalı ve eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olduğunu, Mahkeme gerekçesine göre müvekkilinin simsarlık faaliyeti yaptığını, oysa simsarlık sözleşmesinin zorunlu unsuru olan ücret hususunda bir değerlendirme yapılmadığı ve müvekkilinin uygulamadan bir gelir elde etmediğinin belirlenmesine rağmen, simsarlık sözleşmesi ilişkisinin kurulduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, bu konuda ticaret şirketinin amacının gelir elde edilmesi olduğu faraziyesinden hareketle gelir elde edildiğinin de kabul edilemeyeceğini, Gerekçeli karar ile hükme esas alınan raporun çelişkili olduğunu, kararda “... yapılan taşıma işinde, davalı şirketin biraraya getirdiği araç sürücüleri ile yolcuların buluşmasında ve faşıma sözleşmesinin kurulmasında mutlak hakimiyet sahibi olduğu ve taşıma sözleşmesinin tarafı konumunda bulunduğu kuşkusuzdur\" denilmesine rağmen kök raporda “...uygulaması ile sağlanan yolculuk hizmetlerinde ... tarafının belirleyici olmadığı görülmüştür” ve “yolcu ile sürücü buluştuktan sonra sürecin davalı taraf (...) uygulamasından bağımsız ilerlediği tespit edilmiştir” tespitlerinin yapıldığını, Mahkemece atıf yapılan bir kısım ibarelerin bilirkişi raporunda bulunmadığını, dosyada yer almayan ve kaynağı belli olmayan bir ifadelere bilirkişi raporunda yer alıyormuşçasına kararda yer verildiğini, müvekkilinin taşımacılık iddiasını kabul etmemesine rağmen, gerekçeli kararın 12. sayfasında buna aykırı ibareye yer verildiğini, gerekçeli kararda hiç bir şekilde uygulamanın ticari amaçla kullanılamayacağını ifade eden ... kullanıcı sözleşmesi hükümlerinden hiç söz edilmediğini, oysa bu sözleşmenin yürütülen faaliyetin ruhsata bağlı olup olmadığının ve haksız rekabetin değerlendirilmesi açısından gerekçeli kararda değerlendirilmesi gerektiğini, Müvekkilinin 5651 sayılı Kanun uyarınca yer sağlayıcı olduğuna ilişkin savunmalarının gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, mahkemece görevlendirilen bilirkişi raporunun teknik ve mali değerlendirmelerinin, davanın reddini gerektirmesine rağmen sorumluluk ile ilgili hukuki değerlendirme kısmında farklı görüşlerin belirtildiğini, ticari amaçla kullanılmadığı belirtilen uygulamanın  ne şekilde haksız rekabete yol açtığının raporda ve kararda tartışılmadığını, raporun  hukuki değerlendirme kısmında mahkemenin talimatının göz ardı edilerek taşımacılık mevzuatı, 5651 sayılı Kanun'un yer sağlayıcılarına ilişkin düzenlemeleri ve uygulama sözleşmesinin ticari amacı yasaklayan hükümlerinin değerlendirilemediğini, mahkemenin ek rapora yönelik bir kısım talimatlarının da yerine getirilmeyeceğinin ifade edildiğini, “ben ... üyelerini ilgilendiren bir değerlendirme yapmam\" dendiğini ve raporun çelişkili ve denetime elverişli olmadığının uzman görüşü ile belirlendiğini, Raporun sorumluluk ile ilgili kısımlarının dosyaya sunulan İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Proje Yürütücüsü taşıma uzmanlarından alınan bilimsel görüşe aykırı olduğunu, bu uzman görüşünün gerekçede ve raporlarda değerlendirilmediğini, uygulamanın uzun süreden beri kullanılması nedeniyle somut bir zarar oluştuğunun kanıtlanması gerektiğini, bunun yerine zarar tehlikesinden söz edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hayatın olağan akışı kavramı ile bu hususun açıklanamayacağını, Dosyadaki yargılamaya ve delillere göre, müvekkilinin faaliyetinin haksız rekabet oluşturmadığının ve davacının iddiasını kanıtlamadığının anlaşılması karşısında hükmün kaldırılarak davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin faaliyettin  TTK'nın 55/1(e) maddesine aykırı olduğuna ilişkin tespitin varsayıma dayalı olduğunu, ortada mevzuata göre izin veya ruhsat alınmasını gerektiren bir durum bulunmadığını, bu nedenle 2918 sayılı kanun ile 5216 ve 5393 sayılı Kanunlar kapsamına giren bir faaliyet bulunmadığından izin alınmasının gerekmediğini, 5126 Sayılı Kanun'un 9/1. maddesinde atıf yapılan “her türlü taşımacılık hizmeti” ifadesi, daha da özelde “taşımacılık” kavramının kapsamı belirlenirken bu alanı düzenleyen temet mevzuat olan 4925 sayılı Karayolları Taşıma Kanunu, veya 2918 sayılı Kanun hükümlerine bakılmasını gerektirdiğini, bu nedenle yapılan faaliyetin ticari bir taşıma olup olmadığı veya ticari taşımaya aracılık edilip edilmediğinin bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini, il trafik komisyonu veya ulaşım koordinasyon kurulunun \"ticari amaçla çalıştırılmayan” taşıtlar ile ilgili bir yetkisi olmadığını, ticari taşımalara ilişkin düzenlemelerin ticari olmayan faaliyete yaygınlaştırılarak hukuka aykırı karar verildiğini,  müvekkilinin faaliyeti ile daha önce yasaklanan bir kısım faaliyetlerin temelinden farklı olduğunu, Gerekçeli kararda erişimin engellenmesine karar verildiğini, esasında ihtiyati tedbir niteliğindeki karar ile  ticari faaliyetin tedbiren durdurulduğunu, tedbir kararı verilmemesi halinde telafisi güç veya imkansız zararların oluşacağının kanıtlanmadığı gibi, yaklaşık ispatın dahi sağlanmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddi ile erişimin engellenmesine ilişkin kararın infazının ertelenmesine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 54 ve devamı maddeleri gereğince açılmış  haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve erişimin engellenmesi istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen köbulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince ayrı ayrı, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dilekçesinde, davalı şirketçe 2022 yılında oluşturulan uygulama ... ve ... uygulaması ile korsan taşımacılık gerçekleştirildiği, uygulamanın tanıtımında sorulan sorulara verilen yanıtlarda belirtildiği üzere taksici olmayan ve toplu taşıma aracı kullanma belgesi olmayan kişilerin özel araçları ile ticari amaçla yolcu taşıdığı, uygulamanın sürücü ve yolcu eşleşmesini yaparak ücret karşılığında yolcu taşıma zemini oluşturduğunu, uygulamada belirlenen referans ücreti kullanıcılar tarafından değiştirilebildiği, motosiklet uygulaması ile ilgili ruhsat alınmadığının 22.04.2022 tarihli İBB yazısından anlaşıldığı, yolcuların anlık talep üzerine belirledikleri güzergahta ücret karşılığı ve ticari nitelikte hizmet verilmesinin taksicilik hizmeti olduğunu, oysa 86/10553 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca taksicilik faaliyetinin ancak ruhsat sahibi taksicilerle yapılabileceğini, uygulamanın hatır taşımacılığı olarak değerlendirilemeyeceği, İstanbul ili için toplu ulaşım konusunda yetkili olan İBB tarafından herhangi bir izin verilmeksizin 2918 sayılı Kanun ve 5216 sayılı Kanun'a aykırı şekilde yapılan faaliyetin haksız rekabet oluşturduğu, davalının eylemlerinin ticari amaçla yolcu taşımacılığına ilişkin olmasına rağmen 1618 sayılı Kanun gereğince işletme izin belgesi alınarak faaliyetin seyahat acentesi olarak yürütülmediğini, erişimi kolay olan uygulamanın yoğun şekilde indirilerek müvekkili ve taksici esnafının çıkarlarının rekabeti bozucu şekilde zarara uğratıldığını ileri sürerek internet sitesi ve ... mobil uygulaması üzerinden verilen ... ve ... hizmetlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve internet ile mobil uygulaması dahil her türlü mecra üzerinden bu hizmetlerin sunulmasının engellenmesine, davanın sonuçlanmasına kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. Cevap dilekçesinde ise, müvekkilinin vermiş olduğu hizmetin şehir içi ulaşım hizmetinin ücretsiz ve paylaşım esasına göre olduğunu, kullanıcı sözleşmesinin 2. maddesinde uygulamanın kar amacıyla kullanılamayacağının belirlendiğini, paylaşım bedelinin kullanıcı ve sürücülerle serbestçe belirlendiğini ve bu ücretlerin müvekkilinin müdahil olmadığını, paylaşım ücretinden müvekkilinin komisyon veya başka bir ad altında pay almadığını, faaliyetin karayolu taşımacılığı kanunu kapsamında ticari bir taşıma olarak değerlendirilemeyeceğini, ancak ticari taşıma yönünden izin ve ruhsat alınması gerektiğini, uygulamanın kullanıldığı uzun süre boyunca sessiz kalındıktan sonra dava açılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, uzun süreç içerisinde uygulama nedeniyle davacı veya üyelerinin somut bir zararının bulunduğunun kanıtlanmadığı, dava dilekçesindeki açıklamaların çelişkili olduğu, bir yandan müvekkilinin taşımacılık yaptığının belirtilmesine karşın diğer yandan taşımacılığa aracılık edildiğinin ileri sürüldüğü, bireylerin özel araçları ile ticari olmayan araçlar taşıma yapmalarının mevzuata aykırı olmadığını, ticari olan ve olmayan ayrımı güdülmeksizin tüm taşımaların haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürülmesinin yasal düzenlemelere aykırı olduğu, uygulama ve faaliyetin özünde, izin veya ruhsatla yapılan bir yolcu taşımasına ilişkin olmaması nedeniyle haksız rekabet oluşturmadığı savunulmuştur. İlk derece mahkemesince yargılama aşamasında verilen 06.03.2023 tarihli ihtiyati tedbir kararına yönelik itiraz, ilk derece mahkemesinin 29.03.2023 tarihli ara kararı ile reddedilmiştir. Davalı vekilinin anılan kararına yönelik istinaf başvurusu Dairemizin 20.06.2023 tarih ve 2023/1092-1132 E.K. sayılı kararı ile incelenmiş ve istinaf başvurusu kabul edilerek, yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir kararı kaldırılmıştır. Dairemizin anılan kararında, ihtiyati tedbir ve haksız rekabet davalarındaki ihtiyati tedbire yönelik HMK'nın 389 ve devamı maddeleri ile haksız rekabete ilişkin özel düzenleme içeren TTK'nın 61. maddesine ilişkin esaslar belirlendikten sonra, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında \"...\" ve \"...\" uygulamasının erişiminin tedbiren engellenmesi kararının, dosyadaki delil durumuna göre yerinde olmadığı, uygulama aracılığı ile ticari bir faaliyet veya meri mevzuat uyarınca izin veya ruhsata bağlı bir taşıma faaliyeti veya bu taşımaya aracılık edilip edilmediğinin, yapılan işlemin niteliği, kullanıcı sözleşmesi, ücret veya komisyon  durumu, faaliyetin Elektronik Ticaret Kanunu kapsamında yer sağlama hizmeti olup olmadığı, 2918 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile taşımaya ilişkin Yönetmelikler ve İBB'nin Ticari Taksi Yönergesine uygun olduğuna yönelik itirazların delillere dayalı olarak tespiti gerektiği belirlenmişti. İlk derece mahkemesince bu kararımız üzerine davanın esasına ilişkin yargılama yapılmıştır. İlk derece aşamasında, mahkemece, yapılacak bilirkişi incelemesine esas olmak üzere tarafların incelenmesini istediği hususların açıklanması taraf vekillerinden istenmiştir. Mahkemenin ara kararı üzerine davacı vekili 22  soru, davalı ise 9 soru kapsamında inceleme yapılmasını istemiştir. İlk derece mahkemesince alınan kök ve ek raporda davacının tüm sorularının ayrıntılı olarak ve madde numaraları altında cevaplandırıldığı, davalı vekilince sunulan sorulara ilişkin olarak kök raporda bir değerlendirme yapılmadığı, davalının sorularına dair ayrıntılı bir açıklama yapılmaksızın, bilirkişi raporunun değerlendirme kısmında kısmen değinildiği anlaşılmaktadır.Davalı vekili bilirkişi incelemesinden önce, İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Merkezi tarafından hazırlanan \"Yolculuk Paylaşım Sisteminin İstanbul Trafiği Üzerindeki Etkisinin İzlenmesi\" konulu uzman görüşünü dosyaya sunmuştur. Uzman görüşünün incelenmesinde, davalının mobil uygulaması ile internet sitesinde sunulan paylaşımlı yolculuk sistemi konusunda detaylı bir inceleme yapılmış ve sonuçta bu faaliyetin rekabeti bozucu etkisinin bulunmadığı, aksine davacının üyelerinin faaliyetini tamamlayıcı nitelikte olduğu belirlenmiştir. Anılan uzman görüşü bilirkişi kök raporunda hiç değerlendirilmemiş, ek raporda ise ayrıntılı ve gerekçili bir açıklamaya yer verilmemiştir. İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararda da HMK'nın 293. maddesi kapsamında delil olarak belirlenen uzman görüşüyle ilgili bir değerlendirme  yapılmamıştır.Tarafların bilirkişilere yönelttikleri soruların sunulmasından sonra ilk derece mahkemesince, tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosyadaki delillerin değerlendirilmesi amacıyla borçlar hukuku uzmanı, rekabet hukuku uzmanı, bilgisayar mühendisi ve mali müşavir bilirkişiden oluşan bir bilirkişi kurulu oluşturulmuştur. Ancak yukarıda belirtildiği üzere davalının savunmaları, yapılan faaliyetin Karayolları Trafik Kanunu'nun 2. maddesi ve Yönetmeliğin 3. maddesi uyarınca özel kişilerin kişisel araçları ile ticari olmayan yolcu taşımacılığına ilişkin olması nedeniyle 4925 sayılı Kanun kapsamında izin veya ruhsata tabi bir işlem bulunmadığına dayanmaktadır. Davalının, kullanıcı sözleşmesi ile anılan yasal düzenlemeler kapsamındaki  savunmasının değerlendirilebilmesi ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Merkezince sunulan uzman görüşünün değerlendirilebilmesi için şehir içi toplu taşıma konusunda uzman bir bilirkişinin de bulundurulduğu tek sayıda bilirkişi kurulunun oluşturulması gerekmektedir. Ancak mahkemece, davalının savunmaları doğrultusunda, tarafların şehir içi toplu taşıma faaliyeti ve yapılacak bu faaliyetlerin hangisinin 4925 sayılı Kanun, 2918 sayılı Kanun, 2526 sayılı Kanun kapsamında izin veya ruhsata tabi bir taşıma olduğu hususunda ve ayrıca davalının yer sağlayıcı konumunda olup olmadığı ve buna göre yetki ve sorumluluklarının ne olduğu konularındaki  uyuşmazlık noktalarını açıklığa kavuşturacak nitelikte teknik tespitler içeren bir bilirkişi raporu alınmadan uyuşmazlık hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk ilk derece mahkemesince oluşturulan bilirkişi kurulunun uzmanlık alanları dikkate alındığında, şehir içi yolcu taşıma konusunda bir uzmana yer verilmediği, alınan raporda ve ek raporda da davalının savunma sebeplerinin değerlendirilmediği, davalı vekilinin sorduğu sorulara açık ve net cevaplar verilmeden hukuki sonuca ulaşıldığı anlaşılmaktadır. Raporda davalı savunmaları yönünde bir inceleme yapılmadan, haksız rekabete ilişkin değerlendirme yapılmış ve raporun sonuç kısmında bulgular tekrar edilerek eylemin TTK'nın 55/1.e. maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil  edilebileceği kabul edilmiştir. İtiraz üzerine alınan ek bilirkişi raporunda, sunulan uzman görüşünden 7. sayfada söz edilmiş ve itirazların değerlendirilmesi kapsamında mevzuat boşluğu bulunduğundan eylemin haksız rekabet oluşturduğu kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesince ... uygulaması ile yapılan faaliyetin haksız rekabet teşkil ettiği belirlenerek, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine, hizmet sunulan internet sitesi ve mobil uygulama üzerinden sunulan ... hizmetinin haksız rekabet hükmünün uygulanması dışındaki ticari iş ve faaliyetlere engel olmayacak şekilde erişimin engellenmesine, ihtiyati tedbir talebi ile ... yönelik talebin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi hükmünün infaza elverişli olmadığı, karar sonrası gelen Erişimin Sağlayıcıları Birliğinin 27.09.2024 tarihli yazısı ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün 17.10.2024 tarih ve ... Esas sayılı yazıdan anlaşılmaktadır. Nitekim davacı vekili kararın infaza elverişli şekilde düzenlenmesi için 30.09.2024 tarihinde sunmuş olduğu hükmün tashihi dilekçesi, yeni bir hüküm verilemeyeceği gerekçesiyle ilk derece mahkemesince 07.10.2024 tarihinde reddedilmiştir. Davacı vekili 11.10.2024 tarihinin istinaf başvurusunda, ilk derece mahkemesi kararının esası yönünden doğru olduğu, ancak kararın ... yönelik kararın hatalı olduğu belirtildikten sonra hükmün infaz edilememesi nedeniyle kaldırılarak yeniden hüküm kurulması ve tesis edilen hükmün 1/b bendinin infazının sağlanması için derhal tedbir kararı verilmesine, akabinde infazı mümkün bir karar verilmesi istenmiş ve kararın infaz edilmemesi nedeniyle talebin ivedi olarak görüşülmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi karanında ihtiyati tedbirin reddine karar verilmiş olmasına karşın, mahkemece kendi kararının infazına yönelik yazı yazılması suretiyle adeta ihtiyati tedbir kararı varmış gibi işlem yapılmıştır. Mahkemenin eylemli ihtiyati tedbir kararı ve davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinde bulunması nedeniyle, Dairemizce ihtiyati tedbir hususunda değerlendirme yapılmasını zorunlu kılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, ilk derece mahkemesince yapılan inceleme yeterli olmadığı, bu nedenle ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada sağlanmadığı kanaatine varılmıştır.  Ayrıca ,davalı vekilinin 29.03.2024 tarihli yazısı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinden bir kısım bilgi ve belgeler talep edilmiş ve yargılamada aydınlatılması gereken bir hususta İBB'ye yazı yazılmıştır. Ancak İBB tarafından anılan yazıya 07.08.2024 tarihinde cevap verildiği, mahkemece uyuşmazlığın aydınlatılmasında önemli görülen bu delil beklenmeden 19.07.2024 tarihinde karar verildiği ve bu sürede davanın tam olarak aydınlatılmadan, deliller toplanmadan ve davalı tarafın hukuki dinlenilme hakkı sağlanmadan karar verildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince verilen gerekçeli kararda olaya ilişkin mevzuat hükümleri detaylı şekilde incelenmiş ve uygulanacak hükümler tespit edilmiştir. Ancak gerekçeli kararda genel olarak davacının faaliyetinin ticari taşıma olduğu belirtilmekle birlikte, bazı noktalarda faaliyetin simsarlık sözleşmesi kapsamında olduğu açıklanmıştır. Davalının savunma sebepleri ise gerekçeli kararda yeterince değerlendirilmemiştir. İlk derece mahkemesince davalının faaliyeti TBK'nın 55/1.e ve 54. Maddesi kapsamında haksız rekabet olarak kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu, davacının faaliyetinin yukarıda belirtilen yasalar kapsamında izin veya ruhsata tabi bir taşıma hizmeti veya izin, ruhsata bağlı bir toplu taşıma hizmetine aracılık veya komisyon hizmeti şeklinde olduğunun delillere uygun şekilde belirlenmesi halinde, bu faaliyetin haksız rekabet oluşturacağı değerlendirilebilecektir. Ancak bu sonuca varılması için delillerin eksiksiz olarak toplanarak değerlendirilmesi ve davalının haksız rekabet olarak kabul edilen ... uygulamasının izin ve ruhsatla yapılan bir faaliyeti ihlal ettiğinin belirlemesi gerekmektedir. Şehir içi toplu taşıma işlemlerinin ne şekilde yapılacağının bir çok yasa ile belirlendiği ve bu işlemi yapabilecek kişilerde belirli şartlar arandığı anlaşılmaktadır. Ancak davalı istikrarlı şekilde, yapılan faaliyetin özellikle ticari taşıma alanında temel yasa olan 4925 sayılı Kanun'un 2.maddesi kapsamında gerçek kişilerin özel otomobilleriyle yapılan ve ticari olmayan taşımaları kapsamına girdiğini, bu nedenle faaliyetin  2918 sayılı Kanun ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanun'u kapsamında izin veya ruhsata tabi bir faaliyet olmadığını savunmaktadır. Davalı bu savunmasına esas olmak üzere Antalya 1. İdare Mahkemesince verilen ve uygulamanın ruhsata tabi bir işlem olmadığına ilişkin idare mahkemesi kararını ve uygulamanın haksız rekabet oluşturmadığına ilişkin uzman görüşünü sunmuştur. Dosya kapsamındaki deliller ve uzman görüşündeki değerlendirmelere göre, mahkemece, aralarında şehir içi toplu taşıma konusunda uzmanların da bulunduğu bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulu eliyle yeni bir inceleme yapılması gerekir. Oluşturulacak uzman bilir kişilerce,  davalı tarafından sunulan uzman görüşünün, davalının sunmuş olduğu kullanıcı sözleşmesi hükümlerinin, sözü edilen idare mahkemesi kararı ile dosyadaki ceza mahkemesi kararlarının değerlendirilerek, davalının faaliyetinin gerçekten izin ve ruhsata tabi bir faaliyet olup olmadığının belirlenmesi, tarafların eşitliği ilkesi gözetilerek her iki tarafın bilirkişi kurulunca aydınlatılmasını istediği hususların tek tek ve gerekçeli olarak karşılanarak gerekli tespitlerin yapılması gerekir. Dosyadaki bilirkişi raporu ve ek raporun uyuşmazlığı aydınlatmaya yeterli olmadığı ve uzmanlık alanı itibariyle konusunda uzman bilirkişilerin kurulda yer almadığı gibi tarafların eşitliği ilkesine de yeterince uyulmadığı, davalı savunmalarının ve bilirkişilere sorduğu soruların yeterince değerlendirilmediği  anlaşılmıştır.  Bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının delillerin tam olarak toplanarak değerlendirilmemesi nedeniyle kaldırılması gerekmiştir.Diğer yandan hükmün infaza elverişli olmaması nedeniyle davacı vekilince ivedi şekilde ihtiyati tedbir talep edilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesine rağmen, kararın yerine getirilmesi için doğrudan müzekkere yazılması, niteliği itibariyle tedbir sonuçlarını doğurmaktadır. Dairemizin daha önce ihtiyati tedbire yönelik istinaf başvurusunda yapmış olduğu tespitler dikkate alındığında, ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için TTK'nın 61 ve HMK'nın 389. maddesine göre, öncelikle davacının, davadaki haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve ayrıca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi gerekir. Somut olayda yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada sağlanmadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.  Bu noktada belirtmek gerekir ki ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesine karşın erişim engeline ilişkin kararının yerine getirilmesi konusunda müzekkere yazılması çelişkili olup bu kararın sonuçlarının ortadan kaldırılması konusunda, kaldırma kararımız doğrultusunda, ilk derece mahkemesince gerekli yazışmalar her zaman yapılabilir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, taraf vekillerinin esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarıın, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine, HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 21.11.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ba57908a4cb981ad","SID":"dde530871ab36c59"}}