{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1070 <br>KARAR NO:2024/1484<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ:19/01/2021<br>NUMARASI:2018/1336 Esas -  2021/42 Karar<br>DAVA:Menfi Tespit (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ... Şirketi tarafından,... davalı şirket yetkililerince davacı şirkete keşif yapılarak fiyat teklifi verildiği ve taraflar arasında karşılıklı olarak anlaşmaya varıldığı, karşılıklı anlaşma neticesinde, 80 adet 120 AH Bakımsız Kuru Akü 21.12.2016 tarihinde teslim edilmiş ve montajı da davalı Şirket tarafından gerçekleştirildiği, ayrıca yine davalı şirket tarafından söz konusu akülerin davacı şirket iş yerine ve üretim bandının uygunluğuna dair teknik incelemeler yapılmış ve uygunluğu tespit edildiği, davacı şirkete teslim edilen akülerde oksidasyon sorunu çıkması üzerine, bahse konu akülerin olağan bir gözden geçirmeyle anlaşılamayacak ve zaman içerisinde ortaya çıkan gizli ayıplar taşıdığı anlaşıldığı, davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilmiş olan 02.10.2017 tarihli emailde, bahse konu akülerde oksidasyon meydana geldiği ve bu durumun derhal kendilerine iletildiği belirtilerek ilgili sorunun çözümü için gerekli işlemlerin yapılması talep edildiği, davalı şirket tarafından incelemeler yapılacağı belirtilmesine rağmen herhangi bir önlem ya da iyileştirme çalışması yapılmaması üzerine, davacı şirketin aküleri kullanması mümkün olmamış, üretimi aksamış ve davacı şirket ciddi maddi kayıplar yaşadığı, davacı şirket, davalı şirket’e gerek mail yolu ile gerekse sözlü olarak birçok kez ihbarda bulunmasına rağmen davalı şirket, davacı şirketi sürekli oyaladıkları, davalı Şirket tarafından montajı gerçekleştirilen gizli ayıplı aküler sebebiyle üretim hattının devre dışı kalması davacı şirketi son derece ağır maddi kayıplara uğratmış olup, bu durum dahi davacı şirketin gizli ayıplı aküler sebebiyle yaşadığı sıkıntıları gözler önüne serdiği, davacı şirket tarafından hazırlanarak davalı Şirket’e gönderilmiş olan 10.04.2018 tarihli ihtarnamede de belirtildiği üzere, ilgili akülerin satımı sırasında davalı Şirket yetkilileri davacı şirket fabrikasına gelerek, uygunluk araştırması yapmış ve ortam koşullarının uygunluğuna onay verdiği, öte yandan, söz konusu aküler davalı Şirket tarafından montajlanmış ve davacı şirket bahse konu ürünleri teslim anında muayene ettiği, ne var ki, ilgili ürünlerde bulunan ayıplar Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) md. 223/f.2 hükmü uyarınca olağan bir inceleme ile anlaşılması mümkün olmayıp, zaman içerisinde ortaya çıkan gizli ayıp niteliğini haiz olduğu, dolayısıyla davacı şirket gizli ayıplı aküler karşısında, TBK md.227 uyarınca öngörülen “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,  imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.” seçimlik haklarından birini davalı şirkete karşı kullanabileceği, açıklanan nedenlerle davamızın kabulü ile; davalı şirketin gizli ayıplı teslim ederek, hatalı bir şekilde montajlamış olduğu 80 adet 120 AH Bakımsız Kuru Akünün gizli ayıplı olmaları sebebiyle davacı şirketin TBK kapsamındaki seçimlik hakları uyarınca, akülerin Yuasa SWL 2500 model yeni aküler ile değiştirilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  davaya konu aküler belirli kriterleri sağlaması hasebiyle uluslar arası alanda kabul gören ve Avrupa ülkelerinde imal edilen aküler olduğu, davacı yanın ısrarla aynı aküleri istemesinin temel sebebi de beyanlarımızı doğrular nitelikte olduğu, davalı Firma'nın asıl uzmanlığı kesintisiz güç  Kaynağı üretimi olduğu, söz konusu kesintisiz Güç Kaynaklarının aküler ile çalışmasının gerekmesi nedeniyle sürekli olarak değişik akü markaları ile de çalışmakta ve gerek kendi cihazları için gerekse de talepler doğrultusunda akü tedarik ettiği, davacı firma da davalıdan talepte bulunmuş ve karşılıklı anlaşmalarıç doğrultusunda aküler kendilerine teslim edildiği, söz konusu aküler .... A.Ş. şirketinden 14.12.2016 tarihinde tedarik edilerek bir hafta sonra da teslim ve montajı yapıldığı, ancak tüm aküler çalışır vaziyette teslim edilmesine rağmen on ay gibi uzun bir sürenin akabinde bir takım   akülerde üretimden kaynaklı problemler oluştuğu davalı firmaya iletildiği, davalı firma tarafından davacıya ait iş yerine gidilmiş gerekli tetkikler yapılmış ve akülere garanti veren  .... A.Ş. firmasına başvurulmak üzere çalışmasında sorun olan 5 adet akü tespit edilerek gerekli fotoğraflandırmalar yapıldığı, davacı ya ait iş yerinde kesinlikle ikrar manasına gelmemesi kaydı ile  4-5 akünün çalışmasında problem olsa da diğer akülerin sağlam ve çalışır vaziyette olması sebebiyle sistem çalışır vaziyette bırakıldığı, davacı yanın dilekçesinde belirttiği 10 saatlik arıza ise daha sonra gerçekleşmiş olmakla birlikte kesinlikle akülerden kaynaklanmadığı, aradan 10 ay geçmesine rağmen fabrikasyon hatası bahsi ile her birinde sorun olmamasına rağmen tüm akülerin aynı marka ile değiştirilmesinin istenilmesi açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, üretim hatası olduğu iddia edilen ürünler üzerinde gerekli hiç bir kontrol vesair davacı tarafça yapılmadığı,  dava konusu akülerin raf ömrünün 6 ay olması hasebiyle kısa süre içerisinde devreye alınmaları gerektiği, davacı yanın da beyan ettiği üzere 21.12.2016 tarihinde kullanım başlamış ve on ay boyunca akülerde hiç bir sıkıntı meydana gelmediği, aradan geçen on ay gibi süre boyunca hiç bir problem çıkmadığına da dikkat edilecek olunursa davalı firmanın temin etmiş olduğu akülerin üretim hatası olmaksızın tedarik edilerek çalışır vaziyette eksiksiz olarak karşı yana sunulmuş olduğu mahkemenin takdirinde olduğu, açıklanan nedenlerle davanın .... A.Ş. Firmasına ihbar edilmesini, haksız ve kötü niyetli davanın reddini, avukatlık ücreti ve dava masraflarının davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Tüm dosya kapsamı, taraf iddia, savunma Kütahya 1.Asliye Hukuk mahkemesinden talimat yoluyla alınan bilirkişi raporları içeriğine göre; davacı şirketin davalı şirketten davaya konu 80 adet 120 AH kuru tip akünün satın aldığı, akülerin kurulumunun davalı firma teknik personellerince kurulum öncesinde davacının iş yerindeki ortam koşullarının uygun olduğu kanaatiyle 21/12/2016 tarihinde yapıldığı, davacı firmanın 02/10/2017 tarihinde montajı yapılan akülerin bağlantı noktalarında oksidasyon tespit etmesi üzerine durumu mail yoluyla davalı şirkete bildirdiği, ancak davalı şirket tarafından teknik servisin gönderilmemesi ve sorunun devam etmesi üzerine davalı tarafa noter aracılığıyla ihtar çekilmesinden sonra iş bu davanın açıldığı,  davaya konu akülerin bulunduğu fabrikanın mahkememiz yargı alanı dışında olması sebebiyle Kütahya Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazıldığı, yapılan keşif sonucunda oluşturulan her iki raporunda da akülerdeki arızaların gevşek bağlantı yada üretimden kaynaklı olabileceğinden bahsedildiği dolayısıyla davacıya atfedilmiş bir kusur olmadığı, bilirkişi raporlarındaki teknik tespitler uyarınca akülerdeki arızanın satın alınırken anlaşılamayacağı, ancak kullanılması halinde fark edilebilecek nitelikte olduğu dolayısı ile gizli ayıp niteliğinde olduğu, bu halde somut olayda ayıbın gizli ayıp olduğu ve davacının  durumu davalıya TTK'nın 23/son madde atfıyla TBK'nın 223/son maddesi uyarınca ayıbın süresinde yapılıp davalı bilgisine ulaştığının kabulü gerekeceği, yine her iki raporda bahsedilen laboratuvar ortamında inceleme yapılmasının davacının sorumluluğunda değişiklik doğurucu bir sonuç  oluşturmayacağı, üretim kaynaklı hatanın tespitinin davalının davacıya karşı sorumluluğunda bir değişiklik getirmeyeceği ihbar olunan ile davalı arasındaki sorumluluk bakımından sonuç doğuracağı değerlendirildiğinden yargılamanın makul sürede ve  en az giderle sonuçlandırılması gereği de gözönüne alınarak yeniden laboratuvar incelemesi yapılmamış davanın kısmen kabulüne karar verilmiş  olup bilirkişi raporunda da belirtildiği şekilde raf üzerinde bağlantısı yapılmış 67 aküden 40 tanesinin devrede olduğu, kalan 27 tane akünün ise birbiri ile bağlantıları yapılmış ancak problemli olması nedeniyle devre dışı bırakıldığı, 7 adet akünün ise yerde bağlantılarının yapılmadığının tespiti karşısında 34 adet akünün aynı marka model ve aynı özellikteki ayıpsız misli ile değiştirilmesine, davacının davasının kısmen kabulüne,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, ayıplı aküleri ve reddedilen kısma ilişkin akü sayısını belirlerken hataya düştüğünü, dosya münderecatında bulunan bilgi ve belgeler incelediğinde bu hususun açıkça görüleceğini, yerel mahkeme kararının aksine davalı şirket tarafından teslim edilen akülerin tamamının ayıplı olduğunu,  davaya konu akülerin devamlı olarak arıza verdiğinden davacı şirketin üretim hattının devre dışı kaldığını ve bu nedenle davacı şirket nezdinde hayli yüksek tutarlarda maddi kayıp meydana geldiğini, yerel mahkemenin 80 aküden yalnızca 34 tane akünün değiştirilmesi yönündeki kararının somut gerçeklikle uyuşmadığını ve söz konusu kararın kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirket tarafından eski tarihli akülere yeni etiket basılması suretiyle davacı şirketin yanıltılmak istendiğini, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da bu hususun uyuşmazlığın esasını oluşturduğu ve davanın seyrini değiştirecek nitelikte olduğunun değerlendirildiğini, ancak yerel mahkeme tarafından bu hususa ilişkin delillerinin göz ardı edilerek hiçbir inceleme yapılmadığını ve eksik inceleme sonucunda karar tesis edildiğini, yerel mahkemenin, dosyaya sunulan davacı şirkete gönderilen ve davalı şirket ile ihbar olunan şirket arasındaki yazışmaları da dikkate almadığını, ilgili yazışmalarda davalı şirket tarafından tüm akülerin arızalandığının ikrar edildiğini ve konuyla ilgili akü tedarikçisi sıfatıyla ihbar olunan şirketten değişim talebinde bulunulduğunu, haklı davayı açıkça ve tümden ispatlayan bu delilin de yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını ve incelemeye konu dahi edilmediğini,  bu kapsamda dosyada yer alan beyan ve deliller ile bilirkişinin değerlendirmesi sonucunda, bu hususun dikkate alınmasının ve aydınlatılmasının dava bakımından önem arz ettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  dosya dahilinde tanzim edilen ilk iki rapor da akülerin devreye alındıktan 10 ay gibi uzun bir süre sonra oksidasyona uğradığının  tespit edildiğini, her ne kadar montaj öncesi ortam koşulları kontrol edilmiş olsa da montaj akabinde özellikle ortam sıcaklığının tespit edilemediğini, ancak arızalanan 7 adet aküye rağmen 73 adet akünün çalışır vaziyette olduğu dikkate alındığında ise üretimden ya da montajdan ziyade kullanımdan kaynaklı arıza meydana geldiğinin ortaya konulduğunu, kaldı ki davacının ısrar ile aynı aküleri istemesinin yine ilk aşamada 10 ay gibi uzun süre geçmesine rağmen akülerde bir problem tespit edilmemesinin de söz konusu hususları doğrular nitelikte olduğunu, davacı tarafından davalı firmaya sadece 7 adet akü hakkında talepte bulunulduğunu ve diğer akülerin ancak dava aşamasında gündeme getirildiğini, söz konusu aküler nezdinde davalı firmaya süresi içinde bildirim yapılmaksızın doğrudan dava açılmasını da kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, aksi kanaat hasıl olur ise de Yerel Mahkeme kararında lehe yönelik eksik vekalet ücretine hükmedildiğini, 37 adet akünün fiyatının belirlenmesi akabinde red oranına göre lehe vekalet ücreti tayin edilmesini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: dosya dahilinde tanzim edilen ilk iki rapor da akülerin devreye alındıktan 10 ay gibi uzun bir süre sonra oksidasyona uğradığının  tespit edildiğini, her ne kadar montaj öncesi ortam koşulları kontrol edilmiş olsa da montaj akabinde özellikle ortam sıcaklığının tespit edilemediğini, ancak arızalanan 7 adet aküye rağmen 73 adet akünün çalışır vaziyette olduğu dikkate alındığında ise üretimden ya da montajdan ziyade kullanımdan kaynaklı arıza meydana geldiğinin ortaya konulduğunu, kaldı ki davacının ısrar ile aynı aküleri istemesinin yine ilk aşamada 10 ay gibi uzun süre geçmesine rağmen akülerde bir problem tespit edilmemesinin de söz konusu hususları doğrular nitelikte olduğunu, davacı tarafından davalı firmaya sadece 7 adet akü hakkında talepte bulunulduğunu ve diğer akülerin ancak dava aşamasında gündeme getirildiğini, söz konusu aküler nezdinde davalı firmaya süresi içinde bildirim yapılmaksızın doğrudan dava açılmasını da kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, aksi kanaat hasıl olur ise de Yerel Mahkeme kararında lehe yönelik eksik vekalet ücretine hükmedildiğini, 37 adet akünün fiyatının belirlenmesi akabinde red oranına göre lehe vekalet ücreti tayin edilmesini, davacı tarafın iddialarını ispat edemediğini beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Satım konusu akülerdeki ayıp nedeniyle ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebidir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.İstinaf konu uyuşmazlık temelde ürünlerde ayıp bulunup bulunmadığı, ayıp var ise kaç adet ürünün ayıplı olduğu noktasında toplanmaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerekir.TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.\tTürk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.Davlı şirket davacı  şirkete Yuasa marka,  80 adet 120 AH bakımsız kuru aküyü 21/12/2016 tarihinde satarak teslim etmiş ve davacıya fabrika alanında bulunan UPS güç kaynaklarına kendisi monte etmiş, çalışır vaziyette teslim etmiştir. Akülerden bir kısmının arızalanması üzerine davalı şirkete 2 Mart 2018 tarihli e-mail ile durum ihbar edilerek çözüm bulunması istenmiş, ayıplı olduğu iddia edilen akülerden 5 adedi davalıya 2 adet sevk irsaliyesi ile teslim edilmiş, dosyadaki e-mail yazışmalarından ve bilirkişi raporunda  bu 5 adet akünün dava dışı ihbar olunan tedarikçi tarafından değiştirilmesinin kabul edildiği beyanı bulunmakla birlikte bu 5 adet akünün değiştirilip davacıya teslim edildiği savunulmamıştır.Davacı da bu 5 adet akünün ayıpsız mislinin kendisine teslim edilmediğini bilirkişi raporuna  itiraz dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde iddia etmektedir. Dosyaya kazandırılan  27/06/2019 tarihli bilirkişi raporunda; Akülerin arızalanma sebepleri genel olarak kullanım kaynaklı, montaj kaynaklı veya üretim kaynaklı olabileceği, akülerde üretim kaynaklı bir hatanın olup olmadığı hususu ise (gizli ayıplı olup olmadığı) sadece laboratuvar ortamında ya da fabrika ortamındaki test cihazları ile mümkün olabileceği tespiti yapılarak devamında ürünlerin teslim tarihine göre her iki tarafında iddiaları kapsamında ve uyuşmazlık çerçevesinde akülerin kullanımdan kaynaklı arızalanıp arızalanmadığı, ürünlerde kullanım hatasının bulunup bulunmadığı hususu değerlendirildiğinde, akülerin arızalandığı dönem içerisinde ortam sıcaklığının nasıl olduğunun bilinememesi, UPS'te herhangi bir arıza olup olmadığı bilinememekle birlikte aynı ortamda birden fazla UPS ve akü grubunun bulunduğu, davalı firma tarafından tedarik edilen akülerin tamamının arızalanmadığı ve sadece bazı akülerde problem yaşanması dikkate alındığında akülerin kullanım kaynaklı arızalanmadığı  kanaatine varıldığı, teslim tarihine göre arızaların tespiti hususunda ise;  10.07.2017 tarihli ...Formunda \"Cihaz devreye alınarak sorunsuz şekilde çalıştırılıp teslim edilmiştir.\" denildiği ve tarafların tutanağı karşılıklı olarak imzaladığı görüldüğü belirtilmiş, ancak belirli bir kullanımdan sonra akülerden bazılarında arızalanmaların meydana geldiği dikkate alındığında kesin bir hüküm verilememekle birlikte söz konusu arızanın montaj esnasındaki gevşek bağlantı nedeniyle veya üretim kaynaklı olabileceği kanaati bildirilmiştir. İtiraz üzerine sunulan 13/11/2019 tarihli ek raporda ayın görüşünü tekrar ederek; fabrikada yerinde yapılan tespitlerde 67 adet akünün raf üzerinde bulunduğu, bu akülerden 40 adedinin devrede olup çalışmakta olduğu, kalan 27 adet akünün birbiri ile bağlantılarının yapılmış olduğunu ancak problemli olması nedeniyle devre dışı bırakıldığı, 7 adet akünün yerde bağlantıları yapılmamış vaziyette olduğu, dolaysıyla 34 adet akünün atıl vaziyette olduğu belirtilmiştir. İlk raporundaki 1 adet oksidasyonlu akünün ise yerde bulunan 7 adet akü içinde olduğuna dair fotoğrafı aynı raporda belirtmiştir. Bilirkişinin ilk raporunda davacı yetkililerin  6 adet akünün davalı firmaya gönderildiği şeklinde beyanda bulundukları belirtilmiştir.İtirazlar üzerine 15/06/2020 tarihli yeni bilirkişi raporu alınmıştır; davacı firmaya ait fabrikada kullanılmakta olan akülerin ortam koşutlarına bağlı olarak arızalanma ihtimalini düşük bulmakla birlikte meydana gelen oksidasyonun gevşek bağlantıdan veya montajda kullanılan yanlış baradan (bakır yerine alüminyum) kaynaklı olabileceği bunun montajı gerçekleştiren davalı firmayla ve de davalı firmanın çalışmakta olduğu teknik servisle alakalı bir husus olduğu, akülerin peyderpey arızalanmasının ise üretimine dayalı bir sıkıntı olabilme ihtimalini doğurduğu, tedarikçi firmanın ısrarla yerinde teknik incelemeden kaçınmasının bu ihtimali güçlendirdiği, lakin bunun kesinlik kazanabilmesi için bir önceki bilirkişinin de raporlarında yinelediği üzere laboratuvar ortamında gerekli test/ölçüm yapılması gerekliliği, periyodik bakımlarla ilgili bir önceki bilirkişinin raporunda akülerin yıllık periyodik bakımlarının yapıldığı bilgisinin fabrikaya gerçekleştirdiği ziyaretle kendisine verildiği ve son periyodik bakıp formunun kendisine gösterildiği beyanı dikkate alındığında periyodik bakımla ilgili bir ihmal olmadığı, en önemli husus olarak davacı firma tarafından fotoğrafların bilirkişiye fabrika ziyareti esnasında gösterdiğini iddia ettiği fakat bilirkişinin raporlarında değinmediği, davalı firma ile tedarikçi firmanın da itiraz beyanlarında yer vermediği eski tarih üzerine yeni tarihli etiket basılması hususunun muhakkak açıklığa kavuşturulması gerektiği, akülerin montaj tarihi ile ilk arıza tespitinin bildirim tarihi arasında mail ortamındaki yazışmalar dikkate alındığında beyanlarda bahsi geçtiği üzere 1,5 yıl değil 9,5 ay süre olduğu kullanıcı kaynaklı hata hariç satılan ürünün 2 yıl boyunca garanti içi değişime imkan sunmasına rağmen bunun aradaki uyuşmazlıktan davacı davalı ve tedarikçi arasında kaynaklı gerçekleşmediği kullanım ile alakalı olup olmadığının tespitinin ise tedarikçi veya üretici firmanın fabrika ortamında gerçekleştireceği teknik incelemeyle ve de düzenlenecek raporla daha sağlıklı olabilecekken ki davalı firmanın da talebi bu yönde olmasına rağmen tedarikçi firma tarafından bundan imtina edildiği kanaatini bildiren rapor dosyaya sunulmuştur.Dosyaya toplanan deliller ile bilirkişi raporunda belirtilen ve fabrikada bulunup fiilen çalışmayan 27+7= 34 adet akünün ayıplı olduğu, davacı tarafça davalıya teslim edilen 5 adet akününde ayıplı olup davacıya iade edilmediği 40 adet aküde ise herhangi bir ayıp tespit edilemeyip bilirkişi incelemesi yapıldığı gün devrede ve çalışır vaziyette olduğu, 1 adet akünün ise davacı tarafça ilk bilirkişi raporuna göre davalıya teslim edildiği beyan edilmekle birlikte bilirkişi tarafından tespitinin yapılamadığı bu 1 adet akünün ayıplı olduğunun da ispatlanmadığı anlaşılmakla davalının istinaf sebeplerinin reddine, davacının ise bu yöne ilişen istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>Mahkemece 39 adet akü yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken 34 akü yönünden davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.Bu durumda 5 adet akü daha önceden davalıya teslim edildiği gözetildiğinde ayıplı 34 adet akünün davalıya iadesi karşılığında 39 adet akünün ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar vermek gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde sinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; mahkemece kurulan hüküm isabetli görülmemiş olmakla davalının istinaf istemin reddine, davacının istinaf isteminin kabulü ile  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE,2-Davaya konu 80 adet 120 AH Kuru Tip aküden 39 adetinin ayıpsız misli ile değiştirilmesine, davacıya satılan ve davacı elinde kaldığı anlaşılan 34 adet akünün davalı satıcıya  iadesine, fazlaya ilişkin istemin reddine3-Alınması gereken 1.612.77 TL karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 862,97‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 749,80 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,4-Davacı tarafça yatırılan 862,97-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 35,90-TL başvuru harcı, 1.125,90.-TL tebligat,  müzekkere ve talimat gideri, 2.300,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.461,80.-TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre 1.687,19.-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,  6-Davalı tarafından yapılan 48,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranı dikkate alınarak 26,00.TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 23.609,60 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 24.820,40 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili  tarafa iadesine,10-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak;a-Davacı vekilince yatırılan  istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacının istinaf aşamasına yaptığı 162,10 TL istinaf başvuru harcı davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı taraftan alınması gereken 1.612.77 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30 TL 'nin mahsubu ile bakiye 1.553,47 TL karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d213c4524a1993c2","SID":"71a20fef153b551c"}}