{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1016 <br>KARAR NO:2024/1487<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:29/03/2021<br>NUMARASI:2020/595 Esas -  2021/325 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Öncelikle ve önemle belirtmemiz gerekir ki, Davacı/alacaklı müvekkil .... Şti. ile davalı/borçlu ... A.Ş. arasındaki ticari ilişki dolayısıyla ... Numaralı 11.580,27 TL bedelli, ... Numaralı 508,94 TL bedelli ve ... Numaralı 166,48 TL bedelli 3 adet fatura ile cari hesaptan kaynaklı Davacı Müvekkil şirketin Davalı taraftan muaccel ve likit 7.255,69 TL tutarında bakiye alacağı bulunmaktadır. . Buna karşın müvekkil şirkete herhangi bir ödeme yapmamış olması sebebiyle davalı aleyhine .... sayılı dosyasındaki 9.255,69 TL cari hesap alacağından kaynaklı 7 örnek ödeme emri ile ilamsız takip başlatılmıştır. İcra müdürlüğü tarafından düzenlenen ödeme emri karşı tarafa tebliğ edilmiş, icra takibi başlatıldıktan sonra 05.08.2019 tarihinde karşı taraf müvekkil şirkete 2.000 TL tutarında bir ödeme daha gerçekleştirmiş ve sonrasında borcu olmadığından bahisle takibe, borca, işlemiş faize, faiz oranına ve takibin tüm fer’ilerine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmiştir. Önemle belirtmek isteriz ki, borçlu şirketin henüz müvekkil şirket yasal yollara başvurmadan 09.04.2019 tarihinde 3.000 TL, icra takibi başlatıldıktan sonra, 05.08.2019 tarihinde, müvekkil şirkete 2.000 TL ödeme yapması akabinde ise müvekkil şirkete borcu olmadığından bahisle takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi müvekkil şirketin muaccel ve likit 7.255,69 TL tutarındaki alacağını tahsil etmesinin önüne geçmek gayesinde olduğunu , Haklı davamızın kabulü ile, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, ... Sayılı takibinin devamına, Davalı tarafın haksız ve kötüniyetli itirazı sebebiyle davalı şirket aleyhine yüzde yirmiden az olmamak üzere, icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Her iki tarafın ticari  defter ve belgeleri ile tarafların ba-bs formları üzerinde yapılan inceleme neticesinde ;22/02/2021 Tarihli Bilirkişi Raporu; uyarınca davacının davalıdan 7.255,60 TL alacaklı olduğu rapor edilmekle, Taraf ba-bs bildirimlerinin mutabakat halinde olduğu ,her iki taraf defter kayıtlarının birbirini doğruladığı davalı tarafından yapılan ödemelerin de davacı defterinde kayıtlandığı görülmekle, Davacının takip dosyası uyarınca  davalıdan  7.255,69 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne ve de   İİK 67/2 uyarınca alacağın likit oluşu ve borçlunun itirazında haksız çıkması sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilerek davanın kabulüne, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararında her ne kadar her iki tarafın ticari defter ve belgelerinin incelendiği 22.02.2021 tarihli bilirkişi raporunu göz önünde bulundurmuşsa da söz konusu bilirkişi raporunda yer alan hatalı hesaplamaların mahkemece yanlış/eksik yorumlanarak değerlendirildiğini, davacı yan tarafça davalı aleyhine başlatılan icra takibine dayanak faturaların ... A.Ş. adına düzenlenmiş satış faturaları ve sevk irsaliyeleri olduğunu, farklı tüzel kişiliğe sahip davalı şirket ... ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını,  davacı ile davalı  şirket arasında 2018 yılına ilişkin yapılmış alım satım sözleşmesi ya da cari hesap sözleşmesine bulunmadığının raporda da açıkça belirtildiğini, söz konusu faturaların davalı şirketçe teslim alındığı ve şirket adına düzenlendiğine dair herhangi somut bir bulgunun da  bulunmadığını, bilirkişi raporunda faturaların açık faturalar olduğu ve faturalarda teslim alan ve teslim eden kısmının boş olduğu ve üst kısmında imza edenlerin bilgisinin yer almadığı ayrıntılarına da yer verildiğini,  davacı şirketin davalı tarafından yapılan 3.000 TL ödemeyi kayıtlarına intikal ettirdiğini ancak davacı yan tarafından beyan ve kabul edilen takip sonrası 2.000 TL ödemenin davacı kayıtlarında yer verilmediğinin tespit edildiğini,  dolayısıyla davacı tarafça hukuka uygun tutulmamış ticari defterlerin davacı aleyhine delil teşkil edeceği hususu göz ardı edilerek davacı lehine yorumlanmasıyla tanzim edilen bilirkişi raporu ve de bu rapor doğrultusunda Yerel mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, dava şartı arabuluculuk tutanağında yer almayan icra inkar tazminatı yönünden söz konusu kaleme yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerekirken yerel mahkemece müvekkilin icra inkar tazminatına  mahkum edilmesine dair verilen  kararın hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen icra inkar tazminatına yönelik dava şartı arabuluculuk tutanağında yer almayan ve dava ile talep edilen alacaklar yönününden öncelikle tefrik kararı verilerek dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmekteyken Yerel Mahkemece hukuka ve kanuna aykırı bir şekilde davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu  beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalı tarafın her ne kadar bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucu hazırlandığını iddia etmişse de bilirkişi raporunda tarafların ticari defterleri ve tüm kayıtlarının incelendiğini, davacı  şirketin ticari defter ve kayıtları kanunun ilgili hükmü gereğince delil niteliğini haiz olduğunu, dava şartı arabuluculuk tutanağında yer almayan icra inkar tazminatı talebinin dava şartı yokluğu nedeniyle reddinin gerektiği yönündeki beyanın da kanuna açıkça aykırı olduğunu beyanla istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan  açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile  davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır.Davacı alacaklı  tarafından davalı hakkında,  ...sayılı takip dosyası ile \"25/07/2019 tarihli 9.255,69 TL tutarında 1 adet cari hesap \"borcun sebebi gösterilerek 9.255,69 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız  takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde 7.255,69 TL yönünden itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf,  faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta, davalı tarafça bazı işlerin yapılmadığı savunulmaktadır.Tarafların ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile; davacının davalıdan bir kısım mal satın aldığı, bu malları dava dışı ... A.Ş.'ye satışını yaptığı, bu firmanın malları iade etmesi üzerine davacı tarafçada satıcı olan davalıya yansıtıldığı, davcının davalıya bu malları iade ettiği, davacının davalıya gönderdiği faturanın davalı ticari defterlerine itirazi bir kayıt ileri sürmeden kaydedildiği, faturalara TTK 21/2 maddesi gereği 8 günlük süresinde bir itirazda bulunulmadığı, davalı ticari defterlerinde de faturaları davacı ticari defterleri ile uyumlu olarak kaydedildiği, takip tarihinin 25/07/2019 olup bu tarihten sonra davalı tarafça 2.000 TL ödeme yapıldığı, davacının takip tarihi itibarıyla alacağının 9.255,69 TL, dava tarihi itibarıyla ise 7.255,60 TL oluğu, taraflarca verilen BA-BS formalarınında bire bir mutabık olduğu, bilirkişi raporunda takip tarihinin ödeme emrinin tebliğe çıkarılış tarihi olan 28/10/2019 olarak hatalı kabul edilmesi sonucu  davacının takip tarihi itibarıyla alacağının davalı defterlerinde 7.255,60 TL göründüğü şeklinde hatalı bir belirleme bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı tarafça herhangi bir itirazı kayıt ileri sürülmeden kendi ticari defterlerine kaydettiği ve vergi dairesine BA formuyla bildirdiği malları teslim almadığının ispatlanması gerekmekte olup buna dair herhangi bir delil sunulmuş değildir. Bilirkişi raporu ile de  davacını takip tarihi itibarıyla alacağı 9.255,69 TL, dava tarihi itibarıyla ise 7.255,60 TL oluğu belirlenmiş davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. İcra inkar tazminatı itirazın iptali davasının ferisi niteliğinde olup arabuluculuk aşamasında görüşülecek ve hakkında uyuşmazlık tutanağı düzenlenecek bir husus değildir. Bu alacak yönünden dava şartı arabuluculuğa başvuru gerekmediği anlaşılmakla davalı vekilinin tüm istinaf isteminin reddine  karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 123,91‬ TL harcın, alınması gerekli olan 495,64 TL harçtan mahsubu ile bakiye 371,73‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f8c4dabcb6df53c1","SID":"f51c9f55b3e02edf"}}