{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/354 Esas<br>KARAR NO:2024/1785<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ:20/09/2022<br>NUMARASI:2020/408 Esas,2022/136 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Markanın Hükümsüzlüğü ve Markaya Tecavüzden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:21/11/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1991 yılında 5 ortaklı olarak Adana merkezli kurulan davacı şirketin, Adana'da bulunan fabrika ve idari merkezden ayrı olarak, 2003 yılından itibaren İstanbul Osmanbey'de de hizmet verdiğini, kurulduğu andan itibaren ... markası ile erkek giyimi üzerine üretim yapan davacı şirketin işbu markasını ilk olarak 2004 yılında tescil ettiğini, geçmişe dayalı marka kullanımına ilişkin belgelerin ayrıca sunulacağını, 2003 yılından itibaren İstanbut Osmanbey'de ... markası ile 28 ülkeye ihracat yaptığını, günde 2000 adet üretim ile geniş bir ticaret ağına sahip olduğunu ve bilinirliğini her geçen gün arttırdığını, davalı tarafından başvurusu yapılan ... ibareli markanın tescil kazanmasının davacının tescilden doğan haklarına zarar verdiğini, iltibas ve iktibas tehlikesi doğmasına sebebiyet verdiğini, davacının hem 25. sınıfta hem 35. sınıfta 3 adet markası için önceki tarihli tescillerinin mevcut olduğunu, aktif şekilde marka kullanımına devam ettiğini, davalının ise ayniyet derecesinde benzer marka ibaresi ile aynı sınıfta ve aynı sektörde, hatta Osmanbey semtinde ve aynı şekilde erkek giyim üzerine hizmet vermekte olduğunu, davacıya ait markanın bilinirliğinden faydalandığını ve her iki marka arasındaki iltibas ve iktibas tehlikesi oluşturduğunu, davalı tarafa ait olan ve davaya konu ... ibareli şekil markası incelendiğinde markaların benzer olduğunu, özellikle davacıya ait ... ile ...tescil numaralı şekil markalarındaki logoların neredeyse birebir aynı şekilde kompoze edildiğini, taraf markalarının 25. ve 35. sınıf yönünden aynı sınıfta hizmet verdiğinden bu hususun iltibas ve karıştırma tehlikesini arttırdığını, davacı markasında yer alan ... ibaresinin davalıya ait markanın esaslı ve baskın unsuru olan ... ibaresi ile hem görsel hem fonetik açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalıya ait markanın şekli açısından davacının markasının bir serisi algısı oluşturduğunu, davaya konu hükümsüzlüğü talep edilen ... ibareli markanın davacı markasının malları ile aynı pazarda satışının gerçekleştiğini, piyasada karışıklığa, idari ve ekonomik birliktelik algısına, aynı markanın farklı mallarına yönelik birliktelik algısına sebebiyet verdiğini, davalıya ait sonraki tarihli dava dışı ... başvuru numaralı ve 25 ile 35. sınıfta tescil başvurusu olan ...ibareli marka başvurusuna da davacı tarafından TPMK nezdinde itiraz edildiğini, davalının ... tescilli markasının yanında 3 sene sonra bu kez... ibareli marka tescil başvurusunda bulunmasının davacının tescilli ... markalarına yanaşma maksadını ortaya koyduğunu, bu eylemler davalının sahibi olduğu tescilli markalarını tescile uygun ve istikrarlı bir şekilde kullanmadığının ve kötü niyetli olduğunun da göstergesi olduğunu, davalının müvekkiline ait markanın şan ve güvenirliğine yönelik müşteri çevresinin algısından faydalanma çabasında ve kötü niyetli olduğunu, davalı tarafça ... markası ile sonraki ... ibareli benzer marka başvurularının tüketici nezdinde seri marka algısı oluşmasında pekiştirici etki yarattığını, SMK m.155 uyarınca bir marka itiraz süresinde hiçbir sorun ile karşılaşmamış ve sahibi tarafından iyi niyetle tescil edilmiş olsa da, markanın kullanımının daha eski tarihli bir markaya tecavüz yarattığı iddiası söz konusu olabilecek, markanın hükümsüzlüğü ya da iptali dahi söz konusu olmadan, kullanımların ihtiyati tedbir talebine ve tecavüz davalarına konu olabileceğini, davalının kullanımların tecavüz teşkil ettiği ifade edilerek; Hükümsüzlük talebi açısından dava konusu markanın 3. kişilere devrinin engellenmesine yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti talebi açısından davalı tarafça gerçekleştirilen kullanımların durdurulmasına ve önlenmesine yönelik tedbir kararı verilmesine, davalıya ait 25. ve 35. sınıflarda ... tescil numaralı ... ibareli markanın tümden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve davacıya ait tescilli markalara yönelik fiilin tecavüz olup olmadığının tespitine, muhtemel tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınmasına, masrafları davalıya ait olmak üzere ele geçirilen tabela ve sair ürünlerin imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kötüniyet iddiasını kanıtlamasının gerektiğini, davacının kötü niyet iddiasının gerçeği yansıtmadığını, koşulları oluşmayan kötü niyet iddiasının da reddinin gerektiğini, taraf markalarının benzer sınıflarda olsa da ayırt edici olduklarını, dava konusu edilen sınıflara ait tüm emtialarda davacı tarafından kullanılmadığını, bu suretle 25. ve 35. sınıflara ait tümden hükümsüzlük talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını, markalar arasında kavramsal, görsel ve işitsel benzerlik olmadığını, davacının mal ve hizmetleri ile davalının mal ve hizmetlerinin hitap ettikleri tüketici grubunun birbirinden farklı olduğunu, dolayısıyla markalar arasında sınıfsal benzerliğin olmadığını, davacı markası ile davalı markasının kavramsal, görsel, işitsel ve bütünsel olarak da birbirinden farklı olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, tedbir talepli tecavüz, haksız rekabet ve hükümsüzlük taleplerinin tümden reddinin gerektiğini ifade ederek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: \"... taraf markaları, emtia ve hizmetleri arasında SMK m.6/1 uyarınca karıştırılma ihtimalinin ortaya çıktığı, davalının 2017/69871 numaralı ''...'' markasının davacının öncelik hakkına sahip olduğu markalar ile örtüştüğü, 25. sınıftaki emtianın tamamında hükümsüz kılınması gerektiği, 35. sınıfta ise dava konusu markaların hedef tüketicileri nezdinde taraf emtiasının/hizmetlerinin ilişkilendirilmesi de dahil karıştırılması tehlikesi yarattığı mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüz kılınması gerektiği, davalının “...+Şekil\" markasına yönelik kullanımlarının SMK m.7 ve TTK 54 vd maddeleri uyarınca davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, marka hakkı ihlali iddiaları karşısında SMK m.155 uyarınca bir savunma gerekçesi olarak ileri sürmesinin mümkün olmadığı davalının kötü niyetli başvuruda bulunduğuna ilişkin kötü niyetin kabulünü gerektirir somut bir olgunun bulunmadığı anlaşılmakla hükümsüzlük davasının kısmen kabulüne, markaya tecavüz ve haksız rekabete yönelik davanın ise SMK 155 maddesi gözetilerek tümden kabulüne\"  şeklindeki gerekçe ile neticeten;\"1-Davacının hükümsüzlüğe yönelik açmış olduğu davanın KISMEN KABULÜ ile,Davalı adına tescilli ... nolu ''... + şekil'' ibareli markanın tescilli olduğu, 25. sınıftaki emtianın (koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç - dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler, ayak giysileri: Ayakkabılar, terlikler, sandaletler, baş giysileri: Şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.) tamamı yönünden, tescilli olduğu 35. Sınıfta yer alan ''Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuar organizasyon hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri, alıcılar ve satıcılar için online pazarlama yeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri ile dokunmuş - dokunmamış kumaşlar... Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış ''iç - dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler, ayak giysileri: Ayakkabılar, terlikler, sandaletler, baş giysileri: Şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler, danteller ve nakışlar (aplikeler), güpürler, fistolar, dar dokumalar, şeritler ve kurdeleler, ekstraforlar, fitiller, giysiler için yapılmış hazır harfler ve rakamlar, armalar, rütbe işaretleri, vatkalar, giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar, malların bir araya getirilmesi'' mal ve hizmetleri yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacının markaya tecavüz ve haksız rekabete yönelik açmış olduğu davanın KABULÜ ile, davalı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına, bu ibareyi içeren ve hükümsüzlüğüne karar verilen mal ve emtia sınıfları yönünden davalının her türlü markasal kullanımlarının önlenmesine, bu markayı taşıyan malların üretim ve satışının durdurulmasına, davalı uhdesinde olmak kaydı ile markasal ibarelerin sökülmesine, aksi takdirde ilgili ürünlere el konularak yeddiemine tevdine, karar kesinleştiğinde masrafları davalıya ait olmak üzere imhasına,3-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafları davalıya ait olmak üzere tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde bir defaya mahsus olmak üzere ilanına,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesin belirtilen itirazları ve sunulan emsal kararların bilirkişi tarafından incelenmediğini,  Müvekkilnin kötü niyetli olmayıp davacının bu hususu ispatlaması gerektiğini, bu yönde Yargıtay 11.HD 12.06.2013 TARİHLİ 2011/11371 E., 2013/12306 K. sayılı 2011/11371 E. – 2013/12306 K. Sayılı 12.06.2013 tarihli kararının dikkate alınması gerektiğini, ATAD 2013 tarihli ... – ... kararında önceki markayı bilmenin kötü niyetin varlığının kabulü için yeterli olmadığı ve bunun için tescil başvurusu anındaki bütün faktörlerin göz önüne alınarak değerlendirme yapılması gerektiği belirtildiğini, ...’ın 2009 tarihli ... ... kararında kötü niyetin tespitinde içinde bulunulan tüm faktörlerin dikkate alınacağı ve önceki markanın varlığı hakkında mevcut ya da muhtemel bilginin, başvurunun kötü niyetle yapıldığının tek başına göstergesinin olmadığı belirtildiğini, OHIM’in 2009 tarihli FUNKE kararında , “ kişinin aksi ispat edilene kadar iyi niyetle hareket etmiş olduğunun kabul edileceği ve fevkalade ciddi bir iddia olan kötü niyetin açık bir şekilde inandırıcı delillerle kanıtlanması gerektiği “ belirtildiğini, Avrupa Birliği Adalet Divanı kararlarında ve AB Marka Tüzüğü’nün 52/1-b maddesinde açıkça belirtildiği üzere tescilin kötü niyetli olup olmadığı , bu şekilde yapıldığı iddia edilen tescil başvurusunun yapıldığı tarih itibarıyla inceleneceğini, Tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının kötü niyet iddiasının gerçeği yansıtmadığı açıkça anlaşılmakta olup , koşulları oluşmayan kötü niyet iddiasının da reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Davacı \"...\" ve \"...\" ibareli markalarına dayanarak davalının ... nolu \" ... +şekil\" ibareli markasının hükümsüzlüğüne, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni ve refine karar verilmesini talep etmiştir.  İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta davalı vekili, mahkemenin kötüniyetli tescil iddiasını kabul etmesinin hatalı olduğunu istinaf istemi olarak ileri sürmüş ise de; mahkemenin gerekçeli kararında \" davalının kötü niyetli başvuruda bulunduğuna ilişkin kötü niyetin kabulünü gerektirir somut bir olgunun bulunmadığı\" gerekçesi ile hükümsüzlük davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince kötüniyet iddiası yerinde görülmeyerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği açık olup davalının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan incelemeye göre kararda usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0bca3d3e893b5420","SID":"8ca3ca7ab692c915"}}