{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/861 <br>KARAR NO: 2024/1750<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/01/2021<br>NUMARASI: 2018/34 Esas -  2021/42 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/11/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların işleteni sürücüsü ve ZMM sigortacısı bulunduğu ... plaka sayılı aracın sebebiyet verdiği 05/06/2018 günlü trafik kazasında, vekil edeni küçük ...'ın yaralanarak sakat kaldığını ve bakıma muhtaç hale geldiğini, eldeki dava açılmadan önce davalı ... şirketine 02/07/2018 tarihinde başvuruda bulunulmuş ise de herhangi bir sonuç alınamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) 1.000,00-TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 1.000,00-TL manevi tazminatın da davalı ... dışında kalan diğer davalılardan olay tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, 12/10/2020 işlem tarihli bedel arttırım dilekçesiyle de; maddi tazminata ilişkin istek miktarını (kalıcı iş göremezlik tazminatı bakımından 995.116,91-TL, bakıcı gideri zararı yönünden ise 959.868,94-TL olmak üzere) toplam 1.954.985,85-TL'ye, manevi tazminata ilişkin istek miktarını da 250.000,00-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Davalılar ise davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; \"...dava konusu olayın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmayışı, kaza sonrasında sürekli bakıma muhtaç olduğu, dosya kapsamında alınan bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli olduğu anlaşılan Adli Tıp kusur ve maluliyet raporu ve aktüer  raporuna itibar edilmesi gerektiği hususunda mahkememize tam kanaat geldiğinden, maddi tazminat istemi noktasında davalı ... şirketinin poliçe limiti olan 360.000.-TL olması gerektiği,  bu haliyle hüküm kurmaya elverişli nitelikte bilirkişi raporu ile davacı tarafından davalılar aleyhine açılan  maddi tazminat davası nedeniyle; 1.954.985.85 TL tazminatın ( davalı ... şirketinin poliçe limiti olan 360.000 TL 'nin 17/12/2018 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte sorumlu olmak kaydı ile ) davalılardan olay tarihi olan 05/06/2018 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ayrıca davacı  her ne kadar  dava dilekçesinde 1.000 TL 'lik manevi tazminat istemine  13/10/2020 tarihinde harçlandırılmış dava değerinin arttırılmasına ilişkin dilekçesi ile 250.000  TL  olarak arttırdığını bildirmiş ise de manevi tazminat istemine yönelik talep arttırım söz konusu olamayacağından dava değeri talep miktarı dikkate alınarak ve manevi tazminat  şartlarının oluştuğu kabul edilerek  fazlaya ilişkin istemin reddine şeklinde karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından davalılar, ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davası nedeniyle; yukarıdaki açıklamalara göre manevi tazminatın bölünmezliği ve tekliği ilkesine uygun olarak 1.000.-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05/06/2018 tarihinden itibaren yürütülecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş...\" şeklindeki gerekçeyle; -Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan  maddi tazminat davası nedeniyle; -1.954.985.85 TL tazminatın ( davalı ... şirketinin poliçe limiti olan 360.000 TL 'nin 17/12/2018 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte sorumlu olmak kaydı ile ) davalılardan olay tarihi olan 05/06/2018 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, -Davacı tarafından davalılar , ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davası nedeniyle; -1.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05/06/2018 tarihinden itibaren yürütülecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, -Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; görülmekte olan davada, hem tedavi gideri kapsamındaki bakıcı gideri zararı hem de kalıcı iş göremezlik zararı talep edildiği ve bu zarar kalemlerinin giderilmesinden davalı ... sorumlu olduğu halde davalı ... şirketinin poliçe limitinin sadece 360.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla sorumluluğu yoluna gidilmesinin hatalı olduğu, ayrıca manevi tazminat taleplerinin arttırılamayacağına ilişkin hatalı gerekçeyle sadece 1.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesinin de isabetsiz bulunduğu, bu uygulamanın doktrin ve Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına da aykırı olduğu hususlarına ilişkin olup; müteakip sunulan 11/03/2021 günlü dilekçe ile de; kabule göre manevi tazminatın reddedilen kısmı nedeniyle vekil edeni aleyhine ret vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının doğru bulunmadığı, bu hususun önceki istinaf dilekçesinde dile getirilmemesinin sehven unutulduğunu beyanla, bu yöndeki hatalı uygulamanın da düzeltilmesi gerektiğini bildirmiştir. Davalı ... vekilinin istinaf nedenleri ise; poliçe limitiyle sorumlu olan müvekkili sigorta şirketi tarafından yargılama sırasında poliçe limiti ve ferileri davacı tarafa ödenmiş olduğundan, vekil edeni şirket hakkında açılan davanın konusuz kaldığı gözetilerek, sigortacı hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken bu hususun atlanması neticesinde yazılı biçimde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu suretle de konusuz kalan bir davada vekil edeni şirket aleyhine maktu karar ve ilam harcı yükletilmesinin doğru bulunmadığı,  aynı şekilde aleyhe nispi vekalet ücretine takdir edilmesinin de isabetsiz olduğu ve ödeme ile temerrüt hali sona ermiş olduğundan, ödeme sonrası dönem için faiz uygulanmasının da hatalı bulunduğu, kabule göre de şartları oluşmadan avans faizine hükmedilmesinde isabet olmadığı gibi davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun bir başvuru bulunmadığının karar yerinde gözetilmediği, keza hatır ve müterafik kusur indirimi yapılmaksızın karar verilmiş olmasının da isabetsiz bulunduğu, kaldı ki geçici iş göremezlik ile bakıcı gideri gibi zararlardan müvekkili şirketin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğinin de dikkate alınmadığı, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin olup; maddi tazminata ilişkin talebin bir kısmı kalıcı iş göremezlik zararına, bir kısmı da bakıcı gideri zararına yöneliktir. 1-Davalılardan ...'ın sürücüsü bulunduğu ... plaka sayılı kamyonetin, Ahlat yönünden gelip Tatvan yönüne sevki sırasında yoldan çıkarın orta refüjdeki aydınlatma direğine çarpması müteakip takla atması neticesinde meydana gelen 05/06/2018 günlü trafik kazasında söz konusu aracın kasasında yolculuk etmekte bulunan davacı küçük ...'ın ağır bir biçimde yaralanarak %87 oranında sakat kaldığının ve bu durumunun bir başkasının sürekli bakımına muhtaç olmasını gerektirir niteliğe sahip olduğunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümleri uyarınca ve kişinin bizzat muayenesi yapılmak suretiyle Dicle Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Başkanlığı'nca düzenlendiği anlaşılan 14/09/2019 günlü raporla belirlendiği, kazanın da ailesi ile birlikte tarım işçisi olarak çalışan kazazedenin araç sürücüsünün tarlalarında çalıştırılmak amacıyla yapılan taşıma esnasında meydana geldiği, yani hatır taşıması niteliğinde bir taşımanın mevcut bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bundan ayrı, davalı ... tarafından ZMM sigorta poliçesi limiti olan 360.000,00-TL ile ferilerini kapsayan ödemenin davacı tarafa gönderildiği halde bu ödemenin haksız bir biçimde iade edildiğine dayanılarak İstanbul Anadolu 7. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde tevdi mahalli belirlenmesi istemiyle 29/09/2020 tarihinde dava açıldığı, İstanbul Anadolu 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/88 D.İş esasına kayıtlanan iş bu dava neticesinde verilen 31/03/2021 gün ve 2020/88 sayılı kararla talebin reddedildiği, bu karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizce verilen 28/01/2021 gün  ve 2020/2029 esas - 2021/120 karar sayılı ilamla; ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/6 hükmü kapsamında kaldırıldığı, bu kaldırma kararından sonra 2021/21 D.İŞ sayılı dosyanın yargılaması neticesinde talebin yeniden reddine karar verildiği ve bu karara karşı da istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 08/07/2021 gün ve 2021/1082 esas - 2021/1133 karar sayılı ilamla; davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine hükmedildiği dosya kapsamından ve UYAP sorgusundan tespit edilmiş olup, dolayısıyla görülmekte olan dava sonuçlanmadan gerçekleşen ve davacı tarafça kabul edilen rızai bir ödeme olmadığı sabittir. Kaldı ki, yargılama sırasında zarar sorumlularından biri tarafından yapılmış herhangi bir ödeme varsa, bu ödemenin nihai kararın infazı aşamasında dikkate alınacağı konusunda duraksamamak gerekir. Tüm bunlardan ayrı, her ne kadar davalı ... tarafından yargılama sırasında davacı kazazedenin müterafik kusur durumunun gözetilmesi gerektiğini ileri sürmüş ve mahkemece bu konuda karar yerinde herhangi bir değerlendirme yapılmamış ise de; az yukarıda da açıklandığı üzere araç sürücüsünün işini görmek üzere yapılan bir taşıma sırasında, aracın kasa haline getirilen arka kısmında taşınmaya zorlanan küçüğün müterafik kusurlu olduğundan söz etmek de olanaklı değildir. Keza, kazaya sebebiyet veren aracın niteliğiyle kazanın da gelir getirici bir işte kullanılması sırasında meydana geldiği gözetildiğinde, mahkemece talep gibi avans faizine hükmedilmiş olmasında da bir yanılgı mevcut değildir. Hal böyle olunca; ilk derece mahkemesince belirlenen maddi tazminatlardan, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi adı altında herhangi  bir indirim cihetine  gidilmeksizin karar verilmiş olmasında ve yapıldığı ileri sürülen ödemenin de esesen rızai bir ödeme olmaması nedeniyle karar yerinde bu hususun dikkate alınmamış bulunmasında ve dahi avans faizine hükmedilmiş olmasında  somut olayın özelliklerine göre usul ve yasaya aykırı bir yön tespit edilemediğinden, davalı ... vekilinin açıklanan hususları amaçlayan istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 2-Davacı vekilinin, manevi tazminata ilişkin hüküm bölümüne yönelik istinaf itirazlarına gelince; a-Dosyadaki bilgi ve belgelere, kararın dayanağını oluşturan usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi gereğince, kaza neticesinde uğranılan bedensel zarardan duyulan acının karşılığı olan bir miktar belirlendikten sonra, müteakip doktor raporuyla belirlenecek duruma göre bu acının artış gösterdiğinden de söz edilemeyecek olması nedeniyle, mahkemece davacının dava dilekçesindeki talep ettiği manevi tazminata hükmolunmuş olmasında herhangi bir hatalı uygulama bulunmadığından, davacı vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. b-Ne var ki manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi gereğince, 1.000,00-TL manevi tazminata hükmolunduğuna göre davacı vekilinin bedel arttırım dilekçesi ile davalılardan daha yüksek miktarda manevi tazminat talep etmiş olması, manevi tazminatın bir kısmının reddedildiği anlamına gelmemelidir. Bu durumda esasen mahkemece, talep ile bağlı kalınarak karar verildiğine göre; esasen reddedilen bir manevi tazminat miktarı bulunmadığından, davalı taraf yararına ret vekalet ücretine hükmolunmuş olması isabetsiz olmuştur. 3-Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf itirazları ile davalı vekilinin bakıcı gideri zararından vekil edeni sigorta şirketinin maddi tazminata ilişkin sair  istinaf itirazları birlikte değerlendirildiğinde; a-Kazazedenin geçirmiş olduğu kaza neticesinde %87 oranında malul kaldığı ve bir başkasının bakımına muhtaç hale geldiği dosya kapsamıyla  sabittir. Bu durumda, kazazedenin uğradığı sürekli bakıcı gideri zararının giderilmesinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan ZMMS Genel Şartları uyarınca poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla davalı ... şirketinin sorumlu olduğu konusunda herhangi bir duraksama bulunmamaktadır. Kaza tarihi itibariyle ZMM sigortası limitinin bedeni zararlarda (-sakatlanma) kişi başı 360.000,00-TL, yine tedavi giderleri (-sağlık gideri) bakımından da yine kişi başı 360.000,00-TL olduğu, bu iki limitin birbirinden bağımsız bulunduğu ve kazada yaralanan davacı küçüğün maluliyetin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararının sakatlık tazminatı klozundan, bakıcı gideri, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararlarını ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere talep edebileceği belirgindir.(-Bkn.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 27/11/2023 gün 2023/7286 esas - 2023/12644 karar sayılı içtihadı) Bu durumda, davalı ... vekilinin konuya ilişkin istinaf itirazları yerinde olmadığından reddine karar verilmesi  gerekmiştir. b-Ne var ki; az yukarıda açıklandığı üzere, davalı ... talep konusu olan ve hüküm altına alınan  bakıcı gideri zararından ve sakatlık tazminatından ayrı ayrı 360.000,00-TL (-toplam 720.000,00-TL)  poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla sorumlu olduğu halde, hatalı değerlendirme neticesinde ilk derece mahkemesince, davalı ... sorumluluğunun sadece 360.000,00-TL ile sınırlandırılmış olması doğru olmamıştır. Ancak; vekalet ücreti ile poliçe limiti bakımından davacı taraf aleyhine gerçekleşen hatalı uygulamaların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun açıklanan hususlara münhasır kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvurulmayan hususlar ile reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar ve harcın da kama düzeninden olduğu gözetilerek; yanılgılı olduğu sonucuna varılan hususların davacı taraf yararına düzeltilmesi suretiyle yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/01/2021 tarih ve 2018/34 Esas 2021/42 Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda  (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise yukarıda belirtilen sebeplerle KISMEN KABULÜNE ve KISMEN REDDİNE a-)İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine, b-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ... şirketinden alınması  gereken 24.591,60-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 6.147,90-TL harcın düşümü ile kalan 18.443,70-TL bakiye eksik harcın  davalı ...'den alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, c-)İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, d-)İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca,  istinaf aşamasında yapılan diğer  yargılama giderlerinin ise takdiren yapan taraf üzerinde bırakılmasına, 2-)İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/01/2021 tarih ve 2018/34 Esas - 2021/42 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, a-)Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan  maddi tazminat davası nedeniyle; -1.954.985,85-TL tazminatın (- davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe limiti olan toplam 720.000-TL ile sınırlı olmak kaydıyla ) davalı ... bakımından 17/12/2018 tarihinden,  diğer davalılar bakımından ise  olay tarihi olan 05/06/2018 tarihinden işletilecek  avans faizi ile birlikte  davalılardan  müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b-)Davacı tarafından davalılar, ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulü ile; -1.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05/06/2018 tarihinden itibaren yürütülecek ticari avans faizi ile birlikte adı geçen bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, c-)Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 133.613,33-TL karar ve  harcından, davacı tarafça davanın başında yatırıldığı anlaşılan 35,90-TL  peşin harç ile 7.524,30-TL tamamlama harcı toplamı olan  7.560,20-TL 'nin düşümü ile kalan  126.053,13-TL bakiye harcın (-davalı ... şirketinin sorumluluğu 46.387,55-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak  Hazine'ye gelir kaydedilmesine (-ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmış ve harç tahsil edilmiş ise mükerrer ödemeye neden olunmaması için yapılan ödemenin dikkate alınması suretiyle) ç-)Davacının yaptığı 274,45-TL posta masrafı, 600,00-TL bilirkişi ücreti,  35,90-TL  başvurma harcı , 5,20-TL  vekalet harcı, 7.524,30-TL peşin harç  olmak üzere  toplam 8.439,85-TL  yargılama giderinin   (-davalı ... şirketinin sorumluluğu 3.105,86-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, d-)Davacı yargılama sırasında vekille temsil edildiğinden, lehine hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen 275.484,44-TL nispi vekalet ücretinin (-davalı ... şirketinin sorumluluğu 112.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan  tahsili ile davacıya verilmesine, e-)Davacı yargılama sırasında vekille temsil edildiğinden, lehine hüküm altına alınan manevi  tazminat miktarı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen  1.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar, ... ve ...' den  tahsili ile davacıya verilmesine, 3-)Kullanılmayan gider avanslarından arta kalanın, karar kesinleştiğinde ilgilisine  iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361. madde hükmü  uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde  temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"96ab1987e23b405b","SID":"6234a06a9259090d"}}