{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/1307 - Karar No:2024/897<br>                       <br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1307 <br>KARAR NO\t: 2024/897<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 18/07/2022<br>NUMARASI\t: 2021/435 E-2022/510 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 06.11.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06.11.2024<br>\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali  istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde  davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili: Müvekkilinin \"Çöp Şutu Sistemi Kontrol Panosu ve Yardımcı Kartların Tasarımı\" üretimini ve ar-gesini de gerçekleştiren bir şirket olduğunu,  taraflar arasında farklı tarihlerde yazılı ve şifahi yapılan anlaşmalar neticesinde davalı tarafından söz konusu ürünlerle ilgili siparişlerin iletildiğini, davalı tarafından verilen siparişler ve ürün talepleri birden fazla olduğu için davalı ile açık hesap şeklinde çalışıldığını, müvekkilinin üretimini ve satımını yaptığı belirtilen ürünlere ilişkin olarak 31.03.2020 tarihli 169.925,90 TL., 06.08.2020 tarihli 191.797,20 TL.ve 12.08.2020 tarih ve 117.174,00 TL. bedelli üç adet fatura düzenlediğini, davalı tarafından farklı tarihlerde bazı ödemelerin gerçekleştirildiğini, son faturaya ilişkin olarak ödemesi yapılmayan miktar üzerinden davalı aleyine Ankara 22.İcra Müdürlüğünün  2021/4641 sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız şekilde takibe itiraz ettiğini, itiraz neticesinde başvurulan arabululuculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını belirterek, davanın kabulü ile davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına, en az  %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili: Dava dilekçesinin icra takibinde vekil olarak yer alan kendisine tebliği gerekirken müvekkiline yapılan tebliğin usulsüz olduğunu, müvekkilinin ikametgah adresi Maltepe/İstanbul olduğundan bu yer icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, dolayısıyla mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini ve yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu,  taraflar arasındaki sözleşme doğrultusunda, Çöp Şutu ve Geri Dönüşüm otomasyon sistemleri alımı yapıldığını, alınan bu sistemin müvekkili tarafından dava dışı ...…Ltd.Şti’nin Irak ülkesindeki projesine satıldığını, müvekkili tarafından montajların yapıldığını ancak otomasyon sisteminin devreye alınamadığını, davacı ile bir çok kez yapılan görüşme ve yazışmalara rağmen, davacı tarafça teknik destek sağlanmadığını, nihai olarak davacıya 11.03.2021 tarihinde, Erzurum 2. Noterliğinin 02935 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilerek teknik destek talep edildiğini, şayet montaj yapılan ülkeye gidilmesi gerekiyor ise tüm ulaşım ve konaklama masraflarının kendilerince karşılanacağını ve makul bir süre içerisinde Irak ülkesine personel gönderileceği hususunun yazılı olarak bildirilmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, buna rağmen teknik destek sağlanmadığı gibi, müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, son faturaya ilişkin ödeme yapılmadığına ilişkin iddianın yerinde olmadığını, sözleşmenin 7. maddesinde \"Sözleşme imzalanması, belirtilen şartlarda ödeme yapılmasından itibaren 4 hafta içerisinde protip ürün çalışır halde teslim edilecektir. Seri üretimde ürün ödeme şartları yerine getirildiğinden itibaren 4 ile 6 hafta içerisinde teslimata hazır hale getirilecektir.\" hükmünün yer aldığını, bu kapsamda müvekkili şirketin ödeme şartlarını yerine getirmiş olmasına rağmen davacı tarafın ilgili ürünleri çalışır hale getirmediğini, davacının  takipte kötü niyetli olduğunu, davacının temerrüdü nedeniyle müvekkili firmanın otomasyon sistemlerinin satışının yapıldığı firmadan alacağını tahsil edemediği gibi, sözleşme sorumlulukları kapsamında alıcı firmaya tazminat ödeme riski ile karşı karşıya bulunduğunu belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİlk Derece Mahkemesince: Davanın ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın, taraflar arasında yapılan yazılı ve sözlü anlaşmalar gereğince \"Çöp Şutu sistemi Kontrol Panosu ve Yardımcı Kartları Tasarımı\" işinden kaynaklı 3 adet fatura dayanak gösterilerek davacının yaptığı Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2021/4641  yaptığı icra takibine davalının itirazının yerinde olup olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeler gereği üzerine düşen edimlerin yerine getirilip getirilmediği, davacının takip tarihi itibariyle alacaklı olup olmadığı hususunda toplandığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sureti ile  öncelikle davalının ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemesine talimat yazılmak sureti ile mali müşavir bilirkişi tarafından inceleme yapılarak rapor düzenlenilmesine karar verildiği, talimat mahkemesince alınan raporda davacının davalıdan 18/04/2022 tarihi itibari ile 65.913,73 TL talep edebileceğinin tespit edildiği,  davacı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ve ihtilaf konusu hususlarda inceleme yapılmak üzere mali müşavir, makine mühendisi ve nitelikli hesap uzmanı tarafından mahkemeye 01/06/2022 tarihli bilirkişi raporunun sunulduğu,  bilirkişi heyetince sunulan usul ve yasaya uygun bilirkişi raporunun mahkemece hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edildiğini, mahkemece  yapılan yargılama, toplanan deliler, hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edilen bilirkişi heyet raporu ile birlikte yapılan inceleme sonucunda, taraflar arasındaki sözleşme içeriğinde davacının yükümlülüğünün ürünün üretilmesi ve son bağlantıya hazır halde davalının belirlediği adrese sevk işlemini gerçekleştirmek olduğu  montaj yükümlülüğünün  ise sadece  prototip ürüne ilişkin olduğu, montaj ve teknik desteğe ilişkin sözleşmede bir düzenlemenin bulunmadığı, davacı tarafından ürünün sahada montajının yapıldığı ve teslim edildiği sözleşme hükümlerine göre  üzerine düşen edimlerini yerine getirdiği anlaşılmakla, davacı tarafından söz konusu hizmet/mal bedeline ilişkin davalı şirketten 51.220,20 TL alacaklı olduğu, icra takibine konu faturadan kaynaklı bedelin talep edilebileceği, alacağın likit alacak olması nedeni ile davacı lehine icra inkar tazminatına  karar verildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile Ankara 22.İcra Müdürlüğünün 2021/4641 sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin aynı miktar ve şartlarda devamına, İİK. 67. maddesi gereğince 10.244,04 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2021/4641  sayılı takip dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, ilgili icra dosyasına vekaletname sunularak süresi içinde borca itiraz edildiğini, vekil vasıtasıyla takibi yapılan işlerde tebligatın vekile yapılmasının Tebligat Kanunu 11. ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliği 18. ile Avukatlık Kanunu 41. maddesinde düzenlendiğini, ancak davacı tarafından açılan iş bu itirazın iptali davasında dava dilekçesinin vekile değil, müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, yapılan tebligatın usulsüz olup taraf teşkili sağlandığından bahsedilemeyeceğini, yine davacı tarafından bahse konu takibin İstanbul'da yapılması gerekirken Ankara'da yapılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin ödeme emrinde de belirtildiği üzere ikametgah adresinin Maltepe/İstanbul'da olduğunu, TMK gereğince ikametgah sayılan yerdeki icra dairelerinin görevli ve yetkili olduğunu, dolayısıyla işbu uyuşmazlıkta Ankara Mahkemesinin yetkisiz olduğuna dair itirazı tekrar ettiklerini,  esas bakımından ise taraflar arasında yapılan sözleşmenin 7. maddesi kapsamında müvekkili şirketin ödeme şartlarını yerine getirmiş olmasına rağmen davacının ilgili ürünleri çalışır hale getirmediğini,  gerek sözleşme hükümleri gerekse Türk Borçlar Kanunun karşılıklı borç yükleyen sözleşmeler için öngörülen hükümleri uyarınca davacının temerrüde düşmesine rağmen müvekkili şirketten kalan edimlerin yerine getirilmesinin istenmesinin kötüniyetin göstergesi olduğunu, bu bakımdan sözleşmeden doğan borçları yerine getirmeyen davacının davada haklı bulunmasının yerinde olmadığını, bununla birlikte davacının temerrütü nedeniyle; otomasyon sistemlerinin satışının yapıldığı firmadan müvekkilinin alacağını tahsil edemediği gibi, sözleşme sorumlulukları kapsamında alıcı firmaya, tazminat ödemek riski ile de karşı karşıya olduğunu,  kaldı ki mevcut durum itibariyle satılan ürünün TBK ve TTK kapsamında ayıplı ürün durumunda olup, müvekkilinin tüm uğraşlarına rağmen çalışmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun da hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporunda davanın esasına ilişkin uyuşmazlık hakkında hukuki değerlendirme yapılması kanuna aykırı olup iş bu rapora dayanarak hüküm kurulmasının da yerinde olmadığını, yine bilirkişi raporunda dosya arasında bulunmayan, taraflarca sunulmamış olgular üzerinden değerlendirme yapıldığını, raporda dosya arasında dahi yer almayan Youtube isimli sosyal mecrada yayınlanan bir reklam videosuna yer verilerek davalı müvekkili şirketin 25 Ağustos 2017 tarihinde çöp sutu sistemi konusunda hizmet verdiğinden bahisle tamamen şahsi görüşe dayalı tespit yapıldığını, bilirkişinin davada delil toplayarak tarafların haklılığına karar verme yetkisinin bulunmadığını,  tayin edilen bilirkişinin hesap alanında uzman mali müşavir olduğunu, çöp şutu sistemlerinin çalışma yönergelerinin anlaşılır olup olmadığı hususunda bilgisine başvurulmamışken bu hususta herhangi bir uzmanlığı da bulunmamasına rağmen raporda bizzat şahsi kanaatine yer vermesinin kabul edilemez olduğunu belirterek, kararın eksik ve hatalı incelemeye dayandığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, itirazın iptali istemine ilişkin  olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDavada, taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı ve fatura alacağından bakiye miktarın tahsili için davalı aleyhine yapılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı, icra inkar tazminatı istenilmiş olup, yerleşik Yargıtay  İçtihatlarında da kabul edildiği üzere açılacak itirazın iptali davasında dava dilekçesi tebliğinin borçlu şirkete yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamış ise de;\t itirazın iptali davasının  görülebilmesi usulüne uygun biçimde yapılmış, geçerli bir icra  takibinin varlığına bağlıdır. Ortada usulüne uygun yapılmış geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda itirazın iptali davasının  görülmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmişse itiraz öncelikle incelenmelidir. Bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir  icra takibinin  bulunduğundan sözedilemez. Aksinin kabulü halinde  mahkemece İİK'nun 4.maddesine aykırı olarak yargı çevresinde bulunmayan icra dairesi ile ilgili bir karar verilmiş olur ki bunun kabul edilmesi mümkün değildir (Yargıtay HGK. 20.03.2002 tarih 2002/13-241E.2002/208K.,  28.03.2001 tarih 2001/19-267 E,2001/311 K.).<br>\t Dava konusu somut olayda; davalı borçlu tarafından Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2021/4641  sayılı takip dosyasında  borca itirazın yanında icra dairesinin yetkisine de itirazda bulunulmuş olmakla; öncelikle  icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekirken bu konuda  hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru olmamıştır.<br>\tAçıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\t HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulüne,<br>\t2-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.07.2022 gün ve 2021/435 Esas 2022/510  Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına,<br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece  mahkemesine  gönderilmesine,<br>\t4-Davalı tarafça yatırılan 875,00 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t5-Davalı tarafça ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>      \t  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince  KESİN olarak 06.11.2024  tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t <br><br>         Başkan                Üye    Üye                Katip<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d8c147857a10418","SID":"f0eefd58ec551513"}}