{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/36 <br>KARAR NO\t: 2024/32<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 05/09/2024 (İstinaf Başvurusu Değerlendirme Kararı)<br>NUMARASI\t: <br>DAVACI \t: <br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALI \t: <br>DAVANIN KONUSU            : Rücuen Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 21/02/2024<br><br>KARAR TARİHİ\t: 20/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/11/2024<br><br>\t6100 sayılı HMK'nin 352. maddesi gereğince istinaf incelemesine konu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Dava; hizmet ilişkisi nedeni ile rücuen tazminat alacağı istemine ilişkindir.<br>Davacı ıslah ile dava değerini 26.429,34-TL olarak açık ve net bir şekilde belirlemiştir. <br> Mahkemece kısmen kabul - kısmen redde \"...Davacının dava dışı işçilere ödenen bedeller nedeniyle toplam 26.429,34-TL rücu alacağının,  bu alacağın 600,00-TL'si yönünden 25.07.2017 tarihinden,  25.229,34-TL'lik kısmı yönünden 29.05.2024 ıslah tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun 2/2. maddeye göre avans faizi oranında işleyecek faiziyle birlikte davalı .....’den  tahsil edilerek davacıya verilmesine, Davanın çeşidi gereğince ıslah edilen kısım yönünden ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilmesi isteminin reddine...\" karar verilmiştir. Karara karşı davacı yanca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>HMK'nin \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341.maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar ve değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 24/11/2016 tarihli 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 41. maddesi ile de, maddede yer alan \"bin beşyüz\" ibaresi, \"üçbin\" şeklinde değiştirilmek suretiyle, söz konusu kesinlik sınırı üçbin Türk Lirasına çıkarılmış ve her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir. <br>Öte yandan, 6763 sayılı Kanun'un 44. maddesi ile HMK'na eklenen Ek madde 1/2 gereğince, HMK'nin 341. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında, hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı öngörülmüş olduğundan, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile yapılan parasal sınırlar, ancak söz konusu Kanun'un yürürlüğe girdiği 02/12/2016 tarihi ve sonrasında (2017 takvim yılı başına kadar) verilen ilk derece mahkemesine ait kararlar yönünden esas alınabilecektir. <br>Buna göre, Asliye Ticaret Mahkemeleri yönünden kesinlik sınırı, ilk derece mahkemesine ait karar tarihi, 02/12/2016 tarihinden önce ise 1.500,00-TL, 02/12/2016 tarihi ve sonrasında ise (2017 takvim yılı başına kadar) 3.000,00-TL; 01/01/2017 ve sonrasında ise (2018 takvim yılı başına kadar)  3.110,00-TL; 01/01/2018 ve sonrasında ise (2019 takvim yılı başına kadar) 3.560,00-TL; 01/01/2019 ve sonrasında ise (2020 takvim yılı başına kadar) 4.400,00-TL; 01/01/2020 ve sonrasında ise (2021 takvim yılı başına kadar) 5.390,00-TL; 01/01/2021 ve sonrasında ise (2022 takvim yılı başına kadar) 5.880,00-TL; 01/01/2022 ve sonrası ise (2023 takvim yılı başına kadar) 8.000,00-TL,  01/01/2023 ve sonrası ise (2024 takvim yılı başına kadar) 17.830-TL;  01/01/2024 ve sonrası ise (2025 takvim yılı başına kadar) 28.250-TL olarak uygulanacaktır.<br>Davacı istinafını kamu düzeni kavramına dayandırmakla kamu düzeni kavramının açıklanıp tartışılması gerekmektedir. Toplumun çıkarlarını koruyan hükümlerle ortaya çıkan hukuk düzeninin bütünü kamu düzeni olarak ifade edilebilir. Kamu düzeni, bilimsel içtihatlarda genel olarak \"Bir toplumun, belirli bir zaman dilimi içerisinde, siyasi, sosyal, ekonomik, ahlaki ve hukuki açılardan temel yapısını belirleyen ve temel çıkarlarını koruyan kurum ve kurallar bütünüdür.\" şeklinde tanımlanmaktadır. (Süha Tanrıver, Yabancı Hakem Kararlarının Türkiye'de Tenfizinde Kamu Düzeninin Rolü, Ankara - 1988.) Kamu düzeninden; korunma ve uygulamasında, toplumun büyük yararı bulunduğu kabul edilen özel hukuk kuralları anlaşılmak gerekir (Andreas von Tuhr, Borçlar Hukukunun Umumi Kısmı, Çev. Cevat Edege, Ankara, 1983, Yargıtay Yayını No: 15, sh. 258). Kamu düzeni, kamu menfaati düşüncesi ile konulmuş özel hukuk düzenidir. Aynı zamanda sözleşme serbestisinin sınırını tayin ederken, bu kavrama başvurulabilir (Becker H., Borçlar Kanunu, Çev. Bülent Olcay, Ankara, 1967, sh. 97). Kamu düzeninin yazılı metinler ve mahkeme içtihatları gibi başlıca iki kaynağı olmakla beraber, Schwarz`in da belirttiği üzere \"Kamu düzeni, takdiri bir kavramdır. Bunu kesin olarak sınırlamaya olanak yoktur\" (Schwarz, Andreas, B: Borçlar Hukuku Dersleri; Çev. Bülent Davran, İstanbul 1948, sh. 343 ). Gerçekten de ünlü Fransız Hukukçusu Niyabet`in de açıkladığı gibi kamu düzeni kavramı ifade edilebilmekten çok, duyulabilen, sezinlenebilen şeylerdir. İsviçre Federal Mahkemesi kamu düzeni kavramını; “Bir kuralın kamu düzenine ilişkin sayılması için bu kurala aykırılığın, ülkenin hukuk düzeninin temel ilkelerinden birisiyle çatışması, ya da ülkenin genel hukuk duygusunu ağır şekilde zedelemesi zorunludur (Kaneti Selim, İsviçre Federal Mahkemesi'nin Borçlar Hukuku Kararları, Ankara, 1968, sh. 22)”şeklinde ifade etmiştir. Kamu düzeni kavramı yargısal içtihatlara da konu olmuş bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi 28.01.1964 gün ve 63/128 E., 64/8 K. sayılı kararında kamu düzeni deyiminin; toplumun huzur ve sükûnunun sağlanmasını, devletin ve devlet teşkilatının muhafazasını hedef tutan her şeyi ifade ettiği, bir başka deyişle toplumun her sahadaki düzeninin temelini teşkil eden bütün kuralları kapsadığı sonucuna varmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.12.1990 gün ve 1990/3-527, 1990/627 sayılı kararında bir kuralın kamu düzeni ile ilgisinin ülkenin sosyal, ekonomik, ekinsel (kültürel) ve tarihsel gerçeklerine göre belirlenmesi gerektiği; sözü edilen gerçeklerin, kuralın vazgeçilmezliğini, toplumsal yararını ortaya koyması durumunda kuralın kamu düzeni ile ilgisinin mevcut olduğu ifade edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.11.1973 gün ve 609/959 sayılı kararında ise “kamu düzeni kavramı, benzer yönler olmakla beraber her ülkenin, o ülkenin kendisine özgü tarihsel, sosyal, ekonomik ve diğer koşulların oluşturduğu özel bir anlam taşır” hükmüne yer verilmiştir. Kamu düzeni, öğretide kamu yararı düşüncesi ile konulmuş özel hukuk düzeni olarak kabul edilmektedir. Kamu düzeni, toplum içinde yaşayan fertlerin kamu yararına olarak uymak zorunda oldukları kuralların bütün olup, bu kuralların borç ilişkisi bakımından özelliği, kişisel iradeleri sınırlandırmış bulunmasında gözükmektedir ( Esener Turhan, Borçlar Hukuku, 1, Ank. 1969, sh. 203). Bir başka deyişle; genellikle devletin yararına konulmuş bulunmaları nedeniyle bu kurallar tarafların iradelerine karşı korunmaktadır. Yukarıdaki görüşler birleştirilip incelendiğinde şu sonuca varılabilir: Bir kuralın kamu düzeni ile ilgisi, ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihsel gerçeklerine göre belirlenmelidir. Diğer bir deyimle, sözü edilen gerçekler kuralın vazgeçilmezliğini; toplumsal yararını ve hukuk düzeninin korunmasına yönelik amacını ortaya koyuyorsa, kuralın kamu düzeni ile ilgisi kabul edilmelidir. Bilimsel içtihatlarda kamu düzeninin zamana ve mekana göre değişiklik gösterdiği kabul edilmekte devletlerin vazgeçemeyeceği temel ilkelerde kamu düzenine ilişkin olarak değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Özel hukukta kamu nitelikli kurallar genellikle aile, miras ve eşya hukukunda yer almakta ayrıca, Gümrük Kanunları, Vergiye İlişkin Mevzuat, Nesebe İlişkin Mevzuat vb. Türk Hukuku açısından kamu düzeninden sayıldığından devletin müdahalesine açık olarak değerlendirilmektedir. <br>Davacının ileri sürdüğü istinaf nedeni hükümde belirlenen faiz başlangıcı tarihine yer verilmemesi nedeni ile infazda tereddütün hasıl olacağı ve bu durumun kamu düzeninden olduğu iddiası olmakla, bu hususta miktar itibarı ile kesin karara karşı istinaf yoluna başvurulduğundan talep HMK m.305/A kapsamında ve/veya kanun yararına bozma vb. kanun yollarına başvuru kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunan bir talep olduğundan içeriğin değerlendirilmesi mümkün değildir. Talep içeriği kesin kararın taraflarca ileri sürülen istinaf sebeplerinin hukuken denetlenmesi kapsamında kalmaktadır. Kamu düzeninden istinafta dikkat edilmesi gereken bir durum kararın kesin olup olmadığı hususu olup bu durum hem ilk derece Mahkemesi tarafından hem de Dairemizce re'sen dikkate alınmıştır. <br>Eldeki davada, davacının rücuen tazminat talebine konu ettiği dava değeri 26.429,34-TL olup, bu hâliyle davacının istinafına konu uyuşmazlık miktarı inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının verildiği 14.06.2024 tarihi itibarıyla ve de istinaf dilekçesinin kesinlik nedeniyle reddine karar verildiği 05.09.2024 tarihi itibarı ile geçerli istinaf kesinlik sınırının (28.250-TL) altında kaldığından, HMK'nin 341/2. maddesi gereğince davacı yanın istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle, aynı Kanunun 352/1-b. maddesi gereğince istinaf dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar verilmesi gerektiği sonuca varılmıştır.<br>Bu itibarla, davacı yanın istinaf başvurusunun HMK'nin 341. ve 352. maddeleri uyarınca usûlden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-)Davacının, miktar itibarıyla kesin nitelikte olan inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 341/2 ve 352/1-b maddeleri gereğince  USULDEN REDDİNE,<br>2-)İstinaf eden tarafça peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek hâlinde yatırana iadesine,<br>3-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden üzerinde bırakılmasına,<br>4-)Kararın, 6100 sayılı HMK'nin 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>5-)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-)İstinaf edenin istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nin 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2024<br><br><br><br>Başkan<br>e-imzalıdır<br><br><br><br>Üye<br>e-imzalıdır<br> <br><br>Üye<br>e-imzalıdır<br> <br>Katip<br>e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ecf4d7ed5c560cf","SID":"2aafc5ff4df4bd4d"}}